Süt Emzirme Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1444_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عِنْدَهَا وَإِنَّهَا سَمِعَتْ صَوْتَ رَجُلٍ يَسْتَأْذِنُ فِي بَيْتِ حَفْصَةَ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا رَجُلٌ يَسْتَأْذِنُ فِي بَيْتِكَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أُرَاهُ فُلاَنًا ‏"‏ ‏.‏ لِعَمِّ حَفْصَةَ مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ كَانَ فُلاَنٌ حَيًّا - لِعَمِّهَا مِنَ الرَّضَاعَةِ - دَخَلَ عَلَىَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَعَمْ إِنَّ الرَّضَاعَةَ تُحَرِّمُ مَا تُحَرِّمُ الْوِلاَدَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; o Abdullah b. Ebî Bekir’den, o Amre’den [naklen] anlattı ki; Âişe kendisine (Amre’ye) şunu haber vermiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun (Âişe’nin) yanındaydı. O sırada (Âişe), Hafsa’nın evinde (dairesinde) izin isteyen bir adamın sesini işitti. Âişe dedi ki: Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Şu adam senin evine (Hafsa’nın odasına) girmek için izin istiyor” dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben onu falan kişi olarak görüyorum (sanıyorum)” -Hafsa’nın süt amcası için- buyurdu. Bunun üzerine Âişe: “Ey Allah’ın Resulü! Eğer falan kişi hayatta olsaydı -kendi süt amcasını kastederek- benim yanıma girebilir miydi?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Evet; şüphesiz doğumun (nesebin) haram kıldığı şeyleri (kişileri), süt emme de haram kılar” buyurdu.

1444_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو مَعْمَرٍ، إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْهُذَلِيُّ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي، بَكْرٍ عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ الْوِلاَدَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Ebu Küreyb de anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı. (H) Bana Ebu Ma‘mer İsmail b. İbrahim el-Hüzelî de anlattı; bize Ali b. Haşim b. el-Berîd anlattı. (Ravilerin) hepsi Hişâm b. Urve’den, o Abdullah b. Ebî Bekir’den, o Amre’den, o da Âişe’den [naklen] rivayet ettiler; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Süt emme (radâa) sebebiyle haram olanlar, doğum (vilâde - nesep) sebebiyle de haram olur” buyurdu.

1444_3. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ ‏.‏

Bana onu (bu hadisi) İshak b. Mansur da anlattı; bize Abdurrezzâk haber verdi; bize İbn Cüreyc haber verdi; bana Abdullah b. Ebî Bekir bu isnatla haber verdi. [Ravi], Hişâm b. Urve’nin hadisinin bir benzerini [nakletti].

1445_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أَفْلَحَ - أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ - جَاءَ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْهَا وَهُوَ عَمُّهَا مِنَ الرَّضَاعَةِ بَعْدَ أَنْ أُنْزِلَ الْحِجَابُ قَالَتْ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرْتُهُ بِالَّذِي صَنَعْتُ فَأَمَرَنِي أَنْ آذَنَ لَهُ عَلَىَّ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; o İbn Şihâb’dan, o Urve b. Zübeyr’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı ki; Âişe ona şunu haber vermiştir: Ebu’l-Kuays’ın kardeşi Eflah, (yanına) girmek için izin istedi -ki o (Eflah), Âişe’nin süt amcasıydı-. (Bu olay), hicap (örtünme) ayeti indikten sonra [gerçekleşti]. (Âişe) dedi ki: Ben ona izin vermekten kaçındım (reddettim). Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gelince, yaptığım şeyi ona haber verdim. O da (yanıma girmesi için) ona izin vermemi bana emretti.

1445_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَتَانِي عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَفْلَحُ بْنُ أَبِي قُعَيْسٍ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمَعْنَى حَدِيثِ مَالِكٍ وَزَادَ قُلْتُ إِنَّمَا أَرْضَعَتْنِي الْمَرْأَةُ وَلَمْ يُرْضِعْنِي الرَّجُلُ قَالَ ‏ "‏ تَرِبَتْ يَدَاكِ أَوْ يَمِينُكِ‏"‏ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Süt amcam Eflah b. Ebî Kuays (yanıma) geldi. [Ravi], Mâlik’in hadisinin manasını zikretti ve şunu ekledi: (Âişe dedi ki): Ben: “Beni ancak kadın emzirdi; erkek emzirmedi” dedim. [Peygamber] buyurdu ki: “Ellerin toprakla dolsun (iyiliğin bol olsun)!”

1445_3. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّهُ، جَاءَ أَفْلَحُ أَخُو أَبِي الْقُعَيْسِ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْهَا بَعْدَ مَا نَزَلَ الْحِجَابُ - وَكَانَ أَبُو الْقُعَيْسِ أَبَا عَائِشَةَ مِنَ الرَّضَاعَةِ - قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ آذَنُ لأَفْلَحَ حَتَّى أَسْتَأْذِنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ أَبَا الْقُعَيْسِ لَيْسَ هُوَ أَرْضَعَنِي وَلَكِنْ أَرْضَعَتْنِي امْرَأَتُهُ - قَالَتْ عَائِشَةُ - فَلَمَّا دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَفْلَحَ أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ جَاءَنِي يَسْتَأْذِنُ عَلَىَّ فَكَرِهْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ حَتَّى أَسْتَأْذِنَكَ - قَالَتْ - فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ائْذَنِي لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ فَبِذَلِكَ كَانَتْ عَائِشَةُ تَقُولُ حَرِّمُوا مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا تُحَرِّمُونَ مِنَ النَّسَبِ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb anlattı; bana Yunus, İbn Şihâb’dan, o Urve’den [naklen] haber verdi ki; Âişe ona şunu haber vermiştir: Ebu’l-Kuays’ın kardeşi Eflah, hicap (örtünme) ayeti indikten sonra (yanına) girmek için izin istedi -ki Ebu’l-Kuays, Âişe’nin süt babasıydı-. Âişe dedi ki: Ben: “Allah’a yemin olsun ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den izin isteyinceye kadar Eflah’a izin vermeyeceğim. Çünkü Ebu’l-Kuays beni emzirmedi; beni ancak onun karısı emzirdi” dedim. -Âişe dedi ki:- Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (içeri) girince: “Ey Allah’ın Resulü! Ebu’l-Kuays’ın kardeşi Eflah, yanıma girmek için benden izin istedi. Ben de senden izin isteyinceye kadar ona izin vermeyi kerih gördüm (istemedim)” dedim. (Âişe) dedi ki: Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona izin ver” buyurdu. Urve dedi ki: İşte bundan dolayı Âişe: “Nesep sebebiyle haram kıldığınız şeyleri (kişileri), süt emme sebebiyle de haram kılın (sayın)” derdi.

1445_4. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ جَاءَ أَفْلَحُ أَخُو أَبِي الْقُعَيْسِ يَسْتَأْذِنُ عَلَيْهَا ‏.‏ بِنَحْوِ حَدِيثِهِمْ وَفِيهِ ‏ "‏ فَإِنَّهُ عَمُّكِ تَرِبَتْ يَمِينُكِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ أَبُو الْقُعَيْسِ زَوْجَ الْمَرْأَةِ الَّتِي أَرْضَعَتْ عَائِشَةَ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Abd b. Humeyd de anlattı; bize Abdurrezzâk haber verdi; bize Ma‘mer, Zührî’den bu isnatla haber verdi; Ebu’l-Kuays’ın kardeşi Eflah, (Âişe’nin) yanına girmek için izin istedi. [Ravi], onların hadisinin benzerini [zikretti]. Onda şu (ifade) vardır: “Şüphesiz o senin amcandır; elin toprakla dolsun!” (Ravi dedi ki): Ebu’l-Kuays, Âişe’yi emziren kadının kocası idi.

1445_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَ عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ يَسْتَأْذِنُ عَلَىَّ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ حَتَّى أَسْتَأْمِرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ إِنَّ عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ اسْتَأْذَنَ عَلَىَّ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَلْيَلِجْ عَلَيْكِ عَمُّكِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ إِنَّمَا أَرْضَعَتْنِي الْمَرْأَةُ وَلَمْ يُرْضِعْنِي الرَّجُلُ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُ عَمُّكِ فَلْيَلِجْ عَلَيْكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebu Küreyb anlattılar; dediler ki: Bize İbn Nümeyr, Hişâm’dan, o babasından, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Süt amcam yanıma girmek için izin istedi. Ben de Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e danışıncaya kadar kendisine izin vermekten kaçındım (reddettim). Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gelince [dedim ki]: “Süt amcam yanıma girmek için izin istedi ama ben ona izin vermekten kaçındım.” Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Amcan (bırak) yanına girsin” buyurdu. Ben: “Beni ancak kadın emzirdi; erkek emzirmedi” dedim. [Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Şüphesiz o senin amcandır; (bırak) yanına girsin” buyurdu.

1445_6. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا هِشَامٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ أَخَا أَبِي الْقُعَيْسِ، اسْتَأْذَنَ عَلَيْهَا ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana Ebu’r-Rabi‘ ez-Zehrânî de anlattı; bize Hammad -yani İbn Zeyd- anlattı; bize Hişâm bu isnatla anlattı ki; Ebu’l-Kuays’ın kardeşi (Âişe’nin) yanına girmek için izin istedi. [Ravi, hadisin] bir benzerini zikretti.

1445_7. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ اسْتَأْذَنَ عَلَيْهَا أَبُو الْقُعَيْسِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Ebu Muâviye haber verdi; o Hişâm’dan bu isnatla [hadisin] bir benzerini [nakletti]. Ancak o [rivayetinde]: “Ebu’l-Kuays onun yanına girmek için izin istedi” dedi.

1445_8. Hadis

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ قَالَتِ، اسْتَأْذَنَ عَلَىَّ عَمِّي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَبُو الْجَعْدِ فَرَدَدْتُهُ - قَالَ لِي هِشَامٌ إِنَّمَا هُوَ أَبُو الْقُعَيْسِ - فَلَمَّا جَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرْتُهُ بِذَلِكَ قَالَ ‏ "‏ فَهَلاَّ أَذِنْتِ لَهُ تَرِبَتْ يَمِينُكِ أَوْ يَدُكِ‏"‏ ‏.‏

Bana el-Hasan b. Ali el-Hulvânî ve Muhammed b. Râfi‘ anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi; bize İbn Cüreyc, Atâ’dan haber verdi; bana Urve b. ez-Zübeyr haber verdi ki; Âişe kendisine [şunu] haber vermiştir: “Süt amcam Ebu’l-Ca‘d -Hişâm bana: ‘O ancak Ebu’l-Kuays’tır’ dedi- yanıma girmek için izin istedi ama ben onu reddettim (geri çevirdim). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geldiğinde bunu kendisine haber verdim. O [şöyle] buyurdu: “Ona izin verseydin ya! Elin toprakla dolsun (iyiliğin bol olsun)!”

1445_9. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّ عَمَّهَا مِنَ الرَّضَاعَةِ - يُسَمَّى أَفْلَحَ - اسْتَأْذَنَ عَلَيْهَا فَحَجَبَتْهُ فَأَخْبَرَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهَا ‏ "‏ لاَ تَحْتَجِبِي مِنْهُ فَإِنَّهُ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said anlattı; bize Leys anlattı. (H) Bize Muhammed b. Rumh da anlattı; bize el-Leys, Yezid b. Ebî Habib’den, o Irâk’tan, o Urve’den, o da Âişe’den haber verdi ki; Âişe ona şunu haber vermiştir: Süt amcası -ki ismi Eflah’tır- (Âişe’nin) yanına girmek için izin istedi ama (Âişe), ondan örtündü (ona izin vermedi). Sonra (bu durumu) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e haber verdi. (Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem) ona: “Ondan gizlenme (örtünme)! Zira nesep (doğum) sebebiyle haram olanlar, süt emme sebebiyle de haram olur” buyurdu.

1445_10. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عِرَاكِ، بْنِ مَالِكٍ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَأْذَنَ عَلَىَّ أَفْلَحُ بْنُ قُعَيْسٍ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ، لَهُ فَأَرْسَلَ إِنِّي عَمُّكِ أَرْضَعَتْكِ امْرَأَةُ أَخِي ‏.‏ فَأَبَيْتُ أَنْ آذَنَ لَهُ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ لِيَدْخُلْ عَلَيْكِ فَإِنَّهُ عَمُّكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberî anlattı; bize babam anlattı; bize Şu’be, Hakem’den, o Irâk b. Mâlik’den, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Eflah b. Kuays yanıma girmek için izin istedi ama ben ona izin vermekten kaçındım. Bunun üzerine (Eflah): “Ben senin amcanım; seni kardeşimin karısı emzirdi” diye haber gönderdi. Ben yine ona izin vermekten kaçındım. Derken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi. Bunu kendisine zikrettim. O: “(Bırak) yanına girsin; zira o senin amcandır” buyurdu.

1446_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا لَكَ تَنَوَّقُ فِي قُرَيْشٍ وَتَدَعُنَا فَقَالَ ‏"‏ وَعِنْدَكُمْ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ بِنْتُ حَمْزَةَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe, Züheyr b. Harb ve Muhammed b. el-Alâ anlattılar -lafız Ebu Bekir’e aittir-; dediler ki: Bize Ebu Muâviye, A‘meş’ten, o Sa‘d b. Ubeyde’den, o Ebu Abdurrahman’dan, o da Ali’den [naklen] anlattı; dedi ki: “(Bir gün) dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Sana ne oluyor ki Kureyş(li kadınları almak) hususunda titizleniyor (seçici davranıyor)sun da bizi bırakıyorsun?’ O: ‘Sizin yanınızda (bana uygun) bir şey (bir kadın) var mı?’ buyurdu. Ben: ‘Evet, Hamza’nın kızı var’ dedim. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘O bana helal olmaz; şüphesiz o, benim süt kardeşimin kızıdır’ buyurdu.”

1446_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ جَرِيرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ، نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe ve İshak b. İbrahim, Cerîr’den anlattılar. (H) Bize İbn Nümeyr de anlattı; (bunlar dedi ki): Bize babam anlattı. (H) Bize Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî de anlattı; (dedi ki): Bize Abdurrahman b. Mehdî, Süfyân’dan anlattı. Bunların (ravilerin) hepsi A‘meş’ten bu isnatla (hadisin) mislini (naklettiler).

1447_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ، عَبَّاسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُرِيدَ عَلَى ابْنَةِ حَمْزَةَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ وَيَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ الرَّحِمِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Heddâb b. Hâlid anlattı; bize Hemmâm anlattı; bize Katâde, Câbir b. Zeyd’den, o İbn Abbas’tan [naklen] anlattı ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e Hamza’nın kızı(nı nikahlaması) teklif edildi (istendi). O: “O bana helal olmaz; şüphesiz o, benim süt kardeşimin kızıdır. Rahim (nesep) sebebiyle haram olanlar, süt emme sebebiyle de haram olur” buyurdu.

1447_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَهُوَ الْقَطَّانُ ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، بْنِ مِهْرَانَ الْقُطَعِيُّ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، جَمِيعًا عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ قَتَادَةَ، بِإِسْنَادِ هَمَّامٍ سَوَاءً غَيْرَ أَنَّ حَدِيثَ شُعْبَةَ انْتَهَى عِنْدَ قَوْلِهِ ‏"‏ ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ سَعِيدٍ ‏"‏ وَإِنَّهُ يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ بِشْرِ بْنِ عُمَرَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ زَيْدٍ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Züheyr b. Harb da anlattı; bize Yahya -ki o Kattân’dır- anlattı. (H) Bize Muhammed b. Yahya b. Mihrân el-Kutaî de anlattı; bize Bişr b. Ömer anlattı. (Her ikisi de yani Yahya ve Bişr) hepsi Şu’be’den (naklettiler). (H) Bize onu Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Ali b. Müshir, Said b. Ebî Arûbe’den anlattı. Her ikisi (Şu‘be ve Said), Katâde’den, Hemmâm’ın isnadıyla aynı şekilde (naklettiler). Ancak Şu’be’nin hadisi, (Peygamber’in) “Süt kardeşimin kızıdır” sözünde sona erdi (son kısmı zikretmedi). Said’in hadisinde ise: “Şüphesiz nesep sebebiyle haram olanlar, süt emme sebebiyle de haram olur” (ifadesi) vardır. Bişr b. Ömer’in rivayetinde ise: “Câbir b. Zeyd’i işittim” (demiştir).

1448. Hadis

وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُسْلِمٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ مُسْلِمٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ حُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يَقُولُ سَمِعْتُ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيْنَ أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَنِ ابْنَةِ حَمْزَةَ ‏.‏ أَوْ قِيلَ أَلاَ تَخْطُبُ بِنْتَ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ حَمْزَةَ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hârun b. Said el-Eylî ve Ahmed b. İsa anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana Mahrame b. Bükeyr babasından haber verdi; dedi ki: Abdullah b. Müslim’i şöyle derken işittim; Muhammed b. Müslim’i şöyle derken işittim; Humeyd b. Abdurrahman’ı şöyle derken işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme’yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Resulü! Hamza’nın kızından (niçin) uzak duruyorsun? (Onu niçin istemiyorsun?)” denildi. Veya “Hamza b. Abdülmuttalib’in kızını (kendine) istemeyecek misin (nişanlamayacak mısın)?” denildi. O: “Şüphesiz Hamza benim süt kardeşimdir” buyurdu.

1449_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ بِنْتِ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ هَلْ لَكَ فِي أُخْتِي بِنْتِ أَبِي سُفْيَانَ فَقَالَ ‏"‏ أَفْعَلُ مَاذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ تَنْكِحُهَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَوَتُحِبِّينَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَبُّ مَنْ شَرِكَنِي فِي الْخَيْرِ أُخْتِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِي ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَإِنِّي أُخْبِرْتُ أَنَّكَ تَخْطُبُ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ أَنَّهَا لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي فِي حَجْرِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَاهَا ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsâme anlattı... Ümmü Habîbe bint Ebî Süfyân’dan [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Ona: “(Nikahlamak için) kız kardeşim -Ebu Süfyân’ın kızı- ile ilgilenir misin (onu ister misin)?” dedim. O: “Ne yapayım?” buyurdu. Ben: “Onu nikahlarsın” dedim. O: “Bunu sever misin (ister misin)?” buyurdu. Ben: “Ben senin tek eşin değilim; hayırda bana ortak olanların en sevimlisi kız kardeşimdir” dedim. [Bunun üzerine] o: “O bana helal olmaz” buyurdu. Ben: “Bana, senin Dürre bint Ebî Seleme’yi istediğin (dünürlük yaptığı) haber verildi” dedim. O: “Ümmü Seleme’nin kızı mı?” buyurdu. Ben: “Evet” dedim. O: “Eğer o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile bana helal olmazdı. Şüphesiz o, benim süt kardeşimin kızıdır; beni ve babasını Süveybe emzirdi. Sakın bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyin (arz etmeyin)” buyurdu.

1449_2. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّاءَ بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو، النَّاقِدُ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، أَخْبَرَنَا زُهَيْرٌ، كِلاَهُمَا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ سَوَاءً ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Süveyd b. Said de anlattı; bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide anlattı. (H) Bize Amr en-Nâkid de anlattı; bize el-Esved b. Âmir anlattı; bize Züheyr haber verdi. Her ikisi (Yahya ve Züheyr) Hişâm b. Urve’den bu isnatla aynı şekilde (naklettiler).

1449_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّحَدَّثَهُ أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهَا أَنَّهَا قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ انْكِحْ أُخْتِي عَزَّةَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتُحِبِّينَ ذَلِكِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَسْتُ لَكَ بِمُخْلِيَةٍ وَأَحَبُّ مَنْ شَرِكَنِي فِي خَيْرٍ أُخْتِي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنَّ ذَلِكِ لاَ يَحِلُّ لِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّكَ تُرِيدُ أَنْ تَنْكِحَ دُرَّةَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ أَنَّهَا لَمْ تَكُنْ رَبِيبَتِي فِي حَجْرِي مَا حَلَّتْ لِي إِنَّهَا ابْنَةُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ أَرْضَعَتْنِي وَأَبَا سَلَمَةَ ثُوَيْبَةُ فَلاَ تَعْرِضْنَ عَلَىَّ بَنَاتِكُنَّ وَلاَ أَخَوَاتِكُنَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhâcir anlattı; bize Leys, Yezid b. Ebî Habib’den, ona da Zeyneb bint Ebî Seleme’nin anlattığına göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Habîbe kendisine şöyle anlatmıştır: O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Resulü! Kız kardeşim Azze’yi nikahla” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bunu ister misin?” buyurdu. O da: “Evet ey Allah’ın Resulü! Ben senin tek eşin değilim; hayırda bana ortak olanların en sevimlisi kız kardeşimdir” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz bu bana helal olmaz” buyurdu. (Ümmü Habîbe) dedi ki: Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Biz (aramızda) senin Dürre bint Ebî Seleme’yi nikahlamak istediğini konuşuyoruz” dedim. O: “Ebu Seleme’nin kızını mı?” buyurdu. “Evet” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer o benim himayemdeki üvey kızım olmasaydı bile bana helal olmazdı. Şüphesiz o, benim süt kardeşimin kızıdır; beni ve Ebu Seleme’yi Süveybe emzirdi. Sakın bana kızlarınızı ve kız kardeşlerinizi teklif etmeyin (arz etmeyin)”.

1449_4. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الزُّهْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ كِلاَهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِإِسْنَادِ ابْنِ أَبِي حَبِيبٍ عَنْهُ نَحْوَ حَدِيثِهِ وَلَمْ يُسَمِّ أَحَدٌ مِنْهُمْ فِي حَدِيثِهِ عَزَّةَ غَيْرُ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys de anlattı; bana babam, dedemden anlattı; bana Ukayl b. Hâlid de anlattı. (H) Bize Abd b. Humeyd de anlattı; bana Yakub b. İbrahim ez-Zührî haber verdi; bize Muhammed b. Abdullah b. Müslim anlattı. Her ikisi (Ukayl ve Muhammed), Zührî’den, İbn Ebî Habib’in isnadıyla, onun hadisine benzer şekilde (naklettiler). Onlardan hiçbiri, Yezid b. Ebî Habib’den başka(sı), hadisinde “Azze” ismini zikretmedi.

1450. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ سُوَيْدٌ وَزُهَيْرٌ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الْمَصَّةُ وَالْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb anlattı... Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu -Süveyd ve Züheyr: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu” dediler-: “Bir veya iki kez emmek (süt kardeşliği) haramlığı(nı) oluşturmaz.”

1451_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كُلُّهُمْ عَنِ الْمُعْتَمِرِ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - أَخْبَرَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَبْدِ، اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، قَالَتْ دَخَلَ أَعْرَابِيٌّ عَلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي بَيْتِي فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنِّي كَانَتْ لِي امْرَأَةٌ فَتَزَوَّجْتُ عَلَيْهَا أُخْرَى فَزَعَمَتِ امْرَأَتِي الأُولَى أَنَّهَا أَرْضَعَتِ امْرَأَتِي الْحُدْثَى رَضْعَةً أَوْ رَضْعَتَيْنِ ‏.‏ فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الإِمْلاَجَةُ وَالإِمْلاَجَتَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَمْرٌو فِي رِوَايَتِهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya, Amr en-Nâkid ve İshak b. İbrahim anlattılar; hepsi Mu’temir’den [rivayet ettiler]. -Lafız Yahya’ya aittir- Bize Mu’temir b. Süleyman, Eyyûb’dan haber verdi; o Ebu’l-Halîl’den, o Abdullah b. el-Hâris’ten, o da Ümmü’l-Fadl’dan [naklen] anlatıyor; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benim evimde iken yanına bir bedevi girdi ve dedi ki: “Ey Allah’ın Nebisi! Benim bir karım vardı, onun üzerine bir tane daha (yeni bir eş) nikahladım. İlk karım, yeni karımı bir veya iki kez emzirdiğini iddia etti.” Bunun üzerine Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bir emiş (imlâce) veya iki emiş (süt kardeşliği) haramlığı(nı) oluşturmaz” buyurdu. Amr, (kendi) rivayetinde (raviyi) “Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel” (olarak) zikretti.

1451_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ بَنِي عَامِرِ بْنِ صَعْصَعَةَ قَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ هَلْ تُحَرِّمُ الرَّضْعَةُ الْوَاحِدَةُ قَالَ ‏ "‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Gassân el-Misma'î anlattı... Ümmü'l-Fadl'dan [naklen] anlattı ki: Benî Âmir b. Sa'saa’dan bir adam: “Ey Allah’ın Nebisi! Tek bir emiş haram kılar mı?” dedi. O: “Hayır” buyurdu.

1451_3. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ، حَدَّثَتْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الرَّضْعَةُ أَوِ الرَّضْعَتَانِ أَوِ الْمَصَّةُ أَوِ الْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı... Ümmü'l-Fadl'ın anlattığına göre; Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bir emiş veya iki emiş, yahut bir kez emme veya iki kez emme (süt kardeşliği) haramlığı(nı) oluşturmaz” buyurdu.

1451_4. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَمَّا إِسْحَاقُ فَقَالَ كَرِوَايَةِ ابْنِ بِشْرٍ ‏"‏ أَوِ الرَّضْعَتَانِ أَوِ الْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَّا ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ فَقَالَ ‏"‏ وَالرَّضْعَتَانِ وَالْمَصَّتَانِ ‏"‏ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve İshak b. İbrahim de anlattılar; hepsi Abde b. Süleyman’dan, o İbn Ebî Arûbe’den bu isnatla (naklettiler). İshak (lafzında), İbn Bişr’in rivayeti gibi “veya iki emiş, veya iki kez emme” dedi. Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ise (lafzında): “ve iki emiş ve iki kez emme” dedi.

1451_5. Hadis

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ أَمِّ الْفَضْلِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُحَرِّمُ الإِمْلاَجَةُ وَالإِمْلاَجَتَانِ ‏"‏ ‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Bişr b. es-Serî anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; o Katâde’den, o Ebu’l-Halîl’den, o Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel’den, o da Ümmü’l-Fadl’dan [naklen] anlattığına göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bir emiş (imlâce) veya iki emiş, haramlığı(nı) oluşturmaz” buyurdu.

1451_6. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي، الْخَلِيلِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ، سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَتُحَرِّمُ الْمَصَّةُ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Said ed-Dârimî anlattı; bize Habbân anlattı; bize Hemmâm anlattı; bize Katâde, Ebu’l-Halîl’den, o Abdullah b. el-Hâris’ten, o da Ümmü’l-Fadl’dan [naklen] anlattı: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Tek bir emiş haram kılar mı?” diye sordu. O: “Hayır” buyurdu.

1452_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ فِيمَا أُنْزِلَ مِنَ الْقُرْآنِ عَشْرُ رَضَعَاتٍ مَعْلُومَاتٍ يُحَرِّمْنَ ‏.‏ ثُمَّ نُسِخْنَ بِخَمْسٍ مَعْلُومَاتٍ فَتُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُنَّ فِيمَا يُقْرَأُ مِنَ الْقُرْآنِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Mâlik’e, Abdullah b. Ebî Bekr’den, o Amra’dan, o da Âişe’den (naklen) okudum ki o şöyle demiştir: “Kur’an’dan indirilen (ayetler) arasında, ‘On, bilinen (açıkça belli olan) emiş (süt kardeşliği) haramlığını oluşturur’ (hükmü) vardı. Sonra bunlar, ‘beş bilinen (emiş)’ ile neshedildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde, bunlar Kur’an’dan okunan (ayetler) arasında idi.”

1452_2. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تَقُولُ - وَهْىَ تَذْكُرُ الَّذِي يُحَرِّمُ مِنَ الرَّضَاعَةِ - قَالَتْ عَمْرَةُ فَقَالَتْ عَائِشَةُ نَزَلَ فِي الْقُرْآنِ عَشْرُ رَضَعَاتٍ مَعْلُومَاتٍ ثُمَّ نَزَلَ أَيْضًا خَمْسٌ مَعْلُومَاتٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî anlattı... Amra’nın Âişe’den işittiğine göre -ki o (Âişe) süt emme konusunda neyin haramlık oluşturduğunu zikrediyordu-; Amra dedi ki: Âişe şöyle dedi: “Kur’an’da (önce) on bilinen emiş (hükmü) indi. Sonra yine beş bilinen (emiş hükmü) indi.”

1452_3. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَمْرَةُ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تَقُولُ ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Muhammed b. el-Müsennâ da anlattı; bize Abdülvehhâb anlattı; dedi ki: Yahya b. Saîd’i şöyle derken işittim: Amra bana haber verdi; o Âişe’yi (şöyle derken) işitmiş. (Hadisin) misliyle (nakletti).

1453_1. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ الْقَاسِمِ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرَى فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ مِنْ دُخُولِ سَالِمٍ - وَهُوَ حَلِيفُهُ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرْضِعِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ وَكَيْفَ أُرْضِعُهُ وَهُوَ رَجُلٌ كَبِيرٌ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏"‏ قَدْ عَلِمْتُ أَنَّهُ رَجُلٌ كَبِيرٌ ‏"‏ ‏.‏ زَادَ عَمْرٌو فِي حَدِيثِهِ وَكَانَ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Amr en-Nâkid ve İbn Ebî Ömer anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdurrahman b. el-Kâsım’dan, o babasından, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Sehle bint Süheyl, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! [Yanımıza] Sâlim’in -ki o, onun (Ebu Huzeyfe’nin) halîfi (antlaşmalısı)dir- girmesinden dolayı Ebu Huzeyfe’nin yüzünde (bir hoşnutsuzluk) görüyorum” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu emzir” buyurdu. (Sehle): “O koca bir adamken onu nasıl emziririm?” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem gülümsedi ve: “Şüphesiz onun koca bir adam olduğunu biliyorum” buyurdu. Amr, hadisine şunu ekledi: “O (Sâlim), Bedir’de hazır bulunmuştu.” İbn Ebî Ömer’in rivayetinde ise: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem güldü” (ibaresi vardır).

1453_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، جَمِيعًا عَنِ الثَّقَفِيِّ، - قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، - عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ سَالِمًا، مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ كَانَ مَعَ أَبِي حُذَيْفَةَ وَأَهْلِهِ فِي بَيْتِهِمْ فَأَتَتْ - تَعْنِي ابْنَةَ سُهَيْلٍ - النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ سَالِمًا قَدْ بَلَغَ مَا يَبْلُغُ الرِّجَالُ وَعَقَلَ مَا عَقَلُوا وَإِنَّهُ يَدْخُلُ عَلَيْنَا وَإِنِّي أَظُنُّ أَنَّ فِي نَفْسِ أَبِي حُذَيْفَةَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا ‏.‏ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَرْضِعِيهِ تَحْرُمِي عَلَيْهِ وَيَذْهَبِ الَّذِي فِي نَفْسِ أَبِي حُذَيْفَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَتْ فَقَالَتْ إِنِّي قَدْ أَرْضَعْتُهُ فَذَهَبَ الَّذِي فِي نَفْسِ أَبِي حُذَيْفَةَ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî ve Muhammed b. Ebî Ömer hep birlikte es-Sekafî’den anlattılar. -İbn Ebî Ömer dedi ki: Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı- Eyyûb’dan, o İbn Ebî Müleyke’den, o el-Kâsım’dan, o da Âişe’den [naklen] (anlattığına göre); Ebu Huzeyfe’nin mevlası Sâlim, Ebu Huzeyfe ve ailesiyle birlikte onların evinde kalıyordu. (Süheyl’in kızı kastedilerek) Süheyl’in kızı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Sâlim erkeklerin ulaştığı (ergenlik) noktasına ulaştı ve onların akıl erdirip anladığı şeyleri anlar hale geldi. (Buna rağmen hâlâ) yanımıza giriyor. Şüphesiz ben, Ebu Huzeyfe’nin gönlünde bundan dolayı bir şey (hoşnutsuzluk) olduğunu sanıyorum” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Onu emzir; (böylece) ona haram olursun ve Ebu Huzeyfe’nin gönlündeki o şey de gider” buyurdu. (Süheyl’in kızı) dönüp (bilahare): “Şüphesiz ben onu emzirdim ve Ebu Huzeyfe’nin gönlündeki o şey gitti” dedi.

1453_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ سَهْلَةَ بِنْتَ سُهَيْلِ بْنِ عَمْرٍو جَاءَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ سَالِمًا - لِسَالِمٍ مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ - مَعَنَا فِي بَيْتِنَا وَقَدْ بَلَغَ مَا يَبْلُغُ الرِّجَالُ وَعَلِمَ مَا يَعْلَمُ الرِّجَالُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ أَرْضِعِيهِ تَحْرُمِي عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَمَكَثْتُ سَنَةً أَوْ قَرِيبًا مِنْهَا لاَ أُحَدِّثُ بِهِ وَهِبْتُهُ ثُمَّ لَقِيتُ الْقَاسِمَ فَقُلْتُ لَهُ لَقَدْ حَدَّثْتَنِي حَدِيثًا مَا حَدَّثْتُهُ بَعْدُ ‏.‏ قَالَ فَمَا هُوَ فَأَخْبَرْتُهُ ‏.‏ قَالَ فَحَدِّثْهُ عَنِّي أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْنِيهِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ve Muhammed b. Râfi' anlattılar. -Lafız İbn Râfi'e aittir- Dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; bize İbn Cüreyj haber verdi; bize İbn Ebî Müleyke haber verdi; ona da el-Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekr haber vermiş ki Âişe ona şunu haber vermiş: Süheyl b. Amr’ın kızı Sehle, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ey Allah’ın Resulü! Sâlim -ki Ebu Huzeyfe’nin mevlası Sâlim’i (kastediyor)- bizimle birlikte evimizdedir. O erkeklerin ulaştığı (ergenlik) noktasına ulaştı ve onların bildiği şeyleri bilir hale geldi” dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): “Onu emzir; (böylece) ona haram olursun” buyurdu. (İbn Ebî Müleyke) dedi ki: “(Bunu işitince) bir yıl veya ona yakın bir süre bekledim, (insanlara) bunu anlatmadım, ondan (bu hadisten) çekindim/heybetinden korktum. Sonra el-Kâsım ile karşılaştım ve ona: ‘Bana bir hadis anlatmıştın ki onu hâlâ (kimseye) anlatmış değilim’ dedim. O: ‘Neymiş o?’ dedi. Ben de ona (hadisi) haber verdim. Bunun üzerine: ‘O halde onu benim adıma (benden naklen) anlat; çünkü şüphesiz onu bana Âişe haber verdi’ dedi.”

1453_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ لِعَائِشَةَ إِنَّهُ يَدْخُلُ عَلَيْكِ الْغُلاَمُ الأَيْفَعُ الَّذِي مَا أُحِبُّ أَنْ يَدْخُلَ عَلَىَّ ‏.‏ قَالَ فَقَالَتْ عَائِشَةُ أَمَا لَكِ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسْوَةٌ قَالَتْ إِنَّ امْرَأَةَ أَبِي حُذَيْفَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ سَالِمًا يَدْخُلُ عَلَىَّ وَهُوَ رَجُلٌ وَفِي نَفْسِ أَبِي حُذَيْفَةَ مِنْهُ شَىْءٌ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَرْضِعِيهِ حَتَّى يَدْخُلَ عَلَيْكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be, Humeyd b. Nâfi'den, o Zeyneb bint Ümmü Seleme’den [naklen] anlattı; dedi ki: Ümmü Seleme, Âişe’ye: “Doğrusu yanına, [ergenliğe] yaklaşmış/yetişkin (eyfa') öyle bir genç giriyor ki onun benim yanıma girmesini arzu etmem” dedi. Bunun üzerine Âişe: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’de senin için bir örnek (üsve) yok mu?” dedi. (Zeynep devamla) dedi ki: “Ebu Huzeyfe’nin karısı: ‘Ey Allah’ın Resulü! Sâlim koca bir adam olduğu halde yanıma giriyor ve Ebu Huzeyfe’nin gönlünde bundan dolayı bir şey var’ dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Onu emzir ki [hürmeti mahremiyet hasıl olup] yanına girebilsin’ buyurdu.”

1453_5. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَهَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لِهَارُونَ - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ حُمَيْدَ بْنَ نَافِعٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ زَيْنَبَ، بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ تَقُولُ سَمِعْتُ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ لِعَائِشَةَ وَاللَّهِ مَا تَطِيبُ نَفْسِي أَنْ يَرَانِي الْغُلاَمُ قَدِ اسْتَغْنَى عَنِ الرَّضَاعَةِ ‏.‏ فَقَالَتْ لِمَ قَدْ جَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ إِنِّي لأَرَى فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ مِنْ دُخُولِ سَالِمٍ ‏.‏ قَالَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرْضِعِيهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ إِنَّهُ ذُو لِحْيَةٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَرْضِعِيهِ يَذْهَبْ مَا فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ وَاللَّهِ مَا عَرَفْتُهُ فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ ‏.‏

Bana Ebu't-Tâhir ve Hârûn b. Saîd el-Eylî anlattılar. -Lafız Hârûn'a aittir- Dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; bana Mahram b. Bükeyr, babasından haber verdi; (babası) dedi ki: Humeyd b. Nâfi'i şöyle derken işittim: Zeyneb bint Ebî Seleme’yi şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme’nin Âişe’ye şöyle dediğini işittim: “Vallahi, emzirmeden müstağni kalmış (sütten kesilme yaşını geçmiş) bir gencin beni görmesinden gönlüm hoşnut olmaz.” Bunun üzerine (Âişe): “Neden? Süheyl’in kızı Sehle, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: ‘Ey Allah’ın Resulü! Vallahi Sâlim’in [yanımıza] girmesinden dolayı Ebu Huzeyfe’nin yüzünde (bir hoşnutsuzluk) görüyorum’ dedi. [Âişe devamla] dedi ki: Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Onu emzir’ buyurdu. [Sehle]: ‘Fakat o sakallı (koca bir adam)!’ dedi. O da: ‘Onu emzir; (böylece) Ebu Huzeyfe’nin yüzündeki o şey (hoşnutsuzluk) gitsin’ buyurdu. [Sehle daha sonra]: ‘Vallahi (dediğini yaptım ve ondan sonra) Ebu Huzeyfe’nin yüzünde öyle bir şey görmedim’ dedi.”

1454. Hadis

حَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَمْعَةَ، أَنَّ أُمَّهُ، زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّهَا أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ تَقُولُ أَبَى سَائِرُ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُدْخِلْنَ عَلَيْهِنَّ أَحَدًا بِتِلْكَ الرَّضَاعَةِ وَقُلْنَ لِعَائِشَةَ وَاللَّهِ مَا نَرَى هَذَا إِلاَّ رُخْصَةً أَرْخَصَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِسَالِمٍ خَاصَّةً فَمَا هُوَ بِدَاخِلٍ عَلَيْنَا أَحَدٌ بِهَذِهِ الرَّضَاعَةِ وَلاَ رَائِينَا

Bana Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys anlattı; bana babam, dedemden anlattı; bana Ukayl b. Hâlid, İbn Şihâb’dan haber verdi; dedi ki: Bana Ebu Ubeyde b. Abdullah b. Zem'a haber verdi; ona da annesi Zeyneb bint Ebî Seleme haber vermiş ki annesi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme şöyle diyordu: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in diğer eşleri, bu [tür bir] emzirme ile (oluşan mahremiyet gerekçesiyle) kimsenin yanlarına girmesini kabul etmediler ve Âişe’ye şöyle dediler: “Vallahi biz bunu, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sadece Sâlim’e özel olarak tanıdığı bir ruhsat (izin) olarak görüyoruz. Bu [tür bir] emzirme ile (oluşan gerekçeyle) yanımıza kimse giremez ve bizi (bu şekilde) göremez.”

1455_1. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدِي رَجُلٌ قَاعِدٌ فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَيْهِ وَرَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ أَخِي مِنَ الرَّضَاعَةِ ‏.‏ قَالَتْ فَقَالَ ‏ "‏ انْظُرْنَ إِخْوَتَكُنَّ مِنَ الرَّضَاعَةِ فَإِنَّمَا الرَّضَاعَةُ مِنَ الْمَجَاعَةِ‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Ebu’l-Ahvas, Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ’dan, o babasından, o Mesrûk’tan [naklen] anlattı; dedi ki: Âişe şöyle dedi: Yanımda bir adam otururken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi. Bu durum ona ağır geldi ve yüzünde öfke (belirtisi) gördüm. (Âişe devamla) dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Şüphesiz o benim süt kardeşimdir” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Süt kardeşlerinize [kimler olduğuna iyi] bakın! Çünkü süt kardeşliği ancak açlıktan (çocuğun açlığını gideren bebeklik çağından) dolayıdır.”

1455_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالاَ، جَمِيعًا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، بِإِسْنَادِ أَبِي الأَحْوَصِ كَمَعْنَى حَدِيثِهِ غَيْرَ أَنَّهُمْ قَالُوا ‏ "‏ مِنَ الْمَجَاعَةِ ‏

Bize onu (bu hadisi) Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr da anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. (Bir başka rivayet): Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı. (Ravilerin) hepsi (dediler ki): Bize Şu'be anlattı. (Bir başka rivayet): Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı. (Bir başka rivayet): Bana Züheyr b. Harb anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. (Ravilerin) hepsi Süfyân’dan (rivayet ettiler). (Bir başka rivayet): Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Hüseyin el-Cu'fî, Zâide’den anlattı. (Ravilerin) hepsi Ebu’l-Ahvas’ın isnadıyla, onun hadisinin manası gibi Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ’dan (naklettiler); ancak onlar (sadece): “Açlıktandır” dediler.

1456_1. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ، بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَالِحٍ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ أَبِي عَلْقَمَةَ الْهَاشِمِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، الْخُدْرِيِّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ بَعَثَ جَيْشًا إِلَى أَوْطَاسٍ فَلَقُوا عَدُوًّا فَقَاتَلُوهُمْ فَظَهَرُوا عَلَيْهِمْ وَأَصَابُوا لَهُمْ سَبَايَا فَكَأَنَّ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحَرَّجُوا مِنْ غِشْيَانِهِنَّ مِنْ أَجْلِ أَزْوَاجِهِنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي ذَلِكَ ‏{‏ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ‏}‏ أَىْ فَهُنَّ لَكُمْ حَلاَلٌ إِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُهُنَّ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Ömer b. Meysere el-Kavârîrî anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde’den, o Sâlih Ebu’l-Halîl’den, o Ebu Alkame el-Hâşimî’den, o da Ebu Saîd el-Hudrî’den [naklen] anlattı ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn Günü Evtâs’a bir ordu gönderdi. Onlar düşmanla karşılaşıp savaştılar ve onlara galip gelip birtakım esirler ele geçirdiler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazıları, [bu esir kadınların] müşrik olan kocalarından dolayı onlarla cinsi münasebette bulunmaktan çekindiler. Bunun üzerine Allah azze ve celle bu konuda şu ayeti indirdi: { وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ } “[Harp esiri olarak] ellerinizin sahip oldukları müstesna, evli kadınlar [da size haram kılındı]”. Yani iddeleri (bekleme süreleri) dolduğunda onlar sizin için helaldirler.

1456_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ، الأَعْلَى عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، أَنَّ أَبَا عَلْقَمَةَ الْهَاشِمِيَّ، حَدَّثَ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ يَوْمَ حُنَيْنٍ سَرِيَّةً ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ مِنْهُنَّ فَحَلاَلٌ لَكُمْ وَلَمْ يَذْكُرْ إِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُهُنَّ ‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe, Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar; dediler ki: Bize Abdül'alâ, Saîd’den, o Katâde’den, o Ebu’l-Halîl’den [naklen] anlattı; (dedi ki): Ebu Alkame el-Hâşimî, Ebu Saîd el-Hudrî’nin kendilerine şunu anlattığını nakletti: Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn Günü küçük bir birlik (seriyye) gönderdi... (Hadis), Yezîd b. Zürey'’in hadisi manasındadır; ancak o [şu lafzı zikretti]: “...ellerinizin sahip oldukları müstesna; onlardan (esirlerden) olanlar sizin için helaldir.” (Hadisin sonundaki) “iddeleri dolduğunda” (ibaresini) ise zikretmedi.

1456_3. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana onu (bu hadisi) Yahya b. Habib el-Hârisî de anlattı; bize Hâlid -yani İbnü’l-Hâris- anlattı; bize Şu'be, Katâde’den bu isnatla bunun (Yezîd b. Zürey' hadisinin) bir benzerini anlattı.

1456_4. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ أَصَابُوا سَبْيًا يَوْمَ أَوْطَاسٍ لَهُنَّ أَزْوَاجٌ فَتَخَوَّفُوا فَأُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ‏}‏ ‏.‏

Bana onu (bu hadisi) Yahya b. Habib el-Hârisî de anlattı; bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; bize Şu'be, Katâde’den, o Ebu’l-Halîl’den, o da Ebu Saîd’den [naklen] anlattı; dedi ki: Evtâs Günü (Müslümanlar) birtakım esirler ele geçirdiler. Onların kocaları vardı ve (bu kadınlarla cinsi münasebette bulunmaktan) korktular/çekindiler. Bunun üzerine şu ayet indirildi: { وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ } “[Harp esiri olarak] ellerinizin sahip oldukları müstesna, evli kadınlar [da size haram kılındı]”.

1456_5. Hadis

وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana Yahya b. Habib de anlattı; bize Hâlid -yani İbnü’l-Hâris- anlattı; bize Saîd, Katâde’den bu isnatla bunun (Yezîd b. Zürey' hadisinin) bir benzerini anlattı.

1457_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتِ اخْتَصَمَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ وَعَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ فِي غُلاَمٍ فَقَالَ سَعْدٌ هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْنُ أَخِي عُتْبَةَ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَهِدَ إِلَىَّ أَنَّهُ ابْنُهُ انْظُرْ إِلَى شَبَهِهِ وَقَالَ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ هَذَا أَخِي يَا رَسُولَ اللَّهِ وُلِدَ عَلَى فِرَاشِ أَبِي مِنْ وَلِيدَتِهِ فَنَظَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى شَبَهِهِ فَرَأَى شَبَهًا بَيِّنًا بِعُتْبَةَ فَقَالَ ‏"‏ هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ الْوَلَدُ لِلْفِرَاَشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ وَاحْتَجِبِي مِنْهُ يَا سَوْدَةُ بِنْتَ زَمْعَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَلَمْ يَرَ سَوْدَةَ قَطُّ وَلَمْ يَذْكُرْ مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ قَوْلَهُ ‏"‏ يَا عَبْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı. (Bir başka rivayet): Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize el-Leys, İbn Şihâb’dan, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] haber verdi; (Âişe’nin) anlattığına göre; Sa'd b. Ebî Vakkâs ile Abd b. Zem'a bir çocuk hakkında çekişmişlerdi. Sa'd: “Ey Allah’ın Resulü! Bu, kardeşim Utbe b. Ebî Vakkâs’ın oğludur; o bana onun kendi oğlu olduğunu vasiyet etti/bildirdi. Onun [Utbe’ye olan] benzerliğine bak!” dedi. Abd b. Zem'a ise: “Ey Allah’ın Resulü! Bu benim kardeşimdir; babamın yatağında, onun cariyesinden doğmuştur” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun benzerliğine baktı ve Utbe’ye apaçık bir benzerlik gördü. Bunun üzerine: “O senindir ey Abd! (Çünkü) çocuk yatağa (kimin yatağında doğmuşsa ona) aittir; zani (âhir) için mahrumiyet vardır. Ey Sevde bint Zem'a! Ondan (çocuktan) örtün/sakın!” buyurdu. (Âişe devamla) dedi ki: “(O çocuk) Sevde’yi bir daha hiç görmedi.” Muhammed b. Rumh ise (Resulullah'ın): “Ey Abd!” sözünü zikretmedi.

1457_2. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بْنُ عُيَيْنَةَ ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ غَيْرَ أَنَّ مَعْمَرًا وَابْنَ عُيَيْنَةَ فِي حَدِيثِهِمَا ‏"‏ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرَا ‏"‏ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Saîd b. Mansûr, Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Amr en-Nâkıd anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (Bir başka rivayet): Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer haber verdi; her ikisi de (Süfyân ve Ma'mer) ez-Zührî’den bu isnatla bunun (Âişe hadisinin) bir benzerini naklettiler. Ancak Ma'mer ve İbn Uyeyne kendi hadislerinde (sadece): “Çocuk yatağa aittir” (lafzını) zikrettiler; “zani için mahrumiyet vardır” (ibaresini) ise zikretmediler.

1458_1. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - قَالَ ابْنُ رَافِعٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd anlattılar. -İbn Râfi' dedi ki- Bize Abdürrezzâk anlattı; bize Ma'mer, ez-Zührî’den, o İbnü’l-Müseyyeb ve Ebu Seleme’den, onlar da Ebu Hüreyre’den [naklen] haber verdi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Çocuk yatağa (kimin yatağında doğmuşsa ona) aittir; zani (âhir) için mahrumiyet vardır” buyurdu.

1458_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَمَّا ابْنُ مَنْصُورٍ فَقَالَ عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَأَمَّا، عَبْدُ الأَعْلَى فَقَالَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَوْ عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَقَالَ، زُهَيْرٌ عَنْ سَعِيدٍ، أَوْ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَقَالَ، عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، مَرَّةً عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ وَمَرَّةً عَنْ سَعِيدٍ، أَوْ أَبِي سَلَمَةَ وَمَرَّةً عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي، هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَعْمَرٍ ‏.‏

Bize Saîd b. Mansûr, Züheyr b. Harb, Abdül'alâ b. Hammâd ve Amr en-Nâkıd anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân, ez-Zührî’den anlattı. (İsnada gelince); İbn Mansûr, Saîd’den, o Ebu Hüreyre’den [naklen] dedi. Abdül'alâ ise: ‘Ebu Seleme’den veya Saîd’den, o da Ebu Hüreyre’den’ dedi. Züheyr: ‘Saîd’den veya Ebu Seleme’den -biri veya her ikisinden-, onlar da Ebu Hüreyre’den’ dedi. Amr ise şöyle dedi: ‘Bize Süfyân bir defasında ez-Zührî’den, o Saîd ve Ebu Seleme’den; bir defasında Saîd veya Ebu Seleme’den; bir defasında da Saîd’den, o da Ebu Hüreyre’den [nakleyerek] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (Ma'mer hadisinin bir benzerini) anlattı.’

1459_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ، سَعِيدٍ حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَىَّ مَسْرُورًا تَبْرُقُ أَسَارِيرُ وَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا نَظَرَ آنِفًا إِلَى زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ فَقَالَ إِنَّ بَعْضَ هَذِهِ الأَقْدَامِ لَمِنْ بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ve Muhammed b. Rumh anlattılar; dediler ki: Bize el-Leys haber verdi. (Bir başka rivayet): Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys, İbn Şihâb’dan, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı; (Âişe’nin) anlattığına göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yüz hatlarının parıltısından (kaynaklanan) bir sevinçle yanıma girdi ve: “Görmedin mi? Mücezziz (Kâif) az önce Zeyd b. Hârise ve Üsâme b. Zeyd’e baktı da: ‘Şüphesiz bu ayakların bir kısmı diğer bir kısmındandır (birbirindendir/aynı soydandır)’ dedi” buyurdu.

1459_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لِعَمْرٍو - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ مَسْرُورًا فَقَالَ ‏ "‏ يَا عَائِشَةُ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا الْمُدْلِجِيَّ دَخَلَ عَلَىَّ فَرَأَى أُسَامَةَ وَزَيْدًا وَعَلَيْهِمَا قَطِيفَةٌ قَدْ غَطَّيَا رُءُوسَهُمَا وَبَدَتْ أَقْدَامُهُمَا فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr en-Nâkıd, Züheyr b. Harb ve Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattılar. -Lafız Amr’a aittir- Dediler ki: Bize Süfyân, ez-Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün sevinçle yanıma girdi ve: “Ey Âişe! Görmedin mi? Mücezziz el-Müdlicî yanıma girdi de (o sırada) üzerlerinde bir kadife örtü bulunan, başlarını örtmüş olup ayakları görünen Üsâme ve Zeyd’i gördü ve: ‘Şüphesiz bu ayaklar birbirindendir (aynı soydandır)’ dedi” buyurdu.

1459_3. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ قَائِفٌ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَاهِدٌ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ مُضْطَجِعَانِ فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ ‏.‏ فَسُرَّ بِذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَعْجَبَهُ وَأَخْبَرَ بِهِ عَائِشَةَ ‏.‏

Bize onu (bu hadisi) Mansûr b. Ebî Müzâhim de anlattı; bize İbrahim b. Sa'd, ez-Zührî’den, o Urve’den, o da Âişe’den [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem orada bulunurken bir kâif girdi. (O sırada) Üsâme b. Zeyd ve Zeyd b. Hârise yan yana uzanmışlardı. (Kâif): ‘Şüphesiz bu ayaklar birbirindendir (aynı soydandır)’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buna sevindi ve bu durum hoşuna gitti de onu Âişe’ye haber verdi.

1459_4. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ، حُمَيْدٍ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَابْنُ، جُرَيْجٍ كُلُّهُمْ عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ ‏.‏ وَزَادَ فِي حَدِيثِ يُونُسَ وَكَانَ مُجَزِّزٌ قَائِفًا ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi. (Bir başka rivayet): Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdürrezzâk haber verdi; bize Ma'mer ve İbn Cüreyj haber verdi; bunların hepsi ez-Zührî’den bu isnatla onların (önceki ravilerin) hadisleri anlamında haber verdiler. Yunus’un hadisinde şu (ilave) de yer aldı: Mücezziz bir kâif idi.

1460_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُ لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ إِنْ شِئْتِ سَبَّعْتُ لَكِ وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ سَبَّعْتُ لِنِسَائِي ‏"‏ ‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe, Muhammed b. Hâtim ve Ya'kūb b. İbrahim anlattılar; -lafız Ebu Bekir’indir- dediler ki: Bize Yahya b. Saîd, Süfyân’dan, o Muhammed b. Ebî Bekir’den, o Abdülmelik b. Ebî Bekir b. Abdürrahman b. el-Hâris b. Hişâm’dan, o babasından, o da Ümmü Seleme’den [naklen] anlattı; (Ümmü Seleme’nin anlattığına göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlendiğinde onun yanında üç (gün) kaldı ve: “Ailen yanında senin için (kendini küçük düşürecek) bir hakir görülme/değersizlik yoktur. Eğer istersen senin için (süreyi) yediye çıkarırım; ancak senin için yediye çıkarırsam, (diğer) hanımlarım için de yediye çıkarırım (yani her birinin yanında yedişer gün kalırım)” buyurdu.

1460_2. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ، الْمَلِكِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ‏{‏ عَنْ أَبِيهِ، ‏}‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تَزَوَّجَ أَمَّ سَلَمَةَ وَأَصْبَحَتْ عِنْدَهُ قَالَ لَهَا ‏ "‏ لَيْسَ بِكِ عَلَى أَهْلِكِ هَوَانٌ إِنْ شِئْتِ سَبَّعْتُ عِنْدَكِ وَإِنْ شِئْتِ ثَلَّثْتُ ثُمَّ دُرْتُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ ثَلِّثْ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; dedi ki: Mâlik’e okudum; o Abdullah b. Ebî Bekir’den, o Abdülmelik b. Ebî Bekir b. Abdürrahman’dan, {babasından [naklen]} haber verdi; (babasının anlattığına göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlenip sabahı onun yanında karşıladığında ona: “Ailen yanında senin için (kendini küçük düşürecek) bir hakir görülme/değersizlik yoktur. Eğer istersen senin yanında yedi (gün) kalırım; yok eğer istersen üç (gün) kalırım, sonra (diğer hanımlarım arasında sırayla) dönerim” dedi. (Ümmü Seleme): “Üç (gün kal)” dedi.

1460_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدٍ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ فَدَخَلَ عَلَيْهَا فَأَرَادَ أَنْ يَخْرُجَ أَخَذَتْ بِثَوْبِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنْ شِئْتِ زِدْتُكِ وَحَاسَبْتُكِ بِهِ لِلْبِكْرِ سَبْعٌ وَلِلثَّيِّبِ ثَلاَثٌ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî anlattı; bize Süleyman -yani İbn Bilâl- haber verdi; o Abdurrahman b. Humeyd’den, o Abdülmelik b. Ebî Bekir’den, o da Ebu Bekir b. Abdürrahman’dan [naklen] haber verdi; (onun anlattığına göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Seleme ile evlendiğinde onun yanına girdi. (Bir süre sonra) çıkmak istediğinde (Ümmü Seleme) onun elbisesinden tuttu. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer istersen sana (yanında kalma süresini) artırırım; ancak bunu (senin sıran gelince diğer hanımların için de) hesap ederek (artırırım). Bakire (bikr) için yedi; dul (seyiib) için ise üç (gün kalma hakkı) vardır” buyurdu.

1460_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حُمَيْدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Ebu Damra, Abdurrahman b. Humeyd’den bu isnatla bunun (önceki hadisin) bir benzerini haber verdi.

1460_5. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، - يَعْنِي ابْنَ غِيَاثٍ - عَنْ عَبْدِ، الْوَاحِدِ بْنِ أَيْمَنَ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، ذَكَرَ أَنَّصلى الله عليه وسلم تَزَوَّجَهَا وَذَكَرَ أَشْيَاءَ هَذَا فِيهِ قَالَ ‏ "‏ إِنْ شِئْتِ أَنْ أُسَبِّعَ لَكِ وَأُسَبِّعَ لِنِسَائِي وَإِنْ سَبَّعْتُ لَكِ سَبَّعْتُ لِنِسَائِي ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Hafs -yani İbn Gıyâs- Abdülvâhid b. Eymen’den, o Ebu Bekir b. Abdürrahman b. el-Hâris b. Hişâm’dan, o da Ümmü Seleme’den [naklen] anlattı (Hafs şöyle devam etti): [(Ümmü Seleme)] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kendisiyle evlendiğini zikretti ve bazı şeyler anlattı ki bu (hadis) de onun içindedir. (Resulullah) şöyle buyurdu: “Eğer istersen senin için yedi (gün) kalırım ve (karşılığında) hanımlarım için de yedişer (gün) kalırım. (Yani) senin için yediye çıkarırsam, hanımlarım için de yediye çıkarırım.”

1461_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ، مَالِكٍ قَالَ إِذَا تَزَوَّجَ الْبِكْرَ عَلَى الثَّيِّبِ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ عَلَى الْبِكْرِ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ وَلَوْ قُلْتُ إِنَّهُ رَفَعَهُ لَصَدَقْتُ وَلَكِنَّهُ قَالَ السُّنَّةُ كَذَلِكَ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Hüşeym, Hâlid’den, o Ebu Kılâbe’den, o da Enes b. Mâlik’ten [naklen] haber verdi; dedi ki: (Sünnet şudur): Bir kimse dul bir hanımın üzerine bir bakireyle (bikr) evlenirse, onun yanında yedi (gün) kalır. Eğer bakire bir hanımın üzerine bir dulla (seyiib) evlenirse, onun yanında üç (gün) kalır. Hâlid dedi ki: ‘Eğer: Enes bunu (doğrudan Nebi’ye) ref etti/dayandırdı desem doğru söylemiş olurdum; lakin o (Enes): Sünnet böyledir, dedi.’

1461_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، وَخَالِدٍ، الْحَذَّاءِ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مِنَ السُّنَّةِ أَنْ يُقِيمَ، عِنْدَ الْبِكْرِ سَبْعًا ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ وَلَوْ شِئْتُ قُلْتُ رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Süfyân, Eyyûb ve Hâlid el-Hazzâ’dan haber verdi; onlar Ebu Kılâbe’den, o da Enes’ten [naklen] (haber verdiler); (Enes) şöyle dedi: ‘Bir kimsenin bakire hanımının (bikr) yanında yedi (gün) kalması sünnettendir.’ Hâlid: ‘Eğer istesem, Enes bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ref etti/dayandırdı derdim’ dedi.

1462. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تِسْعُ نِسْوَةٍ فَكَانَ إِذَا قَسَمَ بَيْنَهُنَّ لاَ يَنْتَهِي إِلَى الْمَرْأَةِ الأُولَى إِلاَّ فِي تِسْعٍ فَكُنَّ يَجْتَمِعْنَ كُلَّ لَيْلَةٍ فِي بَيْتِ الَّتِي يَأْتِيهَا فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ فَجَاءَتْ زَيْنَبُ فَمَدَّ يَدَهُ إِلَيْهَا فَقَالَتْ هَذِهِ زَيْنَبُ ‏.‏ فَكَفَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ ‏.‏ فَتَقَاوَلَتَا حَتَّى اسْتَخَبَتَا وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَمَرَّ أَبُو بَكْرٍ عَلَى ذَلِكَ فَسَمِعَ أَصْوَاتَهُمَا فَقَالَ اخْرُجْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِلَى الصَّلاَةِ وَاحْثُ فِي أَفْوَاهِهِنَّ التُّرَابَ ‏.‏ فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ عَائِشَةُ الآنَ يَقْضِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ فَيَجِيءُ أَبُو بَكْرٍ فَيَفْعَلُ بِي وَيَفْعَلُ ‏.‏ فَلَمَّا قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ أَتَاهَا أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ لَهَا قَوْلاً شَدِيدًا وَقَالَ أَتَصْنَعِينَ هَذَا

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Şebâbe b. Sevvâr anlattı; bize Süleyman b. el-Mugîre, Sâbit’ten, o da Enes’ten [naklen] anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in dokuz hanımı vardı. Hanımları arasında (gün/gece) taksimatı yaptığında, (sıra) birinci hanıma ancak dokuz (gün/gece) sonra gelirdi. Her gece, (Resulullah'ın o gece) yanına gideceği hanımın evinde toplanırlardı. (Bir keresinde Resulullah) Âişe’nin evindeydi. Zeyneb geldi ve (Resulullah) elini ona doğru uzattı. (Âişe): ‘Bu Zeyneb’dir!’ dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem elini çekti. Sonra ikisi (Âişe ve Zeyneb) birbirlerine laf attılar, hatta seslerini yükselttiler. O sırada namaz için kamet getirildi. Ebu Bekir bu vaziyette üzerlerine uğradı ve ikisinin seslerini duydu da: ‘Çık ey Allah’ın Resulü namaza! Bunların ağızlarına da toprak saç!’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (namaza) çıktı. Âişe dedi ki: ‘Şimdi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirecek, sonra Ebu Bekir gelecek ve bana şunu şunu yapacak (beni azarlayacak)!’ Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirince Ebu Bekir ona (Âişe’ye) geldi ve ona sert sözler söyledi: ‘Bunu sen mi yapıyorsun (sesini mi yükseltiyorsun)?’ dedi.

1463_1. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ امْرَأَةً أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ أَكُونَ فِي مِسْلاَخِهَا مِنْ سَوْدَةَ بِنْتِ زَمْعَةَ مِنِ امْرَأَةٍ فِيهَا حِدَّةٌ قَالَتْ فَلَمَّا كَبِرَتْ جَعَلَتْ يَوْمَهَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعَائِشَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ جَعَلْتُ يَوْمِي مِنْكَ لِعَائِشَةَ ‏.‏ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْسِمُ لِعَائِشَةَ يَوْمَيْنِ يَوْمَهَا وَيَوْمَ سَوْدَةَ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb anlattı; bize Cerîr, Hişâm b. Urve’den, o babasından, o da Âişe’den [naklen] anlattı; (Âişe) dedi ki: ‘Kendisinin yerinde (onun gibi) olmayı Sevde bint Zem’a kadar çok istediğim başka bir kadın görmedim; (o), içinde (mizacında) sertlik/keskinlik bulunan bir kadındı.’ (Âişe devamla) dedi ki: ‘(Sevde) yaşlanınca, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanındaki (nöbet) gününü Âişe’ye bıraktı ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Senin yanındaki günümü Âişe’ye verdim’ dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (nöbetleşe kalırken) Âişe’ye iki gün taksim ederdi: (Biri) kendi günü, (diğeri de) Sevde’nin günü.’

1463_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ أَنَّ سَوْدَةَ، لَمَّا كَبِرَتْ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ جَرِيرٍ وَزَادَ فِي حَدِيثِ شَرِيكٍ قَالَتْ وَكَانَتْ أَوَّلَ امْرَأَةٍ تَزَوَّجَهَا بَعْدِي ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ukbe b. Hâlid anlattı. (H) Bize Amr en-Nâkıd anlattı; bize el-Esved b. Âmir anlattı; bize Züheyr anlattı. (H) Bize Mücâhid b. Mûsâ anlattı; bize Yûnus b. Muhammed anlattı; bize Şerîk anlattı. Hepsi Hişâm’dan bu isnatla (haber verdiler) ki Sevde yaşlanınca [gününü Âişe’ye bağışlamıştır]. (Bu rivayetler) Cerîr hadisi manasındadır. Şerîk’in hadisinde şu ziyade yer almaktadır: (Âişe) dedi ki: ‘(Âişe) benden sonra evlendiği ilk kadındı.’

1464_1. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغَارُ عَلَى اللاَّتِي وَهَبْنَ أَنْفُسَهُنَّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَقُولُ وَتَهَبُ الْمَرْأَةُ نَفْسَهَا فَلَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ‏}‏ قَالَتْ قُلْتُ وَاللَّهِ مَا أَرَى رَبَّكَ إِلاَّ يُسَارِعُ لَكَ فِي هَوَاكَ

Bize Ebu Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebu Üsâme, Hişâm’dan, o babasından, o da Âişe’den [naklen] anlattı; (Âişe) dedi ki: ‘Kendilerini Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hibe eden (bağışlayan) kadınları kıskanırdım ve: ‘Bir kadın kendini (bir erkeğe nasıl) hibe eder?’ derdim. Ne zaman ki Allah Azze ve Celle: “Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini yanına alırsın. Geriye bıraktıklarından dilediğini (tekrar yanına almak) istemende senin için bir sakınca yoktur” [Ahzab, 51] (ayetini) indirdi; (Âişe devamla): ‘Eminim ki Rabbin senin arzunu/isteğini gerçekleştirmekte acele ediyor’ dedim.’

1464_2. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَقُولُ أَمَا تَسْتَحْيِي امْرَأَةٌ تَهَبُ نَفْسَهَا لِرَجُلٍ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ‏}‏ فَقُلْتُ إِنَّ رَبَّكَ لَيُسَارِعُ لَكَ فِي هَوَاكَ.‏

Bize bunu Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Abde b. Süleyman, Hişâm’dan, o babasından, o da Âişe’den [naklen] (anlattı); (anlattığına göre Âişe) şöyle derdi: ‘Bir kadın bir erkeğe kendini hibe etmekten (bağışlamaktan) hiç haya etmez mi (utanmaz mı)?’ Nihayet Allah Azze ve Celle: “Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini yanına alırsın” [Ahzab, 51] (ayetini) indirince (Nebi’ye): ‘Görüyorum ki Rabbin senin arzunu/isteğini gerçekleştirmekte acele ediyor’ dedim.’

1465_1. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ بَكْرٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، قَالَ حَضَرْنَا مَعَ ابْنِ عَبَّاسٍ جَنَازَةَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِسَرِفَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ هَذِهِ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَإِذَا رَفَعْتُمْ نَعْشَهَا فَلاَ تُزَعْزِعُوا وَلاَ تُزَلْزِلُوا وَارْفُقُوا فَإِنَّهُ كَانَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تِسْعٌ فَكَانَ يَقْسِمُ لِثَمَانٍ وَلاَ يَقْسِمُ لِوَاحِدَةٍ ‏.‏ قَالَ عَطَاءٌ الَّتِي لاَ يَقْسِمُ لَهَا صَفِيَّةُ بِنْتُ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ve Muhammed b. Hâtim anlattılar. Muhammed b. Hâtim dedi ki: Bize Muhammed b. Bekr anlattı; bize İbn Cüreyj haber verdi; (o şöyle dedi): Bana Atâ haber verdi; dedi ki: İbn Abbâs ile birlikte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hanımı Meymûne’nin Şerif’teki cenazesinde hazır bulunduk. İbn Abbâs: ‘Bu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hanımıdır. Onun tabutunu kaldırdığınızda onu sarsmayın, sallamayın ve yumuşak davranın. Zira Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında dokuz (hanımı) vardı; o sekizine (gün) taksim ederdi, birine ise etmezdi’ dedi. Atâ dedi ki: ‘Kendisine (gün) taksim edilmeyen (o hanımı), Safıyye bint Huyay b. Ahtab idi.’

1465_2. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَزَادَ قَالَ عَطَاءٌ كَانَتْ آخِرَهُنَّ مَوْتًا مَاتَتْ بِالْمَدِينَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd hep birlikte Abdürrezzâk’tan, o İbn Cüreyj’den bu isnatla anlattılar. (Bu rivayette şu) ziyade yer almıştır: Atâ dedi ki: ‘(Meymûne), onların (Peygamber hanımlarının) ölümü en son olanıydı; Medine’de vefat etti.’

1466. Hadis

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى، بْنُ سَعِيدٍ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ لأَرْبَعٍ لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَلِجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Züheyr b. Harb, Muhammed b. el-Müsennâ ve Ubeydullah b. Said anlattılar; dediler ki: Bize Yahya b. Said, Ubeydullah’tan anlattı; (Ubeydullah dedi ki): Bana Said b. Ebî Said, babasından, o da Ebu Hüreyre’den [naklen] haber verdi; (Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kadınla şu dört (özelliği) için evlenilir: Malı için, soyu (hasek) için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı elde etmeye bak; (aksi halde) elleri toprak dolasıca/fakirliğe düşesice!”

715_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَقِيتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا جَابِرُ تَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِكْرٌ أَمْ ثَيِّبٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي أَخَوَاتٍ فَخَشِيتُ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنِي وَبَيْنَهُنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَذَاكَ إِذًا ‏.‏ إِنَّ الْمَرْأَةَ تُنْكَحُ عَلَى دِينِهَا وَمَالِهَا وَجَمَالِهَا فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı; bize babam anlattı; bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman, Atâ’dan anlattı; (o şöyle dedi): Bana Câbir b. Abdullah haber verdi; dedi ki: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadınla evlendim. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım. (Bana): ‘Ey Câbir, evlendin mi?’ buyurdu. Ben de: ‘Evet’ dedim. ‘Bakireyle mi (bikr) yoksa dulla mı (seyiib)?’ buyurdu. ‘Dulla’ dedim. ‘Öyleyse kendisiyle karşılıklı oyunlar oynayacağın (cilveleşeceğin) bir bakireyle (evlenseydin) ya!’ buyurdu. ‘Ey Allah’ın Resulü! Benim kız kardeşlerim var; (bir bakirenin) benimle onlar arasına girmesinden (onlara karşı tavır almasından) korktum’ dedim. Bunun üzerine: ‘Öyleyse tamam (isabet etmişsin). Şüphesiz kadınla dini, malı ve güzelliği için evlenilir; sen dindar olanı elde etmeye bak; (aksi halde) elleri toprak dolasıca!’ buyurdu.’

715_5. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ، عَبْدِ اللَّهِ قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ تَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَيْنَ أَنْتَ مِنَ الْعَذَارَى وَلِعَابِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ فَذَكَرْتُهُ لِعَمْرِو بْنِ دِينَارٍ فَقَالَ قَدْ سَمِعْتُهُ مِنْ جَابِرٍ وَإِنَّمَا قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏

Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; bize babam anlattı; bize Şu'be, Muhârib’den, o da Câbir b. Abdullah’tan [naklen] anlattı; dedi ki: Bir kadınla evlendim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Evlendin mi?’ diye sordu. Ben de: ‘Evet’ dedim. ‘Bakireyle mi yoksa dulla mı?’ buyurdu. ‘Dulla’ dedim. ‘Öyleyse bakirelerle (evlenseydin) ya! Onlarla (karşılıklı) cilveleşirdiniz’ buyurdu. Şu'be dedi ki: Bunu Amr b. Dînâr’a zikrettim; o da şöyle dedi: ‘Onu Câbir’den işitmiştim; o (Peygamber) ancak: ‘Seninle oyunlar oynayan, senin de kendisiyle oyunlar oynayacağın (cilveleşeceğin) bir genç kızla (evlenseydin) ya!’ buyurmuştu.’

715_6. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، هَلَكَ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ - أَوْ قَالَ سَبْعَ - فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً ثَيِّبًا فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا جَابِرُ تَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبِكْرٌ أَمْ ثَيِّبٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ تُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَهُ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ هَلَكَ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ - أَوْ سَبْعَ - وَإِنِّي كَرِهْتُ أَنْ آتِيَهُنَّ أَوْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَجِيءَ بِامْرَأَةٍ تَقُومُ عَلَيْهِنَّ وَتُصْلِحُهُنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبَارَكَ اللَّهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ لِي خَيْرًا وَفِي رِوَايَةِ أَبِي الرَّبِيعِ ‏"‏ تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ وَتُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ve Ebu’r-Rebî' ez-Zehrânî anlattılar. Yahya: Bize Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dînâr’dan haber verdi; o Câbir b. Abdullah’tan [naklen] (anlattı) ki (Câbir’in babası) Abdullah vefat etmiş ve geriye dokuz -veya yedi- kız (çocuk) bırakmıştı. Ben de dul bir kadınla evlendim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Ey Câbir, evlendin mi?’ buyurdu. Ben de: ‘Evet’ dedim. ‘Bakireyle mi yoksa dulla mı?’ buyurdu. ‘Dulla evlendim ey Allah’ın Resulü’ dedim. ‘Öyleyse seninle oyunlar oynayan, senin de kendisiyle oyunlar oynayacağın (cilveleşeceğin) bir genç kızla (evlenseydin) ya!’ -veya: ‘Seninle şakalaşan, senin de kendisiyle şakalaşacağın [bir kızla]!’- buyurdu. Ben de ona: ‘Abdullah vefat etti ve dokuz -veya yedi- kız çocuk bıraktı. Onların yanına onlar gibi (tecrübesiz) birini getirmeyi uygun bulmadım; aksine onların başında duracak ve onları çekip çevirecek/terbiyeleriyle ilgilenecek bir kadın getirmeyi istedim’ dedim. Bunun üzerine (Resulullah): ‘Allah senin için bereketli kılsın!’ buyurdu -veya bana hayır dua etti-. Ebu’r-Rebî'’in rivayetinde: ‘Onunla (karşılıklı) oyunlar oynayacağın ve şakalaşacağın [genç kızla]!’ (şeklindedir).

715_7. Hadis

وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ نَكَحْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ إِلَى قَوْلِهِ امْرَأَةً تَقُومُ عَلَيْهِنَّ وَتَمْشُطُهُنَّ قَالَ ‏"‏ أَصَبْتَ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ مَا بَعْدَهُ ‏.‏

Bize bunu Kuteybe b. Said de anlattı; bize Süfyân, Amr’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan [naklen] (anlattı); (Câbir) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Evlendin mi ey Câbir?’ buyurdu. (Müellif Müslim), hadisi onun (Câbir’in): ‘Onların başında duracak ve onları tarayacak (bakacak) bir kadın [istiyorum]’ sözüne kadar sevk etti. (Bunun üzerine Resulullah): ‘İsabet etmişsin’ buyurdu. (Süfyân) ondan sonrasını (fazlasını) zikretmedi.

715_8. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ، اللَّهِ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَلَمَّا أَقْبَلْنَا تَعَجَّلْتُ عَلَى بَعِيرٍ لِي قَطُوفٍ فَلَحِقَنِي رَاكِبٌ خَلْفِي فَنَخَسَ بَعِيرِي بِعَنَزَةٍ كَانَتْ مَعَهُ فَانْطَلَقَ بَعِيرِي كَأَجْوَدِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ الإِبِلِ فَالْتَفَتُّ فَإِذَا أَنَا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا يُعْجِلُكَ يَا جَابِرُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا تَزَوَّجْتَهَا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ ذَهَبْنَا لِنَدْخُلَ فَقَالَ ‏"‏ أَمْهِلُوا حَتَّى نَدْخُلَ لَيْلاً - أَىْ عِشَاءً - كَىْ تَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ وَتَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ ‏"‏ إِذَا قَدِمْتَ فَالْكَيْسَ الْكَيْسَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya anlattı; bize Huşeym, Seyyâr’dan, o Şa'bî’den, o da Câbir b. Abdullah’tan [naklen] haber verdi; (Câbir) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir gazvede bulunuyorduk. (Dönüşte) yaklaştığımızda yavaş yürüyen bir devem üzerinde acele ettim. Derken arkamdan bir süvari bana yetişti ve elindeki bir değnekle (aneze) devemi dürttü; bunun üzerine devem, görebileceğin develerin en iyisi gibi hızla yol almaya başladı. Dönüp bakınca bir de ne göreyim, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem! (Bana): ‘Ey Câbir, seni acele ettiren nedir?’ buyurdu. ‘Ey Allah’ın Resulü! Yeni evlendim’ dedim. ‘Bakireyle mi evlendin yoksa dulla mı?’ buyurdu. ‘Dulla’ dedim. ‘Öyleyse seninle oyunlar oynayan, senin de kendisiyle oyunlar oynayacağın (cilveleşeceğin) bir genç kızla (evlenseydin) ya!’ buyurdu. Medine’ye vardığımızda (evlerimize) girmek üzere gittik; fakat (Resulullah): ‘Bekleyin! Akşam vaktinde -yani yatsı vaktinde- girelim ki saçı başı dağınık olan (kadın) taransın, kocası gurbette olan da etek tıraşını olsun’ buyurdu. (Resulullah devamla) bana: ‘(Eve) vardığında zekice davran, çocuk iste/çocuk sahibi olmaya bak (el-keys el-keys)’ buyurdu.’

715_9. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْمَجِيدِ الثَّقَفِيَّ - حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَأَبْطَأَ بِي جَمَلِي فَأَتَى عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي ‏"‏ يَا جَابِرُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا شَأْنُكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَبْطَأَ بِي جَمَلِي وَأَعْيَا فَتَخَلَّفْتُ ‏.‏ فَنَزَلَ فَحَجَنَهُ بِمِحْجَنِهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ ارْكَبْ ‏"‏ ‏.‏ فَرَكِبْتُ فَلَقَدْ رَأَيْتُنِي أَكُفُّهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَتَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ بَلْ ثَيِّبٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ إِنَّ لِي أَخَوَاتٍ فَأَحْبَبْتُ أَنْ أَتَزَوَّجَ امْرَأَةً تَجْمَعُهُنَّ وَتَمْشُطُهُنَّ وَتَقُومُ عَلَيْهِنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَمَا إِنَّكَ قَادِمٌ فَإِذَا قَدِمْتَ فَالْكَيْسَ الْكَيْسَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَتَبِيعُ جَمَلَكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَاشْتَرَاهُ مِنِّي بِأُوقِيَّةٍ ثُمَّ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدِمْتُ بِالْغَدَاةِ فَجِئْتُ الْمَسْجِدَ فَوَجَدْتُهُ عَلَى بَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏"‏ الآنَ حِينَ قَدِمْتَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَدَعْ جَمَلَكَ وَادْخُلْ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَدَخَلْتُ فَصَلَّيْتُ ثُمَّ رَجَعْتُ فَأَمَرَ بِلاَلاً أَنْ يَزِنَ لِي أُوقِيَّةً فَوَزَنَ لِي بِلاَلٌ فَأَرْجَحَ فِي الْمِيزَانِ - قَالَ - فَانْطَلَقْتُ فَلَمَّا وَلَّيْتُ قَالَ ‏"‏ ادْعُ لِي جَابِرًا ‏"‏ ‏.‏ فَدُعِيتُ فَقُلْتُ الآنَ يَرُدُّ عَلَىَّ الْجَمَلَ ‏.‏ وَلَمْ يَكُنْ شَىْءٌ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْهُ فَقَالَ ‏"‏ خُذْ جَمَلَكَ وَلَكَ ثَمَنُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Abdülvehhâb -yani İbn Abdülmecîd es-Sekafî- anlattı; bize Ubeydullah, Vehb b. Keysân’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir gazveye çıkmıştım. Devemin yavaşlaması üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma geldi ve bana: ‘Ey Câbir!’ buyurdu. Ben de: ‘Evet’ dedim. ‘Neyin var?’ buyurdu. ‘Devem yavaşladı ve yoruldu; bu yüzden geride kaldım’ dedim. Bunun üzerine [Resulullah] (devesinden) indi ve elindeki eğri uçlu değneğiyle (mihcen) devemi dürttü (yönlendirdi); sonra: ‘Bin!’ buyurdu. Ben de bindim. (Vallahi) kendimi devemi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde gitmekten menederken buldum (o kadar hızlandı). Derken: ‘Evlendin mi?’ buyurdu. Ben de: ‘Evet’ dedim. ‘Bakireyle mi yoksa dulla mı?’ buyurdu. ‘Dulla’ dedim. ‘Öyleyse seninle oyunlar oynayan, senin de kendisiyle oyunlar oynayacağın (cilveleşeceğin) bir genç kızla (evlenseydin) ya!’ buyurdu. ‘Kız kardeşlerim var; onların hepsini bir araya getirecek, saçlarını tarayacak ve başlarında duracak bir kadınla evlenmeyi istedim’ dedim. ‘Haberin olsun ki (şehre) yaklaşıyorsun; vardığında zekice davran, çocuk iste/çocuk sahibi olmaya bak (el-keys el-keys)’ buyurdu. Sonra: ‘Deveni satar mısın?’ buyurdu. ‘Evet’ dedim. Böylece onu benden bir ukiye (gümüş para) karşılığında satın aldı. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Medine’ye) vardı, ben de sabahleyin vardım. Mescide geldim ve onu mescidin kapısında buldum. ‘Şimdi mi geldin?’ buyurdu. ‘Evet’ dedim. ‘Deveni bırak, gir ve iki rekat namaz kıl’ buyurdu. Girdim ve namaz kıldım; sonra geri döndüm. Bilal’e benim için bir ukiye tartmasını emretti. Bilal da benim için tarttı ve terazide (benim lehime) ağır getirdi. Gittim; arkamı dönüp giderken: ‘Câbir’i bana çağırın!’ buyurdu. Çağrıldım; (kendi kendime): ‘Şimdi deveyi bana iade edecek’ dedim -halbuki benim için ondan daha sevimsiz (o an kurtulmak istediğim) bir şey yoktu-. (Fakat Resulullah): ‘Deveni al, onun bedeli de senindir’ buyurdu.’

715_10. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو نَضْرَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا فِي مَسِيرٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا عَلَى نَاضِحٍ إِنَّمَا هُوَ فِي أُخْرَيَاتِ النَّاسِ - قَالَ - فَضَرَبَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ نَخَسَهُ - أُرَاهُ قَالَ - بِشَىْءٍ كَانَ مَعَهُ قَالَ فَجَعَلَ بَعْدَ ذَلِكَ يَتَقَدَّمُ النَّاسَ يُنَازِعُنِي حَتَّى إِنِّي لأَكُفُّهُ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَبِيعُنِيهِ بِكَذَا وَكَذَا وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ هُوَ لَكَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَبِيعُنِيهِ بِكَذَا وَكَذَا وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ هُوَ لَكَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ لِي ‏"‏ أَتَزَوَّجْتَ بَعْدَ أَبِيكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ثَيِّبًا أَمْ بِكْرًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثَيِّبًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ تَزَوَّجْتَ بِكْرًا تُضَاحِكُكَ وَتُضَاحِكُهَا وَتُلاَعِبُكَ وَتُلاَعِبُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو نَضْرَةَ فَكَانَتْ كَلِمَةً يَقُولُهَا الْمُسْلِمُونَ ‏.‏ افْعَلْ كَذَا وَكَذَا وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَكَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ anlattı; bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Babamı şöyle derken işittim: Bize Ebu Nadra, Câbir b. Abdullah’tan [naklen] anlattı; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir yolculukta bulunuyorduk. Ben, insanların en arkasında (kalan) su taşıyan bir devemin üzerindeydim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem o (deveye) vurdu -veya: ‘onu dürttü’ dedi; sanırım (ravi): ‘elindeki bir şeyle’ dedi-. (Câbir) dedi ki: [Devem] bundan sonra insanların önüne geçmeye başladı; (o kadar hızlandı ki) [duranlar arasından] sıyrılıp geçiyordu, hatta ben onu (yavaşlatmak için) dizginliyor/engelliyordum. (Resulullah): ‘Bunu bana şu şu kadara (bedele) satar mısın? Allah seni bağışlasın’ buyurdu. Ben: ‘O senindir ey Allah’ın Nebisi’ dedim. [Resulullah]: ‘Bunu bana şu şu kadara satar mısın? Allah seni bağışlasın’ buyurdu. Ben de: ‘O senindir ey Allah’ın Nebisi’ dedim. (Resulullah devamla) bana: ‘Babandan (vefatından) sonra evlendin mi?’ buyurdu. ‘Evet’ dedim. ‘Dul mu yoksa bakire mi?’ buyurdu. ‘Dul’ dedim. ‘Öyleyse seninle şakalaşan, senin de kendisiyle şakalaşacağın, seninle oyunlar oynayan (cilveleşen), senin de kendisiyle oyunlar oynayacağın bakire bir kızla evlenseydin ya!’ buyurdu. Ebu Nadra dedi ki: (Bu olaydan sonra) Müslümanların (birbirine) söylediği bir söz (kalıp ifade) oldu: ‘Şunu şunu yap; Allah seni bağışlasın.’

715_11. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي شُرَحْبِيلُ بْنُ شَرِيكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الدُّنْيَا مَتَاعٌ وَخَيْرُ مَتَاعِ الدُّنْيَا الْمَرْأَةُ الصَّالِحَةُ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Abdullah b. Numeyr el-Hemdânî anlattı; bize Abdullah b. Yezîd anlattı; bize Hayve anlattı; bana Şurahbîl b. Şerîk haber verdi ki o, Ebu Abdurrahman el-Hubulî’yi, Abdullah b. Amr’dan [naklen] (hadis) anlatırken işitmiş; (Abdullah b. Amr’ın naklettiğine göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Dünya bir geçimliktir (meta); dünyanın en hayırlı geçimliği ise saliha kadındır.”

715_12. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الْمَرْأَةَ كَالضِّلَعِ إِذَا ذَهَبْتَ تُقِيمُهَا كَسَرْتَهَا وَإِنْ تَرَكْتَهَا اسْتَمْتَعْتَ بِهَا وَفِيهَا عِوَجٌ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus, İbn Şihâb’dan haber verdi; (İbn Şihâb dedi ki): Bana İbnü’l-Müseyyeb, Ebu Hüreyre’den [naklen] anlattı; (Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kadın kaburga kemiği gibidir; eğer onu doğrultmaya kalkarsan onu kırarsın. Eğer onu (olduğu gibi) bırakırsan kendisindeki eğrilikle birlikte ondan faydalanırsın.”

1467_1. Hadis

وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ أَخِي الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَمِّهِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ سَوَاءً ‏.‏

Bana bunu Züheyr b. Harb ve Abd b. Humeyd de anlattılar. Her ikisi de Ya'kub b. İbrahim b. Sa'd’dan, o ez-Zührî’nin kardeşinin oğlundan, o da amcasından (Zührî’den) bu isnatla bunun aynısını rivayet etti.

1467_2. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الْمَرْأَةَ خُلِقَتْ مِنْ ضِلَعٍ لَنْ تَسْتَقِيمَ لَكَ عَلَى طَرِيقَةٍ فَإِنِ اسْتَمْتَعْتَ بِهَا اسْتَمْتَعْتَ بِهَا وَبِهَا عِوَجٌ وَإِنْ ذَهَبْتَ تُقِيمُهَا كَسَرْتَهَا وَكَسْرُهَا طَلاَقُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr en-Nâkıd ve İbn Ebî Ömer anlattılar -lafız İbn Ebî Ömer’e aittir-; dediler ki: Bize Süfyân, Ebü’z-Zinâd’dan, o el-A'rec’den, o da Ebu Hüreyre’den [naklen] anlattı; (Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır; o senin için asla [dosdoğru] bir yol üzere (dümdüz) olmaz. Eğer ondan faydalanırsan kendisindeki eğrilikle birlikte faydalanırsın. Şayet onu doğrultmaya kalkarsan onu kırarsın; onun kırılması ise boşanmasıdır.”

1468_1. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَإِذَا شَهِدَ أَمْرًا فَلْيَتَكَلَّمْ بِخَيْرٍ أَوْ لِيَسْكُتْ وَاسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ فَإِنَّ الْمَرْأَةَ خُلِقَتْ مِنْ ضِلَعٍ وَإِنَّ أَعْوَجَ شَىْءٍ فِي الضِّلَعِ أَعْلاَهُ إِنْ ذَهَبْتَ تُقِيمُهُ كَسَرْتَهُ وَإِنْ تَرَكْتَهُ لَمْ يَزَلْ أَعْوَجَ اسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hüseyin b. Ali, Zâide’den, o Meysere’den, o Ebu Hâzim’den, o da Ebu Hüreyre’den [naklen] anlattı; (Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa, bir meseleye şahit olduğunda ya hayır konuşsun ya da sussun. Kadınlar hakkında (iyi davranmanızı) birbirinize tavsiye edin; zira kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır; kaburganın en eğri yeri ise en üst kısmıdır. Eğer onu doğrultmaya kalkarsan onu kırarsın; şayet onu (kendi haline) bırakırsan daima eğri kalır. (Bu sebeple) kadınlar hakkında hayır (ile davranmayı) birbirinize tavsiye edin.”

1468_2. Hadis

وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا عِيسَى، - يَعْنِي ابْنَ يُونُسَ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ أَبِي أَنَسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَفْرَكْ مُؤْمِنٌ مُؤْمِنَةً إِنْ كَرِهَ مِنْهَا خُلُقًا رَضِيَ مِنْهَا آخَرَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ غَيْرَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana İbrahim b. Musa er-Râzî de anlattı; bize İsa -yani İbn Yunus- anlattı; bize Abdülhamîd b. Ca'fer, İmrân b. Ebî Enes’ten, o Ömer b. el-Hakem’den, o da Ebu Hüreyre’den [naklen] anlattı; (Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Mümin (bir erkek), mümin (bir kadına) kin beslemesin (la-yefrak); onun bir huyunu/karakter özelliğini sevmezse, bir diğerini sever (ondan razı olur).” Veya: ‘Başka birini [sever]’ buyurdu.

1469. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ أَبِي أَنَسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı, bize Ebû Âsım anlattı, bize Abdülhamîd b. Ca'fer anlattı, bize İmrân b. Ebî Enes anlattı, Ömer b. el-Hakem'den, Ebû Hureyre'den, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun bir benzerini (rivayet etti).

1470_1. Hadis

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا يُونُسَ، مَوْلَى أَبِي هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ حَوَّاءُ لَمْ تَخُنْ أُنْثَى زَوْجَهَا الدَّهْرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hârûn b. Ma'rûf anlattı, bize Abdullah b. Vehb anlattı, (bize) Amr b. el-Hâris haber verdi ki Ebû Hureyre'nin azatlısı Ebû Yûnus ona Ebû Hureyre'den, (o da) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Havvâ olmasaydı, (hiçbir) kadın kocasına ebediyen ihanet etmezdi."

1470_2. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْلاَ بَنُو إِسْرَائِيلَ لَمْ يَخْبُثِ الطَّعَامُ وَلَمْ يَخْنَزِ اللَّحْمُ وَلَوْلاَ حَوَّاءُ لَمْ تَخُنْ أُنْثَى زَوْجَهَا الدَّهْرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' anlattı, bize Abdürrezzâk anlattı, bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'ten haber verdi; (Hemmâm) şöyle dedi: Bu, Ebû Hureyre'nin bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlattığıdır. (Böylece) bunlardan bazı hadisler zikretti ve (onlardan biri olarak) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İsrailoğulları olmasaydı yemek bozulmaz ve et kokmazdı. Havvâ olmasaydı (hiçbir) kadın kocasına ebediyen ihanet etmezdi."