544. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْحَكَمِ الْوَرَّاقُ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَافَرْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ فَكَانُوا يُصَلُّونَ الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ لاَ يُصَلُّونَ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا . وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ لَوْ كُنْتُ مُصَلِّيًا قَبْلَهَا أَوْ بَعْدَهَا لأَتْمَمْتُهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَسٍ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَعَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سُلَيْمٍ مِثْلَ هَذَا . قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ رَجُلٍ مِنْ آلِ سُرَاقَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَطَوَّعُ فِي السَّفَرِ قَبْلَ الصَّلاَةِ وَبَعْدَهَا . وَقَدْ صَحَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقْصُرُ فِي السَّفَرِ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ صَدْرًا مِنْ خِلاَفَتِهِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا كَانَتْ تُتِمُّ الصَّلاَةَ فِي السَّفَرِ . وَالْعَمَلُ عَلَى مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْحَابِهِ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ إِلاَّ أَنَّ الشَّافِعِيَّ يَقُولُ التَّقْصِيرُ رُخْصَةٌ لَهُ فِي السَّفَرِ فَإِنْ أَتَمَّ الصَّلاَةَ أَجْزَأَ عَنْهُ .
Abdülvahhâb b. Abdülhakem el-Verrâk el-Bağdâdî bize anlattı, Yahyâ b. Süleym bize anlattı, Ubeydullah’tan, Nâfi’den, İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte yolculuk yaptım. Öğle ve ikindiyi ikişer rekât olarak kılıyorlar, onlardan önce ve sonra (nafile) namaz kılmıyorlardı. Abdullah (b. Ömer) şöyle derdi: Eğer ondan önce veya sonra namaz kılacak olsaydım, (farzı) tam kılardım." Bu konuda Ömer, Ali, İbn Abbâs, Enes, İmrân b. Husayn ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ der ki: İbn Ömer hadisi hasen gariptir. Bu hadisi sadece Yahyâ b. Süleym’in rivayetinden bu şekliyle biliyoruz. Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Bu hadis Ubeydullah b. Ömer’den, o da Sürâka ailesinden bir adamdan, o da Abdullah b. Ömer’den rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ der ki: Atıyye el-Avfî’den, o da İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem yolculukta farz namazdan önce ve sonra nafile kılardı. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in yolculukta namazları kısalttığı sahih olarak sabittir. Ebû Bekir, Ömer ve hilafetinin başlarında Osman da böyle yapardı. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehlinin çoğunun uygulaması buna göredir. Âişe’den rivayet edildiğine göre o, yolculukta namazı tam kılardı. Uygulama, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabından rivayet edilene göredir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. Ancak Şâfiî şöyle der: Kısaltmak, yolculukta kişi için bir ruhsattır; şayet namazı tam kılarsa bu da onun için yeterli olur.
545. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جُدْعَانَ الْقُرَشِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، قَالَ سُئِلَ عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ عَنْ صَلاَةِ الْمُسَافِرِ، فَقَالَ حَجَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَحَجَجْتُ مَعَ أَبِي بَكْرٍ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَمَعَ عُمَرَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَمَعَ عُثْمَانَ سِتَّ سِنِينَ مِنْ خِلاَفَتِهِ أَوْ ثَمَانِيَ سِنِينَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Ahmed b. Menî' bize anlattı, Hüşeym bize anlattı, Ali b. Zeyd b. Cüd'ân el-Kureşî bize haber verdi, Ebû Nadra’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "İmrân b. Husayn’a yolcunun namazı soruldu, o da şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hac yaptım, iki rekât kıldı. Ebû Bekir ile birlikte hac yaptım, iki rekât kıldı. Ömer ile birlikte hac yaptım, iki rekât kıldı. Osman ile birlikte de hilafetinin altı -veya sekiz- senesi boyunca (hac yaptım); o da iki rekât kıldı." Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.
546. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَإِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ، سَمِعَا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ بِالْمَدِينَةِ أَرْبَعًا وَبِذِي الْحُلَيْفَةِ الْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Muhammed b. el-Münkedir ve İbrâhîm b. Meysere’den naklen haber verdi; her ikisi de Enes b. Mâlik’i şöyle derken işitmişlerdir: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Medine’de öğle namazını dört (rekat), Zülhuleyfe’de ise ikindi namazını iki rekat olarak kıldık." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, sahih bir hadistir.
547. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ زَاذَانَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ لاَ يَخَافُ إِلاَّ اللَّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Huşeym, Mansûr b. Zâzân’dan, o İbn Sîrîn’den, o da İbn Abbâs’tan naklen haber verdi: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktı; Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan başka kimseden korkusu yoktu ve (namazı) iki rekat olarak kıldı." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.
548. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ الْحَضْرَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ . قَالَ قُلْتُ لأَنَسٍ كَمْ أَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ قَالَ عَشْرًا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أَقَامَ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ تِسْعَ عَشْرَةَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَنَحْنُ إِذَا أَقَمْنَا مَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ تِسْعَ عَشْرَةَ صَلَّيْنَا رَكْعَتَيْنِ وَإِنْ زِدْنَا عَلَى ذَلِكَ أَتْمَمْنَا الصَّلاَةَ . وَرُوِيَ عَنْ عَلِيٍّ أَنَّهُ قَالَ مَنْ أَقَامَ عَشَرَةَ أَيَّامٍ أَتَمَّ الصَّلاَةَ . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّهُ قَالَ مَنْ أَقَامَ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا أَتَمَّ الصَّلاَةَ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ . وَرُوِيَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ أَنَّهُ قَالَ إِذَا أَقَامَ أَرْبَعًا صَلَّى أَرْبَعًا . وَرَوَى عَنْهُ ذَلِكَ قَتَادَةُ وَعَطَاءٌ الْخُرَاسَانِيُّ . وَرَوَى عَنْهُ دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ خِلاَفَ هَذَا . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ بَعْدُ فِي ذَلِكَ فَأَمَّا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَأَهْلُ الْكُوفَةِ فَذَهَبُوا إِلَى تَوْقِيتِ خَمْسَ عَشْرَةَ وَقَالُوا إِذَا أَجْمَعَ عَلَى إِقَامَةِ خَمْسَ عَشْرَةَ أَتَمَّ الصَّلاَةَ . وَقَالَ الأَوْزَاعِيُّ إِذَا أَجْمَعَ عَلَى إِقَامَةِ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ أَتَمَّ الصَّلاَةَ . وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ إِذَا أَجْمَعَ عَلَى إِقَامَةِ أَرْبَعَةٍ أَتَمَّ الصَّلاَةَ . وَأَمَّا إِسْحَاقُ فَرَأَى أَقْوَى الْمَذَاهِبِ فِيهِ حَدِيثَ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ لأَنَّهُ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ تَأَوَّلَهُ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَجْمَعَ عَلَى إِقَامَةِ تِسْعَ عَشْرَةَ أَتَمَّ الصَّلاَةَ . ثُمَّ أَجْمَعَ أَهْلُ الْعِلْمِ عَلَى أَنَّ الْمُسَافِرَ يَقْصُرُ مَا لَمْ يُجْمِعْ إِقَامَةً وَإِنْ أَتَى عَلَيْهِ سِنُونَ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; bize Huşeym anlattı; bize Yahya b. Ebî İshak el-Hadramî haber verdi; bize Enes b. Mâlik anlattı; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Medine'den Mekke'ye çıktık; (orada) iki rekat kıldı.” (Yahya) Dedi ki: Enes'e dedim ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'de ne kadar kaldı?” Dedi ki: “On (gün).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs ve Câbir'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahih bir hadistir. İbn Abbâs'tan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edildiğine göre o, bazı seferlerinde on dokuz (gün) kalıp ikişer rekat kıldı. İbn Abbâs dedi ki: “Biz, on dokuz (gün) aralığında kaldığımız zaman iki rekat kılıyoruz. Eğer bundan fazla kalırsak namazı tamamlıyoruz.” Ali'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Kim on gün kalırsa namazı tamamlar.” İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Kim on beş gün kalırsa namazı tamamlar.” Ondan (İbn Ömer'den) “on iki (gün)” (görüşü de) rivayet edilmiştir. Saîd b. el-Müseyyeb'den rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Dört (gün) kaldığı zaman dört kılar.” Bunu ondan Katâde ve Atâ el-Horasânî rivayet etti. Dâvûd b. Ebî Hind ise ondan bunun aksini rivayet etti. İlim ehli bundan sonra bu konuda ihtilaf ettiler: Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehli on beş (gün) vaktine gitmişler ve şöyle demişlerdir: “(Kişi) on beş (gün) ikamete karar verirse namazı tamamlar.” Evzâî dedi ki: “On iki (gün) ikamete karar verirse namazı tamamlar.” Mâlik b. Enes, Şâfiî ve Ahmed dediler ki: “Dört (gün) ikamete karar verirse namazı tamamlar.” İshâk ise bu konudaki en kuvvetli mezhebin (görüşün) İbn Abbâs hadisi olduğu görüşündedir. Dedi ki: “Çünkü o, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etti, sonra Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra bunu (şöyle) tevil etti: On dokuz (gün) ikamete karar verirse namazı tamamlar.” Sonra ilim ehli şunun üzerinde icma ettiler: “Misafir (yolcu), ikamete niyet etmedikçe, üzerinden seneler de geçse namazı kısaltır.”
549. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَافَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَفَرًا فَصَلَّى تِسْعَةَ عَشَرَ يَوْمًا رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنٍ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَنَحْنُ نُصَلِّي فِيمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَ تِسْعَ عَشْرَةَ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ فَإِذَا أَقَمْنَا أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ صَلَّيْنَا أَرْبَعًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; Âsım el-Ahvel'den; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir yolculuğa çıktı ve on dokuz gün ikişer ikişer rekat (namaz) kıldı.” İbn Abbâs dedi ki: “Biz de on dokuz (gün) aralığında (kaldığımızda) ikişer ikişer rekat kılıyoruz. Eğer bundan fazla kalırsak dört (rekat) kılıyoruz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
550. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ أَبِي بُسْرَةَ الْغِفَارِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ صَحِبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَةَ عَشَرَ سَفَرًا فَمَا رَأَيْتُهُ تَرَكَ الرَّكْعَتَيْنِ إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ الظُّهْرِ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْبَرَاءِ حَدِيثٌ غَرِيبٌ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْهُ فَلَمْ يَعْرِفْهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ وَلَمْ يَعْرِفِ اسْمَ أَبِي بُسْرَةَ الْغِفَارِيِّ وَرَآهُ حَسَنًا . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَتَطَوَّعُ فِي السَّفَرِ قَبْلَ الصَّلاَةِ وَلاَ بَعْدَهَا . وَرُوِيَ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَتَطَوَّعُ فِي السَّفَرِ . ثُمَّ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَأَى بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَتَطَوَّعَ الرَّجُلُ فِي السَّفَرِ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَلَمْ تَرَ طَائِفَةٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُصَلَّى قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا . وَمَعْنَى مَنْ لَمْ يَتَطَوَّعْ فِي السَّفَرِ قَبُولُ الرُّخْصَةِ وَمَنْ تَطَوَّعَ فَلَهُ فِي ذَلِكَ فَضْلٌ كَثِيرٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَخْتَارُونَ التَّطَوُّعَ فِي السَّفَرِ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys b. Sa'd anlattı; Safvân b. Süleym'den; Ebû Büsra el-Gıfârî'den; Berâ b. Âzib'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e on sekiz yolculukta eşlik ettim. Güneş (batıya) kaydığında, öğleden önce iki rekatı terk ettiğini görmedim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Ömer'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Berâ hadisi garip bir hadistir. (Ebû Îsâ) Dedi ki: Muhammed'e bunu sordum, o bunu sadece Leys b. Sa'd hadisinden biliyordu. Ebû Büsra el-Gıfârî'nin ismini bilmiyordu ama onu hasen görüyordu. İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in yolculukta farz namazdan önce ve sonra nafile kılmadığı rivayet edilmiştir. Yine ondan (İbn Ömer'den); Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den, onun yolculukta nafile kıldığı da rivayet edilmiştir. Sonra Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra ilim ehli ihtilaf ettiler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazıları kişinin yolculukta nafile kılabileceği görüşündedirler. Ahmed ve İshâk da böyle derler. İlim ehlinden bir grup ise (farzdan) önce ve sonra (nafile) kılınmayacağı görüşündedir. Yolculukta nafile kılmayanın (durumunun) manası ruhsatı kabul etmektir. Kim de nafile kılarsa onun için bunda büyük bir fazilet vardır. İlim ehlinin çoğunun görüşü budur, onlar yolculukta nafile kılmayı tercih ederler.
551. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَاهُ ابْنُ أَبِي لَيْلَى عَنْ عَطِيَّةَ وَنَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Haccâc'dan; Atıyye'den; İbn Ömer'den; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculukta öğle namazını iki rekat, ondan sonra da iki rekat kıldım.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. İbn Ebî Leylâ bunu Atıyye'den ve Nâfi'den; (onlar da) İbn Ömer'den rivayet etmişlerdir.
552. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْمُحَارِبِيُّ، - يَعْنِي الْكُوفِيَّ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطِيَّةَ، وَنَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ فَصَلَّيْتُ مَعَهُ فِي الْحَضَرِ الظُّهْرَ أَرْبَعًا وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّيْتُ مَعَهُ فِي السَّفَرِ الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ وَالْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ وَلَمْ يُصَلِّ بَعْدَهَا شَيْئًا وَالْمَغْرِبَ فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ سَوَاءً ثَلاَثَ رَكَعَاتٍ لاَ تَنْقُصُ فِي الْحَضَرِ وَلاَ فِي السَّفَرِ وَهِيَ وِتْرُ النَّهَارِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ مَا رَوَى ابْنُ أَبِي لَيْلَى حَدِيثًا أَعْجَبَ إِلَىَّ مِنْ هَذَا وَلاَ أَرْوِي عَنْهُ شَيْئًا .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Muhâribî -yani el-Kûfî- anlattı; bize Ali b. Hâşim anlattı; İbn Ebî Leylâ'dan; Atıyye ve Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hazarda (ikamet halinde) ve seferde namaz kıldım. Hazarda onunla birlikte öğleyi dört ve ondan sonra iki rekat kıldım. Seferde ise onunla birlikte öğleyi iki rekat, ondan sonra iki rekat ve ikindiyi iki rekat kıldım. (İkindiden) sonra bir şey kılmadı. Akşam ise hazarda ve seferde eşittir; üç rekattır. Hazarda da seferde de eksilmez. O, gündüzün vitridir. Ondan sonra da iki rekat (kıldı).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Muhammed'i şöyle derken işittim: “İbn Ebî Leylâ'nın rivayet ettiği hadisler içinde bana bundan daha hoş gelen (bir hadis) yoktur. (Ama) ben ondan bir şey rivayet etmem.”
553. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، هُوَ عَامِرُ بْنُ وَاثِلَةَ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ زَيْغِ الشَّمْسِ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى أَنْ يَجْمَعَهَا إِلَى الْعَصْرِ فَيُصَلِّيهِمَا جَمِيعًا وَإِذَا ارْتَحَلَ بَعْدَ زَيْغِ الشَّمْسِ عَجَّلَ الْعَصْرَ إِلَى الظُّهْرِ وَصَلَّى الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا ثُمَّ سَارَ وَكَانَ إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ الْمَغْرِبِ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى يُصَلِّيَهَا مَعَ الْعِشَاءِ وَإِذَا ارْتَحَلَ بَعْدَ الْمَغْرِبِ عَجَّلَ الْعِشَاءَ فَصَلاَّهَا مَعَ الْمَغْرِبِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَالصَّحِيحُ عَنْ أُسَامَةَ . وَرَوَى عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ عَنْ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ عَنْ قُتَيْبَةَ هَذَا الْحَدِيثَ .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys b. Sa'd anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb'den; Ebû't-Tufeyl -ki o Âmir b. Vâsile'dir-'den; Muâz b. Cebel'den (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük gazvesinde, güneş (batıya) kaymadan önce yola çıkarsa, öğleyi ikindiye kadar erteler, ikisini birlikte kılardı. Eğer güneş (batıya) kaydıktan sonra yola çıkarsa ikindiyi öğleye (çekerek) acele eder ve öğle ile ikindiyi birlikte kılar, sonra yola devam ederdi. Akşamdan önce yola çıkarsa akşamı yatsı ile kılmak üzere ertelerdi. Eğer akşamdan sonra yola çıkarsa yatsıyı (öne çekerek) acele eder ve onu akşamla birlikte kılardı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ali, İbn Ömer, Enes, Abdullah b. Amr, Âişe, İbn Abbâs, Üsâme b. Zeyd ve Câbir b. Abdullah'tan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Üsâme'den gelen (rivayet) sahihtir. Ali b. el-Medînî bu hadisi Ahmed b. Hanbel'den; (o da) Kuteybe'den rivayet etmiştir.
554. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا اللُّؤْلُؤِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الأَعْيَنُ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، بِهَذَا الْحَدِيثِ يَعْنِي حَدِيثَ مُعَاذٍ . وَحَدِيثُ مُعَاذٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ تَفَرَّدَ بِهِ قُتَيْبَةُ لاَ نَعْرِفُ أَحَدًا رَوَاهُ عَنِ اللَّيْثِ غَيْرَهُ . وَحَدِيثُ اللَّيْثِ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ عَنْ مُعَاذٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَالْمَعْرُوفُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ حَدِيثُ مُعَاذٍ مِنْ حَدِيثِ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ عَنْ مُعَاذٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَبَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ . رَوَاهُ قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمَالِكٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ . وَبِهَذَا الْحَدِيثِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ . وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ يَقُولاَنِ لاَ بَأْسَ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ فِي السَّفَرِ فِي وَقْتِ إِحْدَاهُمَا .
Bize Abdussamed b. Süleyman anlattı; bize Zekeriya el-Lü'lüî anlattı; bize Ebû Bekir el-A'yen anlattı; bize Ali b. el-Medînî anlattı; bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Kuteybe bu hadisi -yani Muâz hadisini- anlattı. Muâz hadisi hasen garip bir hadistir. Kuteybe bu rivayette tek kalmıştır. Leys'ten ondan başkasının bunu rivayet ettiğini bilmiyoruz. Leys'in Yezîd b. Ebî Habîb'den; Ebû't-Tufeyl'den; Muâz'dan rivayet ettiği hadis garip bir hadistir. İlim ehli yanında maruf (bilinen) olan Muâz hadisi, Ebû'z-Zübeyr'in Ebû't-Tufeyl'den; Muâz'dan rivayet ettiği hadistir: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük gazvesinde öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem etti.” Bunu Kurre b. Hâlid, Süfyân es-Sevrî, Mâlik ve birden çok kişi Ebû'z-Zübeyr el-Mekkî'den rivayet etmiştir. Şâfiî bu hadisi esas alır. Ahmed ve İshâk derler ki: “Seferde iki namazı, ikisinden birinin vaktinde cem etmekte bir sakınca yoktur.”
555. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ اسْتُغِيثَ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ فَجَدَّ بِهِ السَّيْرُ فَأَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا ثُمَّ أَخْبَرَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَحَدِيثُ اللَّيْثِ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Abde b. Süleyman anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den (rivayet edildiğine göre): “O (İbn Ömer), ailesinden bazısı için yardıma çağrıldı. Yolculuğu hızlandırdı ve şafak kayboluncaya kadar akşam namazını erteledi. Sonra (bineğinden) indi ve ikisini (akşam ile yatsıyı) cem etti. Sonra onlara, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yolculuğu hızlandırdığı zaman böyle yaptığını haber verdi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Leys'in Yezîd b. Ebî Habîb'den rivayet ettiği hadis hasen sahihtir.
556. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ بِالنَّاسِ يَسْتَسْقِي فَصَلَّى بِهِمْ رَكْعَتَيْنِ جَهَرَ بِالْقِرَاءَةِ فِيهِمَا وَحَوَّلَ رِدَاءَهُ وَرَفَعَ يَدَيْهِ وَاسْتَسْقَى وَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَآبِي اللَّحْمِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَعَلَى هَذَا الْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَعَمُّ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ هُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَاصِمٍ الْمَازِنِيُّ .
Bize Yahya b. Musa anlattı; bize Abdurrezzâk anlattı; bize Ma'mer haber verdi; Zührî'den; Abbâd b. Temîm'den; amcasından (rivayet edildiğine göre): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlarla birlikte yağmur duasına (istiskâya) çıktı. Onlara iki rekat namaz kıldırdı, iki rekatta da kıraati açıktan yaptı. Ridasını (dış örtüsünü) ters çevirdi, ellerini kaldırdı, yağmur istedi ve kıbleye yöneldi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Enes ve Âbî el-Lahm'dan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah b. Zeyd hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlince amel bunun üzerinedir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler. Abbâd b. Temîm'in amcası Abdullah b. Zeyd b. Âsım el-Mâzinî'dir.
557. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُمَيْرٍ، مَوْلَى آبِي اللَّحْمِ عَنْ آبِي اللَّحْمِ، أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ أَحْجَارِ الزَّيْتِ يَسْتَسْقِي وَهُوَ مُقْنِعٌ بِكَفَّيْهِ يَدْعُو . قَالَ أَبُو عِيسَى كَذَا قَالَ قُتَيْبَةُ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنْ آبِي اللَّحْمِ وَلاَ نَعْرِفُ لَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ الْوَاحِدَ وَعُمَيْرٌ مَوْلَى آبِي اللَّحْمِ قَدْ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَادِيثَ وَلَهُ صُحْبَةٌ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Leys b. Sa'd anlattı; Hâlid b. Yezîd'den; Saîd b. Ebî Hilâl'den; Yezîd b. Abdullah'tan; Âbî el-Lahm'ın azatlısı Umeyr'den; Âbî el-Lahm'dan (rivayet edildiğine göre): “O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Ahcâru'z-Zeyt (Zeyt Taşları) mevkiinde yağmur duası yaparken gördü. O, avuçlarını (yüzüne karşı) kaldırmış dua ediyordu.” Ebû Îsâ dedi ki: Kuteybe bu hadiste Âbî el-Lahm'dan (geldiğini) böyle söyledi. Onun Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu tek hadisten başka bir hadisini bilmiyoruz. Âbî el-Lahm'ın azatlısı Umeyr ise Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den hadisler rivayet etmiştir ve onun (Umeyr'in) sohbeti (sahabiliği) vardır.
558. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ إِسْحَاقَ، وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كِنَانَةَ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَرْسَلَنِي الْوَلِيدُ بْنُ عُقْبَةَ وَهُوَ أَمِيرُ الْمَدِينَةِ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَسْأَلُهُ عَنِ اسْتِسْقَاءِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ مُتَبَذِّلاً مُتَوَاضِعًا مُتَضَرِّعًا حَتَّى أَتَى الْمُصَلَّى فَلَمْ يَخْطُبْ خُطْبَتَكُمْ هَذِهِ وَلَكِنْ لَمْ يَزَلْ فِي الدُّعَاءِ وَالتَّضَرُّعِ وَالتَّكْبِيرِ وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ كَمَا كَانَ يُصَلِّي فِي الْعِيدِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Hâtim b. İsmâîl anlattı; Hişâm b. İshak'tan -ki o İbn Abdullah b. Kinâne'dir-; babasından; dedi ki: “Velîd b. Ukbe -Medine valisi iken- beni İbn Abbâs'a, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yağmur duasını sormam için gönderdi. Ona geldim ve (İbn Abbâs) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gösterişsiz kıyafetlerle, tevazu içinde ve yalvararak çıktı. Musallaya (namazgâha) gelinceye kadar (böyle devam etti). Sizin bu hutbeniz gibi hutbe okumadı. Lakin sürekli dua etti, yalvardı ve tekbir getirdi. Sonra bayramda kıldığı gibi iki rekat namaz kıldı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
559. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كِنَانَةَ، عَنْ أَبِيهِ، فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ مُتَخَشِّعًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ قَالَ يُصَلِّي صَلاَةَ الاِسْتِسْقَاءِ نَحْوَ صَلاَةِ الْعِيدَيْنِ يُكَبِّرُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى سَبْعًا وَفِي الثَّانِيَةِ خَمْسًا وَاحْتَجَّ بِحَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرُوِيَ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ أَنَّهُ قَالَ لاَ يُكَبِّرُ فِي صَلاَةِ الاِسْتِسْقَاءِ كَمَا يُكَبِّرُ فِي صَلاَةِ الْعِيدَيْنِ . وَقَالَ النُّعْمَانُ أَبُو حَنِيفَةَ لاَ تُصَلَّى صَلاَةُ الاِسْتِسْقَاءِ وَلاَ آمُرُهُمْ بِتَحْوِيلِ الرِّدَاءِ وَلَكِنْ يَدْعُونَ وَيَرْجِعُونَ بِجُمْلَتِهِمْ . قَالَ أَبُو عِيسَى خَالَفَ السُّنَّةَ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vekî' anlattı; Süfyân'dan; Hişâm b. İshak b. Abdullah b. Kinâne'den; babasından (rivayet edildiğine göre): (Ravi) Bunun benzerini zikretti ve şunları ekledi: “Huşû içinde (çıktı).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şâfiî'nin görüşü de budur. Dedi ki: “Yağmur duası namazını iki bayram namazı gibi kılar. İlk rekatta yedi, ikinci rekatta beş tekbir getirir.” Ve İbn Abbâs hadisini delil getirdi. Ebû Îsâ dedi ki: Mâlik b. Enes'ten rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Yağmur duası namazında bayram namazındaki gibi tekbir getirilmez.” Nu'mân Ebû Hanîfe dedi ki: “Yağmur duası namazı kılınmaz. Onlara ridayı (dış örtüyü) ters çevirmelerini de emretmem. Lakin dua ederler ve topluca dönerler.” Ebû Îsâ dedi ki: (Ebû Hanîfe) Sünnete muhalefet etmiştir.
560. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى فِي كُسُوفٍ فَقَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثُمَّ قَرَأَ ثُمَّ رَكَعَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ وَالأُخْرَى مِثْلُهَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَأَبِي مَسْعُودٍ وَأَبِي بَكْرَةَ وَسَمُرَةَ وَأَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ وَابْنِ عُمَرَ وَقَبِيصَةَ الْهِلاَلِيِّ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى فِي كُسُوفٍ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . قَالَ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْقِرَاءَةِ فِي صَلاَةِ الْكُسُوفِ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُسِرَّ بِالْقِرَاءَةِ فِيهَا بِالنَّهَارِ . وَرَأَى بَعْضُهُمْ أَنْ يَجْهَرَ بِالْقِرَاءَةِ فِيهَا كَنَحْوِ صَلاَةِ الْعِيدَيْنِ وَالْجُمُعَةِ وَبِهِ يَقُولُ مَالِكٌ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ يَرَوْنَ الْجَهْرَ فِيهَا . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ لاَ يَجْهَرُ فِيهَا . وَقَدْ صَحَّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كِلْتَا الرِّوَايَتَيْنِ صَحَّ عَنْهُ أَنَّهُ صَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ . وَصَحَّ عَنْهُ أَيْضًا أَنَّهُ صَلَّى سِتَّ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ . وَهَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ جَائِزٌ عَلَى قَدْرِ الْكُسُوفِ إِنْ تَطَاوَلَ الْكُسُوفُ فَصَلَّى سِتَّ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ فَهُوَ جَائِزٌ وَإِنْ صَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ وَأَطَالَ الْقِرَاءَةَ فَهُوَ جَائِزٌ . وَيَرَوْنَ أَصْحَابُنَا أَنْ تُصَلَّى صَلاَةُ الْكُسُوفَ فِي جَمَاعَةٍ فِي كُسُوفِ الشَّمْسِ وَالْقَمَرِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahya b. Saîd anlattı; Süfyân'dan; Habîb b. Ebî Sâbit'ten; Tâvus'tan; İbn Abbâs'tan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet edildiğine göre): “O, küsufta (güneş tutulmasında) namaz kıldı. Okudu, sonra rüku etti. Sonra okudu, sonra rüku etti. Sonra okudu, sonra rüku etti; üç defa. Sonra iki secde etti. Diğer (rekatı) da bunun gibi (yaptı).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ali, Âişe, Abdullah b. Amr, Nu'mân b. Beşîr, Mugîre b. Şu'be, Ebû Mes'ûd, Ebû Bekre, Semüre, Ebû Musa el-Eş'arî, İbn Mes'ûd, Esmâ bint Ebî Bekir es-Sıddîk, İbn Ömer, Kabîsa el-Hilâlî, Câbir b. Abdullah, Abdurrahman b. Semüre ve Übey b. Ka'b'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahih bir hadistir. İbn Abbâs'tan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den; onun küsufta dört secdede dört rüku (şeklinde) kıldığı rivayet edilmiştir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler. (Tirmizî) Dedi ki: İlim ehli küsuf namazında kıraat hakkında ihtilaf ettiler. Bazıları gündüz (kılınırsa) kıraatin gizli yapılacağı görüşündedir. Bazıları ise iki bayram namazı ve Cuma gibi kıraatin açıktan yapılacağı görüşündedir. Mâlik, Ahmed ve İshâk böyle derler; onlar açıktan okumayı uygun görürler. Şâfiî dedi ki: “Onda (küsuf namazında) açıktan okumaz.” Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den her iki rivayet de sahih olarak gelmiştir. Ondan, dört secdede dört rüku kıldığı sahih olmuştur. Ondan ayrıca dört secdede altı rüku kıldığı da sahih olmuştur. Bu, ilim ehli katında tutulmanın (küsufun) miktarına göre caizdir. Eğer tutulma uzun sürerse dört secdede altı rüku kılar, bu caizdir. Eğer dört secdede dört rüku kılar ve kıraati uzatırsa bu da caizdir. Arkadaşlarımız Güneş ve Ay tutulmasında küsuf namazının cemaatle kılınacağı görüşündedirler.
561. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ فَأَطَالَ الْقِرَاءَةَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَأَطَالَ الْقِرَاءَةَ وَهِيَ دُونَ الأُولَى ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ وَهُوَ دُونَ الأَوَّلِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَسَجَدَ ثُمَّ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ فِي الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَبِهَذَا الْحَدِيثِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ يَرَوْنَ صَلاَةَ الْكُسُوفِ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي أَرْبَعِ سَجَدَاتٍ . قَالَ الشَّافِعِيُّ يَقْرَأُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى بِأُمِّ الْقُرْآنِ وَنَحْوًا مِنْ سُورَةِ الْبَقَرَةِ سِرًّا إِنْ كَانَ بِالنَّهَارِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً نَحْوًا مِنْ قِرَاءَتِهِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ بِتَكْبِيرٍ وَثَبَتَ قَائِمًا كَمَا هُوَ وَقَرَأَ أَيْضًا بِأُمِّ الْقُرْآنِ وَنَحْوًا مِنْ آلِ عِمْرَانَ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً نَحْوًا مِنْ قِرَاءَتِهِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ ثُمَّ قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ تَامَّتَيْنِ وَيُقِيمُ فِي كُلِّ سَجْدَةٍ نَحْوًا مِمَّا أَقَامَ فِي رُكُوعِهِ ثُمَّ قَامَ فَقَرَأَ بِأُمِّ الْقُرْآنِ وَنَحْوًا مِنْ سُورَةِ النِّسَاءِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً نَحْوًا مِنْ قِرَاءَتِهِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ بِتَكْبِيرٍ وَثَبَتَ قَائِمًا ثُمَّ قَرَأَ نَحْوًا مِنْ سُورَةِ الْمَائِدَةِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً نَحْوًا مِنْ قِرَاءَتِهِ ثُمَّ رَفَعَ فَقَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ " . ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ تَشَهَّدَ وَسَلَّمَ .
Bize Muhammed b. Abdulmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize Ma'mer anlattı; Zührî'den; Urve'den; Âişe'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında güneş tutuldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara namaz kıldırdı. Kıraati uzattı, sonra rüku etti ve rükuu uzattı. Sonra başını kaldırdı ve kıraati uzattı; bu, ilkinden daha kısaydı. Sonra rüku etti ve rükuu uzattı; bu, ilkinden daha kısaydı. Sonra başını kaldırdı ve secde etti. Sonra ikinci rekatta da bunun aynısını yaptı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu hadisle görüş beyan ederler; küsuf namazını dört secdede dört rüku olarak görürler. Şâfiî dedi ki: “Birinci rekatta Fatiha'yı ve Bakara suresi kadar bir yeri -eğer gündüz ise- gizlice okur. Sonra kıraati kadar uzun bir rüku yapar. Sonra tekbirle başını kaldırır ve olduğu gibi ayakta durur. Yine Fatiha'yı ve Âl-i İmrân suresi kadar bir yeri okur. Sonra kıraati kadar uzun bir rüku yapar. Sonra başını kaldırır ve ‘Semiallahu limen hamideh’ der. Sonra iki tam secde yapar. Her secdede rükuda durduğu kadar durur. Sonra (ayağa) kalkar, Fatiha'yı ve Nisâ suresi kadar bir yeri okur. Sonra kıraati kadar uzun bir rüku yapar. Sonra tekbirle başını kaldırır ve ayakta durur. Sonra Mâide suresi kadar bir yeri okur. Sonra kıraati kadar uzun bir rüku yapar. Sonra (başını) kaldırır ve ‘Semiallahu limen hamideh’ der. Sonra iki secde yapar, sonra teşehhüt getirir ve selam verir.”
562. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ ثَعْلَبَةَ بْنِ عِبَادٍ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي كُسُوفٍ لاَ نَسْمَعُ لَهُ صَوْتًا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vekî' anlattı; bize Süfyân anlattı; Esved b. Kays'tan; Sa'lebe b. İbâd'dan; Semüre b. Cündeb'den; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bize küsuf (güneş tutulması) namazını kıldırdı, ondan hiç ses işitmedik.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Semüre hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinden bazısı bu görüşe gitmiştir. Şâfiî'nin görüşü de budur.
563. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ صَدَقَةَ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الْكُسُوفِ وَجَهَرَ بِالْقِرَاءَةِ فِيهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَرَوَاهُ أَبُو إِسْحَاقَ الْفَزَارِيُّ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ حُسَيْنٍ نَحْوَهُ . وَبِهَذَا الْحَدِيثِ يَقُولُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Ebû Bekir Muhammed b. Ebân anlattı; bize İbrâhim b. Sadaka anlattı; Süfyân b. Hüseyin'den; Zührî'den; Urve'den; Âişe'den (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem küsuf namazı kıldı ve onda kıraati açıktan yaptı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû İshâk el-Fezârî bunu Süfyân b. Hüseyin'den benzer şekilde rivayet etmiştir. Mâlik b. Enes, Ahmed ve İshâk bu hadisle görüş beyan ederler.
564. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الْخَوْفِ بِإِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ رَكْعَةً وَالطَّائِفَةُ الأُخْرَى مُوَاجِهَةُ الْعَدُوِّ ثُمَّ انْصَرَفُوا فَقَامُوا فِي مَقَامِ أُولَئِكَ وَجَاءَ أُولَئِكَ فَصَلَّى بِهِمْ رَكْعَةً أُخْرَى ثُمَّ سَلَّمَ عَلَيْهِمْ فَقَامَ هَؤُلاَءِ فَقَضَوْا رَكْعَتَهُمْ وَقَامَ هَؤُلاَءِ فَقَضَوْا رَكْعَتَهُمْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَ هَذَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَحُذَيْفَةَ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَسَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ وَأَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ وَاسْمُهُ زَيْدُ بْنُ صَامِتٍ وَأَبِي بَكْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ ذَهَبَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ فِي صَلاَةِ الْخَوْفِ إِلَى حَدِيثِ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ . وَقَالَ أَحْمَدُ قَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةُ الْخَوْفِ عَلَى أَوْجُهٍ وَمَا أَعْلَمُ فِي هَذَا الْبَابِ إِلاَّ حَدِيثًا صَحِيحًا وَأَخْتَارُ حَدِيثَ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ . وَهَكَذَا قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ ثَبَتَتِ الرِّوَايَاتُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْخَوْفِ . وَرَأَى أَنَّ كُلَّ مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْخَوْفِ فَهُوَ جَائِزٌ وَهَذَا عَلَى قَدْرِ الْخَوْفِ . قَالَ إِسْحَاقُ وَلَسْنَا نَخْتَارُ حَدِيثَ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ عَلَى غَيْرِهِ مِنَ الرِّوَايَاتِ .
Bize Muhammed b. Abdulmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize Ma'mer anlattı; Zührî'den; Sâlim'den; babasından (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem iki gruptan birine bir rekat korku namazı kıldırdı. Diğer grup ise düşmana karşı duruyordu. Sonra (ilk grup) ayrıldılar ve diğerlerinin yerine durdular. Diğerleri geldi ve (Nebî) onlara da diğer rekatı kıldırdı, sonra selam verdi. Sonra bunlar kalktılar ve rekatlarını kaza ettiler (tamamladılar). (Sonra) şunlar kalktılar ve rekatlarını kaza ettiler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir. Musa b. Ukbe bunu Nâfi'den ve İbn Ömer'den bunun benzeri şekilde rivayet etmiştir. Bu konuda Câbir, Huzeyfe, Zeyd b. Sâbit, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, İbn Mes'ûd, Sehl b. Ebî Hasme, Ebû Ayyâş ez-Zürakî -ki ismi Zeyd b. Sâmit'tir- ve Ebû Bekre'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Mâlik b. Enes, korku namazında Sehl b. Ebî Hasme hadisine gitmiştir. Şâfiî'nin görüşü de budur. Ahmed dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den korku namazı çeşitli şekillerde rivayet edilmiştir. Bu konuda sahih hadislerden başkasını bilmiyorum. Ben Sehl b. Ebî Hasme hadisini tercih ediyorum.” İshâk b. İbrâhim de böyle dedi. Dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den korku namazı hakkındaki rivayetler sabittir.” O, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den korku namazı hakkında rivayet edilen her şeyin caiz olduğu görüşündedir. Bu, korkunun derecesine göredir. İshâk dedi ki: “Biz Sehl b. Ebî Hasme hadisini diğer rivayetlere tercih etmiyoruz (hepsi geçerlidir).”
565. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيُّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ خَوَّاتِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ قَالَ فِي صَلاَةِ الْخَوْفِ قَالَ يَقُومُ الإِمَامُ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ وَتَقُومُ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ مَعَهُ وَطَائِفَةٌ مِنْ قِبَلِ الْعَدُوِّ وَوُجُوهُمْ إِلَى الْعَدُوِّ فَيَرْكَعُ بِهِمْ رَكْعَةً وَيَرْكَعُونَ لأَنْفُسِهِمْ رَكْعَةً وَيَسْجُدُونَ لأَنْفُسِهِمْ سَجْدَتَيْنِ فِي مَكَانِهِمْ ثُمَّ يَذْهَبُونَ إِلَى مَقَامِ أُولَئِكَ وَيَجِيءُ أُولَئِكَ فَيَرْكَعُ بِهِمْ رَكْعَةً وَيَسْجُدُ بِهِمْ سَجْدَتَيْنِ فَهِيَ لَهُ ثِنْتَانِ وَلَهُمْ وَاحِدَةٌ ثُمَّ يَرْكَعُونَ رَكْعَةً وَيَسْجُدُونَ سَجْدَتَيْنِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahya b. Saîd el-Kattân anlattı; bize Yahya b. Saîd el-Ensârî anlattı; Kâsım b. Muhammed'den; Sâlih b. Havvât b. Cübeyr'den; Sehl b. Ebî Hasme'den (rivayet edildiğine göre): “O, korku namazı hakkında dedi ki: İmam kıbleye yönelerek namaza durur. Onlardan bir grup onunla beraber durur. Bir grup da düşman tarafında, yüzleri düşmana dönük olarak durur. (İmam) onlarla birlikte bir rekat kılar. (Sonra onlar) kendileri için bir rekat (daha) kılarlar ve yerlerinde kendileri için iki secde ederler. Sonra diğerlerinin yerine giderler. Diğerleri gelir, (İmam) onlarla (da) bir rekat kılar ve onlarla iki secde eder. Bu (İmam) için iki, onlar için bir (rekat) olur. Sonra (onlar kalkıp) bir rekat (daha) kılar ve iki secde ederler.”
566. Hadis
قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ سَأَلْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ، فَحَدَّثَنِي عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ خَوَّاتٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ . وَقَالَ لِي يَحْيَى اكْتُبْهُ إِلَى جَنْبِهِ وَلَسْتُ أَحْفَظُ الْحَدِيثَ وَلَكِنَّهُ مِثْلُ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . لَمْ يَرْفَعْهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيُّ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ وَهَكَذَا رَوَى أَصْحَابُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ مَوْقُوفًا وَرَفَعَهُ شُعْبَةُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ .
Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed b. Beşşâr dedi ki: “Yahya b. Saîd'e bu hadisi sordum. O da bana Şu'be'den; Abdurrahman b. Kâsım'dan; babasından; Sâlih b. Havvât'tan; Sehl b. Ebî Hasme'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Yahya b. Saîd el-Ensârî'nin hadisinin benzerini anlattı.” Ve Yahya bana dedi ki: “Bunu onun (diğer hadisin) yanına yaz. Ben hadisi tam hatırlamıyorum fakat o Yahya b. Saîd el-Ensârî'nin hadisi gibidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Yahya b. Saîd el-Ensârî bunu Kâsım b. Muhammed'den rivayet ederken merfu yapmadı. Yahya b. Saîd el-Ensârî'nin arkadaşları da böyle mevkuf olarak rivayet ettiler. Şu'be ise bunu Abdurrahman b. Kâsım b. Muhammed'den merfu olarak rivayet etti.
567. Hadis
وَرَوَى مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ خَوَّاتٍ، عَمَّنْ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْخَوْفِ فَذَكَرَ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَبِهِ يَقُولُ مَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَرُوِيَ عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى بِإِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ رَكْعَةً رَكْعَةً فَكَانَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَكْعَتَانِ وَلَهُمْ رَكْعَةٌ رَكْعَةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى أَبُو عَيَّاشٍ الزُّرَقِيُّ اسْمُهُ زَيْدُ بْنُ صَامِتٍ .
Mâlik b. Enes, Yezîd b. Rûmân'dan; Sâlih b. Havvât'tan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte korku namazı kılan kimseden, bunun benzerini rivayet etti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik, Şâfiî, Ahmed ve İshâk böyle derler. Birden çok kişiden rivayet edildiğine göre; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem iki gruptan birine birer rekat kıldırdı. Böylece (namaz) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için iki rekat, onlar için birer rekat oldu. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Ayyâş ez-Zürakî'nin ismi Zeyd b. Sâmit'tir.
568. Hadis
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عُمَرَ الدِّمَشْقِيِّ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَجَدْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى عَشْرَةَ سَجْدَةً مِنْهَا الَّتِي فِي النَّجْمِ .
Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; Amr b. Hâris'ten; Saîd b. Ebî Hilâl'den; Ömer ed-Dımaşkî'den; Ümmü'd-Derdâ'dan; Ebû'd-Derdâ'dan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte on bir (tilavet) secdesi yaptım. Necm (suresindeki secde) de bunlardandır.”
569. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عُمَرَ، وَهُوَ ابْنُ حَيَّانَ الدِّمَشْقِيُّ قَالَ سَمِعْتُ مُخْبِرًا، يُخْبِرُ عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ بِلَفْظِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ سُفْيَانَ بْنِ وَكِيعٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَعَمْرِو بْنِ الْعَاصِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي الدَّرْدَاءِ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ عَنْ عُمَرَ الدِّمَشْقِيِّ .
Bize Abdullah b. Abdurrahman anlattı; bize Abdullah b. Sâlih haber verdi; bize Leys b. Sa'd anlattı; Hâlid b. Yezîd'den; Saîd b. Ebî Hilâl'den; Ömer'den -ki o İbn Hayyân ed-Dımaşkî'dir-; dedi ki: Ben haber veren birini, Ümmü'd-Derdâ'dan; Ebû'd-Derdâ'dan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den şunun benzerini lafzıyla haber verirken işittim: (Ravi hadisi bir önceki hadisin) benzer lafzıyla rivayet etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu (rivayet), Süfyân b. Vekî'in Abdullah b. Vehb'den rivayetinden daha sahihtir. Dedi ki: Bu konuda Ali, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, İbn Mes'ûd, Zeyd b. Sâbit ve Amr b. el-Âs'tan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû'd-Derdâ hadisi garip bir hadistir. Bunu sadece Saîd b. Ebî Hilâl hadisinden, Ömer ed-Dımaşkî'den (gelmesiyle) biliyoruz.
570. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ ابْنِ عُمَرَ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ايذَنُوا لِلنِّسَاءِ بِاللَّيْلِ إِلَى الْمَسَاجِدِ " . فَقَالَ ابْنُهُ وَاللَّهِ لاَ نَأْذَنُ لَهُنَّ يَتَّخِذْنَهُ دَغَلاً . فَقَالَ فَعَلَ اللَّهُ بِكَ وَفَعَلَ أَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَقُولُ لاَ نَأْذَنُ لَهُنَّ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْنَبَ امْرَأَةِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Nasr b. Ali anlattı; bize Îsâ b. Yûnus anlattı; A'meş'ten; Mücâhid'den; dedi ki: “İbn Ömer'in yanındaydık. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kadınlara geceleyin mescidlere (gitmeleri için) izin verin. Oğlu dedi ki: Allah'a yemin olsun ki onlara izin vermeyiz. Bunu (kötülük için) bir bahane edinirler. (İbn Ömer) dedi ki: Allah sana şöyle yapsın, böyle yapsın! Ben sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) buyurdu diyorum, sen onlara izin vermeyiz diyorsun!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Abdullah b. Mes'ûd'un hanımı Zeyneb ve Zeyd b. Hâlid'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahih bir hadistir.
571. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُحَارِبِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كُنْتَ فِي الصَّلاَةِ فَلاَ تَبْزُقْ عَنْ يَمِينِكَ وَلَكِنْ خَلْفَكَ أَوْ تِلْقَاءَ شِمَالِكَ أَوْ تَحْتَ قَدَمِكَ الْيُسْرَى " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ طَارِقٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالَ وَسَمِعْتُ الْجَارُودَ يَقُولُ سَمِعْتُ وَكِيعًا يَقُولُ لَمْ يَكْذِبْ رِبْعِيُّ بْنُ حِرَاشٍ فِي الإِسْلاَمِ كَذْبَةً . قَالَ وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ أَثْبَتُ أَهْلِ الْكُوفَةِ مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahya b. Saîd anlattı; Süfyân'dan; Mansûr'dan; Rib'î b. Hirâş'tan; Târık b. Abdullah el-Muhâribî'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namazda olduğun zaman sağına tükürme. Lakin arkana veya sol tarafına ya da sol ayağının altına (tükür).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd, İbn Ömer, Enes ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Târık hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehli yanında amel bunun üzerinedir. Dedi ki: Cârûd'u şöyle derken işittim: Vekî'i şöyle derken işittim: “Rib'î b. Hirâş İslam'da asla yalan söylememiştir.” Dedi ki: Abdurrahman b. Mehdî dedi ki: “Kûfe ehlinin en sağlamı Mansûr b. el-Mu'temir'dir.”
572. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْبُزَاقُ فِي الْمَسْجِدِ خَطِيئَةٌ وَكَفَّارَتُهَا دَفْنُهَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mescitte tükürmek bir hatadır. Onun kefareti ise onu gömmektir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
573. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي (اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ) وَ (إِذََا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ )
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Eyyûb b. Musa'dan; Atâ b. Mînâ'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ } ve { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ } (surelerinde) secde ettik.”
574. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، هُوَ ابْنُ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَرَوْنَ السُّجُودَ فِي(إِذََا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ ) وَ (اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ ) . وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ أَرْبَعَةٌ مِنَ التَّابِعِينَ بَعْضُهُمْ عَنْ بَعْضٍ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Yahya b. Saîd'den; Ebû Bekir b. Muhammed'den -ki o İbn Amr b. Hazm'dır-; Ömer b. Abdülazîz'den; Ebû Bekir b. Abdurrahman b. el-Hâris b. Hişâm'dan; Ebû Hüreyre'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den şunun benzerini (rivayet etti). (Ravi hadisi bir önceki hadisin) benzeri şekilde rivayet etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunluğu yanında amel bunun üzerinedir; { İze's-semâü'n-şakkat } ve { İkra' bismi rabbike } surelerinde secde (yapılacağı) görüşündedirler. Bu hadis(in senedin)de birbirinden (rivayet eden) dört tâbiî vardır.
575. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَزَّازُ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا - يَعْنِي النَّجْمَ - وَالْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْجِنُّ وَالإِنْسُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَرَوْنَ السُّجُودَ فِي سُورَةِ النَّجْمِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ لَيْسَ فِي الْمُفَصَّلِ سَجْدَةٌ . وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ وَبِهِ يَقُولُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ .
Bize Hârûn b. Abdullah el-Bezzâz el-Bağdâdî anlattı; bize Abdussamed b. Abdilvâris anlattı; bize babam anlattı; Eyyûb'dan; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onda -yani Necm'de- secde etti. Müslümanlar, müşrikler, cinler ve insanlar (da secde etti).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Mes'ûd ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinden bazısı yanında amel bunun üzerinedir; Necm suresinde secde (yapılacağı) görüşündedirler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli ise dedi ki: “Mufassal (sureler)de secde yoktur.” Bu Mâlik b. Enes'in görüşüdür. Birinci görüş (ise) daha sahihtir. Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk böyle derler. Bu konuda İbn Mes'ûd ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır.
576. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّجْمَ فَلَمْ يَسْجُدْ فِيهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَتَأَوَّلَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ إِنَّمَا تَرَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم السُّجُودَ لأَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ حِينَ قَرَأَ فَلَمْ يَسْجُدْ لَمْ يَسْجُدِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم . وَقَالُوا السَّجْدَةُ وَاجِبَةٌ عَلَى مَنْ سَمِعَهَا فَلَمْ يُرَخِّصُوا فِي تَرْكِهَا . وَقَالُوا إِنْ سَمِعَ الرَّجُلُ وَهُوَ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ فَإِذَا تَوَضَّأَ سَجَدَ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ وَبِهِ يَقُولُ إِسْحَاقُ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِنَّمَا السَّجْدَةُ عَلَى مَنْ أَرَادَ أَنْ يَسْجُدَ فِيهَا وَالْتَمَسَ فَضْلَهَا وَرَخَّصُوا فِي تَرْكِهَا إِنْ أَرَادَ ذَلِكَ . وَاحْتَجُّوا بِالْحَدِيثِ الْمَرْفُوعِ حَدِيثِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ حَيْثُ قَالَ قَرَأْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم النَّجْمَ فَلَمْ يَسْجُدْ فِيهَا . فَقَالُوا لَوْ كَانَتِ السَّجْدَةُ وَاجِبَةً لَمْ يَتْرُكِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا حَتَّى كَانَ يَسْجُدُ وَيَسْجُدُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم . وَاحْتَجُّوا بِحَدِيثِ عُمَرَ أَنَّهُ قَرَأَ سَجْدَةً عَلَى الْمِنْبَرِ فَنَزَلَ فَسَجَدَ ثُمَّ قَرَأَهَا فِي الْجُمُعَةِ الثَّانِيَةِ فَتَهَيَّأَ النَّاسُ لِلسُّجُودِ فَقَالَ إِنَّهَا لَمْ تُكْتَبْ عَلَيْنَا إِلاَّ أَنْ نَشَاءَ . فَلَمْ يَسْجُدْ وَلَمْ يَسْجُدُوا . فَذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ .
Bize Yahya b. Musa anlattı; bize Vekî' anlattı; İbn Ebî Zi'b'den; Yezîd b. Abdullah b. Kusayt'tan; Atâ b. Yesâr'dan; Zeyd b. Sâbit'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Necm (suresini) okudum, onda secde etmedi.” Ebû Îsâ dedi ki: Zeyd b. Sâbit hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinden bazısı bu hadisi tevil ettiler ve şöyle dediler: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem secdeli sadece Zeyd b. Sâbit okuduğu zaman secde etmediği için terk etmiştir. (Yani) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem (bu yüzden) secde etmedi.” Dediler ki: “Secde, onu işiten üzerine vaciptir.” (Bu sebeple) onun terk edilmesine ruhsat vermediler. Dediler ki: “Eğer kişi abdestsiz iken (secde ayetini) işitirse, abdest alınca secde eder.” Bu Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür. İshâk da böyle der. İlim ehlinden bazısı ise dedi ki: “Secde ancak (okurken) secde etmek isteyene ve onun faziletini arzulayana (gerekir).” Onlar, kişi isterse (secdeyi) terk etmesine ruhsat verdiler. Ve merfu hadisi, Zeyd b. Sâbit hadisini delil getirdiler: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e Necm suresini okudum, onda secde etmedi.” Dediler ki: “Eğer secde vacip olsaydı, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Zeyd'i secde edinceye ve Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de secde edinceye kadar bırakmazdı.” Ve Ömer hadisini delil getirdiler: O, minberde bir secde (ayeti) okudu, indi ve secde etti. Sonra ikinci Cuma'da onu okudu. İnsanlar secdeye hazırlandılar. (Ömer) dedi ki: “O (secde) bize farz kılınmadı, ancak biz dilersek (yaparız).” Böylece o secde etmedi, onlar da secde etmedi. İlim ehlinden bazısı bu görüşe gitmiştir. Bu Şâfiî ve Ahmed'in görüşüdür.
577. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْجُدُ فِي ص . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَلَيْسَتْ مِنْ عَزَائِمِ السُّجُودِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي ذَلِكَ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنْ يَسْجُدَ فِيهَا . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّهَا تَوْبَةُ نَبِيٍّ وَلَمْ يَرَوُا السُّجُودَ فِيهَا .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân anlattı; Eyyûb'dan; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i Sâd (suresinde) secde ederken gördüm.” İbn Abbâs dedi ki: “O (Sâd suresi secdesi) vacip secdelerden değildir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İlim ehli bu konuda ihtilaf ettiler. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli onda secde edileceği görüşündedir. Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşü budur. Bazıları ise dediler ki: “O bir peygamberin tevbesidir.” Ve onda secde (gerekli) görmediler.
578. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ مِشْرَحِ بْنِ هَاعَانَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فُضِّلَتْ سُورَةُ الْحَجِّ بِأَنَّ فِيهَا سَجْدَتَيْنِ قَالَ " نَعَمْ وَمَنْ لَمْ يَسْجُدْهُمَا فَلاَ يَقْرَأْهُمَا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَاكَ الْقَوِيِّ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا فَرُوِيَ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَابْنِ عُمَرَ أَنَّهُمَا قَالاَ فُضِّلَتْ سُورَةُ الْحَجِّ بِأَنَّ فِيهَا سَجْدَتَيْنِ . وَبِهِ يَقُولُ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَرَأَى بَعْضُهُمْ فِيهَا سَجْدَةً وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكٍ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize İbn Lehîa anlattı; Mişrah b. Hâân'dan; Ukbe b. Âmir'den; dedi ki: “Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Hac suresi içinde iki secde bulunmasıyla üstün kılındı mı? Dedi ki: Evet. Kim o ikisinde secde etmeyecekse onları okumasın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisin senedi o kadar kuvvetli değildir. İlim ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Ömer b. el-Hattâb ve İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre; onlar, “Hac suresi içinde iki secde bulunmasıyla üstün kılındı” demişlerdir. İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler. Bazıları ise onda bir secde olduğu görüşündedir. Bu, Süfyân es-Sevrî, Mâlik ve Kûfe ehlinin görüşüdür.
579. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، قَالَ قَالَ لِي ابْنُ جُرَيْجٍ يَا حَسَنُ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَأَيْتُنِي اللَّيْلَةَ وَأَنَا نَائِمٌ كَأَنِّي أُصَلِّي خَلْفَ شَجَرَةٍ فَسَجَدْتُ فَسَجَدَتِ الشَّجَرَةُ لِسُجُودِي فَسَمِعْتُهَا وَهِيَ تَقُولُ اللَّهُمَّ اكْتُبْ لِي بِهَا عِنْدَكَ أَجْرًا وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْرًا وَاجْعَلْهَا لِي عِنْدَكَ ذُخْرًا وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَهَا مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ . قَالَ الْحَسَنُ قَالَ لِي ابْنُ جُرَيْجٍ قَالَ لِي جَدُّكَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَرَأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَجْدَةً ثُمَّ سَجَدَ . قَالَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَسَمِعْتُهُ وَهُوَ يَقُولُ مِثْلَ مَا أَخْبَرَهُ الرَّجُلُ عَنْ قَوْلِ الشَّجَرَةِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عَبَّاسٍ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Muhammed b. Yezîd b. Huneyse anlattı; bize Hasan b. Muhammed b. Ubeydullah b. Ebî Yezîd anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc bana: “Ey Hasan! Ubeydullah b. Ebî Yezîd bana İbn Abbâs'tan haber verdi” dedi; (İbn Abbâs) dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve dedi ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bu gece rüyamda kendimi bir ağacın arkasında namaz kılıyor gördüm. Ben secde ettim, ağaç da benim secdemle secde etti. Onu şöyle derken işittim: Allah'ım! Bunun vesilesiyle bana kendi katında bir ecir yaz. Ve bununla benden bir günahı kaldır. Ve bunu kendi katında benim için bir azık kıl. Ve kulun Davud'dan kabul ettiğin gibi onu benden de kabul et.” Hasan dedi ki: İbn Cüreyc bana “Deden bana (şöyle) dedi” dedi: İbn Abbâs dedi ki: “(Sonra) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bir secde (ayeti) okudu, sonra secde etti.” İbn Abbâs dedi ki: “Onu (Resûlullah'ı), o adamın ağacın sözünden haber verdiği duanın benzerini söylerken işittim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis İbn Abbâs rivayeti olarak hasen garip bir hadistir. Bunu sadece bu vecihten biliyoruz.
580. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي سُجُودِ الْقُرْآنِ بِاللَّيْلِ " سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdülvehhâb es-Sakafî anlattı; bize Hâlid el-Hazzâ anlattı; Ebû'l-Âliye'den; Âişe'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin Kur'an secdesinde şöyle derdi: Yüzüm; kendisini yaratan, güç ve kuvvetiyle kulağını ve gözünü açıp (var eden) Allah'a secde etti.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
581. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَخْبَرَاهُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ نَامَ عَنْ حِزْبِهِ أَوْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ فَقَرَأَهُ مَا بَيْنَ صَلاَةِ الْفَجْرِ وَصَلاَةِ الظُّهْرِ كُتِبَ لَهُ كَأَنَّمَا قَرَأَهُ مِنَ اللَّيْلِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَأَبُو صَفْوَانَ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الْمَكِّيُّ وَرَوَى عَنْهُ الْحُمَيْدِيُّ وَكِبَارُ النَّاسِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Safvân anlattı; Yunus b. Yezîd'den; İbn Şihâb ez-Zührî'den (rivayet edildiğine göre); Sâib b. Yezîd ve Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd; o ikisi Abdurrahman b. Abd el-Kârî'den haber verdiler; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim hizbinden veya onun bir kısmından (okumadan) uyuyakalır da onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, sanki onu gece okumuş gibi (sevap) yazılır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: Ebû Safvân'ın ismi Abdullah b. Saîd el-Mekkî'dir. Ondan Humeydî ve insanların büyükleri rivayet etmiştir.
582. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، وَهُوَ أَبُو الْحَارِثِ الْبَصْرِيُّ ثِقَةٌ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم " أَمَا يَخْشَى الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ قَبْلَ الإِمَامِ أَنْ يُحَوِّلَ اللَّهُ رَأْسَهُ رَأْسَ حِمَارٍ " . قَالَ قُتَيْبَةُ قَالَ حَمَّادٌ قَالَ لِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ وَإِنَّمَا قَالَ " أَمَا يَخْشَى " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَمُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ هُوَ بَصْرِيٌّ ثِقَةٌ وَيُكْنَى أَبَا الْحَارِثِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Muhammed b. Ziyâd'dan -ki o Ebû'l-Hâris el-Basrî'dir, sikadır-; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Başını imamdan önce kaldıran (kimse), Allah'ın onun başını eşek başına çevirmesinden korkmaz mı?” Kuteybe dedi ki: Hammâd dedi ki: Muhammed b. Ziyâd bana (şöyle) dedi: “O ancak ‘Korkmaz mı’ dedi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Ziyâd Basralıdır, sikadır ve künyesi Ebû'l-Hâris'tir.
583. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، كَانَ يُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَغْرِبَ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى قَوْمِهِ فَيَؤُمُّهُمْ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَصْحَابِنَا الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ قَالُوا إِذَا أَمَّ الرَّجُلُ الْقَوْمَ فِي الْمَكْتُوبَةِ وَقَدْ كَانَ صَلاَّهَا قَبْلَ ذَلِكَ أَنَّ صَلاَةَ مَنِ ائْتَمَّ بِهِ جَائِزَةٌ . وَاحْتَجُّوا بِحَدِيثِ جَابِرٍ فِي قِصَّةِ مُعَاذٍ وَهُوَ حَدِيثٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ جَابِرٍ . وَرُوِيَ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ دَخَلَ الْمَسْجِدَ وَالْقَوْمُ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ وَهُوَ يَحْسَبُ أَنَّهَا صَلاَةُ الظُّهْرِ فَائْتَمَّ بِهِمْ قَالَ صَلاَتُهُ جَائِزَةٌ . وَقَدْ قَالَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ إِذَا ائْتَمَّ قَوْمٌ بِإِمَامٍ وَهُوَ يُصَلِّي الْعَصْرَ وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهَا الظُّهْرُ فَصَلَّى بِهِمْ وَاقْتَدَوْا بِهِ فَإِنَّ صَلاَةَ الْمُقْتَدِي فَاسِدَةٌ إِذِ اخْتَلَفَ نِيَّةُ الإِمَامِ وَنِيَّةُ الْمَأْمُومِ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Amr b. Dînâr'dan; Câbir b. Abdullah'tan (rivayet edildiğine göre): “Muâz b. Cebel, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte akşam namazını kılar, sonra kavmine döner ve onlara imamlık yapardı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Arkadaşlarımız Şâfiî, Ahmed ve İshâk yanında amel bunun üzerinedir. Dediler ki: “Bir adam bir topluluğa farz namazda imamlık yapar da, o namazı daha önce kılmış ise, ona uyanların namazı caizdir.” Muâz kıssasındaki Câbir hadisini delil getirdiler. O sahih bir hadistir. Câbir'den başka vecihlerden de rivayet edilmiştir. Ebû'd-Derdâ'dan rivayet edildiğine göre; ona bir adamın mescide girdiği, cemaatin ikindi namazında olduğu, onun ise bunun öğle namazı olduğunu zannederek onlara uyduğu soruldu. Dedi ki: “Namazı caizdir.” Kûfe ehlinden bir topluluk ise dedi ki: “Bir topluluk bir imama uyar da, o (imam) ikindiyi kılarken onlar öğle olduğunu zannederlerse, imam onlara namaz kıldırır ve onlar da ona uyarlarsa, imama uyanın namazı fasittir (geçersizdir). Çünkü imamın niyeti ile imama uyanın niyeti farklı olmuştur.”
584. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنِي غَالِبٌ الْقَطَّانُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا خَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالظَّهَائِرِ سَجَدْنَا عَلَى ثِيَابِنَا اتِّقَاءَ الْحَرِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَابْنِ عَبَّاسٍ . وَقَدْ رَوَى وَكِيعٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ .
Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı; bize Hâlid b. Abdurrahman haber verdi; dedi ki: Bana Gâlib el-Kattân anlattı; Bekr b. Abdullah el-Müzenî'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında aşırı sıcaklarda (öğle vakti) namaz kıldığımızda, sıcaktan korunmak için elbiselerimiz üzerine secde ederdik.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: Bu konuda Câbir b. Abdullah ve İbn Abbâs'tan da rivayet vardır. Vekî' bu hadisi Hâlid b. Abdurrahman'dan rivayet etmiştir.
585. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّى الْفَجْرَ قَعَدَ فِي مُصَلاَّهُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Simâk b. Harb'den; Câbir b. Semüre'den; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldığı zaman, güneş doğuncaya kadar namazgâhında otururdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
586. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو ظِلاَلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى الْغَدَاةَ فِي جَمَاعَةٍ ثُمَّ قَعَدَ يَذْكُرُ اللَّهَ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ كَانَتْ لَهُ كَأَجْرِ حَجَّةٍ وَعُمْرَةٍ " . قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَامَّةٍ تَامَّةٍ تَامَّةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ أَبِي ظِلاَلٍ فَقَالَ هُوَ مُقَارِبُ الْحَدِيثِ . قَالَ مُحَمَّدٌ وَاسْمُهُ هِلاَلٌ .
Bize Abdullah b. Muâviye el-Cumahî el-Basrî anlattı; bize Abdülazîz b. Müslim anlattı; bize Ebû Zılâl anlattı; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturup Allah'ı zikreder, sonra iki rekat namaz kılarsa, onun için bir hac ve bir umre sevabı gibi (sevap) olur.” (Enes) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Tam, tam, tam (bir hac ve umre gibi).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Dedi ki: Muhammed b. İsmâîl'e Ebû Zılâl'i sordum. Dedi ki: “O, hadisi makul olan biridir.” Muhammed dedi ki: “İsmi Hilâl'dir.”
587. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَلْحَظُ فِي الصَّلاَةِ يَمِينًا وَشِمَالاً وَلاَ يَلْوِي عُنُقَهُ خَلْفَ ظَهْرِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ خَالَفَ وَكِيعٌ الْفَضْلَ بْنَ مُوسَى فِي رِوَايَتِهِ .
Bize Mahmûd b. Gaylân ve birden çok kişi anlattı; dediler ki: Bize Fazl b. Musa anlattı; Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind'den; Sevr b. Zeyd'den; İkrime'den; İbn Abbâs'tan (rivayet edildiğine göre): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazda sağına ve soluna göz ucuyla bakardı, ama boynunu sırtının arkasına çevirmezdi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Vekî' rivayetinde Fazl b. Musa'ya muhalefet etmiştir.
588. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ بَعْضِ، أَصْحَابِ عِكْرِمَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَلْحَظُ فِي الصَّلاَةِ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَعَائِشَةَ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vekî' anlattı; Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind'den; İkrime'nin arkadaşlarının bazısından (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem namazda (sağa sola) göz ucuyla bakardı.” (Ravi) hadisin benzerini zikretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Enes ve Âişe'den de rivayet vardır.
589. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، مُسْلِمُ بْنُ حَاتِمٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا بُنَىَّ إِيَّاكَ وَالاِلْتِفَاتَ فِي الصَّلاَةِ فَإِنَّ الاِلْتِفَاتَ فِي الصَّلاَةِ هَلَكَةٌ فَإِنْ كَانَ لاَ بُدَّ فَفِي التَّطَوُّعِ لاَ فِي الْفَرِيضَةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Hâtim Müslim b. Hâtim el-Basrî anlattı; bize Muhammed b. Abdullah el-Ensârî anlattı; babasından; Ali b. Zeyd'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; dedi ki: Enes b. Mâlik dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Ey oğulcuğum! Namazda sağa sola bakmaktan sakın. Çünkü namazda sağa sola bakmak helaktır (yok oluştur). Eğer (mutlaka bakman) gerekiyorsa nafilede (olsun), farzda değil.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
590. Hadis
حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ الاِلْتِفَاتِ فِي الصَّلاَةِ قَالَ " هُوَ اخْتِلاَسٌ يَخْتَلِسُهُ الشَّيْطَانُ مِنْ صَلاَةِ الرَّجُلِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Sâlih b. Abdullah anlattı; bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Eş'as b. Ebî'ş-Şa'sâ'dan; babasından; Mesrûk'tan; Âişe'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e namazda sağa sola bakmayı sordum. Buyurdu ki: “O, şeytanın kişinin namazından çalıp kopardığı bir hırsızlıktır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.
591. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُونُسَ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ هُبَيْرَةَ بْنِ يَرِيمَ، عَنْ عَلِيٍّ، وَعَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالاَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَتَى أَحَدُكُمُ الصَّلاَةَ وَالإِمَامُ عَلَى حَالٍ فَلْيَصْنَعْ كَمَا يَصْنَعُ الإِمَامُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا أَسْنَدَهُ إِلاَّ مَا رُوِيَ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالُوا إِذَا جَاءَ الرَّجُلُ وَالإِمَامُ سَاجِدٌ فَلْيَسْجُدْ وَلاَ تُجْزِئُهُ تِلْكَ الرَّكْعَةُ إِذَا فَاتَهُ الرُّكُوعُ مَعَ الإِمَامِ وَاخْتَارَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ أَنْ يَسْجُدَ مَعَ الإِمَامِ وَذَكَرَ عَنْ بَعْضِهِمْ فَقَالَ لَعَلَّهُ لاَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ فِي تِلْكَ السَّجْدَةِ حَتَّى يُغْفَرَ لَهُ .
Bize Hişâm b. Yûnus el-Kûfî anlattı; bize el-Muhâribî anlattı; Haccâc b. Ertât'tan; Ebû İshâk'tan; Hübeyre b. Yerîm'den; Ali'den; ve Amr b. Mürre'den; İbn Ebî Leylâ'dan; Muâz b. Cebel'den; dediler ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz namaza geldiğinde, imam ne halde ise o da imamın yaptığı gibi yapsın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bu vecihten rivayet edilmesi dışında, onu isnad eden bir kimseyi bilmiyoruz. İlim ehli yanında amel bunun üzerinedir. Dediler ki: “Kişi (namaza) geldiğinde imam secdede ise secde etsin. Eğer imamla birlikte rükuu kaçırmışsa o rekat onun için sayılmaz (yeterli olmaz).” Abdullah b. el-Mübârek imamla birlikte secde etmeyi tercih etmiştir ve bazılarından zikrederek şöyle demiştir: “Belki de o secdeden başını kaldırmadan günahları bağışlanır.”
592. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي خَرَجْتُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَحَدِيثُ أَنَسٍ غَيْرُ مَحْفُوظٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي قَتَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنْ يَنْتَظِرَ النَّاسُ الإِمَامَ وَهُمْ قِيَامٌ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا كَانَ الإِمَامُ فِي الْمَسْجِدِ فَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَإِنَّمَا يَقُومُونَ إِذَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ قَدْ قَامَتِ الصَّلاَةُ . وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ .
Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize Ma'mer haber verdi; Yahya b. Ebî Kesîr'den; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namaz (kameti) getirildiği zaman, benim çıktığımı görünceye kadar (ayağa) kalkmayın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Enes'ten de rivayet vardır; ancak Enes hadisi mahfuz değildir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Katâde hadisi hasen sahih bir hadistir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve diğerlerinden bir grup ilim ehli, insanların imamı ayakta beklemelerini mekruh görmüşlerdir. Bazıları ise şöyle demiştir: “Eğer imam mescitte ise ve kamet getirilirse, müezzin ancak ‘kad kâmeti's-salâh, kad kâmeti's-salâh’ (namaz başladı) dediği zaman ayağa kalkarlar.” Bu Abdullah b. el-Mübârek'in görüşüdür.
593. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ مَعَهُ فَلَمَّا جَلَسْتُ بَدَأْتُ بِالثَّنَاءِ عَلَى اللَّهِ ثُمَّ الصَّلاَةِ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ دَعَوْتُ لِنَفْسِي فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " سَلْ تُعْطَهْ سَلْ تُعْطَهْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا الْحَدِيثُ رَوَاهُ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ آدَمَ مُخْتَصَرًا .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Yahya b. Âdem anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; Âsım'dan; Zirr'den; Abdullah'tan; dedi ki: “Ben namaz kılıyordum. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer de (orada) onunla beraberdi. (Teşehhüt için) oturduğumda, Allah'a sena ile başladım, sonra Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'e salât getirdim, sonra kendim için dua ettim. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: İste, (istediğin) sana verilir; iste, (istediğin) sana verilir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Fedâle b. Ubeyd'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah b. Mes'ûd hadisi hasen sahih bir hadistir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Âdem'den muhtasar (kısaltılmış) olarak rivayet etmiştir.
594. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ الْمُؤَدِّبُ الْبَغْدَادِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَامِرُ بْنُ صَالِحٍ الزُّبَيْرِيُّ، هُوَ مِنْ وَلَدِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِبِنَاءِ الْمَسَاجِدِ فِي الدُّورِ وَأَنْ تُنَظَّفَ وَتُطَيَّبَ .
Bize Muhammed b. Hâtim el-Müeddib el-Bağdâdî el-Basrî anlattı; bize Âmir b. Sâlih ez-Zübeyrî -bu Zübeyr'in neslindendir- anlattı; bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından; Âişe'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mahallelerde mescidler inşa edilmesini, temizlenmesini ve güzel kokularla kokulandırılmasını emretti.”
595. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَوَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ فَذَكَرَ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الأَوَّلِ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde ve Vekî' anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem emretti...” ve (ravi) hadisin benzerini zikretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu, birinci hadisten daha sahihtir.
596. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ فَذَكَرَ نَحْوَهُ . قَالَ سُفْيَانُ قَوْلُهُ " بِبِنَاءِ الْمَسَاجِدِ فِي الدُّورِ " . يَعْنِي الْقَبَائِلَ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından (rivayet edildiğine göre): “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem emretti...” ve (ravi) hadisin benzerini zikretti. Süfyân dedi ki: Onun “evlerde mescidler edinilmesi” sözü, kabileleri (mahalleleri) kastetmektedir.
597. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عَلِيٍّ الأَزْدِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صَلاَةُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مَثْنَى مَثْنَى " . قَالَ أَبُو عِيسَى اخْتَلَفَ أَصْحَابُ شُعْبَةَ فِي حَدِيثِ ابْنِ عُمَرَ فَرَفَعَهُ بَعْضُهُمْ وَأَوْقَفَهُ بَعْضُهُمْ . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الْعُمَرِيِّ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُ هَذَا . وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى " . وَرَوَى الثِّقَاتُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ صَلاَةَ النَّهَارِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى وَبِالنَّهَارِ أَرْبَعًا . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي ذَلِكَ فَرَأَى بَعْضُهُمْ أَنَّ صَلاَةَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ مَثْنَى مَثْنَى . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ صَلاَةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى وَرَأَوْا صَلاَةَ التَّطَوُّعِ بِالنَّهَارِ أَرْبَعًا مِثْلَ الأَرْبَعِ قَبْلَ الظُّهْرِ وَغَيْرِهَا مِنْ صَلاَةِ التَّطَوُّعِ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَإِسْحَاقَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Şu'be anlattı; Ya'lâ b. Atâ'dan; Ali el-Ezdî'den; İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Gece ve gündüz namazları ikişer ikişerdir.” Ebû Îsâ dedi ki: Şu'be'nin arkadaşları İbn Ömer hadisinde ihtilaf ettiler; bazıları onu merfu yaptı, bazıları mevkuf yaptı. Abdullah el-Ömerî'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzeri rivayet edilmiştir. Sahih olan İbn Ömer'den rivayet edilen şu hadistir: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gece namazı ikişer ikişerdir.” Sikalar, Abdullah b. Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiler ve onda “gündüz namazı”nı zikretmediler. Ubeydullah'tan; Nâfi'den; İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o (İbn Ömer), geceleyin ikişer ikişer, gündüzleyin ise dört (rekat) kılardı. İlim ehli bu konuda ihtilaf etmiştir. Bazıları gece ve gündüz namazının ikişer ikişer olduğu görüşündedir. Bu Şâfiî ve Ahmed'in görüşüdür. Bazıları ise dedi ki: “Gece namazı ikişer ikişerdir.” Onlar gündüz nafile namazını -öğleden önceki dört ve diğer nafile namazlar gibi- dört (rekat) olarak gördüler. Bu Süfyân es-Sevrî, İbnü'l-Mübârek ve İshâk'ın görüşüdür.
598. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، قَالَ سَأَلْنَا عَلِيًّا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّهَارِ فَقَالَ إِنَّكُمْ لاَ تُطِيقُونَ ذَاكَ . فَقُلْنَا مَنْ أَطَاقَ ذَاكَ مِنَّا . فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَا هُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَا هُنَا عِنْدَ الْعَصْرِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَإِذَا كَانَتِ الشَّمْسُ مِنْ هَا هُنَا كَهَيْئَتِهَا مِنْ هَا هُنَا عِنْدَ الظُّهْرِ صَلَّى أَرْبَعًا وَصَلَّى أَرْبَعًا قَبْلَ الظُّهْرِ وَبَعْدَهَا رَكْعَتَيْنِ وَقَبْلَ الْعَصْرِ أَرْبَعًا يَفْصِلُ بَيْنَ كُلِّ رَكْعَتَيْنِ بِالتَّسْلِيمِ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ وَمَنْ تَبِعَهُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vehb b. Cerîr anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebû İshâk'tan; Âsım b. Damre'den; dedi ki: “Ali'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gündüz namazını sorduk. Dedi ki: Siz buna güç yetiremezsiniz. Biz dedik ki: Bizden kim güç yetirebilirse (o kılar, sen anlat). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş şuradan (doğudan) ikindi vaktindeki hali gibi (batıdaki yüksekliğinde) olduğu zaman iki rekat kılardı. Güneş şuradan (doğudan) öğle vaktindeki hali gibi (tepede/zevalde) olduğu zaman dört rekat kılardı. Öğleden önce dört, ondan sonra iki rekat kılardı. İkindiden önce dört rekat kılar, her iki rekatın arasını mukarreb meleklere, nebîlere, resullere ve onlara uyan müminlere ve müslümanlara selam vererek ayırırdı.”
599. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَحْسَنُ شَيْءٍ رُوِيَ فِي تَطَوُّعِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي النَّهَارِ هَذَا . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ كَانَ يُضَعِّفُ هَذَا الْحَدِيثَ . وَإِنَّمَا ضَعَّفَهُ عِنْدَنَا وَاللَّهُ أَعْلَمُ لأَنَّهُ لاَ يُرْوَى مِثْلُ هَذَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ عَنْ عَلِيٍّ . وَعَاصِمُ بْنُ ضَمْرَةَ هُوَ ثِقَةٌ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ قَالَ سُفْيَانُ كُنَّا نَعْرِفُ فَضْلَ حَدِيثِ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ عَلَى حَدِيثِ الْحَارِثِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebû İshâk'tan; Âsım b. Damre'den; Ali'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayetle) hadisin benzerini zikretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. İshâk b. İbrâhim dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in gündüz nafilesi hakkında rivayet edilen en güzel şey budur.” Abdullah b. el-Mübârek'in bu hadisi zayıf gördüğü rivayet edilmiştir. Bize göre onu zayıf görmesinin sebebi -Allah en doğrusunu bilir- Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerinin sadece bu vecihten; Âsım b. Damre'den ve Ali'den rivayet edilmesidir. Âsım b. Damre bazı ilim ehli yanında sikadır. Ali b. el-Medînî dedi ki: Yahya b. Saîd el-Kattân dedi ki: Süfyân dedi ki: “Biz Âsım b. Damre hadisinin Hâris hadisinden üstün olduğunu bilirdik.”
600. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَشْعَثَ، وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يُصَلِّي فِي لُحُفِ نِسَائِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رُخْصَةٌ فِي ذَلِكَ .
Bize Muhammed b. Abdilalâ anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; Eş’as’tan; -ki o İbn Abdilmelik’tir- Muhammed b. Sîrîn’den; Abdullah b. Şakîk’ten; Âişe’den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlarının yorganları (örtüleri) içinde namaz kılmazdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu konuda ruhsat da rivayet edilmiştir.
601. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ بُرْدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جِئْتُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِي الْبَيْتِ وَالْبَابُ عَلَيْهِ مُغْلَقٌ فَمَشَى حَتَّى فَتَحَ لِي ثُمَّ رَجَعَ إِلَى مَكَانِهِ . وَوَصَفَتِ الْبَابَ فِي الْقِبْلَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Bürd b. Sinân’dan; Zührî’den; Urve’den; Âişe’den; dedi ki: “Ben geldim, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem evde namaz kılıyordu ve kapı üzerine kilitliydi. Yürüdü, nihayet benim için (kapıyı) açtı, sonra yerine döndü.” (Âişe) kapının kıble cihetinde olduğunu vasfetti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.
602. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ عَبْدَ اللَّهِ عَنْ هَذَا الْحَرْفِ (غَيرِ آسِنٍ) أَوْ يَاسِنٍ قَالَ كُلَّ الْقُرْآنِ قَرَأْتَ غَيْرَ هَذَا الْحَرْفِ قَالَ نَعَمْ . قَالَ إِنَّ قَوْمًا يَقْرَءُونَهُ يَنْثُرُونَهُ نَثْرَ الدَّقَلِ لاَ يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ إِنِّي لأَعْرِفُ السُّوَرَ النَّظَائِرَ الَّتِي كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرِنُ بَيْنَهُنَّ . قَالَ فَأَمَرْنَا عَلْقَمَةَ فَسَأَلَهُ فَقَالَ عِشْرُونَ سُورَةً مِنَ الْمُفَصَّلِ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرِنُ بَيْنَ كُلِّ سُورَتَيْنِ فِي رَكْعَةٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu’be haber verdi; A’meş’ten; dedi ki: Ebû Vâil’i işittim; dedi ki: Bir adam Abdullah’a şu harf (kıraat) hakkında sordu: “(Gayri Âsin) mi yoksa Yâsin mi?” (Abdullah) dedi ki: “Bütün Kur’ân’ı okudun da bu harf dışında mı kaldın?” (Adam): “Evet” dedi. (Abdullah) dedi ki: “Şüphesiz bir topluluk onu (Kur’ân’ı) okuyorlar; adi hurmanın saçıldığı gibi (hızlıca) saçıp (okuyorlar). (Okudukları) köprücük kemiklerini geçmez. Ben, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in aralarını birleştirdiği (bir arada okuduğu) nazîre (benzer) sureleri muhakkak biliyorum.” (Râvi Ebû Vâil) dedi ki: Bunun üzerine Alkame’ye emrettik de ona sordu. (Abdullah) dedi ki: “Mufassal (sureler)den yirmi suredir; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, her rekatta iki sure arasını birleştirirdi (iki sureyi beraber okurdu).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
603. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، سَمِعَ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا تَوَضَّأَ الرَّجُلُ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ لاَ يُخْرِجُهُ أَوْ قَالَ لاَ يَنْهَزُهُ إِلاَّ إِيَّاهَا لَمْ يَخْطُ خُطْوَةً إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً أَوْ حَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu’be haber verdi; A’meş’ten; (o da) Zekvân’ı işitmiş; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayetle) dedi ki: “Bir adam abdest alır, abdestini güzel yapar, sonra namaza çıkarsa —onu (evinden) namazdan başka bir şey çıkarmazsa (veya; onu ancak namaz harekete geçirirse)— hiç bir adım atmaz ki, Allah o sebeple onu bir derece yükseltmesin veya o sebeple ondan bir hatayı (günahı) indirmesin (silmesin).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
604. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ الْبَصْرِيُّ، ثِقَةٌ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ الْمَغْرِبَ فَقَامَ نَاسٌ يَتَنَفَّلُونَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَلَيْكُمْ بِهَذِهِ الصَّلاَةِ فِي الْبُيُوتِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ فِي بَيْتِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنْ حُذَيْفَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الْمَغْرِبَ فَمَا زَالَ يُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ حَتَّى صَلَّى الْعِشَاءَ الآخِرَةَ . فَفِي هَذَا الْحَدِيثِ دِلاَلَةٌ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ فِي الْمَسْجِدِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize İbrâhîm b. Ebi’l-Vezîr el-Basrî —güvenilir biridir— anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Mûsâ anlattı; Sa’d b. İshâk b. Ka’b b. Ucre’den; babasından; dedesinden; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Benî Abdil-eşhel mescidinde akşam namazını kıldı. İnsanlar kalkıp nafile kılmaya başladılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Size gereken, bu namazı evlerde kılmaktır’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Ka’b b. Ucre’nin hadisinden gariptir; onu sadece bu vecihten biliyoruz. Sahih olan, İbn Ömer’den rivayet edilen şu hadistir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem akşamdan sonraki iki rekatı evinde kılardı.” Ebû Îsâ dedi ki: Huzeyfe’den de rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem akşam namazını kıldı ve son yatsıyı kılana kadar mescitte namaz kılmaya devam etti. Bu hadiste, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in akşamdan sonraki iki rekatı mescitte kıldığına delil vardır.
605. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَغَرِّ بْنِ الصَّبَّاحِ، عَنْ خَلِيفَةَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَاصِمٍ، أَنَّهُ أَسْلَمَ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَغْتَسِلَ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ يَسْتَحِبُّونَ لِلرَّجُلِ إِذَا أَسْلَمَ أَنْ يَغْتَسِلَ وَيَغْسِلَ ثِيَابَهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; el-Eğarr b. es-Sabbâh’tan; Halîfe b. Husayn’dan; Kays b. Âsım’dan (rivayetle) ki: O Müslüman oldu, bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona su ve sidr ile gusletmesini emretti. (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre’den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir; onu sadece bu vecihten biliyoruz. İlim ehli katında amel buna göredir; kişi Müslüman olduğu zaman gusletmesini ve elbiselerini yıkamasını müstehab görürler.
606. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ بَشِيرِ بْنِ سَلْمَانَ، حَدَّثَنَا خَلاَّدٌ الصَّفَّارُ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ النَّصْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَتْرُ مَا بَيْنَ أَعْيُنِ الْجِنِّ وَعَوْرَاتِ بَنِي آدَمَ إِذَا دَخَلَ أَحَدُهُمُ الْخَلاَءَ أَنْ يَقُولَ بِسْمِ اللَّهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَإِسْنَادُهُ لَيْسَ بِذَاكَ الْقَوِيِّ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَشْيَاءُ فِي هَذَا .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize el-Hakem b. Beşîr b. Selmân anlattı; dedi ki: Bize Hallâd es-Saffâr anlattı; el-Hakem b. Abdillâh en-Nasrî’den; Ebû İshâk’tan; Ebû Cuhayfe’den; Ali b. Ebî Tâlib’den (rivayetle) —Allah ondan razı olsun—; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cinlerin gözleri ile insanoğlunun avret yerleri arasındaki perde; onlardan biri tuvalete girdiği zaman ‘Bismillah’ demesidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir; onu sadece bu vecihten biliyoruz. İsnadı o kadar kuvvetli değildir. Enes’ten de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayetle) bu konuda bazı şeyler rivayet edilmiştir.
607. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، أَحْمَدُ بْنُ بَكَّارٍ الدِّمَشْقِيُّ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ قَالَ صَفْوَانُ بْنُ عَمْرٍو أَخْبَرَنِي يَزِيدُ بْنُ خُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمَّتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرٌّ مِنَ السُّجُودِ مُحَجَّلُونَ مِنَ الْوُضُوءِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ .
Bize Ebu’l-Velîd Ahmed b. Bekkâr ed-Dımaşkî anlattı; dedi ki: Bize el-Velîd b. Müslim anlattı; dedi ki: Safvân b. Amr şöyle dedi: Bana Yezîd b. Humeyr haber verdi; Abdullah b. Büsr’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayetle) şöyle buyurdu: “Ümmetim Kıyamet günü secdeden (ötürü) alınları parlak (gurreli), abdestten (ötürü) el ve ayakları parlak (sekili) kimseler olacaklardır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir; bu vecihten Abdullah b. Büsr’ün hadisinden (biliyoruz).
608. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي طُهُورِهِ إِذَا تَطَهَّرَ وَفِي تَرَجُّلِهِ إِذَا تَرَجَّلَ وَفِي انْتِعَالِهِ إِذَا انْتَعَلَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو الشَّعْثَاءِ اسْمُهُ سُلَيْمُ بْنُ أَسْوَدَ الْمُحَارِبِيُّ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebu’l-Ahvas anlattı; Eş’as b. Ebî’ş-Sha’sâ’dan; babasından; Mesrûk’tan; Âişe’den (rivayetle) ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem temizlendiği zaman temizliğinde, tarandığı zaman taranmasında ve ayakkabısını giydiği zaman ayakkabı giymesinde sağdan başlamayı (Teyemmün) severdi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû’ş-Sha’sâ’nın ismi Süleym b. Esved el-Muhâribî’dir.
609. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنِ ابْنِ جَبْرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يُجْزِئُ فِي الْوُضُوءِ رِطْلاَنِ مِنْ مَاءٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ شَرِيكٍ عَلَى هَذَا اللَّفْظِ . وَرَوَى شُعْبَةُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَوَضَّأُ بِالْمَكُّوكِ وَيَغْتَسِلُ بِخَمْسَةِ مَكَاكِيَّ . وَرُوِيَ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ وَيَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ . وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ شَرِيكٍ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; Şerîk’ten; Abdullah b. Îsâ’dan; İbn Cebr’den; Enes b. Mâlik’ten (rivayetle) ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Abdestte iki rıtl su yeterlidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir; onu Şerîk’in hadisinden bu lafızla olması dışında bilmiyoruz. Şu’be, Abdullah b. Abdillâh b. Cebr’den, (o) Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir mekki (ölçek) ile abdest alır, beş mekki ile guslederdi.” Süfyân es-Sevrî’den de rivayet edildiğine göre; Abdullah b. Îsâ’dan, (o) Abdullah b. Cebr’den, (o) Enes’ten (rivayetle): “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir müdd ile abdest alır, bir sâ’ ile guslederdi.” Bu, Şerîk’in hadisinden daha sahihtir.
610. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي بَوْلِ الْغُلاَمِ الرَّضِيعِ " يُنْضَحُ بَوْلُ الْغُلاَمِ وَيُغْسَلُ بَوْلُ الْجَارِيَةِ " . قَالَ قَتَادَةُ وَهَذَا مَا لَمْ يَطْعَمَا فَإِذَا طَعِمَا غُسِلاَ جَمِيعًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . رَفَعَ هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ قَتَادَةَ وَأَوْقَفَهُ سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; (dedi ki): Bana babam anlattı; Katâde’den; Ebû Harb b. Ebi’l-Esved’den; babasından; Ali b. Ebî Tâlib’den (rivayetle) —Allah ondan razı olsun—; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, süt emen erkek çocuğun idrarı hakkında şöyle buyurdu: “Erkek çocuğun idrarı (üzerine su) serpilir (çiseletilir), kız çocuğun idrarı ise yıkanır.” Katâde dedi ki: Bu, (henüz) yemek yemedikleri zamandır. Yemek yedikleri zaman hepsi yıkanır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Hişâm ed-Destevâî bu hadisi Katâde’den ref’ etti (merfu olarak rivayet etti). Saîd b. Ebî Arûbe ise Katâde’de mevkuf kıldı (durdurdu), ref’ etmedi.
611. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، قَالَ رَأَيْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ قَالَ فَقُلْتُ لَهُ فِي ذَلِكَ فَقَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ فَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ . فَقُلْتُ لَهُ أَقَبْلَ الْمَائِدَةِ أَمْ بَعْدَ الْمَائِدَةِ قَالَ مَا أَسْلَمْتُ إِلاَّ بَعْدَ الْمَائِدَةِ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. Ziyâd anlattı; Mukâtil b. Hayyân’dan; Şehr b. Havşeb’den; dedi ki: Cerîr b. Abdillâh’ı gördüm, abdest aldı ve mestleri üzerine meshetti. Ona bu konuda (bir şey) söyledim (sordum). Dedi ki: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm, abdest aldı ve mestleri üzerine meshetti.” Ona dedim ki: “Mâide (suresi inmeden) önce mi, yoksa Mâide’den sonra mı?” Dedi ki: “Ben ancak Mâide’den sonra Müslüman oldum.”
612. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ مَيْسَرَةَ النَّحْوِيُّ، عَنْ خَالِدِ بْنِ زِيَادٍ، نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِثْلَ هَذَا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ .
Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize Nuaym b. Meysere en-Nahvî anlattı; Hâlid b. Ziyâd’dan; (o da) bunun (önceki hadisin) benzerini (rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir; biz bunu bu şekilde ancak Mukâtil b. Hayyân’ın Şehr b. Havşeb’den hadisi olarak biliyoruz.
613. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَطَاءٍ الْخُرَاسَانِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، عَنْ عَمَّارٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَخَّصَ لِلْجُنُبِ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْكُلَ أَوْ يَشْرَبَ أَوْ يَنَامَ أَنْ يَتَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Kabîsa anlattı; Hammâd b. Seleme’den; Atâ el-Horasânî’den; Yahyâ b. Ya’mer’den; Ammâr’dan (rivayetle) ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, cünüp olan kimseye yemek, içmek veya uyumak istediği zaman, namaz abdesti gibi abdest almasına ruhsat verdi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
614. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْقَطَوَانِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا غَالِبٌ أَبُو بِشْرٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ عَائِذٍ الطَّائِيِّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُعِيذُكَ بِاللَّهِ يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ مِنْ أُمَرَاءَ يَكُونُونَ مِنْ بَعْدِي فَمَنْ غَشِيَ أَبْوَابَهُمْ فَصَدَّقَهُمْ فِي كَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ وَلاَ يَرِدُ عَلَىَّ الْحَوْضَ وَمَنْ غَشِيَ أَبْوَابَهُمْ أَوْ لَمْ يَغْشَ فَلَمْ يُصَدِّقْهُمْ فِي كَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَهُوَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ وَسَيَرِدُ عَلَىَّ الْحَوْضَ يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ الصَّلاَةُ بُرْهَانٌ وَالصَّوْمُ جُنَّةٌ حَصِينَةٌ وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ . يَا كَعْبُ بْنَ عُجْرَةَ إِنَّهُ لاَ يَرْبُو لَحْمٌ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ إِلاَّ كَانَتِ النَّارُ أَوْلَى بِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُوسَى . وَأَيُّوبُ بْنُ عَائِذٍ الطَّائِيُّ يُضَعَّفُ وَيُقَالُ كَانَ يَرَى رَأْىَ الإِرْجَاءِ . وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمْ يَعْرِفْهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُوسَى وَاسْتَغْرَبَهُ جِدًّا .
Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd el-Katavânî el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Gâlib Ebû Bişr anlattı; Eyyûb b. Âiz et-Tâî’den; Kays b. Müslim’den; Târık b. Şihâb’dan; Ka’b b. Ucre’den (rivayetle); dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Ey Ka’b b. Ucre! Benden sonra olacak emirlerden (yöneticilerden) seni Allah’a sığındırırım. Kim onların kapılarına gider, yalanlarında onları doğrular ve zulümlerinde onlara yardım ederse; o benden değildir, ben de ondan değilim ve o Havuz başında yanıma gelemeyecektir. Kim onların kapılarına gider veya gitmez de yalanlarında onları doğrulamaz ve zulümlerinde onlara yardım etmezse; işte o bendendir, ben de ondanım ve o Havuz başında yanıma gelecektir. Ey Ka’b b. Ucre! Namaz bir burhandır (delildir), oruç sağlam bir kalkandır, sadaka ise suyun ateşi söndürdüğü gibi hatayı söndürür. Ey Ka’b b. Ucre! Haramdan (suht) biten hiç bir et yoktur ki, ateş ona daha layık olmasın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen gariptir; onu sadece Ubeydullâh b. Mûsâ’nın hadisinden biliyoruz. Eyyûb b. Âiz et-Tâî zayıf sayılır ve İrca görüşüne sahip olduğu söylenir. Muhammed’e (Buhârî’ye) bu hadisi sordum; o da bunu sadece Ubeydullâh b. Mûsâ’nın hadisinden bildi ve onu çok garip buldu.
615. Hadis
وَقَالَ مُحَمَّدٌ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُوسَى، عَنْ غَالِبٍ، بِهَذَا .
Muhammed (Buhârî) dedi ki: Bize İbn Nümeyr anlattı; Ubeydullâh b. Mûsâ’dan; Gâlib’den (rivayetle); bu hadisi (anlattı).
616. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكِنْدِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، أَخْبَرَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ فَقَالَ " اتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأَدُّوا زَكَاةَ أَمْوَالِكُمْ وَأَطِيعُوا ذَا أَمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّكُمْ " . قَالَ فَقُلْتُ لأَبِي أُمَامَةَ مُنْذُ كَمْ سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ قَالَ سَمِعْتُهُ وَأَنَا ابْنُ ثَلاَثِينَ سَنَةً . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mûsâ b. Abdurrahman el-Kindî el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; (dedi ki): Bize Muâviye b. Sâlih haber verdi; (dedi ki): Bana Süleym b. Âmir anlattı; dedi ki: Ebû Umâme’yi işittim; diyor ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i Veda Haccı’nda hutbe verirken işittim; şöyle buyurdu: “Rabbiniz olan Allah’tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, (Ramazan) ayınızın orucunu tutun, mallarınızın zekâtını ödeyin ve emir sahiplerinize itaat edin; Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Süleym b. Âmir) dedi ki: Ebû Umâme’ye: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisi işiteli ne kadar zaman oldu?” dedim. Dedi ki: “Ben otuz yaşında iken onu işittim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.