1788. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يُونُسَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَا أَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي خِوَانٍ وَلاَ فِي سُكُرُّجَةٍ وَلاَ خُبِزَ لَهُ مُرَقَّقٌ . قَالَ فَقُلْتُ لِقَتَادَةَ فَعَلَى مَا كَانُوا يَأْكُلُونَ قَالَ عَلَى هَذِهِ السُّفَرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ وَيُونُسُ هَذَا هُوَ يُونُسُ الإِسْكَافُ . وَقَدْ رَوَى عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam bana, Yûnus'tan, o Katâde'den, o da Enes'ten naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne ‘hıvân' (yemek masası) üzerinde yemek yedi, ne ‘sükkürrece' (küçük tabak) kullandı, ne de kendisi için ‘mürakkâk' (ince) ekmek yapıldı. (Râvi Yûnus) dedi ki: Katâde'ye “Peki neyin üzerinde yiyorlardı?” diye sordum. O da: “Şu (yerdeki deri) sofralar üzerinde” dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen garib bir hadistir. Muhammed b. Beşşâr dedi ki: Bu Yûnus, Yûnus el-İskâf'tır. Abdülvâris b. Saîd de Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Katâde'den, o Enes'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek bunun benzerini rivayet etmiştir.)
1789. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ فَسَعَى أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهَا فَأَدْرَكْتُهَا فَأَخَذْتُهَا فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا بِمَرْوَةٍ فَبَعَثَ مَعِي بِفَخِذِهَا أَوْ بِوَرِكِهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلَهُ . قَالَ قُلْتُ أَكَلَهُ قَالَ قَبِلَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَعَمَّارٍ وَمُحَمَّدِ بْنِ صَفْوَانَ وَيُقَالُ مُحَمَّدُ بْنُ صَيْفِيٍّ . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ بِأَكْلِ الأَرْنَبِ بَأْسًا . وَقَدْ كَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَكْلَ الأَرْنَبِ وَقَالُوا إِنَّهَا تَدْمِي .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Hişâm b. Zeyd b. Enes'ten naklederek haber verdi. Dedi ki: Enes'i şöyle derken işittim: Merru'z-Zahrân'da bir tavşan kaldırdık. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı onun peşinden koştular. Ben ona yetiştim ve yakaladım. Onu Ebû Talha'ya getirdim, o da onu bir taşla kesti. Budunu veya kalçasını benimle Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi, O da bunu yedi. (Râvi Hişâm) dedi ki: (Enes'e) “Onu yedi mi?” dedim. “Onu kabul etti” dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Câbir, Ammâr, Muhammed b. Safvân -Muhammed b. Sayfî de denilir- den de rivayet vardır. Bu, hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunluğunun uygulaması buna göredir; tavşan yemekte bir sakınca görmezler. Bazı ilim ehli ise tavşan yemeyi kerih görmüş ve “O (hayız kanı gibi) kan görür” demişlerdir.)
1790. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ أَكْلِ الضَّبِّ فَقَالَ " لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَثَابِتِ بْنِ وَدِيعَةَ وَجَابِرٍ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ ابْنِ حَسَنَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي أَكْلِ الضَّبِّ فَرَخَّصَ فِيهِ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَكَرِهَهُ بَعْضُهُمْ . وَيُرْوَى عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُ قَالَ أُكِلَ الضَّبُّ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّمَا تَرَكَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَقَذُّرًا .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes, Abdullah b. Dînâr'dan, o da İbn Ömer'den naklederek haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e keler eti yemek hakkında soruldu. O da: “Ben onu yemem ama haram da kılmam” buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ömer, Ebû Saîd, İbn Abbâs, Sâbit b. Vedîa, Câbir ve Abdurrahman b. Hasene'den de rivayet vardır. Bu, hasen sahih bir hadistir. İlim ehli keler eti yemek konusunda ihtilaf etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli buna ruhsat vermiş, bazıları ise kerih görmüştür. İbn Abbâs'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sofrasında keler yendi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu sadece tiksindiği için bıraktı.”)
1791. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَمَّارٍ، قَالَ قُلْتُ لِجَابِرٍ الضَّبُعُ صَيْدٌ هِيَ قَالَ نَعَمْ . قَالَ قُلْتُ آكُلُهَا قَالَ نَعَمْ . قَالَ قُلْتُ لَهُ أَقَالَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَلَمْ يَرَوْا بِأَكْلِ الضَّبُعِ بَأْسًا وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدِيثٌ فِي كَرَاهِيَةِ أَكْلِ الضَّبُعِ وَلَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ وَقَدْ كَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَكْلَ الضَّبُعِ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ . قَالَ يَحْيَى الْقَطَّانُ وَرَوَى جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ عَنِ ابْنِ أَبِي عَمَّارٍ عَنْ جَابِرٍ عَنْ عُمَرَ قَوْلَهُ . وَحَدِيثُ ابْنِ جُرَيْجٍ أَصَحُّ . وَابْنُ أَبِي عَمَّارٍ هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ الْمَكِّيُّ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Abdullâh b. Ubeyd b. Umeyr'den, o da İbn Ebî Ammâr'dan haber verdi; dedi ki: Câbir'e: "Sırtlan av hayvanı mıdır?" diye sordum. "Evet" dedi. "Onu yiyebilir miyim?" dedim. "Evet" dedi. Ona: "Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mi söyledi?" dedim. "Evet" dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim ehli bu görüştedir ve sırtlan eti yemekte bir sakınca görmezler. Ahmed ve İshâk'ın görüşü budur. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den sırtlan etinin kerih görüldüğüne dair bir hadis rivayet edilmişse de senedi kuvvetli değildir. Bazı ilim ehli ise sırtlan etini kerih görmüştür. İbnü'l-Mübârek'in görüşü budur. Yahyâ el-Kattân dedi ki: Cerîr b. Hâzim bu hadisi Abdullâh b. Ubeyd b. Umeyr - İbn Ebî Ammâr - Câbir yoluyla Ömer'den rivayet etmiştir. İbn Cüreyc'in hadisi ise daha sahihtir. İbn Ebî Ammâr, Abdurrahmân b. Abdullâh b. Ebî Ammâr el-Mekkî'dir.)
1792. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ بْنِ أَبِي الْمُخَارِقِ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ حِبَّانَ بْنِ جَزْءٍ، عَنْ أَخِيهِ، خُزَيْمَةَ بْنِ جَزْءٍ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ الضَّبُعِ فَقَالَ " أَوَيَأْكُلُ الضَّبُعَ أَحَدٌ " . وَسَأَلْتُهُ عَنْ أَكْلِ الذِّئْبِ فَقَالَ " أَوَيَأْكُلُ الذِّئْبَ أَحَدٌ فِيهِ خَيْرٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ أَبِي أُمَيَّةَ . وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَدِيثِ فِي إِسْمَاعِيلَ وَعَبْدِ الْكَرِيمِ أَبِي أُمَيَّةَ وَهُوَ عَبْدُ الْكَرِيمِ بْنُ قَيْسِ بْنِ أَبِي الْمُخَارِقِ وَعَبْدُ الْكَرِيمِ بْنُ مَالِكٍ الْجَزَرِيُّ ثِقَةٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye, İsmâîl b. Müslim'den, o Abdülkerîm b. Ebî'l-Muhârik Ebî Ümeyye'den, o Hibbân b. Cez'den, o da kardeşi Huzeyme b. Cez'den naklen anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sırtlan etini sordum. Şöyle buyurdu: "Sırtlanı yiyen biri var mı?" Kurdun etini sordum. Şöyle buyurdu: "Kendisinde hayır bulunan kimse kurdu yer mi?" (Ebû Îsâ der ki: Bu hadisin senedi kuvvetli değildir. Biz bunu sadece İsmâîl b. Müslim'in, Abdülkerîm Ebî Ümeyye'den rivayetiyle biliyoruz. Bazı hadisçiler İsmâîl ve Abdülkerîm Ebî Ümeyye hakkında konuşmuşlardır. Bu şahıs, Abdülkerîm b. Kays b. Ebî'l-Muhârik'tir. Abdülkerîm b. Mâlik el-Cezerî ise sikadır.)
1793. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَطْعَمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لُحُومَ الْخَيْلِ وَنَهَانَا عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ عَنْ جَابِرٍ . وَرَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ جَابِرٍ وَرِوَايَةُ ابْنِ عُيَيْنَةَ أَصَحُّ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ أَحْفَظُ مِنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ .
Bize Kuteybe ve Nasr b. Alî anlattı; dediler ki: Bize Süfyân, Amr b. Dînâr'dan, o da Câbir'den naklen anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize at eti yedirdi ve ehli eşek etinden bizi menetti. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Esmâ bint Ebî Bekir'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Birçok râvi bunu Amr b. Dînâr'dan, o da Câbir'den rivayet etmiştir. Hammâd b. Zeyd ise bunu Amr b. Dînâr'dan, o Muhammed b. Alî'den, o da Câbir'den rivayet etmiştir. İbn Uyeyne'nin rivayeti daha sahihtir. Muhammed'in şöyle dediğini işittim: Süfyân b. Uyeyne, Hammâd b. Zeyd'den daha hafızdır.)
1794. Hadis
1795. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّمَ يَوْمَ خَيْبَرَ كُلَّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَالْمُجَثَّمَةَ وَالْحِمَارَ الإِنْسِيَّ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ وَالْبَرَاءِ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَأَنَسٍ وَالْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ وَأَبِي ثَعْلَبَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَرَوَى عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ وَغَيْرُهُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو هَذَا الْحَدِيثَ وَإِنَّمَا ذَكَرُوا حَرْفًا وَاحِدًا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Hüseyin b. Alî el-Cu'fî, Zâide'den, o Muhammed b. Amr'dan, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü, vahşi hayvanlardan her köpek dişi olanı (yırtıcıları), mücessemeyi (hedef tahtası yapılan hayvanı) ve ehli eşeği haram kıldı. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Alî, Câbir, Berâ, İbn Ebî Evfâ, Enes, İrbâd b. Sâriye, Ebû Sa'lebe, İbn Ömer ve Ebû Saîd'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Abdülazîz b. Muhammed ve başkaları bu hadisi Muhammed b. Amr'dan rivayet etmişler ancak sadece bir harfini (kısmını) zikrederek: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vahşi hayvanlardan her köpek dişi olanı yasakladı" demişlerdir.)
1796. Hadis
حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ الطَّائِيُّ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ قُدُورِ الْمَجُوسِ فَقَالَ " أَنْقُوهَا غَسْلاً وَاطْبُخُوا فِيهَا " . وَنَهَى عَنْ كُلِّ سَبُعٍ ذِي نَابٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ مَشْهُورٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي ثَعْلَبَةَ وَرُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ . وَأَبُو ثَعْلَبَةَ اسْمُهُ جُرْثُومٌ وَيُقَالُ جُرْهُمٌ وَيُقَالُ نَاشِبٌ . وَقَدْ ذُكِرَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ .
Bize Zeyd b. Ahzem et-Tâî anlattı; dedi ki: Bize Selm b. Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Sa'lebe'den naklen anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Mecusilerin tencereleri soruldu. Şöyle buyurdu: "Onları yıkayarak temizleyin ve içlerinde yemek pişirin." Ayrıca her köpek dişli yırtıcıyı yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu, Ebû Sa'lebe hadisi olarak meşhurdur. Ondan başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. Ebû Sa'lebe'nin ismi Cürsûm'dur, Cürhüm olduğu da söylenir, Nâşib de denilmiştir. Bu hadis Ebû Kılâbe - Ebû Esmâ er-Rahabî - Ebû Sa'lebe yoluyla da zikredilmiştir.)
1797. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عِيسَى بْنِ يَزِيدَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَيْشِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، وَقَتَادَةَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ أَهْلِ الْكِتَابِ فَنَطْبُخُ فِي قُدُورِهِمْ وَنَشْرَبُ فِي آنِيَتِهِمْ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ لَمْ تَجِدُوا غَيْرَهَا فَارْحَضُوهَا بِالْمَاءِ " . ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ صَيْدٍ فَكَيْفَ نَصْنَعُ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ الْمُكَلَّبَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَقَتَلَ فَكُلْ وَإِنْ كَانَ غَيْرَ مُكَلَّبٍ فَذُكِّيَ فَكُلْ وَإِذَا رَمَيْتَ بِسَهْمِكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَقَتَلَ فَكُلْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Alî b. Îsâ b. Yezîd el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. Muhammed el-Ayşî anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb ve Katâde'den, onlar Ebû Kılâbe'den, o Ebû Esmâ er-Rahabî'den, o da Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den naklen anlattı. O şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz Ehl-i Kitab'ın bulunduğu bir yerdeyiz. Onların tencerelerinde yemek pişiriyor ve kaplarından içiyoruz." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Eğer başkasını bulamazsanız onları suyla yıkayın" buyurdu. Sonra dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz avcılık yapılan bir yerdeyiz, nasıl yapalım?" Buyurdu ki: "Eğitilmiş köpeğini gönderip Allah'ın ismini andığında, öldürürse ye. Eğer eğitilmemiş ise ve yetişip kesersen ye. Okunu attığında ve Allah'ın ismini andığında, öldürürse ye." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1798. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، وَأَبُو عَمَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ فَأْرَةً، وَقَعَتْ، فِي سَمْنٍ فَمَاتَتْ فَسُئِلَ عَنْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَلْقُوهَا وَمَا حَوْلَهَا وَكُلُوهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ مَيْمُونَةَ وَحَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ أَصَحُّ . وَرَوَى مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَهُوَ حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يَقُولُ وَحَدِيثُ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَذَكَرَ فِيهِ أَنَّهُ سُئِلَ عَنْهُ فَقَالَ " إِذَا كَانَ جَامِدًا فَأَلْقُوهَا وَمَا حَوْلَهَا وَإِنْ كَانَ مَائِعًا فَلاَ تَقْرَبُوهُ " . فَقَالَ هَذَا خَطَأٌ أَخْطَأَ فِيهِ مَعْمَرٌ . قَالَ وَالصَّحِيحُ حَدِيثُ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ مَيْمُونَةَ .
Bize Saîd b. Abdurrahmân el-Mahzûmî ve Ebû Ammâr anlattı; dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Ubeydullâh'tan, o İbn Abbâs'tan, o da Meymûne'den naklen anlattı. Bir fare yağın içine düştü ve öldü. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e soruldu. Şöyle buyurdu: "Onu ve çevresindekini atın, yiyin." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Hüreyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Zührî - Ubeydullâh - İbn Abbâs yoluyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den de rivayet edilmiştir. Ancak İbn Abbâs'ın Meymûne'den rivayeti daha sahihtir. Ma'mer, Zührî - Saîd b. el-Müseyyeb - Ebû Hüreyre yoluyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini rivayet etmiştir ancak bu mahfuz bir hadis değildir. Muhammed b. İsmâîl'in şöyle dediğini işittim: Ma'mer'in, Zührî - Saîd b. el-Müseyyeb - Ebû Hüreyre yoluyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği ve içinde; "Eğer katı ise onu ve çevresindekini atın, eğer sıvı ise ona yaklaşmayın" ifadesi bulunan hadisi hatalıdır; Ma'mer bunda hata etmiştir. Sahih olan; Zührî - Ubeydullâh - İbn Abbâs - Meymûne hadisidir.)
1799. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَأْكُلْ أَحَدُكُمْ بِشِمَالِهِ وَلاَ يَشْرَبْ بِشِمَالِهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَعُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ وَسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَحَفْصَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى مَالِكٌ وَابْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . وَرَوَى مَعْمَرٌ وَعُقَيْلٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَرِوَايَةُ مَالِكٍ وَابْنِ عُيَيْنَةَ أَصَحُّ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Nümeyr haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. Ömer, İbn Şihâb'dan, o Ebû Bekr b. Ubeydullâh b. Abdullâh b. Ömer'den, o da Abdullâh b. Ömer'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri sakın sol eliyle yemesin ve sol eliyle içmesin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Câbir, Ömer b. Ebî Seleme, Seleme b. el-Ekva', Enes b. Mâlik ve Hafsa'dan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik ve İbn Uyeyne de Zührî - Ebû Bekr b. Ubeydullâh - İbn Ömer yoluyla böyle rivayet etmişlerdir. Ma'mer ve Ukayl ise Zührî - Sâlim - İbn Ömer yoluyla rivayet etmişlerdir. Mâlik ve İbn Uyeyne'nin rivayeti daha sahihtir.)
1800. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْكُلْ بِيَمِينِهِ وَلْيَشْرَبْ بِيَمِينِهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَأْكُلُ بِشِمَالِهِ وَيَشْرَبُ بِشِمَالِهِ " .
Bize Abdullâh b. Abdurrahmân anlattı; dedi ki: Bize Ca'fer b. Avn, Saîd b. Ebî Arûbe'den, o Ma'mer'den, o Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri yemek yediği zaman sağ eliyle yesin ve sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer."
1801. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَلْعَقْ أَصَابِعَهُ فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي فِي أَيَّتِهِنَّ الْبَرَكَةُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ . وَكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ سُهَيْلٍ . وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ هَذَا حَدِيثُ عَبْدِ الْعَزِيزِ مِنَ الْمُخْتَلِفِ لاَ يُعْرَفُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِهِ .
Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. el-Muhtâr, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri yemek yediği zaman parmaklarını yalasın. Çünkü o, bereketin hangisinde olduğunu bilmez." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Câbir, Ka'b b. Mâlik ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu sadece bu vecihten, Süheyl'in hadisinden biliyoruz. Muhammed'e bu hadisi sordum. Dedi ki: Bu, Abdülazîz b. el-Muhtâr'ın farklı hadislerindendir; sadece onun rivayetiyle bilinir.)
1802. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَسَقَطَتْ لُقْمَةٌ فَلْيُمِطْ مَا رَابَهُ مِنْهَا ثُمَّ لْيَطْعَمْهَا وَلاَ يَدَعْهَا لِلشَّيْطَانِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehîa, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri yemek yerken lokması düşerse, ondan (bulaşan) rahatsız edici şeyi gidersin, sonra onu yesin ve şeytana bırakmasın." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir.)
1803. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا مَا أَكَلَ طَعَامًا لَعِقَ أَصَابِعَهُ الثَّلاَثَ وَقَالَ " إِذَا مَا وَقَعَتْ لُقْمَةُ أَحَدِكُمْ فَلْيُمِطْ عَنْهَا الأَذَى وَلْيَأْكُلْهَا وَلاَ يَدَعْهَا لِلشَّيْطَانِ " . وَأَمَرَنَا أَنْ نَسْلُتَ الصَّحْفَةَ وَقَالَ " إِنَّكُمْ لاَ تَدْرُونَ فِي أَىِّ طَعَامِكُمُ الْبَرَكَةُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hasan b. Alî el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Affân b. Müslim anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Sâbit, Enes'ten naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yemek yediği zaman üç parmağını yalardı. Ve şöyle buyurdu: "Sizden birinin lokması düştüğünde, ondaki kiri gidersin ve onu yesin; şeytana bırakmasın." Bize tabağı sıyırmamızı emretti ve: "Muhakkak ki siz, bereketin yemeğinizin neresinde olduğunu bilemezsiniz" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1804. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ الْمُعَلَّى بْنُ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي جَدَّتِي أُمُّ عَاصِمٍ، وَكَانَتْ أُمَّ وَلَدٍ، لِسِنَانِ بْنِ سَلَمَةَ قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا نُبَيْشَةُ الْخَيْرِ وَنَحْنُ نَأْكُلُ فِي قَصْعَةٍ فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَكَلَ فِي قَصْعَةٍ ثُمَّ لَحِسَهَا اسْتَغْفَرَتْ لَهُ الْقَصْعَةُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ الْمُعَلَّى بْنِ رَاشِدٍ . وَقَدْ رَوَى يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ عَنِ الْمُعَلَّى بْنِ رَاشِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı; dedi ki: Bize Ebu'l-Yemân el-Muallâ b. Râşid haber verdi; dedi ki: Bana ninem Ümmü Âsım -ki o Sinân b. Seleme'nin ümmü veledi idi- anlattı; dedi ki: Biz bir çanakta yemek yerken yanımıza Nübeyşe el-Hayr girdi ve bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlattı: "Kim bir çanakta yemek yer de sonra onu yalarsa, çanak onun için bağışlanma diler." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece Muallâ b. Râşid'in hadisinden biliyoruz. Yezîd b. Hârûn ve imamlardan birçoğu bu hadisi Muallâ b. Râşid'den rivayet etmişlerdir.)
1805. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ أَبُو رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الْبَرَكَةَ تَنْزِلُ وَسَطَ الطَّعَامِ فَكُلُوا مِنْ حَافَتَيْهِ وَلاَ تَأْكُلُوا مِنْ وَسَطِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ إِنَّمَا يُعْرَفُ مِنْ حَدِيثِ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ . وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ وَالثَّوْرِيُّ عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize Kuteybe Ebû Recâ anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Atâ b. es-Sâib'den, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bereket yemeğin ortasına iner. Bu yüzden kenarlarından yiyin, ortasından yemeyin." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Sadece Atâ b. es-Sâib'in hadisinden bilinir. Şu'be ve Sevrî de bunu Atâ b. es-Sâib'den rivayet etmişlerdir. Bu konuda İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir.)
1806. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ - قَالَ أَوَّلَ مَرَّةٍ الثُّومِ ثُمَّ قَالَ الثُّومِ وَالْبَصَلِ وَالْكُرَّاثِ فَلاَ يَقْرَبْنَا فِي مَسَاجِدِنَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَأَبِي أَيُّوبَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَقُرَّةَ بْنِ إِيَاسٍ الْمُزَنِيِّ وَابْنِ عُمَرَ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân, İbn Cüreyc'den haber verdi; dedi ki: Bize Atâ anlattı, Câbir'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kim şundan -Râvi: İlk defasında 'sarımsaktan' dedi, sonra şöyle dedi: 'Sarımsak, soğan ve pırasadan'- yerse mescitlerimizde bize yaklaşmasın" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ömer, Ebû Eyyûb, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Câbir b. Semüre, Kurre b. İyâs el-Müzenî ve İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir.)
1807. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ نَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى أَبِي أَيُّوبَ وَكَانَ إِذَا أَكَلَ طَعَامًا بَعَثَ إِلَيْهِ بِفَضْلِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِ يَوْمًا بِطَعَامٍ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَتَى أَبُو أَيُّوبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " فِيهِ ثُومٌ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَرَامٌ هُوَ قَالَ " لاَ وَلَكِنِّي أَكْرَهُهُ مِنْ أَجْلِ رِيحِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Simâk b. Harb'den haber verdi; o Câbir b. Semüre'nin şöyle dediğini işitti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebû Eyyûb'un evine misafir oldu. Bir yemek yediği zaman artığını ona gönderirdi. Bir gün ona bir yemek gönderdi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yememişti. Bunun üzerine Ebû Eyyûb, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu sordu. Buyurdu ki: "Onda sarımsak var." Ebû Eyyûb: "Ey Allah'ın Resûlü! O haram mıdır?" dedi. Buyurdu ki: "Hayır, fakat ben kokusundan dolayı ondan hoşlanmıyorum." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1808. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَدُّويَهْ، حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْجَرَّاحُ بْنُ مَلِيحٍ، وَالِدُ، وَكِيعٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ حَنْبَلٍ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّهُ قَالَ نُهِيَ عَنْ أَكْلِ الثُّومِ، إِلاَّ مَطْبُوخًا .
Bize Muhammed b. Meddûyeh anlattı; dedi ki: Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Vekî'in babası Cerrâh b. Melîh, Ebû İshâk'tan, o Şerîk b. Hanbel'den, o da Alî'den naklen anlattı. O şöyle dedi: "Sarımsak yemek yasaklandı ancak pişirilmiş olması müstesna."
1809. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ حَنْبَلٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ لاَ يَصْلُحُ أَكْلُ الثُّومِ إِلاَّ مَطْبُوخًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا الْحَدِيثُ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَلِكَ الْقَوِيِّ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا عَنْ عَلِيٍّ قَوْلَهُ وَرُوِيَ عَنْ شَرِيكِ بْنِ حَنْبَلٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً . قَالَ مُحَمَّدٌ الْجَرَّاحُ بْنُ مَلِيحٍ صَدُوقٌ وَالْجَرَّاحُ بْنُ الضَّحَّاكِ مُقَارِبُ الْحَدِيثِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî', babasından, o Ebû İshâk'tan, o Şerîk b. Hanbel'den, o da Alî'den naklen anlattı. O şöyle dedi: "Sarımsak yemek uygun olmaz ancak pişirilmiş olması müstesna." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadisin senedi o kadar kuvvetli değildir. Bu hadis Alî'den kendi sözü olarak rivayet edildiği gibi Şerîk b. Hanbel'den Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e nispetle mürsel olarak da rivayet edilmiştir. Muhammed dedi ki: Cerrâh b. Melîh saduk biridir. Cerrâh b. ed-Dahhâk ise mukâribü'l-hadistir.)
1810. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّارُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ أُمَّ أَيُّوبَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَزَلَ عَلَيْهِمْ فَتَكَلَّفُوا لَهُ طَعَامًا فِيهِ مِنْ بَعْضِ هَذِهِ الْبُقُولِ فَكَرِهَ أَكْلَهُ فَقَالَ لأَصْحَابِهِ " كُلُوهُ فَإِنِّي لَسْتُ كَأَحَدِكُمْ إِنِّي أَخَافُ أَنْ أُوذِيَ صَاحِبِي " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَأُمُّ أَيُّوبَ هِيَ امْرَأَةُ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ .
Bize Hasan b. es-Sabbâh el-Bezzâr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ubeydullâh b. Ebî Yezîd'den, o babasından haber verdi; ona da Ümmü Eyyûb haber vermiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların evine inmişti. Onun için içinde bu sebzelerden bazılarının bulunduğu bir yemek hazırladılar. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu yemekten hoşlanmadı ve ashabına şöyle dedi: "Onu siz yiyin. Çünkü ben sizden biri gibi değilim; arkadaşıma eziyet vermekten korkarım." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahih gariptir. Ümmü Eyyûb, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hanımıdır.)
1811. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ أَبِي خَلْدَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، قَالَ الثُّومُ مِنْ طَيِّبَاتِ الرِّزْقِ . وَأَبُو خَلْدَةَ اسْمُهُ خَالِدُ بْنُ دِينَارٍ وَهُوَ ثِقَةٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ وَقَدْ أَدْرَكَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ وَسَمِعَ مِنْهُ وَأَبُو الْعَالِيَةِ اسْمُهُ رُفَيْعٌ هُوَ الرِّيَاحِيُّ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ كَانَ أَبُو خَلْدَةَ خِيَارًا مُسْلِمًا .
Bize Muhammed b. Humeyd anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. el-Hubâb, Ebû Halde'den, o da Ebu'l-Âliye'den naklen anlattı. (Ebu'l-Âliye) dedi ki: "Sarımsak temiz rızıklardandır." (Ebû Halde'nin ismi Hâlid b. Dînâr'dır ve hadisçiler katında sikadır. Enes b. Mâlik'e yetişmiş ve ondan hadis dinlemiştir. Ebu'l-Âliye'nin ismi Rüfey'dir, bu zat er-Riyâhî'dir. Abdurrahmân b. Mehdî: "Ebû Halde hayırlı bir müslümandı" demiştir.)
1812. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَغْلِقُوا الْبَابَ وَأَوْكِئُوا السِّقَاءَ وَأَكْفِئُوا الإِنَاءَ أَوْ خَمِّرُوا الإِنَاءَ وَأَطْفِئُوا الْمِصْبَاحَ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ غُلُقًا وَلاَ يَحِلُّ وِكَاءً وَلاَ يَكْشِفُ آنِيَةً وَإِنَّ الْفُوَيْسِقَةَ تُضْرِمُ عَلَى النَّاسِ بَيْتَهُمْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ جَابِرٍ .
Bize Kuteybe anlattı, Mâlik b. Enes'ten, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kapıyı kapatın, su tulumunun ağzını bağlayın, kabı ters çevirin -veya üzerini örtün- ve kandili söndürün. Çünkü şeytan kapalı kapıyı açamaz, bağı çözemez ve kabı açamaz. Ayrıca fare, insanların üzerine evlerini yakar." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda İbn Ömer, Ebû Hüreyre ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Câbir'den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.)
1813. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَتْرُكُوا النَّارَ فِي بُيُوتِكُمْ حِينَ تَنَامُونَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize İbn Ebî Ömer ve birçok kişi anlattı; dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Sâlim'den, o da babasından naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Uyuduğunuz zaman evlerinizde ateş bırakmayın." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1814. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ، عَنِ الثَّوْرِيِّ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ سُحَيْمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْرِنَ بَيْنَ التَّمْرَتَيْنِ حَتَّى يَسْتَأْذِنَ صَاحِبَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî ve Ubeydullâh, Sevrî'den, o Cebele b. Süheym'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. O dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, arkadaşından izin istemedikçe iki hurmayı birden yemeyi yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Bekir'in azatlısı Sa'd'dan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.)
1815. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ الْبَغْدَادِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْتٌ لاَ تَمْرَ فِيهِ جِيَاعٌ أَهْلُهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلْمَى امْرَأَةِ أَبِي رَافِعٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . قَالَ وَسَأَلْتُ الْبُخَارِيَّ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا رَوَاهُ غَيْرَ يَحْيَى بْنِ حَسَّانَ .
Bize Muhammed b. Sehl b. Asker el-Bağdâdî ve Abdullâh b. Abdurrahmân anlattı; dediler ki: Bize Yahyâ b. Hassân anlattı; dedi ki: Bize Süleymân b. Bilâl, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde hurma olmayan evin halkı açtır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Râfi'in hanımı Selmâ'dan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu Hişâm b. Urve'nin hadisinden sadece bu vecihten biliyoruz. Buhârî'ye bu hadisi sordum. Dedi ki: Bunu Yahyâ b. Hassân'dan başka rivayet eden birini bilmiyorum.)
1816. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَيَرْضَى عَنِ الْعَبْدِ أَنْ يَأْكُلَ الأَكْلَةَ أَوْ يَشْرَبَ الشَّرْبَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعَائِشَةَ وَأَبِي أَيُّوبَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ نَحْوَهُ وَلاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ .
Bize Hennâd ve Mahmûd b. Gaylân anlattı; dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Zekeriyyâ b. Ebî Zâide'den, o Saîd b. Ebî Bürde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, yemek yediğinde kendisine hamd eden veya bir şey içtiğinde kendisine hamd eden kulundan razı olur." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ukbe b. Âmir, Ebû Saîd, Âişe, Ebû Eyyûb ve Ebû Hüreyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasendir. Birçok râvi bunu Zekeriyyâ b. Ebî Zâide'den rivayet etmiştir; biz bunu sadece Zekeriyyâ b. Ebî Zâide'nin hadisinden biliyoruz.)
1817. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الأَشْقَرُ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالاَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخَذَ بِيَدِ مَجْذُومٍ فَأَدْخَلَهُ مَعَهُ فِي الْقَصْعَةِ ثُمَّ قَالَ " كُلْ بِسْمِ اللَّهِ ثِقَةً بِاللَّهِ وَتَوَكُّلاً عَلَيْهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ يُونُسَ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنِ الْمُفَضَّلِ بْنِ فَضَالَةَ . وَالْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ هَذَا شَيْخٌ بَصْرِيٌّ وَالْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ شَيْخٌ آخَرُ مِصْرِيٌّ أَوْثَقُ مِنْ هَذَا وَأَشْهَرُ . وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ أَخَذَ بِيَدِ مَجْذُومٍ وَحَدِيثُ شُعْبَةَ أَثْبَتُ عِنْدِي وَأَصَحُّ .
Bize Ahmed b. Saîd el-Eşkar ve İbrâhîm b. Ya'kûb anlattı; dediler ki: Bize Yûnus b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Mufaddal b. Fedâle, Habîb b. eş-Şehîd'den, o Muhammed b. el-Münkedir'den, o da Câbir b. Abdullâh'tan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cüzzamlı birinin elinden tuttu, kendi eliyle birlikte çanağa soktu. Sonra şöyle buyurdu: "Allah'ın adıyla, Allah'a güvenerek ve O'na tevekkül ederek ye." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece Yûnus b. Muhammed'in Mufaddal b. Fedâle'den rivayetiyle biliyoruz. Bu Mufaddal b. Fedâle, Basralı bir şeyhtir. Mufaddal b. Fedâle isminde Mısırlı başka bir şeyh daha vardır ki bu, ondan daha güvenilir ve daha meşhurdur. Şu'be bu hadisi Habîb b. eş-Şehîd'den, o İbn Büreyde'den rivayet ederek; İbn Ömer'in cüzzamlı birinin elinden tuttuğunu söylemiştir. Benim katımda Şu'be'nin hadisi daha sağlam ve daha sahihtir.)
1818. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْكَافِرُ يَأْكُلُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ وَالْمُؤْمِنُ يَأْكُلُ فِي مِعًى وَاحِدٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيِّ وَأَبِي مُوسَى وَجَهْجَاهٍ الْغِفَارِيِّ وَمَيْمُونَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh, Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kâfir yedi bağırsakla yer, mümin ise tek bir bağırsakla yer." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Ebû Basra el-Gıfârî, Ebû Mûsâ, Cehcâh el-Gıfârî, Meymûne ve Abdullâh b. Amr'dan da hadis rivayet edilmiştir.)
1819. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَافَهُ ضَيْفٌ كَافِرٌ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ ثُمَّ أُخْرَى فَشَرِبَهُ حَتَّى شَرِبَ حِلاَبَ سَبْعِ شِيَاهٍ ثُمَّ أَصْبَحَ مِنَ الْغَدِ فَأَسْلَمَ فَأَمَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَاةٍ فَحُلِبَتْ فَشَرِبَ حِلاَبَهَا ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِأُخْرَى فَلَمْ يَسْتَتِمَّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمُؤْمِنُ يَشْرَبُ فِي مِعًى وَاحِدٍ وَالْكَافِرُ يَشْرَبُ فِي سَبْعَةِ أَمْعَاءٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ سُهَيْلٍ .
Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kâfir bir misafir geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun için bir koyun emretti. Koyun sağıldı ve o kişi sütünü içti. Sonra başka bir tane daha sağıldı, onu da içti. Sonra bir tane daha, onu da içti. Nihayet yedi koyunun sütünü içti. Ertesi sabah müslüman oldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun için bir koyun emretti, sağıldı ve sütünü içti. Sonra diğerini emretti ancak bitiremedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mümin tek bir bağırsakla içer, kâfir ise yedi bağırsakla içer." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahih gariptir; Süheyl'in rivayetidir.)
1820. Hadis
1821. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ الْعَبْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الْجَرَادِ، فَقَالَ غَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سِتَّ غَزَوَاتٍ نَأْكُلُ الْجَرَادَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَى سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ هَذَا الْحَدِيثَ وَقَالَ سِتَّ غَزَوَاتٍ وَرَوَى سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ فَقَالَ سَبْعَ غَزَوَاتٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو يَعْفُورٍ اسْمُهُ وَاقِدٌ وَيُقَالُ وَقْدَانُ أَيْضًا وَأَبُو يَعْفُورٍ الآخَرُ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ نِسْطَاسَ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Ebû Ya'fûr el-Abdî'den, o Abdullâh b. Ebî Evfâ'dan naklen anlattı. Ona çekirge soruldu. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte altı gazveye katıldım, çekirge yiyorduk." (Ebû Îsâ der ki: Süfyân b. Uyeyne bu hadisi Ebû Ya'fûr'dan böyle rivayet etti ve "altı gazve" dedi. Süfyân es-Sevrî ve birçok râvi ise bu hadisi Ebû Ya'fûr'dan rivayet ederken "yedi gazve" demişlerdir. Bu konuda İbn Ömer ve Câbir'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Ya'fûr'un ismi Vâkid'dir, Vakdân olduğu da söylenir. Diğer Ebû Ya'fûr'un ismi ise Abdurrahmân b. Ubeyd b. Nistâs'tır.)
1822. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، وَالْمُؤَمَّلُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَبْعَ غَزَوَاتٍ نَأْكُلُ الْجَرَادَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى شُعْبَةُ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزَوَاتٍ نَأْكُلُ الْجَرَادَ . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ بِهَذَا .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ahmed ve Müemmel anlattı; dediler ki: Bize Süfyân, Ebû Ya'fûr'dan, o İbn Ebî Evfâ'dan naklen anlattı; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yedi gazveye katıldım, çekirge yiyorduk." (Ebû Îsâ der ki: Şu'be bu hadisi Ebû Ya'fûr'dan, o İbn Ebî Evfâ'dan rivayet etmiş ve "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gazvelere katıldım, çekirge yiyorduk" demiştir. Bize bunu Muhammed b. Beşşâr anlattı, ona Muhammed b. Ca'fer, ona da Şu'be anlatmış.)
1823. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالَ حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُلاَثَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالاَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَعَا عَلَى الْجَرَادِ قَالَ " اللَّهُمَّ أَهْلِكِ الْجَرَادَ اقْتُلْ كِبَارَهُ وَأَهْلِكْ صِغَارَهُ وَأَفْسِدْ بَيْضَهُ وَاقْطَعْ دَابِرَهُ وَخُذْ بِأَفْوَاهِهِمْ عَنْ مَعَاشِنَا وَأَرْزَاقِنَا إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ " . قَالَ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَدْعُو عَلَى جُنْدٍ مِنْ أَجْنَادِ اللَّهِ بِقَطْعِ دَابِرِهِ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا نَثْرَةُ حُوتٍ فِي الْبَحْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَمُوسَى بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ قَدْ تُكُلِّمَ فِيهِ وَهُوَ كَثِيرُ الْغَرَائِبِ وَالْمَنَاكِيرِ وَأَبُوهُ مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ثِقَةٌ وَهُوَ مَدَنِيٌّ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebu'n-Nadr Hâşim b. el-Kâsım anlattı; dedi ki: Bize Ziyâd b. Abdullâh b. Ulâse, Mûsâ b. Muhammed b. İbrâhîm et-Teymî'den, o babasından, o Câbir b. Abdullâh ve Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Dediler ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çekirge aleyhine dua ettiğinde şöyle derdi: "Allah'ım! Çekirgeleri helak et; büyüklerini öldür, küçüklerini yok et, yumurtalarını boz, kökünü kurut ve ağızlarını geçimliklerimizden ve rızıklarımızdan uzak tut. Şüphesiz sen duayı işitensin." (Râvi) dedi ki: Bir adam şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah'ın ordularından bir ordunun kökünün kuruması için nasıl dua edersin?" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O, denizdeki bir balığın hapşırığıdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Mûsâ b. Muhammed b. İbrâhîm et-Teymî hakkında konuşulmuştur; onun birçok garip ve münker hadisi vardır. Babası Muhammed b. İbrâhîm ise sika biridir ve Medinelidir.)
1824. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَكْلِ الْجَلاَّلَةِ وَأَلْبَانِهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَرَوَى الثَّوْرِيُّ عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde, Muhammed b. İshâk'tan, o İbn Ebî Necîh'ten, o Mücâhid'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. O dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, cellâlenin (pislik yiyen hayvanın) yenilmesini ve sütünü yasakladı. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Abdullâh b. Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen gariptir. Sevrî bunu İbn Ebî Necîh - Mücâhid yoluyla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmiştir.)
1825. Hadis
1826. Hadis
حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ الطَّائِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، عَنْ أَبِي الْعَوَّامِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي مُوسَى وَهُوَ يَأْكُلُ دَجَاجًا فَقَالَ ادْنُ فَكُلْ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ زَهْدَمٍ وَلاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ زَهْدَمٍ . وَأَبُو الْعَوَّامِ هُوَ عِمْرَانُ الْقَطَّانُ .
Bize Zeyd b. Ahzem et-Tâî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Kuteybe, Ebu'l-Avvâm'dan, o Katâde'den, o da Zehdem el-Cermî'den naklen anlattı; dedi ki: Ebû Mûsâ'nın yanına girdim, tavuk yiyordu. Dedi ki: "Yaklaş ve ye. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i tavuk yerken gördüm." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Bu hadis Zehdem'den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir, biz bunu sadece Zehdem'in hadisinden biliyoruz. Ebu'l-Avvâm, İmrân el-Kattân'dır.)
1827. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ لَحْمَ دَجَاجٍ . قَالَ وَفِي الْحَدِيثِ كَلاَمٌ أَكْثَرُ مِنْ هَذَا . وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى أَيُّوبُ السَّخْتِيَانِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ أَيْضًا عَنِ الْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ وَعَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ زَهْدَمٍ (الْجَرْمِيِّ) .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe'den, o Zehdem'den, o da Ebû Mûsâ'dan naklen anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i tavuk eti yerken gördüm." (Ebû Îsâ der ki: Hadisin aslında bundan daha fazla söz vardır. Bu hadis hasen sahihtir. Eyyûb es-Sahtiyânî bu hadisi aynı zamanda Kâsım et-Temîmî'den ve Ebû Kılâbe'den, bunlar da Zehdem el-Cermî'den rivayet etmişlerdir.)
1828. Hadis
حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ الأَعْرَجُ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عُمَرَ بْنِ سَفِينَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ أَكَلْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمَ حُبَارَى . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ عُمَرَ بْنِ سَفِينَةَ رَوَى عَنْهُ ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ وَيُقَالُ بُرَيْهُ بْنُ عُمَرَ بْنِ سَفِينَةَ .
Bize el-Fadl b. Sehl el-A'rec el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize İbrâhîm b. Abdurrahmân b. Mehdî, İbrâhîm b. Ömer b. Sefîne'den, o babasından, o da dedesinden naklen anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte toy kuşu eti yedim." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece bu vecihten biliyoruz. İbrâhîm b. Ömer b. Sefîne; İbn Ebî Füdeyk'in kendisinden rivayette bulunduğu kimsedir. Büreyh b. Ömer b. Sefîne olduğu da söylenir.)
1829. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، قَرَّبَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَنْبًا مَشْوِيًّا فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ وَمَا تَوَضَّأَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ وَالْمُغِيرَةِ وَأَبِي رَافِعٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî anlattı; dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc şöyle dedi: Bana Muhammed b. Yûsuf haber verdi; ona Atâ b. Yesâr haber vermiş; ona da Ümmü Seleme haber vermiş: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kızartılmış bir kaburga eti sundu. Ondan yedi, sonra namaza kalktı ve abdest almadı. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Abdullâh b. el-Hâris, Mugîre ve Ebû Râfi'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis bu vecihten hasen sahih gariptir.)
1830. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا أَنَا فَلاَ آكُلُ مُتَّكِئًا " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ . وَرَوَى زَكَرِيَّا بْنُ أَبِي زَائِدَةَ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ هَذَا الْحَدِيثَ وَرَوَى شُعْبَةُ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ الأَقْمَرِ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Şerîk, Alî b. el-Akmer'den, o Ebû Cuhayfe'den naklen anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bana gelince; ben bir yere yaslanarak yemek yemem." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Alî, Abdullâh b. Amr ve Abdullâh b. Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Biz bunu sadece Alî b. el-Akmer'in hadisinden biliyoruz. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide, Süfyân es-Sevrî ve birçok râvi bu hadisi Alî b. el-Akmer'den rivayet etmişlerdir. Şu'be de bu hadisi Süfyân es-Sevrî'den, o Alî b. el-Akmer'den rivayet etmiştir.)
1831. Hadis
حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَأَحْمَدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رَوَاهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ وَفِي الْحَدِيثِ كَلاَمٌ أَكْثَرُ مِنْ هَذَا .
Bize Seleme b. Şebîb, Mahmûd b. Gaylân ve Ahmed b. İbrâhîm ed-Devrakî anlattı; dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklen anlattı. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem tatlıyı ve balı severdi." (Bu hadis hasen sahih gariptir. Alî b. Müshir bunu Hişâm b. Urve'den rivayet etmiştir. Hadisin aslında bundan daha fazla söz vardır.)
1832. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَلِيٍّ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فَضَاءٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اشْتَرَى أَحَدُكُمْ لَحْمًا فَلْيُكْثِرْ مَرَقَتَهُ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ لَحْمًا أَصَابَ مَرَقَةً وَهُوَ أَحَدُ اللَّحْمَيْنِ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي ذَرٍّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ فَضَاءٍ . وَمُحَمَّدُ بْنُ فَضَاءٍ هُوَ الْمُعَبِّرُ وَقَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ وَعَلْقَمَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ هُوَ أَخُو بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ .
Bize Muhammed b. Ömer b. Alî el-Mukaddemî anlattı; dedi ki: Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Fadâ anlattı; dedi ki: Bana babam, Alkame b. Abdullâh el-Müzenî'den, o da babasından naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri et satın aldığı zaman suyunu çoğaltsın. Çünkü eğer et bulamazsa suyundan istifade eder; zira o da iki etten biridir." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Zer'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece bu vecihten, Muhammed b. Fadâ'nın hadisinden biliyoruz. Muhammed b. Fadâ, rüya tabircisidir; Süleymân b. Harb onun hakkında konuşmuştur. Alkame b. Abdullâh, Bekir b. Abdullâh el-Müzenî'nin kardeşidir.)
1833. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الأَسْوَدِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَنْقَزِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ صَالِحِ بْنِ رُسْتُمَ أَبِي عَامِرٍ الْخَزَّازِ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحْقِرَنَّ أَحَدُكُمْ شَيْئًا مِنَ الْمَعْرُوفِ وَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيَلْقَ أَخَاهُ بِوَجْهٍ طَلِيقٍ وَإِنِ اشْتَرَيْتَ لَحْمًا أَوْ طَبَخْتَ قِدْرًا فَأَكْثِرْ مَرَقَتَهُ وَاغْرِفْ لِجَارِكَ مِنْهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ .
Bize Hüseyin b. Alî b. el-Esved el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Amr b. Muhammed el-Ankazi anlattı; dedi ki: Bize İsrâîl, Sâlih b. Rüstem Ebû Âmir el-Hazzâz'dan, o Ebû İmrân el-Cevnî'den, o Abdullâh b. es-Sâmit'ten, o da Ebû Zer'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse maruftan hiçbir şeyi küçümsemesin. Eğer verecek bir şey bulamazsa kardeşini güler yüzle karşılasın. Eğer et satın alır veya tencerede yemek pişirirsen suyunu çoğalt ve ondan komşuna da bir kepçe koy." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şu'be de bunu Ebû İmrân el-Cevnî'den rivayet etmiştir.)
1834. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كَمُلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَرْيَمُ ابْنَةُ عِمْرَانَ وَآسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ وَفَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Amr b. Mürre'den, o Mürre el-Hemdânî'den, o da Ebû Mûsâ'dan naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Ancak kadınlardan İmrân kızı Meryem ve Firavun'un hanımı Âsiye'den başkası kemâle ermemiştir. Âişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Âişe ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir.)
1835. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ زَوَّجَنِي أَبِي فَدَعَا أُنَاسًا فِيهِمْ صَفْوَانُ بْنُ أُمَيَّةَ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " انْهَسُوا اللَّحْمَ نَهْسًا فَإِنَّهُ أَهْنَأُ وَأَمْرَأُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْكَرِيمِ . وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي عَبْدِ الْكَرِيمِ الْمُعَلِّمِ مِنْهُمْ أَيُّوبُ السَّخْتِيَانِيُّ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdülkerîm Ebî Ümeyye'den, o da Abdullâh b. el-Hâris'ten naklen anlattı. Dedi ki: Babam beni evlendirdi ve insanları davet etti. İçlerinde Safvân b. Ümeyye de vardı. Safvân dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eti dişlerinizle kopararak yiyin. Çünkü bu şekilde yemek daha lezzetli ve daha sindirimi kolaydır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Âişe ve Ebû Hüreyre'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasendir; biz bunu sadece Abdülkerîm'in hadisinden biliyoruz. Bazı ilim ehli, ezberi yönünden Abdülkerîm el-Muallim hakkında konuşmuşlardır; Eyyûb es-Sahtiyânî bunlardan biridir.)
1836. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَزَّ مِنْ كَتِفِ شَاةٍ فَأَكَلَ مِنْهَا ثُمَّ مَضَى إِلَى الصَّلاَةِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَفِي الْبَابِ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Abdurrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o Ca'fer b. Amr b. Ümeyye ed-Damrî'den, o da babasından haber verdi. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i bir koyunun kürek etinden bir parça keserken gördü. Ondan yedi, sonra namaza gitti ve abdest almadı. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Mugîre b. Şu'be'den de hadis rivayet edilmiştir.)
1837. Hadis
حَدَّثَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِلَحْمٍ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الذِّرَاعُ وَكَانَتْ تُعْجِبُهُ فَنَهَسَ مِنْهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ وَأَبِي عُبَيْدَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو حَيَّانَ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدِ بْنِ حَيَّانَ وَأَبُو زُرْعَةَ بْنُ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ اسْمُهُ هَرِمٌ .
Bize Vâsıl b. Abdilalâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Fudayl, Ebû Hayyân et-Teymî'den, o Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e et getirildi ve ona kol kısmı sunuldu; zira bu hoşuna giderdi. Ondan bir parça ısırdı. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda İbn Mes'ûd, Âişe, Abdullâh b. Ca'fer ve Ebû Ubeyde'den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hayyân'ın ismi Yahyâ b. Saîd b. Hayyân'dır. Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'in ismi ise Herim'dir.)
1838. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبَّادٍ أَبُو عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْوَهَّابِ بْنِ يَحْيَى، مِنْ وَلَدِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا كَانَ الذِّرَاعُ أَحَبَّ اللَّحْمِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَكِنْ كَانَ لاَ يَجِدُ اللَّحْمَ إِلاَّ غِبًّا فَكَانَ يُعَجَّلُ إِلَيْهِ لأَنَّهُ أَعْجَلُهَا نُضْجًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Abbâd Ebû Abbâd anlattı; dedi ki: Bize Füleyh b. Süleymân, Abdülvehhâb b. Yahyâ'dan -ki bu zat Abbâd b. Abdullâh b. ez-Zübeyr'in torunlarındandır-, o Abdullâh b. ez-Zübeyr'den, o da Âişe'den naklen anlattı. Âişe dedi ki: "Kol eti Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e etin en sevimli olanı değildi. Ancak o eti nadiren bulurdu. Bu sebeple ona acele getirilirdi, çünkü etin en çabuk pişen yeri orasıdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Biz bunu sadece bu vecihten biliyoruz.)
1839. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، حَدَّثَنَا مُبَارَكُ بْنُ سَعِيدٍ، هُوَ أَخُو سُفْيَانَ بْنِ سَعِيدٍ الثَّوْرِيِّ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأُمِّ هَانِئٍ .
Bize Hasan b. Arafe anlattı; dedi ki: Bize Mübârek b. Saîd -Süfyân b. Saîd es-Sevrî'nin kardeşidir- Süfyân'dan, o Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır." (Râvi dedi ki: Bu konuda Âişe ve Ümmü Hâni'den de hadis rivayet edilmiştir.)
1840. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلِ بْنِ عَسْكَرٍ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " . حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ أَوِ الأُدْمُ الْخَلُّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ .
Bize Muhammed b. Sehl b. Asker el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Hassân anlattı; dedi ki: Bize Süleymân b. Bilâl, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır." Bize Abdullâh b. Abdurrahmân anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Hassân, Süleymân b. Bilâl'den bu isnatla bunun benzerini haber verdi. Ancak o şöyle dedi: "Sirke ne güzel katıktır -veya 'udm' kelimesini kullandı-." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih gariptir. Biz bunu Hişâm b. Urve'nin hadisinden, sadece Süleymân b. Bilâl'in rivayetiyle biliyoruz.)
1841. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ الثُّمَالِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أُمِّ هَانِئٍ بِنْتِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هَلْ عِنْدَكُمْ شَيْءٌ " . فَقُلْتُ لاَ إِلاَّ كِسَرٌ يَابِسَةٌ وَخَلٌّ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قَرِّبِيهِ فَمَا أَقْفَرَ بَيْتٌ مِنْ أُدْمٍ فِيهِ خَلٌّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أُمِّ هَانِئٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَأَبُو حَمْزَةَ الثُّمَالِيُّ اسْمُهُ ثَابِتُ بْنُ أَبِي صَفِيَّةَ وَأُمُّ هَانِئٍ مَاتَتْ بَعْدَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ بِزَمَانٍ . وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ لاَ أَعْرِفُ لِلشَّعْبِيِّ سَمَاعًا مِنْ أُمِّ هَانِئٍ . فَقُلْتُ أَبُو حَمْزَةَ كَيْفَ هُوَ عِنْدَكَ فَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ تَكَلَّمَ فِيهِ وَهُوَ عِنْدِي مُقَارِبُ الْحَدِيثِ .
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş, Ebû Hamza es-Sümâlî'den, o Şa'bî'den, o da Ümmü Hâni bint Ebî Tâlib'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi ve: "Yanınızda bir şey var mı?" dedi. Ben: "Hayır, sadece kuru ekmek parçaları ve sirke var" dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu getir. İçinde sirke bulunan bir ev, katıktan yoksun kalmış sayılmaz" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis bu vecihten hasen gariptir. Biz bunu Ümmü Hâni hadisi olarak sadece bu vecihten biliyoruz. Ebû Hamza es-Sümâlî'nin ismi Sâbit b. Ebî Safiyye'dir. Ümmü Hâni, Alî b. Ebî Tâlib'den bir müddet sonra vefat etmiştir. Muhammed'e bu hadisi sordum. Dedi ki: Şa'bî'nin Ümmü Hâni'den hadis işittiğini bilmiyorum. Ben: "Sence Ebû Hamza nasıldır?" dedim. Dedi ki: "Ahmed b. Hanbel onun hakkında konuşmuştur. Benim katımda ise o, mukâribü'l-hadistir.")
1842. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخُزَاعِيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نِعْمَ الإِدَامُ الْخَلُّ " . هَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ مُبَارَكِ بْنِ سَعِيدٍ .
Bize Abde b. Abdillâh el-Huzâî el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Hişâm, Süfyân'dan, o Muhârib b. Disâr'dan, o Câbir'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sirke ne güzel katıktır." (Bu, Mübârek b. Saîd'in hadisinden daha sahihtir.)
1843. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخُزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْكُلُ الْبِطِّيخَ بِالرُّطَبِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلٌ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ عَائِشَةَ وَقَدْ رَوَى يَزِيدُ بْنُ رُومَانَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Abde b. Abdillâh el-Huzâî anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Hişâm, Süfyân'dan, o Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem karpuzu taze hurma ile yerdi. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu, hasen garib bir hadistir. Bazıları bu hadisi Hişâm b. Urve - babası - Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoluyla mürsel olarak rivayet etmiş ve senedinde Âişe'yi zikretmemişlerdir. Yezîd b. Rûmân da bu hadisi Urve'den, o da Âişe'den rivayet etmiştir.)
1844. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ الْقِثَّاءَ بِالرُّطَبِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ .
Bize İsmâîl b. Mûsâ el-Fezârî anlattı; dedi ki: Bize İbrâhîm b. Sa'd, babasından, o da Abdullâh b. Ca'fer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem acuru taze hurma ile yerdi. (Ebû Îsâ der ki: Bu, hasen sahih garib bir hadistir. Bunu sadece İbrâhîm b. Sa'd'ın hadisinden biliyoruz.)
1845. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ، وَثَابِتٌ، وَقَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَاسًا، مِنْ عُرَيْنَةَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ فَاجْتَوَوْهَا فَبَعَثَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي إِبِلِ الصَّدَقَةِ وَقَالَ " اشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَنَسٍ رَوَاهُ أَبُو قِلاَبَةَ عَنْ أَنَسٍ وَرَوَاهُ سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî anlattı; dedi ki: Bize Affân anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Humeyd, Sâbit ve Katâde, Enes'ten naklederek haber verdiler ki: Ureyne kabilesinden bazı insanlar Medine'ye geldiler ancak (havası) onlara dokundu (hasta oldular). Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onları sadaka (zekât) develerinin yanına gönderdi ve: "Onların idrarlarından ve sütlerinden için" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu, bu vecihten hasen sahih garib bir hadistir. Bu hadis Enes'ten başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. Ebû Kılâbe bunu Enes'ten rivayet etmiştir. Saîd b. Ebî Arûbe de bunu Katâde'den, o da Enes'ten rivayet etmiştir.)
1846. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ الرَّبِيعِ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْكَرِيمِ الْجُرْجَانِيُّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ الرَّبِيعِ الْمَعْنَى، وَاحِدٌ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ يَعْنِي الرُّمَّانِيَّ، عَنْ زَاذَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ قَرَأْتُ فِي التَّوْرَاةِ أَنَّ بَرَكَةَ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ بَعْدَهُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ بِمَا قَرَأْتُ فِي التَّوْرَاةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَرَكَةُ الطَّعَامِ الْوُضُوءُ قَبْلَهُ وَالْوُضُوءُ بَعْدَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى لاَ نَعْرِفُ هَذَا الْحَدِيثَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ قَيْسِ بْنِ الرَّبِيعِ . وَقَيْسُ بْنُ الرَّبِيعِ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَأَبُو هَاشِمٍ الرُّمَّانِيُّ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ دِينَارٍ .
Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Kays b. er-Rebî' anlattı. (Yine) bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülkerîm el-Cürcânî, Kays b. er-Rebî'den -mana birdir-, o Ebû Hâşim'den -yani er-Rummânî-, o Zâzân'dan, o da Selmân'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Tevrat'ta "Yemeğin bereketi, yemekten sonra abdest almaktadır (elleri yıkamaktadır)" diye okudum ve bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikrettim. Tevrat'ta okuduğum şeyi O'na haber verince, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yemeğin bereketi, yemekten önce abdest almak (elleri yıkamak) ve yemekten sonra abdest almaktır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Enes ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır. Bu hadisi sadece Kays b. er-Rebî'in hadisinden biliyoruz. Kays b. er-Rebî', hadis konusunda zayıf sayılır. Ebû Hâşim er-Rummânî'nin ismi Yahyâ b. Dînâr'dır.)
1847. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ مِنَ الْخَلاَءِ فَقُرِّبَ إِلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالُوا أَلاَ نَأْتِيكَ بِوَضُوءٍ قَالَ " إِنَّمَا أُمِرْتُ بِالْوُضُوءِ إِذَا قُمْتُ إِلَى الصَّلاَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَاهُ عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ . وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ كَانَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ يَكْرَهُ غَسْلَ الْيَدِ قَبْلَ الطَّعَامِ وَكَانَ يَكْرَهُ أَنْ يُوضَعَ الرَّغِيفُ تَحْتَ الْقَصْعَةِ
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhîm, Eyyûb'dan, o İbn Ebî Müleyke'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tuvaletten çıktı ve kendisine yemek getirildi. "Sana abdest suyu getirmeyelim mi?" dediler. Şöyle buyurdu: "Ben ancak namaza kalktığım zaman abdest almakla emrolundum." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Amr b. Dînâr da bunu Saîd b. el-Huveyrîs'ten, o da İbn Abbâs'tan rivayet etmiştir. Alî b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd şöyle dedi: Süfyân es-Sevrî yemekten önce elleri yıkamayı kerih görürdü (mekruh sayardı/hoş görmezdi). Ve ekmeğin çanağın altına konulmasını da kerih görürdü.)
1848. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْفَضْلِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سَوِيَّةَ أَبُو الْهُذَيْلِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عِكْرَاشٍ، عَنْ أَبِيهِ، عِكْرَاشِ بْنِ ذُؤَيْبٍ قَالَ بَعَثَنِي بَنُو مُرَّةَ بْنِ عُبَيْدٍ بِصَدَقَاتِ أَمْوَالِهِمْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَدِمْتُ عَلَيْهِ الْمَدِينَةَ فَوَجَدْتُهُ جَالِسًا بَيْنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ قَالَ ثُمَّ أَخَذَ بِيَدِي فَانْطَلَقَ بِي إِلَى بَيْتِ أُمِّ سَلَمَةَ فَقَالَ " هَلْ مِنْ طَعَامٍ " . فَأُتِينَا بِجَفْنَةٍ كَثِيرَةِ الثَّرِيدِ وَالْوَذْرِ وَأَقْبَلْنَا نَأْكُلُ مِنْهَا فَخَبَطْتُ بِيَدِي مِنْ نَوَاحِيهَا وَأَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ فَقَبَضَ بِيَدِهِ الْيُسْرَى عَلَى يَدِي الْيُمْنَى ثُمَّ قَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ مَوْضِعٍ وَاحِدٍ فَإِنَّهُ طَعَامٌ وَاحِدٌ " . ثُمَّ أُتِينَا بِطَبَقٍ فِيهِ أَلْوَانُ الرُّطَبِ أَوِ التَّمْرِ عُبَيْدُ اللَّهِ شَكَّ قَالَ فَجَعَلْتُ آكُلُ مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَجَالَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الطَّبَقِ وَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّهُ غَيْرُ لَوْنٍ وَاحِدٍ " . ثُمَّ أُتِينَا بِمَاءٍ فَغَسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ وَمَسَحَ بِبَلَلِ كَفَّيْهِ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ وَرَأْسَهُ وَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ هَذَا الْوُضُوءُ مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ " . وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ الْعَلاَءِ بْنِ الْفَضْلِ وَقَدْ تَفَرَّدَ الْعَلاَءُ بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلاَ نَعْرِفُ لِعِكْرَاشٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize el-Alâ b. el-Fadl b. Abdilmelik b. Ebî Seviyye Ebu'l-Hüzeyl anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. İkrâş, babası İkrâş b. Züeyb'den naklederek anlattı. (İkrâş) dedi ki: Mürre b. Ubeyd oğulları, mallarının zekâtını Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürmem için beni gönderdiler. Medine'ye, O'nun yanına vardım. O'nu Muhacirler ve Ensar arasında otururken buldum. (Râvi devamla) dedi ki: Sonra elimden tuttu ve beni Ümmü Seleme'nin evine götürdü. "Yiyecek bir şey var mı?" buyurdu. Bize içinde bolca tirid ve (kurutulmuş) et bulunan büyük bir çanak getirildi. Ondan yemeye başladık. Ben elimle tabağın her tarafından alıyordum. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise önünden yiyordu. Sol eliyle sağ elimi tuttu ve şöyle buyurdu: "Ey İkrâş! Tek bir yerden ye; çünkü bu tek bir yemektir." Sonra bize içinde çeşitli taze hurmalar veya kuru hurmalar bulunan bir tabak getirildi -Ubeydullâh (hangisi olduğunda) şüphe etti-. (İkrâş) dedi ki: Ben önümden yemeye başladım; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in eli ise tabakta dolaşıyordu. Şöyle buyurdu: "Ey İkrâş! Dilediğin yerden ye; çünkü bu tek bir çeşit değildir." Sonra bize su getirildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini yıkadı. Islak avuçlarıyla yüzünü, kollarını ve başını meshetti ve: "Ey İkrâş! Bu, ateşin değiştirdiği şeylerden (pişmiş yemekten) dolayı alınan abdesttir" buyurdu. Hadisin uzun bir kıssası vardır. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece Alâ b. el-Fadl'ın hadisinden biliyoruz. Alâ bu hadiste tek kalmıştır (teferrüd etmiştir). İkrâş'ın da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisten başka hadisini bilmiyoruz.)
1849. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ أَبِي طَالُوتَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَهُوَ يَأْكُلُ الْقَرْعَ وَهُوَ يَقُولُ يَا لَكِ شَجَرَةً مَا أُحِبُّكِ إِلاَّ لِحُبِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِيَّاكِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ حَكِيمِ بْنِ جَابِرٍ عَنْ أَبِيهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Leys, Muâviye b. Sâlih'ten, o Ebû Tâlût'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Enes b. Mâlik'in yanına girdim, kabak yiyordu ve şöyle diyordu: "Ey ağaç (bitki)! Seni ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in seni sevmesinden dolayı seviyorum." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Hakîm b. Câbir'in babasından da rivayeti vardır. Bu, bu vecihten garib bir hadistir.)
1850. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ فِي الصَّحْفَةِ - يَعْنِي الدُّبَّاءَ فَلاَ أَزَالُ أُحِبُّهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَنَسٍ وَرُوِيَ أَنَّهُ رَأَى الدُّبَّاءَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ مَا هَذَا قَالَ " هَذَا الدُّبَّاءُ نُكَثِّرُ بِهِ طَعَامَنَا " .
Bize Muhammed b. Meymûn el-Mekkî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; dedi ki: Bana Mâlik b. Enes, İshâk b. Abdillâh b. Ebî Talha'dan, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i tabağın içinde kabağı araştırırken gördüm. (Bu yüzden) onu hâlâ sevmeye devam ediyorum. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Enes'ten başka vecihlerle de rivayet edilmiştir. Yine rivayet edildiğine göre o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünde kabağı görmüş ve O'na: "Bu nedir?" demiş, O da: "Bu kabaktır, onunla yemeğimizi çoğaltıyoruz" buyurmuştur.)
1851. Hadis
1852. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، وَأَبُو نُعَيْمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ رَجُلٍ، يُقَالُ لَهُ عَطَاءٌ مِنْ أَهْلِ الشَّامِ عَنْ أَبِي أَسِيدٍ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا الزَّيْتَ وَادَّهِنُوا بِهِ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî ve Ebû Nuaym anlattı; dediler ki: Bize Süfyân, Abdullâh b. Îsâ'dan, o Şam ehlinden kendisine Atâ denilen bir adamdan, o da Ebû Esîd'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zeytinyağını yiyin ve onunla yağlanın. Çünkü o mübarek bir ağaçtandır." (Ebû Îsâ der ki: Bu, bu vecihten garib bir hadistir. Biz bunu ancak Süfyân es-Sevrî'nin, Abdullâh b. Îsâ'dan rivayetiyle biliyoruz.)
1853. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يُخْبِرُهُمْ ذَاكَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا كَفَى أَحَدَكُمْ خَادِمُهُ طَعَامَهُ حَرَّهُ وَدُخَانَهُ فَلْيَأْخُذْ بِيَدِهِ فَلْيُقْعِدْهُ مَعَهُ فَإِنْ أَبَى فَلْيَأْخُذْ لُقْمَةً فَلْيُطْعِمْهَا إِيَّاهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو خَالِدٍ وَالِدُ إِسْمَاعِيلَ اسْمُهُ سَعْدٌ .
Bize Nasr b. Alî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, İsmâîl b. Ebî Hâlid'den, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklederek haber verdi ki; O (Ebû Hüreyre), onlara bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek haber vermiştir. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Birinizin hizmetçisi onun yemeğinin sıcağını ve dumanını çekip (yemeği hazırlayıp getirdiği zaman), onu elinden tutsun ve yanına oturtsun. Eğer (oturmaktan) kaçınırsa, bir lokma (veya biraz) alsın ve ona yedirsin." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. İsmâîl'in babası Ebû Hâlid'in ismi Sa'd'dır.)
1854. Hadis
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ الْمَعْنِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْجُمَحِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَفْشُوا السَّلاَمَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَاضْرِبُوا الْهَامَ تُورَثُوا الْجِنَانَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَائِشٍ وَشُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ عَنْ أَبِيهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ زِيَادٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ .
Bize Yûsuf b. Hammâd el-Ma'nî el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Abdurrahman el-Cumahî, Muhammed b. Ziyâd'dan, o Ebû Hüreyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. Şöyle buyurdu: "Selamı yayın, yemek yedirin, (gerektiğinde Allah yolunda kâfirlerin) başlarını vurun ki cennetlere vâris olasınız." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Abdullâh b. Amr, İbn Ömer, Enes, Abdullâh b. Selâm, Abdurrahman b. Âiş ve Şüreyh b. Hâni'nin babasından da rivayet vardır. Bu, İbn Ziyâd'ın Ebû Hüreyre'den rivayetiyle hasen sahih garib bir hadistir.)
1855. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اعْبُدُوا الرَّحْمَنَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَأَفْشُوا السَّلاَمَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلاَمٍ " . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, Atâ b. es-Sâib'den, o babasından, o da Abdullâh b. Amr'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rahmân'a ibadet edin, yemek yedirin, selamı yayın ki cennete selametle giresiniz." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)
1856. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَعْلَى الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقُرَشِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عَلاَّقٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَعَشَّوْا وَلَوْ بِكَفٍّ مِنْ حَشَفٍ فَإِنَّ تَرْكَ الْعَشَاءِ مَهْرَمَةٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ مُنْكَرٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَعَنْبَسَةُ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَعَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَلاَّقٍ مَجْهُولٌ .
Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ya'lâ el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Anbese b. Abdurrahman el-Kuraşî, Abdülmelik b. Allâk'tan, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir avuç adi hurma ile de olsa akşam yemeği yiyin. Çünkü akşam yemeğini terk etmek ihtiyarlıktır (vücudu yıpratır)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis münkerdir. Biz bunu sadece bu vecihten biliyoruz. Anbese, hadis konusunda zayıf sayılır. Abdülmelik b. Allâk ise meçhuldür.)
1857. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ الْهَاشِمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ طَعَامٌ فَقَالَ " ادْنُ يَا بُنَىَّ وَسَمِّ اللَّهَ وَكُلْ بِيَمِينِكَ وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِي وَجْزَةَ السَّعْدِيِّ عَنْ رَجُلٍ مِنْ مُزَيْنَةَ عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَصْحَابُ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ فِي رِوَايَةِ هَذَا الْحَدِيثِ . وَأَبُو وَجْزَةَ السَّعْدِيُّ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ عُبَيْدٍ .
Bize Abdullâh b. es-Sabbâh el-Hâşimî anlattı; dedi ki: Bize Abdüla'lâ, Ma'mer'den, o Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklederek anlattı ki: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdi. (Resûlullah'ın) yanında yemek vardı. Şöyle buyurdu: "Yaklaş ey oğulcuğum! Allah'ın ismini an (Besmele çek), sağ elinle ye ve önünden ye." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis Hişâm b. Urve'den, o Ebû Vecze es-Sa'dî'den, o Müzeyne kabilesinden bir adamdan, o da Ömer b. Ebî Seleme'den rivayet edilmiştir. Hişâm b. Urve'nin arkadaşları bu hadisin rivayetinde ihtilaf etmişlerdir. Ebû Vecze es-Sa'dî'nin ismi Yezîd b. Ubeyd'dir.)
1858. Hadis
1859. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ الْوَلِيدِ الْمَدَنِيُّ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الشَّيْطَانَ حَسَّاسٌ لَحَّاسٌ فَاحْذَرُوهُ عَلَى أَنْفُسِكُمْ مَنْ بَاتَ وَفِي يَدِهِ رِيحُ غَمَرٍ فَأَصَابَهُ شَيْءٌ فَلاَ يَلُومَنَّ إِلاَّ نَفْسَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ مِنْ حَدِيثِ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ya'kûb b. el-Velîd el-Medenî, İbn Ebî Zi'b'den, o el-Makbürî'den, o da Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şeytan çok hassastır, çok yalar (kokuyu takip eder). Ondan dolayı kendiniz için sakının. Kim elinde et kokusu olduğu halde geceler de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini kınasın." (Ebû Îsâ der ki: Bu, bu vecihten garib bir hadistir. Süheyl b. Ebî Sâlih - babası - Ebû Hüreyre yoluyla da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmiştir.)
1860. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ الْبَغْدَادِيُّ الصَّاغَانِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ الْمَدَائِنِيُّ، حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَاتَ وَفِي يَدِهِ رِيحُ غَمَرٍ فَأَصَابَهُ شَيْءٌ فَلاَ يَلُومَنَّ إِلاَّ نَفْسَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ الأَعْمَشِ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Ebû Bekr Muhammed b. İshâk el-Bağdâdî es-Sâğânî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer el-Medâinî anlattı; dedi ki: Bize Mansûr b. Ebi'l-Esved, A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim elinde et kokusu olduğu halde geceler de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini kınasın." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. A'meş'in hadisinden, sadece bu vecihten biliyoruz.)