2675_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لِقُتَيْبَةَ - قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي وَأَنَا مَعَهُ حِينَ يَذْكُرُنِي إِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلإٍ ذَكَرْتُهُ فِي مَلإٍ هُمْ خَيْرٌ مِنْهُمْ وَإِنْ تَقَرَّبَ مِنِّي شِبْرًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَىَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً " .
Bize Kuteybe b. Said ve Züheyr b. Harb anlattı —ki lafız Kuteybe’ye aittir—; dediler ki: Bize Cerir anlattı; A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle şöyle buyurur: Ben kulumun Benim hakkındaki zannı üzereyim. Beni andığı zaman Ben onunla beraberim. Eğer o Beni kendi içinde anarsa, Ben de onu Kendi içimde anarım. Eğer o Beni bir topluluk içinde anarsa, Ben de onu onlardan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Eğer o Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Eğer o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.”
2675_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ " وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَىَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı; dediler ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; A’meş’ten; bu isnadla [nakletti]. Ancak “Eğer o Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım” kısmını zikretmedi.
2675_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ قَالَ إِذَا تَلَقَّانِي عَبْدِي بِشِبْرٍ تَلَقَّيْتُهُ بِذِرَاعٍ وَإِذَا تَلَقَّانِي بِذِرَاعٍ تَلَقَّيْتُهُ بِبَاعٍ وَإِذَا تَلَقَّانِي بِبَاعٍ أَتَيْتُهُ بِأَسْرَعَ " .
Bize Muhammed b. Rafi anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezak anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Hemmam b. Münebbih’den; dedi ki: Bu, Ebu Hureyre’den bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in anlattıklarıdır. Ardından birtakım hadisler zikretti; onlardan biri de şudur: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muhakkak ki Allah şöyle buyurdu: Kulum Bana bir karışla yönelirse, Ben ona bir arşınla yönelirim. Eğer o Bana bir arşınla yönelirse, Ben ona bir kulaçla yönelirim. Eğer o Bana bir kulaçla yönelirse, Ben ona daha hızlı gelirim.”
2676. Hadis
حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ الْعَيْشِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - حَدَّثَنَا رَوْحُ، بْنُ الْقَاسِمِ عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسِيرُ فِي طَرِيقِ مَكَّةَ فَمَرَّ عَلَى جَبَلٍ يُقَالُ لَهُ جُمْدَانُ فَقَالَ " سِيرُوا هَذَا جُمْدَانُ سَبَقَ الْمُفَرِّدُونَ " . قَالُوا وَمَا الْمُفَرِّدُونَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الذَّاكِرُونَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتُ " .
Bize Ümeyye b. Bistam el-Ayşî anlattı; dedi ki: Bize Yezid —yani İbn Zürey’— anlattı; dedi ki: Bize Ruh b. el-Kasım anlattı; Ala’dan; babasından; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke yolunda yürüyordu. Cümdân denilen bir dağın yanından geçti ve şöyle buyurdu: “Yürüyün, bu Cümdân’dır. Müferridler [yarışı] kazandı.” Dediler ki: “Müferridler kimdir ey Allah’ın Resulü?” Buyurdu ki: “Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlardır.”
2677_1. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِلَّهِ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ اسْمًا مَنْ حَفِظَهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَإِنَّ اللَّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ " . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ " مَنْ أَحْصَاهَا " .
Bize Amr en-Nâkid, Züheyr b. Harb ve İbn Ebi Ömer anlattı; hepsi Süfyan’dan —ki lafız Amr’a aittir—; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Ebu’z-Zinâd’dan; A’rec’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurdu: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim onları ezberlerse (hafizahâ) cennete girer. Muhakkak ki Allah tektir (vitr), teki sever.” İbn Ebi Ömer’in rivayetinde: “Kim onları sayarsa [manalarını anlayıp hayatına tatbik ederse] (ahsâhâ),” şeklindedir.
2677_2. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ " . وَزَادَ هَمَّامٌ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ " .
Bana Muhammed b. Rafi anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezak anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Eyyub’dan; İbn Sirin’den; Ebu Hureyre’den; ve Hemmam b. Münebbih’den; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah’ın doksan dokuz ismi —yüzden bir eksik— vardır. Kim onları sayarsa [manalarını anlayıp hayatına tatbik ederse] cennete girer.” Hemmam, Ebu Hureyre kanalıyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklettiği rivayette] şunu ekledi: “Şüphesiz O tektir (vitr), teki sever.”
2678. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ فَلْيَعْزِمْ فِي الدُّعَاءِ وَلاَ يَقُلِ اللَّهُمَّ إِنْ شِئْتَ فَأَعْطِنِي فَإِنَّ اللَّهَ لاَ مُسْتَكْرِهَ لَهُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyr b. Harb anlattı; her ikisi de İbn Uleyye’den; Ebu Bekir dedi ki: Bize İsmail b. Uleyye anlattı; Abdülaziz b. Suhayb’dan; Enes’ten; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz dua ettiğinde, duada kesin bir dil kullansın (kararlı olsun). ‘Allah’ım! Eğer dilersen bana ver,’ demesin. Çünkü Allah’ı zorlayacak hiçbir güç yoktur.”
2679_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دَعَا أَحَدُكُمْ فَلاَ يَقُلِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ وَلَكِنْ لِيَعْزِمِ الْمَسْأَلَةَ وَلْيُعَظِّمِ الرَّغْبَةَ فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَتَعَاظَمُهُ شَىْءٌ أَعْطَاهُ " .
Bize Yahya b. Eyyub, Kuteybe ve İbn Hucr anlattı; dediler ki: Bize İsmail —ki İbn Cafer’i kastediyorlar— anlattı; Ala’dan; babasından; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti: “Biriniz dua ettiğinde: ‘Allah’ım! Eğer dilersen beni bağışla,’ demesin. Aksine isteğinde kararlı olsun ve talebini büyük tutsun. Çünkü verdiği hiçbir şey Allah’a ağır gelmez.”
2679_2. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي ذُبَابٍ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي إِنْ شِئْتَ . لِيَعْزِمْ فِي الدُّعَاءِ فَإِنَّ اللَّهَ صَانِعٌ مَا شَاءَ لاَ مُكْرِهَ لَهُ " .
Bize İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; dedi ki: Bize Enes b. İyâz anlattı; bize el-Haris —yani İbn Abdurrahman b. Ebi Zübâb— anlattı; Atâ b. Mînâ’dan; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz sakın: ‘Allah’ım! Eğer dilersen beni bağışla; Allah’ım! Eğer dilersen bana merhamet et,’ demesin. Duada kararlı olsun. Çünkü Allah dilediğini yapandır, O’nu zorlayacak hiçbir güç yoktur.”
2680_1. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ فَإِنْ كَانَ لاَ بُدَّ مُتَمَنِّيًا فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي " .
Bize Züheyr b. Harb anlattı; dedi ki: Bize İsmail —yani İbn Uleyye— anlattı; Abdülaziz’den; Enes’ten; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz başına gelen bir sıkıntı sebebiyle sakın ölümü temenni etmesin. Eğer mutlaka temenni edecekse şöyle desin: ‘Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat; ölmek benim için hayırlı olduğunda ise canımı al.’”
2680_2. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي خَلَفٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ سَلَمَةَ - كِلاَهُمَا عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " مِنْ ضُرٍّ أَصَابَهُ " .
Bize İbn Ebi Halef anlattı; dedi ki: Bize Ruh anlattı; dedi ki: Bize Şube anlattı. (H) Ve bana Züheyr b. Harb anlattı; dedi ki: Bize Affan anlattı; dedi ki: Bize Hammad —yani İbn Seleme— anlattı. Her ikisi de Sabit’ten; Enes’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [önceki hadisin] benzerini [naklettiler]. Ancak o: “Başına gelen bir sıkıntı sebebiyle,” dedi.
2680_3. Hadis
حَدَّثَنِي حَامِدُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، وَأَنَسٌ، يَوْمَئِذٍ حَىٌّ قَالَ أَنَسٌ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ " . لَتَمَنَّيْتُهُ .
Bana Hamid b. Ömer anlattı; dedi ki: Bize Abdulvahid anlattı; dedi ki: Bize Asım anlattı; Nadr b. Enes’ten; —ki Enes o gün hayattaydı— Enes şöyle demiştir: “Eğer Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Biriniz sakın ölümü temenni etmesin,’ buyurmamış olsaydı, onu mutlaka temenni ederdim.”
2681_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي، خَالِدٍ عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى خَبَّابٍ وَقَدِ اكْتَوَى سَبْعَ كَيَّاتٍ فِي بَطْنِهِ فَقَالَ لَوْمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَدْعُوَ بِالْمَوْتِ لَدَعَوْتُ بِهِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. İdris anlattı; İsmail b. Ebi Halid’den; Kays b. Ebi Hâzim’den; dedi ki: Karın bölgesinden yedi yerini dağlatmış olan Habbâb’ın yanına girdik. Şöyle dedi: “Eğer Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ölümü [istemek için] dua etmemizi yasaklamasaydı, mutlaka onun için dua ederdim.”
2681_2. Hadis
حَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَجَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، وَوَكِيعٌ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، وَيَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bunu bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne, Cerir b. Abdülhamid ve Vekî haber verdi. (H) Ve bize İbn Numeyr anlattı; babam anlattı. (H) Ve bize Ubeydullah b. Muaz ve Yahya b. Habib anlattı; dediler ki: Bize Mutemir anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Rafi anlattı; dedi ki: Bize Ebu Üsame anlattı. Hepsi İsmail’den; bu isnadla [naklettiler].
2682. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ وَلاَ يَدْعُ بِهِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُ إِنَّهُ إِذَا مَاتَ أَحَدُكُمُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ وَإِنَّهُ لاَ يَزِيدُ الْمُؤْمِنَ عُمْرُهُ إِلاَّ خَيْرًا " .
Bize Muhammed b. Rafi anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezak anlattı; bize Ma’mer haber verdi; Hemmam b. Münebbih’den; dedi ki: Bu, Ebu Hureyre’nin bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den anlattıklarıdır. Ardından birtakım hadisler zikretti; onlardan biri de şudur: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz ölümü temenni etmesin ve o gelmeden önce onun gelmesi için dua etmesin. Çünkü biriniz öldüğünde ameli kesilir. Şüphesiz [yaşamak] müminin ömrünü ancak hayır bakımından artırır.”
2683_1. Hadis
حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَادَةَ، بْنِ الصَّامِتِ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Heddâb b. Halid anlattı; dedi ki: Bize Hemmam anlattı; dedi ki: Bize Katade anlattı; Enes b. Malik’ten; Ubâde b. es-Sâmit’ten; Nebiyyullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti: “Kim Allah’a kavuşmayı (likâullah) severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
2683_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Ve bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşar anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; dedi ki: Bize Şube anlattı; Katade’den; dedi ki: Enes b. Malik’i, Ubâde b. es-Sâmit’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederken] işittim; [önceki hadisin] benzerini [nakletti].
2684_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرُّزِّيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ الْهُجَيْمِيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَكَرَاهِيَةُ الْمَوْتِ فَكُلُّنَا نَكْرَهُ الْمَوْتَ فَقَالَ " لَيْسَ كَذَلِكِ وَلَكِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا بُشِّرَ بِرَحْمَةِ اللَّهِ وَرِضْوَانِهِ وَجَنَّتِهِ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ فَأَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَإِنَّ الْكَافِرَ إِذَا بُشِّرَ بِعَذَابِ اللَّهِ وَسَخَطِهِ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ وَكَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Muhammed b. Abdullah er-Ruzzî anlattı; dedi ki: Bize Halid b. el-Haris el-Hüceymî anlattı; dedi ki: Bize Said anlattı; Katade’den; Zürâre’den; Sa’d b. Hişam’dan; Aişe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” Bunun üzerine dedim ki: “Ey Allah’ın Nebisi! Bu, ölümden hoşlanmamak mı [demektir]? Zira hepimiz ölümden hoşlanmayız.” Buyurdu ki: “Öyle değil. Lakin mümin, Allah’ın rahmeti, rızası ve cennetiyle müjdelendiğinde Allah’a kavuşmayı sever; Allah da ona kavuşmayı sever. Kafir ise Allah’ın azabı ve gazabıyla müjdelendiğinde Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
2684_2. Hadis
حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bunu bize Muhammed b. Beşşar anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Bekir anlattı; dedi ki: Bize Said anlattı; Katade’den; bu isnadla [nakletti].
2684_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَالْمَوْتُ قَبْلَ لِقَاءِ اللَّهِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Müshir anlattı; Zekeriya’dan; Şa’bî’den; Şüreyh b. Hâni’den; Aişe’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz. Ölüm ise Allah’a kavuşmadan öncedir.”
2684_4. Hadis
حَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، حَدَّثَنِي شُرَيْحُ بْنُ هَانِئٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ بِمِثْلِهِ .
Bunu bize İshak b. İbrahim anlattı; bize İsa b. Yunus haber verdi; bize Zekeriya anlattı; Amir’den; bana Şüreyh b. Hâni’ anlattı; [anlattığına göre] Aişe ona haber vermiş ki; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [önceki hadisin] benzerini buyurmuş.
2685_1. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ شُرَيْحِ، بْنِ هَانِئٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . قَالَ فَأَتَيْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَذْكُرُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا إِنْ كَانَ كَذَلِكَ فَقَدْ هَلَكْنَا . فَقَالَتْ إِنَّ الْهَالِكَ مَنْ هَلَكَ بِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا ذَاكَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . وَلَيْسَ مِنَّا أَحَدٌ إِلاَّ وَهُوَ يَكْرَهُ الْمَوْتَ . فَقَالَتْ قَدْ قَالَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ بِالَّذِي تَذْهَبُ إِلَيْهِ وَلَكِنْ إِذَا شَخَصَ الْبَصَرُ وَحَشْرَجَ الصَّدْرُ وَاقْشَعَرَّ الْجِلْدُ وَتَشَنَّجَتِ الأَصَابِعُ فَعِنْدَ ذَلِكَ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ .
Bize Said b. Amr el-Eş’asî anlattı; dedi ki: Bize Abser haber verdi; Mutarrif’ten; Amir’den; Şüreyh b. Hâni’den; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” [Şüreyh] dedi ki: Bunun üzerine Aişe’ye geldim ve dedim ki: “Ey müminlerin annesi! Ebu Hureyre’nin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği bir hadisi işittim. Eğer durum [onun dediği] gibiyse, şüphesiz helak olduk!” [Aişe] dedi ki: “Asıl helak olan, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözüyle [bildirdiği şekilde] helak olandır. O nedir?” [Şüreyh] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” Oysa bizden ölümü hoş karşılamayan (ondan korkmayan) kimse yoktur. Bunun üzerine [Aişe] şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu buyurmuştur ancak bu senin anladığın gibi değildir. Bilakis, [ölüm anında] gözler dikildiğinde, göğüs hırıldadığında, cilt ürperdiğinde ve parmaklar kasıldığında; işte o an kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
2685_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، أَخْبَرَنِي جَرِيرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَ حَدِيثِ عَبْثَرٍ .
Bunu bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî anlattı; bize Cerir haber verdi; Mutarrif’ten; bu isnadla Abser’in hadisinin benzerini [nakletti].
2686. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو عَامِرٍ الأَشْعَرِيُّ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Ebu Amir el-Eşarî ve Ebu Kureyb anlattı; dediler ki: Bize Ebu Üsame anlattı; Büreyd’den; Ebu Bürde’den; Ebu Musa’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
2675_4. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْقَانَ، عَنْ يَزِيدَ، بْنِ الأَصَمِّ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي وَأَنَا مَعَهُ إِذَا دَعَانِي " .
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Vekî anlattı; Cafer b. Bürkân’dan; Yezid b. el-Esamm’dan; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah şöyle buyurur: Ben kulumun Benim hakkındaki zannı üzereyim. Bana dua ettiği zaman Ben onunla beraberim.”
2675_5. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارِ بْنِ عُثْمَانَ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ عَنْ سُلَيْمَانَ، - وَهُوَ التَّيْمِيُّ - عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِذَا تَقَرَّبَ عَبْدِي مِنِّي شِبْرًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ ذِرَاعًا وَإِذَا تَقَرَّبَ مِنِّي ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا - أَوْ بُوعًا - وَإِذَا أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً " .
Bize Muhammed b. Beşşar b. Osman el-Abdî anlattı; dedi ki: Bize Yahya —yani İbn Said— ve İbn Ebi Adiy anlattı; Süleyman’dan —ki o et-Teymî’dir—; Enes b. Malik’ten; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle şöyle buyurdu: Kulum Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Eğer o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.”
2675_6. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الْقَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَذْكُرْ " إِذَا أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ el-Kaysî anlattı; dedi ki: Bize Mutemir anlattı; babasından; bu isnadla [nakletti]. Ancak “Eğer o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim” kısmını zikretmedi.
2675_7. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي وَأَنَا مَعَهُ حِينَ يَذْكُرُنِي فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلإٍ ذَكَرْتُهُ فِي مَلإٍ خَيْرٍ مِنْهُ وَإِنِ اقْتَرَبَ إِلَىَّ شِبْرًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا وَإِنِ اقْتَرَبَ إِلَىَّ ذِرَاعًا اقْتَرَبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı —ki lafız Ebu Kureyb’e aittir—; dediler ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle şöyle buyurur: Ben kulumun Benim hakkındaki zannı üzereyim. Beni andığı zaman Ben onunla beraberim. Eğer o Beni kendi içinde anarsa, Ben de onu Kendi içimde anarım. Eğer o Beni bir topluluk içinde anarsa, Ben de onu ondan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Eğer o Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Eğer o Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.”
2687_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَأَزِيدُ وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَجَزَاؤُهُ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا أَوْ أَغْفِرُ وَمَنْ تَقَرَّبَ مِنِّي شِبْرًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ ذِرَاعًا وَمَنْ تَقَرَّبَ مِنِّي ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ مِنْهُ بَاعًا وَمَنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً وَمَنْ لَقِيَنِي بِقُرَابِ الأَرْضِ خَطِيئَةً لاَ يُشْرِكُ بِي شَيْئًا لَقِيتُهُ بِمِثْلِهَا مَغْفِرَةً " . قَالَ إِبْرَاهِيمُ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ بِشْرٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Vekî anlattı; bize A’meş anlattı; el-Ma’rûr b. Süveyd’den; Ebu Zerr’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle şöyle buyurur: Kim bir iyilikle (hasene) gelirse, ona onun on misli ve daha fazlası vardır. Kim bir kötülükle (seyyie) gelirse, onun cezası onun misli olan bir kötülüktür veya onu bağışlarım. Kim Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Kim Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim. Kim de Bana yeryüzü dolusu günahla kavuşursa, ancak Bana hiçbir şeyi ortak koşmamışsa, Ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım.” İbrahim dedi ki: Bize Hasan b. Bişr anlattı; bize Vekî bu hadisi [aynı şekilde] anlattı.
2687_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . نَحْوَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا أَوْ أَزِيدُ " .
Bize Ebu Kureyb anlattı; dedi ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; A’meş’ten; bu isnadla [nakletti]. [Önceki hadisin] benzeridir; ancak o: “Ona onun on misli veya daha fazlası vardır,” dedi.
2688_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْخَطَّابِ، زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَادَ رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ قَدْ خَفَتَ فَصَارَ مِثْلَ الْفَرْخِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ كُنْتَ تَدْعُو بِشَىْءٍ أَوْ تَسْأَلُهُ إِيَّاهُ " . قَالَ نَعَمْ كُنْتُ أَقُولُ اللَّهُمَّ مَا كُنْتَ مُعَاقِبِي بِهِ فِي الآخِرَةِ فَعَجِّلْهُ لِي فِي الدُّنْيَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سُبْحَانَ اللَّهِ لاَ تُطِيقُهُ - أَوْ لاَ تَسْتَطِيعُهُ - أَفَلاَ قُلْتَ اللَّهُمَّ آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " . قَالَ فَدَعَا اللَّهَ لَهُ فَشَفَاهُ .
Bize Ebu'l-Hattâb Ziyad b. Yahya el-Hassânî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ebi Adiy anlattı; Humeyd'den; Sabit'ten; Enes'ten; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Müslümanlardan zayıflayıp kuş yavrusu gibi olmuş bir adamı ziyaret etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Bir şey için dua ediyor muydun veya [Allah'tan] bir şey istiyor muydun?” buyurdu. [Adam]: “Evet, ‘Allah'ım! Ahirette beni ne ile cezalandıracaksan onu dünyada bana peşin ver,’ diyordum,” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sübhânallâh! Senin buna gücün yetmez —veya: bunu kaldıramazsın—. Şöyle deseydin ya: ‘Allah'ım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru.’” [Enes] dedi ki: Bunun üzerine [Resulullah] onun için Allah'a dua etti, Allah da ona şifa verdi.
2688_2. Hadis
حَدَّثَنَاهُ عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلَى قَوْلِهِ " وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " . وَلَمْ يَذْكُرِ الزِّيَادَةَ .
Bunu bize Asım b. en-Nadr et-Teymî anlattı; dedi ki: Bize Halid b. el-Haris anlattı; dedi ki: Bize Humeyd anlattı; bu isnadla, “...ve bizi ateşin azabından koru,” sözüne kadar [nakletti]. [Hadisin sonundaki] eklemeyi zikretmedi.
2688_3. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّعليه وسلم دَخَلَ عَلَى رَجُلٍ مِنْ أَصْحَابِهِ يَعُودُهُ وَقَدْ صَارَ كَالْفَرْخِ . بِمَعْنَى حَدِيثِ حُمَيْدٍ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " لاَ طَاقَةَ لَكَ بِعَذَابِ اللَّهِ " . وَلَمْ يَذْكُرْ فَدَعَا اللَّهَ لَهُ فَشَفَاهُ .
Bana Züheyr b. Harb anlattı; dedi ki: Bize Affan anlattı; dedi ki: Bize Hammad anlattı; bize Sabit haber verdi; Enes'ten; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ashabından kuş yavrusu gibi olmuş bir adamı ziyaret etmek üzere yanına girdi. Humeyd'in hadisi manasındadır; ancak o: “Allah'ın azabına gücün yetmez,” buyurdu. “Bunun üzerine onun için Allah'a dua etti, Allah da ona şifa verdi,” kısmını ise zikretmedi.
2688_4. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سَالِمُ بْنُ نُوحٍ الْعَطَّارُ، عَنْ سَعِيدِ، بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşar anlattı; dediler ki: Bize Salim b. Nuh el-Attar anlattı; Said b. Ebi Arûbe’den; Katade’den; Enes’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; bu hadisi [naklettiler].
2689. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى مَلاَئِكَةً سَيَّارَةً فُضْلاً يَتَبَّعُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ فَإِذَا وَجَدُوا مَجْلِسًا فِيهِ ذِكْرٌ قَعَدُوا مَعَهُمْ وَحَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ حَتَّى يَمْلَئُوا مَا بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَإِذَا تَفَرَّقُوا عَرَجُوا وَصَعِدُوا إِلَى السَّمَاءِ - قَالَ - فَيَسْأَلُهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِمْ مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ فَيَقُولُونَ جِئْنَا مِنْ عِنْدِ عِبَادٍ لَكَ فِي الأَرْضِ يُسَبِّحُونَكَ وَيُكَبِّرُونَكَ وَيُهَلِّلُونَكَ وَيَحْمَدُونَكَ وَيَسْأَلُونَكَ . قَالَ وَمَاذَا يَسْأَلُونِي قَالُوا يَسْأَلُونَكَ جَنَّتَكَ . قَالَ وَهَلْ رَأَوْا جَنَّتِي قَالُوا لاَ أَىْ رَبِّ . قَالَ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا جَنَّتِي قَالُوا وَيَسْتَجِيرُونَكَ . قَالَ وَمِمَّ يَسْتَجِيرُونَنِي قَالُوا مِنْ نَارِكَ يَا رَبِّ . قَالَ وَهَلْ رَأَوْا نَارِي قَالُوا لاَ . قَالَ فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْا نَارِي قَالُوا وَيَسْتَغْفِرُونَكَ - قَالَ - فَيَقُولُ قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ فَأَعْطَيْتُهُمْ مَا سَأَلُوا وَأَجَرْتُهُمْ مِمَّا اسْتَجَارُوا - قَالَ - فَيَقُولُونَ رَبِّ فِيهِمْ فُلاَنٌ عَبْدٌ خَطَّاءٌ إِنَّمَا مَرَّ فَجَلَسَ مَعَهُمْ قَالَ فَيَقُولُ وَلَهُ غَفَرْتُ هُمُ الْقَوْمُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ " .
Bize Muhammed b. Hatim b. Meymun anlattı; dedi ki: Bize Behz anlattı; dedi ki: Bize Vüheyb anlattı; dedi ki: Bize Süheyl anlattı; babasından; Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah tebâreke ve teâlâ’nın, yeryüzünü dolaşan ve zikir meclislerini arayan (bu işe tahsis edilmiş) fazladan melekleri vardır. İçinde zikir yapılan bir meclis bulduklarında, onlarla beraber otururlar ve birbirlerini kanatlarıyla kuşatırlar; öyle ki [meclis ile] dünya seması arasını doldururlar. [Cemaat] dağıldığında ise yükselip semaya çıkarlar. Allah azze ve celle, —onları daha iyi bildiği halde— onlara: ‘Nereden geldiniz?’ diye sorar. Onlar da: ‘Yeryüzündeki kullarının yanından geldik; Seni tesbih ediyorlar, Seni tekbir ediyorlar, Seni tehlil ediyorlar, Sana hamdediyorlar ve Senden istiyorlar,’ derler. [Allah]: ‘Benden ne istiyorlar?’ buyurur. Onlar: ‘Senden cennetini istiyorlar,’ derler. [Allah]: ‘Cennetimi gördüler mi?’ buyurur. Onlar: ‘Hayır ey Rabbimiz!’ derler. [Allah]: ‘Ya cennetimi görselerdi nasıl olurdu?’ buyurur. [Melekler]: ‘Sana sığınıyorlar,’ derler. [Allah]: ‘Benden neden sığınıyorlar?’ buyurur. Onlar: ‘Senin ateşinden (cehenneminden) ey Rabbimiz!’ derler. [Allah]: ‘Ateşimi gördüler mi?’ buyurur. Onlar: ‘Hayır,’ derler. [Allah]: ‘Ya ateşimi görselerdi nasıl olurdu?’ buyurur. [Melekler]: ‘Senden bağışlanma diliyorlar,’ derler. Bunun üzerine [Allah]: ‘Onları bağışladım; onlara istediklerini verdim ve sığındıkları şeyden onları korudum,’ buyurur. [Melekler]: ‘Rabbimiz! İçlerinde çok hata yapan filan kul da var; o sadece [oradan] geçiyordu ve onlarla beraber oturuverdi,’ derler. [Allah] buyurur ki: ‘Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onlarla oturan kişi bedbaht olmaz.’”
2690_1. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، - وَهُوَ ابْنُ صُهَيْبٍ - قَالَ سَأَلَ قَتَادَةُ أَنَسًا أَىُّ دَعْوَةٍ كَانَ يَدْعُو بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَكْثَرَ قَالَ كَانَ أَكْثَرُ دَعْوَةٍ يَدْعُو بِهَا يَقُولُ " اللَّهُمَّ آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " . قَالَ وَكَانَ أَنَسٌ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ بِدَعْوَةٍ دَعَا بِهَا فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ بِدُعَاءٍ دَعَا بِهَا فِيهِ .
Bana Züheyr b. Harb anlattı; dedi ki: Bize İsmail —yani İbn Uleyye— anlattı; Abdülaziz’den —ki o İbn Suhayb’dır—; dedi ki: Katade, Enes’e: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in en çok yaptığı dua hangisiydi?” diye sordu. [Enes]: “Onun en çok yaptığı dua şuydu: ‘Allah’ım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru,’” dedi. [Abdülaziz] dedi ki: Enes bir dua etmek istediğinde bu duayı yapardı; [başka] bir dua etmek istediğinde de mutlaka bu duayı da ona dahil ederdi.
2690_2. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ " .
Bize Ubeydullah b. Muaz anlattı; dedi ki: Babam anlattı; dedi ki: Bize Şube anlattı; Sabit’ten; Enes’ten; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru.”
2691. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ . فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ . كَانَتْ لَهُ عَدْلَ عَشْرِ رِقَابٍ وَكُتِبَتْ لَهُ مِائَةُ حَسَنَةٍ وَمُحِيَتْ عَنْهُ مِائَةُ سَيِّئَةٍ وَكَانَتْ لَهُ حِرْزًا مِنَ الشَّيْطَانِ يَوْمَهُ ذَلِكَ حَتَّى يُمْسِيَ وَلَمْ يَأْتِ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِمَّا جَاءَ بِهِ إِلاَّ أَحَدٌ عَمِلَ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ . وَمَنْ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ خَطَايَاهُ وَلَوْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ " .
Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Malik’e okudum; Sümey’den; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti: “Kim günde yüz defa: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na aittir ve O her şeye kadirdir) derse; bu onun için on köle azat etmeye denk olur, kendisine yüz iyilik yazılır, kendisinden yüz kötülük silinir ve o gün akşama kadar şeytandan korunmuş olur. Hiç kimse, onun yaptığından daha fazlasını yapan müstesna, onunkinden daha faziletli bir amel getiremez. Kim de günde yüz defa: ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî’ (Allah’ı hamdiyle tesbih ederim) derse, hataları denizin köpüğü kadar dahi olsa silinir.”
2692. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الأُمَوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ وَحِينَ يُمْسِي سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ مِائَةَ مَرَّةٍ . لَمْ يَأْتِ أَحَدٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِأَفْضَلَ مِمَّا جَاءَ بِهِ إِلاَّ أَحَدٌ قَالَ مِثْلَ مَا قَالَ أَوْ زَادَ عَلَيْهِ " .
Bana Muhammed b. Abdülmelik el-Ümevî anlattı; dedi ki: Bize Abdülaziz b. el-Muhtar anlattı; Süheyl’den; Sümey’den; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim sabahladığında ve akşamladığında yüz defa: ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî’ (Allah’ı hamdiyle tesbih ederim) derse; kıyamet gününde hiç kimse, onun söylediğinin aynısını veya daha fazlasını söyleyen müstesna, onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.”
2694. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ الْبَجَلِيُّ قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr, Züheyr b. Harb, Ebu Kureyb ve Muhammed b. Tarif el-Becelî anlattı; dediler ki: Bize İbn Fudayl anlattı; Umâre b. el-Ka’kâ’dan; Ebu Zür’a’dan; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dile hafif, mizanda ağır [gelen] ve Rahmân’a sevgili olan iki söz vardır: ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-azîm’ (Allah’ı hamdiyle tesbih ederim, Büyük Allah’ı tesbih ederim).”
2695. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لأَنْ أَقُولَ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı; dediler ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “‘Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber’ (Allah’ı tesbih ederim, hamd Allah’adır, Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür) demem, bana üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.”
2696. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ عَنْ مُوسَى الْجُهَنِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُوسَى الْجُهَنِيُّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عَلِّمْنِي كَلاَمًا أَقُولُهُ قَالَ " قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ " . قَالَ فَهَؤُلاَءِ لِرَبِّي فَمَا لِي قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَارْزُقْنِي " . قَالَ مُوسَى أَمَّا عَافِنِي فَأَنَا أَتَوَهَّمُ وَمَا أَدْرِي . وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فِي حَدِيثِهِ قَوْلَ مُوسَى .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Ali b. Müshir ve İbn Numeyr, Musa el-Cühenî'den anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı —ki lafız ona aittir—; bize babam anlattı; bize Musa el-Cühenî anlattı; Mus'ab b. Sa'd'dan; babasından; dedi ki: Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Bana söyleyeceğim bir söz öğret,” dedi. [Peygamber] buyurdu ki: “Şöyle de: ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, Allâhu ekber kebîrâ ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ, sübhânallâhi rabbi’l-âlemîn, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-azîzi’l-hakîm’ (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Allah alabildiğine büyüktür, Allah’a çokça hamdolsun, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tesbih ederim, güç ve kuvvet ancak Aziz ve Hakim olan Allah’ındır).” [Bedevi]: “Bunlar Rabbim içindir; ya benim için ne var?” dedi. [Peygamber] buyurdu ki: “Şöyle de: ‘Allah’ummagfir lî verhamnî vehdinî verzuknî’ (Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet ver ve beni rızıklandır).” Musa dedi ki: “[Hadis içindeki] ‘ve âfinî’ (bana afiyet ver) kısmına gelince; ben [onun söylenip söylenmediği konusunda] tereddüt ediyorum, tam bilmiyorum.” İbn Ebi Şeybe ise kendi hadisinde Musa’nın [bu tereddütlü] sözünü zikretmedi.
2697_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ الأَشْجَعِيُّ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُ مَنْ أَسْلَمَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَارْزُقْنِي " .
Bize Ebu Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Abdulvahid —yani İbn Ziyad— anlattı; bize Ebu Malik el-Eşcaî babasından anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yeni Müslüman olan kimseye şu [duayı] söylemeyi öğretirdi: “Allah’ummagfir lî verhamnî vehdinî verzuknî” (Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet ver ve beni rızıklandır).
2697_2. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَزْهَرَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ الرَّجُلُ إِذَا أَسْلَمَ عَلَّمَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ ثُمَّ أَمَرَهُ أَنْ يَدْعُوَ بِهَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي " .
Bize Said b. Ezher el-Vâsıtî anlattı; bize Ebu Muaviye anlattı; bize Ebu Malik el-Eşcaî babasından anlattı; dedi ki: Bir adam Müslüman olduğunda, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona [öncelikle] namazı öğretir, sonra da şu kelimelerle dua etmesini emrederdi: “Allah’ummagfir lî verhamnî vehdinî ve âfinî verzuknî” (Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet ver, bana afiyet ver ve beni rızıklandır).
2697_3. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا أَبُو مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقُولُ حِينَ أَسْأَلُ رَبِّي قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي " . وَيَجْمَعُ أَصَابِعَهُ إِلاَّ الإِبْهَامَ " فَإِنَّ هَؤُلاَءِ تَجْمَعُ لَكَ دُنْيَاكَ وَآخِرَتَكَ " .
Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Yezid b. Harun anlattı; bize Ebu Malik haber verdi; babasından; [anlattığına göre] o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i işitmiş —ki o sırada yanına bir adam gelip: “Ey Allah’ın Resulü! Rabbimden [bir şey] isterken ne diyeyim?” diye sormuştu—; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Şöyle de: ‘Allah’ummagfir lî verhamnî ve âfinî verzuknî’ (Allah’ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana afiyet ver ve beni rızıklandır).” [Resulullah] bunu söylerken başparmağı hariç [dört] parmağını topladı ve: “Zira bunlar senin için hem dünyanı hem de ahiretini bir araya getirir,” buyurdu.
2698. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، وَعَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُوسَى الْجُهَنِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُوسَى الْجُهَنِيُّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَكْسِبَ كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ " . فَسَأَلَهُ سَائِلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ كَيْفَ يَكْسِبُ أَحَدُنَا أَلْفَ حَسَنَةٍ قَالَ " يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ فَيُكْتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Mervan ve Ali b. Müshir, Musa el-Cühenî'den anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı —ki lafız ona aittir—; bize babam anlattı; bize Musa el-Cühenî anlattı; Mus'ab b. Sa'd'dan; bana babam [Sa’d b. Ebi Vakkas] anlattı; dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanındaydık. Buyurdu ki: “Biriniz her gün bin iyilik kazanmaktan aciz mi kalır?” Yanında oturanlardan biri: “Birimiz nasıl bin iyilik kazanır?” diye sordu. Buyurdu ki: “Yüz defa tesbih ederse, kendisine bin iyilik yazılır veya kendisinden bin hata silinir.”
2699_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلاَّ نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَحَفَّتْهُمُ الْمَلاَئِكَةُ وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ وَمَنْ بَطَّأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَبُهُ " .
Bize Yahya b. Yahya et-Temimî, Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Muhammed b. el-Alâ el-Hemdânî anlattı —ki lafız Yahya’ya aittir—; Yahya: “Bize haber verdi,” dedi, diğer ikisi: “Bize anlattı,” dediler; Ebu Muaviye; A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir müminin dünyalık sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet gününün sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalmış birine kolaylık sağlarsa, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir Müslümanın [kusurunu] örterse, Allah da onun [kusurlarını] dünya ve ahirette örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da o kulun yardımındadır. Kim ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah ona bu sebeple cennete giden yolu kolaylaştırır. Bir topluluk, Allah’ın evlerinden birinde toplanıp Allah’ın Kitabı’nı okur ve onu kendi aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine mutlaka sekînet iner, onları rahmet kaplar, melekler kendilerini kuşatır ve Allah da onları Kendi katındakilerin yanında anar. Ameli kendisini geri bırakan kimseyi, nesebi (soyu sopu) ileriye götüremez.”
2699_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَاهُ نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، وَفِي حَدِيثِ أَبِي أُسَامَةَ حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ غَيْرَ أَنَّ حَدِيثَ أَبِي أُسَامَةَ لَيْسَ فِيهِ ذِكْرُ التَّيْسِيرِ عَلَى الْمُعْسِرِ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; babam anlattı. (H) Ve bunu bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; bize Ebu Üsame anlattı; her ikisi de A’meş’ten; o Ebu Salih’ten —Ebu Üsame’nin hadisinde: ‘Bize Ebu Salih anlattı’—; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Muaviye’nin hadisinin benzerini buyurdu. Ancak Ebu Üsame’nin hadisinde darda kalana (mu’sir) kolaylık sağlama zikri yoktur.
2701. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ السَّعْدِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ خَرَجَ مُعَاوِيَةُ عَلَى حَلْقَةٍ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ مَا أَجْلَسَكُمْ قَالُوا جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّهَ . قَالَ آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَاكَ قَالُوا وَاللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَاكَ . قَالَ أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهْمَةً لَكُمْ وَمَا كَانَ أَحَدٌ بِمَنْزِلَتِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقَلَّ عَنْهُ حَدِيثًا مِنِّي وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ " مَا أَجْلَسَكُمْ " . قَالُوا جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّهَ وَنَحْمَدُهُ عَلَى مَا هَدَانَا لِلإِسْلاَمِ وَمَنَّ بِهِ عَلَيْنَا . قَالَ " آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَاكَ " . قَالُوا وَاللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَاكَ . قَالَ " أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهْمَةً لَكُمْ وَلَكِنَّهُ أَتَانِي جِبْرِيلُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلاَئِكَةَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Merhûm b. Abdülaziz anlattı; Ebu Naâme es-Sa’dî’den; Ebu Osman’dan; Ebu Said el-Hudrî’den; dedi ki: Muaviye mescitteki bir halkanın yanına çıktı ve: “Sizi burada ne oturttu?” diye sordu. “Allah’ı zikretmek için oturduk,” dediler. [Muaviye]: “Allah aşkına, sizi ancak bu mu oturttu?” dedi. “Vallahi bizi ancak bu oturttu,” dediler. [Muaviye] şöyle dedi: “Ben size, hakkınızda bir şüphe duyduğum için yemin ettirmedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e benim konumumda olup da ondan benden daha az hadis rivayet eden kimse yoktur. [Şunu bilesiniz ki] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından bir halkanın yanına çıktı ve: ‘Sizi burada ne oturttu?’ buyurdu. Onlar: ‘Bizi İslam’a hidayet ettiği ve bunu bize lütfettiği için Allah’ı zikretmek ve O’na hamdetmek üzere oturduk,’ dediler. [Peygamber]: ‘Allah aşkına, sizi ancak bu mu oturttu?’ buyurdu. ‘Vallahi bizi ancak bu oturttu,’ dediler. Buyurdu ki: ‘Ben size, hakkınızda bir şüphe duyduğum için yemin ettirmedim. Lakin Cebrail bana geldi ve Allah azze ve celle’nin sizinle meleklere karşı övündüğünü bana haber verdi.’”
2702_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، جَمِيعًا عَنْ حَمَّادٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنِ الأَغَرِّ الْمُزَنِيِّ، - وَكَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي وَإِنِّي لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ فِي الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ " .
Bize Yahya b. Yahya, Kuteybe b. Said ve Ebu’r-Rebî el-Atekî anlattı; hepsi Hammad’dan; Yahya dedi ki: Bize Hammad b. Zeyd haber verdi; Sabit’ten; Ebu Bürde’den; el-Ağarr el-Müzenî’den —ki o sahabiydi—; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti: “Şüphesiz kalbime bir perde çöker de [bu sebeple] ben günde yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.”
2702_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي، بُرْدَةَ قَالَ سَمِعْتُ الأَغَرَّ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُحَدِّثُ ابْنَ عُمَرَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Gunder anlattı; Şube’den; Amr b. Mürre’den; Ebu Bürde’den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından olan el-Ağarr’ın, İbn Ömer’e anlatırken şöyle dediğini işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Şüphesiz ben O’na günde yüz defa tövbe ederim.”
2702_3. Hadis
حَدَّثَنَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ كُلُّهُمْ عَنْ شُعْبَةَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ .
Bunu bize Ubeydullah b. Muaz anlattı; babam anlattı. (H) Ve bize İbnü’l-Müsenna anlattı; bize Ebu Davud ve Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Hepsi Şube’den; bu isnadla [naklettiler].
2703. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ يَعْنِي سُلَيْمَانَ بْنَ حَيَّانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا حَفْصٌ، - يَعْنِي ابْنَ غِيَاثٍ - كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو خَيْثَمَةَ، زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَابَ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Ebu Halid —yani Süleyman b. Hayyan— anlattı. (H) Ve bize İbn Numeyr anlattı; bize Ebu Muaviye anlattı. (H) Ve bana Ebu Said el-Eşecc anlattı; bize Hafs —yani İbn Gıyas— anlattı; hepsi Hişam’dan. (H) Ve bana Ebu Hayseme Züheyr b. Harb anlattı —ki lafız ona aittir—; bize İsmail b. İbrahim anlattı; Hişam b. Hassan’dan; Muhammed b. Sirin’den; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güneş batıdan doğmadan önce tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.”
2704_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَجَعَلَ النَّاسُ يَجْهَرُونَ بِالتَّكْبِيرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَيُّهَا النَّاسُ ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ إِنَّكُمْ لَيْسَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا إِنَّكُمْ تَدْعُونَ سَمِيعًا قَرِيبًا وَهُوَ مَعَكُمْ " . قَالَ وَأَنَا خَلْفَهُ وَأَنَا أَقُولُ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ فَقَالَ " يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى كَنْزٍ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ " . فَقُلْتُ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " قُلْ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl ve Ebu Muaviye, Asım’dan anlattı; o Ebu Osman’dan; o Ebu Musa’dan; dedi ki: Biz bir seferde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. İnsanlar yüksek sesle tekbir getirmeye başladılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey insanlar! Kendinize acıyın. Zira siz ne sağır birine dua ediyorsunuz, ne de uzakta olan birine. Siz her şeyi işiten, size çok yakın olan ve sizinle beraber olan [Allah]’a dua ediyorsunuz,” buyurdu. [Ebu Musa] dedi ki: Ben onun arkasındaydım ve kendi kendime: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” diyordum. [Peygamber] buyurdu ki: “Ey Abdullah b. Kays! Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi göstereyim mi?” Ben de: “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedim. Buyurdu ki: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh (Güç ve kuvvet ancak Allah’ındır), de.”
2704_2. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ جَمِيعًا عَنْ حَفْصِ بْنِ، غِيَاثٍ عَنْ عَاصِمٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bize İbn Numeyr, İshak b. İbrahim ve Ebu Said el-Eşecc anlattı; hepsi Hafs b. Gıyas’tan; o Asım’dan; bu isnadla [önceki hadisin] benzerini [naklettiler].
2704_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - حَدَّثَنَا التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّهُمْ كَانُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ يَصْعَدُونَ فِي ثَنِيَّةٍ - قَالَ - فَجَعَلَ رَجُلٌ كُلَّمَا عَلاَ ثَنِيَّةً نَادَى لاَ إِلَهَ إِلاَ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ - قَالَ - فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكُمْ لاَ تُنَادُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا " . قَالَ فَقَالَ " يَا أَبَا مُوسَى - أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ - أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى كَلِمَةٍ مِنْ كَنْزِ الْجَنَّةِ " . قُلْتُ مَا هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
Bize Ebu Kâmil Fudayl b. Hüseyin anlattı; bize Yezid —yani İbn Zürey’— anlattı; bize Teymî anlattı; Ebu Osman’dan; Ebu Musa’dan; [anlattığına göre] onlar Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberlerdi ve bir tepeye çıkıyorlardı. Bir adam, her tepeye çıktığında: “Lâ ilâhe illallâh vallâhu ekber” diye bağırıyordu. Bunun üzerine Nebiyyullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz siz sağır birine veya uzakta olan birine seslenmiyorsunuz,” buyurdu. Sonra: “Ey Ebu Musa! —veya: ey Abdullah b. Kays!— Sana cennet hazinesinden bir sözü göstereyim mi?” dedi. Ben: “O nedir ey Allah’ın Resulü?” dedim. Buyurdu ki: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.”
2704_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bunu bize Muhammed b. Abdilalâ anlattı; bize Mutemir anlattı; babasından; bize Ebu Osman anlattı; Ebu Musa’dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem... [diyerek devam etti ve önceki hadisin] benzerini zikretti.
2704_5. Hadis
حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي، عُثْمَانَ عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ عَاصِمٍ .
Bize Halef b. Hişam ve Ebu’r-Rebî anlattı; dediler ki: Bize Hammad b. Zeyd anlattı; Eyyub’dan; o Ebu Osman’dan; o Ebu Musa’dan; dedi ki: Biz bir seferde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. [Sonra ravi] Asım’ın hadisinin benzerini zikretti.
2704_6. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ . فَذَكَرَ الْحَدِيثَ وَقَالَ فِيهِ " وَالَّذِي تَدْعُونَهُ أَقْرَبُ إِلَى أَحَدِكُمْ مِنْ عُنُقِ رَاحِلَةِ أَحَدِكُمْ " . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِهِ ذِكْرُ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ .
Ve bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Sekafî haber verdi; bize Halid el-Hazzâ’ anlattı; o Ebu Osman’dan; o Ebu Musa’dan; dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir gazvede beraberdik. [Sonra ravi] hadisi zikretti ve orada [şu ifadeye de yer verdi]: “Dua ettiğiniz Zât, birinize bineğinin boynundan daha yakındır.” Ancak onun hadisinde: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” zikri yer almamaktadır.
2704_7. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ غِيَاثٍ - حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ أَدُلُّكَ عَلَى كَلِمَةٍ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ - أَوْ قَالَ - عَلَى كَنْزٍ مِنْ كُنُوزِ الْجَنَّةِ " . فَقُلْتُ بَلَى . فَقَالَ " لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
Bize İshak b. İbrahim anlattı; bize Nadr b. Şümeyl haber verdi; bize Osman —ki o İbn Gıyas’tır— anlattı; bize Ebu Osman anlattı; Ebu Musa el-Eşarî’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Sana cennet hazinelerinden bir sözü —veya şöyle buyurdu— cennet hazinelerinden bir hazineyi göstereyim mi?” buyurdu. Ben: “Evet,” dedim. Buyurdu ki: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.”
2705_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي قَالَ " قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَبِيرًا - وَقَالَ قُتَيْبَةُ كَثِيرًا - وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ " .
Bize Kuteybe b. Said anlattı; bize Leys anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leys haber verdi; Yezid b. Ebi Habib’den; Ebu’l-Hayr’dan; Abdullah b. Amr’dan; Ebu Bekir’den; [anlattığına göre] o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Bana namazımda yapacağım bir dua öğret,” dedi. [Resulullah] buyurdu ki: “Şöyle de: ‘Allah’ım! Şüphesiz ben nefsime çok büyük bir zulümle —Kuteybe: pek çok zulümle, dedi— zulmettim. Günahları Senden başkası bağışlayamaz. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz Sen çok bağışlayan (el-Gafûr) ve çok merhamet eden (er-Rahîm)sin.’”
2705_2. Hadis
وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي رَجُلٌ، سَمَّاهُ وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ عَنْ يَزِيدَ بْنَ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، يَقُولُ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِّمْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلاَتِي وَفِي بَيْتِي . ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ اللَّيْثِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " ظُلْمًا كَثِيرًا " .
Bana bunu Ebu’t-Tâhir anlattı; bize Abdullah b. Vehb haber verdi; bana —ismini de verdiği— bir adam ve Amr b. el-Haris, Yezid b. Ebi Habib’den; Ebu’l-Hayr’dan; [anlattığına göre] o, Abdullah b. Amr b. el-As’ın şöyle dediğini işitmiş: Ebu Bekir es-Sıddık Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Resulü! Bana namazımda ve evimde yapacağım bir dua öğret,” dedi. Sonra [ravi] Leys’in hadisinin benzerini zikretti; ancak o: “Pek çok zulümle (zulmen kesîrâ)” dedi.
589_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ، نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو بِهَؤُلاَءِ الدَّعَوَاتِ " اللَّهُمَّ فَإِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ وَفِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ فَإِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı —ki lafız Ebu Bekir’e aittir—; dediler ki: Bize İbn Numeyr anlattı; bize Hişam haber verdi; babasından; Aişe’den; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu duaları yapardı: “Allah’ım! Ateşin fitnesinden ve ateşin azabından, kabir fitnesinden ve kabir azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin şerrinden Sana sığınırım. Mesih Deccal’in fitnesinin şerrinden de Sana sığınırım. Allah’ım! Hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka. Beyaz elbiseyi kirden arındırdığın gibi kalbimi de hatalardan arındır. Benimle hatalarımın arasını, doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Allah’ım! Tembellikten, ihtiyarlıktan, günahtan ve borçtan Sana sığınırım.”
589_3. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
Bunu bize Ebu Kureyb anlattı; bize Ebu Muaviye ve Vekî haber verdi; Hişam’dan; bu isnadla [naklettiler].
2706_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ، بْنُ مَالِكٍ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ " .
Bize Yahya b. Eyyub anlattı; bize İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Süleyman et-Teymî haber verdi; bize Enes b. Malik anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden de Sana sığınırım.”
2706_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، كِلاَهُمَا عَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّ يَزِيدَ لَيْسَ فِي حَدِيثِهِ قَوْلُهُ " وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ " .
Ve bize Ebu Kâmil anlattı; bize Yezid b. Zürey’ anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Abdilalâ anlattı; bize Mutemir anlattı. Her ikisi de et-Teymî’den; Enes’ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; [önceki hadisin] benzerini [naklettiler]. Ancak Yezid’in hadisinde: “Hayat ve ölüm fitnesinden” ifadesi yer almamaktadır.
2706_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ أَخْبَرَنَا ابْنُ مُبَارَكٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ تَعَوَّذَ مِنْ أَشْيَاءَ ذَكَرَهَا وَالْبُخْلِ .
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize İbn Mübarek haber verdi; Süleyman et-Teymî’den; Enes b. Malik’ten; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, [önceki hadislerde] zikredilen şeylerden ve cimrilikten Allah’a sığınırdı.
2706_4. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا هَارُونُ الأَعْوَرُ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ الْحَبْحَابِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْعُو بِهَؤُلاَءِ الدَّعَوَاتِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ وَالْكَسَلِ وَأَرْذَلِ الْعُمُرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَفِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ " .
Bize Ebu Bekir b. Nafi el-Abdî anlattı; bize Behz b. Esed el-Ammî anlattı; bize Harun el-A’ver anlattı; bize Şuayb b. el-Habhâb anlattı; Enes’ten; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şu duaları yapardı: “Allah’ım! Cimrilikten, tembellikten, ömrün en rezil halinden, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden Sana sığınırım.”
2707. Hadis
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنِي سُمَىٌّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ سُوءِ الْقَضَاءِ وَمِنْ دَرَكِ الشَّقَاءِ وَمِنْ شَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ وَمِنْ جَهْدِ الْبَلاَءِ . قَالَ عَمْرٌو فِي حَدِيثِهِ قَالَ سُفْيَانُ أَشُكُّ أَنِّي زِدْتُ وَاحِدَةً مِنْهَا .
Bana Amr en-Nâkid ve Züheyr b. Harb anlattı; dediler ki: Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; bana Sümey anlattı; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem; kötü kaderden, bedbahtlığın yetişmesinden, düşmanların sevinmesinden ve belanın şiddetinden Allah’a sığınırdı. Amr kendi hadisinde şunu ekledi: Süfyan: “Bunlardan birini benim eklemiş olmamdan şüphe ediyorum,” dedi.
2708_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، وَاللَّفْظُ، لَهُ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَعْقُوبَ، أَنَّ يَعْقُوبَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ بُسْرَ بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ خَوْلَةَ بِنْتَ حَكِيمٍ السُّلَمِيَّةَ، تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ نَزَلَ مَنْزِلاً ثُمَّ قَالَ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ . لَمْ يَضُرُّهُ شَىْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ مِنْ مَنْزِلِهِ ذَلِكَ " .
Bize Kuteybe b. Said anlattı; bize Leys anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Rumh anlattı —ki lafız ona aittir—; bize Leys haber verdi; Yezid b. Ebi Habib’den; el-Haris b. Yakub’dan; Yakub b. Abdullah’ın kendisine anlattığına göre; o Busr b. Said’i şöyle derken işitmiş: Sa’d b. Ebi Vakkas’ı şöyle derken işittim: Havle binti Hakim es-Sülemî’yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kim bir yerde konaklar da sonra: ‘Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ halak’ (Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım) derse; o yerden ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar veremez.”
2709_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، وَأَبُو الطَّاهِرِ، كِلاَهُمَا عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، - وَاللَّفْظُ لِهَارُونَ - حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنَا عَمْرٌو، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - أَنَّ يَزِيدَ بْنَ أَبِي، حَبِيبٍ وَالْحَارِثَ بْنَ يَعْقُوبَ حَدَّثَاهُ عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ حَكِيمٍ السُّلَمِيَّةِ، أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا نَزَلَ أَحَدُكُمْ مَنْزِلاً فَلْيَقُلْ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ . فَإِنَّهُ لاَ يَضُرُّهُ شَىْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ مِنْهُ " . قَالَ يَعْقُوبُ وَقَالَ الْقَعْقَاعُ بْنُ حَكِيمٍ عَنْ ذَكْوَانَ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَقِيتُ مِنْ عَقْرَبٍ لَدَغَتْنِي الْبَارِحَةَ قَالَ " أَمَا لَوْ قُلْتَ حِينَ أَمْسَيْتَ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ لَمْ تَضُرُّكَ " .
Ve bize Harun b. Maruf ve Ebu’t-Tâhir anlattı; her ikisi de İbn Vehb’den —ki lafız Harun’unkidir—; bize Abdullah b. Vehb anlattı; dedi ki: Bana Amr —ki o İbnü’l-Haris’tir— haber verdi; Yezid b. Ebi Habib ve el-Haris b. Yakub’un kendisine Yakub b. Abdullah b. el-Eşecc’den; o Busr b. Said’den; o Sa’d b. Ebi Vakkas’tan; o Havle binti Hakim es-Sülemî’den; [anlattığına göre] o Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyurken işitmiş: “Biriniz bir yerde konakladığında: ‘Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ halak’ (Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım) desin. Zira oradan ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar veremez.” Yakub dedi ki: El-Ka’kâ’ b. Hakim, Zekvan Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; [anlattığına göre] o şöyle dedi: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Dün gece beni sokan akrepten neler çektim!” dedi. [Peygamber] buyurdu ki: “Şayet akşamladığında: ‘Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ halak’ deseydin, o sana zarar vermezdi.”
2709_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ يَعْقُوبَ، أَنَّهُ ذَكَرَ لَهُ أَنَّ أَبَا صَالِحٍ، مَوْلَى غَطَفَانَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَدَغَتْنِي عَقْرَبٌ . بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ وَهْبٍ .
Ve bana İsa b. Hammad el-Mısrî anlattı; bize Leys haber verdi; Yezid b. Ebi Habib’den; Cafer’den; Yakub’dan; [anlattığına göre] o kendisine şunu zikretmiş: Gatafân’ın azatlısı Ebu Salih ona, Ebu Hureyre’yi şöyle derken işittiğini haber vermiş: Bir adam: “Ey Allah’ın Resulü! Beni bir akrep soktu,” dedi. [Sonra ravi] İbn Vehb’in hadisinin benzerini [nakletti].
2710_1. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِعُثْمَانَ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ، عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَخَذْتَ مَضْجَعَكَ فَتَوَضَّأْ وُضُوءَكَ لِلصَّلاَةِ ثُمَّ اضْطَجِعْ عَلَى شِقِّكَ الأَيْمَنِ ثُمَّ قُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ وَاجْعَلْهُنَّ مِنْ آخِرِ كَلاَمِكَ فَإِنْ مُتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مُتَّ وَأَنْتَ عَلَى الْفِطْرَةِ " . قَالَ فَرَدَّدْتُهُنَّ لأَسْتَذْكِرَهُنَّ فَقُلْتُ آمَنْتُ بِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ قَالَ " قُلْ آمَنْتُ بِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe ve İshak b. İbrahim anlattı —ki lafız Osman’a aittir—; İshak: “Bize haber verdi,” dedi, Osman: “Bize anlattı,” dedi; Cerir; Mansur’dan; Sa’d b. Ubeyde’den; bana el-Bera b. Azib anlattı; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yatağına yatacağın zaman namaz abdesti gibi abdest al, sonra sağ yanın üzerine yat ve şöyle de: ‘Allah’ım! Kendimi Sana teslim ettim, işimi Sana havale ettim, Seni arzulayarak ve Senden korkarak sırtımı Sana dayadım. Senden başka sığınılacak, Senden başka kurtuluş yeri yoktur; ancak Sana sığınılır. İndirdiğin Kitab’ına ve gönderdiğin Nebine iman ettim.’ Bu sözleri son sözlerin kıl. Şayet o gece ölürsen, fıtrat üzere ölmüş olursun.” [Bera] dedi ki: Bunları ezberlemek için tekrar ederken: “Gönderdiğin Resulüne iman ettim,” dedim. [Peygamber]: “Hayır, ‘Gönderdiğin Nebine iman ettim,’ de,” buyurdu.
2710_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ إِدْرِيسَ - قَالَ سَمِعْتُ حُصَيْنًا، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . بِهَذَا الْحَدِيثِ غَيْرَ أَنَّ مَنْصُورًا أَتَمُّ حَدِيثًا وَزَادَ فِي حَدِيثِ حُصَيْنٍ " وَإِنْ أَصْبَحَ أَصَابَ خَيْرًا " .
Ve bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; bize Abdullah —yani İbn İdris— anlattı; dedi ki: Husayn’ı, Sa’d b. Ubeyde’den; el-Bera b. Azib’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisi [naklederken] işittim. Ancak Mansur’un hadisi [aktarımı] daha tamdır. Husayn’ın hadisinde şu fazlalık vardır: “Eğer sabahlarsa, hayra nail olur.”
2710_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَأَبُو دَاوُدَ قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، يُحَدِّثُ عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ رَجُلاً إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ مِنَ اللَّيْلِ أَنْ يَقُولَ " اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ . فَإِنْ مَاتَ مَاتَ عَلَى الْفِطْرَةِ " . وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنُ بَشَّارٍ فِي حَدِيثِهِ مِنَ اللَّيْلِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna anlattı; bize Ebu Davud anlattı; bize Şube anlattı. (H) Ve bize İbn Beşşar anlattı; bize Abdurrahman ve Ebu Davud anlattı; dediler ki: Bize Şube anlattı; Amr b. Mürre’den; dedi ki: Sa’d b. Ubeyde’yi, el-Bera b. Azib’den [naklederken] işittim; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama, geceleyin yatağına yatacağı zaman şöyle demesini emretti: “Allah’ım! Kendimi Sana teslim ettim, yüzümü Sana çevirdim, sırtımı Sana dayadım ve işimi Sana havale ettim. [Bunları] Seni arzulayarak ve Senden korkarak [yaptım]. Senden başka sığınılacak, Senden başka kurtuluş yeri yoktur; ancak Sana sığınılır. İndirdiğin Kitab’ına ve gönderdiğin Resulüne iman ettim.” Eğer [o gece] ölürse fıtrat üzere ölür. İbn Beşşar kendi hadisinde “geceleyin” ifadesini zikretmedi.
2710_4. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ، عَازِبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ " يَا فُلاَنُ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ " . بِمِثْلِ حَدِيثِ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ . فَإِنْ مُتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مُتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ وَإِنْ أَصْبَحْتَ أَصَبْتَ خَيْرًا " .
Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Ebu’l-Ahvas haber verdi; Ebu İshak’tan; el-Bera b. Azib’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama şöyle buyurdu: “Ey filan! Yatağına çekildiğinde...” [devam ederek] Amr b. Mürre’nin hadisinin benzerini zikretti. Ancak o şöyle dedi: “...ve gönderdiğin Nebine iman ettim. Eğer o gece ölürsen fıtrat üzere ölürsün; eğer sabahlarsan hayra nail olursun.”
2710_5. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي، إِسْحَاقَ أَنَّهُ سَمِعَ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ، يَقُولُ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً . بِمِثْلِهِ وَلَمْ يَذْكُرْ " وَإِنْ أَصْبَحْتَ أَصَبْتَ خَيْرًا " .
Bize İbnü’l-Müsenna ve İbn Beşşar anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şube anlattı; Ebu İshak’tan; o el-Bera b. Azib’i şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama emretti... [Sonra ravi önceki hadisin] benzerini zikretti ancak: “Eğer sabahlarsan hayra nail olursun,” kısmını zikretmedi.
2711. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنِ الْبَرَاءِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ قَالَ " اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَحْيَا وَبِاسْمِكَ أَمُوتُ " . وَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ " .
Bize Ubeydullah b. Muaz anlattı; bize babam anlattı; bize Şube anlattı; Abdullah b. Ebi's-Sefer’den; o Ebu Bekir b. Ebi Musa’an; o el-Bera’dan; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yatağına yatacağı zaman: “Allah’ım! Senin isminle yaşar, Senin isminle ölürüm,” derdi. Uyandığında ise: “Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Dönüş ancak O’nadır,” buyururdu.
2712. Hadis
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ أَمَرَ رَجُلاً إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ قَالَ " اللَّهُمَّ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا لَكَ مَمَاتُهَا وَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْ لَهَا اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ " . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ أَسَمِعْتَ هَذَا مِنْ عُمَرَ فَقَالَ مِنْ خَيْرٍ مِنْ عُمَرَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ ابْنُ نَافِعٍ فِي رِوَايَتِهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ . وَلَمْ يَذْكُرْ سَمِعْتُ .
Bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî ve Ebu Bekir b. Nafi anlattı; dediler ki: Bize Gunder anlattı; bize Şube anlattı; Halid’den; dedi ki: Abdullah b. el-Haris’i, Abdullah b. Ömer’den [naklederken] işittim; [anlattığına göre] o, bir adama yatağına yatacağı zaman şöyle demesini emretmiştir: “Allah’ım! Nefsimi Sen yarattın, onu yine Sen öldüreceksin. Onun ölümü de hayatı da Senin içindir. Eğer onu yaşatırsan onu koru; eğer onu öldürürsen onu bağışla. Allah’ım! Ben Senden afiyet dilerim.” Bunun üzerine bir adam ona: “Bunu Ömer’den mi işittin?” diye sordu. O da: “Ömer’den daha hayırlı olandan, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim,” dedi. İbn Nafi kendi rivayetinde: “Abdullah b. el-Haris’ten,” dedi; “işittim” kısmını zikretmedi.
2713_1. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، قَالَ كَانَ أَبُو صَالِحٍ يَأْمُرُنَا إِذَا أَرَادَ أَحَدُنَا أَنْ يَنَامَ أَنْ يَضْطَجِعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ وَرَبَّ الأَرْضِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْفُرْقَانِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَىْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ " . وَكَانَ يَرْوِي ذَلِكَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Cerir anlattı; Süheyl’den; dedi ki: Ebu Salih, birimiz uyumak istediğinde sağ yanına yatmasını ve sonra şöyle demesini emrederdi: “Göklerin Rabbi, yerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi, bizim Rabbimiz ve her şeyin Rabbi, tohumu ve çekirdeği yaran, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’ım! Perçeminden tuttuğun [boyun eğdirdiğin] her şeyin şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım! Sen ilksin (el-Evvel), Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen sonsun (el-Âhir), Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen her şeye galipsin (ez-Zâhir), Senden üstte hiçbir şey yoktur. Sen her şeyin iç yüzünü bilensin (el-Bâtın), Senden öte hiçbir şey yoktur. Bizden borcumuzu öde [borçtan kurtar] ve bizi fakirlikten kurtarıp zengin kıl.” [Süheyl] bunu Ebu Hureyre kanalıyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ederdi.
2713_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي الطَّحَّانَ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُنَا إِذَا أَخَذْنَا مَضْجَعَنَا أَنْ نَقُولَ . بِمِثْلِ حَدِيثِ جَرِيرٍ وَقَالَ " مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا " .
Ve bana Abdülhamid b. Beyân el-Vâsıtî anlattı; bize Halid —yani et-Tahhân— anlattı; Süheyl’den; babasından; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yatağımıza yatacağımız zaman şöyle dememizi emrederdi... [Sonra ravi] Cerir’in hadisinin benzerini nakletti. Ancak o: “Perçeminden tuttuğun her canlının şerrinden,” dedi.
2713_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي، شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبِي كِلاَهُمَا، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي، صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَتْ فَاطِمَةُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَسْأَلُهُ خَادِمًا فَقَالَ لَهَا " قُولِي اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ " . بِمِثْلِ حَدِيثِ سُهَيْلٍ عَنْ أَبِيهِ .
Ve bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsame anlattı. (H) Ve bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı; dediler ki: Bize İbn Ebi Ubeyde anlattı; bize babam anlattı. Her ikisi de A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Fatıma, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip ondan bir hizmetçi istedi. [Resulullah] ona: “Şöyle de: ‘Allah’ım! Yedi kat göğün Rabbi...’” [buyurarak devam etti ve] Süheyl’in babasından naklettiği hadisin benzerini zikretti.
2714_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَوَى أَحَدُكُمْ إِلَى فِرَاشِهِ فَلْيَأْخُذْ دَاخِلَةَ إِزَارِهِ فَلْيَنْفُضْ بِهَا فِرَاشَهُ وَلْيُسَمِّ اللَّهَ فَإِنَّهُ لاَ يَعْلَمُ مَا خَلَفَهُ بَعْدَهُ عَلَى فِرَاشِهِ فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَضْطَجِعَ فَلْيَضْطَجِعْ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ وَلْيَقُلْ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبِّي بِكَ وَضَعْتُ جَنْبِي وَبِكَ أَرْفَعُهُ إِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَاغْفِرْ لَهَا وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ " .
Ve bize İshak b. Musa el-Ensarî anlattı; bize Enes b. İyâz anlattı; bize Ubeydullah anlattı; bana Said b. Ebi Said el-Makburî babasından anlattı; o Ebu Hureyre’den; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz yatağına yatacağı zaman, izârının iç kısmını tutup onunla yatağını silke-lesin ve Allah’ın ismini ansın. Çünkü o, kendisinden sonra yatağına neyin girdiğini bilemez. Yatmak istediğinde ise sağ yanının üzerine yatsın ve şöyle desin: ‘Sübhâneke’llâhümme Rabbî, bike vada’tü cenbî ve bike erfa’uh. İn emsekte nefsî fa’gfir lehâ ve in erseltehâ fahfazhâ bimâ tahfazu bihî ibâdeke’s-sâlihîn’ (Seni tenzih ederim Allah’ım, ey Rabbim! Senin adınla yanımı [yatağa] koydum ve yine Senin adınla kaldırırım. Eğer ruhumu alırsan onu bağışla; eğer onu yaşatırsan, salih kullarını koruduğun şeyle onu da koru).”
2714_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ " ثُمَّ لْيَقُلْ بِاسْمِكَ رَبِّي وَضَعْتُ جَنْبِي فَإِنْ أَحْيَيْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا " .
Ve bize Ebu Kureyb anlattı; bize Abde anlattı; Ubeydullah b. Ömer’den; bu isnadla [nakletti]. [Ravi hadis içinde] şöyle dedi: “Sonra şöyle desin: ‘Bismike Rabbî vada’tü cenbî, fe-in ahyeyte nefsî fe’rhamhâ’ (Rabbim! Senin isminle yanımı koydum. Eğer nefsimi yaşatırsan ona merhamet et).”
2715. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَكَفَانَا وَآوَانَا فَكَمْ مِمَّنْ لاَ كَافِيَ لَهُ وَلاَ مُئْوِيَ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yezid b. Harun anlattı; Hammad b. Seleme’den; Sabit’ten; Enes’ten; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yatağına çekildiği zaman şöyle derdi: “Bizi yediren, bizi içiren, ihtiyaçlarımızı gideren ve bizi barındıran Allah’a hamdolsun. Nice kimseler vardır ki, ne ihtiyaçlarını gideren ne de kendilerini barındıran vardır.”
2716_1. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالاَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلٍ، عَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ الأَشْجَعِيِّ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَمَّا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْعُو بِهِ اللَّهَ قَالَتْ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ " .
Bize Yahya b. Yahya ve İshak b. İbrahim anlattı —ki lafız Yahya’ya aittir—; dediler ki: Bize Cerir haber verdi; Mansur’dan; Hilal’den; Ferve b. Nevfel el-Eşcaî’den; dedi ki: Aişe’ye, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allah’a nasıl dua ettiğini sordum. [Aişe] şöyle buyurduğunu söyledi: “Allah’ım! Yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım.”
2716_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلٍ، عَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ دُعَاءٍ، كَانَ يَدْعُو بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَشَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb anlattı; dediler ki: Bize Abdullah b. İdris anlattı; Husayn’dan; Hilal’den; Ferve b. Nevfel’den; dedi ki: Aişe’ye, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yaptığı bir duayı sordum. Şöyle buyurduğunu söyledi: “Allah’ım! Yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım.”
2716_3. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ عَمْرِو بْنِ جَبَلَةَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - كِلاَهُمَا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ " وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ " .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve İbn Beşşar anlattı; dediler ki: Bize İbn Ebi Adiy anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. Amr b. Cebele anlattı; bize Muhammed —yani İbn Cafer— anlattı. Her ikisi de Şube’den; Husayn’dan; bu isnadla [önceki hadisin] benzerini [naklettiler]. Ancak Muhammed b. Cafer’in hadisinde: “...ve yapmadığım şeylerin şerrinden,” ifadesi yer almaktadır.
2716_4. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هَاشِمٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ عَبْدَةَ بْنِ أَبِي لُبَابَةَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يَسَافٍ، عَنْ فَرْوَةَ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَشَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ " .
Ve bana Abdullah b. Haşim anlattı; bize Vekî anlattı; Evzâî’den; Abde b. Ebi Lübâbe’den; Hilal b. Yesâf’tan; Ferve b. Nevfel’den; Aişe’den; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem duasında şöyle derdi: “Allah’ım! Yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım.”
2717. Hadis
حَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، حَدَّثَنِي ابْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمُرَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِعِزَّتِكَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَنْ تُضِلَّنِي أَنْتَ الْحَىُّ الَّذِي لاَ يَمُوتُ وَالْجِنُّ وَالإِنْسُ يَمُوتُونَ " .
Bana Haccac b. eş-Şâir anlattı; bize Abdullah b. Amr Ebu Ma’mer anlattı; bize Abdülvâris anlattı; bize el-Hüseyin anlattı; bana İbn Büreydel anlattı; Yahya b. Ya’mer’den; İbn Abbas’tan; [anlattığına göre] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim ve Senin [yardımınla] mücadele ettim. Allah’ım! Senden başka ilah yoktur; beni saptırmandan Senin izzetine sığınırım. Sen ölmeyen Hayy (diri)sin; cinler ve insanlar ise ölürler.”
2718. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ سُهَيْلِ، بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا كَانَ فِي سَفَرٍ وَأَسْحَرَ يَقُولُ " سَمَّعَ سَامِعٌ بِحَمْدِ اللَّهِ وَحُسْنِ بَلاَئِهِ عَلَيْنَا رَبَّنَا صَاحِبْنَا وَأَفْضِلْ عَلَيْنَا عَائِذًا بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ " .
Bana Ebu’t-Tâhir anlattı; bize Abdullah b. Vehb haber verdi; bana Süleyman b. Bilal haber verdi; Süheyl b. Ebi Salih’ten; babasından; Ebu Hureyre’den; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir seferdeyken seher vaktine girdiğinde şöyle derdi: “Semmia sâmiun bi-hamdillâhi ve hüsni belâihî aleynâ. Rabbenâ sâhibnâ ve efdil aleynâ âizen billâhi mine’n-nâr” (İşiten biri Allah’a olan hamdimizi ve O’nun üzerimizdeki güzel nimetlerini işitti. Rabbimiz! Bize arkadaşlık et ve bize lütfet. Cehennem ateşinden Allah’a sığınırım).
2719_1. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو بِهَذَا الدُّعَاءِ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي جِدِّي وَهَزْلِي وَخَطَئِي وَعَمْدِي وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ " .
Bize Ubeydullah b. Muaz el-Amberî anlattı; bize babam anlattı; bize Şube anlattı; Ebu İshak’tan; Ebu Bürde b. Ebi Musa el-Eşarî’den; babasından; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şu duayı yapardı: “Allah’ım! Hatamı, cahilliğimi, işimdeki aşırılığımı ve benden daha iyi bildiğin hallerimi bağışla. Allah’ım! Ciddiyetimi ve şakamı, hatamı ve kasten yaptıklarımı bağışla; bunların hepsi bende mevcuttur. Allah’ım! Önden gönderdiğim ve geriye bıraktığım, gizlediğim ve açığa vurduğum ve benden daha iyi bildiğin hallerimi bağışla. Öne alan da Sensin, geriye bırakan da Sensin. Sen her şeye kadirsin.”
2719_2. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ الصَّبَّاحِ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ .
Ve bunu bize Muhammed b. Beşşar anlattı; bize Abdülmelik b. es-Sabbâh el-Mismaî anlattı; bize Şube anlattı; bu isnadla [nakletti].
2720. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قَطَنٍ، عَمْرُو بْنُ الْهَيْثَمِ الْقُطَعِيُّ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ الْمَاجِشُونِ عَنْ قُدَامَةَ بْنِ مُوسَى، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " اللَّهُمَّ أَصْلِحْ لِي دِينِيَ الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِي وَأَصْلِحْ لِي دُنْيَاىَ الَّتِي فِيهَا مَعَاشِي وَأَصْلِحْ لِي آخِرَتِي الَّتِي فِيهَا مَعَادِي وَاجْعَلِ الْحَيَاةَ زِيَادَةً لِي فِي كُلِّ خَيْرٍ وَاجْعَلِ الْمَوْتَ رَاحَةً لِي مِنْ كُلِّ شَرٍّ " .
Bize İbrahim b. Dinar anlattı; bize Ebu Katan Amr b. el-Heysem el-Kutaî anlattı; Abdülaziz b. Abdullah b. Ebi Seleme el-Mâcişûn’dan; Kudâme b. Musa’dan; Ebu Salih es-Semmân’dan; Ebu Hureyre’den; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Allah’ım! İşimin koruyucusu olan dinimi benim için ıslah et. Geçimimin içinde olduğu dünyamı benim için ıslah et. Dönüş yerim olan ahiretimi benim için ıslah et. Hayatı benim için her türlü hayrı artırma vesilesi kıl; ölümü de benim için her türlü şerden kurtulup rahatlama vesilesi kıl.”
2721_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى " .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ve Muhammed b. Beşşar anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şube anlattı; Ebu İshak’tan; Ebu’l-Ahvas’tan; Abdullah’tan; [anlattığına göre] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve [gönül] zenginliği dilerim.”
2721_2. Hadis
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي، إِسْحَاقَ بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ ابْنَ الْمُثَنَّى، قَالَ فِي رِوَايَتِهِ " وَالْعِفَّةَ " .
Ve bize İbnü’l-Müsenna ve İbn Beşşar anlattı; dediler ki: Bize Abdurrahman anlattı; Süfyan’dan; Ebu İshak’tan; bu isnadla [naklettiler]. [Önceki hadisin] benzeridir. Ancak İbnü’l-Müsenna kendi rivayetinde: “ve’l-iffete” dedi.
2722. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ نُمَيْرٍ - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآَخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، وَعَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ لاَ أَقُولُ لَكُمْ إِلاَّ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَالْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلاَهَا اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ وَمِنْ دَعْوَةٍ لاَ يُسْتَجَابُ لَهَا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, İshak b. İbrahim ve Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı —ki lafız İbn Numeyr’e aittir—; İshak: “Bize haber verdi,” dedi, diğer ikisi: “Bize anlattı,” dediler; Ebu Muaviye; Asım’dan; Abdullah b. el-Haris’ten; ve Ebu Osman en-Nehdî’den; Zeyd b. Erkam’dan; dedi ki: Size ancak Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in söylediği gibi söylerim. O şöyle buyururdu: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve onu temizle; Sen onu temizleyenlerin en hayırlısısın. Onun velisi ve mevlası Sensin. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan Sana sığınırım.”
2723_1. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سُوَيْدٍ النَّخَعِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمْسَى قَالَ " أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ " . قَالَ الْحَسَنُ فَحَدَّثَنِي الزُّبَيْدُ أَنَّهُ حَفِظَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ فِي هَذَا " لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ اللَّهُمَّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَسُوءِ الْكِبَرِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ " .
Bize Kuteybe b. Said anlattı; bize Abdulvahid b. Ziyad anlattı; el-Hasan b. Ubeydullah’tan; bize İbrahim b. Süveyd en-Nahaî anlattı; bize Abdurrahman b. Yezid anlattı; Abdullah b. Mesud’dan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem akşama girdiğinde şöyle derdi: “Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâhi ve’l-hamdü lillâhi lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh” (Akşama erdik; mülk de Allah’ın olarak akşama erdi. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur). Hasan dedi ki: Zübeyd bana, bu konuda İbrahim’den şunu ezberlediğini anlattı: “Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Allâhümme es’elüke hayra hâzihi’l-leyleti ve eûzü bike min şerri hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba’dehâ. Allâhümme innî eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber. Allâhümme innî eûzü bike min azâbin fi’n-nâri ve azâbin fi’l-kabr” (Mülk O’nundur, hamd O’na aittir ve O her şeye kadirdir. Allah’ım! Senden bu gecenin hayrını dilerim; bu gecenin şerrinden ve sonrasının şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım! Tembellikten ve ihtiyarlığın kötülüğünden Sana sığınırım. Allah’ım! Ateşteki azaptan ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım).
2723_2. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، بْنِ سُوَيْدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمْسَى قَالَ " أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ " . قَالَ أُرَاهُ قَالَ فِيهِنَّ " لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَسُوءِ الْكِبَرِ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ " . وَإِذَا أَصْبَحَ قَالَ ذَلِكَ أَيْضًا " أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Cerir anlattı; el-Hasan b. Ubeydullah’tan; İbrahim b. Süveyd’den; Abdurrahman b. Yezid’den; Abdullah’tan; dedi ki: Nebiyyullah sallallâhu aleyhi ve sellem akşama girdiğinde şöyle derdi: “Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâhi ve’l-hamdü lillâhi lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh.” [Ravi] dedi ki: Öyle sanıyorum ki şunları da söylerdi: “Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Rabbî es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba’dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fî hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba’dehâ. Rabbî eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber. Rabbî eûzü bike min azâbin fi’n-nâri ve azâbin fi’l-kabr” (Mülk O’nundur, hamd O’na aittir ve O her şeye kadirdir. Rabbim! Senden bu gecedeki hayrı ve sonrasındaki hayrı dilerim; bu gecedeki şerden ve sonrasındaki şerden Sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten ve yaşlılığın kötülüğünden Sana sığınırım. Rabbim! Ateşteki azaptan ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım). Sabahladığında da yine bunları söylerdi: “Asbahnâ ve asbeha’l-mülkü lillâh” (Sabaha erdik; mülk de Allah’ın olarak sabaha erdi).
2723_3. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ، عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَمْسَى قَالَ " أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ هَذِهِ اللَّيْلَةِ وَخَيْرِ مَا فِيهَا وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا فِيهَا اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَسُوءِ الْكِبَرِ وَفِتْنَةِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْقَبْرِ " . قَالَ الْحَسَنُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ وَزَادَنِي فِيهِ زُبَيْدٌ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سُوَيْدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ رَفَعَهُ أَنَّهُ قَالَ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Hüseyin b. Ali anlattı; Zâide’den; el-Hasan b. Ubeydullah’tan; İbrahim b. Süveyd’den; Abdurrahman b. Yezid’den; Abdullah’tan; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem akşama girdiğinde şöyle derdi: “Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâhi ve’l-hamdü lillâhi lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Allâhümme innî es’elüke min hayri hâzihi’l-leyleti ve hayri mâ fîhâ ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ fîhâ. Allâhümme innî eûzü bike mine’l-keseli ve’l-herami ve sûi’l-kiberi ve fitneti’d-dünyâ ve azâbi’l-kabr” (Akşama erdik; mülk de Allah’ın olarak akşama erdi. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Allah’ım! Senden bu gecenin hayrını ve içindekilerin hayrını dilerim; onun şerrinden ve içindekilerin şerrinden de Sana sığınırım. Allah’ım! Tembellikten, ihtiyarlıktan, yaşlılığın kötülüğünden, dünya fitnesinden ve kabir azabından Sana sığınırım). Hasan b. Ubeydullah dedi ki: Zübeyd, İbrahim b. Süveyd kanalıyla Abdurrahman b. Yezid’den, o da Abdullah’tan merfû olarak şu fazlalığı nakletti: “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”