2016. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، وَمَسْرُوقُ بْنُ الْمَرْزُبَانِ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ صَالِحِ بْنِ حَىٍّ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، . أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَلَّقَ حَفْصَةَ ثُمَّ رَاجَعَهَا .
Bize Süveyd b. Saîd, Abdullâh b. Âmir b. Zürâra ve Mesrûk b. el-Merzübân anlattılar. Dediler ki: Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide anlattı. (O) Sâlih b. Sâlih b. Hayy'dan, (o) Seleme b. Küheyl'den, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o) İbn Abbâs'tan, (o da) Ömer b. el-Hattâb'dan (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (kızı) Hafsa'yı boşadı, sonra ona (geri) döndü.
2017. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُؤَمَّلٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَلْعَبُونَ بِحُدُودِ اللَّهِ يَقُولُ أَحَدُهُمْ قَدْ طَلَّقْتُكِ قَدْ رَاجَعْتُكِ . قَدْ طَلَّقْتُكِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Müemmel anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (O) Ebû İshâk'tan, (o) Ebû Bürde'den, (o da) Ebû Musa'dan (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O topluluklara ne oluyor ki Allah'ın sınırları ile oynuyorlar! Onlardan biri (karısına); 'Seni boşadım, sana (geri) döndüm, seni boşadım' deyip duruyor."
2018. Hadis
حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الْوَلِيدِ الْوَصَّافِيِّ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَبْغَضُ الْحَلاَلِ إِلَى اللَّهِ الطَّلاَقُ " .
Bize Kesîr b. Ubeyd el-Hımsî anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Hâlid anlattı. (O) Ubeydullâh b. el-Velîd el-Vassâfî'den, (o) Muhârib b. Disâr'dan, (o da) Abdullâh b. Ömer'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'a en sevimsiz (buğzettiği) helal, boşanmadır."
2019. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ طَلَّقْتُ امْرَأَتِي وَهِيَ حَائِضٌ فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهُ فَلْيُرَاجِعْهَا حَتَّى تَطْهُرَ ثُمَّ تَحِيضَ ثُمَّ تَطْهُرَ ثُمَّ إِنْ شَاءَ طَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يُجَامِعَهَا وَإِنْ شَاءَ أَمْسَكَهَا فَإِنَّهَا الْعِدَّةُ الَّتِي أَمَرَ اللَّهُ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Abdullâh b. İdrîs anlattı. (O) Ubeydullâh'tan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Ben karımı hayızlı iken boşadım. Ömer bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikretti. (Efendimiz) buyurdu ki: "Ona emret, karısına (geri) dönsün. Tâ ki (kadın) temizlensin, sonra (tekrar) hayız görsün, sonra temizlensin. Sonra eğer dilerse onunla cinsel ilişkiye girmeden önce onu boşasın; dilerse de (nikahında) tutsun. İşte bu, Allah'ın emrettiği iddet(i bekleme vakti)dir."
2020. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ طَلاَقُ السُّنَّةِ أَنْ يُطَلِّقَهَا طَاهِرًا مِنْ غَيْرِ جِمَاعٍ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. (O) Süfyân'dan, (o) Ebû İshâk'tan, (o) Ebu'l-Ahvas'tan, (o da) Abdullâh (b. Mes'ûd)'dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Sünnet (üzere) boşama; (kocanın) karısını cinsel ilişkiye girmediği bir temizlik halinde iken boşamasıdır."
2021. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ طَلاَقُ السُّنَّةِ يُطَلِّقُهَا عِنْدَ كُلِّ طُهْرٍ تَطْلِيقَةً فَإِذَا طَهُرَتِ الثَّالِثَةَ طَلَّقَهَا وَعَلَيْهَا بَعْدَ ذَلِكَ حَيْضَةٌ .
Bize Alî b. Meymûn er-Rakkî anlattı. (Dedi ki): Bize Hafs b. Giyâs anlattı. (O) A'meş'ten, (o) Ebû İshâk'tan, (o) Ebu'l-Ahvas'tan, (o da) Abdullâh (b. Mes'ûd)'dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Sünnet (üzere) boşama; (kocanın) her temizlikte onu bir talâk ile boşamasıdır. (Kadın) üçüncü defa temizlendiği vakit (koca) onu (üçüncü defa) boşar. Bundan sonra kadının bir hayız (süresi kadar daha beklemesi) gerekir."
2022. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ أَبِي غَلاَّبٍ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ عَنْ رَجُلٍ، طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ فَقَالَ تَعْرِفُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ فَأَتَى عُمَرُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَهُ أَنْ يُرَاجِعَهَا . قُلْتُ أَيُعْتَدُّ بِتِلْكَ قَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ عَجَزَ وَاسْتَحْمَقَ
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı. (Dedi ki): Bize Abdul'a'lâ anlattı. (Dedi ki): Bize Hişâm anlattı. (O) Muhammed'den, (o da) Yûnus b. Cübeyr Ebû Ğallâb'dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: İbn Ömer'e, karısını hayızlı iken boşayan adam(ın hükmün)ü sordum. Dedi ki: "Abdullâh b. Ömer'i tanıyor musun? O, karısını hayızlı iken boşamıştı. Ömer, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi (durumu anlattı). (Peygamber) ona, karısına (geri) dönmesini emretti." Ben: "O (boşama) sayılır mı?" dedim. Dedi ki: "Ne zannediyorsun? Ya (o adam) aciz kalmış veya ahmaklık etmişse (sayılmayacak mı? Elbette sayılır)."
2023. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهُ فَلْيُرَاجِعْهَا ثُمَّ لِيُطَلِّقْهَا وَهِيَ طَاهِرٌ أَوْ حَامِلٌ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar. (Dediler ki): Bize Vekî' anlattı. (O) Süfyân'dan, (o) Âl-i Talha'nın azatlısı Muhammed b. Abdurrahmân'dan, (o) Sâlim'den, (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre): O, karısını hayızlı iken boşadı. Ömer bunu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikretti. (Peygamber) buyurdu ki: "Ona emret, karısına (geri) dönsün. Sonra onu temiz iken veya hamile iken boşasın."
2024. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قُلْتُ لِفَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ حَدِّثِينِي عَنْ طَلاَقِكِ، . قَالَتْ طَلَّقَنِي زَوْجِي ثَلاَثًا وَهُوَ خَارِجٌ إِلَى الْيَمَنِ فَأَجَازَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) İshâk b. Ebî Ferve'den, (o) Ebu'z-Zinâd'dan, (o da) Âmir eş-Şa'bî'den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Fâtıma bint Kays'a: "Bana boşanmandan bahset" dedim. Dedi ki: "Kocam Yemen'e giderken beni üç talâkla (üç kere) boşadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bunu caiz gördü (geçerli saydı)."
2025. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، أَنَّ عِمْرَانَ بْنَ الْحُصَيْنِ، سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، يُطَلِّقُ امْرَأَتَهُ ثُمَّ يَقَعُ بِهَا وَلَمْ يُشْهِدْ عَلَى طَلاَقِهَا وَلاَ عَلَى رَجْعَتِهَا . فَقَالَ عِمْرَانُ طَلَّقْتَ بِغَيْرِ سُنَّةٍ وَرَاجَعْتَ بِغَيْرِ سُنَّةٍ أَشْهِدْ عَلَى طَلاَقِهَا وَعَلَى رَجْعَتِهَا .
Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf anlattı. (Dedi ki): Bize Ca'fer b. Süleymân ed-Dubaî anlattı. (O) Yezîd er-Rişk'ten, (o) Mutarrif b. Abdillâh b. eş-Şıhhîr'den (naklettiğine göre): İmrân b. el-Husayn'a; karısını boşayan, sonra (ric'at ettiğine dair) şahit tutmadan onunla cinsel ilişkiye giren, boşamasına da dönüşüne de şahit tutmayan bir adam(ın durumu) soruldu. İmrân dedi ki: "Sünnete aykırı boşadın ve sünnete aykırı (eşine) döndün. (Hemen) boşamana da dönüşüne de şahit tut."
2026. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ، أَنَّهُ كَانَتْ عِنْدَهُ أُمُّ كُلْثُومٍ بِنْتُ عُقْبَةَ فَقَالَتْ لَهُ وَهِيَ حَامِلٌ طَيِّبْ نَفْسِي بِتَطْلِيقَةٍ . فَطَلَّقَهَا تَطْلِيقَةً ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ فَرَجَعَ وَقَدْ وَضَعَتْ . فَقَالَ مَالَهَا خَدَعَتْنِي خَدَعَهَا اللَّهُ ثُمَّ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " سَبَقَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ اخْطُبْهَا إِلَى نَفْسِهَا " .
Bize Muhammed b. Ömer b. Heyyâc anlattı. (Dedi ki): Bize Kabîsa b. Ukbe anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (O) Amr b. Meymûn'dan, (o) babasından, (o da) Zübeyr b. el-Avvâm'dan (naklettiğine göre): Onun nikahında Ümmü Gülsüm bint Ukbe vardı. (Kadın) hamile iken (Zübeyr'e): "Bir talâk ile gönlümü hoş et (beni boşa)" dedi. O da onu bir talâk ile boşadı. Sonra namaza çıktı. Döndüğünde (kadın) çocuğunu doğurmuştu. (Zübeyr): "Ona ne oluyor? Beni aldattı, Allah da onu aldatsın (cezalandırsın)!" dedi. Sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. (Peygamber ona): "Kitap (kader/hüküm), ecelini (süresini) geçti (iddet bitti). Ona kendin için (tekrar) evlenme teklif et (yeni bir nikah kıy)" buyurdu.
2027. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِي السَّنَابِلِ، قَالَ وَضَعَتْ سُبَيْعَةُ الأَسْلَمِيَّةُ بِنْتُ الْحَارِثِ حَمْلَهَا بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا بِبِضْعٍ وَعِشْرِينَ لَيْلَةً فَلَمَّا تَعَلَّتْ مِنْ نِفَاسِهَا تَشَوَّفَتْ فَعِيبَ ذَلِكَ عَلَيْهَا وَذُكِرَ أَمْرُهَا لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " إِنْ تَفْعَلْ فَقَدْ مَضَى أَجَلُهَا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Ebu'l-Ahvas anlattı. (O) Mansûr'dan, (o) İbrâhîm'den, (o) Esved'den, (o da) Ebû Senâbil'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Sübey'a el-Eslemiyye bint el-Hâris, kocasının vefatından yirmi küsur gece sonra hamileliğini bıraktı (doğum yaptı). Nifastan temizlenince (tekrar evlenmek için) süslendi. Bu davranışı ayıplandı. Durumu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredildi. (Peygamber) buyurdu ki: "Eğer (böyle) yaparsa (yapsın), muhakkak onun bekleme süresi (iddeti) geçmiştir (bitmiştir)."
2028. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، وَعَمْرِو بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّهُمَا كَتَبَا إِلَى سُبَيْعَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ يَسْأَلاَنِهَا عَنْ أَمْرِهَا، فَكَتَبَتْ إِلَيْهِمَا إِنَّهَا وَضَعَتْ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا بِخَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ فَتَهَيَّأَتْ تَطْلُبُ الْخَيْرَ فَمَرَّ بِهَا أَبُو السَّنَابِلِ بْنُ بَعْكَكٍ فَقَالَ قَدْ أَسْرَعْتِ اعْتَدِّي آخِرَ الأَجَلَيْنِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا . فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتَغْفِرْ لِي . قَالَ " وَمِمَّ ذَاكَ " . فَأَخْبَرْتُهُ . فَقَالَ " إِنْ وَجَدْتِ زَوْجًا صَالِحًا فَتَزَوَّجِي " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Alî b. Müshir anlattı. (O) Dâvûd b. Ebî Hind'den, (o) Şa'bî'den, (o da) Mesrûk ve Amr b. Utbe'den (naklettiğine göre); bu ikisi Sübey'a bint el-Hâris'e (mektup) yazarak durumunu sordular. O da onlara (şöyle) yazdı: "Kocasının vefatından yirmi beş (gün) sonra doğum yaptı. (Evlilik) hayrını umarak süslenip hazırlandı. Ebû Senâbil b. Ba'kek ona uğradı ve: 'Acele ettin! İki sürenin sonuncusunu (en uzun olanını, yani) dört ay on günü bekle(men gerekir)' dedi." (Sübey'a dedi ki): Ben de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim için mağfiret dile" dedim. (Efendimiz): "Bu neden (icap etti)?" diye sordu. Ona (durumu) haber verdim. Buyurdu ki: "Eğer salih bir koca bulursan hemen evlen."
2029. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ سُبَيْعَةَ أَنْ تَنْكِحَ إِذَا تَعَلَّتْ مِنْ نِفَاسِهَا .
Bize Nasr b. Ali ve Muhammed b. Beşşâr anlattılar. (Dediler ki): Bize Abdullâh b. Dâvûd anlattı. (Dedi ki): Bize Hişâm b. Urve anlattı. (O) babasından, (o da) Misver b. Mahreme'den (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, nifastan temizlendiği zaman Sübey'a'ya evlenmesini emretti.
2030. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ وَاللَّهِ لَمَنْ شَاءَ لاَعَنَّاهُ لأُنْزِلَتْ سُورَةُ النِّسَاءِ الْقُصْرَى بَعْدَ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Muâviye anlattı. (O) A'meş'ten, (o) Müslim'den, (o) Mesrûk'tan, (o da) Abdullâh b. Mes'ûd'dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Allah'a yemin olsun ki, dileyen kimse ile lanetleşiriz ki; Kısa Nisa Suresi (Talâk Suresi), dört ay on gün (hükmü inen Bakara Suresi'ndeki ayet)den sonra inmiştir."
2031. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ عَنْ سَعْدِ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، وَكَانَتْ، تَحْتَ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ أَنَّ أُخْتَهُ الْفُرَيْعَةَ بِنْتَ مَالِكٍ، قَالَتْ خَرَجَ زَوْجِي فِي طَلَبِ أَعْلاَجٍ لَهُ فَأَدْرَكَهُمْ بِطَرَفِ الْقَدُومِ فَقَتَلُوهُ فَجَاءَ نَعْىُ زَوْجِي وَأَنَا فِي دَارٍ مِنْ دُورِ الأَنْصَارِ شَاسِعَةٍ عَنْ دَارِ أَهْلِي فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ جَاءَ نَعْىُ زَوْجِي وَأَنَا فِي دَارٍ شَاسِعَةٍ عَنْ دَارِ أَهْلِي وَدَارِ إِخْوَتِي وَلَمْ يَدَعْ مَالاً يُنْفِقُ عَلَىَّ وَلاَ مَالاً وَرِثْتُهُ . وَلاَ دَارًا يَمْلِكُهَا فَإِنْ رَأَيْتَ أَنْ تَأْذَنَ لِي فَأَلْحَقَ بِدَارِ أَهْلِي وَدَارِ إِخْوَتِي فَإِنَّهُ أَحَبُّ إِلَىَّ وَأَجْمَعُ لِي فِي بَعْضِ أَمْرِي . قَالَ " فَافْعَلِي إِنْ شِئْتِ " . قَالَتْ فَخَرَجْتُ قَرِيرَةً عَيْنِي لِمَا قَضَى اللَّهُ لِي عَلَى لِسَانِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَتَّى إِذَا كُنْتُ فِي الْمَسْجِدِ - أَوْ فِي بَعْضِ الْحُجْرَةِ - دَعَانِي فَقَالَ " كَيْفَ زَعَمْتِ " . قَالَتْ فَقَصَصْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ " امْكُثِي فِي بَيْتِكِ الَّذِي جَاءَ فِيهِ نَعْىُ زَوْجِكِ حَتَّى يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ " . قَالَتْ فَاعْتَدَدْتُ فِيهِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Hâlid el-Ahmer Süleymân b. Hayyân, Sa'd b. İshâk b. Ka'b b. Ucre'den, (o) Zeyneb bint Ka'b b. Ucre'den -ki bu hanım Ebû Saîd el-Hudrî'nin nikahı altında idi-, (o da) kız kardeşi Fürey'a bint Mâlik'ten (naklettiğine göre) Fürey'a şöyle demiştir: "Kocam, (kaçan) kölelerini aramak üzere çıktı. Onlara Taraf'ul-Kadûm denilen yerde yetişti, fakat onlar kocamı öldürdüler. Ben Ensar evlerinden, ailemin evine uzak bir evde iken kocamın ölüm haberi geldi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Kocamın ölüm haberi geldi. Ben ailemin ve kardeşlerimin evinden uzak bir evdeyim. (Kocam) bana harcayacak bir mal, miras kalacak bir mal ve kendisine ait bir ev bırakmadı. Eğer uygun görürsen bana izin ver de ailemin ve kardeşlerimin evine katılayım (taşınayım). Çünkü bu benim için daha sevimli ve bazı işlerimi görmem (derlenip toparlanmam) açısından daha elverişlidir.' (Efendimiz): 'Dilersen yap (git),' buyurdu." (Fürey'a) dedi ki: "Allah'ın, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in lisanı üzere benim hakkımda verdiği hükümden dolayı gözüm aydın (gönlüm hoş) bir şekilde çıktım. Tâ ki mescitte -veya odanın bir kısmında- iken beni (geri) çağırdı ve: 'Nasıl demiştin (anlatmıştın)?' diye sordu." (Fürey'a) dedi ki: "(Durumu) O'na tekrar anlattım. Buyurdu ki: 'Kitap (kader/iddet), eceline (süresine) ulaşıncaya kadar, kocamın ölüm haberinin sana geldiği evde kal (bekle).'" (Fürey'a) dedi ki: "Bunun üzerine ben o evde dört ay on gün iddet bekledim."
2032. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى مَرْوَانَ فَقُلْتُ لَهُ امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِكَ طُلِّقَتْ فَمَرَرْتُ عَلَيْهَا وَهِيَ تَنْتَقِلُ فَقَالَتْ أَمَرَتْنَا فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ وَأَخْبَرَتْنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَهَا أَنْ تَنْتَقِلَ . فَقَالَ مَرْوَانُ هِيَ أَمَرَتْهُمْ بِذَلِكَ . قَالَ عُرْوَةُ فَقُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لَقَدْ عَابَتْ ذَلِكَ عَائِشَةُ وَقَالَتْ إِنَّ فَاطِمَةَ كَانَتْ فِي مَسْكَنٍ وَحْشٍ فَخِيفَ عَلَيْهَا فَلِذَلِكَ أَرْخَصَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. (Dedi ki): Bize Abdulazîz b. Abdillâh anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Ebî'z-Zinâd anlattı. (O) Hişâm b. Urve'den, (o) babasından (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Mervan'ın yanına girdim ve ona dedim ki: "Senin ailenden bir kadın boşandı. Eşya taşırken ona uğradım. Dedi ki: 'Bize Fâtıma bint Kays emretti ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kendisine taşınmasını emrettiğini haber verdi.'" Mervan: "Onlara bunu o (Fâtıma) emretmiştir," dedi. Urve dedi ki: Ben (Mervan'a) şöyle dedim: "Ama Allah'a yemin olsun ki Âişe bunu ayıpladı ve şöyle dedi: 'Fâtıma ıssız (korkulu) bir meskende idi. Onun (güvenliği) hakkında endişe edildiği için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona (taşınması hususunda) ruhsat verdi.'"
2033. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُقْتَحَمَ عَلَىَّ . فَأَمَرَهَا أَنْ تَتَحَوَّلَ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Hafs b. Giyâs anlattı. (O) Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Fâtıma bint Kays: "Ey Allah'ın Resûlü! (Evime) izinsiz girilmesinden (bana saldırılmasından) korkuyorum," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) ona taşınmasını emretti.
2034. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ طُلِّقَتْ خَالَتِي فَأَرَادَتْ أَنْ تَجُدَّ نَخْلَهَا فَزَجَرَهَا رَجُلٌ أَنْ تَخْرُجَ إِلَيْهِ فَأَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " بَلَى فَجُدِّي نَخْلَكِ فَإِنَّكِ عَسَى أَنْ تَصَدَّقِي أَوْ تَفْعَلِي مَعْرُوفًا " .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı. (Dedi ki): Bize Ravh anlattı. (Yine) bize Ahmed b. Mansûr anlattı. (Dedi ki): Bize Haccâc b. Muhammed anlattı. Hepsi İbn Cüreyc'den (naklettiler). (O dedi ki): Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. (O da) Câbir b. Abdillâh'tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: "Teyzem boşandı. Hurmalarını devşirmek (toplamak) istedi. Fakat bir adam onun (hurmalığa) çıkmasını yasakladı (ayıpladı). Bunun üzerine (teyzam) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. (Peygamber) şöyle buyurdu: 'Bilakis, git hurmalarını devşir. Çünkü belki sadaka verirsin veya (o malla) bir iyilik yaparsın.'"
2035. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي الْجَهْمِ بْنِ صُخَيْرٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ فَاطِمَةَ بِنْتَ قَيْسٍ، تَقُولُ إِنَّ زَوْجَهَا طَلَّقَهَا ثَلاَثًا فَلَمْ يَجْعَلْ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سُكْنَى وَلاَ نَفَقَةً .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar. (Dediler ki): Bize Vekî' anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân anlattı. (O) Ebû Bekir b. Ebi'l-Cehm b. Suhayr el-Adevî'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Ben Fâtıma bint Kays'ı şöyle derken işittim: "Kocası onu (Fâtıma'yı) üç talâkla (üç kere) boşadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (iddet süresince) ona ne bir mesken (hakkı) ne de nafaka (hakkı) tanıdı."
2036. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ طَلَّقَنِي زَوْجِي عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثَلاَثًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ سُكْنَى لَكِ وَلاَ نَفَقَةَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Cerîr anlattı. (O) Muğîre'den, (o da) Şa'bî'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Fâtıma bint Kays dedi ki: "Kocam, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde beni üç talâkla (üç kere) boşadı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Senin için (kocanın üzerinde) ne bir mesken ne de nafaka (hakkı) vardır,' buyurdu."
2037. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ أَبُو الأَشْعَثِ الْعِجْلِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ عَمْرَةَ بِنْتَ الْجَوْنِ، تَعَوَّذَتْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حِينَ أُدْخِلَتْ عَلَيْهِ فَقَالَ " لَقَدْ عُذْتِ بِمُعَاذٍ " . فَطَلَّقَهَا وَأَمَرَ أُسَامَةَ أَوْ أَنَسًا فَمَتَّعَهَا بِثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ رَازِقِيَّةٍ .
Bize Ahmed b. el-Mikdâm Ebu'l-Eş'as el-Iclî anlattı. (Dedi ki): Bize Ubeyd b. el-Kâsım anlattı. (Dedi ki): Bize Hişâm b. Urve anlattı. (O) babasından, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre): Amra bint el-Cevn, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına (zifaf için) girdirildiğinde (Resûlullah'tan) Allah'a sığındı. (Efendimiz) şöyle buyurdu: "(Büyük bir) sığınılacak olana sığındın." Bunun üzerine (Peygamber) onu boşadı ve Üsâme'ye -yahut Enes'e- (ona mut'a vermesini) emretti. O da ona Râzıkî (keten) kumaşından üç elbise mut'a (boşanma hediyesi) olarak verdi."
2038. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ أَبُو حَفْصٍ التَّنِّيسِيُّ، عَنْ زُهَيْرٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا ادَّعَتِ الْمَرْأَةُ طَلاَقَ زَوْجِهَا فَجَاءَتْ عَلَى ذَلِكَ بِشَاهِدٍ عَدْلٍ اسْتُحْلِفَ زَوْجُهَا فَإِنْ حَلَفَ بَطَلَتْ شَهَادَةُ الشَّاهِدِ وَإِنْ نَكَلَ فَنُكُولُهُ بِمَنْزِلَةِ شَاهِدٍ آخَرَ وَجَازَ طَلاَقُهُ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. (Dedi ki): Bize Amr b. Ebî Seleme Ebû Hafs et-Tennîsî anlattı. (O) Züheyr'den, (o) İbn Cüreyc'den, (o) Amr b. Şuayb'dan, (o) babasından, (o da) dedesinden (naklettiğine göre) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kadın kocasının (kendisini) boşadığını iddia eder ve buna dair bir adil şahit getirirse, kocasına yemin teklif edilir. Eğer (koca, boşamadığına dair) yemin ederse şahidin şahitliği batıl olur (geçersiz sayılır). Eğer yemin etmekten kaçınırsa, kaçınması (nükûlü) diğer bir şahit yerine geçer ve boşaması geçerli olur."
2039. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حَبِيبِ بْنِ أَرْدَكَ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " ثَلاَثٌ جِدُّهُنَّ جِدٌّ وَهَزْلُهُنَّ جِدٌّ النِّكَاحُ وَالطَّلاَقُ وَالرَّجْعَةُ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. (Dedi ki): Bize Hâtim b. İsmâîl anlattı. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Habîb b. Erdeke anlattı. (Dedi ki): Bize Atâ b. Ebî Rabâh anlattı. (O) Yûsuf b. Mâhek'ten, (o da) Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç şeyin ciddisi de ciddidir, şakası da ciddidir: Nikâh, talâk (boşama) ve ric'at (boşadığı eşine geri dönme)."
2040. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، وَعَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، جَمِيعًا عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ لأُمَّتِي عَمَّا حَدَّثَتْ بِهِ أَنْفُسَهَا مَا لَمْ تَعْمَلْ بِهِ أَوْ تَكَلَّمْ بِهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Alî b. Müshir ve Abde b. Süleymân anlattı. (H) Bize Humeyd b. Mes'ade de anlattı. (Dedi ki): Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı. Hepsi Saîd b. Ebî Arûbe'den, (o) Katâde'den, (o) Zürâra b. Evfâ'dan, (o da) Ebû Hureyre'den (naklettiklerine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, ümmetimi, içlerinden geçirdikleri şeyler hususunda -bunlarla amel etmedikleri veya (bunları) konuşmadıkları müddetçe- affetmiştir (sorumlu tutmamıştır)."
2041. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ حَمَّادٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، . أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّغِيرِ حَتَّى يَكْبَرَ وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ أَوْ يُفِيقَ " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِي حَدِيثِهِ " وَعَنِ الْمُبْتَلَى حَتَّى يَبْرَأَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (H) Bize Muhammed b. Hâlid b. Hıdâş ve Muhammed b. Yahyâ da anlattılar. (Dediler ki): Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı. (Dedi ki): Bize Hammâd b. Seleme anlattı. (O) Hammâd'dan, (o) İbrâhîm'den, (o) Esved'den, (o da) Âişe'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, büyüyünceye (baliğ oluncaya) kadar küçük çocuktan ve aklı başına gelinceye veya iyileşinceye kadar deliden." Ebû Bekir kendi hadisinde (şöyle) dedi: "...ve iyileşinceye kadar (akli melekeleri) bozulmuş olandan."
2042. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنْبَأَنَا الْقَاسِمُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " يُرْفَعُ الْقَلَمُ عَنِ الصَّغِيرِ وَعَنِ الْمَجْنُونِ وَعَنِ النَّائِمِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. (Dedi ki): Bize Ravh b. Ubâde anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Cüreyc anlattı. (Dedi ki): Bize Kâsım b. Yezîd haber verdi. (O da) Alî b. Ebî Tâlib'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kalem küçük çocuktan, deliden ve uyuyandan kaldırılır (kaldırılmıştır)."
2043. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ الْفِرْيَابِيُّ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُوَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْهُذَلِيُّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ عَنْ أُمَّتِي الْخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ " .
Bize İbrâhîm b. Muhammed b. Yûsuf el-Firyâbî anlattı. (Dedi ki): Bize Eyyûb b. Süveyd anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Bekir el-Hüzelî anlattı. (O) Şehr b. Havşeb'den, (o da) Ebû Zerr el-Ğıfârî'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, ümmetimden; hatayı, unutmayı ve (yapmaya) zorlandıkları şeyleri (n hükmünü) kaldırmıştır (onları bunlardan sorumlu tutmamıştır)."
2044. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ لأُمَّتِي عَمَّا تُوَسْوِسُ بِهِ صُدُورُهَا . مَا لَمْ تَعْمَلْ بِهِ أَوْ تَتَكَلَّمْ بِهِ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (O) Mis'ar'dan, (o) Katâde'den, (o) Zürâra b. Evfâ'dan, (o da) Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, -amel etmedikleri veya konuşmadıkları müddetçe- sinelerinin (içlerinin) kendilerine fısıldadığı şeyleri ve (yapmaya) zorlandıkları şeyleri ümmetimden kaldırmıştır (affetmiştir)."
2045. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ وَضَعَ عَنْ أُمَّتِي الْخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ " .
Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî, el-Velîd b. Müslim, el-Evzâî, Atâ ve İbn Abbâs (r.a.) tarikiyle rivayet edildiğine göre; Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, ümmetimden hata, unutma ve (yapmaya) zorlandıkları şeylerin (hükmünü/günahını) kaldırmıştır."
2046. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، قَالَتْ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ طَلاَقَ وَلاَ عَتَاقَ فِي إِغْلاَقٍ " .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Abdullâh b. Nümeyr, Muhammed b. İshâk, Sevr, Ubeyd b. Ebî Sâlih ve Safiyye bint Şeybe tarikiyle rivayet edildiğine göre, Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İğlâk (zorlama veya iradeyi örten şiddetli öfke) halinde ne talâk (boşama) vardır, ne de köle azadı."
2047. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا عَامِرٌ الأَحْوَلُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ، جَمِيعًا عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، . أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ طَلاَقَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ " .
Ebû Küreyb, Hüşeym ve Âmir el-Ahvel kanalıyla; yine Ebû Küreyb, Hâtim b. İsmâîl, Abdurrahmân b. el-Hâris, Amr b. Şuayb, babası ve dedesi tarikiyle rivayet edildiğine göre; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kişinin sahip olmadığı şeyde (eş üzerinde) boşama (yetkisi) yoktur."
2048. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ طَلاَقَ قَبْلَ نِكَاحٍ وَلاَ عِتْقَ قَبْلَ مِلْكٍ " .
Ahmed b. Saîd ed-Dârimî, Ali b. el-Hüseyin b. Vâkıd, Hişâm b. Sa'd, Zührî, Urve ve el-Misver b. Mahrame tarikiyle rivayet edildiğine göre; Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Nikahtan önce talâk (boşama), mülkiyetten önce de (köle) azadı olmaz."
2049. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ جُوَيْبِرٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ، عَنِ النَّزَّالِ بْنِ سَبْرَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ طَلاَقَ قَبْلَ النِّكَاحِ " .
Muhammed b. Yahyâ, Abdurrazzâk, Ma'mer, Cüveybir, ed-Dahhâk, en-Nezzâl b. Sebre ve Ali b. Ebî Tâlib (r.a.) tarikiyle rivayet edildiğine göre; Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Nikahtan önce talâk (boşama) yoktur."
2050. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ سَأَلْتُ الزُّهْرِيَّ أَىُّ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اسْتَعَاذَتْ مِنْهُ فَقَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ ابْنَةَ الْجَوْنِ لَمَّا دَخَلَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَدَنَا مِنْهَا قَالَتْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " عُذْتِ بِعَظِيمٍ . الْحَقِي بِأَهْلِكِ " .
Abdurrahmân b. İbrâhîm ed-Dımaşkî, el-Velîd b. Müslim ve el-Evzâî'den rivayet edilmiştir: Evzâî, Zührî'ye; "Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in eşlerinden hangisi ondan (Allah'a) sığındı?" diye sorduğunu, Zührî'nin de kendisine Urve vasıtasıyla Âişe (r.anha)'dan şunları naklettiğini söylemiştir: "Cevn'in kızı, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in huzuruna girip, Efendimiz ona yaklaşınca kadın: 'Senden Allah'a sığınırım' dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): 'Sen çok büyük Birine sığındın. Haydi ailene katıl (git)!' buyurdu."
2051. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ بْنِ رُكَانَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّهُ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ الْبَتَّةَ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَأَلَهُ فَقَالَ " مَا أَرَدْتَ بِهَا " . قَالَ وَاحِدَةً . قَالَ " آللَّهِ مَا أَرَدْتَ بِهَا إِلاَّ وَاحِدَةً قَالَ آللَّهِ مَا أَرَدْتُ بِهَا إِلاَّ وَاحِدَةً . قَالَ فَرَدَّهَا عَلَيْهِ . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ مَاجَهْ سَمِعْتُ أَبَا الْحَسَنِ عَلِيَّ بْنَ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيَّ يَقُولُ مَا أَشْرَفَ هَذَا الْحَدِيثَ . قَالَ ابْنُ مَاجَهْ أَبُو عُبَيْدٍ تَرَكَهُ نَاحِيَةً وَأَحْمَدُ جَبُنَ عَنْهُ .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed, Vekî', Cerîr b. Hâzim, Zübeyr b. Saîd, Abdullâh b. Ali b. Yezîd b. Rükâne, babası ve dedesi (Rükâne) tarikiyle rivayet edildiğine göre; Rükâne karısını "el-bette" (kesin/kökten) sözüyle boşadı. Sonra Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e geldi ve durumu sordu. Efendimiz: "Onunla neyi kastettin?" buyurdu. O da: "Bir (talâk) kastettim" dedi. Efendimiz: "Allah adına yemin eder misin, onunla sadece biri mi kastettin?" buyurdu. O da: "Allah'a yemin ederim ki, onunla sadece bir talâkı kastettim" dedi. Bunun üzerine Efendimiz kadını ona geri verdi. Muhammed b. Mâce dedi ki: Ebû'l-Hasan Ali b. Muhammed et-Tanâfisî'nin şöyle dediğini işittim: "Bu hadis ne kadar şereflidir (kıymetlidir)!" İbn Mâce dedi ki: "Ebû Ubeyd bu hadisi bir kenara bıraktı (amel etmedi), Ahmed (b. Hanbel) de ondan çekindi (zayıf buldu)."
2052. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَيَّرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَاخْتَرْنَاهُ . فَلَمْ نَرَهُ شَيْئًا .
Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ebû Muâviye, A'meş, Müslim, Mesrûk ve Âişe (r.anha) tarikiyle rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizi (dünya süsü ile kendisi arasında) serbest bıraktı (muhayyer kıldı). Biz de onu seçtik. (Resûlullah) bunu bir şey (talâk) saymadı."
2053. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَتْ {وَإِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ} دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " يَا عَائِشَةُ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تَعْجَلِي فِيهِ حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ قَالَتْ قَدْ عَلِمَ وَاللَّهِ أَنَّ أَبَوَىَّ لَمْ يَكُونَا لِيَأْمُرَانِي بِفِرَاقِهِ . قَالَتْ فَقَرَأَ عَلَىَّ {يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا } . الآيَاتِ . فَقُلْتُ فِي هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ قَدِ اخْتَرْتُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ .
Muhammed b. Yahyâ, Abdurrazzâk, Ma'mer, Zührî, Urve ve Âişe (r.anha) tarikiyle rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "{Eğer Allah'ı ve Resûlünü istiyorsanız...} (Ahzâb, 29) ayeti inince Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanıma girdi ve: 'Ey Âişe! Sana bir konuyu açacağım; anne ve babana danışmadan bu konuda acele etmemeni (karar vermemeni) isterim' buyurdu. (Âişe) dedi ki: Allah'a yemin olsun ki, o çok iyi biliyordu ki annem ve babam asla ondan ayrılmamı emretmezlerdi. (Âişe şöyle devam etti): Sonra bana şu ayetleri okudu: {Ey Nebi! Eşlerine de ki: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız...} (Ahzâb, 28). Bunun üzerine ben: 'Ben bu konuda mı anneme babama danışacağım? Ben (kesinlikle) Allah'ı ve Resûlünü seçiyorum' dedim."
2054. Hadis
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ عَمِّهِ، عُمَارَةَ بْنِ ثَوْبَانَ عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ تَسْأَلُ الْمَرْأَةُ زَوْجَهَا الطَّلاَقَ فِي غَيْرِ كُنْهِهِ فَتَجِدَ رِيحَ الْجَنَّةِ . وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا " .
Bekr b. Halef Ebû Bişr, Ebû Âsım, Ca'fer b. Yahyâ b. Sevbân, amcası Umâre b. Sevbân, Atâ ve İbn Abbâs (r.a.) tarikiyle rivayet edildiğine göre; Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Hangi kadın geçerli bir sebep (zaruret) olmaksızın kocasından boşanmayı isterse, cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu kırk yıllık mesafeden duyulur."
2055. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَيُّمَا امْرَأَةٍ سَأَلَتْ زَوْجَهَا الطَّلاَقَ فِي غَيْرِ مَا بَأْسٍ فَحَرَامٌ عَلَيْهَا رَائِحَةُ الْجَنَّةِ " .
Bize Ahmed b. El-Ezher anlattı. Bize Muhammed b. El-Fadl anlattı. (O) Hammad b. Zeyd'den, (o) Eyyûb'dan, (o) Ebu Kılâbe'den, (o) Ebu Esmâ'dan, (o da) Sevbân'dan naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hangi kadın, (haklı bir sebep ve) bir sıkıntı olmaksızın kocasından boşanma talep ederse, cennetin kokusu ona haram olur."
2056. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ جَمِيلَةَ بِنْتَ سَلُولَ، أَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ وَاللَّهِ مَا أَعْتِبُ عَلَى ثَابِتٍ فِي دِينٍ وَلاَ خُلُقٍ . وَلَكِنِّي أَكْرَهُ الْكُفْرَ فِي الإِسْلاَمِ لاَ أُطِيقُهُ بُغْضًا . فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَتَرُدِّينَ عَلَيْهِ حَدِيقَتَهُ " . قَالَتْ نَعَمْ . فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَأْخُذَ مِنْهَا حَدِيقَتَهُ وَلاَ يَزْدَادَ .
Bize Ezher b. Mervân anlattı. Bize Abdulalâ b. Abdulalâ anlattı. Bize Said b. Ebi Arûbe anlattı. (O) Katâde'den, (o) İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Cemile binti Selûl, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Vallahi ben Sâbit hakkında ne din ne de ahlâk yönünden bir kusur bulmuyorum. Lakin ben İslam'da küfürden (nankörlükten) hoşlanmam, (ona olan) nefretimden dolayı ona tahammül edemiyorum." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ona bahçesini geri verir misin?" buyurdu. (Kadın): "Evet," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de (kocasına), ondan bahçesini almasını ve fazlasını istememesini emretti.
2057. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ كَانَتْ حَبِيبَةُ بِنْتُ سَهْلٍ تَحْتَ ثَابِتِ بْنِ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ وَكَانَ رَجُلاً دَمِيمًا . فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَوْلاَ مَخَافَةُ اللَّهِ إِذَا دَخَلَ عَلَىَّ لَبَصَقْتُ فِي وَجْهِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَتَرُدِّينَ عَلَيْهِ حَدِيقَتَهُ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ فَرَدَّتْ عَلَيْهِ حَدِيقَتَهُ . قَالَ فَفَرَّقَ بَيْنَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Bize Ebu Kureyb anlattı. Bize Ebu Hâlid el-Ahmer anlattı. (O) Haccac'dan, (o) Amr b. Şuayb'dan, (o) babasından, (o da) dedesinden naklettiğine göre şöyle dedi: Habibe binti Sehl, Sâbit b. Kays b. Şemmâs'ın nikahı altındaydı. Sâbit, (yaratılış bakımından) çirkin görünümlü bir adamdı. (Habibe) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi, eğer Allah korkusu olmasaydı, (yanıma) girdiğinde yüzüne tükürürdüm." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona bahçesini geri verir misin?" buyurdu. (Habibe): "Evet," dedi. (Ravi) dedi ki: Böylece (Habibe) ona bahçesini iade etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onların arasını ayırdı.
2058. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَلَمَةَ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذِ ابْنِ عَفْرَاءَ، قَالَ قُلْتُ لَهَا حَدِّثِينِي حَدِيثَكِ، . قَالَتِ اخْتَلَعْتُ مِنْ زَوْجِي ثُمَّ جِئْتُ عُثْمَانَ . فَسَأَلْتُ مَاذَا عَلَىَّ مِنَ الْعِدَّةِ فَقَالَ لاَ عِدَّةَ عَلَيْكِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ حَدِيثَ عَهْدٍ بِكِ فَتَمْكُثِينَ عِنْدَهُ حَتَّى تَحِيضِينَ حَيْضَةً . قَالَتْ وَإِنَّمَا تَبِعَ فِي ذَلِكَ قَضَاءَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَرْيَمَ الْمَغَالِيَّةِ . وَكَانَتْ تَحْتَ ثَابِتِ بْنِ قَيْسٍ فَاخْتَلَعَتْ مِنْهُ .
Bize Ali b. Seleme en-Neysâbûrî anlattı. Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd anlattı. Bize babam anlattı. (O) İbn İshak'tan, (o da) kendisine Ubâde b. el-Velid b. Ubâde b. es-Sâmit'in haber verdiğine göre, (Ubâde) Rubeyyi' binti Muavviz b. Afrâ'dan naklederek şöyle dedi: Ben ona (Rubeyyi'e): "Bana hadisini (başından geçen olayı) anlat," dedim. O şöyle dedi: "Kocamdan hul' yaptım (bedel vererek boşandım). Sonra Osman'a (b. Affan) geldim ve 'Bana ne kadar iddet gerekir?' diye sordum. Dedi ki: 'Sana iddet gerekmez. Ancak eğer seninle (yakın zamanda) ilişkiye girmişse, bir hayız görünceye kadar onun yanında beklersin.'" (Rubeyyi') dedi ki: "O (Osman), bu konuda sadece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Meryem el-Meğâliyye hakkında verdiği hükme uydu. O (Meryem de) Sâbit b. Kays'ın nikahı altındaydı ve ondan hul' yapmıştı."
2059. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَقْسَمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ لاَ يَدْخُلَ عَلَى نِسَائِهِ شَهْرًا فَمَكَثَ تِسْعَةً وَعِشْرِينَ يَوْمًا حَتَّى إِذَا كَانَ مَسَاءَ ثَلاَثِينَ دَخَلَ عَلَىَّ فَقُلْتُ إِنَّكَ أَقْسَمْتَ أَنْ لاَ تَدْخُلَ عَلَيْنَا شَهْرًا . فَقَالَ " شَهْرٌ هَكَذَا " . يُرْسِلُ أَصَابِعَهُ فِيهَا ثَلاَثَ مَرَّاتٍ " وَشَهْرٌ هَكَذَا " . وَأَرْسَلَ أَصَابِعَهُ كُلَّهَا وَأَمْسَكَ إِصْبَعًا وَاحِدًا فِي الثَّالِثَةِ .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Abdurrahman b. Ebi'r-Ricâl anlattı. (O) babasından, (o) Amre'den, (o da) Âişe'den naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlarının (eşlerinin) yanına bir ay girmeyeceğine (onlara yaklaşmayacağına) dair yemin etti. Yirmi dokuz gün bekledi (ayrı kaldı). Otuzuncu (günün) akşamı olunca yanıma girdi. Ben: "Sen, yanımıza bir ay girmeyeceğine dair yemin etmiştin," dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ay şöyledir," (diyerek) parmaklarını üç defa (açıp) uzattı (bununla otuzu kastetti). "Ve ay şöyledir," (dedi ve yine) parmaklarının hepsini uzattı, üçüncüde bir parmağını tuttu (yumdu, bununla da yirmi dokuzu kastetti).
2060. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنَّمَا آلَى لأَنَّ زَيْنَبَ رَدَّتْ عَلَيْهِ هَدِيَّتَهُ . فَقَالَتْ عَائِشَةُ لَقَدْ أَقْمَأَتْكَ . فَغَضِبَ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَآلَى مِنْهُنَّ .
Bize Süveyd b. Said anlattı. Bize Yahya b. Zekeriyya b. Ebi Zâide anlattı. (O) Hârise b. Muhammed'den, (o) Amre'den, (o da) Âişe'den naklettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ancak Zeyneb'in kendisine hediyesini iade etmesi (geri çevirmesi) sebebiyle îlâ yaptı (eşlerine yaklaşmamaya yemin etti). Bunun üzerine Âişe: "(Zeyneb) seni (hediyeni reddederek) üzdü (küçük düşürdü)," dedi. (Resûlullah) sallallâhu aleyhi ve sellem de öfkelendi ve onlardan (hepsinden) îlâ yaptı.
2061. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ آلَى مِنْ بَعْضِ نِسَائِهِ شَهْرًا فَلَمَّا كَانَ تِسْعَةً وَعِشْرِينَ رَاحَ أَوْ غَدَا . فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا مَضَى تِسْعٌ وَعِشْرُونَ . فَقَالَ " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " .
Bize Ahmed b. Yûsuf es-Sülemî anlattı; bize Ebû Âsım anlattı; İbn Cüreyc'den, (o) Yahyâ b. Abdillâh b. Muhammed b. Sayfî'den, (o) İkrime b. Abdirrahmân'dan, (o da) Ümmü Seleme'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, hanımlarından bazısına (yaklaşmamak üzere) bir ay îlâ (yemini) yaptı. Yirmi dokuz (gün) olunca (onların yanına) gitti -veya (ravi dedi ki:) sabahleyin vardı-. (Kendisine): "Ey Allah'ın Resûlü! Sadece yirmi dokuz gün geçti," denildi. Bunun üzerine: "Ay, yirmi dokuzdur," buyurdu.
2062. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ صَخْرٍ الْبَيَاضِيِّ، قَالَ كُنْتُ امْرَأً أَسْتَكْثِرُ مِنَ النِّسَاءِ لاَ أُرَى رَجُلاً كَانَ يُصِيبُ مِنْ ذَلِكَ مَا أُصِيبُ فَلَمَّا دَخَلَ رَمَضَانُ ظَاهَرْتُ مِنِ امْرَأَتِي حَتَّى يَنْسَلِخَ رَمَضَانُ فَبَيْنَمَا هِيَ تُحَدِّثُنِي ذَاتَ لَيْلَةٍ انْكَشَفَ لِي مِنْهَا شَىْءٌ فَوَثَبْتُ عَلَيْهَا فَوَاقَعْتُهَا فَلَمَّا أَصْبَحْتُ غَدَوْتُ عَلَى قَوْمِي فَأَخْبَرْتُهُمْ خَبَرِي وَقُلْتُ لَهُمْ سَلُوا لِي رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . فَقَالُوا مَا كُنَّا لِنَفْعَلَ إِذًا يُنْزِلَ اللَّهُ فِينَا كِتَابًا أَوْ يَكُونَ فِينَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَوْلٌ فَيَبْقَى عَلَيْنَا عَارُهُ وَلَكِنْ سَوْفَ نُسَلِّمُكَ لِجَرِيرَتِكَ اذْهَبْ أَنْتَ فَاذْكُرْ شَأْنَكَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ فَخَرَجْتُ حَتَّى جِئْتُهُ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَنْتَ بِذَاكَ " . فَقُلْتُ أَنَا بِذَاكَ وَهَا أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ صَابِرٌ لِحُكْمِ اللَّهِ عَلَىَّ . قَالَ " فَأَعْتِقْ رَقَبَةً " . قَالَ قُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا أَصْبَحْتُ أَمْلِكُ إِلاَّ رَقَبَتِي هَذِهِ . قَالَ " فَصُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهَلْ دَخَلَ عَلَىَّ مَا دَخَلَ مِنَ الْبَلاَءِ إِلاَّ بِالصَّوْمِ قَالَ " فَتَصَدَّقْ وَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا " . قَالَ قُلْتُ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَقَدْ بِتْنَا لَيْلَتَنَا هَذِهِ مَا لَنَا عَشَاءٌ . قَالَ " فَاذْهَبْ إِلَى صَاحِبِ صَدَقَةِ بَنِي زُرَيْقٍ فَقُلْ لَهُ فَلْيَدْفَعْهَا إِلَيْكَ وَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا وَانْتَفِعْ بِبَقِيَّتِهَا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullâh b. Nümeyr anlattı; bize Muhammed b. İshâk anlattı; Muhammed b. Amr b. Atâ'dan, (o) Süleyman b. Yesâr'dan, (o da) Seleme b. Sahr el-Beyâdî'den nakletti. (Seleme) dedi ki: Ben kadınlara karşı aşırı düşkünlüğü olan bir adamdım. Başka hiçbir erkeğin, bu konuda benim (kadınlardan) nasiplendiğim kadar nasiplendiğini görmezdim. Ramazan ayı girdiğinde, Ramazan çıkana kadar eşime zıhâr yaptım. Bir gece o benimle konuşurken, bana ondan bir şey(i) açıldı (göründü). Hemen üzerine atladım ve onunla ilişkiye girdim. Sabah olunca kavmime gittim ve onlara durumumu haber verdim. Onlara: "Benim için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sorun," dedim. Onlar: "Biz bunu yapmayız. O zaman (korkarız ki) Allah hakkımızda bir Kitap (ayet) indirir veya Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den bizde (kalıcı) bir söz sadır olur da bunun ayıbı üzerimizde kalır. Lakin seni, kendi suçunla baş başa bırakıyoruz. Sen git ve durumunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlat," dediler. (Seleme) dedi ki: Ben de çıktım, (Resûlullah'a) geldim ve ona durumu haber verdim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu sen mi yaptın?" buyurdu. Ben: "Bunu ben yaptım. İşte ben buradayım ey Allah'ın Resûlü! Allah'ın benim hakkımdaki hükmüne sabredeceğim," dedim. (Resûlullah): "Bir köle azat et," buyurdu. Ben: "Seni hak ile gönderen Zât'a yemin olsun ki, şu boynumdan (kendimden) başka kimseye malik değilim," dedim. "Öyleyse aralıksız iki ay oruç tut," buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü! Başıma gelen bu bela, zaten oruç yüzünden gelmedi mi?" dedim. "Öyleyse sadaka ver ve altmış yoksulu doyur," buyurdu. Ben: "Seni hak ile gönderen Zât'a yemin olsun ki, bu gecemizi akşam yiyeceğimiz olmadan geçirdik," dedim. Bunun üzerine: "Benî Zürayk'ın sadaka memuruna git ve ona, o sadakayı sana vermesini söyle. (Onunla) altmış yoksulu doyur, geri kalanıyla da kendin faydalan," buyurdu.
2063. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ تَبَارَكَ الَّذِي وَسِعَ سَمْعُهُ كُلَّ شَىْءٍ . إِنِّي لأَسْمَعُ كَلاَمَ خَوْلَةَ بِنْتِ ثَعْلَبَةَ وَيَخْفَى عَلَىَّ بَعْضُهُ وَهِيَ تَشْتَكِي زَوْجَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهِيَ تَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلَ شَبَابِي وَنَثَرْتُ لَهُ بَطْنِي حَتَّى إِذَا كَبِرَتْ سِنِّي وَانْقَطَعَ وَلَدِي ظَاهَرَ مِنِّي اللَّهُمَّ إِنِّي أَشْكُو إِلَيْكَ . فَمَا بَرِحَتْ حَتَّى نَزَلَ جِبْرَائِيلُ بِهَؤُلاَءِ الآيَاتِ {قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِي إِلَى اللَّهِ}.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Ebî Ubeyde anlattı. Bize babam anlattı. A'meş'ten, Temîm b. Seleme'den, (o da) Urve b. Zübeyr'den (naklettiğine göre) şöyle dedi: Âişe şöyle dedi: "İşitmesi her şeyi kuşatan (Allah) ne yücedir. Ben Havle bint Sa'lebe'nin sözlerini işitiyor, bazıları ise bana gizli kalıyorken, o kocasını Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şikâyet ediyor ve şöyle diyordu: 'Ey Allah'ın Resûlü! Gençliğimi yedi, karnımı ona yaydım (ona çocuklar verdim), nihayet yaşım ilerleyip çocuğum kesilince bana zıhâr yaptı. Allah'ım! Sana şikâyet ediyorum.' Cebrail şu ayetlerle ininceye kadar (oradan) ayrılmadı: { قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَكِي إِلَى اللَّهِ } "Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir..." (Mücâdele, 58/1)."
2064. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ صَخْرٍ الْبَيَاضِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْمُظَاهِرِ يُوَاقِعُ قَبْلَ أَنْ يُكَفِّرَ قَالَ " كَفَّارَةٌ وَاحِدَةٌ " .
Bize Abdullah b. Saîd anlattı. Bize Abdullah b. İdrîs anlattı. Muhammed b. İshâk'tan, Muhammed b. Amr b. Atâ'dan, Süleyman b. Yesâr'dan, (o da) Seleme b. Sahr el-Beyâdî'den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kefaret ödemeden önce (eşiyle) ilişkiye giren zıhâr yapan kimse hakkında şöyle buyurdu: "Tek bir kefaret (yeterlidir)."
2065. Hadis
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، ظَاهَرَ مِنِ امْرَأَتِهِ فَغَشِيَهَا قَبْلَ أَنْ يُكَفِّرَ فَأَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " مَا حَمَلَكَ عَلَى ذَلِكَ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُ بَيَاضَ حِجْلَيْهَا فِي الْقَمَرِ فَلَمْ أَمْلِكْ نَفْسِي أَنْ وَقَعْتُ عَلَيْهَا . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَمَرَهُ أَلاَّ يَقْرَبَهَا حَتَّى يُكَفِّرَ .
Bize Abbâs b. Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Gunder anlattı. Bize Ma'mer anlattı. Hakem b. Ebân'dan, İkrime'den, (o da) İbn Abbâs'tan (naklettiğine göre): Bir adam karısına zıhâr yaptı ve kefaret ödemeden önce onunla cinsel ilişkiye girdi. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip bu durumu anlattı. (Nebi): "Seni buna ne sevk etti?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Ay ışığında halhallarının beyazlığını gördüm, nefsime hakim olamayıp onunla ilişkiye girdim" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü ve kefaret ödeyinceye kadar ona yaklaşmamasını emretti.
2066. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ جَاءَ عُوَيْمِرٌ إِلَى عَاصِمِ بْنِ عَدِيٍّ فَقَالَ سَلْ لِي رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً فَقَتَلَهُ أَيُقْتَلُ بِهِ أَمْ كَيْفَ يَصْنَعُ فَسَأَلَ عَاصِمٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ ذَلِكَ فَعَابَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَسَائِلَ . ثُمَّ لَقِيَهُ عُوَيْمِرٌ فَسَأَلَهُ فَقَالَ مَا صَنَعْتَ فَقَالَ صَنَعْتُ أَنَّكَ لَمْ تَأْتِنِي بِخَيْرٍ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَابَ الْمَسَائِلَ فَقَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لآتِيَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلأَسْأَلَنَّهُ . فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَوَجَدَهُ قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ فِيهِمَا فَلاَعَنَ بَيْنَهُمَا فَقَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لَئِنِ انْطَلَقْتُ بِهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَقَدْ كَذَبْتُ عَلَيْهَا . قَالَ فَفَارَقَهَا قَبْلَ أَنْ يَأْمُرَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَصَارَتْ سُنَّةً فِي الْمُتَلاَعِنَيْنِ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " انْظُرُوهَا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَسْحَمَ أَدْعَجَ الْعَيْنَيْنِ عَظِيمَ الأَلْيَتَيْنِ فَلاَ أُرَاهُ إِلاَّ قَدْ صَدَقَ عَلَيْهَا وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أُحَيْمِرَ كَأَنَّهُ وَحَرَةٌ فَلاَ أُرَاهُ إِلاَّ كَاذِبًا " . قَالَ فَجَاءَتْ بِهِ عَلَى النَّعْتِ الْمَكْرُوهِ .
Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osmân el-Osmânî anlattı. Bize İbrâhîm b. Sa'd anlattı. İbn Şihâb'dan, (o da) Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den (naklettiğine göre) şöyle dedi: Uveymir, Âsım b. Adî'ye gelerek şöyle dedi: "Benim için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sor: Bir adam karısıyla birlikte bir adam bulsa ve onu öldürse, (buna karşılık) o da öldürülür mü? Yoksa ne yapmalıdır?" Âsım bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu tür soruları ayıpladı (hoş görmedi). Sonra Uveymir onunla (Âsım ile) karşılaştı ve sordu: "Ne yaptın?" O da: "Senin yüzünden başıma iyi bir iş gelmedi (Bana hayırlı bir haberle gelmedin). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum, o da bu soruları ayıpladı" dedi. Uveymir: "Vallahi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip bunu mutlaka kendisine soracağım" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve (Allah'ın) o ikisi hakkında (ayet) indirmiş olduğunu gördü. Bunun üzerine ikisi arasında liân (lânetleşme) yapıldı. Uveymir dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Eğer (artık) onu yanımda tutarsam ona yalan söylemiş olurum." (Ravi) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem emretmeden önce (Uveymir) ondan ayrıldı. Bu durum, liân yapanlar arasında sünnet oldu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ona (kadına) bakın! Eğer (çocuğu) simsiyah, gözleri sürmeli gibi (kapkara), kaba etleri (kalçaları) büyük olarak getirirse, (kocasının) onun hakkında doğru söylediğini düşünürüm. Eğer kertenkele gibi kırmızımsı (kısa ve çelimsiz) getirirse, (kocasının) yalancı olduğunu düşünürüm." (Ravi) dedi ki: Kadın onu (çocuğu) hoşlanılmayan o sıfatlar (kocasının tarif ettiği gibi) üzere getirdi.
2067. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ هِلاَلَ بْنَ أُمَيَّةَ، قَذَفَ امْرَأَتَهُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِشَرِيكِ بْنِ سَحْمَاءَ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْبَيِّنَةُ أَوْ حَدٌّ فِي ظَهْرِكَ " . فَقَالَ هِلاَلُ بْنُ أُمَيَّةَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ إِنِّي لَصَادِقٌ وَلَيُنْزِلَنَّ اللَّهُ فِي أَمْرِي مَا يُبَرِّئُ ظَهْرِي . قَالَ فَنَزَلَتْ {وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ} . حَتَّى بَلَغَ {وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ} . فَانْصَرَفَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِمَا فَجَاءَا فَقَامَ هِلاَلُ بْنُ أُمَيَّةَ فَشَهِدَ وَالنَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ أَنَّ أَحَدَكُمَا كَاذِبٌ فَهَلْ مِنْ تَائِبٍ " . ثُمَّ قَامَتْ فَشَهِدَتْ فَلَمَّا كَانَ عِنْدَ الْخَامِسَةِ {أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ} . قَالُوا لَهَا إِنَّهَا الْمُوجِبَةُ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَتَلَكَّأَتْ وَنَكَصَتْ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهَا سَتَرْجِعُ فَقَالَتْ وَاللَّهِ لاَ أَفْضَحُ قَوْمِي سَائِرَ الْيَوْمِ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " انْظُرُوهَا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَكْحَلَ الْعَيْنَيْنِ سَابِغَ الأَلْيَتَيْنِ خَدَلَّجَ السَّاقَيْنِ فَهُوَ لِشَرِيكِ بْنِ سَحْمَاءَ " . فَجَاءَتْ بِهِ كَذَلِكَ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَوْلاَ مَا مَضَى مِنْ كِتَابِ اللَّهِ لَكَانَ لِي وَلَهَا شَأْنٌ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize İbn Ebî Adî anlattı, dedi ki: Bize Hişâm b. Hassân haber verdi. Bize İkrime anlattı, (o da) İbn Abbâs'tan (naklettiğine göre): Hilâl b. Ümeyye, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda karısına Şerîk b. Sahmâ (ile zina isnadında bulunarak) kazif suçlamasında bulundu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ya delil (getirirsin) ya da sırtına had cezası (uygulanır)" buyurdu. Hilâl b. Ümeyye dedi ki: "Seni hak ile gönderene yemin ederim ki ben kesinlikle doğru söylüyorum. Allah benim sırtımı (cezadan) kurtaracak olanı (ayeti) mutlaka indirecektir." (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine { وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ } "Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlar..." ayeti indi. { وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ } "...Beşincisinde, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını (diler)..." (Nur, 24/6-9) ayetine kadar (ulaştı). Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (mescidden) ayrıldı ve o ikisine haber gönderdi. Onlar da geldiler. Hilâl b. Ümeyye kalkıp şahitlik etti. (Bu sırada) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle diyordu: "Allah biliyor ki sizden biri yalancıdır. Tövbe eden var mı?" Sonra kadın kalktı ve şahitlik etti. Beşinciye gelince { أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ } "Eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olması..." (kısmına gelince), ona dediler ki: "Bu (azabı) vacip kılar (kesinleştirir)." İbn Abbâs dedi ki: Kadın duraksadı ve geri çekildi, hatta biz döneceğini (itiraf edeceğini) zannettik. Fakat sonra: "Vallahi günün geri kalanında kavmimi rezil etmeyeceğim" dedi (ve yeminini tamamladı). Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ona (kadına) bakın! Eğer (çocuğu) gözleri sürmeli gibi (siyah), kaba etleri (kalçaları) dolgun, bacakları kalın (baldırları etli) olarak getirirse, o (çocuk) Şerîk b. Sahmâ'nındır." Kadın onu (çocuğu) bu şekilde (tarif edildiği gibi) getirdi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer Allah'ın kitabından geçen (hüküm) olmasaydı, benimle onun (kadının) arasında bir durum (ceza uygulaması) olurdu."
2068. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ حَبِيبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا فِي الْمَسْجِدِ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ . فَقَالَ رَجُلٌ لَوْ أَنَّ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً فَقَتَلَهُ قَتَلْتُمُوهُ وَإِنْ تَكَلَّمَ جَلَدْتُمُوهُ وَاللَّهِ لأَذْكُرَنَّ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . فَذَكَرَهُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَاتِ اللِّعَانِ . ثُمَّ جَاءَ الرَّجُلُ بَعْدَ ذَلِكَ يَقْذِفُ امْرَأَتَهُ فَلاَعَنَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَهُمَا وَقَالَ " عَسَى أَنْ تَجِيءَ بِهِ أَسْوَدَ " . فَجَاءَتْ بِهِ أَسْوَدَ جَعْدًا .
Bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî ve İshâk b. İbrâhîm b. Habîb anlattılar, dediler ki: Bize Abde b. Süleyman anlattı. A'meş'ten, İbrâhîm'den, Alkame'den, (o da) Abdullah'tan (naklettiğine göre) şöyle dedi: Cuma gecesi mescitteydik. Bir adam dedi ki: "Eğer bir adam karısıyla birlikte bir adam bulsa ve onu öldürse, siz de onu (kısas olarak) öldürürsünüz. Eğer konuşsa (zina isnad etse), ona celde (had cezası) vurursunuz. Vallahi bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredeceğim (soracağım)." Bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikretti. Bunun üzerine Allah liân ayetlerini indirdi. Daha sonra o adam geldi ve karısına zina isnadında bulundu (kazif yaptı). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ikisi arasında liân (lânetleşme) yaptırdı ve şöyle buyurdu: "Onu (çocuğu) siyah olarak getirmesi muhtemeldir." Kadın onu (çocuğu) siyah ve kıvırcık saçlı olarak getirdi.
2069. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، لاَعَنَ امْرَأَتَهُ وَانْتَفَى مِنْ وَلَدِهَا فَفَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَهُمَا وَأَلْحَقَ الْوَلَدَ بِالْمَرْأَةِ .
Bize Ahmed b. Sinan anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdi anlattı. (Ona) Mâlik b. Enes'ten, (onun) Nâfi'den, (onun da) İbn Ömer'den aktardığına göre: Bir adam karısıyla liân yaptı ve çocuğunu reddetti (kendisinden olmadığını söyledi). Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikisinin arasını ayırdı ve çocuğu kadına ilhak etti (nesebini anneye bağladı).
2070. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَلَمَةَ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ ذَكَرَ طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تَزَوَّجَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ امْرَأَةً مِنْ بَلْعِجْلاَنَ فَدَخَلَ بِهَا فَبَاتَ عِنْدَهَا فَلَمَّا أَصْبَحَ قَالَ مَا وَجَدْتُهَا عَذْرَاءَ فَرُفِعَ شَأْنُهَا إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَدَعَا الْجَارِيَةَ فَسَأَلَهَا فَقَالَتْ بَلَى قَدْ كُنْتُ عَذْرَاءَ . فَأَمَرَ بِهِمَا فَتَلاَعَنَا وَأَعْطَاهَا الْمَهْرَ .
Bize Ali b. Seleme en-Neysâbûrî anlattı. Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd anlattı. Bize babam, İbn İshak'tan anlattı. O şöyle dedi: Talha b. Nâfi', Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan nakletti. (İbn Abbâs) dedi ki: Ensâr'dan bir adam Bel'aclân'dan bir kadınla evlendi. Yanına girdi ve geceyi onun yanında geçirdi. Sabah olunca: "Onu bakire bulmadım" dedi. (Kadının) durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e arz edildi. (Nebi) genç kadını çağırdı ve ona sordu. Kadın: "Hayır (öyle değil), bilakis ben bakireydim" dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) onlarla ilgili emrini verdi; (karşılıklı) liân yaptılar ve (adam) kadına mehrini verdi.
2071. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ ضَمْرَةَ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ ابْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " أَرْبَعٌ مِنَ النِّسَاءِ لاَ مُلاَعَنَةَ بَيْنَهُنَّ النَّصْرَانِيَّةُ تَحْتَ الْمُسْلِمِ وَالْيَهُودِيَّةُ تَحْتَ الْمُسْلِمِ وَالْحُرَّةُ تَحْتَ الْمَمْلُوكِ وَالْمَمْلُوكَةُ تَحْتَ الْحُرِّ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Hayve b. Şureyh el-Hadramî anlattı; Damre b. Rebîa'dan, o İbn Atâ'dan, o babasından, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden (naklen) anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dört kadın (ile kocaları) arasında liân yoktur: Müslümanın nikâhı altındaki Hristiyan kadın, Müslümanın nikâhı altındaki Yahudi kadın, kölenin nikâhı altındaki hür kadın ve hür erkeğin nikâhı altındaki cariye."
2072. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عَلْقَمَةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ آلَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ نِسَائِهِ وَحَرَّمَ فَجَعَلَ الْحَرَامَ حَلاَلاً . وَجَعَلَ فِي الْيَمِينِ كَفَّارَةً .
Bize el-Hasen b. Kazaa anlattı; bize Mesleme b. Alkame anlattı; bize Dâvûd b. Ebî Hind anlattı; Âmir'den, o Mesrûk'tan, o da Âişe'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşlerine ilâ yaptı (onlara yaklaşmayacağına dair yemin etti) ve (onları kendisine) haram kıldı. Sonra (bu) haramı helal kıldı ve yemin(i) için keffâret ödedi.
2073. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ يَعْلَى بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فِي الْحَرَامِ يَمِينٌ . وَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Vehb b. Cerîr anlattı; bize Hişâm ed-Destevâî anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Ya'lâ b. Hakîm'den, o Saîd b. Cubeyr'den (naklen) anlattı ki: İbn Abbâs, haram (kılma) hakkında şöyle dedi: "(Bu) bir yemindir." İbn Abbâs şöyle diyordu: { لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ } “Andolsun ki, Resûlullah’ta sizin için güzel bir örnek vardır.”
2074. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَعْتَقَتْ بَرِيرَةَ فَخَيَّرَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَ لَهَا زَوْجٌ حُرٌّ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hafs b. Gıyâs anlattı; el-A'meş'ten, o İbrâhîm'den, o el-Esved b. Yezîd'den, o da Âişe'den (naklen) rivayet edildiğine göre: O, Berîre'yi azad etti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (evliliğini sürdürüp sürdürmeme konusunda) muhayyer bıraktı. (O sırada) onun kocası hür bir kimseydi.
2075. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ زَوْجُ بَرِيرَةَ عَبْدًا يُقَالُ لَهُ مُغِيثٌ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ يَطُوفُ خَلْفَهَا وَيَبْكِي وَدُمُوعُهُ تَسِيلُ عَلَى خَدِّهِ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْعَبَّاسِ " يَا عَبَّاسُ أَلاَ تَعْجَبُ مِنْ حُبِّ مُغِيثٍ بَرِيرَةَ وَمِنْ بُغْضِ بَرِيرَةَ مُغِيثًا " . فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَوْ رَاجَعْتِيهِ فَإِنَّهُ أَبُو وَلَدِكِ " . قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ تَأْمُرُنِي قَالَ " إِنَّمَا أَشْفَعُ " . قَالَتْ لاَ حَاجَةَ لِي فِيهِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Hallâd el-Bâhilî anlattılar; dediler ki: Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı; bize Hâlid el-Hazzâ anlattı; İkrime'den, o İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Berîre’nin kocası Mugîs adında bir köleydi. Onun, (Berîre'nin) arkasından dolaşarak ağladığını ve gözyaşlarının yanaklarına aktığını görür gibiyim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Abbâs’a: “Ey Abbâs! Mugîs’in Berîre’ye olan sevgisine ve Berîre’nin Mugîs’e olan nefretine şaşmıyor musun?” buyurdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (Berîre’ye): “Keşke ona dönsen! Zira o senin çocuğunun babasıdır” buyurdu. (Berîre): “Ey Allah’ın Resûlü! Bana emrediyor musun?” dedi. (Resûlullah): “Ben sadece aracılık yapıyorum (şefaatçiyim)” buyurdu. (Berîre): “Benim ona ihtiyacım yok” dedi.
2076. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَضَى فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ سُنَنٍ خُيِّرَتْ حِينَ أُعْتِقَتْ وَكَانَ زَوْجُهَا مَمْلُوكًا وَكَانُوا يَتَصَدَّقُونَ عَلَيْهَا فَتُهْدِي إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَيَقُولُ " هُوَ عَلَيْهَا صَدَقَةٌ وَهُوَ لَنَا هَدِيَّةٌ " . وَقَالَ " الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ " .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Üsâme b. Zeyd’den, o el-Kâsım b. Muhammed’den, o da Âişe’den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Berîre hakkında üç sünnet (hüküm) geçti (uygulandı): O azad edildiğinde muhayyer bırakıldı; (o sırada) kocası bir köleydi. İnsanlar ona sadaka verirlerdi, o da (bunu) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e hediye ederdi. (Resûlullah) şöyle buyururdu: “(Bu) onun için sadaka, bizim için ise hediyedir.” Ve (yine) şöyle buyurdu: “Velâ (hakkı), azad edene aittir.”
2077. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أُمِرَتْ بَرِيرَةُ أَنْ تَعْتَدَّ، بِثَلاَثِ حِيَضٍ .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyân'dan, o Mansûr'dan, o İbrâhîm'den, o el-Esved'den, o da Âişe'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Berîre’ye üç hayız (süresi) iddet beklemesi emredildi.
2078. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُذَيْنَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَيَّرَ بَرِيرَةَ .
Bize İsmâîl b. Tevbe anlattı; bize Abbâd b. el-Avvâm anlattı; Yahyâ b. Ebî İshâk'tan, o Abdurrahman b. Üzeyne'den, o da Ebû Hureyre'den (naklen) rivayet edildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Berîre’yi (evliliği konusunda) muhayyer bıraktı.
2079. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ شَبِيبٍ الْمُسْلِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " طَلاَقُ الأَمَةِ اثْنَتَانِ وَعِدَّتُهَا حَيْضَتَانِ " .
Bize Muhammed b. Tarîf ve İbrâhîm b. Saîd el-Cevherî anlattılar; dediler ki: Bize Ömer b. Şebîb el-Müslî anlattı; Abdullah b. Îsâ'dan, o Atıyye'den, o da İbn Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cariyenin talâkı (boşanması) iki (defadır) ve iddeti iki hayızdır."
2080. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مُظَاهِرِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " طَلاَقُ الأَمَةِ تَطْلِيقَتَانِ وَقُرْؤُهَا حَيْضَتَانِ " . قَالَ أَبُو عَاصِمٍ فَذَكَرْتُهُ لِمُظَاهِرٍ فَقُلْتُ حَدِّثْنِي كَمَا حَدَّثْتَ ابْنَ جُرَيْجٍ . فَأَخْبَرَنِي عَنِ الْقَاسِمِ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " طَلاَقُ الأَمَةِ تَطْلِيقَتَانِ وَقُرْؤُهَا حَيْضَتَانِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Âsım anlattı; bize İbn Cureyc anlattı; Muzâhir b. Eslem'den, o el-Kâsım'dan, o da Âişe'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cariyenin talâkı iki talâktır (boşamadır); kur'u (iddet süresi) ise iki hayızdır." (Râvi) Ebû Âsım dedi ki: Bunu Muzâhir’e zikrettim ve "İbn Cureyc’e anlattığın gibi bana da anlat" dedim. O da bana el-Kâsım’dan, o Âişe’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklen) haber verdi ki, (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Cariyenin talâkı iki talâktır; kur'u (iddet süresi) ise iki hayızdır."
2081. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَيُّوبَ الْغَافِقِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ سَيِّدِي زَوَّجَنِي أَمَتَهُ وَهُوَ يُرِيدُ أَنْ يُفَرِّقَ بَيْنِي وَبَيْنَهَا . قَالَ فَصَعِدَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمِنْبَرَ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَا بَالُ أَحَدِكُمْ يُزَوِّجَ عَبْدَهُ أَمَتَهُ ثُمَّ يُرِيدُ أَنْ يُفَرِّقَ بَيْنَهُمَا إِنَّمَا الطَّلاَقُ لِمَنْ أَخَذَ بِالسَّاقِ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Yahyâ b. Abdillâh b. Bukeyr anlattı; bize İbn Lehîa anlattı; Mûsâ b. Eyyûb el-Gâfikî'den, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve: "Ey Allah’ın Resûlü! Efendim beni cariyesiyle evlendirdi, şimdi de benimle onun arasını ayırmak istiyor" dedi. (Râvi) dedi ki: Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minbere çıktı ve şöyle buyurdu: "Ey İnsanlar! Sizden birine ne oluyor ki, kölesini cariyesiyle evlendiriyor, sonra da aralarını ayırmak istiyor? Talâk (boşama hakkı), ancak bacağı tutana (kocaya) aittir."
2082. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ زَنْجَوَيْهِ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ مُعَتِّبٍ، عَنْ أَبِي الْحَسَنِ، مَوْلَى بَنِي نَوْفَلٍ قَالَ سُئِلَ ابْنُ عَبَّاسٍ عَنْ عَبْدٍ طَلَّقَ، امْرَأَتَهُ تَطْلِيقَتَيْنِ ثُمَّ أُعْتِقَا أَيَتَزَوَّجُهَا قَالَ نَعَمْ . فَقِيلَ لَهُ عَمَّنْ قَالَ قَضَى بِذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ لَقَدْ تَحَمَّلَ أَبُو الْحَسَنِ هَذَا صَخْرَةً عَظِيمَةً عَلَى عُنُقِهِ .
Bize Muhammed b. Abdilmelik b. Zenc eveyh Ebû Bekr anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Ömer b. Muattib'den, o da Benî Nevfel'in azadlısı Ebu'l-Hasen'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: İbn Abbâs’a, karısını iki kere boşayan, sonra her ikisi de azad edilen bir kölenin durumu soruldu: "(Bu adam) onunla (tekrar) evlenebilir mi?" (İbn Abbâs): "Evet" dedi. Ona: "(Bunu) kimden (duydun)?" denildi. O: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle hüküm verdi" dedi. Abdurrezzâk dedi ki: Abdullah b. el-Mubârek şöyle dedi: "Bu Ebu'l-Hasen, (bu rivayetiyle) boynuna büyük bir kaya (sorumluluk) yüklenmiştir."
2083. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ مَطَرٍ الْوَرَّاقِ، عَنْ رَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ ذُؤَيْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ لاَ تُفْسِدُوا عَلَيْنَا سُنَّةَ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عِدَّةُ أُمِّ الْوَلَدِ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا .
Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Matar el-Verrâk'tan, o Recâ b. Hayve'den, o Kabîsa b. Zueyb'den, o da Amr b. el-Âs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: "Bizim için Nebimiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünnetini bozmayın! Ümmü veledin (efendisinden çocuğu olan cariyenin) iddeti, dört ay on (gün)dür."
2084. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ نَافِعٍ، . أَنَّهُ سَمِعَ زَيْنَبَ ابْنَةَ أُمِّ سَلَمَةَ، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتْ أُمَّ سَلَمَةَ، وَأُمَّ حَبِيبَةَ تَذْكُرَانِ أَنَّ امْرَأَةً أَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ ابْنَةً لَهَا تُوُفِّيَ عَنْهَا زَوْجُهَا فَاشْتَكَتْ عَيْنُهَا فَهِيَ تُرِيدُ أَنْ تَكْحَلَهَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " قَدْ كَانَتْ إِحْدَاكُنَّ تَرْمِي بِالْبَعْرَةِ عِنْدَ رَأْسِ الْحَوْلِ وَإِنَّمَا هِيَ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Yahyâ b. Saîd haber verdi; Humeyd b. Nâfi'den (naklen) rivayet edildiğine göre: O, Zeyneb bint Ümmü Seleme'yi şöyle anlatırken işitmiştir: O, Ümmü Seleme ve Ümmü Habîbe'yi şöyle zikrederlerken işitmiştir: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: "Kızımın kocası vefat etti, gözü de rahatsızlandı. Bu sebeple (kızım) gözüne sürme çekmek istiyor, (buna izin var mı?)" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri (Cahiliye devrinde) sene başında (bir yıllık yasın sonunda) tezek atardı. Oysa o (bekleme süresi şimdi) sadece dört ay on (gün)dür."
2085. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ أَنْ تُحِدَّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; ez-Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den (naklen) rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kadının, kocasından başkası için bir ölüye üç günden fazla yas tutması helal değildir."
2086. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ حَفْصَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أَنْ تُحِدَّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ عَلَى زَوْجٍ " .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Yahyâ b. Saîd'den, o Nâfi'den, o Safiyye bint Ebî Ubeyd'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Hafsa'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, kocasından başkası için bir ölüye üç günden fazla yas tutması helal değildir."
2087. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تُحِدُّ عَلَى مَيِّتٍ فَوْقَ ثَلاَثٍ إِلاَّ الْمَرْأَةُ تُحِدُّ عَلَى زَوْجِهَا أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا وَلاَ تَلْبَسُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا إِلاَّ ثَوْبَ عَصْبٍ وَلاَ تَكْتَحِلُ وَلاَ تَطَيَّبُ إِلاَّ عِنْدَ أَدْنَى طُهْرِهَا بِنُبْذَةٍ مِنْ قُسْطٍ وَأَظْفَارٍ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Hişâm b. Hassân'dan, o Hafsa'dan, o da Ümmü Atıyye'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hiç kimse bir ölüye üç günden fazla yas tutmaz; ancak kadın, kocası için dört ay on (gün yas) tutar. (Bu süre zarfında) asb kumaşı (ipliği boyalı Yemen kumaşı) dışında boyalı elbise giymez, sürme çekmez ve koku sürünmez. Ancak temizlendiği (hayızdan yıkandığı) zaman, bir parça kust ve ezfar (tütsüsü/kokusu) kullanabilir."
2088. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ خَالِهِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَتْ تَحْتِي امْرَأَةٌ وَكُنْتُ أُحِبُّهَا وَكَانَ أَبِي يُبْغِضُهَا فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَنِي أَنْ أُطَلِّقَهَا فَطَلَّقْتُهَا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân ve Osman b. Ömer anlattılar; dediler ki: Bize İbn Ebî Zi'b anlattı; dayısı el-Hâris b. Abdurrahman'dan, o Hamza b. Abdullah b. Ömer'den, o da Abdullah b. Ömer'den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Nikâhım altında bir kadın vardı ve ben onu seviyordum. Babam ise ondan hoşlanmıyordu. Ömer (babam) bu durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikretti. Bunun üzerine (Resûlullah) bana onu boşamamı emretti, ben de onu boşadım.
2089. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ رَجُلاً، أَمَرَهُ أَبُوهُ أَوْ أُمُّهُ - شَكَّ شُعْبَةُ - أَنْ يُطَلِّقَ، امْرَأَتَهُ فَجَعَلَ عَلَيْهِ مِائَةَ مُحَرَّرٍ . فَأَتَى أَبَا الدَّرْدَاءِ فَإِذَا هُوَ يُصَلِّي الضُّحَى وَيُطِيلُهَا وَصَلَّى مَا بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ فَسَأَلَهُ فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ أَوْفِ بِنَذْرِكَ وَبَرَّ وَالِدَيْكَ . وَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الْوَالِدُ أَوْسَطُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ فَحَافِظْ عَلَى وَالِدَيْكَ أَوِ اتْرُكْ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Cafer anlattı; bize Şu'be anlattı; Atâ b. es-Sâib'den, o Ebû Abdurrahman'dan (naklen) rivayet edildiğine göre: Bir adama, babası veya annesi -Şu'be (hangisi olduğunda) şüphe etti- karısını boşamasını emretti. O da (bunu yaparsa) üzerine yüz köle azad etmeyi adadı. Sonra Ebû d-Derdâ’ya geldi. O sırada Ebû’d-Derdâ kuşluk namazı kılıyor ve (namazı) uzatıyordu. Öğle ile ikindi arasında namaz kıldı. (Adam) ona (durumu) sordu. Ebû’d-Derdâ: "Adağını yerine getir ve anne babana iyi davran (onlara itaat et)" dedi. Ve Ebû’d-Derdâ şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Baba, cennet kapılarının en orta (en hayırlı) olanıdır. Artık anne babanı(n rızasını) koru veya terk et."
2435. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، وَأَبُو أُسَامَةَ وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ عَنِ ابْنِ أَنْعُمٍ، قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ وَحَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ أَنْعُمٍ، عَنِ عِمْرَانَ بْنِ عَبْدٍ الْمَعَافِرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الدَّيْنَ يُقْضَى مِنْ صَاحِبِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِذَا مَاتَ إِلاَّ مَنْ يَدَيَّنُ فِي ثَلاَثِ خِلاَلٍ الرَّجُلُ تَضْعُفُ قُوَّتُهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَسْتَدِينُ يَتَقَوَّى بِهِ لِعَدُوِّ اللَّهِ وَعَدُوِّهِ وَرَجُلٌ يَمُوتُ عِنْدَهُ مُسْلِمٌ لاَ يَجِدُ مَا يُكَفِّنُهُ وَيُوَارِيهِ إِلاَّ بِدَيْنٍ وَرَجُلٌ خَافَ اللَّهَ عَلَى نَفْسِهِ الْعُزْبَةَ فَيَنْكِحُ خَشْيَةً عَلَى دِينِهِ فَإِنَّ اللَّهَ يَقْضِي عَنْ هَؤُلاَءِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Rişdîn b. Sa'd, Abdurrahman el-Muhâribî, Ebû Usâme ve Cafer b. Avn anlattılar; İbn En'um'dan. (Ayrıca) Ebû Kureyb dedi ki: Bize Vekî anlattı; Süfyân'dan, o İbn En'um'dan, o İmrân b. Abd el-Meâfirî'den, o da Abdullah b. Amr'dan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet günü, borç(lu) öldüğü zaman borcu kendisinden (sevaplarından alınarak) ödenir. Ancak şu üç durumda borçlanan hariç: Allah yolunda (cihatta) gücü zayıflayıp da Allah'ın düşmanına ve kendi düşmanına karşı güçlenmek için borçlanan adam. Yanında bir Müslüman ölüp de onu kefenleyecek ve gömecek bir şey bulamayıp borçla (bunu yapan) adam. Ve bekarlıktan (günaha girmekten) korkup dini endişesiyle evlenen adam. Muhakkak ki Allah, kıyamet günü bunların borcunu (onlar adına) öder."
2464. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لأَنْ يَمْنَحَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ الأَرْضَ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَأْخُذَ لَهَا خَرَاجًا مَعْلُومًا " .
Bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî ve Muhammed b. İsmâîl anlattılar; dediler ki: Bize Vekî anlattı; Süfyân'dan, o Amr b. Dînâr'dan, o Tâvûs'tan, o da İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin (arazisini) kardeşine (karşılıksız) bağışlaması (kullandırması), onun için, o arazi karşılığında belirli bir harç (kira) almasından daha hayırlıdır."
2476. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، سَمِعْتُ إِيَاسَ بْنَ عَبْدٍ الْمُزَنِيَّ، وَرَأَى، أُنَاسًا يَبِيعُونَ الْمَاءَ فَقَالَ لاَ تَبِيعُوا الْمَاءَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُبَاعَ الْمَاءُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr'dan, o Ebu'l-Minhâl'den (naklen) rivayet edildiğine göre; (şöyle demiştir): Ben İyâs b. Abd el-Müzenî'yi işittim; o, su satan birtakım insanlar görmüştü. Dedi ki: "Suyu satmayın! Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i suyun satılmasını yasaklarken işittim."
2477. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ بَيْعِ فَضْلِ الْمَاءِ .
Bize Alî b. Muhammed ve İbrâhîm b. Saîd el-Cevherî anlattılar; dediler ki: Bize Vekî anlattı; bize İbn Cureyc anlattı; Ebu’z-Zübeyr’den, o Câbir’den (naklen) rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem suyun fazlasının satılmasını yasakladı.