3196. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ حَضَرْنَا مَعَ ابْنِ عَبَّاسٍ جَنَازَةَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِسَرِفَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ هَذِهِ مَيْمُونَةُ إِذَا رَفَعْتُمْ جَنَازَتَهَا فَلاَ تُزَعْزِعُوهَا وَلاَ تُزَلْزِلُوهَا فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ مَعَهُ تِسْعُ نِسْوَةٍ فَكَانَ يَقْسِمُ لِثَمَانٍ وَوَاحِدَةٌ لَمْ يَكُنْ يَقْسِمُ لَهَا .
Bize Ebû Dâvûd Süleyman b. Seyf haber verdi; dedi ki: Bize Ca'fer b. Avn anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc bize haber verdi; Atâ'dan; dedi ki: "İbn Abbâs ile birlikte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Meymûne'nin cenazesinde Serif denilen yerde bulunduk. İbn Abbâs dedi ki: 'Bu, Meymûne'dir. Cenazesini kaldırdığınız zaman onu sarsmayın ve sallamayın. Çünkü Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in dokuz eşi vardı. Bunlardan sekizine gün ayırırdı (kasm yapardı), birine ise gün ayırmazdı.'"
3197. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ تِسْعُ نِسْوَةٍ يُصِيبُهُنَّ إِلاَّ سَوْدَةَ فَإِنَّهَا وَهَبَتْ يَوْمَهَا وَلَيْلَتَهَا لِعَائِشَةَ .
Bana İbrahim b. Ya'kûb haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebî Meryem anlattı; dedi ki: Bize Süfyân haber verdi; dedi ki: Bana Amr b. Dînâr anlattı; Atâ'dan; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde geride dokuz eşi vardı. Sevde hariç hepsiyle beraber olurdu (onlara gün ayırırdı). Sevde ise gününü ve gecesini Âişe'ye hibe etmişti."
3198. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي اللَّيْلَةِ الْوَاحِدَةِ وَلَهُ يَوْمَئِذٍ تِسْعُ نِسْوَةٍ .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; Yezîd'den —ki o İbn Zürey'dir—; dedi ki: Bize Saîd anlattı; Katâde'den; Enes onlara şöyle anlatmış: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gecede bütün hanımlarını dolaşırdı. O günlerde kendisinin dokuz eşi vardı."
3199. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغَارُ عَلَى اللاَّتِي وَهَبْنَ أَنْفُسَهُنَّ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَقُولُ أَوَتَهَبُ الْحُرَّةُ نَفْسَهَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ } قُلْتُ وَاللَّهِ مَا أَرَى رَبَّكَ إِلاَّ يُسَارِعُ لَكَ فِي هَوَاكَ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mubârek el-Muharrimî haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; Âişe radıyallahu anhâ'dan; dedi ki: "Kendilerini Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e hibe eden (sunan) kadınları kıskanır ve: 'Hür bir kadın hiç kendini hibe eder mi?' derdim. Sonra Allah azze ve celle: { Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın... } ayetini indirdi. Ben de: 'Vallahi Rabbinin, senin arzunu yerine getirmekte acele ettiğini görüyorum' dedim."
3200. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ أَنَا فِي الْقَوْمِ، إِذْ قَالَتِ امْرَأَةٌ إِنِّي قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي لَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَرَأْ فِيَّ رَأْيَكَ . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ زَوِّجْنِيهَا . فَقَالَ " اذْهَبْ فَاطْلُبْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ " . فَذَهَبَ فَلَمْ يَجِدْ شَيْئًا وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَعَكَ مِنْ سُوَرِ الْقُرْآنِ شَىْءٌ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَزَوَّجَهُ بِمَا مَعَهُ مِنْ سُوَرِ الْقُرْآنِ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd el-Mukri haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâzim anlattı; Sehl b. Sa'd'dan; dedi ki: "Ben topluluğun içindeydim. Bir kadın: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ben kendimi sana hibe ettim, hakkımda dilediğin hükmü ver' dedi. (Oradan) bir adam kalktı ve: 'Onu benimle evlendir' dedi. (Rasûlullah): 'Git, demirden bir yüzük bile olsa bir şeyler ara (getir)' buyurdu. Adam gitti ama hiçbir şey, hatta demirden bir yüzük bile bulamadı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Yanında Kur'an surelerinden bir şey var mı?' diye sordu. Adam: 'Evet' dedi. Bunun üzerine (Rasûlullah), yanındaki Kur'an sureleri(ni öğretmesi) karşılığında onu kadınla evlendirdi."
3201. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَالِدٍ النَّيْسَابُورِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَهَا حِينَ أَمَرَهُ اللَّهُ أَنْ يُخَيِّرَ أَزْوَاجَهُ - قَالَتْ عَائِشَةُ - فَبَدَأَ بِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تُعَجِّلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ " . قَالَتْ وَقَدْ عَلِمَ أَنَّ أَبَوَىَّ لاَ يَأْمُرَانِّي بِفِرَاقِهِ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ } فَقُلْتُ فِي هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ .
Bize Muhammed b. Yahya b. Abdullah b. Hâlid en-Neysâbûrî haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Mûsâ b. A'yen anlattı; dedi ki: Babam anlattı; Ma'mer'den; Zührî'den; dedi ki: Bize Ebû Seleme b. Abdurrahman anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Âişe'den; o kendisine şöyle haber vermiş: "Allah, eşlerini muhayyer bırakmasını (seçim yapmalarını istemesini) emrettiği zaman Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma geldi." Âişe dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (sözüne) benimle başladı ve: 'Sana bir hususu zikredeceğim. Anne ve babana danışmadan karar vermekte acele etme!' buyurdu." (Âişe devamla) dedi ki: "Oysa o, anne ve babamın ondan ayrılmamı asla emretmeyeceklerini biliyordu. Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: { Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size (boşanma bedelinizi) vereyim... } (ayetini) okudu. Ben de: 'Bunun hakkında mı anne babama danışacağım? Ben Allah'ı, Rasûlü'nü ve ahiret yurdunu istiyorum' dedim."
3202. Hadis
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ الْعَسْكَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَدْ خَيَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نِسَاءَهُ أَوَكَانَ طَلاَقًا .
Bize Bişr b. Hâlid el-Askerî haber verdi; dedi ki: Bize Gunder anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Süleyman'dan; dedi ki: Ebu'd-Duhâ'yı, Mesrûk'tan; Âişe radıyallahu anhâ'dan (şöyle rivayet ederken) işittim; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kadınlarını muhayyer bıraktı (seçim hakkı tanıdı). Peki bu bir talak (boşanma) oldu mu?"
3203. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَيَّرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاخْتَرْنَاهُ فَلَمْ يَكُنْ طَلاَقًا .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; Süfyân'dan; İsmail'den; Şa'bî'den; Mesrûk'tan; Âişe'den; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi muhayyer bıraktı (seçim hakkı tanıdı), biz de onu tercih ettik ve bu bir boşanma olmadı."
3204. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَفِظْنَاهُ مِنْ عَمْرٍو عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ مَا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أُحِلَّ لَهُ النِّسَاءُ .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; Süfyân'dan; dedi ki: Biz bunu Amr'dan; Atâ'dan; (şöyle rivayet ederken) ezberledik; dedi ki: Âişe şöyle dedi: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (daha önce yasaklanmış olan) kadınlar kendisine (tekrar) helal kılınmadan vefat etmedi."
3205. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ، - وَهُوَ الْمُغِيرَةُ بْنُ سَلَمَةَ الْمَخْزُومِيُّ - قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَحَلَّ اللَّهُ لَهُ أَنْ يَتَزَوَّجَ مِنَ النِّسَاءِ مَا شَاءَ .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mubârek haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Hişâm —ki o Muğîre b. Seleme el-Mahzûmî'dir— anlattı; dedi ki: Bize Vuheyb anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı; Atâ'dan; Ubeyd b. Umeyr'den; Âişe'den; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Allah kendisine dilediği kadınla evlenmeyi helal kılmadan vefat etmedi."
3206. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ كُنْتُ مَعَ ابْنِ مَسْعُودٍ وَهُوَ عِنْدَ عُثْمَانَ رضى الله عنه فَقَالَ عُثْمَانُ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى فِتْيَةٍ - قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَلَمْ أَفْهَمْ فِتْيَةً كَمَا أَرَدْتُ - فَقَالَ " مَنْ كَانَ مِنْكُمْ ذَا طَوْلٍ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لاَ فَالصَّوْمُ لَهُ وِجَاءٌ " .
Bize Amr b. Zürâre haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; dedi ki: Bize Yûnus anlattı; Ebû Ma'şer'den; İbrahim'den; Alkame'den; dedi ki: "İbn Mes'ûd ile birlikteydim; o Osman radıyallahu anh'ın yanındaydı. Osman dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir grup gencin yanına çıktı —(Ravi) Ebû Abdurrahman (Nesei) dedi ki: 'Gençler' kelimesini istediğim gibi (tam) anlayamadım— ve şöyle buyurdu: 'Sizden kimin gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü evlilik, gözü (haramdan) en iyi sakındıran ve iffeti en iyi koruyandır. Kimin de (buna) gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü oruç onun için (şehveti kıran) bir kalkandır.'"
3207. Hadis
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، أَنَّ عُثْمَانَ، قَالَ لاِبْنِ مَسْعُودٍ هَلْ لَكَ فِي فَتَاةٍ أُزَوِّجُكَهَا . فَدَعَا عَبْدُ اللَّهِ عَلْقَمَةَ فَحَدَّثَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اسْتَطَاعَ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَلْيَصُمْ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ " .
Bize Bişr b. Hâlid haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; Şu'be'den; Süleyman'dan; İbrahim'den; Alkame'den; (naklettiğine göre): "Osman, İbn Mes'ûd'a: 'Seni genç bir kızla evlendireyim mi?' dedi. Bunun üzerine Abdullah, Alkame'yi çağırdı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlattı: 'Kimin evlenmeye gücü yetiyorsa (el-bâe) evlensin. Çünkü evlilik, gözü (haramdan) en iyi sakındıran ve iffeti en iyi koruyandır. Kimin de gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü oruç onun için (şehveti kıran) bir kalkandır.'"
3208. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ الْكُوفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمُحَارِبِيُّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَسْوَدُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ لَيْسَ بِمَحْفُوظٍ .
Bana Hârûn b. İshak el-Hemdânî el-Kûfî haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Muhammed el-Muhâribî anlattı; A'meş'ten; İbrahim'den; Alkame ve Esved'den; Abdullah'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa (el-bâe) evlensin. Kimin gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü o, kendisi için (şehveti kıran) bir kalkandır." (Ravi) Ebû Abdurrahman dedi ki: "Bu hadiste (yer alan) Esved (ismi), mahfuz (doğru ezberlenmiş) değildir."
3209. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَنْكِحْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لاَ فَلْيَصُمْ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; A'meş'ten; Umâre b. Umeyr'den; Abdurrahman b. Yezîd'den; Abdullah'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin. Çünkü evlilik, gözü (haramdan) en iyi sakındıran ve iffeti en iyi koruyandır. Kimin (buna) gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü oruç onun için (şehveti kıran) bir kalkandır."
3210. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ " . وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Bize Muhammed b. el-Alâ haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten; Umâre'den; Abdurrahman b. Yezîd'den; Abdullah'tan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin" buyurdu. (Ravi hadisin devamını) zikretti.
3211. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بِمِنًى فَلَقِيَهُ عُثْمَانُ فَقَامَ مَعَهُ يُحَدِّثُهُ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَلاَ أُزَوِّجُكَ جَارِيَةً شَابَّةً فَلَعَلَّهَا أَنْ تُذَكِّرَكَ بَعْضَ مَا مَضَى مِنْكَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَمَا لَئِنْ قُلْتَ ذَاكَ لَقَدْ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ " .
Bize Ahmed b. Harb haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten; İbrahim'den; Alkame'den; dedi ki: "Abdullah (b. Mes'ûd) ile birlikte Minâ'da yürüyordum. Osman onunla karşılaştı ve onunla durup konuştu. (Osman) dedi ki: 'Ey Ebû Abdurrahman! Seni genç bir cariye (kız) ile evlendireyim mi? Belki o sana geçmişteki (gençlik) günlerinden bazılarını hatırlatır.' Abdullah dedi ki: 'Madem sen böyle söyledin; (şunu bil ki) Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurmuştu: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin."'
3212. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ لَقَدْ رَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عُثْمَانَ التَّبَتُّلَ وَلَوْ أَذِنَ لَهُ لاَخْتَصَيْنَا .
Bize Muhammed b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek anlattı; Ma'mer'den, Zührî'den, Said b. el-Müseyyeb'den, Sa'd b. Ebi Vakkas'tan naklettiğine göre, o şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Osman'ın tebettül (kadınlardan uzaklaşıp kendini ibadete verme) isteğini reddetti. Eğer ona izin verseydi, biz de hadım olurduk."
3213. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّبَتُّلِ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; Eş'as'tan, Hasan'dan, Sa'd b. Hişam'dan, Aişe'den naklettiğine göre: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tebettülü yasakladı."
3214. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . أَنَّهُ نَهَى عَنِ التَّبَتُّلِ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَتَادَةُ أَثْبَتُ وَأَحْفَظُ مِنْ أَشْعَثَ وَحَدِيثُ أَشْعَثَ أَشْبَهُ بِالصَّوَابِ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Muaz b. Hişam bildirdi; dedi ki: Bana babam anlattı; Katâde'den, Hasan'dan, Semure b. Cündeb'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre: "O, tebettülü yasakladı." Ebu Abdurrahman dedi ki: Katâde, Eş'as'tan daha sağlam ve hafızdır. (Ancak) Eş'as'ın hadisi isabete daha yakındır. Yüce Allah en iyisini bilir.
3215. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَجُلٌ شَابٌّ قَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي الْعَنَتَ وَلاَ أَجِدُ طَوْلاً أَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ أَفَأَخْتَصِي فَأَعْرَضَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى قَالَ ثَلاَثًا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ جَفَّ الْقَلَمُ بِمَا أَنْتَ لاَقٍ فَاخْتَصِ عَلَى ذَلِكَ أَوْ دَعْ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَوْزَاعِيُّ لَمْ يَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ مِنَ الزُّهْرِيِّ وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ قَدْ رَوَاهُ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ .
Bize Yahya b. Musa haber verdi; dedi ki: Bize Enes b. İyad anlattı; dedi ki: Bize Evzâî anlattı; İbn Şihab'dan, Ebu Seleme'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, o şöyle demiştir: "Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben genç bir adamım; nefsim adına günaha girmekten korkuyorum. Kadınlarla evlenmeye de imkan bulamıyorum. Hadım mı olayım?' Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ondan yüz çevirdi. (Ben) bunu üç defa söyledim. Sonunda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Ey Ebu Hureyre! Senin karşılaşacağın şeyler hususunda kalem kurumuştur. İster hadım ol, ister bırak.'" Ebu Abdurrahman dedi ki: Evzâî bu hadisi Zührî'den işitmemiştir. (Ancak) bu hadis sahihtir; Yunus onu Zührî'den rivayet etmiştir.
3216. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخَلَنْجِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ، مَوْلَى بَنِي هَاشِمٍ قَالَ حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ نَافِعٍ الْمَازِنِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَسَنُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ عَائِشَةَ قَالَ قُلْتُ إِنِّي أُرِيدُ أَنْ أَسْأَلَكِ عَنِ التَّبَتُّلِ فَمَا تَرَيْنَ فِيهِ قَالَتْ فَلاَ تَفْعَلْ أَمَا سَمِعْتَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ { وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً } فَلاَ تَتَبَتَّلْ .
Bize Muhammed b. Abdullah el-Halencî haber verdi; dedi ki: Bize Beni Haşim'in azatlısı Ebu Said anlattı; dedi ki: Bize Husayn b. Nafi' el-Mâzinî anlattı; dedi ki: Bana Hasan anlattı; Sa'd b. Hişam'dan naklettiğine göre: O, Müminlerin Annesi Aişe'nin yanına girdi ve dedi ki: "Sana tebettül (kadınlardan uzaklaşıp ibadete çekilme) hakkında sormak istiyorum, bu konuda ne dersin?" Aişe dedi ki: "Sakın yapma! Allah Azze ve Celle'nin şöyle buyurduğunu işitmedin mi: { وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً } 'Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik.' (Ra'd, 38) O halde tebettül etme (evlenmemezlik yapma)."
3217. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَعْضُهُمْ لاَ أَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ آكُلُ اللَّحْمَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ أَنَامُ عَلَى فِرَاشٍ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ أَصُومُ فَلاَ أُفْطِرُ . فَبَلَغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَقُولُونَ كَذَا وَكَذَا لَكِنِّي أُصَلِّي وَأَنَامُ وَأَصُومُ وَأُفْطِرُ وَأَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Affan bildirdi; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; Sabit'ten, Enes'ten naklettiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir grup insan şöyle dediler. İçlerinden biri: "Ben kadınlarla evlenmeyeceğim" dedi. Diğeri: "Ben et yemeyeceğim" dedi. Bir başkası: "Ben yatakta uyumayacağım" dedi. Bir diğeri de: "Ben oruç tutacağım ve iftar etmeyeceğim (sürekli oruçlu olacağım)" dedi. Bu (sözler) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştı. O da Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: "Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar? Oysa ben hem namaz kılarım hem uyurum; hem oruç tutarım hem iftar ederim; kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir."
3218. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ثَلاَثَةٌ حَقٌّ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَوْنُهُمُ الْمُكَاتَبُ الَّذِي يُرِيدُ الأَدَاءَ وَالنَّاكِحُ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ وَالْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Muhammed b. Aclân'dan, Said'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki, onlara yardım etmek Allah Azze ve Celle'nin üzerine bir haktır: (Borcunu) ödemek isteyen mükâteb (özgürlük sözleşmesi yapmış köle), iffetli kalmak isteyerek evlenen kimse ve Allah yolunda cihat eden kişi."
3219. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ تَزَوَّجْتُ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا " . فَقُلْتُ ثَيِّبًا . قَالَ " فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Hammad anlattı; Amr'dan, Cabir'den naklettiğine göre, o şöyle demiştir: "Evlendim ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Buyurdu ki: 'Evlendin mi ey Cabir?' 'Evet' dedim. 'Bakire ile mi yoksa dul ile mi?' diye sordu. 'Dul ile' dedim. Buyurdu ki: 'Keşke bir bakire olsaydı! O seninle oynaşırdı, sen de onunla oynaşırdın.'"
3220. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ قَزَعَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ لَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " يَا جَابِرُ هَلْ أَصَبْتَ امْرَأَةً بَعْدِي " . قُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " أَبِكْرًا أَمْ أَيِّمًا " . قُلْتُ أَيِّمًا . قَالَ " فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُكَ " .
Bize Hasan b. Kazea haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan -ki bu İbn Habib'dir- anlattı; İbn Cüreyc'den, Atâ'dan, Cabir'den naklettiğine göre, o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle karşılaştı ve şöyle buyurdu: "Ey Cabir! Benden sonra bir kadınla evlendin mi (bir kadın edindin mi)?" Ben: "Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim. O: "Bakire ile mi, yoksa dul ile mi?" diye sordu. "Dul ile" dedim. Bunun üzerine: "Keşke seninle oynaşacak bir bakire olsaydı!" buyurdu.
3221. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَطَبَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ رضى الله عنهما فَاطِمَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا صَغِيرَةٌ " . فَخَطَبَهَا عَلِيٌّ فَزَوَّجَهَا مِنْهُ .
Bize Huseyn b. Hureys haber verdi; dedi ki: Bize Fadl b. Musa anlattı; Huseyn b. Vakıd'dan, Abdullah b. Büreyde'den, babasından naklettiğine göre, o şöyle demiştir: "Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma Fatıma'ya talip oldular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'O küçüktür' buyurdu. Sonra Ali ona talip oldu ve (Nebi) onu Ali ile evlendirdi."
3222. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، طَلَّقَ وَهُوَ غُلاَمٌ شَابٌّ فِي إِمَارَةِ مَرْوَانَ ابْنَةَ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ وَأُمُّهَا بِنْتُ قَيْسٍ الْبَتَّةَ فَأَرْسَلَتْ إِلِيْهَا خَالَتُهَا فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ تَأْمُرُهَا بِالاِنْتِقَالِ مِنْ بَيْتِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَسَمِعَ بِذَلِكَ مَرْوَانُ فَأَرْسَلَ إِلَى ابْنَةِ سَعِيدٍ فَأَمَرَهَا أَنْ تَرْجِعَ إِلَى مَسْكَنِهَا وَسَأَلَهَا مَا حَمَلَهَا عَلَى الاِنْتِقَالِ مِنْ قَبْلِ أَنْ تَعْتَدَّ فِي مَسْكَنِهَا حَتَّى تَنْقَضِيَ عِدَّتُهَا فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ تُخْبِرُهُ أَنَّ خَالَتَهَا أَمَرَتْهَا بِذَلِكَ فَزَعَمَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ أَنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ أَبِي عَمْرِو بْنِ حَفْصٍ فَلَمَّا أَمَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ عَلَى الْيَمَنِ خَرَجَ مَعَهُ وَأَرْسَلَ إِلَيْهَا بِتَطْلِيقَةٍ هِيَ بَقِيَّةُ طَلاَقِهَا وَأَمَرَ لَهَا الْحَارِثَ بْنَ هِشَامٍ وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ بِنَفَقَتِهَا فَأَرْسَلَتْ - زَعَمَتْ - إِلَى الْحَارِثِ وَعَيَّاشٍ تَسْأَلُهُمَا الَّذِي أَمَرَ لَهَا بِهِ زَوْجُهَا فَقَالاَ وَاللَّهِ مَا لَهَا عِنْدَنَا نَفَقَةٌ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ حَامِلاً وَمَا لَهَا أَنْ تَكُونَ فِي مَسْكَنِنَا إِلاَّ بِإِذْنِنَا فَزَعَمَتْ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَصَدَّقَهُمَا . قَالَتْ فَاطِمَةُ فَأَيْنَ أَنْتَقِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " انْتَقِلِي عِنْدَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى الَّذِي سَمَّاهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي كِتَابِهِ " . قَالَتْ فَاطِمَةُ فَاعْتَدَدْتُ عِنْدَهُ وَكَانَ رَجُلاً قَدْ ذَهَبَ بَصَرُهُ فَكُنْتُ أَضَعُ ثِيَابِي عِنْدَهُ حَتَّى أَنْكَحَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عَلَيْهَا مَرْوَانُ وَقَالَ لَمْ أَسْمَعْ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ أَحَدٍ قَبْلَكِ وَسَآخُذُ بِالْقَضِيَّةِ الَّتِي وَجَدْنَا النَّاسَ عَلَيْهَا . مُخْتَصَرٌ .
Bize Kesir b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Harb anlattı; Zübeydî'den, Zührî'den, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den naklettiğine göre: Abdullah b. Amr b. Osman -ki o sırada genç bir delikanlıydı-, Mervan'ın emirliği döneminde Said b. Zeyd'in kızını -annesi Kays kızı (Fatıma)'dır- kesin olarak (el-Bette) boşadı. Bunun üzerine teyzesi Fatıma bint Kays ona haber göndererek Abdullah b. Amr'ın evinden taşınmasını emretti. Mervan bunu duyunca Said'in kızına haber gönderip evine dönmesini emretti ve iddeti bitene kadar evinden taşınmasına neyin sebep olduğunu sordu. O da Mervan'a haber gönderip, bunu kendisine teyzesinin emrettiğini bildirdi. Fatıma bint Kays şöyle iddia etti: O, Ebu Amr b. Hafs ile evliydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ali b. Ebu Talib'i Yemen'e vali tayin ettiğinde (kocası) onunla birlikte çıktı ve ona bir boşama (talak) gönderdi; bu, boşanmasının geri kalanıydı (yani son hakkıydı). Ayrıca Haris b. Hişam ve Ayyaş b. Ebi Rebia'ya onun nafakası için talimat verdi. Fatıma -kendi iddiasına göre- Haris ve Ayyaş'a haber gönderip kocasının kendisi için emrettiği nafakayı istedi. Onlar: "Allah'a yemin olsun ki, hamile olmadığın sürece bizim yanımızda senin için bir nafaka yoktur. İznimiz olmadan bizim evimizde kalmaya da hakkın yoktur" dediler. Bunun üzerine (Fatıma) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu anlattı. (Nebi) o ikisini doğruladı. Fatıma: "Ey Allah'ın Resûlü! Nereye taşınayım?" dedi. O da: "Allah Azze ve Celle'nin kitabında ismini zikrettiği âmâ (kör) olan İbn Ümmü Mektum'un yanına taşın" buyurdu. Fatıma dedi ki: "İddetimi onun yanında bekledim. O gözleri görmeyen bir adamdı; ben de (rahatça) elbisemi onun yanında çıkarabiliyordum. Sonunda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni Üsame b. Zeyd ile evlendirdi." Mervan bunu ondan (kabul etmeyip) reddetti ve: "Ben bu hadisi senden önce kimseden işitmedim. Ben insanların üzerinde bulunduğu (uyguladıkları) hükmü esas alırım" dedi. (Muhtasardır)
3223. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ، - وَكَانَ مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - تَبَنَّى سَالِمًا وَأَنْكَحَهُ ابْنَةَ أَخِيهِ هِنْدَ بِنْتَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ وَهُوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ كَمَا تَبَنَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا وَكَانَ مَنْ تَبَنَّى رَجُلاً فِي الْجَاهِلِيَّةِ دَعَاهُ النَّاسُ ابْنَهُ فَوَرِثَ مِنْ مِيرَاثِهِ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي ذَلِكَ { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ تَعْلَمُوا آبَاءَهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ } فَمَنْ لَمْ يُعْلَمْ لَهُ أَبٌ كَانَ مَوْلًى وَأَخًا فِي الدِّينِ . مُخْتَصَرٌ .
Bize İmran b. Bekkar b. Raşid haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'l-Yeman anlattı; dedi ki: Bize Şuayb bildirdi; Zührî'den naklettiğine göre; dedi ki: Bana Urve b. Zübeyr haber verdi; Aişe'den naklettiğine göre: Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rebia b. Abd-i Şems -ki o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Bedir'e katılanlardandı-, Salim'i evlat edinmiş ve onu kardeşi Velid b. Utbe b. Rebia b. Abd-i Şems'in kızı Hind ile evlendirmişti. Oysa Salim, Ensar'dan bir kadının azatlısıydı. (Bu durum) tıpkı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Zeyd'i evlat edinmesi gibiydi. Cahiliye devrinde kim bir adamı evlat edinirse, insanlar onu (evlat edinenin) oğlu diye çağırır ve o (öz evlat gibi) mirastan pay alırdı. Sonunda Allah Azze ve Celle bu konuda şu ayeti indirdi: { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ تَعْلَمُوا آبَاءَهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ } "Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır (mevlanızdır)." (Ahzab, 5) Babası bilinmeyen kişi, mevla ve din kardeşi (sayılmış) oldu. (Muhtasardır)
3224. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، قَالَ قَالَ يَحْيَى - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - وَأَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، وَابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأُمِّ سَلَمَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ - وَكَانَ مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - تَبَنَّى سَالِمًا وَهُوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ كَمَا تَبَنَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدَ بْنَ حَارِثَةَ وَأَنْكَحَ أَبُو حُذَيْفَةَ بْنُ عُتْبَةَ سَالِمًا ابْنَةَ أَخِيهِ هِنْدَ ابْنَةَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَكَانَتْ هِنْدُ بِنْتُ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ وَهِيَ يَوْمَئِذٍ مِنْ أَفْضَلِ أَيَامَى قُرَيْشٍ فَلَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ { ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ } رُدَّ كُلُّ أَحَدٍ يَنْتَمِي مِنْ أُولَئِكَ إِلَى أَبِيهِ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ يُعْلَمُ أَبُوهُ رُدَّ إِلَى مَوَالِيهِ .
Bize Muhammed b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Eyyub b. Süleyman b. Bilal anlattı; dedi ki: Bana Ebu Bekir b. Ebi Üveys anlattı; Süleyman b. Bilal'den naklettiğine göre, Yahya -yani İbn Said- dedi ki: Ve bana İbn Şihab haber verdi; dedi ki: Bana Urve b. Zübeyr ve İbn Abdullah b. Rebia anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Aişe'den ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Ümmü Seleme'den naklettiklerine göre: Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rebia b. Abd-i Şems -ki o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Bedir'e katılanlardandı-, Salim'i evlat edinmişti. Oysa o, Ensar'dan bir kadının azatlısıydı. (Bu durum) tıpkı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Zeyd b. Harise'yi evlat edinmesi gibiydi. Ebu Huzeyfe b. Utbe, kardeşi Velid b. Utbe b. Rebia'nın kızı Hind ile Salim'i evlendirdi. Velid b. Utbe'nin kızı Hind, ilk hicret eden kadınlardandı ve o günlerde Kureyş'in en faziletli bekar kadınlarındandı. Allah Azze ve Celle Zeyd b. Harise hakkında: { Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha adaletlidir. } (Ahzab, 5) ayetini indirince, bu şekilde (başkasının soyuna) nispet edilen herkes babasına döndürüldü (babasının soyuyla çağrıldı). Eğer babası bilinmiyorsa, efendilerine (mevlalarına) döndürüldü.
3225. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو تُمَيْلَةَ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَحْسَابَ أَهْلِ الدُّنْيَا الَّذِي يَذْهَبُونَ إِلَيْهِ الْمَالُ " .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Tümeyle anlattı; Huseyn b. Vakıd'dan, İbn Büreyde'den, babasından naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünya ehlinin (önem verip) yöneldiği haseb (itibar ölçüsü) maldır."
3226. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّهُ تَزَوَّجَ امْرَأَةً عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَقِيَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَتَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ " . قَالَ قُلْتُ نَعَمْ قَالَ " بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا " . قَالَ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبًا . قَالَ " فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُكَ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كُنَّ لِي أَخَوَاتٌ فَخَشِيتُ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنِي وَبَيْنَهُنَّ . قَالَ " فَذَاكَ إِذًا إِنَّ الْمَرْأَةَ تُنْكَحُ عَلَى دِينِهَا وَمَالِهَا وَجَمَالِهَا فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; Abdulmelik'ten, Atâ'dan, Cabir'den naklettiğine göre: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir kadınla evlendi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla karşılaştı ve: "Evlendin mi ey Cabir?" buyurdu. (Cabir) dedi ki: "Evet" dedim. "Bakire ile mi, yoksa dul ile mi?" buyurdu. "Dul ile" dedim. "Keşke seninle oynaşacak bir bakire olsaydı!" buyurdu. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim kız kardeşlerim vardı; (genç bir kız alırsam) onun benimle onların arasına girmesinden korktum." Buyurdu ki: "Öyleyse bu (yaptığın doğrudur). Şüphesiz kadın, dini, malı ve güzelliği için nikahlanır. Sen dindar olanı seç ki ellerin toprak görsün (bereket bulsun)."
3227. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُسْتَلِمُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي أَصَبْتُ امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ وَمَنْصِبٍ إِلاَّ أَنَّهَا لاَ تَلِدُ أَفَأَتَزَوَّجُهَا فَنَهَاهُ ثُمَّ أَتَاهُ الثَّانِيَةَ فَنَهَاهُ ثُمَّ أَتَاهُ الثَّالِثَةَ فَنَهَاهُ فَقَالَ " تَزَوَّجُوا الْوَلُودَ الْوَدُودَ فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمْ " .
Bize Abdurrahman b. Halid haber verdi; dedi ki: Bize Yezid b. Harun anlattı; dedi ki: Bize Müstelim b. Said bildirdi; Mansur b. Zâzân'dan, Muaviye b. Kurre'den, Ma'kil b. Yesar'dan naklettiğine göre, o şöyle demiştir: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Ben soylu ve makam sahibi bir kadın buldum. Ancak o çocuk doğurmuyor (kısır). Onunla evleneyim mi?" (Nebi) onu bundan menetti. Sonra adam ikinci kez geldi, yine menetti. Sonra üçüncü kez geldi, yine menetti ve şöyle buyurdu: "Çok seven (vedûd) ve çok doğuran (velûd) kadınlarla evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü) sizin çokluğunuzla övüneceğim."
3228. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّيْمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - هُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ مَرْثَدَ بْنَ أَبِي مَرْثَدٍ الْغَنَوِيَّ، - وَكَانَ رَجُلاً شَدِيدًا - وَكَانَ يَحْمِلُ الأُسَارَى مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ . قَالَ فَدَعَوْتُ رَجُلاً لأَحْمِلَهُ وَكَانَ بِمَكَّةَ بَغِيٌّ يُقَالُ لَهَا عَنَاقُ وَكَانَتْ صَدِيقَتَهُ خَرَجَتْ فَرَأَتْ سَوَادِي فِي ظِلِّ الْحَائِطِ فَقَالَتْ مَنْ هَذَا مَرْثَدٌ مَرْحَبًا وَأَهْلاً يَا مَرْثَدُ انْطَلِقِ اللَّيْلَةَ فَبِتْ عِنْدَنَا فِي الرَّحْلِ . قُلْتُ يَا عَنَاقُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّمَ الزِّنَا . قَالَتْ يَا أَهْلَ الْخِيَامِ هَذَا الدُّلْدُلُ هَذَا الَّذِي يَحْمِلُ أُسَرَاءَكُمْ مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ . فَسَلَكْتُ الْخَنْدَمَةَ فَطَلَبَنِي ثَمَانِيَةٌ فَجَاءُوا حَتَّى قَامُوا عَلَى رَأْسِي فَبَالُوا فَطَارَ بَوْلُهُمْ عَلَىَّ وَأَعْمَاهُمُ اللَّهُ عَنِّي فَجِئْتُ إِلَى صَاحِبِي فَحَمَلْتُهُ فَلَمَّا انْتَهَيْتُ بِهِ إِلَى الأَرَاكِ فَكَكْتُ عَنْهُ كَبْلَهُ فَجِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْكِحُ عَنَاقَ فَسَكَتَ عَنِّي فَنَزَلَتِ { الزَّانِيَةُ لاَ يَنْكِحُهَا إِلاَّ زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ } فَدَعَانِي فَقَرَأَهَا عَلَىَّ وَقَالَ " لاَ تَنْكِحْهَا " .
Bize İbrahim b. Muhammed et-Teymî haber verdi; dedi ki: Bize Yahya -ki bu İbn Said'dir- anlattı; Ubeydullah b. Ahnes'ten, Amr b. Şuayb'dan, babasından, dedesinden naklettiğine göre: Mersed b. Ebi Mersed el-Ganevî -ki o güçlü bir adamdı-, Mekke'den Medine'ye esirleri taşırdı (kaçırırdı). (Mersed) dedi ki: "Bir adamı taşımak için (Mekke'ye) gittim. Mekke'de 'Anâk' denilen bir fahişe vardı ve bu kadın (Müslüman olmadan önce) Mersed'in dostu (sevgilisi) idi. (Kadın) dışarı çıktı ve duvarın gölgesinde karaltımı gördü. 'Kim o? Mersed mi?' dedi. 'Mersed'im' dedim. 'Merhaba, hoş geldin ey Mersed! Gel bu gece bizim yanımızda kal' dedi. Ben: 'Ey Anâk! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zinayı haram kıldı' dedim. Bunun üzerine kadın: 'Ey çadır halkı! İşte esirlerinizi Mekke'den Medine'ye taşıyan adam budur (yakalayın)' diye bağırdı. Ben de Handeme (dağı) yoluna saptım. Sekiz kişi peşime düştü. Sonunda gelip tam tepemde durdular ve (küçük) abdestlerini bozdular; öyle ki idrarları üzerime sıçradı. Fakat Allah onları beni görmekten kör etti (beni göremediler). Sonra arkadaşımın yanına döndüm ve onu sırtladım. Erak (denilen bölgeye) varınca bağlarını çözdüm. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Anâk ile evleneyim mi?' dedim. Bana cevap vermeyip sustu. Nihayet: { Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez... } (Nur, 3) ayeti indi. Bunun üzerine beni çağırdı ve bu ayeti bana okudu. Sonra da: 'Onunla evlenme' buyurdu."
3229. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، وَغَيْرُهُ، عَنْ هَارُونَ بْنِ رِئَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، وَعَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - عَبْدُ الْكَرِيمِ يَرْفَعُهُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ وَهَارُونُ لَمْ يَرْفَعْهُ - قَالاَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي امْرَأَةً هِيَ مِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ وَهِيَ لاَ تَمْنَعُ يَدَ لاَمِسٍ . قَالَ " طَلِّقْهَا " . قَالَ لاَ أَصْبِرُ عَنْهَا . قَالَ " اسْتَمْتِعْ بِهَا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الْحَدِيثُ لَيْسَ بِثَابِتٍ وَعَبْدُ الْكَرِيمِ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ وَهَارُونُ بْنُ رِئَابٍ أَثْبَتُ مِنْهُ وَقَدْ أَرْسَلَ الْحَدِيثَ وَهَارُونُ ثِقَةٌ وَحَدِيثُهُ أَوْلَى بِالصَّوَابِ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْكَرِيمِ .
Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yezid anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme ve başkası anlattı; Harun b. Riab'dan, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den ve Abdulkerim'den, (yine) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, İbn Abbas'tan naklettiklerine göre -Abdulkerim bunu İbn Abbas'a (merfu olarak) dayandırdı, Harun ise dayandırmadı (mürsel bıraktı)- dediler ki: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Benim bir karım var; o benim için insanların en sevgilisidir. Ancak o, kendisine dokunan hiçbir eli geri çevirmiyor (iffeti zayıf)." Resûlullah: "Onu boşa" buyurdu. Adam: "Ondan ayrılmaya dayanamam" dedi. Bunun üzerine (Resûlullah): "(Öyleyse) ondan faydalanmaya (evli kalmaya) devam et" buyurdu. Ebu Abdurrahman dedi ki: Bu hadis sabit değildir. Abdulkerim (ravi olarak) kuvvetli biri değildir. Harun b. Riab ondan daha sağlamdır ve o, hadisi mürsel olarak rivayet etmiştir. Harun güvenilir (sika) biridir; onun hadisi, Abdulkerim'in hadisinden isabete daha yakındır.
3230. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُنْكَحُ النِّسَاءُ لأَرْبَعَةٍ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ " .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Ubeydullah'tan, Said b. Ebi Said'den, babasından, Ebu Hureyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: "Kadınlar dört şey için nikahlanır: Malı, soyu (hasebi), güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki ellerin toprak görsün (bereket bulsun)."
3231. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النِّسَاءِ خَيْرٌ قَالَ " الَّتِي تَسُرُّهُ إِذَا نَظَرَ وَتُطِيعُهُ إِذَا أَمَرَ وَلاَ تُخَالِفُهُ فِي نَفْسِهَا وَمَالِهَا بِمَا يَكْرَهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; İbn Aclân'dan, Said el-Makburî'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Hangi kadın daha hayırlıdır?" diye soruldu. Şöyle buyurdu: "Baktığı zaman (kocasına) sevinç veren (göz aydınlığı olan), emrettiği zaman ona itaat eden, nefsinde ve malında kocasının hoşlanmadığı bir şeyle ona muhalefet etmeyen kadın."
3232. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، وَذَكَرَ، آخَرَ أَنْبَأَنَا شُرَحْبِيلُ بْنُ شَرِيكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الدُّنْيَا كُلَّهَا مَتَاعٌ وَخَيْرُ مَتَاعِ الدُّنْيَا الْمَرْأَةُ الصَّالِحَةُ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi; dedi ki: Bize babam anlattı; dedi ki: Bize Hayve anlattı; ve bir başkasını zikrederek (şöyle dedi): Bize Şurahbil b. Şerik bildirdi; Ebu Abdurrahman el-Hubulî'den işittiğine göre, o Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan naklediyor: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz dünya bütünüyle bir meta'dır (geçimliktir). Dünyanın en hayırlı meta'ı ise saliha bir kadındır."
3233. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ تَتَزَوَّجُ مِنْ نِسَاءِ الأَنْصَارِ قَالَ " إِنَّ فِيهِمْ لَغَيْرَةً شَدِيدَةً " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Nadr bildirdi; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; İshak b. Abdullah'tan, Enes'ten naklettiğine göre: Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Ensar kadınlarından evlenmiyor musun?" O da: "Şüphesiz onlarda şiddetli bir kıskançlık vardır" buyurdu.
3234. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ كَيْسَانَ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَطَبَ رَجُلٌ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ نَظَرْتَ إِلَيْهَا " . قَالَ لاَ . فَأَمَرَهُ أَنْ يَنْظُرَ إِلَيْهَا .
Bize Abdurrahman b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Mervan anlattı; dedi ki: Bize Yezid -ki bu İbn Keysan'dır- anlattı; Ebu Hazim'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Bir adam Ensar'dan bir kadına talip oldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ona baktın mı?" diye sordu. Adam: "Hayır" dedi. Bunun üzerine ona, kadına bakmasını emretti.
3235. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ خَطَبْتُ امْرَأَةً عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَنَظَرْتَ إِلَيْهَا " . قُلْتُ لاَ . قَالَ " فَانْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا " .
Bize Muhammed b. Abdulaziz b. Ebi Rizme haber verdi; dedi ki: Bize Hafs b. Giyas anlattı; dedi ki: Bize Asım anlattı; Bekr b. Abdullah el-Müzenî'den, Muğire b. Şu'be'den naklettiğine göre, o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bir kadına talip oldum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona baktın mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Buyurdu ki: "Ona bak! Çünkü bakman, aranızda sevginin (ve uyumun) devamını sağlamaya daha elverişlidir."
3236. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شَوَّالٍ وَأُدْخِلْتُ عَلَيْهِ فِي شَوَّالٍ وَكَانَتْ عَائِشَةُ تُحِبُّ أَنْ تُدْخِلَ نِسَاءَهَا فِي شَوَّالٍ فَأَىُّ نِسَائِهِ كَانَتْ أَحْظَى عِنْدَهُ مِنِّي
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Süfyan'dan, dedi ki: Bize İsmail b. Ümeyye anlattı; Abdullah b. Urve'den, Urve'den, Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle Şevval ayında evlendi ve (zifaf için) benim yanıma Şevval ayında girdi. Onun eşlerinden hangisi onun yanında benden daha fazla ilgi ve sevgiye (nasibe) mazhar olmuştur?" (Ravi dedi ki): Aişe, yakın kadınlarını Şevval ayında zifafa sokmayı severdi.
3237. Hadis
أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَامِرُ بْنُ شَرَاحِيلَ الشَّعْبِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ فَاطِمَةَ بِنْتَ قَيْسٍ، - وَكَانَتْ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ - قَالَتْ خَطَبَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ فِي نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم وَخَطَبَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَوْلاَهُ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ وَقَدْ كُنْتُ حُدِّثْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّنِي فَلْيُحِبَّ أُسَامَةَ " . فَلَمَّا كَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ أَمْرِي بِيَدِكَ فَأَنْكِحْنِي مَنْ شِئْتَ . فَقَالَ " انْطَلِقِي إِلَى أُمِّ شَرِيكٍ " . وَأُمُّ شَرِيكٍ امْرَأَةٌ غَنِيَّةٌ مِنَ الأَنْصَارِ عَظِيمَةُ النَّفَقَةِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ يَنْزِلُ عَلَيْهَا الضِّيفَانُ فَقُلْتُ سَأَفْعَلُ . قَالَ " لاَ تَفْعَلِي فَإِنَّ أُمَّ شَرِيكٍ كَثِيرَةُ الضِّيفَانِ فَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَسْقُطَ عَنْكِ خِمَارُكِ أَوْ يَنْكَشِفَ الثَّوْبُ عَنْ سَاقَيْكِ فَيَرَى الْقَوْمُ مِنْكِ بَعْضَ مَا تَكْرَهِينَ وَلَكِنِ انْتَقِلِي إِلَى ابْنِ عَمِّكِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ " . وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي فِهْرٍ فَانْتَقَلْتُ إِلَيْهِ . مُخْتَصَرٌ .
Bana Abdurrahman b. Muhammed b. Selam haber verdi; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdulvaris anlattı; dedi ki: Babamdan işittim, dedi ki: Bize Huseyn el-Muallim anlattı; dedi ki: Bana Abdullah b. Büreyde anlattı; dedi ki: Bana Amir b. Şerahil eş-Şa'bî anlattı; Fatıma bint Kays'tan -ki o ilk hicret eden kadınlardandı- işittiğine göre, şöyle demiştir: "Abdurrahman b. Avf, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir grupla bana talip oldu (beni istedi). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de azatlısı Üsame b. Zeyd adına beni istedi. Bana daha önce Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: 'Beni seven Üsame'yi de sevsin' buyurduğu anlatılmıştı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle (bu konuda) konuştuğunda dedim ki: 'Benim işim senin elindedir; beni dilediğinle evlendir.' Bunun üzerine: 'Ümmü Şerik'in yanına git (iddetini orada bekle)' buyurdu. Ümmü Şerik, Ensar'dan zengin ve Allah yolunda çokça harcama yapan, misafirlerin kendisine indiği (çok misafir ağırlayan) bir kadındı. 'Bunu yapacağım' dedim. (Sonra Resûlullah) buyurdu ki: 'Bunu yapma (gitme). Çünkü Ümmü Şerik misafiri çok olan bir kadındır. Ben, başörtünün düşmesinden veya elbiseni bacaklarından açılmasından ve insanların senin hoşlanmadığın bir yerini görmelerinden kerih görürüm (endişe ederim). Lakin sen amca oğlun Abdullah b. Amr b. Ümmü Mektum'un yanına taşın.' O, Beni Fihr'den bir adamdı. Ben de onun yanına taşındım." (Muhtasardır)
3238. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَخْطُبْ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ بَعْضٍ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Nafi'den, İbn Ömer'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse, bir başkasının evlilik teklifi (hıtbe) üzerine evlilik teklifinde bulunmasın."
3239. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ مُحَمَّدٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَنَاجَشُوا وَلاَ يَبِعْ حَاضِرٌ لِبَادٍ وَلاَ يَبِعِ الرَّجُلُ عَلَى بَيْعِ أَخِيهِ وَلاَ يَخْطُبْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ وَلاَ تَسْأَلِ الْمَرْأَةُ طَلاَقَ أُخْتِهَا لِتَكْتَفِئَ مَا فِي إِنَائِهَا " .
Bize Muhammed b. Mansur ve Said b. Abdurrahman haber verdiler; dediler ki: Bize Süfyan anlattı; Zührî'den, Said'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu -Muhammed (rivayetinde) "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den" dedi-: "Bir malın fiyatını kızıştırmayın (neceş yapmayın). Şehirli, köylü adına satış yapmasın. Kişi kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Kişi kardeşinin evlilik teklifi üzerine teklifte bulunmasın. Bir kadın, (din) kardeşinin çanağındakini (kendi kabına) boşaltmak için onun boşanmasını istemesin."
3240. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَخْطُبْ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ " .
Bize Harun b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Malik anlattı. (H) Ve Haris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum- İbn Kasım'dan naklettiğine göre, dedi ki: Bana Malik anlattı; Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, A'rec'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse, (din) kardeşinin evlilik teklifi (hıtbe) üzerine evlilik teklifinde bulunmasın."
3241. Hadis
أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَخْطُبْ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ حَتَّى يَنْكِحَ أَوْ يَتْرُكَ " .
Bana Yunus b. Abdila'lâ haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Yunus haber verdi; İbn Şihab'dan, dedi ki: Bana Said b. el-Müseyyeb haber verdi; Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse, (din) kardeşinin evlilik teklifi üzerine -o evleninceye veya (tekliften) vazgeçinceye kadar- evlilik teklifinde bulunmasın."
3242. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَخْطُبْ أَحَدُكُمْ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Gunder anlattı; Hişam'dan, Muhammed'den, Ebu Hureyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre, şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse, (din) kardeşinin evlilik teklifi (hıtbe) üzerine evlilik teklifinde bulunmasın."
3243. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ سَمِعْتُ نَافِعًا، يُحَدِّثُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَبِيعَ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ وَلاَ يَخْطُبُ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ الرَّجُلِ حَتَّى يَتْرُكَ الْخَاطِبُ قَبْلَهُ أَوْ يَأْذَنَ لَهُ الْخَاطِبُ .
Bana İbrahim b. Hasan haber verdi; dedi ki: Bize Haccac b. Muhammed anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Nafi'yi şöyle anlatırken işittim: Abdullah b. Ömer şöyle derdi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, birinizin diğerinin satışı üzerine satış yapmasını yasakladı. Ve kişi, kendisinden önceki talip (hıtbe eden) terk edinceye veya ona izin verinceye kadar, (o) kişinin evlilik teklifi üzerine teklifte bulunmasın."
3244. Hadis
أَخْبَرَنِي حَاجِبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَيَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَعَنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، أَنَّهُمَا سَأَلاَ فَاطِمَةَ بِنْتَ قَيْسٍ عَنْ أَمْرِهَا، فَقَالَتْ طَلَّقَنِي زَوْجِي ثَلاَثًا فَكَانَ يَرْزُقُنِي طَعَامًا فِيهِ شَىْءٌ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَئِنْ كَانَتْ لِي النَّفَقَةُ وَالسُّكْنَى لأَطْلُبَنَّهَا وَلاَ أَقْبَلُ هَذَا . فَقَالَ الْوَكِيلُ لَيْسَ لَكِ سُكْنَى وَلاَ نَفَقَةٌ . قَالَتْ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " لَيْسَ لَكِ سُكْنَى وَلاَ نَفَقَةٌ فَاعْتَدِّي عِنْدَ فُلاَنَةَ " . قَالَتْ وَكَانَ يَأْتِيهَا أَصْحَابُهُ ثُمَّ قَالَ " اعْتَدِّي عِنْدَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَإِنَّهُ أَعْمَى فَإِذَا حَلَلْتِ فَآذِنِينِي " . قَالَتْ فَلَمَّا حَلَلْتُ آذَنْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَمَنْ خَطَبَكِ " . فَقُلْتُ مُعَاوِيَةُ وَرَجُلٌ آخَرُ مِنْ قُرَيْشٍ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا مُعَاوِيَةُ فَإِنَّهُ غُلاَمٌ مِنْ غِلْمَانِ قُرَيْشٍ لاَ شَىْءَ لَهُ وَأَمَّا الآخَرُ فَإِنَّهُ صَاحِبُ شَرٍّ لاَ خَيْرَ فِيهِ وَلَكِنِ انْكِحِي أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ " . قَالَتْ فَكَرِهْتُهُ . فَقَالَ لَهَا ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَنَكَحَتْهُ .
Bana Hacib b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Haccac anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebi Zi'b anlattı; Zührî'den ve Yezid b. Abdullah b. Kuseyt'ten, Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan; ve (ayrıca) Haris b. Abdurrahman'dan, Muhammed b. Abdurrahman b. Sevban'dan naklettiklerine göre; bu ikisi (Ebu Seleme ve Muhammed), Fatıma bint Kays'a durumunu sordular. O şöyle dedi: "Kocam beni üç talakla boşadı. Bana yiyecek olarak içinde bir şeyler olan bir nafaka gönderdi. Ben: 'Vallahi, eğer benim nafaka ve kalacak yer hakkım varsa mutlaka onu isterim, bunu kabul etmem' dedim. Vekil: 'Senin kalacak yer ve nafaka hakkın yok' dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu ona anlattım. O da: 'Senin kalacak yer ve nafaka hakkın yok. Falan kadının yanında iddetini bekle' buyurdu. -Oraya ashabı gelip giderdi.- Sonra şöyle buyurdu: 'İbn Ümmü Mektum'un yanında iddetini bekle. Çünkü o âmâ (kör) bir adamdır. Helal olduğun (iddetin bittiği) zaman bana bildir.' (İddetim bitip) helal olduğumda ona bildirdim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Seni kim istedi?' diye sordu. Ben: 'Muaviye ve Kureyş'ten başka bir adam' dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 'Muaviye'ye gelince; o Kureyş'in gençlerinden, malı olmayan (fakir) bir delikanlıdır. Diğerine gelince; o şerli biridir (veya onda hayır yoktur). Lakin sen Üsame b. Zeyd ile evlen.' Ben onu istemedim (hoşlanmadım). Bunu ona üç defa söyledi. Sonunda onunla evlendim."
3245. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لِمُحَمَّدٍ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ قَيْسٍ، أَنَّ أَبَا عَمْرِو بْنَ حَفْصٍ، طَلَّقَهَا الْبَتَّةَ وَهُوَ غَائِبٌ فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا وَكِيلُهُ بِشَعِيرٍ فَسَخِطَتْهُ . فَقَالَ وَاللَّهِ مَا لَكِ عَلَيْنَا مِنْ شَىْءٍ . فَجَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " لَيْسَ لَكِ نَفَقَةٌ " . فَأَمَرَهَا أَنْ تَعْتَدَّ فِي بَيْتِ أُمِّ شَرِيكٍ ثُمَّ قَالَ " تِلْكَ امْرَأَةٌ يَغْشَاهَا أَصْحَابِي فَاعْتَدِّي عِنْدَ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ فَإِنَّهُ رَجُلٌ أَعْمَى تَضَعِينَ ثِيَابَكِ فَإِذَا حَلَلْتِ فَآذِنِينِي " . قَالَتْ فَلَمَّا حَلَلْتُ ذَكَرْتُ لَهُ أَنَّ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ وَأَبَا جَهْمٍ خَطَبَانِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا أَبُو جَهْمٍ فَلاَ يَضَعُ عَصَاهُ عَنْ عَاتِقِهِ وَأَمَّا مُعَاوِيَةُ فَصُعْلُوكٌ لاَ مَالَ لَهُ وَلَكِنِ انْكِحِي أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ " . فَكَرِهْتُهُ ثُمَّ قَالَ " انْكِحِي أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ " . فَنَكَحْتُهُ فَجَعَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِ خَيْرًا وَاغْتَبَطْتُ بِهِ .
Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum ve lafız Muhammed'e aittir- haber verdiler; İbn Kasım'dan, Malik'ten, Abdullah b. Yezid'den, Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan, Fatıma bint Kays'tan naklettiklerine göre: Ebu Amr b. Hafs onu, kendisi gurbette iken kesin (el-Bette) olarak boşadı. Vekili ona (nafaka olarak) biraz arpa gönderdi. (Fatıma) buna öfkelendi. (Vekil): "Vallahi senin bizim üzerimizde hiçbir hakkın yok" dedi. Bunun üzerine Fatıma Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip durumu anlattı. (Resûlullah): "Senin nafaka hakkın yok" buyurdu. Ve iddetini Ümmü Şerik'in evinde beklemesini emretti. Sonra şöyle buyurdu: "O, ashabımın çokça uğradığı bir kadındır. Sen İbn Ümmü Mektum'un yanında bekle. Çünkü o âmâ bir adamdır; (yanında) elbiseni çıkarabilirsin. Helal olduğun zaman bana bildir." (Fatıma) dedi ki: Helal olduğumda ona, Muaviye b. Ebi Süfyan ve Ebu Cehm'in bana talip olduklarını söyledim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ebu Cehm'e gelince; o sopasını omzundan indirmez. Muaviye ise; malı olmayan fakir biridir. Lakin sen Üsame b. Zeyd ile evlen." Ben onu istemedim. Sonra yine: "Üsame b. Zeyd ile evlen" buyurdu. Ben de onunla evlendim. Allah Azze ve Celle onda (bu evlilikte) bir hayır yarattı ve ben onunla gıpta edildim (mutlu oldum).
3246. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ نَظَرْتَ إِلَيْهَا فَإِنَّ فِي أَعْيُنِ الأَنْصَارِ شَيْئًا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَجَدْتُ هَذَا الْحَدِيثَ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَ وَالصَّوَابُ أَبُو هُرَيْرَةَ .
Bize Muhammed b. Adem haber verdi; dedi ki: Bize Ali b. Haşim b. el-Berid anlattı; Yezid b. Keysan'dan, Ebu Hazim'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Ensar'dan bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek: "Ben bir kadınla evlendim (evlenmek üzere anlaştım)" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona baktın mı? Çünkü Ensar'ın gözlerinde bir şey (küçüklük veya çakırlık gibi bir kusur) vardır" buyurdu. Ebu Abdurrahman dedi ki: Ben bu hadisi başka bir yerde Yezid b. Keysan'dan, Cabir b. Abdullah'ın anlattığı şekilde buldum. Ancak doğru olan Ebu Hureyre'dir (onun rivayetidir).
3247. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، أَرَادَ أَنْ يَتَزَوَّجَ، امْرَأَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " انْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّ فِي أَعْيُنِ الأَنْصَارِ شَيْئًا " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Yezid b. Keysan'dan, Ebu Hazim'den, Ebu Hureyre'den naklettiğine göre: Bir adam bir kadınla evlenmek istedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ona bak! Çünkü Ensar'ın gözlerinde bir şey vardır" buyurdu.
3248. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ بِنْتُ عُمَرَ مِنْ خُنَيْسٍ - يَعْنِي ابْنَ حُذَافَةَ - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا فَتُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ فَلَقِيتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ فَقُلْتُ إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ . فَقَالَ سَأَنْظُرُ فِي ذَلِكَ . فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ فَلَقِيتُهُ فَقَالَ مَا أُرِيدُ أَنْ أَتَزَوَّجَ يَوْمِي هَذَا . قَالَ عُمَرُ فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ رضى الله عنه فَقُلْتُ إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ فَلَمْ يَرْجِعْ إِلَىَّ شَيْئًا فَكُنْتُ عَلَيْهِ أَوْجَدَ مِنِّي عَلَى عُثْمَانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ فَخَطَبَهَا إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَىَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَىَّ حَفْصَةَ فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ شَيْئًا . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي حِينَ عَرَضْتَ عَلَىَّ أَنْ أَرْجِعَ إِلَيْكَ شَيْئًا إِلاَّ أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُهَا وَلَمْ أَكُنْ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوْ تَرَكَهَا نَكَحْتُهَا .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrezzak bildirdi; dedi ki: Bize Ma'mer bildirdi; Zührî'den, Salim'den, İbn Ömer'den, Ömer'den naklettiğine göre, o şöyle demiştir: Hafsa bint Ömer, Huneyse -ki bu Huzafe'nin oğludur- dolayısıyla dul kalmıştı. O (Huneyse), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandı ve Bedir'e katılanlardandı; Medine'de vefat etmişti. Osman b. Affan ile karşılaştım ve ona Hafsa'yı teklif ettim; "İstersen seni Hafsa ile evlendireyim" dedim. O: "Bu işime (durumuma) bir bakayım" dedi. Birkaç gece bekledim. Sonra onunla karşılaştım; "Şu günlerde evlenmek istemiyorum" dedi. Ömer dedi ki: Sonra Ebu Bekir es-Sıddık radıyallahu anh ile karşılaştım ve: "İstersen seni Hafsa ile evlendireyim" dedim. Bana hiçbir cevap vermedi. Bu yüzden ona, Osman'a radıyallahu anh kızdığımdan daha çok gücendim. Birkaç gece (daha) bekledim. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu benden istedi; ben de onu kendisine nikahladım. Sonra Ebu Bekir benimle karşılaştı ve şöyle dedi: "Hafsa'yı bana teklif ettiğinde sana hiçbir cevap vermediğim için muhtemelen bana gücenmişsindir?" Ben: "Evet" dedim. O şöyle dedi: "Sana cevap vermekten beni alıkoyan tek şey, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in onu andığını işitmiş olmamdı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sırrını ifşa edecek değildim. Eğer o, onu terk etseydi elbette onunla evlenirdim."
3249. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْعَطَّارُ أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ، قَالَ سَمِعْتُ ثَابِتًا الْبُنَانِيَّ، يَقُولُ كُنْتُ عِنْدَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَعِنْدَهُ ابْنَةٌ لَهُ فَقَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَرَضَتْ عَلَيْهِ نَفْسَهَا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَكَ فِيَّ حَاجَةٌ
Bize Muhammed b. Müsenna haber verdi; dedi ki: Bana Merhum b. Abdulaziz el-Attar Ebu Abdussamed anlattı; dedi ki: Sabit el-Bünânî'yi şöyle derken işittim: Enes b. Malik'in yanındaydım, yanında kızı da vardı. (Enes) dedi ki: Bir kadın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve kendisine (onunla evlenmesini) teklif etti ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana bir ihtiyacın var mı (benimle evlenmek ister misin)?" dedi.
3250. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْحُومٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ امْرَأَةً، عَرَضَتْ نَفْسَهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَضَحِكَتِ ابْنَةُ أَنَسٍ فَقَالَتْ مَا كَانَ أَقَلَّ حَيَاءَهَا . فَقَالَ أَنَسٌ هِيَ خَيْرٌ مِنْكِ عَرَضَتْ نَفْسَهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bize Merhum anlattı; dedi ki: Bize Sabit anlattı; Enes'ten naklettiğine göre: Bir kadın kendini Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e teklif etti. Bunun üzerine Enes'in kızı gülerek: "Hayası ne kadar da azmış!" dedi. Enes dedi ki: "O senden daha hayırlıdır; kendini Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e arz etti."
3251. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا انْقَضَتْ عِدَّةُ زَيْنَبَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِزَيْدٍ " اذْكُرْهَا عَلَىَّ " . قَالَ زَيْدٌ فَانْطَلَقْتُ فَقُلْتُ يَا زَيْنَبُ أَبْشِرِي أَرْسَلَنِي إِلَيْكِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُكِ . فَقَالَتْ مَا أَنَا بِصَانِعَةٍ شَيْئًا حَتَّى أَسْتَأْمِرَ رَبِّي فَقَامَتْ إِلَى مَسْجِدِهَا وَنَزَلَ الْقُرْآنُ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ بِغَيْرِ أَمْرٍ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah bildirdi; dedi ki: Bize Süleyman b. el-Muğire anlattı; Sabit'ten, Enes'ten naklettiğine göre, şöyle demiştir: Zeyneb'in iddeti bitince, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Zeyd'e: "Onu bana iste" buyurdu. Zeyd dedi ki: Gidip dedim ki: "Ey Zeyneb! Müjdeler olsun! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem seni istemem için beni sana gönderdi." Zeyneb: "Rabbime danışmadan hiçbir şey yapmam" dedi ve namaz kıldığı yere kalktı. Derken Kur'an indi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (onun yanına) izinsiz olarak girdi.
3252. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ يَحْيَى الصُّوفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ طَهْمَانَ أَبُو بَكْرٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَتْ زَيْنَبُ بِنْتُ جَحْشٍ تَفْخَرُ عَلَى نِسَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَنْكَحَنِي مِنَ السَّمَاءِ . وَفِيهَا نَزَلَتْ آيَةُ الْحِجَابِ .
Bana Ahmed b. Yahya es-Sufî haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Nuaym anlattı; dedi ki: Bize İsa b. Tahman Ebu Bekir anlattı; Enes b. Malik'i şöyle derken işittim: Zeyneb bint Cahş, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in diğer eşlerine karşı övünür ve: "Allah Azze ve Celle beni (Peygamber ile) gökten nikahladı" derdi. Hicab ayeti de onun hakkında inmiştir.
3253. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الْمَوَالِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ " إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَعِينُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي - أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي - أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ - قَالَ - وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebi'l-Meval anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den, Cabir b. Abdullah'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, Kur'an'dan bir sure öğretir gibi bütün işlerde istihare etmeyi öğretir ve şöyle buyururdu: "Sizden biri bir işe niyetlendiği zaman, farzın dışında iki rekat namaz kılsın ve sonra şöyle desin: 'Allah'ım! İlmine başvurarak senden hayırlısını istiyorum, kudretine dayanarak senden güç istiyorum ve senin yüce lütfundan talep ediyorum. Çünkü sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem; sen bilirsin, ben bilemem. Sen gaybları en iyi bilensin. Allah'ım! Eğer bu işin benim dinim, yaşantım ve işimin sonucu için -veya şöyle dedi: dünya ve ahiretim için- hayırlı olduğunu biliyorsan, onu bana takdir et ve kolaylaştır. Sonra onu benim için bereketli kıl. Eğer bu işin benim dinim, yaşantım ve işimin sonucu için -veya şöyle dedi: dünya ve ahiretim için- şerli olduğunu biliyorsan, onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana takdir et, sonra beni ondan razı kıl.'" (Ravi) dedi ki: "Ve ihtiyacını ismen zikreder."
3254. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، حَدَّثَنِي ابْنُ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، لَمَّا انْقَضَتْ عِدَّتُهَا بَعَثَ إِلَيْهَا أَبُو بَكْرٍ يَخْطُبُهَا عَلَيْهِ فَلَمْ تَزَوَّجْهُ فَبَعَثَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ يَخْطُبُهَا عَلَيْهِ فَقَالَتْ أَخْبِرْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِّي امْرَأَةٌ غَيْرَى وَأَنِّي امْرَأَةٌ مُصْبِيَةٌ وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَوْلِيَائِي شَاهِدٌ . فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " ارْجِعْ إِلَيْهَا فَقُلْ لَهَا أَمَّا قَوْلُكِ إِنِّي امْرَأَةٌ غَيْرَى فَسَأَدْعُو اللَّهَ لَكِ فَيُذْهِبُ غَيْرَتَكِ وَأَمَّا قَوْلُكِ إِنِّي امْرَأَةٌ مُصْبِيَةٌ فَسَتُكْفَيْنَ صِبْيَانَكِ وَأَمَّا قَوْلُكِ أَنْ لَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَوْلِيَائِي شَاهِدٌ فَلَيْسَ أَحَدٌ مِنْ أَوْلِيَائِكِ شَاهِدٌ وَلاَ غَائِبٌ يَكْرَهُ ذَلِكَ " . فَقَالَتْ لاِبْنِهَا يَا عُمَرُ قُمْ فَزَوِّجْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَزَوَّجَهُ . مُخْتَصَرٌ .
Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Yezid anlattı; Hammad b. Seleme'den, Sabit el-Bünânî'den, (dedi ki): Bana İbn Ömer b. Ebi Seleme anlattı; babasından, Ümmü Seleme'den naklettiğine göre: İddeti bitince Ebu Bekir ona haber gönderip talip oldu, fakat o (Ümmü Seleme) onunla evlenmedi. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisi adına onu istemesi için Ömer b. el-Hattab'ı ona gönderdi. Ümmü Seleme dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e haber ver ki; ben kıskanç bir kadınım. Ayrıca ben çocukları olan bir kadınım. Üstelik velilerimden hiç kimse de (burada) hazır değil." (Ömer) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip bunları ona anlattı. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Ona dön ve söyle: 'Ben kıskanç bir kadınım' sözüne gelince; Allah'a dua ederim, sendeki kıskançlığı giderir. 'Ben çocuklu bir kadınım' sözüne gelince; çocuklarına bakılacaktır. 'Velilerimden kimse hazır değil' sözüne gelince; velilerinden hazır olan veya olmayan hiç kimse bunu kerih görmez (buna karşı çıkmaz)." Bunun üzerine (Ümmü Seleme) oğluna: "Ey Ömer! Kalk ve beni Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile evlendir" dedi. O da onu evlendirdi. (Muhtasardır)
3255. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَهَا وَهِيَ بِنْتُ سِتٍّ وَبَنَى بِهَا وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Muaviye bildirdi; dedi ki: Bize Hişam b. Urve anlattı; babasından, Aişe'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisi altı yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken de (zifaf için) yanına girdi.
3256. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ النَّضْرِ بْنِ مُسَاوِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِسَبْعِ سِنِينَ وَدَخَلَ عَلَىَّ لِتِسْعِ سِنِينَ .
Bize Muhammed b. Nadr b. Müsâvir haber verdi; dedi ki: Bize Cafer b. Süleyman anlattı; Hişam b. Urve'den, babasından, Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle yedi yaşında iken evlendi, dokuz yaşında iken de (zifaf için) yanıma girdi."
3257. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِتِسْعِ سِنِينَ وَصَحِبْتُهُ تِسْعًا .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Abser anlattı; Mutarrif'ten, Ebu İshak'tan, Ebu Ubeyde'den naklettiğine göre; Aişe şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle dokuz yaşında iken evlendi (zifafa girdi) ve ben onunla dokuz yıl arkadaşlık ettim (evli kaldım)."
3258. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، وَأَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، تَزَوَّجَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ بِنْتُ تِسْعٍ وَمَاتَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانِيَ عَشْرَةَ .
Bize Muhammed b. el-Ala ve Ahmed b. Harb haber verdiler; dediler ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; A'meş'ten, İbrahim'den, Esved'den, Aişe'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, o dokuz yaşında iken onunla evlendi (zifafa girdi). O on sekiz yaşında iken de (Resûlullah) vefat etti.
3259. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يُحَدِّثُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، رضى الله عنه حَدَّثَنَا قَالَ يَعْنِي تَأَيَّمَتْ حَفْصَةُ بِنْتُ عُمَرَ مِنْ خُنَيْسِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتُوُفِّيَ بِالْمَدِينَةِ - قَالَ عُمَرُ فَأَتَيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ قَالَ قُلْتُ إِنْ شِئْتَ أَنْكَحْتُكَ حَفْصَةَ . قَالَ سَأَنْظُرُ فِي أَمْرِي فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ ثُمَّ لَقِيَنِي فَقَالَ قَدْ بَدَا لِي أَنْ لاَ أَتَزَوَّجَ يَوْمِي هَذَا . قَالَ عُمَرُ فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ رضى الله عنه فَقُلْتُ إِنْ شِئْتَ زَوَّجْتُكَ حَفْصَةَ بِنْتَ عُمَرَ . فَصَمَتَ أَبُو بَكْرٍ فَلَمْ يَرْجِعْ إِلَىَّ شَيْئًا فَكُنْتُ عَلَيْهِ أَوْجَدَ مِنِّي عَلَى عُثْمَانَ فَلَبِثْتُ لَيَالِيَ ثُمَّ خَطَبَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْكَحْتُهَا إِيَّاهُ فَلَقِيَنِي أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ لَعَلَّكَ وَجَدْتَ عَلَىَّ حِينَ عَرَضْتَ عَلَىَّ حَفْصَةَ فَلَمْ أَرْجِعْ إِلَيْكَ شَيْئًا . قَالَ عُمَرُ قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أَرْجِعَ إِلَيْكَ شَيْئًا فِيمَا عَرَضْتَ عَلَىَّ إِلاَّ أَنِّي قَدْ كُنْتُ عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ ذَكَرَهَا وَلَمْ أَكُنْ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوْ تَرَكَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبِلْتُهَا .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübarek haber verdi; dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd anlattı; dedi ki: Babam anlattı; Salih'ten, İbn Şihab'dan, dedi ki: Bana Salim b. Abdullah haber verdi; Abdullah b. Ömer'den işittiğine göre, Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh bize şöyle anlattı -yani Hafsa bint Ömer, Huneyse b. Huzafe es-Sehmî'den dul kalmıştı...-: O (Huneyse), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandı ve Medine'de vefat etmişti. Ömer dedi ki: Osman b. Affan'a radıyallahu anh geldim ve ona Hafsa bint Ömer'i teklif ettim. Dedim ki: "İstersen seni Hafsa ile evlendireyim." O: "Durumuma bir bakayım" dedi. Birkaç gece bekledim. Sonra benimle karşılaştı ve: "Şu günlerde evlenmemeye karar verdim" dedi. Ömer dedi ki: Sonra Ebu Bekir es-Sıddık radıyallahu anh ile karşılaştım ve: "İstersen seni Hafsa bint Ömer ile evlendireyim" dedim. Ebu Bekir sustu ve bana hiçbir cevap vermedi. Bu yüzden ona, Osman'a kızdığımdan daha çok gücendim. Birkaç gece (daha) bekledim. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu istedi; ben de onu kendisine nikahladım. Sonra Ebu Bekir benimle karşılaştı ve şöyle dedi: "Hafsa'yı bana teklif ettiğinde sana hiçbir cevap vermediğim için muhtemelen bana gücenmişsindir?" Ömer dedi ki: "Evet" dedim. O şöyle dedi: "Sana teklif ettiğin konuda cevap vermekten beni alıkoyan tek şey, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in onu andığını bilmiş olmamdı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sırrını ifşa edecek değildim. Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu terk etseydi (vazgeçseydi) onu kabul ederdim."
3260. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْبِكْرُ تُسْتَأْذَنُ فِي نَفْسِهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Mâlik, Abdullah b. el-Fadl'dan, o da Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendisi üzerinde velisinden daha fazla hak sahibidir. Bakire kızın ise kendisi hakkında izni istenir. Onun izni, susmasıdır."
3261. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، قَالَ سَمِعْتُهُ مِنْهُ، بَعْدَ مَوْتِ نَافِعٍ بِسَنَةٍ وَلَهُ يَوْمَئِذٍ حَلْقَةٌ قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْفَضْلِ عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الأَيِّمُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا مِنْ وَلِيِّهَا وَالْيَتِيمَةُ تُسْتَأْمَرُ وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا " .
Bize Mahmûd b. Gaylân haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Mâlik b. Enes'ten naklen anlattı. (Şu'be) dedi ki: "Ben bu hadisi ondan, Nâfi'in ölümünden bir sene sonra işittim. O günlerde onun (ders) halkası vardı." O da Abdullah b. el-Fadl'dan, o da Nâfi' b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendisi üzerinde velisinden daha fazla hak sahibidir. Yetim kızın ise görüşü sorulur. Onun izni, susmasıdır."
3262. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الرِّبَاطِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الأَيِّمُ أَوْلَى بِأَمْرِهَا وَالْيَتِيمَةُ تُسْتَأْمَرُ فِي نَفْسِهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا " .
Bize Ahmed b. Saîd er-Ribâtî haber verdi; dedi ki: Bize Ya'kûb anlattı; dedi ki: Bana babam, İbn İshâk'tan, o da Sâlih b. Keysân'dan, o da Abdullah b. el-Fadl b. Abbâs b. Rabîa'dan, o da Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendi işinde (karar vermede) daha fazla hak sahibidir. Yetim kızın ise kendisi hakkında görüşü sorulur. Onun izni, susmasıdır."
3263. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ لِلْوَلِيِّ مَعَ الثَّيِّبِ أَمْرٌ وَالْيَتِيمَةُ تُسْتَأْمَرُ فَصَمْتُهَا إِقْرَارُهَا " .
Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Sâlih b. Keysân'dan, o da Nâfi' b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi. (İbn Abbâs bunu) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletmiştir. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Dul kadın üzerinde velinin (tek başına) bir emri (yetkisi) yoktur. Yetim kızın ise görüşü sorulur; onun susması, ikrarı (onayı) demektir."
3264. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الثَّيِّبُ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا وَالْبِكْرُ يَسْتَأْمِرُهَا أَبُوهَا وَإِذْنُهَا صُمَاتُهَا " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Ziyâd b. Sa'd'dan, o da Abdullah b. el-Fadl'dan, o da Nâfi' b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, kendisi üzerinde daha fazla hak sahibidir. Bakire kızın ise babası görüşünü sorar. Onun izni, susmasıdır."
3265. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الثَّيِّبُ حَتَّى تُسْتَأْذَنَ وَلاَ تُنْكَحُ الْبِكْرُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ إِذْنُهَا قَالَ " إِذْنُهَا أَنْ تَسْكُتَ " .
Bize Yahyâ b. Dürüst haber verdi; dedi ki: Bize Ebû İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı ki; Ebû Seleme ona Ebû Hüreyre'den naklen şöyle anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dul kadın, izni alınmadan nikâhlanamaz. Bakire kız da görüşü sorulmadan nikâhlanamaz." (Oradakiler): "Ey Allah'ın Resûlü, onun izni nasıldır?" dediler. "Onun izni, susmasıdır" buyurdu.
3266. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ ذَكْوَانَ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اسْتَأْمِرُوا النِّسَاءَ فِي أَبْضَاعِهِنَّ " . قِيلَ فَإِنَّ الْبِكْرَ تَسْتَحِي وَتَسْكُتُ . قَالَ " هُوَ إِذْنُهَا " .
Bize İshâk b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. (O da) İbn Cüreyc'den (naklen) dedi ki: İbn Ebî Müleyke'yi, Zekvân Ebû Amr'dan, o da Âişe'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlatırken işittim. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kendileri(nin nikâhı) hakkında kadınların görüşlerini sorun." Denildi ki: "Fakat bakire kız utanır ve susar." (Resûlullah): "Onun (bu) susması, iznidir" buyurdu.
3267. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الأَيِّمُ حَتَّى تُسْتَأْمَرَ وَلاَ تُنْكَحُ الْبِكْرُ حَتَّى تُسْتَأْذَنَ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ إِذْنُهَا قَالَ " أَنْ تَسْكُتَ " .
Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid —ki o İbnü'l-Hâris'tir— anlattı; dedi ki: Bize Hişâm, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den naklen anlattı; dedi ki: Bize Ebû Seleme b. Abdirrahmân anlattı; dedi ki: Bana Ebû Hüreyre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) anlattı ki, (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Dul kadın, görüşü sorulmadan nikâhlanamaz. Bakire kız da izni alınmadan nikâhlanamaz." (Oradakiler): "Ey Allah'ın Resûlü, onun izni nasıldır?" dediler. "Susmasıdır" buyurdu.
3268. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَمُجَمِّعِ، ابْنَىْ يَزِيدَ بْنِ جَارِيَةَ الأَنْصَارِيِّ عَنْ خَنْسَاءَ بِنْتِ خِذَامٍ، أَنَّ أَبَاهَا، زَوَّجَهَا وَهِيَ ثَيِّبٌ فَكَرِهَتْ ذَلِكَ فَأَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَدَّ نِكَاحَهُ .
Bize Hârûn b. Abdillâh haber verdi; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, Abdurrahmân b. el-Kâsım'dan (naklen) anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Seleme haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahmân b. el-Kâsım, Mâlik'ten naklen anlattı. (Mâlik) dedi ki: Bana Abdurrahmân b. el-Kâsım, babasından, o da Yezîd b. Câriye el-Ensârî'nin iki oğlu Abdurrahmân ve Mücemmi'den, onlar da Hansâ bint Hizâm'dan naklen anlattı ki: Babası, dul olduğu halde onu (birisiyle) evlendirmişti. Fakat (Hansâ) bunu istemedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de) babasının kıydığı nikâhı reddetti (bozdu).
3269. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ غُرَابٍ، قَالَ حَدَّثَنَا كَهْمَسُ بْنُ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَتَاةً، دَخَلَتْ عَلَيْهَا فَقَالَتْ إِنَّ أَبِي زَوَّجَنِي ابْنَ أَخِيهِ لِيَرْفَعَ بِي خَسِيسَتَهُ وَأَنَا كَارِهَةٌ . قَالَتِ اجْلِسِي حَتَّى يَأْتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَتْهُ فَأَرْسَلَ إِلَى أَبِيهَا فَدَعَاهُ فَجَعَلَ الأَمْرَ إِلَيْهَا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ أَجَزْتُ مَا صَنَعَ أَبِي وَلَكِنْ أَرَدْتُ أَنْ أَعْلَمَ أَلِلنِّسَاءِ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ
Bize Ziyâd b. Eyyûb haber verdi; dedi ki: Bize Alî b. Gurâb anlattı; dedi ki: Bize Kehmes b. el-Hasan, Abdullah b. Büreyde'den, o da Âişe'den naklen anlattı ki: Genç bir kız onun (Âişe'nin) yanına girdi ve şöyle dedi: "Babam, benim sayemde kendi düşüklüğünü yükseltmek için beni kardeşinin oğluyla evlendirdi. Oysa ben (bu evliliği) istemiyorum." (Âişe): "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gelinceye kadar otur (bekle)" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi; (kız) durumu ona haber verdi. (Peygamber) hemen kızın babasına haber gönderip onu çağırttı ve yetkiyi kıza verdi. Bunun üzerine kız şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Babamın yaptığını (aslında) geçerli saydım (onayladım). Fakat ben, (bu konuda) kadınların bir hakkı (yetkisi) olup olmadığını bilmek istedim."
3270. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تُسْتَأْمَرُ الْيَتِيمَةُ فِي نَفْسِهَا فَإِنْ سَكَتَتْ فَهُوَ إِذْنُهَا وَإِنْ أَبَتْ فَلاَ جَوَازَ عَلَيْهَا " .
Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Amr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Seleme, Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yetim kızın kendisi hakkında görüşü sorulur. Eğer susarsa, bu onun iznidir. Eğer reddederse, onun aleyhine (nikâh) geçerli değildir."
3271. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَوَاءٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، وَيَعْلَى بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَيْمُونَةَ بِنْتَ الْحَارِثِ وَهُوَ مُحْرِمٌ وَفِي حَدِيثِ يَعْلَى بِسَرِفَ .
Bize Amr b. Alî, Muhammed b. Sevâ'dan haber verdi. (Muhammed) dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den; (ayrıca) Ya'lâ b. Hakîm de İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Meymûne bint Hâris ile ihramlı iken evlendi." Ya'lâ'nın hadisinde: "(Mekke yakınındaki) Serif mevkiinde" (ifadesi yer almıştır).
3272. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Amr'dan, o da Ebu'ş-Sha'sâ'dan naklen anlattı ki: İbn Abbâs ona şunu haber vermiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Meymûne ile ihramlı iken evlendi.
3273. Hadis
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَجَّاجِ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَكَحَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ جَعَلَتْ أَمْرَهَا إِلَى الْعَبَّاسِ فَأَنْكَحَهَا إِيَّاهُ .
Bize Osmân b. Abdillâh haber verdi; dedi ki: Bana İbrâhîm b. el-Haccâc anlattı; dedi ki: Bize Vüheyb, İbn Cüreyc'den, o da Atâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Meymûne ile ihramlı iken nikâhlandı. (Meymûne), (evlilik) işini (yetkisini) Abbâs'a vermişti. Abbâs da onu (Peygamber ile) evlendirdi.
3274. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ مُوسَى - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَ مَيْمُونَةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ .
Bize Ahmed b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullâh —ki o İbn Mûsâ'dır— İbn Cüreyc'den, o da Atâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Meymûne ile ihramlı iken evlendi.
3275. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ نُبَيْهِ بْنِ وَهْبٍ، أَنَّ أَبَانَ بْنَ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، رضى الله عنه يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَنْكِحُ الْمُحْرِمُ وَلاَ يُنْكِحُ وَلاَ يَخْطُبُ " .
Bize Hârûn b. Abdillâh haber verdi; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik anlattı. (H) Yine bize Hâris b. Miskîn haber verdi —ki (bu hadis) ona okunuyor, ben de dinliyordum—; (o da) İbnü'l-Kâsım'dan (naklen) dedi ki: Bana Mâlik, Nâfi'den, o da Nübeyh b. Vehb'den naklen anlattı ki; Ebân b. Osmân şöyle dedi: Osmân b. Affân radıyallahu anh'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İhramlı kişi evlenemez, evlendirilemez ve (dünür gidip) kız isteyemez."
3276. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ مَطَرٍ، وَيَعْلَى بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ نُبَيْهِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ، أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، رضى الله عنه حَدَّثَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ يَنْكِحُ الْمُحْرِمُ وَلاَ يُنْكِحُ وَلاَ يَخْطُبُ " .
Bize Ebu'l-Eş'as haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd —ki o İbn Zürey'dir— anlattı; dedi ki: Bize Saîd, Matar'dan; (ayrıca) Ya'lâ b. Hakîm de Nübeyh b. Vehb'den, o da Ebân b. Osmân'dan naklen anlattı ki; Osmân b. Affân radıyallahu anh, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu nakletti: "İhramlı kişi evlenemez, evlendirilemez ve (dünür gidip) kız isteyemez."
3277. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ عَلَّمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التَّشَهُّدَ فِي الصَّلاَةِ وَالتَّشَهُّدَ فِي الْحَاجَةِ قَالَ التَّشَهُّدُ فِي الْحَاجَةِ " أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ نَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلِ اللَّهُ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " . وَيَقْرَأُ ثَلاَثَ آيَاتٍ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Abser, A'meş'ten, o da Ebû İshâk'tan, o da Ebu'l-Ahvas'tan, o da Abdullah (b. Mes'ûd)'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namazdaki teşehhüdü ve hacet (ihtiyaç) anındaki teşehhüdü (duayı) öğretti. Buyurdu ki: "Hacet teşehhüdü (şöyledir): Hamd Allah'a mahsustur. O'ndan yardım dileriz ve O'ndan bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve Resûlüdür." (Ravi Abdullah) dedi ki: "Ve (bundan sonra) üç ayet okur."
3278. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، كَلَّمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي شَىْءٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلِ اللَّهُ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَمَّا بَعْدُ " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide, Dâvûd'dan, o da Amr b. Saîd'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir konuda konuştu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki hamd Allah'a mahsustur. O'na hamd eder ve O'ndan yardım dileriz. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve Resûlüdür. Bundan sonra..."
3279. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ تَشَهَّدَ رَجُلاَنِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا مَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ رَشَدَ وَمَنْ يَعْصِهِمَا فَقَدْ غَوَى . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بِئْسَ الْخَطِيبُ أَنْتَ " .
Bize İshâk b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahmân anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Abdülazîz'den, o da Temîm b. Tarafe'den, o da Adiy b. Hâtim'den naklen anlattı. (Adiy) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda iki adam konuşma yaptı. Onlardan biri şöyle dedi: "Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Kim de o ikisine isyan ederse sapıtmıştır." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sen ne kötü bir hatipsin!" buyurdu.
3280. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حَازِمٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، يَقُولُ إِنِّي لَفِي الْقَوْمِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَتِ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لَكَ فَرَأْ فِيهَا رَأْيَكَ . فَسَكَتَ فَلَمْ يُجِبْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ ثُمَّ قَامَتْ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا قَدْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لَكَ فَرَأْ فِيهَا رَأْيَكَ . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ زَوِّجْنِيهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " هَلْ مَعَكَ شَىْءٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " اذْهَبْ فَاطْلُبْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ " . فَذَهَبَ فَطَلَبَ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ لَمْ أَجِدْ شَيْئًا وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ . قَالَ " هَلْ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ شَىْءٌ " . قَالَ نَعَمْ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا . قَالَ " قَدْ أَنْكَحْتُكَهَا عَلَى مَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ " .
Bize Muhammed b. Mansûr, Süfyân'dan haber verdi. (Süfyân) dedi ki: Ebû Hâzim'i, Sehl b. Sa'd'dan şöyle naklederken işittim: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaki topluluğun içindeydim. Bir kadın kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu kadın kendisini sana hibe etti (bağışladı); onun hakkında görüşünü bildir (istediğini yap)" dedi. (Resûlullah) sustu ve ona hiçbir cevap vermedi. Sonra kadın (tekrar) kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu kadın kendisini sana hibe etti; onun hakkında görüşünü bildir" dedi. Bunun üzerine bir adam kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü, onu benimle evlendir" dedi. (Peygamber): "Yanında (mehir olarak verecek) bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır" dedi. (Peygamber): "Git, demirden bir yüzük olsun ara (bul)" buyurdu. Adam gitti, aradı, sonra geldi ve: "Hiçbir şey bulamadım, demirden bir yüzük bile" dedi. (Peygamber): "Ezberinde Kur'an'dan bir şey var mı?" diye sordu. Adam: "Evet, falan sure ve falan sure var" dedi. (Bunun üzerine Peygamber): "Ezberindeki Kur'an karşılığında seni onunla evlendirdim" buyurdu.
3281. Hadis
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَحَقَّ الشُّرُوطِ أَنْ يُوَفَّى بِهِ مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ الْفُرُوجَ " .
Bize Îsâ b. Hammâd haber verdi; dedi ki: Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şartlar arasında yerine getirilmeye en layık olanı, kendisiyle fercleri (kadınları) helal kıldığınız (nikâh) şartlarıdır."
3282. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ تَمِيمٍ، قَالَ سَمِعْتُ حَجَّاجًا، يَقُولُ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ أَبَا الْخَيْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ أَحَقَّ الشُّرُوطِ أَنْ يُوَفَّى بِهِ مَا اسْتَحْلَلْتُمْ بِهِ الْفُرُوجَ " .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Temîm haber verdi. Dedi ki: Haccâc'ı şöyle derken işittim: İbn Cüreyc dedi ki: Bana Saîd b. Ebî Eyyûb, Yezîd b. Ebî Habîb'den haber verdi ki; Ebu'l-Hayr ona Ukbe b. Âmir'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen şöyle buyurduğunu anlatmış: "Şartlar arasında yerine getirilmeye en layık olanı, kendisiyle fercleri (kadınları) helal kıldığınız (nikâh) şartlarıdır."
3283. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةُ رِفَاعَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ رِفَاعَةَ طَلَّقَنِي فَأَبَتَّ طَلاَقِي وَإِنِّي تَزَوَّجْتُ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ وَمَا مَعَهُ إِلاَّ مِثْلُ هُدْبَةِ الثَّوْبِ . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ " .
Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: Rifâa'nın karısı (Temîme) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Rifâa beni boşadı ve boşamayı kesinleştirdi (üç talakla boşadı). Ondan sonra Abdurrahmân b. ez-Zebîr ile evlendim. Fakat onun yanındaki (organı), elbisenin saçağı gibidir (işe yaramaz)." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü ve: "Galiba sen (tekrar eski kocan) Rifâa'ya dönmek istiyorsun? Hayır; o senin balcağızından, sen de onun balcağızından tatmadıkça (bu olmaz)" buyurdu.
3284. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، - وَأُمُّهَا أُمُّ سَلَمَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ بِنْتَ أَبِي سُفْيَانَ أَخْبَرَتْهَا أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْكِحْ أُخْتِي بِنْتَ أَبِي سُفْيَانَ . قَالَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَتُحِبِّينَ ذَلِكِ " . فَقُلْتُ نَعَمْ لَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَبُّ مَنْ يُشَارِكُنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أُخْتَكِ لاَ تَحِلُّ لِي " . فَقُلْتُ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لَنَتَحَدَّثُ أَنَّكَ تُرِيدُ أَنْ تَنْكِحَ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ . فَقَالَ " بِنْتُ أُمِّ سَلَمَةَ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ " وَاللَّهِ لَوْلاَ أَنَّهَا رَبِيبَتِي فِي حَجْرِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا لاَبْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَا سَلَمَةَ ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ " .
Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'l-Yemân anlattı; dedi ki: Bize Şuayb haber verdi; dedi ki: Bana Zührî haber verdi; dedi ki: Bana Urve haber verdi ki; Ebû Seleme'nin kızı Zeyneb —ki annesi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Ümmü Seleme'dir— ona şunu haber vermiş: Ebû Süfyân'ın kızı Ümmü Habîbe ona şöyle anlatmış: (Ümmü Habîbe) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, kız kardeşim olan Ebû Süfyân'ın kızıyla evlen" dedim. (Ümmü Habîbe) dedi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu ister misin (seve seve kabul eder misin)?" buyurdu. "Evet" dedim. "Ben senin tek eşin değilim. Hayırda bana ortak olanların en sevimlisi kız kardeşimdir." Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Senin kız kardeşin bana helal değildir" buyurdu. Ben de: "Vallahi ey Allah'ın Resûlü! Biz senin, Ebû Seleme'nin kızı Dürre ile evlenmek istediğini konuşuyoruz" dedim. "Ümmü Seleme'nin kızı mı?" diye sordu. "Evet" dedim. Şöyle buyurdu: "Vallahi, o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile bana helal olmazdı. Çünkü o, benim süt kardeşimin kızıdır. Beni ve Ebû Seleme'yi Süveybe emzirmiştir. Bu yüzden bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyin."
3285. Hadis
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْكِحْ بِنْتَ أَبِي تَعْنِي أُخْتَهَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَتُحِبِّينَ ذَلِكِ " . قَالَتْ نَعَمْ لَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَبُّ مَنْ شَرِكَتْنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ ذَلِكَ لاَ يَحِلُّ " . قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ تَحَدَّثْنَا أَنَّكَ تَنْكِحُ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ . فَقَالَ " بِنْتُ أُمِّ سَلَمَةَ " . قَالَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ نَعَمْ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَوَاللَّهِ لَوْ أَنَّهَا لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي فِي حَجْرِي مَا حَلَّتْ إِنَّهَا لاَبْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَا سَلَمَةَ ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ " .
Bize Vehb b. Beyân haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan haber verdi ki; Urve b. ez-Zübeyr ona Zeyneb bint Ebî Seleme'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Ümmü Habîbe'den naklen şöyle anlattığını söylemiştir: (Ümmü Habîbe) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, babamın kızıyla —yani kız kardeşiyle— evlen." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu ister misin?" buyurdu. (Ümmü Habîbe): "Evet, ben senin tek eşin değilim. Hayırda bana ortak olanların en sevimlisi kız kardeşimdir" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu (bana) helal değildir" buyurdu. Ümmü Habîbe dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi biz senin, Ebû Seleme'nin kızı Dürre ile nikâhlanacağını konuşuyoruz." (Resûlullah): "Ümmü Seleme'nin kızı mı?" dedi. Ümmü Habîbe: "Evet" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Vallahi, o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile (bana) helal olmazdı. Çünkü o, benim süt kardeşimin kızıdır. Beni ve Ebû Seleme'yi Süveybe emzirmiştir. Bu yüzden bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyin."
3286. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّا قَدْ تَحَدَّثْنَا أَنَّكَ نَاكِحٌ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعَلَى أُمِّ سَلَمَةَ لَوْ أَنِّي لَمْ أَنْكِحْ أُمَّ سَلَمَةَ مَا حَلَّتْ لِي إِنَّ أَبَاهَا أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ " .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Irâk b. Mâlik'ten naklen anlattı ki; Zeyneb bint Ebî Seleme, Ümmü Habîbe'nin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şöyle dediğini haber vermiş: "Biz senin, Ebû Seleme'nin kızı Dürre ile nikâhlanacağını konuşuyoruz." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmü Seleme'nin üzerine mi (onunla evliyken mi)? Şayet ben Ümmü Seleme ile evlenmemiş olsaydım bile o bana helal olmazdı. Çünkü onun babası benim süt kardeşimdir."
3287. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ لَكَ فِي أُخْتِي قَالَ " فَأَصْنَعُ مَاذَا " . قَالَتْ تَزَوَّجُهَا . قَالَ " فَإِنَّ ذَلِكَ أَحَبُّ إِلَيْكِ " . قَالَتْ نَعَمْ لَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَبُّ مَنْ يَشْرَكُنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي . قَالَ " إِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِي " . قَالَتْ فَإِنَّهُ قَدْ بَلَغَنِي أَنَّكَ تَخْطُبُ دُرَّةَ بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ . قَالَ " بِنْتُ أَبِي سَلَمَةَ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " وَاللَّهِ لَوْ لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا لاَبْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ " .
Bize Hennâd b. es-Serî, Abde'den haber verdi. (Abde) Hişâm'dan, o babasından, o Zeyneb bint Ebî Seleme'den, o da Ümmü Habîbe'den naklen anlattı ki; (Ümmü Habîbe): "Ey Allah'ın Resûlü, kız kardeşime (istekli) misin?" dedi. (Resûlullah): "Ne yapayım?" dedi. (Ümmü Habîbe): "Onunla evlenirsin" dedi. (Resûlullah): "Bunu ister misin?" buyurdu. "Evet, ben senin tek eşin değilim. Hayırda bana ortak olanların en sevimlisi kız kardeşimdir" dedi. (Resûlullah): "O bana helal değildir" buyurdu. (Ümmü Habîbe) dedi ki: "Bana senin, Ümmü Seleme'nin kızı Dürre'ye talip olduğun haberi ulaştı." (Resûlullah): "(Süt kardeşim) Ebû Seleme'nin kızı mı?" dedi. "Evet" dedim. Şöyle buyurdu: "Vallahi o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile bana helal olmazdı. Çünkü o, benim süt kardeşimin kızıdır. Bu yüzden bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyin."
3288. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُجْمَعُ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَلاَ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا " .
Bana Hârûn b. Abdillâh haber verdi; dedi ki: Bize Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Mâlik, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rec'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kadın ile halası (aynı nikâh altında) birleştirilemez; bir kadın ile teyzesi de birleştirilemez."
3289. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ الْوَهَّابِ بْنِ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، عَنْ يُونُسَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي قَبِيصَةُ بْنُ ذُؤَيْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُجْمَعَ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَالْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا .
Bize Muhammed b. Ya'kûb b. Abdilvehhâb b. Yahyâ b. Abbâd b. Abdillâh b. ez-Zübeyr b. el-Avvâm haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Füleyh, Yûnus'tan (naklen) anlattı. İbn Şihâb dedi ki: Bana Kabîsa b. Züeyb haber verdi ki; o, Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kadın ile halasının ve bir kadın ile teyzesinin (aynı nikâh altında) birleştirilmesini yasakladı.
3290. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، أَنَّ جَعْفَرَ بْنَ رَبِيعَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا أَوْ خَالَتِهَا .
Bana İbrâhîm b. Ya'kûb haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebî Meryem anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Eyyûb anlattı ki; Ca'fer b. Rabîa ona, Irâk b. Mâlik ve Abdurrahmân el-A'rec'den, onlar da Ebû Hüreyre'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlatmış ki: O (Peygamber), kadının halası veya teyzesi üzerine nikâhlanmasını (onlarla bir arada tutulmasını) yasakladı.
3291. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَرْبَعِ نِسْوَةٍ يُجْمَعُ بَيْنَهُنَّ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَالْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Irâk b. Mâlik'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu dört kadının (bir arada) birleştirilmesini yasakladı: Kadın ile halası ve kadın ile teyzesi.
3292. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ عَلَى خَالَتِهَا " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Yûsuf anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; dedi ki: Bana Eyyûb b. Mûsâ, Bükeyr b. Abdillâh b. el-Eşecc'den, o da Süleymân b. Yesâr'dan, o da Abdülmelik b. Yesâr'dan, o da Ebû Hüreyre'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı ki, şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, halasının veya teyzesinin üzerine (onlarla bir arada tutulmak suretiyle) nikâhlanamaz."
3293. Hadis
أَخْبَرَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا أَوْ عَلَى خَالَتِهَا .
Bize Mücâhid b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uyeyne, Amr b. Dînâr'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kadının halası veya teyzesi üzerine nikâhlanmasını yasakladı.
3294. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ عَلَى خَالَتِهَا " .
Bize Yahyâ b. Dürüst haber verdi; dedi ki: Bize Ebû İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı ki; Ebû Seleme ona Ebû Hüreyre'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlatmış ki, şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, halasının veya teyzesinin üzerine nikâhlanamaz."
3295. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلاَ عَلَى خَالَتِهَا " .
Bize Ubeydullâh b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Hişâm anlattı; dedi ki: Bize Muhammed, Ebû Hüreyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Bir kadın, halasının veya teyzesinin üzerine nikâhlanamaz."