2523. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ" . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe b. Sa'îd anlattı; bize Leys anlattı; Sa'îd b. Ebî Sa'îd el-Makburî'den; babasından; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki, binitli bir kimse onun gölgesinde yüz sene gitse (yine de bitiremez)." (Bu konuda Enes ve Ebû Sa'îd'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahihtir.)
2524. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فِي الْجَنَّةِ شَجَرَةٌ يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ لاَ يَقْطَعُهَا وَقَالَ ذَلِكَ الظِّلُّ الْمَمْدُودُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ .
Bize Abbâs ed-Dûrî anlattı; bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; Şeybân'dan; Firâs'tan; Atıyye'den; Ebû Sa'îd el-Hudrî'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette öyle bir ağaç vardır ki, binitli bir kimse onun gölgesinde yüz sene gitse onu katedemez." Ve şöyle buyurdu: "İşte bu (Kur'an'da geçen) uzamış gölgedir (zill-i memdûd)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis Ebû Sa'îd hadisi olarak hasen garibtir.)
2525. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ الْفُرَاتِ الْقَزَّازُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا فِي الْجَنَّةِ شَجَرَةٌ إِلاَّ وَسَاقُهَا مِنْ ذَهَبٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ .
Bize Ebû Sa'îd el-Eşecc anlattı; bize Ziyâd b. el-Hasen b. el-Furât el-Kazzâz anlattı; babasından; dedesinden; Ebû Hâzim'den; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette hiçbir ağaç yoktur ki, gövdesi altından olmasın." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisi sadece bu veçhiyle Ebû Sa'îd'in hadisinden bilmekteyiz.)
2526. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَمْزَةَ الزَّيَّاتِ، عَنْ زِيَادٍ الطَّائِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَنَا إِذَا كُنَّا عِنْدَكَ رَقَّتْ قُلُوبُنَا وَزَهِدْنَا فِي الدُّنْيَا وَكُنَّا مِنْ أَهْلِ الآخِرَةِ فَإِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِكَ فَآنَسْنَا أَهَالِيَنَا وَشَمَمْنَا أَوْلاَدَنَا أَنْكَرْنَا أَنْفُسَنَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّكُمْ تَكُونُونَ إِذَا خَرَجْتُمْ مِنْ عِنْدِي كُنْتُمْ عَلَى حَالِكُمْ ذَلِكَ لَزَارَتْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ فِي بُيُوتِكُمْ وَلَوْ لَمْ تُذْنِبُوا لَجَاءَ اللَّهُ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ كَىْ يُذْنِبُوا فَيَغْفِرَ لَهُمْ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِمَّ خُلِقَ الْخَلْقُ قَالَ " مِنَ الْمَاءِ " . قُلْنَا الْجَنَّةُ مَا بِنَاؤُهَا قَالَ " لَبِنَةٌ مِنْ فِضَّةٍ وَلَبِنَةٌ مِنْ ذَهَبٍ وَمِلاَطُهَا الْمِسْكُ الأَذْفَرُ وَحَصْبَاؤُهَا اللُّؤْلُؤُ وَالْيَاقُوتُ وَتُرْبَتُهَا الزَّعْفَرَانُ مَنْ يَدْخُلْهَا يَنْعَمْ وَلاَ يَبْأَسْ وَيُخَلَّدْ وَلاَ يَمُوتْ لاَ تَبْلَى ثِيَابُهُمْ وَلاَ يَفْنَى شَبَابُهُمْ " . ثُمَّ قَالَ " ثَلاَثَةٌ لاَ تُرَدُّ دَعْوَتُهُمُ الإِمَامُ الْعَادِلُ وَالصَّائِمُ حِينَ يُفْطِرُ وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ يَرْفَعُهَا فَوْقَ الْغَمَامِ وَتُفَتَّحُ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَيَقُولُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ وَعِزَّتِي لأَنْصُرَنَّكِ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ الْقَوِيِّ وَلَيْسَ هُوَ عِنْدِي بِمُتَّصِلٍ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ بِإِسْنَادٍ آخَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Hamza ez-Zeyyât'tan; Ziyâd et-Tâî'den; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resûlü! Bize ne oluyor ki senin yanında olduğumuz zaman kalplerimiz yumuşuyor, dünyadan el etek çekiyoruz ve ahiret ehli gibi oluyoruz. Fakat senin yanından çıkıp ailemizle ünsiyet kurup çocuklarımızı kokladığımızda kendimizi tanıyamaz oluyoruz (halimiz değişiyor)," dedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer siz benim yanımdan çıktığınız zamanki haliniz üzere (devam etmiş) olsaydınız, melekler sizi evlerinizde ziyaret ederdi. Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah yeni bir mahlukat yaratırdı ki onlar günah işlesinler de Allah onları bağışlasın." Ben: "Ey Allah'ın Resûlü! Yaratılmışlar neden yaratıldı?" dedim. "Sudan," buyurdu. "Peki cennetin binası nasıldır?" dedik. Şöyle buyurdu: "Bir tuğlası gümüşten, bir tuğlası altındandır. Harcı (çimentosu) keskin kokulu misktir. Çakıl taşları inci ve yakuttur. Toprağı ise safrandır. Oraya giren nimet içinde olur, sıkıntı çekmez (mutsuz olmaz); ebedi kalır, ölmez. Elbiseleri eskimez ve gençlikleri tükenmez." Sonra şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki duaları reddedilmez: Adil devlet başkanı, iftar edinceye kadar oruçlu olan kimse ve mazlumun duası. (Allah) o duayı bulutların üzerine yükseltir ve ona gökyüzünün kapıları açılır. Rab -azze ve celle- şöyle buyurur: İzzetime yemin olsun ki, bir süre sonra olsa bile sana mutlaka yardım edeceğim." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadisin senedi o kadar kuvvetli değildir. Bence bu muttasıl (kesintisiz) bir hadis de değildir. Bu hadis başka bir senetle Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmiştir.)
2527. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَغُرَفًا يُرَى ظُهُورُهَا مِنْ بُطُونِهَا وَبُطُونُهَا مِنْ ظُهُورِهَا " . فَقَامَ إِلَيْهِ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ لِمَنْ هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " هِيَ لِمَنْ أَطَابَ الْكَلاَمَ وَأَطْعَمَ الطَّعَامَ وَأَدَامَ الصِّيَامَ وَصَلَّى لِلَّهِ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ هَذَا مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ وَهُوَ كُوفِيٌّ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ الْقُرَشِيُّ مَدَنِيٌّ وَهُوَ أَثْبَتُ مِنْ هَذَا .
Bize Alî b. Hucr anlattı; bize Alî b. Müshir anlattı; Abdurrahman b. İshâk'tan; Nu'mân b. Sa'd'dan; Alî'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz cennette öyle köşkler vardır ki, dışları içlerinden, içleri de dışlarından görünür." Bunun üzerine bir bedevî kalktı ve: "Onlar kimler içindir ey Allah'ın Resûlü?" dedi. Buyurdu ki: "Onlar; güzel konuşan, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uykudayken geceleyin Allah için namaz kılanlar içindir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Bazı ilim ehli bu Abdurrahman b. İshâk hakkında hafızası yönünden konuşmuşlardır (zayıf saymışlardır). O Kûfelidir. Abdurrahman b. İshâk el-Kureşî ise Medinelidir ve o bundan daha sağlamdır.)
2528. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ جَنَّتَيْنِ آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا مِنْ فِضَّةٍ وَجَنَّتَيْنِ آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا مِنْ ذَهَبٍ وَمَا بَيْنَ الْقَوْمِ وَبَيْنَ أَنْ يَنْظُرُوا إِلَى رَبِّهِمْ إِلاَّ رِدَاءُ الْكِبْرِيَاءِ عَلَى وَجْهِهِ فِي جَنَّةِ عَدْنٍ " . وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَخَيْمَةً مِنْ دُرَّةٍ مُجَوَّفَةٍ عَرْضُهَا سِتُّونَ مِيلاً فِي كُلِّ زَاوِيَةٍ مِنْهَا أَهْلٌ مَا يَرَوْنَ الآخَرِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمُ الْمُؤْمِنُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حَبِيبٍ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ لاَ يُعْرَفُ اسْمُهُ . وَأَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ قَيْسٍ وَأَبُو مَالِكٍ الأَشْعَرِيُّ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ طَارِقِ بْنِ أَشْيَمَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdulazîz b. Abdussamed Ebû Abdussamed el-Ammî anlattı; Ebû İmrân el-Cevnî'den; Ebû Bekr b. Abdullah b. Kays'tan; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: "Cennette iki cennet (bahçe) vardır ki kapları ve içindeki her şey gümüştendir. Ve iki cennet vardır ki kapları ve içindeki her şey altındandır. Adn Cenneti'nde topluluk ile Rablerine bakmaları arasında, sadece O'nun Yüzündeki Kibriyâ (Büyüklük) Ridası vardır." Yine bu isnadla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cennette içi oyulmuş bir inciden yapılmış çadır vardır. Genişliği altmış mildir. Her köşesinde (mümin için) bir aile vardır, diğerleri onları görmezler. Mümin onları dolaşır (ziyaret eder)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahihtir. Ebû İmrân el-Cevnî'nin ismi Abdulmelik b. Habîb'dir. Ahmed b. Hanbel, Ebû Bekr b. Ebî Mûsâ'nın isminin bilinmediğini söylemiştir. Ebû Mûsâ el-Eş'arî'nin ismi Abdullah b. Kays'tır. Ebû Mâlik el-Eş'arî'nin ismi ise Sa'd b. Târık b. Eşyem'dir.)
2529. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُحَادَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فِي الْجَنَّةِ مِائَةُ دَرَجَةٍ مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ مِائَةُ عَامٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Abbâs el-Anberî anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Şerîk haber verdi; Muhammed b. Cühâde'den; Atâ'dan; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arası yüz senelik (mesafe) kadardır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2530. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَصَلَّى الصَّلَوَاتِ وَحَجَّ الْبَيْتَ لاَ أَدْرِي أَذَكَرَ الزَّكَاةَ أَمْ لاَ إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَغْفِرَ لَهُ إِنْ هَاجَرَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ مَكَثَ بِأَرْضِهِ الَّتِي وُلِدَ بِهَا " . قَالَ مُعَاذٌ أَلاَ أُخْبِرُ بِهَذَا النَّاسَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَرِ النَّاسَ يَعْمَلُونَ فَإِنَّ فِي الْجَنَّةِ مِائَةَ دَرَجَةٍ مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ وَالْفِرْدَوْسُ أَعْلَى الْجَنَّةِ وَأَوْسَطُهَا وَفَوْقَ ذَلِكَ عَرْشُ الرَّحْمَنِ وَمِنْهَا تُفَجَّرُ أَنْهَارُ الْجَنَّةِ فَإِذَا سَأَلْتُمُ اللَّهَ فَسَلُوهُ الْفِرْدَوْسَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَهَذَا عِنْدِي أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ هَمَّامٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ . وَعَطَاءٌ لَمْ يُدْرِكْ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ وَمُعَاذٌ قَدِيمُ الْمَوْتِ مَاتَ فِي خِلاَفَةِ عُمَرَ .
Bize Kuteybe ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî el-Basrî anlattılar; dediler ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; Zeyd b. Eslem'den; Atâ b. Yesâr'dan; Muâz b. Cebel'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Ramazan orucunu tutar, namazları kılar ve Beyt'i (Kâbe'yi) haccaderse -zekâtı zikretti mi zikretmedi mi bilmiyorum- ister Allah yolunda hicret etsin, isterse doğduğu yerde kalsın, onu bağışlamak Allah üzerine bir hak olur." Muâz: "Bunu insanlara haber vermeyeyim mi?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bırak insanları amel etsinler. Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Her iki derece arası, gökle yer arası kadardır. Firdevs, cennetin en yükseği ve en ortasıdır (en değerli yeridir). Onun üzerinde Rahmân'ın Arşı vardır ve cennetin nehirleri oradan fışkırır. Allah'tan istediğiniz zaman O'ndan Firdevs'i isteyin." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis Hişâm b. Sa'd; Zeyd b. Eslem; Atâ b. Yesâr; Muâz b. Cebel yoluyla bu şekilde rivayet edilmiştir. Bu rivayet bana göre; Hemmâm'ın; Zeyd b. Eslem; Atâ b. Yesâr; Ubâde b. Sâmit yoluyla rivayet ettiği hadisten daha sahihtir. Atâ, Muâz b. Cebel'e yetişmemiştir. Muâz (erken) vefat etmiştir, Ömer'in halifeliği döneminde ölmüştür.)
2531. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فِي الْجَنَّةِ مِائَةُ دَرَجَةٍ مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ وَالْفِرْدَوْسُ أَعْلاَهَا دَرَجَةً وَمِنْهَا تُفَجَّرُ أَنْهَارُ الْجَنَّةِ الأَرْبَعَةُ وَمِنْ فَوْقِهَا يَكُونُ الْعَرْشُ فَإِذَا سَأَلْتُمُ اللَّهَ فَسَلُوهُ الْفِرْدَوْسَ " . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، نَحْوَهُ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; bize Yezîd b. Hârûn haber verdi; bize Hemmâm haber verdi; bize Zeyd b. Eslem anlattı; Atâ b. Yesâr'dan; Ubâde b. Sâmit'ten rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arası, gökle yer arası kadardır. Firdevs, en üstün derecesidir. Cennetin dört nehri oradan fışkırır. Onun üzerinde Arş vardır. Allah'tan istediğiniz zaman O'ndan Firdevs'i isteyin." Bize Ahmed b. Menî' anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Hemmâm anlattı; Zeyd b. Eslem'den (naklederek) bu hadisin benzerini zikretti.
2532. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ دَرَّاجٍ أَبِي السَّمْحِ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ مِائَةَ دَرَجَةٍ لَوْ أَنَّ الْعَالَمِينَ اجْتَمَعُوا فِي إِحْدَاهُنَّ لَوَسِعَتْهُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ .
Bize Kuteybe anlattı; bize İbn Lehîa anlattı; Derrâc Ebu's-Semh'ten; Ebu'l-Heysem'den; Ebû Sa'îd'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette yüz derece vardır. Eğer bütün alemler onlardan birinde toplansalar, hepsini içine alırdı." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir.)
2533. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، أَخْبَرَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الْمَرْأَةَ مِنْ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ لَيُرَى بَيَاضُ سَاقِهَا مِنْ وَرَاءِ سَبْعِينَ حُلَّةً حَتَّى يُرَى مُخُّهَا وَذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ يَقُولُ: (كَأََنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ ) فَأَمَّا الْيَاقُوتُ فَإِنَّهُ حَجَرٌ لَوْ أَدْخَلْتَ فِيهِ سِلْكًا ثُمَّ اسْتَصْفَيْتَهُ لأُرِيتَهُ مِنْ وَرَائِهِ " . حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; bize Ferve b. Ebi'l-Mağrâ anlattı; bize Abîde b. Humeyd haber verdi; Atâ b. es-Sâib'den; Amr b. Meymûn'dan; Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli kadınlardan bir kadının bacağının beyazlığı, yetmiş kat elbisenin (hulle) arkasından görünür. Hatta iliği bile görünür. Bu, Allah'ın şöyle buyurmasından dolayıdır: 'Sanki onlar yakut ve mercandırlar.' (Rahmân: 58). Yakut öyle bir taştır ki, içine bir ip soksan sonra ona baksan, onu (ipi) arkasından görürsün." Bize Hennâd anlattı; bize Abîde b. Humeyd anlattı; Atâ b. es-Sâib'den; Amr b. Meymûn'dan; Abdullah b. Mes'ûd'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini rivayet etmiştir.
2534. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ عَبِيدَةَ بْنِ حُمَيْدٍ وَهَكَذَا رَوَى جَرِيرٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ وَلَمْ يَرْفَعُوهُ . حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي الأَحْوَصِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ أَصْحَابُ عَطَاءٍ وَهَذَا أَصَحُّ .
Bize Hennâd anlattı; bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Atâ b. es-Sâib'den; Amr b. Meymûn'dan; Abdullah b. Mes'ûd'dan; bu hadisin benzerini mana olarak rivayet etmiş ancak onu merfû yapmamıştır (Nebi'ye isnat etmemiştir). (Ebû Îsâ der ki): Bu rivayet, Abîde b. Humeyd'in hadisinden daha sahihtir. Cerîr ve başkaları da bu hadisi Atâ b. es-Sâib'den rivayet etmişler ve onu merfû yapmamışlardır. Bize Kuteybe anlattı; bize Cerîr anlattı; Atâ b. es-Sâib'den; Ebu'l-Ahvas'ın hadisinin benzerini rivayet etmiştir. Atâ'nın (diğer) arkadaşları onu merfû yapmamışlardır ve bu daha sahihtir.
2535. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَوَّلَ زُمْرَةٍ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ضَوْءُ وُجُوهِهِمْ عَلَى مِثْلِ ضَوْءِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَالزُّمْرَةُ الثَّانِيَةُ عَلَى مِثْلِ أَحْسَنِ كَوْكَبٍ دُرِّيٍّ فِي السَّمَاءِ لِكُلِّ رَجُلٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ عَلَى كُلِّ زَوْجَةٍ سَبْعُونَ حُلَّةً يُرَى مُخُّ سَاقِهَا مِنْ وَرَائِهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا شَيْبَانُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَوَّلُ زُمْرَةٍ تَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَالثَّانِيَةُ عَلَى لَوْنِ أَحْسَنِ كَوْكَبٍ دُرِّيٍّ فِي السَّمَاءِ لِكُلِّ رَجُلٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ عَلَى كُلِّ زَوْجَةٍ سَبْعُونَ حُلَّةً يَبْدُو مُخُّ سَاقِهَا مِنْ وَرَائِهَا " . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; bize babam anlattı; Fudayl b. Merzûk'tan; Atıyye'den; Ebû Sa'îd'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü cennete girecek ilk zümrenin yüzlerinin ışığı, dolunay gecesindeki ayın ışığı gibidir. İkinci zümre(nin ışığı) ise gökteki en güzel inci gibi parlayan yıldız (gibidir). Onlardan her bir adam için iki eş vardır. Her bir eşin üzerinde yetmiş tane elbise (hulle) vardır ki, bu elbiselerin arkasından bacağının iliği görünür." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Bize Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; bize Şeybân haber verdi; Firâs'tan; Atıyye'den; Ebû Sa'îd el-Hudrî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek bu hadisin benzerini zikretti. Der ki: Bu hadis sahihtir.)
2536. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، عَنْ عِمْرَانَ الْقَطَّانِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُعْطَى الْمُؤْمِنُ فِي الْجَنَّةِ قُوَّةَ كَذَا وَكَذَا مِنَ الْجِمَاعِ " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوَيُطِيقُ ذَلِكَ قَالَ " يُعْطَى قُوَّةَ مِائَةٍ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عِمْرَانَ الْقَطَّانِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr ve Mahmûd b. Gaylân anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; İmrân el-Kattân'dan; Katâde'den; Enes'ten rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette mümine cinsi münasebet (cima) hususunda şu kadar ve şu kadar kuvvet verilir." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Buna güç yetirebilir mi?" Buyurdu ki: "Ona yüz (kişinin) kuvveti verilir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahih garibtir. Bu hadisi Katâde'nin Enes'ten rivayeti olarak sadece İmrân el-Kattân'ın hadisinden bilmekteyiz. Bu konuda Zeyd b. Erkam'dan da hadis rivayet edilmiştir.)
2537. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَّلُ زُمْرَةٍ تَلِجُ الْجَنَّةَ صُورَتُهُمْ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ لاَ يَبْصُقُونَ فِيهَا وَلاَ يَمْتَخِطُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ آنِيَتُهُمْ فِيهَا الذَّهَبُ وَأَمْشَاطُهُمْ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَمَجَامِرُهُمْ مِنَ الأَلُوَّةِ وَرَشْحُهُمُ الْمِسْكُ وَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِمَا مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ مِنَ الْحُسْنِ لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنَهُمْ وَلاَ تَبَاغُضَ قُلُوبُهُمْ قَلْبُ رَجُلٍ وَاحِدٍ يُسَبِّحُونَ اللَّهَ بُكْرَةً وَعَشِيًّا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَالأَلُوَّةُ هُوَ الْعُودُ .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize Ma'mer haber verdi; Hemmâm b. Münebbih'ten; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennete girecek ilk zümrenin suretleri, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Orada tükürmezler, sümkürmezler ve büyük abdest bozmazlar. Oradaki kapları altındandır. Tarakları altın ve gümüştendir. Buhurdanlıkları (tütsüleri) öd ağacındandır (elüvve). Terleri misktir. Onlardan her birinin iki eşi vardır ki, güzelliklerinden dolayı etin arkasından bacaklarının iliği görünür. Aralarında ne ihtilaf vardır ne de kin. Kalpleri tek bir adamın kalbi gibidir (birdir). Sabah akşam Allah'ı tesbih ederler." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahihtir. Elüvve, öd ağacı demektir.)
2538. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ أَنَّ مَا يُقِلُّ ظُفُرٌ مِمَّا فِي الْجَنَّةِ بَدَا لَتَزَخْرَفَتْ لَهُ مَا بَيْنَ خَوَافِقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَلَوْ أَنَّ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَ فَبَدَا أَسَاوِرُهُ لَطَمَسَ ضَوْءَ الشَّمْسِ كَمَا تَطْمِسُ الشَّمْسُ ضَوْءَ النُّجُومِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ لَهِيعَةَ . وَقَدْ رَوَى يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ وَقَالَ عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize İbn Lehîa haber verdi; Yezîd b. Ebî Habîb'den; Dâvûd b. Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan; babasından; dedesinden rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer cennetteki şeylerden bir tırnağın taşıyabileceği (kadar az bir) miktar (dünyada) görünseydi, göklerin ve yerin ufukları arasını (doğu ile batı arasını) süslerdi (aydınlatırdı). Eğer cennet ehlinden bir adam (dünyaya) baksa ve bilezikleri görünseydi, güneşin yıldızların ışığını sönük bıraktığı (yok ettiği) gibi, (bileziklerin nuru da) güneşin ışığını sönük bırakırdı (bastırırdı)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Bu hadisi bu isnadla sadece İbn Lehîa'nın rivayetinden bilmekteyiz. Yahyâ b. Eyyûb da bu hadisi Yezîd b. Ebî Habîb'den rivayet etmiş ve 'Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den' demiştir.)
2539. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَامِرٍ الأَحْوَلِ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَهْلُ الْجَنَّةِ جُرْدٌ مُرْدٌ كُحْلٌ لاَ يَفْنَى شَبَابُهُمْ وَلاَ تَبْلَى ثِيَابُهُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr ve Ebû Hişâm er-Rifâî anlattılar; dediler ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; babasından; Âmir el-Ahvel'den; Şehr b. Havşeb'den; Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli vücutları kılsız, yüzleri sakalsız ve gözleri sürmelidir. Gençlikleri tükenmez ve elbiseleri eskimedir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir.)
2540. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ دَرَّاجٍ أَبِي السَّمْحِ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي قَوْلِهِ: (وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ ) قَالَ " ارْتِفَاعُهَا لَكَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ مَسِيرَةَ خَمْسِمِائَةِ سَنَةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ رِشْدِينَ بْنِ سَعْدٍ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي تَفْسِيرِ هَذَا الْحَدِيثِ إِنَّ مَعْنَاهُ الْفُرُشَ فِي الدَّرَجَاتِ وَبَيْنَ الدَّرَجَاتِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ .
Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Rişdîn b. Sa'd anlattı; Amr b. el-Hâris'ten; Derrâc Ebu's-Semh'ten; Ebu'l-Heysem'den; Ebû Sa'îd'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, "Ve yükseltilmiş döşeklerdedirler" (Vâkıa: 34) ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onun yüksekliği, gökle yer arası kadar olup beş yüz senelik mesafedir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece Rişdîn b. Sa'd'ın hadisinden bilmekteyiz. Bazı ilim ehli bu hadisin tefsirinde şöyle demişlerdir: 'Bunun manası; döşekler derecelerde (yüksek makamlarda)dır ve dereceler arası gökle yer arası (kadar uzak)dır.')
2541. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ وَذُكِرَ لَهُ سِدْرَةُ الْمُنْتَهَى قَالَ " يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّ الْفَنَنِ مِنْهَا مِائَةَ سَنَةٍ أَوْ يَسْتَظِلُّ بِظِلِّهَا مِائَةُ رَاكِبٍ شَكَّ يَحْيَى فِيهَا فَرَاشُ الذَّهَبِ كَأَنَّ ثَمَرَهَا الْقِلاَلُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Yûnus b. Bükeyr anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; Yahyâ b. Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr'den; babasından; Esmâ bint Ebî Bekir'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim -kendisine Sidretü'l-Müntehâ zikredilmişti-: "Binitli bir kimse onun (ağacın) bir dalının gölgesinde yüz sene gider" -veya "onun gölgesinde yüz binitli gölgelenir," (Ravi) Yahyâ bu konuda şüphe etti- "onun içinde altından pervaneler vardır. Meyveleri ise (Hecer) testileri gibidir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir.)
2542. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا الْكَوْثَرُ قَالَ " ذَاكَ نَهْرٌ أَعْطَانِيهِ اللَّهُ يَعْنِي فِي الْجَنَّةِ أَشَدُّ بَيَاضًا مِنَ اللَّبَنِ وَأَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ فِيهَا طَيْرٌ أَعْنَاقُهَا كَأَعْنَاقِ الْجُزُرِ " . قَالَ عُمَرُ إِنَّ هَذِهِ لَنَاعِمَةٌ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَكَلَتُهَا أَنْعَمُ مِنْهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ هُوَ ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ الزُّهْرِيِّ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُسْلِمٍ قَدْ رَوَى عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdullah b. Mesleme haber verdi; Muhammed b. Abdullah b. Müslim'den; babasından; Enes b. Mâlik'ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Kevser nedir?" diye soruldu. Şöyle buyurdu: "O, Allah'ın bana verdiği bir nehirdir -yani cennette-. Sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Onda boyunları deve boyunları gibi olan kuşlar vardır." Ömer: "Şüphesiz bunlar çok yumuşaktır (etlidir/lezzetlidir)," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onları yiyenler onlardan daha yumuşaktır (daha lezzetli bir hayat sürerler/daha güzeldirler)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Muhammed b. Abdullah b. Müslim, İbn Şihâb ez-Zührî'nin kardeşinin oğludur. Abdullah b. Müslim; İbn Ömer ve Enes b. Mâlik'ten rivayette bulunmuştur.)
2543. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ فِي الْجَنَّةِ مِنْ خَيْلٍ قَالَ " إِنِ اللَّهُ أَدْخَلَكَ الْجَنَّةَ فَلاَ تَشَاءُ أَنْ تُحْمَلَ فِيهَا عَلَى فَرَسٍ مِنْ يَاقُوتَةٍ حَمْرَاءَ يَطِيرُ بِكَ فِي الْجَنَّةِ حَيْثُ شِئْتَ إِلاَّ فَعَلْتَ " . قَالَ وَسَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ فِي الْجَنَّةِ مِنْ إِبِلٍ قَالَ فَلَمْ يَقُلْ لَهُ مِثْلَ مَا قَالَ لِصَاحِبِهِ قَالَ " إِنْ يُدْخِلْكَ اللَّهُ الْجَنَّةَ يَكُنْ لَكَ فِيهَا مَا اشْتَهَتْ نَفْسُكَ وَلَذَّتْ عَيْنُكَ " . حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَابِطٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ الْمَسْعُودِيِّ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Âsım b. Alî haber verdi; bize Mes'ûdî anlattı; Alkame b. Mersed'den; Süleymân b. Büreyde'den; babasından rivayet edildiğine göre bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Cennette at var mıdır?" dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada kızıl yakuttan bir at üzerinde taşınmayı (gezinti yapmayı) istemezsin ki o (at), sen nereye istersen seni cennette uçuruyor olmasın." (Ravi) dedi ki: Başka bir adam da ona sordu ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Cennette deve var mıdır?" dedi. (Resûlullah) ona, arkadaşına söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdu: "Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının çektiği ve gözünün lezzet aldığı her şey senin olacaktır." Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Süfyân'dan; Alkame b. Mersed'den; Abdurrahman b. Sâbit'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini mana olarak rivayet etmiştir. Bu, Mes'ûdî'nin hadisinden daha sahihtir.
2544. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ الأَحْمَسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ وَاصِلٍ، هُوَ ابْنُ السَّائِبِ عَنْ أَبِي سَوْرَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُحِبُّ الْخَيْلَ أَفِي الْجَنَّةِ خَيْلٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ أُدْخِلْتَ الْجَنَّةَ أُتِيتَ بِفَرَسٍ مِنْ يَاقُوتَةٍ لَهُ جَنَاحَانِ فَحُمِلْتَ عَلَيْهِ ثُمَّ طَارَ بِكَ حَيْثُ شِئْتَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ وَلاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أَبِي أَيُّوبَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَأَبُو سَوْرَةَ هُوَ ابْنُ أَخِي أَبِي أَيُّوبَ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ ضَعَّفَهُ يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ جِدًّا قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يَقُولُ أَبُو سَوْرَةَ هَذَا مُنْكَرُ الْحَدِيثِ يَرْوِي مَنَاكِيرَ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ لاَ يُتَابَعُ عَلَيْهَا .
Bize Muhammed b. İsmâil b. Semure el-Ahmesî anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; Vâsıl -ki İbn Sâib'tir-'den; Ebû Sevra'dan; Ebû Eyyûb'dan rivayet edildiğine göre; bir bedevî Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben atları severim. Cennette at var mıdır?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer cennete konulursan sana yakuttan, iki kanadı olan bir at getirilir. Sonra ona bindirilirsin, sonra o seni dilediğin yere uçurur." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadisin senedi o kadar kuvvetli değildir. Biz bu hadisi Ebû Eyyûb'un rivayeti olarak sadece bu veçhiyle bilmekteyiz. Ebû Sevra, Ebû Eyyûb'un kardeşinin oğludur. Hadiste zayıf kabul edilir. Yahyâ b. Maîn onu çok zayıf saymıştır. Muhammed b. İsmâil'i şöyle derken işittim: "Bu Ebû Sevra münkeru'l-hadistir (hadisi reddedilir). Ebû Eyyûb'dan münker hadisler rivayet eder ve bu rivayetlerinde ona tabi olunmaz (desteklenmez).")
2545. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، مُحَمَّدُ بْنُ فِرَاسٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ أَبُو الْعَوَّامِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَدْخُلُ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ جُرْدًا مُرْدًا مُكَحَّلِينَ أَبْنَاءَ ثَلاَثِينَ أَوْ ثَلاَثٍ وَثَلاَثِينَ سَنَةً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَبَعْضُ أَصْحَابِ قَتَادَةَ رَوَوْا هَذَا عَنْ قَتَادَةَ مُرْسَلاً وَلَمْ يُسْنِدُوهُ .
Bize Ebû Hureyre Muhammed b. Firâs el-Basrî anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize İmrân Ebu'l-Avvâm anlattı; Katâde'den; Şehr b. Havşeb'den; Abdurrahman b. Ganm'den; Muâz b. Cebel'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli cennete; vücutları kılsız, yüzleri sakalsız, gözleri sürmeli, otuz veya otuz üç yaşında oldukları halde gireceklerdir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Katâde'nin bazı arkadaşları bu hadisi Katâde'den mürsel olarak rivayet etmiş ve senedini muttasıl kılmamışlardır (Muâz'ı zikretmemişlerdir).)
2546. Hadis
حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ يَزِيدَ الطَّحَّانُ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ ضِرَارِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَهْلُ الْجَنَّةِ عِشْرُونَ وَمِائَةُ صَفٍّ ثَمَانُونَ مِنْهَا مِنْ هَذِهِ الأُمَّةِ وَأَرْبَعُونَ مِنْ سَائِرِ الأُمَمِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً وَمِنْهُمْ مَنْ قَالَ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ وَحَدِيثُ أَبِي سِنَانٍ عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ حَسَنٌ . وَأَبُو سِنَانٍ اسْمُهُ ضِرَارُ بْنُ مُرَّةَ وَأَبُو سِنَانٍ الشَّيْبَانِيُّ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ سِنَانٍ وَهُوَ بَصْرِيٌّ وَأَبُو سِنَانٍ الشَّامِيُّ اسْمُهُ عِيسَى بْنُ سِنَانٍ هُوَ الْقَسْمَلِيُّ .
Bize Huseyn b. Yezîd et-Tahhân el-Kûfî anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Dirâr b. Mürre'den; Muhârib b. Disâr'dan; İbn Büreyde'den; babasından rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli yüz yirmi saftır. Bunlardan sekseni bu ümmetten, kırkı ise diğer ümmetlerdendir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Bu hadis Alkame b. Mersed'den; Süleymân b. Büreyde'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak da rivayet edilmiştir. Onlardan bazıları da 'Süleymân b. Büreyde'den; babasından' demişlerdir. Ebû Sinân'ın Muhârib b. Disâr'dan hadisi hasendir. Ebû Sinân'ın ismi Dirâr b. Mürre'dir. Ebû Sinân eş-Şeybânî'nin ismi Sa'îd b. Sinân'dır ve Basralıdır. Ebû Sinân eş-Şâmî'nin ismi ise Îsâ b. Sinân'dır ve o Kasmelî'dir.)
2547. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي قُبَّةٍ نَحْوًا مِنْ أَرْبَعِينَ فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَرْضَوْنَ أَنْ تَكُونُوا رُبُعَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " أَتَرْضَوْنَ أَنْ تَكُونُوا ثُلُثَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . قَالُوا نَعَمْ . قَالَ " أَتَرْضَوْنَ أَنْ تَكُونُوا شَطْرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ إِنَّ الْجَنَّةَ لاَ يَدْخُلُهَا إِلاَّ نَفْسٌ مُسْلِمَةٌ مَا أَنْتُمْ فِي الشِّرْكِ إِلاَّ كَالشَّعْرَةِ الْبَيْضَاءِ فِي جِلْدِ الثَّوْرِ الأَسْوَدِ أَوْ كَالشَّعْرَةِ السَّوْدَاءِ فِي جِلْدِ الثَّوْرِ الأَحْمَرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Ebû İshâk'tan; dedi ki: Amr b. Meymûn'u, Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayet ederken işittim. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yaklaşık kırk (kişilik bir topluluk) olarak bir kubbenin (çadırın) içindeydik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Cennet ehlinin dörtte biri olmaya razı olur musunuz?" Dediler ki: Evet. (Resûlullah) buyurdu ki: "Cennet ehlinin üçte biri olmaya razı olur musunuz?" Dediler ki: Evet. (Resûlullah) buyurdu ki: "Cennet ehlinin yarısı olmaya razı olur musunuz? Şüphesiz ki cennete sadece müslüman olan bir nefis girer. Siz şirk ehline göre, siyah bir öküzün derisindeki beyaz bir kıl veya kırmızı bir öküzün derisindeki siyah bir kıl gibisiniz." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İmrân b. Husayn ve Ebû Saîd el-Hudrî'den de rivayet vardır.)
2548. Hadis
حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى الْقَزَّازُ، عَنْ خَالِدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَابُ أُمَّتِي الَّذِي يَدْخُلُونَ مِنْهُ الْجَنَّةَ عَرْضُهُ مَسِيرَةُ الرَّاكِبِ الْجَوَادَ ثَلاَثًا ثُمَّ إِنَّهُمْ لَيُضْغَطُونَ عَلَيْهِ حَتَّى تَكَادُ مَنَاكِبُهُمْ تَزُولُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . قَالَ سَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمْ يَعْرِفْهُ وَقَالَ لِخَالِدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ مَنَاكِيرُ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ .
Bize el-Fadl b. es-Sabbâh el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n b. Îsâ el-Kazzâz anlattı; Hâlid b. Ebî Bekr'den; Sâlim b. Abdullah'tan; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimin, kendisinden cennete gireceği kapının genişliği; hızlı at süren bir binicinin üç (günlük) mesafesi kadardır. Sonra onlar (kapıdan girerken) öyle bir sıkışırlar ki, neredeyse omuzları (yerinden) çıkacak gibi olur." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Muhammed'e bu hadisi sordum da onu bilmedi ve "Hâlid b. Ebî Bekr'in, Sâlim b. Abdullah'tan münker rivayetleri vardır" dedi.)
2549. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ حَبِيبِ بْنِ أَبِي الْعِشْرِينَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ عَطِيَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ لَقِيَ أَبَا هُرَيْرَةَ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَسْأَلُ اللَّهَ أَنْ يَجْمَعَ، بَيْنِي وَبَيْنَكَ فِي سُوقِ الْجَنَّةِ . فَقَالَ سَعِيدٌ أَفِيهَا سُوقٌ قَالَ نَعَمْ أَخْبَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ إِذَا دَخَلُوهَا نَزَلُوا فِيهَا بِفَضْلِ أَعْمَالِهِمْ ثُمَّ يُؤْذَنُ فِي مِقْدَارِ يَوْمِ الْجُمُعَةِ مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا فَيَزُورُونَ رَبَّهُمْ وَيُبْرِزُ لَهُمْ عَرْشَهُ وَيَتَبَدَّى لَهُمْ فِي رَوْضَةٍ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ فَتُوضَعُ لَهُمْ مَنَابِرُ مِنْ نُورٍ وَمَنَابِرُ مِنْ لُؤْلُؤٍ وَمَنَابِرُ مِنْ يَاقُوتٍ وَمَنَابِرُ مِنْ زَبَرْجَدٍ وَمَنَابِرُ مِنْ ذَهَبٍ وَمَنَابِرُ مِنْ فِضَّةٍ وَيَجْلِسُ أَدْنَاهُمْ وَمَا فِيهِمْ مِنْ دَنِيٍّ عَلَى كُثْبَانِ الْمِسْكِ وَالْكَافُورِ وَمَا يُرَوْنَ أَنَّ أَصْحَابَ الْكَرَاسِيِّ بِأَفْضَلَ مِنْهُمْ مَجْلِسًا " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهَلْ نَرَى رَبَّنَا قَالَ " نَعَمْ قَالَ هَلْ تَتَمَارَوْنَ فِي رُؤْيَةِ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ " . قُلْنَا لاَ . قَالَ " كَذَلِكَ لاَ تَتَمَارَوْنَ فِي رُؤْيَةِ رَبِّكُمْ وَلاَ يَبْقَى فِي ذَلِكَ الْمَجْلِسِ رَجُلٌ إِلاَّ حَاضَرَهُ اللَّهُ مُحَاضَرَةً حَتَّى يَقُولَ لِلرَّجُلِ مِنْهُمْ يَا فُلاَنُ ابْنَ فُلاَنٍ أَتَذْكُرُ يَوْمَ قُلْتَ كَذَا وَكَذَا فَيُذَكِّرُهُ بِبَعْضِ غَدَرَاتِهِ فِي الدُّنْيَا فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَفَلَمْ تَغْفِرْ لِي فَيَقُولُ بَلَى فَبِسِعَةِ مَغْفِرَتِي بَلَغْتَ مَنْزِلَتَكَ هَذِهِ . فَبَيْنَمَا هُمْ عَلَى ذَلِكَ غَشِيَتْهُمْ سَحَابَةٌ مِنْ فَوْقِهِمْ فَأَمْطَرَتْ عَلَيْهِمْ طِيبًا لَمْ يَجِدُوا مِثْلَ رِيحِهِ شَيْئًا قَطُّ وَيَقُولُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى قُومُوا إِلَى مَا أَعْدَدْتُ لَكُمْ مِنَ الْكَرَامَةِ فَخُذُوا مَا اشْتَهَيْتُمْ . قَالَ فَنَأْتِي سُوقًا قَدْ حَفَّتْ بِهِ الْمَلاَئِكَةُ فِيهِ مَا لَمْ تَنْظُرِ الْعُيُونُ إِلَى مِثْلِهِ وَلَمْ تَسْمَعِ الآذَانُ وَلَمْ يَخْطُرْ عَلَى الْقُلُوبِ فَيُحْمَلُ لَنَا مَا اشْتَهَيْنَا لَيْسَ يُبَاعُ فِيهَا وَلاَ يُشْتَرَى وَفِي ذَلِكَ السُّوقِ يَلْقَى أَهْلُ الْجَنَّةِ بَعْضُهُمْ بَعْضًا قَالَ فَيُقْبِلُ الرَّجُلُ ذُو الْمَنْزِلَةِ الْمُرْتَفِعَةِ فَيَلْقَى مَنْ هُوَ دُونَهُ وَمَا فِيهِمْ دَنِيٌّ فَيَرُوعُهُ مَا يَرَى عَلَيْهِ مِنَ اللِّبَاسِ فَمَا يَنْقَضِي آخِرُ حَدِيثِهِ حَتَّى يَتَخَيَّلَ إِلَيْهِ مَا هُوَ أَحْسَنُ مِنْهُ وَذَلِكَ أَنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَحْزَنَ فِيهَا ثُمَّ نَنْصَرِفُ إِلَى مَنَازِلِنَا فَتَتَلَقَّانَا أَزْوَاجُنَا فَيَقُلْنَ مَرْحَبًا وَأَهْلاً لَقَدْ جِئْتَ وَإِنَّ بِكَ مِنَ الْجَمَالِ أَفْضَلَ مِمَّا فَارَقْتَنَا عَلَيْهِ . فَنَقُولُ إِنَّا جَالَسْنَا الْيَوْمَ رَبَّنَا الْجَبَّارَ وَيَحِقُّنَا أَنْ نَنْقَلِبَ بِمِثْلِ مَا انْقَلَبْنَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رَوَى سُوَيْدُ بْنُ عَمْرٍو عَنِ الأَوْزَاعِيِّ شَيْئًا مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Abdulhamîd b. Habîb b. Ebi'l-İşrîn anlattı; dedi ki: Bize Evzâî anlattı; dedi ki: Bize Hassân b. Atıyye anlattı; Saîd b. el-Müseyyeb'den; (şöyle dediği rivayet edildi): O, Ebû Hüreyre ile karşılaştı. Ebû Hüreyre: "Allah'tan, benimle seni cennet çarşısında bir araya getirmesini isterim" dedi. Saîd: "Orada çarşı var mı?" dedi. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Evet; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana haber verdi ki: "Cennet ehli cennete girdikleri zaman, amellerinin faziletine göre oraya yerleşirler. Sonra dünya günlerinden cuma günü miktarı kadar (bir zaman içinde onlara) izin verilir ve Rablerini ziyaret ederler. (Rableri) onlara Arş'ını gösterir ve cennet bahçelerinden bir bahçede onlara görünür (tecelli eder). Onlar için nurdan minberler, inciden minberler, yakuttan minberler, zebercedden minberler, altından minberler ve gümüşten minberler konulur. Onların (makamca) en aşağıda olanı -ki içlerinde hakir kimse yoktur- misk ve kâfûr tepelerinin üzerine otururlar. Ve kürsü sahiplerinin (minberlerde oturanların), oturma bakımından kendilerinden daha üstün olduklarını görmezler (düşünmezler)." Ebû Hüreyre dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz Rabbimizi görecek miyiz?" dedim. Buyurdu ki: "Evet. Siz dolunay gecesinde güneşi ve ayı görme konusunda kuşkuya düşer misiniz?" Biz: "Hayır" dedik. Buyurdu ki: "İşte böylece Rabbinizi görmekte de kuşkuya düşmeyeceksiniz. O mecliste hiçbir adam kalmaz ki, Allah onunla karşılıklı konuşmuş olmasın. Hatta onlardan bir adama şöyle der: 'Ey falan oğlu falan! Şöyle şöyle dediğin günü hatırlıyor musun?' (Allah) ona dünyadaki bazı vefasızlıklarını (hatalarını) hatırlatır. O da: 'Ey Rabbim! Beni bağışlamadın mı?' der. (Allah) buyurur ki: 'Evet (bağışladım); mağfiretimin genişliği sayesinde sen bu makamına ulaştın.' Onlar bu hal üzereyken, üzerlerini bir bulut kaplar ve üzerlerine öyle bir koku yağdırır ki, onun kokusunun benzerini (daha önce) asla bulmamışlardır. Ve Rabbimiz tebâreke ve teâlâ buyurur ki: 'Sizin için hazırladığım ikramlara (keramete) doğru kalkın ve canınızın çektiği şeyleri alın.' (Resûlullah devamla) buyurdu ki: Sonra (biz) bir çarşıya geliriz ki melekler onu kuşatmıştır. Orada gözlerin benzerini görmediği, kulakların işitmediği ve kalplerden (akıllardan) geçmeyen şeyler vardır. Canımızın çektiği şeyler bize yüklenir (verilir). Orada ne satılır ne de satın alınır. İşte o çarşıda cennet ehli birbiriyle karşılaşır." (Resûlullah) buyurdu ki: "Yüksek makam sahibi olan adam gelir, kendisinden daha aşağıda olanla karşılaşır -ki onlarda aşağılık (hakir) kimse yoktur-. Onun üzerinde gördüğü elbise hoşuna gider. Henüz konuşması bitmemiştir ki, (üzerinde) ondan daha güzelinin olduğu hayal ettirilir. Bu, şundandır ki; orada hiç kimsenin üzülmesi uygun değildir. Sonra evlerimize döneriz; eşlerimiz bizi karşılar ve derler ki: 'Merhaba ve hoş geldin! Yemin olsun ki, (bizden) ayrıldığın halden daha üstün bir güzellikle geldin.' Biz de deriz ki: 'Biz bugün Cebbâr olan Rabbimizle oturduk (meclisinde bulunduk). Ve (böyle) döndüğümüz gibi dönmeye hak kazandık.'" (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Süveyd b. Amr, Evzâî'den bu hadisin bir kısmını rivayet etmiştir.)
2550. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَهَنَّادٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَسُوقًا مَا فِيهَا شِرَاءٌ وَلاَ بَيْعٌ إِلاَّ الصُّوَرَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ فَإِذَا اشْتَهَى الرَّجُلُ صُورَةً دَخَلَ فِيهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ .
Bize Ahmed b. Menî' ve Hennâd anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. İshâk anlattı; Nu'mân b. Sa'd'dan; Alî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz cennette bir çarşı vardır. Orada satın almak ve satmak yoktur; ancak erkek ve kadın suretleri vardır. Kişi bir suret arzu ettiğinde o surete girer." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir.)
2551. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَظَرَ إِلَى الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ فَقَالَ " إِنَّكُمْ سَتُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّكُمْ فَتَرَوْنَهُ كَمَا تَرَوْنَ هَذَا الْقَمَرَ لاَ تُضَامُونَ فِي رُؤْيَتِهِ فَإِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ لاَ تُغْلَبُوا عَلَى صَلاَةٍ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَصَلاَةٍ قَبْلَ غُرُوبِهَا فَافْعَلُوا " . ثُمَّ قَرَأََ: (سَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ ) قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; İsmâîl b. Ebî Hâlid'den; Kays b. Ebî Hâzim'den; Cerîr b. Abdullah el-Becelî'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyorduk. Dolunay gecesi aya baktı ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz sizler Rabbinize arz olunacaksınız ve şu ayı gördüğünüz gibi O'nu göreceksiniz. O'nu görmekte zorlanmayacaksınız. Eğer güneş doğmadan önceki namazda (sabah) ve güneş batmadan önceki namazda (ikindi) yenik düşmemeye (bu namazları kaçırmamaya) gücünüz yetiyorsa bunu yapın!" Sonra (şu ayeti) okudu: { Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbini hamd ile tesbih et! } (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2552. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ صُهَيْبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي قَوْلِه: (لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ ) قَالَ " إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ نَادَى مُنَادٍ إِنَّ لَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ مَوْعِدًا . قَالُوا أَلَمْ يُبَيِّضْ وُجُوهَنَا وَيُنَجِّنَا مِنَ النَّارِ وَيُدْخِلْنَا الْجَنَّةَ قَالُوا بَلَى . قَالَ فَيُكْشَفُ الْحِجَابُ قَالَ فَوَاللَّهِ مَا أَعْطَاهُمْ شَيْئًا أَحَبَّ إِلَيْهِمْ مِنَ النَّظَرِ إِلَيْهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ إِنَّمَا أَسْنَدَهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَرَفَعَهُ . وَرَوَى سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ وَحَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى قَوْلَهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; Sâbit el-Bünânî'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; Suhayb'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (Allah'ın) şu sözü hakkında (şöyle buyurduğu rivayet edildi): { İyilik edenlere en güzeli (el-Hüsnâ) ve ziyadesi vardır. } (Resûlullah) buyurdu ki: "Cennet ehli cennete girdiği zaman bir münadi (seslenici) şöyle seslenir: 'Sizin için Allah katında bir vaat vardır.' (Cennet ehli) derler ki: '(Allah) yüzlerimizi ağartmadı mı? Bizi ateşten kurtarıp cennete koymadı mı?' (Melekler) derler ki: 'Evet.' (Resûlullah) buyurdu ki: (Sonra) perde açılır. (Resûlullah devamla) buyurdu ki: Vallahi, (Allah) onlara Kendisine bakmaktan daha sevimli gelen hiçbir şey vermemiştir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadisi sadece Hammâd b. Seleme müsnet (senetli) kılmış ve ref etmiştir (Peygamber'e dayandırmıştır). Süleymân b. el-Muğîre ve Hammâd b. Zeyd ise bu hadisi Sâbit el-Bünânî'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, onun (kendi) sözü olarak rivayet etmişlerdir.)
2553. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنِي شَبَابَةُ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ ثُوَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً لَمَنْ يَنْظُرُ إِلَى جِنَانِهِ وَأَزْوَاجِهِ وَنَعِيمِهِ وَخَدَمِهِ وَسُرُرِهِ مَسِيرَةَ أَلْفِ سَنَةٍ وَأَكْرَمَهُمْ عَلَى اللَّهِ مَنْ يَنْظُرُ إِلَى وَجْهِهِ غُدْوَةً وَعَشِيَّةً " . ثُمَّ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم: (وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ * إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ إِسْرَائِيلَ عَنْ ثُوَيْرٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَرْفُوعٌ . وَرَوَاهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبْجَرَ عَنْ ثُوَيْرٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَوْقُوفٌ . وَرَوَى عُبَيْدُ اللَّهِ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ ثُوَيْرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَوْلَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ ثُوَيْرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı; (dedi ki:) bana Şebâbe haber verdi; İsrâîl'den; Süveyr'den; dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Cennet ehlinin derece bakımından en aşağı olanı; bahçelerine, eşlerine, nimetlerine, hizmetçilerine ve tahtlarına bin yıllık mesafeden bakan kimsedir. Allah katında onların en şereflisi (keremlisi) ise sabah ve akşam O'nun vechine (yüzüne) bakandır." Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şu ayeti) okudu: { O gün bazı yüzler parlayacaktır * Rablerine bakacaktır } (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis, İsrâîl vasıtasıyla Süveyr'den, İbn Ömer'den merfu olarak (Peygamber'e dayandırılarak) başka vecihlerden de rivayet edilmiştir. Abdülmelik b. Ebcer bunu Süveyr'den, İbn Ömer'den mevkuf olarak (İbn Ömer'in sözü olarak) rivayet etmiştir. Ubeydullah el-Eşcaî de bunu Süfyân'dan, Süveyr'den, Mücâhid'den, İbn Ömer'den onun (kendi) sözü olarak rivayet etmiş ve ref etmemiştir. Bize bunu Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah el-Eşcaî anlattı; Süfyân'dan, Süveyr'den, Mücâhid'den, İbn Ömer'den bu hadisin benzerini (nakletti) ve onu ref etmedi.)
2554. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ نُوحٍ الْحِمَّانِيُّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تُضَامُّونَ فِي رُؤْيَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَتُضَامُّونَ فِي رُؤْيَةِ الشَّمْسِ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " فَإِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ كَمَا تَرَوْنَ الْقَمَرَ لَيْلَةَ الْبَدْرِ لاَ تُضَامُّونَ فِي رُؤْيَتِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَهَكَذَا رَوَى يَحْيَى بْنُ عِيسَى الرَّمْلِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَرَوَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَحَدِيثُ ابْنِ إِدْرِيسَ عَنِ الأَعْمَشِ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَحَدِيثُ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَصَحُّ وَهَكَذَا رَوَاهُ سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ مِثْلُ هَذَا الْحَدِيثِ وَهُوَ حَدِيثٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Tarîf el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Câbir b. Nûh el-Himmânî anlattı; A'meş'ten; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Dolunay gecesi ayı görmekte birbirinizle itişip kakışır (zorlanır) mısınız? Ve güneşi görmekte birbirinizle itişip kakışır (zorlanır) mısınız?" Dediler ki: Hayır. Buyurdu ki: "Şüphesiz siz Rabbinizi, dolunay gecesi ayı gördüğünüz gibi göreceksiniz; O'nu görmekte itişip kakışmayacaksınız." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Yahyâ b. Îsâ er-Ramlî ve birden çok kişi A'meş'ten, Ebû Sâlih'ten, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde rivayet etmişlerdir. Abdullah b. İdrîs ise A'meş'ten, Ebû Sâlih'ten, Ebû Saîd'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir. İbn İdrîs'in A'meş'ten rivayeti mahfuz değildir. Ebû Sâlih'in, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayeti daha sahihtir. Süheyl b. Ebî Sâlih de babasından, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde rivayet etmiştir. Bu hadisin bir benzeri Ebû Saîd'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu vechin dışındaki (başka) bir yolla da rivayet edilmiştir ve o sahih bir hadistir.)
2555. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ لأَهْلِ الْجَنَّةِ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ . فَيَقُولُونَ لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ . فَيَقُولُ هَلْ رَضِيتُمْ فَيَقُولُونَ مَا لَنَا لاَ نَرْضَى وَقَدْ أَعْطَيْتَنَا مَا لَمْ تُعْطِ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ . فَيَقُولُ أَنَا أُعْطِيكُمْ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ . قَالُوا وَأَىُّ شَيْءٍ أَفْضَلُ مِنْ ذَلِكَ قَالَ أُحِلُّ عَلَيْكُمْ رِضْوَانِي فَلاَ أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ أَبَدًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Zeyd b. Eslem'den; Atâ b. Yesâr'dan; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah cennet ehline şöyle buyurur: 'Ey Cennet Ehli!' Onlar derler ki: 'Buyur Rabbimiz! Emrine amadeyiz.' Allah buyurur ki: 'Razı oldunuz mu?' Onlar derler ki: 'Bize ne oluyor ki razı olmayalım? Sen bize, yaratıklarından hiç kimseye vermediğin şeyleri verdin.' Allah buyurur ki: 'Ben size bundan daha üstününü vereceğim.' Derler ki: 'Bundan daha üstün olan şey nedir?' (Allah) buyurur ki: 'Sizin üzerinize rızamı indiriyorum; artık size ebediyen gazap etmem.'" (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2556. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ فِي الْغُرْفَةِ كَمَا تَتَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الشَّرْقِيَّ أَوِ الْكَوْكَبَ الْغَرْبِيَّ الْغَارِبَ فِي الأُفُقِ أَوِ الطَّالِعَ فِي تَفَاضُلِ الدَّرَجَاتِ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أُولَئِكَ النَّبِيُّونَ . قَالَ " بَلَى وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ وَأَقْوَامٌ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَصَدَّقُوا الْمُرْسَلِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Süveyd b. Nasr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Füleyh b. Süleymân haber verdi; Hilâl b. Alî'den; Atâ b. Yesâr'dan; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (şöyle) buyurduğu (rivayet edildi): "Şüphesiz cennet ehli, (kendilerinden yüksekteki) köşklerde bulunanları, tıpkı sizin doğuda veya batıda, ufukta batmakta olan veya doğmakta olan yıldızı gördüğünüz gibi görürler. (Bu,) aralarındaki derece farkı sebebiyledir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Onlar nebiler midir?" Buyurdu ki: "Evet; ve nefsim elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, Allah'a iman eden ve elçileri tasdik eden topluluklardır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2557. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ ثُمَّ يَطَّلِعُ عَلَيْهِمْ رَبُّ الْعَالَمِينَ فَيَقُولُ أَلاَ يَتْبَعُ كُلُّ إِنْسَانٍ مَا كَانُوا يَعْبُدُونَهُ . فَيُمَثَّلُ لِصَاحِبِ الصَّلِيبِ صَلِيبُهُ وَلِصَاحِبِ التَّصَاوِيرِ تَصَاوِيرُهُ وَلِصَاحِبِ النَّارِ نَارُهُ فَيَتْبَعُونَ مَا كَانُوا يَعْبُدُونَ وَيَبْقَى الْمُسْلِمُونَ فَيَطَّلِعُ عَلَيْهِمْ رَبُّ الْعَالَمِينَ فَيَقُولُ أَلاَ تَتَّبِعُونَ النَّاسَ فَيَقُولُونَ نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ اللَّهُ رَبُّنَا هَذَا مَكَانُنَا حَتَّى نَرَى رَبَّنَا . وَهُوَ يَأْمُرُهُمْ وَيُثَبِّتُهُمْ ثُمَّ يَتَوَارَى ثُمَّ يَطَّلِعُ فَيَقُولُ أَلاَ تَتَّبِعُونَ النَّاسَ فَيَقُولُونَ نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ اللَّهُ رَبُّنَا وَهَذَا مَكَانُنَا حَتَّى نَرَى رَبَّنَا . وَهُوَ يَأْمُرُهُمْ وَيُثَبِّتُهُمْ " . قَالُوا وَهَلْ نَرَاهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " وَهَلْ تُضَارُّونَ فِي رُؤْيَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ " . قَالُوا لاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " فَإِنَّكُمْ لاَ تُضَارُّونَ فِي رُؤْيَتِهِ تِلْكَ السَّاعَةَ ثُمَّ يَتَوَارَى ثُمَّ يَطَّلِعُ فَيُعَرِّفُهُمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَقُولُ أَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّبِعُونِي . فَيَقُومُ الْمُسْلِمُونَ وَيُوضَعُ الصِّرَاطُ فَيَمُرُّونَ عَلَيْهِ مِثْلَ جِيَادِ الْخَيْلِ وَالرِّكَابِ وَقَوْلُهُمْ عَلَيْهِ سَلِّمْ سَلِّمْ . وَيَبْقَى أَهْلُ النَّارِ فَيُطْرَحُ مِنْهُمْ فِيهَا فَوْجٌ ثُمَّ يُقَالُ هَلِ امْتَلأْتِ فَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ . ثُمَّ يُطْرَحُ فِيهَا فَوْجٌ فَيُقَالُ هَلِ امْتَلأْتِ . فَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ . حَتَّى إِذَا أُوعِبُوا فِيهَا وَضَعَ الرَّحْمَنُ قَدَمَهُ فِيهَا وَأُزْوِيَ بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ ثُمَّ قَالَ قَطْ قَالَتْ قَطْ قَطْ فَإِذَا أَدْخَلَ اللَّهُ أَهْلَ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ وَأَهْلَ النَّارِ النَّارَ قَالَ أُتِيَ بِالْمَوْتِ مُلَبَّبًا فَيُوقَفُ عَلَى السُّورِ الَّذِي بَيْنَ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَأَهْلِ النَّارِ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ . فَيَطَّلِعُونَ خَائِفِينَ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَهْلَ النَّارِ . فَيَطَّلِعُونَ مُسْتَبْشِرِينَ يَرْجُونَ الشَّفَاعَةَ فَيُقَالُ لأَهْلِ الْجَنَّةِ وَأَهْلِ النَّارِ هَلْ تَعْرِفُونَ هَذَا فَيَقُولُونَ هَؤُلاَءِ وَهَؤُلاَءِ قَدْ عَرَفْنَاهُ هُوَ الْمَوْتُ الَّذِي وُكِّلَ بِنَا . فَيُضْجَعُ فَيُذْبَحُ ذَبْحًا عَلَى السُّورِ الَّذِي بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ثُمَّ يُقَالُ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ خُلُودٌ لاَ مَوْتَ وَيَا أَهْلَ النَّارِ خُلُودٌ لاَ مَوْتَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . - وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رِوَايَاتٌ كَثِيرَةٌ مِثْلُ هَذَا مَا يُذْكَرُ فِيهِ أَمْرُ الرُّؤْيَةِ أَنَّ النَّاسَ يَرَوْنَ رَبَّهُمْ وَذِكْرُ الْقَدَمِ وَمَا أَشْبَهَ هَذِهِ الأَشْيَاءَ وَالْمَذْهَبُ فِي هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ الأَئِمَّةِ مِثْلِ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَابْنِ عُيَيْنَةَ وَوَكِيعٍ وَغَيْرِهِمْ أَنَّهُمْ رَوَوْا هَذِهِ الأَشْيَاءَ ثُمَّ قَالُوا تُرْوَى هَذِهِ الأَحَادِيثُ وَنُؤْمِنُ بِهَا وَلاَ يُقَالُ كَيْفَ وَهَذَا الَّذِي اخْتَارَهُ أَهْلُ الْحَدِيثِ أَنْ تُرْوَى هَذِهِ الأَشْيَاءُ كَمَا جَاءَتْ وَيُؤْمَنُ بِهَا وَلاَ تُفَسَّرُ وَلاَ تُتَوَهَّمُ وَلاَ يُقَالُ كَيْفَ وَهَذَا أَمْرُ أَهْلِ الْعِلْمِ الَّذِي اخْتَارُوهُ وَذَهَبُوا إِلَيْهِ . وَمَعْنَى قَوْلِهِ فِي الْحَدِيثِ " فَيُعَرِّفُهُمْ نَفْسَهُ " . يَعْنِي يَتَجَلَّى لَهُمْ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; Alâ b. Abdurrahman'dan; babasından; Ebû Hüreyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (rivayet etti): "Allah kıyamet gününde insanları tek bir düzlükte toplar. Sonra Âlemlerin Rabbi onlara görünür (tecelli eder) ve buyurur ki: 'Her insan ibadet ettiği şeyin peşinden gitsin!' Bunun üzerine haç sahibine haçı, suret (tasvir) sahibine sureti ve ateş sahibine ateşi temsil edilir (gösterilir). Onlar da ibadet ettikleri şeylerin peşinden giderler. Müslümanlar kalır. Âlemlerin Rabbi onlara görünür (bakar) ve buyurur ki: 'İnsanların peşinden gitmiyor musunuz?' Onlar derler ki: 'Senden Allah'a sığınırız! Senden Allah'a sığınırız! Allah bizim Rabbimizdir. Rabbimizi görünceye kadar yerimiz burasıdır.' O (Allah) onlara emreder ve onları sabit kılar. Sonra (Allah) gizlenir, sonra (tekrar) görünür ve buyurur ki: 'İnsanların peşinden gitmiyor musunuz?' Onlar derler ki: 'Senden Allah'a sığınırız! Senden Allah'a sığınırız! Allah bizim Rabbimizdir ve Rabbimizi görünceye kadar yerimiz burasıdır.' O (Allah) onlara emreder ve onları sabit kılar." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Onu görecek miyiz?" Buyurdu ki: "Dolunay gecesi ayı görmekte birbirinize zarar verir (izdiham yaratır) mısınız?" Dediler ki: "Hayır ey Allah'ın Resûlü." Buyurdu ki: "İşte siz O'nu o saatte görmekte (böyle) birbirinize zarar vermeyeceksiniz. Sonra (Allah) gizlenir, sonra görünür (tecelli eder) ve onlara Kendini tanıtır. Sonra buyurur ki: 'Ben Rabbinizim; Bana uyun.' Bunun üzerine Müslümanlar kalkarlar; (Cehennem üzerine) Sırat köprüsü kurulur. Onun üzerinden cins atlar ve binekler gibi (hızla) geçerler. Onların üzerindeki sözleri: 'Selamet ver, selamet ver (kurtar)!' şeklindedir. Cehennem ehli ise kalır. Onlardan bir grup oraya (cehenneme) atılır. Sonra (cehenneme): 'Doldun mu?' denilir. O: 'Daha var mı?' der. Sonra oraya bir grup daha atılır; 'Doldun mu?' denilir. O: 'Daha var mı?' der. Nihayet hepsi oraya doldurulunca Rahmân, ayağını (kademini) onun içine koyar; onun bir kısmı diğer kısmının üzerine büzülür (toplanır). Sonra (cehennem): 'Yetti, yetti, yetti!' der. Allah cennet ehlini cennete, cehennem ehlini de cehenneme koyduğunda; Ölüm, boynundan tutulmuş (veya belirgin) bir halde getirilir. Cennet ehli ile cehennem ehli arasındaki surun üzerine durdurulur. Sonra: 'Ey Cennet Ehli!' denilir. Onlar korkarak (yerlerinden) bakarlar. Sonra: 'Ey Cehennem Ehli!' denilir. Onlar şefaat umarak sevinçle (yerlerinden) bakarlar. Cennet ehline ve cehennem ehline: 'Bunu tanıyor musunuz?' denilir. Onlar: 'Şunlar ve şunlar (hepsi birden), evet onu tanıdık; o bizimle görevli olan ölümdür' derler. Sonra (Ölüm) yatırılır ve cennet ile cehennem arasındaki surun üzerinde boğazlanır. Sonra: 'Ey Cennet Ehli! Ebediyet vardır, ölüm yoktur. Ey Cehennem Ehli! Ebediyet vardır, ölüm yoktur' denilir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den, içinde insanların Rablerini göreceğine dair rü'yet konusunun, Kadem (ayak) zikrinin ve buna benzer şeylerin geçtiği bu hadisin misli üzere birçok rivayetler gelmiştir. İlim ehlinden Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, İbnü'l-Mübârek, İbn Uyeyne, Vekî' ve başkaları gibi imamların bu konudaki mezhebi (yolu) şudur: Onlar bu şeyleri rivayet etmişler, sonra şöyle demişlerdir: 'Bu hadisler rivayet edilir ve onlara iman edilir; nasıllığı (keyfiyeti) sorulmaz.' Hadis ehlinin seçtiği (görüş) budur: Bu şeyler geldiği gibi rivayet edilir, onlara iman edilir; tefsir edilmez (yorumlanmaz), vehmedilmez (yanlış manalar yüklenmez) ve 'nasıldır' denilmez. İlim ehlinin seçtiği ve gittiği yol budur. Hadisteki 'Onlara Kendini tanıtır' sözünün manası, yani 'Onlara tecelli eder (görünür)' demektir.)
2558. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، يَرْفَعُهُ قَالَ " إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ أُتِيَ بِالْمَوْتِ كَالْكَبْشِ الأَمْلَحِ فَيُوقَفُ بَيْنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ فَيُذْبَحُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ فَلَوْ أَنَّ أَحَدًا مَاتَ فَرَحًا لَمَاتَ أَهْلُ الْجَنَّةِ وَلَوْ أَنَّ أَحَدًا مَاتَ حَزَنًا لَمَاتَ أَهْلُ النَّارِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; dedi ki: Babam anlattı; Fudayl b. Merzûk'tan; Atıyye'den; Ebû Saîd'den; onu ref ederek (Peygamber'e dayandırarak) şöyle dedi: "Kıyamet günü olduğunda Ölüm, alaca bir koç suretinde getirilir. Cennet ile cehennem arasında durdurulur ve onlar bakarken boğazlanır. Eğer bir kimse sevinçten ölecek olsaydı, cennet ehli (sevinçten) ölürdü. Eğer bir kimse üzüntüden ölecek olsaydı, cehennem ehli (üzüntüden) ölürdü." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir.)
2559. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، وَثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " حُفَّتِ الْجَنَّةُ بِالْمَكَارِهِ وَحُفَّتِ النَّارُ بِالشَّهَوَاتِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Amr b. Âsım haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme haber verdi; Humeyd ve Sâbit'ten; Enes'ten; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (rivayet etti): "Cennet, (nefsin) hoşlanmadığı şeylerle (mekârih) kuşatılmıştır; Cehennem ise şehvetlerle kuşatılmıştır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis bu vecihten hasen garip sahihtir.)
2560. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ الْجَنَّةَ وَالنَّارَ أَرْسَلَ جِبْرِيلَ إِلَى الْجَنَّةِ فَقَالَ انْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَجَاءَهَا وَنَظَرَ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعَدَّ اللَّهُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَرَجَعَ إِلَيْهِ قَالَ فَوَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَقَالَ ارْجِعْ إِلَيْهَا فَانْظُرْ إِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا قَالَ فَرَجَعَ إِلَيْهَا فَإِذَا هِيَ قَدْ حُفَّتْ بِالْمَكَارِهِ فَرَجَعَ إِلَيْهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خِفْتُ أَنْ لاَ يَدْخُلَهَا أَحَدٌ . قَالَ اذْهَبْ إِلَى النَّارِ فَانْظُرْ إِلَيْهَا وَإِلَى مَا أَعْدَدْتُ لأَهْلِهَا فِيهَا . فَإِذَا هِيَ يَرْكَبُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَرَجَعَ إِلَيْهِ فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لاَ يَسْمَعُ بِهَا أَحَدٌ فَيَدْخُلُهَا . فَأَمَرَ بِهَا فَحُفَّتْ بِالشَّهَوَاتِ فَقَالَ ارْجِعْ إِلَيْهَا . فَرَجَعَ إِلَيْهَا فَقَالَ وَعِزَّتِكَ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ لاَ يَنْجُوَ مِنْهَا أَحَدٌ إِلاَّ دَخَلَهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleymân anlattı; Muhammed b. Amr'dan; dedi ki: Bize Ebû Seleme anlattı; Ebû Hüreyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (şöyle) buyurduğu (rivayet edildi): "Allah Cenneti ve Cehennemi yarattığı zaman Cebrail'i cennete gönderdi ve: 'Ona ve ehli için onda hazırladığım şeylere bak' buyurdu. (Cebrail) geldi; ona ve Allah'ın ehli için onda hazırladığı şeylere baktı. Sonra O'na (Allah'a) döndü ve dedi ki: 'İzzetine yemin olsun ki, onu işiten hiç kimse yoktur ki ona girmesin.' Bunun üzerine (Allah) emretti ve (cennetin) etrafı (nefsin) hoşlanmadığı şeylerle kuşatıldı. Sonra buyurdu ki: 'Ona dön; ona ve ehli için onda hazırladığım şeylere bak.' (Cebrail) ona döndü; bir de ne görsün, etrafı (nefsin) hoşlanmadığı şeylerle kuşatılmış. O'na döndü ve dedi ki: 'İzzetine yemin olsun ki, hiç kimsenin ona girememesinden korktum.' (Allah) buyurdu ki: 'Cehenneme git; ona ve ehli için onda hazırladığım şeylere bak.' (Cebrail gitti); bir de ne görsün, o (ateş) birbiri üstüne biniyor. O'na döndü ve dedi ki: 'İzzetine yemin olsun ki, onu işiten hiç kimse yoktur ki ona girsin (girmeyi istesin).' Bunun üzerine (Allah) emretti ve (cehennemin) etrafı şehvetlerle kuşatıldı. Sonra buyurdu ki: 'Ona dön.' (Cebrail) ona döndü ve dedi ki: 'İzzetine yemin olsun ki, hiç kimsenin ondan kurtulamayıp ona girmesinden korktum.'" (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2561. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " احْتَجَّتِ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ فَقَالَتِ الْجَنَّةُ يَدْخُلُنِي الضُّعَفَاءُ وَالْمَسَاكِينُ . وَقَالَتِ النَّارُ يَدْخُلُنِي الْجَبَّارُونَ وَالْمُتَكَبِّرُونَ . فَقَالَ لِلنَّارِ أَنْتِ عَذَابِي أَنْتَقِمُ بِكِ مِمَّنْ شِئْتُ . وَقَالَ لِلْجَنَّةِ أَنْتِ رَحْمَتِي أَرْحَمُ بِكِ مَنْ شِئْتُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleymân anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennet ve Cehennem tartıştılar. Cennet dedi ki: 'Bana zayıflar ve düşkünler (yoksullar) giriyor.' Cehennem dedi ki: 'Bana zorbalar ve kibirliler giriyor.' Bunun üzerine (Allah) Cehenneme buyurdu ki: 'Sen benim azabımsın; dilediğim kimseden seninle intikam alırım.' Cennete de buyurdu ki: 'Sen benim rahmetimsin; dilediğim kimseye seninle merhamet ederim.'" (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2562. Hadis
حَدَّثَنَا سُوَيْدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ دَرَّاجٍ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ الَّذِي لَهُ ثَمَانُونَ أَلْفَ خَادِمٍ وَاثْنَتَانِ وَسَبْعُونَ زَوْجَةً وَتُنْصَبُ لَهُ قُبَّةٌ مِنْ لُؤْلُؤٍ وَزَبَرْجَدٍ وَيَاقُوتٍ كَمَا بَيْنَ الْجَابِيَةِ إِلَى صَنْعَاءَ " . وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ مَاتَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ مِنْ صَغِيرٍ أَوْ كَبِيرٍ يُرَدُّونَ بَنِي ثَلاَثِينَ فِي الْجَنَّةِ لاَ يَزِيدُونَ عَلَيْهَا أَبَدًا وَكَذَلِكَ أَهْلُ النَّارِ " . وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ عَلَيْهِمُ التِّيجَانَ إِنَّ أَدْنَى لُؤْلُؤَةٍ مِنْهَا لَتُضِيءُ مَا بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ رِشْدِينَ بْنِ سَعْدٍ .
Bize Süveyd anlattı; dedi ki: Bize Abdullah (b. el-Mübârek) haber verdi; dedi ki: Bize Rişdîn b. Sa'd haber verdi; bana Amr b. el-Hâris anlattı; Derrâc'dan; Ebu'l-Heysem'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennet ehlinin en aşağı (derecede) olanı; seksen bin hizmetçisi, yetmiş iki eşi olan ve kendisi için Câbiye ile San'a arası kadar (büyüklükte) inci, zeberced ve yakuttan bir kubbe kurulan kimsedir." Yine bu senetle Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet edildiğine göre) şöyle buyurdu: "Cennet ehlinden (olup dünyada) ölen kimse -ister küçük olsun ister büyük-, cennette otuz yaşlarında (gençler) olarak geri döndürülürler. Ebediyen bu (yaşın) üzerine çıkmazlar (yaşlanmazlar). Cehennem ehli de böyledir." Yine bu senetle Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet edildiğine göre) şöyle buyurdu: "Onların üzerinde taçlar vardır. Ondan (o taçtan) en küçük bir inci, doğu ile batı arasını aydınlatır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece Rişdîn b. Sa'd'ın hadisinden biliyoruz.)
2563. Hadis
حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَامِرٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمُؤْمِنُ إِذَا اشْتَهَى الْوَلَدَ فِي الْجَنَّةِ كَانَ حَمْلُهُ وَوَضْعُهُ وَسِنُّهُ فِي سَاعَةٍ كَمَا يَشْتَهِي " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا فَقَالَ بَعْضُهُمْ فِي الْجَنَّةِ جِمَاعٌ وَلاَ يَكُونُ وَلَدٌ . هَكَذَا رُوِيَ عَنْ طَاوُسٍ وَمُجَاهِدٍ وَإِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ . وَقَالَ مُحَمَّدٌ قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ فِي حَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اشْتَهَى الْمُؤْمِنُ الْوَلَدَ فِي الْجَنَّةِ كَانَ فِي سَاعَةٍ وَاحِدَةٍ كَمَا يَشْتَهِي " . وَلَكِنْ لاَ يَشْتَهِي . قَالَ مُحَمَّدٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي رَزِينٍ الْعُقَيْلِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لاَ يَكُونُ لَهُمْ فِيهَا وَلَدٌ " . وَأَبُو الصِّدِّيقِ النَّاجِيُّ اسْمُهُ بَكْرُ بْنُ عَمْرٍو وَيُقَالُ بَكْرُ بْنُ قَيْسٍ أَيْضًا .
Bize Bündâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam anlattı; Âmir el-Ahvel'den; Ebû's-Sıddîk en-Nâcî'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mümin cennette çocuk arzu ettiği zaman; onun hamileliği, doğumu ve yaşı (büyümesi) bir saat içinde arzu ettiği gibi olur." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. İlim ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Bazıları: 'Cennette cinsel ilişki (cima) vardır ancak çocuk olmaz' demişlerdir. Tâvus, Mücâhid ve İbrâhim en-Nehaî'den bu şekilde rivayet edilmiştir. Muhammed (el-Buhârî) dedi ki: İshâk b. İbrâhim, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: 'Mümin cennette çocuk arzu ettiği zaman (onun olması) bir saat içinde arzu ettiği gibi olur' hadisi hakkında şöyle demiştir: 'Fakat (mümin) arzu etmez.' Muhammed dedi ki: Ebû Rezîn el-Ukaylî'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: 'Cennet ehlinin orada çocuğu olmaz.' Ebû's-Sıddîk en-Nâcî'nin ismi Bekr b. Amr'dır. Bekr b. Kays olduğu da söylenir.)
2564. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَمُجْتَمَعًا لِلْحُورِ الْعِينِ يُرَفِّعْنَ بِأَصْوَاتٍ لَمْ يَسْمَعِ الْخَلاَئِقُ مِثْلَهَا قَالَ يَقُلْنَ نَحْنُ الْخَالِدَاتُ فَلاَ نَبِيدُ وَنَحْنُ النَّاعِمَاتُ فَلاَ نَبْأَسُ وَنَحْنُ الرَّاضِيَاتُ فَلاَ نَسْخَطُ طُوبَى لِمَنْ كَانَ لَنَا وَكُنَّا لَهُ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ غَرِيبٌ .
Bize Hennâd ve Ahmed b. Menî' anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. İshâk anlattı; Nu'mân b. Sa'd'dan; Alî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennette hurilerin (bir araya geldiği) bir toplanma yeri vardır. (Orada) seslerini öyle yükseltirler ki, yaratılmışlar (mahlukât) onun benzerini asla işitmemiştir. (Resûlullah) buyurdu ki: Şöyle derler: 'Biz ebedî olanlarız, hiç yok olmayız (ölmeyiz). Biz nimet içinde olanlarız, hiç sıkıntı (sefalet) çekmeyiz. Biz razı olanlarız, hiç kızmayız. Bize sahip olana ve bizim kendisine ait olduğumuz kimseye ne mutlu!'" (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Saîd ve Enes'ten de rivayet vardır. Alî hadisi garip bir hadistir.)
2565. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ: (فَهُمْ فِي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ ) قَالَ السَّمَّاعُ . وَمَعْنَى السَّمَّاعِ مِثْلَ مَا وَرَدَ فِي الْحَدِيثِ أَنَّ الْحُورَ الْعِينَ يُرَفِّعْنَ بِأَصْوَاتِهِنَّ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; Evzâî'den; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Allah azze ve celle'nin şu sözü hakkında: { Artık onlar bir bahçede (zevkle) ağırlanırlar (yuhberûn). } Dedi ki: (Buradaki sevinç) semâ'dır (şarkı dinlemektir).
2566. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الْيَقْظَانِ، عَنْ زَاذَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثَةٌ عَلَى كُثْبَانِ الْمِسْكِ - أُرَاهُ قَالَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَغْبِطُهُمُ الأَوَّلُونَ وَالآخِرُونَ رَجُلٌ يُنَادِي بِالصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ وَرَجُلٌ يَؤُمُّ قَوْمًا وَهُمْ بِهِ رَاضُونَ وَعَبْدٌ أَدَّى حَقَّ اللَّهِ وَحَقَّ مَوَالِيهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ . وَأَبُو الْيَقْظَانِ اسْمُهُ عُثْمَانُ بْنُ عُمَيْرٍ وَيُقَالُ ابْنُ قَيْسٍ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Süfyân'dan; Ebû'l-Yakzân'dan; Zâzân'dan; Abdullah b. Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki misk tepeleri üzerindedirler. -Öyle sanıyorum ki (Ravi): 'Kıyamet gününde' dedi.- Öncekiler ve sonrakiler onlara gıpta ederler: Her gün ve gecede beş vakit namaz için ezan okuyan adam, bir topluluğa imamlık yapan ve onların kendisinden razı olduğu adam ve Allah'ın hakkını ve efendilerinin hakkını eda eden köle." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu sadece Süfyân es-Sevrî'nin hadisinden biliyoruz. Ebû'l-Yakzân'ın ismi Osmân b. Umeyr'dir; İbn Kays olduğu da söylenir.)
2567. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، يَرْفَعُهُ قَالَ " ثَلاَثَةٌ يُحِبُّهُمُ اللَّهُ رَجُلٌ قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتْلُو كِتَابَ اللَّهِ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ صَدَقَةً بِيَمِينِهِ يُخْفِيهَا أُرَاهُ قَالَ مِنْ شِمَالِهِ وَرَجُلٌ كَانَ فِي سَرِيَّةٍ فَانْهَزَمَ أَصْحَابُهُ فَاسْتَقْبَلَ الْعَدُوَّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَهُوَ غَيْرُ مَحْفُوظٍ . وَالصَّحِيحُ مَا رَوَى شُعْبَةُ وَغَيْرُهُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ ظَبْيَانَ عَنْ أَبِي ذَرٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَأَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ كَثِيرُ الْغَلَطِ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Âdem anlattı; Ebû Bekr b. Ayyâş'tan; A'meş'ten; Mansûr'dan; Rib'î b. Hirâş'tan; Abdullah b. Mes'ûd'dan; onu ref ederek (Peygamber'e dayandırarak) şöyle dedi: "Üç kişi vardır ki Allah onları sever: Geceleyin kalkan ve Allah'ın kitabını okuyan adam. Sağ eliyle sadaka verip onu (öyle) gizleyen adam ki -sanıyorum (Ravi): 'Sol elinden (bile)' dedi-. Ve bir müfrezede (seriyye) bulunup arkadaşları hezimete uğradığı halde düşmana karşı duran adam." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis bu vecihten gariptir ve mahfuz değildir. Sahih olan, Şu'be ve başkalarının Mansûr'dan, Rib'î b. Hirâş'tan, Zeyd b. Zabyân'dan, Ebû Zer'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettikleridir. Ebû Bekr b. Ayyâş çok hata yapan biridir.)
2568. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ الْمُعْتَمِرِ، قَالَ سَمِعْتُ رِبْعِيَّ بْنَ حِرَاشٍ، يُحَدِّثُ عَنْ زَيْدِ بْنِ ظَبْيَانَ، يَرْفَعُهُ إِلَى أَبِي ذَرٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ثَلاَثَةٌ يُحِبُّهُمُ اللَّهُ وَثَلاَثَةٌ يَبْغَضُهُمُ اللَّهُ فَأَمَّا الَّذِينَ يُحِبُّهُمُ اللَّهُ فَرَجُلٌ أَتَى قَوْمًا فَسَأَلَهُمْ بِاللَّهِ وَلَمْ يَسْأَلْهُمْ بِقَرَابَةٍ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُمْ فَمَنَعُوهُ فَتَخَلَّفَ رَجُلٌ بِأَعْقَابِهِمْ فَأَعْطَاهُ سِرًّا لاَ يَعْلَمُ بِعَطِيَّتِهِ إِلاَّ اللَّهُ وَالَّذِي أَعْطَاهُ وَقَوْمٌ سَارُوا لَيْلَتَهُمْ حَتَّى إِذَا كَانَ النَّوْمُ أَحَبَّ إِلَيْهِمْ مِمَّا يُعْدَلُ بِهِ نَزَلُوا فَوَضَعُوا رُءُوسَهُمْ فَقَامَ أَحَدُهُمْ يَتَمَلَّقُنِي وَيَتْلُو آيَاتِي وَرَجُلٌ كَانَ فِي سَرِيَّةٍ فَلَقِيَ الْعَدُوَّ فَهُزِمُوا وَأَقْبَلَ بِصَدْرِهِ حَتَّى يُقْتَلَ أَوْ يُفْتَحَ لَهُ . وَالثَّلاَثَةُ الَّذِينَ يَبْغَضُهُمُ اللَّهُ الشَّيْخُ الزَّانِي وَالْفَقِيرُ الْمُخْتَالُ وَالْغَنِيُّ الظَّلُومُ " . حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، عَنْ شُعْبَةَ، نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى شَيْبَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، نَحْوَ هَذَا وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ .
Bize Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Mansûr b. el-Mu'temir'den; dedi ki: Rib'î b. Hirâş'ı, Zeyd b. Zabyân'dan naklederek anlatırken işittim; o da Ebû Zer'e ref ediyor (dayandırıyor); o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Üç kişi vardır ki Allah onları sever; üç kişi de vardır ki Allah onlara buğzeder. Allah'ın sevdiği kimselere gelince: Bir adam bir topluluğa gelir; aralarındaki bir akrabalıktan dolayı değil, (sadece) Allah adına onlardan (bir şey) ister. Onlar da ona vermezler (engel olurlar). Derken bir adam onların arkasından geri kalır ve ona gizlice verir. Verdiğini sadece Allah ve verdiği kişi bilir. (Diğeri) Bir topluluk geceleri yol alırlar; nihayet uyku onlara (her şeye) denk olacak (kadar) sevimli geldiğinde konaklarlar ve başlarını (yastığa) koyarlar. Onlardan biri kalkar; Bana yalvarır (iltica eder) ve ayetlerimi okur. (Diğeri) Bir adam bir müfrezede (seriyye) bulunur; düşmanla karşılaşır ve (arkadaşları) hezimete uğrarlar. O ise öldürülünceye veya kendisine fetih (zafer) verilinceye kadar göğsüyle (düşmana) yönelir. Allah'ın buğzettiği üç kişiye gelince: Zina eden yaşlı, kibirli fakir ve zalim zengin." Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Nadr b. Şümeyl anlattı; Şu'be'den; bunun benzerini (rivayet etti). (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahihtir. Şeybân da Mansûr'dan bunun benzerini rivayet etmiştir. Bu, Ebû Bekr b. Ayyâş'ın hadisinden daha sahihtir.)
2569. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَدِّهِ، حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُوشِكُ الْفُرَاتُ يَحْسِرُ عَنْ كَنْزٍ مِنْ ذَهَبٍ فَمَنْ حَضَرَهُ فَلاَ يَأْخُذْ مِنْهُ شَيْئًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ukbe b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; Hubeyb b. Abdurrahman'dan; dedesi Hafs b. Âsım'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Fırat (nehrinin sularının) çekilip altından bir hazineyi ortaya çıkarması yakındır. Kim orada bulunursa ondan hiçbir şey almasın." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2570. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ " يَحْسِرُ عَنْ جَبَلٍ مِنْ ذَهَبٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ukbe b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hüreyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (önceki hadisin) benzerini (rivayet etti). Ancak (bu rivayette): "(Fırat'ın suyu çekilerek) altından bir dağı açığa çıkarır" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
2571. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ بَحْرَ الْمَاءِ وَبَحْرَ الْعَسَلِ وَبَحْرَ اللَّبَنِ وَبَحْرَ الْخَمْرِ ثُمَّ تُشَقَّقُ الأَنْهَارُ بَعْدُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَحَكِيمُ بْنُ مُعَاوِيَةَ هُوَ وَالِدُ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ وَالْجُرَيْرِيُّ يُكْنَى أَبَا مَسْعُودٍ وَاسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ إِيَاسٍ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Cerîrî haber verdi; Hakîm b. Muâviye'den; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (şöyle) buyurduğu (rivayet edildi): "Cennette su denizi, bal denizi, süt denizi ve şarap denizi vardır. Sonra nehirler bunlardan fışkırır (ayrılır)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Hakîm b. Muâviye, Behz b. Hakîm'in babasıdır. Cerîrî'nin künyesi Ebû Mes'ûd olup ismi Saîd b. İyâs'tır.)
2572. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْجَنَّةَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ قَالَتِ الْجَنَّةُ اللَّهُمَّ أَدْخِلْهُ الْجَنَّةَ . وَمَنِ اسْتَجَارَ مِنَ النَّارِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ قَالَتِ النَّارُ اللَّهُمَّ أَجِرْهُ مِنَ النَّارِ " . قَالَ هَكَذَا رَوَى يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ مَوْقُوفًا أَيْضًا .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Ebû İshâk'tan; Büreyd b. Ebî Meryem'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'tan cenneti üç kere isterse, cennet şöyle der: 'Allah'ım! Onu cennete koy.' Kim de ateşten (cehennemden) üç kere (Allah'a) sığınırsa, ateş şöyle der: 'Allah'ım! Onu ateşten koru.'" (Dedi ki: Yûnus b. Ebî İshâk, Ebû İshâk'tan bu hadisi; Büreyd b. Ebî Meryem'den; Enes'ten; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekilde (bunun benzerini) rivayet etmiştir. Bu hadis ayrıca Ebû İshâk'tan; Büreyd b. Ebî Meryem'den; Enes b. Mâlik'ten mevkuf olarak da rivayet edilmiştir.)
2735. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ مَسْعُودٍ أَبُو حُذَيْفَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ أَبِي جَهْلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ جِئْتُهُ " مَرْحَبًا بِالرَّاكِبِ الْمُهَاجِرِ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي جُحَيْفَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِصَحِيحٍ لاَ نَعْرِفُهُ مِثْلَ هَذَا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ مُوسَى بْنِ مَسْعُودٍ عَنْ سُفْيَانَ . وَمُوسَى بْنُ مَسْعُودٍ ضَعِيفٌ فِي الْحَدِيثِ . وَرَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ مُرْسَلاً وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ . وَهَذَا أَصَحُّ . قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ بَشَّارٍ يَقُولُ مُوسَى بْنُ مَسْعُودٍ ضَعِيفٌ فِي الْحَدِيثِ . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَكَتَبْتُ كَثِيرًا عَنْ مُوسَى بْنِ مَسْعُودٍ ثُمَّ تَرَكْتُهُ . كَمُلَ كِتَابُ الاِسْتِئْذَانِ وَيَتْلُوهُ كِتَابُ الأَدَبِ
Bize Abd b. Humeyd ve birden çok kişi anlattılar; dediler ki: Bize Mûsâ b. Mes'ûd Ebû Huzeyfe anlattı; Süfyân'dan; Ebû İshâk'tan; Mus'ab b. Sa'd'dan; İkrime b. Ebî Cehil'den; dedi ki: O'na (Peygamber'e) geldiğim gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Merhaba binitli muhacire!" (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Büreyde, İbn Abbâs ve Ebû Cuhayfe'den de rivayet vardır. Bu hadisin senedi sahih değildir. Bunu bu şekliyle sadece bu vecihten, Mûsâ b. Mes'ûd'un Süfyân'dan hadisi olarak biliyoruz. Mûsâ b. Mes'ûd hadiste zayıftır. Abdurrahman b. Mehdî bu hadisi Süfyân'dan, Ebû İshâk'tan mürsel olarak rivayet etmiş ve içinde Mus'ab b. Sa'd'ı zikretmemiştir. Bu (mürsel rivayet) daha sahihtir. Muhammed b. Beşşâr'ı şöyle derken işittim: Mûsâ b. Mes'ûd hadiste zayıftır. Muhammed b. Beşşâr dedi ki: Mûsâ b. Mes'ûd'dan çok (hadis) yazdım, sonra onu terk ettim. İsti'zân Kitabı tamamlandı, onu Edeb Kitabı takip edecektir.)