Oruç Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1638. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ إِلَى مَا شَاءَ اللَّهُ. يَقُولُ اللَّهُ: إِلاَّ الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ. يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ: فَرْحَةٌ عِنْدَ فِطْرِهِ وَفَرْحَةٌ عِنْدَ لِقَاءِ رَبِّهِ. وَلَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye ve Vekî anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Salih'ten, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ademoğlunun her ameli katlanır. Bir hasene (iyilik), on mislinden yedi yüz misline kadar, Allah'ın dilediği kadar katlanır. Allah buyuruyor ki: 'Ancak oruç müstesna. Çünkü o benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm. (Oruçlu) şehvetini ve yemeğini benim rızam için terk eder.' Oruçlu için iki sevinç vardır: Bir sevinç iftar ettiği vakit, bir sevinç de Rabbiyle karşılaştığı vakit. Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur."

1639. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، أَنَّ مُطَرِّفًا، مِنْ بَنِي عَامِرِ بْنِ صَعْصَعَةَ حَدَّثَهُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ أَبِي الْعَاصِ الثَّقَفِيَّ دَعَا لَهُ بِلَبَنٍ يَسْقِيهِ فَقَالَ مُطَرِّفٌ: إِنِّي صَائِمٌ ‏.‏ فَقَالَ عُثْمَانُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ الصِّيَامُ جُنَّةٌ مِنَ النَّارِ كَجُنَّةِ أَحَدِكُمْ مِنَ الْقِتَالِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh el-Mısrî anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; Yezid b. Ebî Habîb'den, (o) Said b. Ebî Hind'den, Beni Amir b. Sa'saa'dan Mutarrif'in kendisine anlattığına göre; Osman b. Ebi'l-Âs es-Sekafî kendisine (ikram etmek üzere) içmesi için süt istedi. Mutarrif: "Ben oruçluyum" dedi. Bunun üzerine Osman dedi ki: Ben Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: "Oruç, sizden birinizin savaşta (korunduğu) kalkanı gibi, ateşe karşı bir kalkandır."

1640. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ بَابًا يُقَالُ لَهُ الرَّيَّانُ يُدْعَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقَالُ: أَيْنَ الصَّائِمُونَ؟ فَمَنْ كَانَ مِنَ الصَّائِمِينَ دَخَلَهُ وَمَنْ دَخَلَهُ لَمْ يَظْمَأْ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı; bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; bana Hişam b. Sa'd anlattı; Ebû Hâzim'den, (o) Sehl b. Sa'd'dan radıyallahu anh rivayet ettiğine göre, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cennet'te Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü 'Oruçlular nerede?' diye çağrılır. Kim oruç tutanlardan ise o kapıdan girer. Kim o kapıdan girerse, ebediyyen susamaz."

1641. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Yahya b. Said'den, (o) Ebû Seleme'den, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim inanarak ve sevabını (Allah'tan) umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."

1642. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ إِذَا كَانَتْ أَوَّلُ لَيْلَةٍ مِنْ رَمَضَانَ صُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ وَمَرَدَةُ الْجِنِّ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ فَلَمْ يُفْتَحْ مِنْهَا بَابٌ. وَفُتِحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ فَلَمْ يُغْلَقْ مِنْهَا بَابٌ. وَنَادَى مُنَادٍ: يَا بَاغِيَ الْخَيْرِ أَقْبِلْ. وَيَا بَاغِيَ الشَّرِّ أَقْصِرْ. وَلِلَّهِ عُتَقَاءُ مِنَ النَّارِ. وَذَلِكَ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kureyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Salih'ten, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan'ın ilk gecesi olunca, şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurulur. Cehennem kapıları kapatılır ve ondan hiç bir kapı açılmaz. Cennet kapıları açılır ve ondan hiç bir kapı kapanmaz. Bir münadi şöyle seslenir: 'Ey hayır isteyen! Gel (yönel). Ey şer isteyen! Vazgeç.' Allah'ın ateşten azat ettiği kimseler vardır. Bu (hal), her gece (tekrar eder)."

1643. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ لِلَّهِ عِنْدَ كُلِّ فِطْرٍ عُتَقَاءَ وَذَلِكَ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kureyb anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Süfyan'dan, (o) Câbir'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah'ın her iftar vaktinde ateşten azat ettiği kimseler vardır. Bu (durum), her gece olur."

1644. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَدْرٍ، عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ الْقَطَّانُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: دَخَلَ رَمَضَانُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ هَذَا الشَّهْرَ قَدْ حَضَرَكُمْ وَفِيهِ لَيْلَةٌ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ مَنْ حُرِمَهَا فَقَدْ حُرِمَ الْخَيْرَ كُلَّهُ وَلاَ يُحْرَمُ خَيْرَهَا إِلاَّ مَحْرُومٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bedr Abbâd b. el-Velid anlattı; bize Muhammed b. Bilal anlattı; bize İmran el-Kattân anlattı; Katâde'den, (o) Enes b. Malik'ten rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Ramazan ayı girdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki bu ay size gelip çattı. Onda bin aydan daha hayırlı olan bir gece vardır. Kim onun (hayrından) mahrum bırakılırsa, bütün hayırdan mahrum bırakılmış olur. Onun hayrından ise ancak (nasipsiz) mahrum kimse mahrum bırakılır."

1645. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَمَّارٍ فِي الْيَوْمِ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ فَأُتِيَ بِشَاةٍ فَتَنَحَّى بَعْضُ الْقَوْمِ فَقَالَ عَمَّارٌ مَنْ صَامَ هَذَا الْيَوْمَ فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı; bize Ebû Halid el-Ahmer anlattı; Amr b. Kays'tan, (o) Ebû İshak'tan, (o) Sıla b. Züfer'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: (Şaban mı Ramazan mı olduğunda) şüphe edilen günde Ammar'ın yanındaydık. (Yemek olarak pişirilmiş) bir koyun getirildi. Topluluktan bazıları (oruçlu oldukları düşüncesiyle) bir kenara çekildiler. Bunun üzerine Ammar dedi ki: "Kim bugün oruç tutarsa, Ebu'l-Kasım'a sallallâhu aleyhi ve sellem isyan etmiş olur."

1646. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ تَعْجِيلِ صَوْمِ يَوْمٍ قَبْلَ الرُّؤْيَةِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hafs b. Gıyas anlattı; Abdullah b. Said'den, (o) dedesinden, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (hilali) görmeden bir gün önce acele edip oruç tutmayı yasakladı.

1647. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ قَبْلَ شَهْرِ رَمَضَانَ ‏ "‏ الصِّيَامُ يَوْمَ كَذَا وَكَذَا وَنَحْنُ مُتَقَدِّمُونَ فَمَنْ شَاءَ فَلْيَتَقَدَّمْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَتَأَخَّرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abbas b. el-Velid ed-Dımaşkî anlattı; bize Mervan b. Muhammed anlattı; bize Heysem b. Humeyd anlattı; bize Alâ b. el-Hâris anlattı; Kasım Ebû Abdurrahman'dan rivayet edildiğine göre, o, Muaviye b. Ebî Süfyan'ı minber üzerinde şöyle derken işitmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan ayından önce minberde şöyle buyururdu: "Oruç şu ve şu gündür. Biz öne geçiyoruz (önceden oruca başlıyoruz). Dileyen öne geçsin (başlasın), dileyen geri kalsın (beklesin)."

1648. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصِلُ شَعْبَانَ بِرَمَضَانَ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Zeyd b. Hubâb anlattı; Şu'be'den, (o) Mansur'dan, (o) Salim b. Ebî Ca'd'dan, (o) Ebû Seleme'den, (o) Ümmü Seleme'den radıyallahu anhâ rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Şaban'ı Ramazan'a birleştirirdi (Şaban ayında tuttuğu orucu Ramazan'a ulardı).

1649. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ الْغَازِ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ صِيَامِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ: كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ كُلَّهُ حَتَّى يَصِلَهُ بِرَمَضَانَ ‏.‏

Bize Hişam b. Ammar anlattı; bize Yahya b. Hamza anlattı; bana Sevr b. Yezid anlattı; Halid b. Ma'dân'dan, (o) Rabia b. el-Gâz'dan rivayet ettiğine göre, o Aişe'ye radıyallahu anhâ Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem orucunu sordu. Aişe dedi ki: "Şaban'ın tamamını oruçlu geçirir, hatta onu Ramazan'a birleştirirdi."

1650. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ حَبِيبٍ، وَالْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَقَدَّمُوا صِيَامَ رَمَضَانَ بِيَوْمٍ وَلاَ بِيَوْمَيْنِ إِلاَّ رَجُلٌ كَانَ يَصُومُ صَوْمًا فَيَصُومُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişam b. Ammar anlattı; bize Abdülhamid b. Habib ve Velid b. Müslim anlattı; Evzâî'den, (o) Yahya b. Ebî Kesir'den, (o) Ebû Seleme'den, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biriniz, tutmakta olduğu (mutad) bir orucu o güne denk gelen kimse hariç, Ramazan'dan bir veya iki gün önce oruç tutmasın. (O kimse) o orucunu tutsun."

1651. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، ح وَحَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ خَالِدٍ، قَال: حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا كَانَ النِّصْفُ مِنْ شَعْبَانَ فَلاَ صَوْمَ حَتَّى يَجِيءَ رَمَضَانُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Abdulaziz b. Muhammed anlattı. (H) Yine bize Hişam b. Ammar anlattı; bize Müslim b. Halid anlattı; bize Alâ b. Abdurrahman anlattı; babasından, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şaban'ın yarısı olduğu zaman, artık Ramazan gelinceye kadar oruç yoktur."

1652. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَوْدِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ بْنُ قُدَامَةَ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ أَبْصَرْتُ الْهِلاَلَ اللَّيْلَةَ ‏.‏ فَقَالَ: ‏"‏ أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ قُمْ يَا بِلاَلُ فَأَذِّنْ فِي النَّاسِ أَنْ يَصُومُوا غَدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Abdullah el-Evdî ve Muhammed b. İsmail anlattı; (ikisi de) dediler ki: Bize Ebû Usâme anlattı; bize Zâide b. Kudâme anlattı; bize Simâk b. Harb anlattı; İkrime'den, (o) İbn Abbas'tan radıyallahu anhümâ rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem bir bedevi geldi ve: 'Ben bu gece hilali gördüm' dedi. Resûlullah: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet eder misin?" diye sordu. Adam: 'Evet' dedi. Bunun üzerine Resûlullah: "Kalk ey Bilal! İnsanlara yarın oruç tutmalarını ilan et" buyurdu.

1653. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ أَبِي عُمَيْرِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمُومَتِي، مِنَ الأَنْصَارِ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالُوا: أُغْمِيَ عَلَيْنَا هِلاَلُ شَوَّالٍ. فَأَصْبَحْنَا صِيَامًا. فَجَاءَ رَكْبٌ مِنْ آخِرِ النَّهَارِ فَشَهِدُوا عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُمْ رَأَوُا الْهِلاَلَ بِالأَمْسِ. فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُفْطِرُوا وَأَنْ يَخْرُجُوا إِلَى عِيدِهِمْ مِنَ الْغَدِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hüşeym anlattı; Ebû Bişr'den, (o) Ebû Umeyr b. Enes b. Malik'ten rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından olan Ensar'dan amcalarım bana anlattılar; dediler ki: Şevval hilali bize (hava bulutlu olduğu için) kapalı kaldı. Bu sebeple biz oruçlu olarak sabahladık. Günün sonunda bir kafile geldi ve Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem huzurunda hilali dün gördüklerine dair şahitlik ettiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara oruçlarını açmalarını ve yarın bayram namazına çıkmalarını emretti.

1654. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا ‏.‏ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَصُومُ قَبْلَ الْهِلاَلِ بِيَوْمٍ ‏.‏

Bize Ebû Mervan Muhammed b. Osman el-Osmânî anlattı; bize İbrahim b. Sa'd anlattı; Zühri'den, (o) Salim b. Abdullah'tan, (o) İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu (tekrar) gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, onun için takdir yapın (hesaplayın/sayıyı tamamlayın)." (Ravi dedi ki:) İbn Ömer, hilali görmeden bir gün önce oruç tutardı.

1655. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلاَثِينَ يَوْمًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mervan el-Osmânî anlattı; bize İbrahim b. Sa'd anlattı; Zühri'den, (o) Said b. el-Müseyyeb'den, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun, onu (tekrar) gördüğünüz zaman iftar edin. Eğer size (hava) kapalı gelirse, otuz gün oruç tutun (sayıyı otuza tamamlayın)."

1656. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ كَمْ مَضَى مِنَ الشَّهْرِ؟ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: قُلْنَا: اثْنَانِ وَعِشْرُونَ وَبَقِيَتْ ثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَالشَّهْرُ هَكَذَا وَالشَّهْرُ هَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَأَمْسَكَ وَاحِدَةً ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Salih'ten, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Aydan ne kadar geçti?" diye sordu. Biz: "Yirmi iki (gün geçti) ve sekiz (gün) kaldı" dedik. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ay; şu kadar, şu kadar ve şu kadardır" buyurdu. Üç defa (ellerini gösterdi) ve (üçüncüsünde) bir parmağını yumdu (yani ayın yirmi dokuz çektiğini işaret etti).

1657. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الشَّهْرُ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ وَعَقَدَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ فِي الثَّالِثَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı; bize Muhammed b. Bişr anlattı; İsmail b. Ebî Halid'den, (o) Muhammed b. Sa'd b. Ebî Vakkas'tan, (o) babasından rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ay; şu kadar, şu kadar ve şu kadardır." (Resûlullah) üçüncü defasında (parmaklarından birini) yumarak yirmi dokuza işaret etti.

1658. Hadis

حَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْمُزَنِيُّ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: مَا صُمْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تِسْعًا وَعِشْرِينَ أَكْثَرُ مِمَّا صُمْنَا ثَلاَثِينَ ‏.‏

Bize Mücahid b. Musa anlattı; bize Kasım b. Malik el-Müzenî anlattı; bize Cerîrî anlattı; Ebû Nadre'den, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında yirmi dokuz gün oruç tuttuğumuz (aylar), otuz gün tuttuklarımızdan daha çoktu."

1659. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; bize Yezid b. Zürey anlattı; bize Halid el-Hazzâ anlattı; Abdurrahman b. Ebî Bekre'den, (o) babasından, (o) Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem rivayet ettiğine göre, (Resûlullah) şöyle buyurdu: "İki bayram ayı eksilmezler: Ramazan ve Zilhicce."

1660. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ أَبِي عُمَرَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْفِطْرُ يَوْمَ تُفْطِرُونَ وَالأَضْحَى يَوْمَ تُضَحُّونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ömer b. Ebî Ömer el-Mukrî anlattı; bize İshak b. İsa anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Eyyub'dan, (o) Muhammed b. Sîrîn'den, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan bayramı (iftar günü), sizin (hep birlikte) iftar ettiğiniz gündür. Kurban bayramı da, sizin (hep birlikte) kurban kestiğiniz gündür."

1661. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي السَّفَرِ وَأَفْطَرَ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Vekî anlattı; Süfyan'dan, (o) Mansur'dan, (o) Mücahid'den, (o) İbn Abbas'tan radıyallahu anhümâ rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem seferde (bazen) oruç tuttu ve (bazen) iftar etti (oruç tutmadı).

1662. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: سَأَلَ حَمْزَةُ الأَسْلَمِيُّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ: إِنِّي أَصُومُ أَفَأَصُومُ فِي السَّفَرِ؟ فَقَالَ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنْ شِئْتَ فَصُمْ وَإِنْ شِئْتَ فَأَفْطِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Hişam b. Urve'den, (o) babasından, (o) Aişe'den radıyallahu anhâ rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Hamza el-Eslemî Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem sordu ve dedi ki: "Ben (sürekli) oruç tutuyorum, seferde de oruç tutayım mı?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dilersen oruç tut, dilersen iftar et (tutma)."

1663. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، قَالاَ: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ حَيَّانَ الدِّمَشْقِيِّ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، أَنَّهُ قَالَ: لَقَدْ رَأَيْتُنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ فِي الْيَوْمِ الْحَارِّ.الشَّدِيدِ الْحَرِّ. وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَضَعُ يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ مِنْ شِدَّةِ الْحَرِّ. وَمَا فِي الْقَوْمِ أَحَدٌ صَائِمٌ إِلاَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşar anlattı; bize Ebû Âmir anlattı. (H) Bize Abdurrahman b. İbrahim ve Harun b. Abdullah el-Hammâl anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı; hepsi Hişam b. Sa'd'dan, (o) Osman b. Hayyân ed-Dımaşkî'den, (o) Ümmü'd-Derdâ'dan, (o) Ebu'd-Derdâ'dan rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: "Kendimizi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktığı seferlerinden birinde, sıcak -hem de şiddetli sıcak- bir günde gördüm. (Öyle ki) sıcağın şiddetinden dolayı insan elini başının üzerine koyuyordu. O sırada, topluluk içinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile Abdullah b. Revâha'dan başka hiç kimse oruçlu değildi."

1664. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَاصِمٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. es-Sabbah anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Zühri'den, (o) Safvan b. Abdullah'tan, (o) Ümmü'd-Derdâ'dan, (o) Ka'b b. Âsım'dan rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yolculukta oruç tutmak, birr (iyilik/takva) değildir."

1665. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Musaffâ el-Hımsî anlattı; bize Muhammed b. Harb anlattı; Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yolculukta oruç tutmak, birr (iyilik/takva) değildir."

1666. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى التَّيْمِيُّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَائِمُ رَمَضَانَ فِي السَّفَرِ كَالْمُفْطِرِ فِي الْحَضَرِ ‏"‏ ‏.قالَ أَبُو إِسْحاقَ: هَذاالْحَديثُ لَيْسَ بِشَيْءٍ

Bize İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı; bize Abdullah b. Musa et-Teymî anlattı; Üsâme b. Zeyd'den, (o) İbn Şihab'dan, (o) Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, (o) babası Abdurrahman b. Avf'tan rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yolculukta Ramazan orucunu tutan kimse, hazarda (evinde iken) orucunu yiyen kimse gibidir." (Ravi) Ebû İshak dedi ki: Bu hadis bir şey değildir (zayıftır).

1667. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ: حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، - رَجُلٌ مِنْ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ وَقَالَ: عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ مِنْ بَنِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ - قَالَ: أَغَارَتْ عَلَيْنَا خَيْلُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يَتَغَدَّى فَقَالَ: ‏"‏ ادْنُ فَكُلْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ: إِنِّي صَائِمٌ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ اجْلِسْ أُحَدِّثْكَ عَنِ الصَّوْمِ أَوِ الصِّيَامِ ‏.‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَضَعَ عَنِ الْمُسَافِرِ شَطْرَ الصَّلاَةِ وَعَنِ الْمُسَافِرِ وَالْحَامِلِ وَالْمُرْضِعِ الصَّوْمَ أَوِ الصِّيَامَ ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّهِ لَقَدْ قَالَهُمَا النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كِلْتَاهُمَا أَوْ إِحْدَاهُمَا فَيَا لَهْفَ نَفْسِي فَهَلاَّ كُنْتُ طَعِمْتُ مِنْ طَعَامِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize Vekî anlattı; Ebû Hilal'den, (o) Abdullah b. Sevâde'den, (o) Enes b. Malik'ten -ki bu zat Benî Abdül-eşhel'den bir adamdır. Ali b. Muhammed ise (bu zatın) Benî Abdullah b. Ka'b'dan olduğunu söylemiştir- rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem süvarileri bize baskın yaptı. Ben de Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanına vardım, o sırada öğle yemeği yiyordu. Bana: "Yaklaş ve ye" buyurdu. Ben: "Oruçluyum" dedim. Buyurdu ki: "Otur, sana oruç (savm veya sıyam) hakkında konuşayım. Şüphesiz Allah Azze ve Celle, yolcudan namazın yarısını kaldırdı. Yolcudan, hamile kadından ve emzikli kadından da orucu (savm'ı veya sıyam'ı) kaldırdı." Vallahi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (savm ve sıyam kelimelerinin) her ikisini de yahut birini söyledi. Ah ne yazık bana! Keşke Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yemeğinden yeseydim.

1668. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ رَخَّصَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْحُبْلَى الَّتِي تَخَافُ عَلَى نَفْسِهَا أَنْ تُفْطِرَ وَلِلْمُرْضِعِ الَّتِي تَخَافُ عَلَى وَلَدِهَا ‏.‏

Bize Hişam b. Ammar ed-Dımaşkî anlattı; bize Rabi' b. Bedr anlattı; Cerîrî'den, (o) Hasan'dan, (o) Enes b. Malik'ten rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kendisinden endişe eden hamile kadına ve çocuğundan endişe eden emzikli kadına oruç tutmama ruhsatı verdi.

1669. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، وَعَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ: سَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ: إِنْ كَانَ لَيَكُونُ عَلَىَّ الصِّيَامُ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ فَمَا أَقْضِيهِ حَتَّى يَجِيءَ شَعْبَانُ ‏.‏

Bize Ali b. el-Münzir anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dinar'dan ve Yahya b. Said'den, (onlar) Ebû Seleme'den rivayet ettiklerine göre, (Ebû Seleme) şöyle dedi: Aişe'yi şöyle derken işittim: "Üzerimde Ramazan ayından oruç borcu olurdu da, ben onu ancak (gelecek) Şaban ayı gelince kaza ederdim."

1670. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كُنَّا نَحِيضُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَيَأْمُرُنَا بِقَضَاءِ الصَّوْمِ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Ubeyde'den, (o) İbrahim'den, (o) Esved'den, (o) Aişe'den radıyallahu anhâ rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında adet görürdük de, bize orucu kaza etmemizi emrederdi.

1671. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلٌ فَقَالَ هَلَكْتُ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ وَمَا أَهْلَكَكَ؟ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَعْتِقْ رَقَبَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ أَجِدُهَا ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ صُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ أُطِيقُ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ أَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ أَجِدُ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ اجْلِسْ ‏"‏ ‏.‏ فَجَلَسَ فَبَيْنَمَا هُوَ كَذَلِكَ إِذْ أُتِيَ بِمِكْتَلٍ يُدْعَى الْعَرَقَ فَقَالَ: ‏"‏ اذْهَبْ فَتَصَدَّقْ بِهِ ‏"‏ قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَهْلُ بَيْتٍ أَحْوَجُ إِلَيْهِ مِنَّا ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ فَانْطَلِقْ فَأَطْعِمْهُ عِيَالَكَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِذَلِكَ فَقَالَ: ‏"‏ وَصُمْ يَوْمًا مَكَانَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Zühri'den, (o) Humeyd b. Abdurrahman'dan, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem bir adam geldi ve: 'Helak oldum' dedi. (Resûlullah): "Seni helak eden nedir?" buyurdu. Adam: 'Ramazan'da (oruçlu iken) karımla cinsi münasebette bulundum' dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bir köle azat et" buyurdu. Adam: 'Bulamam' dedi. (Resûlullah): "Peş peşe iki ay oruç tut" buyurdu. Adam: 'Güç yetiremem' dedi. (Resûlullah): "Altmış fakiri doyur" buyurdu. Adam: '(İmkân) bulamam' dedi. (Resûlullah): "Otur" buyurdu. O da oturdu. O bu halde iken, kendisine 'Arak' denilen (hurma dolu) bir sepet getirildi. (Resûlullah): "Git bunu sadaka olarak ver" buyurdu. Adam: 'Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, (Medine'nin) iki kara taşlığı arasında buna bizden daha muhtaç bir ev halkı yoktur' dedi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Öyleyse git, onu ailene yedir" buyurdu. Bize Harmele b. Yahya anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı; bize Abdülcebbar b. Ömer anlattı; bana Yahya b. Said anlattı; İbnü'l-Müseyyeb'den, (o) Ebû Hureyre'den, (o) Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem bu hadisi (benzer şekilde) rivayet etti ve (Resûlullah'ın): "Onun yerine bir gün de oruç tut" buyurduğunu (ekledi).

1672. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنِ ابْنِ الْمُطَوِّسِ، عَنْ أَبِيهِ الْمُطَوِّسِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَفْطَرَ يَوْمًا مِنْ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ رُخْصَةٍ لَمْ يُجْزِهِ صِيَامُ الدَّهْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize Vekî anlattı; Süfyan'dan, (o) Habib b. Ebî Sabit'den, (o) İbnü'l-Mutavvis'ten, (o) babası el-Mutavvis'ten, (o) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim (hastalık ve yolculuk gibi) bir ruhsat olmaksızın Ramazan'dan bir gün oruç bozarsa, (onun yerine) bütün zamanı (ömrü) oruç tutsa bile onu karşılamaz (yerini tutmaz)."

1673. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ خِلاَسٍ، وَمُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَكَلَ نَاسِيًا وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيُتِمَّ صَوْمَهُ فَإِنَّمَا أَطْعَمَهُ اللَّهُ وَسَقَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Usâme anlattı; Avf'tan, (o) Hılâs'tan ve Muhammed b. Sîrîn'den, (onlar) Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim oruçlu iken unutarak yerse, orucunu tamamlasın. Çünkü onu ancak Allah yedirmiş ve içirmiştir."

1674. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ: أَفْطَرْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي يَوْمِ غَيْمٍ ثُمَّ طَلَعَتِ الشَّمْسُ ‏.‏ قُلْتُ لِهِشَامٍ: أُمِرُوا بِالْقَضَاءِ؟ قَالَ: لاَ بُدَّ مِنْ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize Ebû Usâme anlattı; Hişam b. Urve'den, (o) Fatıma bint el-Münzir'den, (o) Esma bint Ebî Bekir'den rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bulutlu bir günde iftar ettik. Sonra güneş doğdu (battığını sanmıştık). (Ravi diyor ki) Hişam'a: "Kaza etmeleri emredildi mi?" diye sordum. "Bundan (kazadan) başka çare yoktur (mecburdur)" dedi.

1675. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَعْلَى، وَمُحَمَّدُ، ابْنَا عُبَيْدٍ الطَّنَافِسِيِّ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي مَرْزُوقٍ، قَالَ: سَمِعْتُ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ الأَنْصَارِيَّ، يُحَدِّثُ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَرَجَ عَلَيْهِمْ فِي يَوْمٍ كَانَ يَصُومُهُ فَدَعَا بِإِنَاءٍ فَشَرِبَ فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا يَوْمٌ كُنْتَ تَصُومُهُ ‏.‏ قَالَ: ‏ "‏ أَجَلْ. وَلَكِنِّي قِئْتُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ya'lâ ve Muhammed -Ubeyd et-Tanâfisî'nin oğulları- anlattılar; (ikisi de) dediler ki: Bize Muhammed b. İshak anlattı; Yezid b. Ebî Habîb'den, (o) Ebû Merzûk'tan rivayet ettiğine göre, şöyle dedi: Fedâle b. Ubeyd el-Ensarî'yi şöyle anlatırken işittim: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem oruç tutmakta olduğu bir günde yanımıza çıktı. Bir kap (su) istedi ve içti. Biz: "Ey Allah'ın Resûlü! Bugün oruç tuttuğun bir gündü" dedik. Buyurdu ki: "Evet (öyleydi). Fakat ben kustum."

1676. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ سُلَيْمَانَ أَبُو الشَّعْثَاءِ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ مَنْ ذَرَعَهُ الْقَىْءُ فَلاَ قَضَاءَ عَلَيْهِ وَمَنِ اسْتَقَاءَ فَعَلَيْهِ الْقَضَاءُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Abdülkerim anlattı; bize Hakem b. Musa anlattı; bize İsa b. Yunus anlattı. (H) Bize Ubeydullah anlattı; bize Ali b. Hasan b. Süleyman Ebu'ş-Şa'sâ anlattı; bize Hafs b. Gıyas anlattı; hepsi Hişam'dan, (o) İbn Sîrîn'den, (o) Ebû Hureyre'den, (o) Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem rivayet ettiğine göre, (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kime kusma galebe çalarsa (kendi isteği olmadan kusarsa), üzerine kaza gerekmez. Kim de (kasten) kendini kusturursa, kaza etsin."

1677. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ الْمُؤَدِّبُ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مِنْ خَيْرِ خِصَالِ الصَّائِمِ السِّوَاكُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Muhammed b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû İsmail el-Müeddib anlattı; Mücâlid'den, (o) Şa'bî'den, (o) Mesruk'tan, (o) Aişe'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Oruçlunun en hayırlı hasletlerinden biri, misvak (kullanmak)tır."

1678. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو التَّقِيِّ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الْحِمْصِيُّ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا الزُّبَيْدِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ: اكْتَحَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Ebu't-Takıyy Hişâm b. Abdilmelik el-Hımsî anlattı; bize Bakıyye anlattı; bize Zübeydî anlattı; Hişâm b. Urve'den, (o) babasından, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu olduğu halde sürme çekti."

1679. Hadis

حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ الرَّقِّيُّ، وَدَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَمَّرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بِشْرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Eyyûb b. Muhammed er-Rakkî ve Dâvud b. Rüşeyd anlattı; dediler ki: Bize Muammer b. Süleyman anlattı; bize Abdullah b. Bişr anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Sâlih'ten, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hacamat yapan da, yaptıran da iftar etmiştir."

1680. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، أَنَّ أَبَا أَسْمَاءَ، حَدَّثَهُ عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûsuf es-Sülemî anlattı; bize Ubeydullah anlattı; bize Şeybân haber verdi; Yahya b. Ebî Kesîr'den, (o) Ebû Kılâbe'den (rivayet edildiğine göre); Ebû Esmâ ona Sevbân'dan radıyallahu anh (şöyle) rivayet etmiştir; (Sevbân) dedi ki: Nebi'yi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: "Hacamat yapan da, yaptıran da iftar etmiştir."

1681. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ شَدَّادَ بْنَ أَوْسٍ بَيْنَمَا هُوَ يَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِالْبَقِيعِ. فَمَرَّ عَلَى رَجُلٍ يَحْتَجِمُ بَعْدَ مَا مَضَى مِنَ الشَّهْرِ ثَمَانِي عَشْرَةَ لَيْلَةً. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yûsuf es-Sülemî anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah anlattı; dedi ki: Bize Şeybân haber verdi; Yahya'dan, (o) Ebû Kılâbe'den (rivayet edildiğine göre), Şeddâd b. Evs radıyallahu anh ona şöyle haber vermiştir: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Bakî'de yürürken —ki aydan on sekiz gece geçmişti— hacamat olan bir adama rastladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Hacamat yapan da, yaptıran da iftar etmiştir" buyurdu.

1682. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: احْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ صَائِمٌ مُحْرِمٌ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan, (o) Miksem'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hem oruçlu hem de ihramlı iken hacamat oldu."

1683. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، قَالاَ: حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُقَبِّلُ فِي شَهْرِ الصَّوْمِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Abdullah b. el-Cerrâh anlattılar; dediler ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Ziyâd b. İlâka'dan, (o) Amr b. Meymûn'dan, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oruç ayında (eşlerini) öperdi."

1684. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ. وَأَيُّكُمْ يَمْلِكُ إِرْبَهُ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَمْلِكُ إِرْبَهُ؟

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Alî b. Müshir anlattı; Ubeydullah'tan, (o) Kâsım'dan, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu olduğu halde (eşlerini) öperdi. Hanginiz Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem nefsine hakim olduğu gibi nefsine hakim olabilir ki?"

1685. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ شُتَيْرِ بْنِ شَكَلٍ، عَنْ حَفْصَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُقَبِّلُ وَهُوَ صَائِمٌ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten, (o) Müslim'den, (o) Şuteyr b. Şekl'den, (o da) Hafsa'dan radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken (eşlerini) öperdi."

1686. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِي يَزِيدَ الضِّنِّيِّ، عَنْ مَيْمُونَةَ، مَوْلاَةِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ: سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ رَجُلٍ قَبَّلَ امْرَأَتَهُ وَهُمَا صَائِمَانِ قَالَ: ‏ "‏ قَدْ أَفْطَرَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Fadl b. Dukeyn anlattı; İsrâil'den, (o) Zeyd b. Cübeyr'den, (o) Ebû Yezîd ed-Dınnî'den, (o da) Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem azatlısı Meymûne'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Nebi'ye sallallâhu aleyhi ve sellem, her ikisi de oruçlu olduğu halde karısını öpen bir adamın durumu soruldu. Buyurdu ki: 'Muhakkak ki ikisi de iftar etmişlerdir.'"

1687. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ دَخَلَ الأَسْوَدُ وَمَسْرُوقٌ عَلَى عَائِشَةَ فَقَالاَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ قَالَتْ كَانَ يَفْعَلُ وَكَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize İsmâil İbn Uleyye anlattı; İbn Avn'dan, (o) İbrahim'den (rivayet edildiğine göre) şöyle demiştir: Esved ve Mesrûk, Âişe'nin radıyallahu anhâ yanına girdiler ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken mübaşerette bulunur muydu?" diye sordular. (Âişe): "(Evet) bunu yapardı; ancak o, nefsine en hakim olanınızdı" dedi.

1688. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: رُخِّصَ لِلْكَبِيرِ الصَّائِمِ فِي الْمُبَاشَرَةِ وَكُرِهَ لِلشَّابِّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâlid b. Abdillah el-Vâsıtî anlattı; bize babam anlattı; Atâ b. es-Sâib'den, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Oruçlu olan yaşlı kimse için mübaşerete ruhsat verildi, genç için ise (bu) mekruh görüldü."

1689. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ، وَالْجَهْلَ، وَالْعَمَلَ بِهِ، فَلاَ حَاجَةَ لِلَّهِ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Râfi' anlattı; bize Abdullah b. el-Mübarek anlattı; İbn Ebî Zi'b'den, (o) Saîd el-Makburî'den, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yalan söylemeyi, cahilliği ve bunlarla amel etmeyi bırakmazsa, Allah'ın onun yemesini ve içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur."

1690. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إِلاَّ الْجُوعُ. وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قِيَامِهِ إِلاَّ السَّهَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Râfi' anlattı; bize Abdullah b. el-Mübarek anlattı; Üsâme b. Zeyd'den, (o) Saîd el-Makburî'den, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nice oruçlu vardır ki, onun orucundan kendisine (kâr kalan) sadece açlıktır. Ve nice (gece ibadete) kalkan vardır ki, onun kıyamından kendisine (kâr kalan) sadece uykusuzluktur."

1691. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا كَانَ يَوْمُ صَوْمِ أَحَدِكُمْ فَلاَ يَرْفُثْ وَلاَ يَجْهَلْ. فَإِنْ جَهِلَ عَلَيْهِ أَحَدٌ، فَلْيَقُلْ: إِنِّي امْرُؤٌ صَائِمٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; bize Cerîr haber verdi; A'meş'ten, (o) Ebû Sâlih'ten, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin oruçlu olduğu gün, (sakın) çirkin söz söylemesin ve cahillik yapmasın. Eğer biri ona cahillik eder (sataşırsa), şöyle desin: Ben oruçlu bir kimseyim."

1692. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; Abdülazîz b. Suhayb'den, (o) Enes b. Mâlik'ten radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sahur yapın. Zira sahurda bereket vardır."

1693. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زَمْعَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ اسْتَعِينُوا بِطَعَامِ السَّحَرِ عَلَى صِيَامِ النَّهَارِ وَبِالْقَيْلُولَةِ عَلَى قِيَامِ اللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Âmir anlattı; bize Zem'a b. Sâlih anlattı; Seleme'den, (o) İkrime'den, (o) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ, (o da) Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) rivayet etti: "Gündüz orucuna sahur yemeği ile, gece kıyamına da kaylûle (öğle uykusu) ile yardım dileyin."

1694. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ: تَسَحَّرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏ قُلْتُ كَمْ بَيْنَهُمَا؟ قَالَ: قَدْرُ قِرَاءَةِ خَمْسِينَ آيَةً ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; Hişâm ed-Destevâî'den, (o) Katâde'den, (o) Enes b. Mâlik'ten, (o da) Zeyd b. Sâbit'ten radıyallahu anh (şöyle) rivayet etti: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptık. Sonra namaza kalktık." (Enes dedi ki): "(Sahur ile namaz) arasında ne kadar zaman vardı?" diye sordum. (Zeyd): "Elli ayet okuma miktarı kadar" dedi.

1695. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ: تَسَحَّرْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هُوَ النَّهَارُ إِلاَّ أَنَّ الشَّمْسَ لَمْ تَطْلُعْ ‏.[ قالَ ابُو إسحاق: حديث حُذَيْفَةَ مَنْسوخٌ لَيْسَ بشَيْء.]‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı; Âsım'dan, (o) Zirr'den, (o da) Huzeyfe'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptım. (Vakit öyle ilerlemişti ki) güneşin doğmamış olması dışında gündüz (gibi) idi." [Ebû İshak dedi ki: Huzeyfe hadisi mensuhtur, bir şey değildir (hükmü yoktur).]

1696. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ لاَ يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ مِنْ سُحُورِهِ. فَإِنَّهُ يُؤَذِّنُ لِيَنْتَبِهَ نَائِمُكُمْ، وَلِيَرْجِعَ قَائِمُكُمْ. وَلَيْسَ الْفَجْرُ أَنْ يَقُولَ هَكَذَا. وَلَكِنْ هَكَذَا، يَعْتَرِضُ فِي أُفُقِ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Hakîm anlattı; bize Yahya b. Saîd ve İbn Ebî Adî anlattı; Süleyman et-Teymî'den, (o) Ebû Osman en-Nehdî'den, (o da) Abdullah b. Mes'ûd'dan radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bilâl'in ezanı, hiçbirinizi sahurundan alıkoymasın. Çünkü o, uyuyanınızı uyandırmak ve (namaza) kalkanınızı (geri) döndürmek için ezan okur. Fecr (sabah vakti) şöyle değildir; lakin şöyledir -gökyüzü ufkunda enlemesine yayılan (aydınlığı kastederek elleriyle işaret etti)-."

1697. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْإِفْطارَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar; dediler ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim anlattı; babasından, (o da) Sehl b. Sa'd'dan radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar iftarı acele yaptıkları sürece hayır üzere olmaya devam ederler."

1698. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ. عَجِّلُوا الْفِطْرَ، فَإِنَّ الْيَهُودَ يُؤَخِّرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Bişr anlattı; Muhammed b. Amr'dan, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar iftarı acele yaptıkları sürece hayır üzere olmaya devam ederler. İftarı acele yapın; çünkü Yahudiler (iftarı) geciktirirler."

1699. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنِ الرَّبَابِ أُمِّ الرَّائِحِ بِنْتِ صُلَيْعٍ، عَنْ عَمِّهَا، سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرَةٍ. فَإِنْ لَمْ يَجِدْ، فَلْيُفْطِرْ عَلَى الْمَاءِ. فَإِنَّهُ طَهُورٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdurrahim b. Süleyman ve Muhammed b. Fudayl anlattı. (H) Yine bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Âsım el-Ahvel'den, (o) Hafsa bint Sîrîn'den, (o) Rabâb Ümmü'r-Râih bint Süley'den, (o da) amcası Selmân b. Âmir'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biriniz iftar ettiği zaman hurma ile iftar etsin. Eğer (hurma) bulamazsa, su ile iftar etsin. Çünkü o (su) temizleyicidir."

1700. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ الْقَطَوَانِيُّ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ حَازِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ حَفْصَةَ، قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ صِيَامَ لِمَنْ لَمْ يَفْرِضْهُ مِنَ اللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Hâlid b. Mahled el-Katavânî anlattı; İshâk b. Hâzim'den, (o) Abdullah b. Ebî Bekr b. Amr b. Hazm'dan, (o) Sâlim'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Hafsa'dan radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Orucu geceleyin (niyetle) kesinleştirmeyen kimsenin orucu yoktur."

1701. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ: ‏"‏ هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ؟ ‏"‏ ‏.‏ فَنَقُولُ: لاَ ‏.‏ فَيَقُولُ: ‏"‏ إِنِّي صَائِمٌ ‏"‏ ‏.‏ فَيُقِيمُ عَلَى صَوْمِهِ ثُمَّ يُهْدَى لَنَا شَىْءٌ فَيُفْطِرُ ‏.‏ قَالَتْ: وَرُبَّمَا صَامَ وَأَفْطَرَ ‏.‏ قُلْتُ: كَيْفَ ذَا؟ قَالَتْ: إِنَّمَا مَثَلُ هَذَا مَثَلُ الَّذِي يَخْرُجُ بِصَدَقَةٍ فَيُعْطِي بَعْضَهَا وَيُمْسِكُ بَعْضًا ‏.‏

Bize İsmâil b. Mûsâ anlattı; bize Şerîk anlattı; Talha b. Yahya'dan, (o) Mücahid'den, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi ve: 'Yanınızda (yiyecek) bir şey var mı?' buyurdu. Biz: 'Hayır' dedik. Buyurdu ki: 'Öyleyse ben oruçluyum.' Sonra (bu niyetle) orucuna devam ederdi. Sonra bize bir şey hediye edilirdi de (o zaman) orucunu açardı." (Râvi) dedi ki: "(Âişe): 'Bazen de oruç tutar (başlar) ve (sonra) iftar ederdi (bozardı)' dedi. Ben: 'Bu nasıl olur?' dedim. (Âişe) dedi ki: 'Bunun misali, sadaka ile (evden) çıkan, onun bir kısmını verip bir kısmını tutan kimsenin misali gibidir.'"

1702. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ جَعْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو الْقَارِيِّ، قَالَ: سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ لاَ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ مَا أَنَا قُلْتُ: ‏ "‏ مَنْ أَصْبَحَ وَهُوَ جُنُبٌ فَلْيُفْطِرْ ‏"‏ ‏.‏ مُحَمَّدٌ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Muhammed b. es-Sabbâh anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr'dan, (o) Yahya b. Ca'de'den, (o) Abdullah b. Amr el-Kârî'den (rivayet edildiğine göre); O, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiştir: "Hayır, Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki; 'Kim cünüp olarak sabahlarsa iftar etsin (orucu bıraksın)' sözünü ben söylemedim. Onu Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem söyledi."

1703. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَبِيتُ جُنُبًا. فَيَأْتِيهِ بِلاَلٌ، فَيُؤْذِنُهُ بِالصَّلاَةِ فَيَقُومُ فَيَغْتَسِلُ. فَأَنْظُرُ إِلَى تَحَدُّرِ الْمَاءِ مِنْ رَأْسِهِ. ثُمَّ يَخْرُجُ فَأَسْمَعُ صَوْتَهُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ ‏.‏ قَالَ مُطَرِّفٌ: فَقُلْتُ لِعامِرٍأفِي رَمَضَانَ؟ قَالَ رَمَضَانُ وَغَيْرُهُ سَوَاءٌ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Mutarrif'den, (o) Şa'bî'den, (o) Mesrûk'tan, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cünüp olarak gecelerdi. Sonra Bilâl ona gelir, namazı bildirirdi. O da kalkar, guslederdi. Ben (yıkandıktan sonra) başından suyun damlamasına bakardım. Sonra çıkar ve sabah namazında sesini duyardım." Mutarrif dedi ki: "Âmir'e (Şa'bî'ye): 'Bu Ramazan'da mıydı?' dedim. O da: 'Ramazan ve gayrısı (diğer zamanlar) birdir' dedi."

1704. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ سَأَلْتُ أُمَّ سَلَمَةَ عَنِ الرَّجُلِ، يُصْبِحُ، وَهُوَ جُنُبٌ، يُرِيدُ الصَّوْمَ؟ قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصْبِحُ جُنُبًا مِنَ الْوِقَاعِ، لاَ مِنِ احْتِلاَمٍ، ثُمَّ يَغْتَسِلُ وَيُتِمُّ صَوْمَهُ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Ubeydullah'tan, (o) Nâfi'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Ümmü Seleme'ye radıyallahu anhâ, cünüp olarak sabahlayan ve oruç tutmak isteyen adamın durumunu sordum. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihtilamdan dolayı değil, cinsel ilişkiden dolayı cünüp olarak sabahlar, sonra gusleder ve orucunu tamamlardı."

1705. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَأَبُو دَاوُدَ قَالُوا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ الأَبَدَ، فَلاَ صَامَ وَلاَ أَفْطَرَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ubeyd b. Saîd anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yezîd b. Hârûn ve Ebû Dâvud anlattılar; dediler ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'den, (o) Mutarrif b. Abdillah b. eş-Şıhhîr'den, (o da) babasından radıyallahu anh rivayet ettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim ebed (sürekli) oruç tutarsa, o ne oruç tutmuş, ne de iftar etmiştir."

1706. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ الْمَكِّيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ صَامَ مَنْ صَامَ الأَبَدَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; Mis'ar ve Süfyân'dan, (onlar) Habîb b. Ebî Sâbit'ten, (o) Ebû'l-Abbâs el-Mekkî'den, (o da) Abdullah b. Amr'dan radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sürekli (ebed) oruç tutan, oruç tutmamıştır."

1707. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَأْمُرُ بِصِيَامِ الْبِيضِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ وَأَرْبَعَ عَشْرَةَ وَخَمْسَ عَشْرَةَ وَيَقُولُ: ‏ "‏ هُوَ كَصَوْمِ الدَّهْرِ أَوْ كَهَيْئَةِ صَوْمِ الدَّهْرِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ قَتَادَةَ بْنِ مِلْحَانَ الْقَيْسِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ: ابْنُ مَاجَهْ أَخْطَأَ شُعْبَةُ وَأَصَابَ هَمَّامٌ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Şu'be haber verdi; Enes b. Sîrîn'den, (o) Abdülmelik b. el-Minhâl'den, (o) babasından, (o da) Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) rivayet etti: O, (eyyâm-ı) bîz (aydınlık günler) orucunu; (ayın) on üç, on dört ve on beşinci (günlerinde tutmayı) emreder ve şöyle buyururdu: "O, senenin (tamamını) oruçlu geçirmek gibidir veya senenin (tamamını) oruçlu geçirme durumundadır." Bize İshâk b. Mansûr anlattı; bize Habbân b. Hilâl haber verdi; bize Hemmâm anlattı; Enes b. Sîrîn'den (şöyle) rivayet etti: Bize Abdülmelik b. Katâde b. Milhân el-Kaysî anlattı; babasından, (o da) Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem bunun benzerini rivayet etti. İbn Mâce dedi ki: Şu'be (isimde) hata etti, Hemmâm ise isabet etti.

1708. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ صَامَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ فَذَلِكَ صَوْمُ الدَّهْرِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقَ ذَلِكَ فِي كِتَابِهِ ‏{مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا}‏ فَالْيَوْمُ بِعَشْرَةِ أَيَّامٍ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; Âsım el-Ahvel'den, (o) Ebû Osman'dan, (o da) Ebû Zerr'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim her aydan üç gün oruç tutarsa, işte bu bütün sene orucu (demektir)." Allah Azze ve Celle bunun tasdikini Kitabında (şu ayetle) indirmiştir: {Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır} [En'âm, 160]. Dolayısıyla bir gün on güne bedeldir.

1709. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، عَنْ مُعَاذَةَ الْعَدَوِيَّةِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصُومُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ‏.‏ قُلْتُ مِنْ أَيِّهِ؟ قَالَتْ: لَمْ يَكُنْ يُبَالِي مِنْ أَيِّهِ كَانَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Gunder anlattı; Şu'be'den, (o) Yezîd er-Rişk'ten, (o) Muâze el-Adeviyye'den, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her aydan üç gün oruç tutardı." (Muâze dedi ki): "(Ayın) hangisinden?" dedim. (Âişe): "Ayın hangisinden olduğuna aldırmazdı" dedi.

1710. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ: سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ صِيَامِ النَّبِيِّ، ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ: كَانَ يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ صَامَ ‏.‏ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ: قَدْ أَفْطَرَ. وَلَمْ أَرَهُ صَامَ مِنْ شَهْرٍ قَطُّ أَكْثَرَ مِنْ صِيَامِهِ مِنْ شَعْبَانَ. كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ كُلَّهُ. كَانَ يَصُومُ شَعْبَانَ إِلاَّ قَلِيلاً ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; İbn Ebî Lebîd'den, (o) Ebû Seleme'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Âişe'ye radıyallahu anhâ, Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem orucunu sordum. Şöyle dedi: "(Öyle çok) oruç tutardı ki, biz; '(Artık) oruç tuttu (hiç bırakmayacak)' derdik. (Bazen de öyle çok) iftar ederdi (tutmazdı) ki, biz; '(Artık) iftar etti (hiç tutmayacak)' derdik. Ben onun, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğu hiçbir ay görmedim. O, Şaban'ın tamamını oruçlu geçirirdi. O, pek azı hariç Şaban'ı oruçlu geçirirdi."

1711. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ: لاَ يُفْطِرُ. وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ: لاَ يَصُومُ ‏.‏ وَمَا صَامَ شَهْرًا مُتَتَابِعًا إِلاَّ رَمَضَانَ، مُنْذُ قَدِمَ الْمَدِينَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; Ebû Bişr'den, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bazen) oruç tutardı, hatta biz: '(Hiç) iftar etmiyor' derdik. (Bazen de) iftar ederdi, hatta biz: '(Hiç) oruç tutmuyor' derdik. Medine'ye geldiğinden beri Ramazan dışında hiçbir ayı peş peşe (tamamını) oruçlu geçirmemiştir."

1712. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، قَالَ: سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ أَوْسٍ قَالَ: سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَحَبُّ الصِّيَامِ إِلَى اللَّهِ صِيَامُ دَاوُدَ. كَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا. وَأَحَبُّ الصَّلاَةِ إِلَى اللَّهِ صَلاَةُ دَاوُدَ. كَانَ يَنَامُ نِصْفَ اللَّيْلِ وَيُصَلِّي ثُلُثَهُ وَيَنَامُ سُدُسَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû İshâk eş-Şâfiî İbrahim b. Muhammed b. el-Abbâs anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Amr b. Dînâr'dan (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Amr b. Evs'i şöyle derken işittim: Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Allah'a en sevimli oruç, Dâvûd'un orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Allah'a en sevimli namaz da Dâvûd'un namazıdır. O, gecenin yarısını uyur, üçte birinde namaz kılar ve altıda birinde (tekrar) uyurdu."

1713. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ: قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! كَيْفَ بِمَنْ يَصُومُ يَوْمَيْنِ وَيُفْطِرُ يَوْمًا؟ قَالَ: ‏"‏ وَيُطِيقُ ذَلِكَ أَحَدٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! كَيْفَ بِمَنْ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا؟ قَالَ: ‏"‏ ذَلِكَ صَوْمُ دَاوُدَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: كَيْفَ بِمَنْ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمَيْنِ؟ قَالَ: ‏"‏ وَدِدْتُ أَنِّي طُوِّقْتُ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; bize Gaylân b. Cerîr anlattı; Abdullah b. Ma'bed ez-Zimmânî'den, (o) Ebû Katâde'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Ömer b. el-Hattâb: "Ey Allah'ın Resûlü! İki gün oruç tutup bir gün iftar edenin durumu nasıldır?" dedi. Buyurdu ki: "Buna kim güç yetirebilir ki?" (Ömer): "Ey Allah'ın Resûlü! Bir gün oruç tutup bir gün iftar edenin durumu nasıldır?" dedi. Buyurdu ki: "İşte o, Dâvûd'un orucudur." (Ömer): "Bir gün oruç tutup iki gün iftar edenin durumu nasıldır?" dedi. Buyurdu ki: "Buna güç yetirilmeyi (nasip olunmasını) ne kadar isterdim!"

1714. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِي فِرَاسٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ صَامَ نُوحٌ الدَّهْرَ إِلاَّ يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı; bize Saîd b. Ebî Meryem anlattı; İbn Lehîa'dan, (o) Ca'fer b. Rabîa'dan, (o) Ebû Firâs'tan (rivayet edildiğine göre); O, Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işitmiştir: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: "Nûh, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günü hariç, bütün sene oruç tutardı."

1715. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ الذِّمَارِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أَسْمَاءَ الرَّحَبِيَّ، عَنْ ثَوْبَانَ، مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ: ‏"‏ مَنْ صَامَ سِتَّةَ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ كَانَ تَمَامَ السَّنَةِ ‏{مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا}‏ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Bakıyye anlattı; bize Sadaka b. Hâlid anlattı; bize Yahya b. el-Hâris ez-Zimârî anlattı; dedi ki: Ebû Esmâ er-Rahabî'yi, Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem azatlısı Sevbân'dan, (o da) Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu naklederken işittim: "Kim (Ramazan) Bayramı'ndan sonra altı gün oruç tutarsa, bu senenin tamamı (gibi) olur: {Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır} [En'âm, 160]."

1716. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ بِسِتٍّ مِنْ شَوَّالٍ، كَانَ كَصَوْمِ الدَّهْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Abdullah b. Nümeyr anlattı; Sa'd b. Saîd'den, (o) Ömer b. Sâbit'ten, (o da) Ebû Eyyûb'dan radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Ramazan orucunu tutar, sonra ona Şevval'den altı (gün) daha eklerse, bütün sene orucu gibi olur."

1717. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ أَبِي عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، بَاعَدَ اللَّهُ، بِذَلِكَ الْيَوْمِ، النَّارَ عَنْ وَجْهِهِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhâcir anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; İbnü'l-Hâd'dan, (o) Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, (o) Nu'mân b. Ebî Ayyâş'tan, (o da) Ebû Saîd el-Hudrî'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o gün sebebiyle ateşi onun yüzünden yetmiş sonbahar (yıl) uzaklaştırır."

1718. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ اللَّيْثِيُّ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، زَحْزَحَ اللَّهُ وَجْهَهُ عَنِ النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Enes b. İyâz anlattı; bize Abdullah b. Abdilazîz el-Leysî anlattı; Makburî'den, (o) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah onun yüzünü ateşten yetmiş sonbahar (yıl) uzaklaştırır."

1719. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَيَّامُ مِنًى، أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Abdurrahim b. Süleyman anlattı; Muhammed b. Amr'dan, (o) Ebû Seleme'den, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mina günleri, yeme ve içme günleridir."

1720. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ بِشْرِ بْنِ سُحَيْمٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَطَبَ أَيَّامَ التَّشْرِيقِ فَقَالَ: ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ نَفْسٌ مُسْلِمَةٌ. وَإِنَّ هَذِهِ الأَيَّامَ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; Süfyân'dan, (o) Habîb b. Ebî Sâbit'ten, (o) Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im'den, (o da) Bişr b. Süheym'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem teşrik günlerinde hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Cennete ancak müslüman bir nefis girer. Ve şüphesiz bu günler yeme ve içme günleridir."

1721. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى التَّيْمِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ قَزَعَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ نَهَى عَنْ صَوْمِ يَوْمِ الْفِطْرِ وَيَوْمِ الأَضْحَى ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yahya b. Ya'lâ et-Teymî anlattı; Abdülmelik b. Umeyr'den, (o) Kazea'dan, (o da) Ebû Saîd'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan Bayramı günü ve Kurban Bayramı günü oruç tutmayı yasakladı.

1722. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَبَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ فَقَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْ صِيَامِ هَذَيْنِ الْيَوْمَيْنِ، يَوْمِ الْفِطْرِ وَيَوْمِ الأَضْحَى. أَمَّا يَوْمُ الْفِطْرِ، فَيَوْمُ فِطْرِكُمْ مِنْ صِيَامِكُمْ. وَيَوْمُ الأَضْحَى تَأْكُلُونَ فِيهِ مِنْ لَحْمِ نُسُكِكُمْ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı; bize Süfyân anlattı; Zührî'den, (o) Ebû Ubeyd'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Ömer b. el-Hattâb radıyallahu anh ile birlikte bayramda bulundum. (Ömer), hutbeden önce namazla başladı ve dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu iki günün orucunu yasakladı: Ramazan Bayramı günü ve Kurban Bayramı günü. Ramazan Bayramı günü, sizin orucunuzdan iftar etme gününüzdür. Kurban Bayramı gününde ise, kurbanlarınızın etinden yersiniz.

1723. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَحَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ الْجُمُعَةِ إِلاَّ بِيَوْمٍ قَبْلَهُ، أَوْ يَوْمٍ بَعْدَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Ebû Muâviye ve Hafs b. Gıyâs anlattı; A'meş'ten, (o) Ebû Sâlih'ten, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (bir gün) öncesinde veya (bir gün) sonrasında oruç tutulmadıkça, Cuma günü oruç tutulmasını yasakladı.

1724. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ: سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَنَا أَطُوفُ، بِالْبَيْتِ: أَنَهَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ صِيَامِ يَوْمِ الْجُمُعَةِ؟ قَالَ: نَعَمْ وَرَبِّ هَذَا الْبَيْتِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Abdülhamîd b. Cübeyr b. Şeybe'den, (o) Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Ben Beyt'i (Kâbe'yi) tavaf ederken Câbir b. Abdullah'a sordum: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü oruç tutmayı yasakladı mı?" O da: "Evet, şu Beyt'in Rabbine yemin olsun ki (yasakladı)" dedi.

1725. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ: قَلَّمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُفْطِرُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; bize Ebû Dâvud haber verdi; bize Şeybân anlattı; Âsım'dan, (o) Zirr'den, (o da) Abdullah b. Mes'ûd'dan radıyallahu anh rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü iftar ettiğini (oruçsuz olduğunu) çok az görürdüm."

1726. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَصُومُوا يَوْمَ السَّبْتِ إِلاَّ فِيمَا افْتُرِضَ عَلَيْكُمْ. فَإِنْ لَمْ يَجِدْ أَحَدُكُمْ إِلاَّ عُودَ عِنَبٍ، أَوْ لِحَاءَ شَجَرَةٍ، فَلْيَمُصَّهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، عَنْ أُخْتِهِ، قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Îsâ b. Yûnus anlattı; Sevr b. Yezîd'den, (o) Hâlid b. Ma'dân'dan, (o da) Abdullah b. Büsr'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üzerinize farz kılınanlar dışında Cumartesi günü oruç tutmayın. Eğer sizden biri üzüm çöpü veya ağaç kabuğundan başka bir şey bulamazsa (bile) onu emsin." Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; bize Süfyân b. Habîb anlattı; Sevr b. Yezîd'den, (o) Hâlid b. Ma'dân'dan, (o) Abdullah b. Büsr'den, (o da) kız kardeşinden rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki... diyerek hadisin benzerini zikretti.

1727. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهَا أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ الأَيَّامِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْعَشْرَ ‏.‏ قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ! وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ: ‏"‏ وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. إِلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَىْءٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten, (o) Müslim el-Batîn'den, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Salih amelin, bu günlerde —yani (Zilhicce'nin) on gününde— (yapılmasından) Allah'a daha sevimli olduğu hiçbir gün yoktur." (Sahabiler): "Ey Allah'ın Resûlü! Allah yolunda cihad da mı?" dediler. Buyurdu ki: "Allah yolunda cihad da (buna denk değildir). Ancak canı ve malıyla çıkan, sonra bunlardan hiçbir şeyle (geri) dönmeyen adam müstesna."

1728. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ شَبَّةَ بْنِ عَبِيدَةَ، حَدَّثَنَا مَسْعُودُ بْنُ وَاصِلٍ، عَنِ النَّهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا أَيَّامٌ، أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ سُبْحَانَهُ أَنْ يُتَعَبَّدَ لَهُ فِيهَا، مِنْ أَيَّامِ الْعَشْرِ. وَإِنَّ صِيَامَ يَوْمٍ فِيهَا لَيَعْدِلُ صِيَامَ سَنَةٍ، وَلَيْلَةٍ فِيهَا بِلَيْلَةِ الْقَدْرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ömer b. Şebbe b. Abîde anlattı; bize Mes'ûd b. Vâsıl anlattı; Nehhâs b. Kahm'den, (o) Katâde'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) Ebû Hureyre'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünya günlerinden hiçbir gün yoktur ki, kendisinde Allah Sübhânehu'ya ibadet edilmesinin, (Zilhicce'nin) on günlerinden daha sevimli olduğu (başka) bir gün olsun. Şüphesiz onlardan bir günün orucu bir senenin orucuna, onlardan bir gece(nin ihyası) da Kadir Gecesi'ne denktir."

1729. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَامَ الْعَشْرَ قَطُّ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize Ebû'l-Ahvas anlattı; Mansûr'dan, (o) İbrahim'den, (o) Esved'den, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem (Zilhicce'nin) on gününde oruç tuttuğunu asla görmedim."

1730. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ، إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ وَالَّتِي بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde anlattı; bize Hammâd b. Zeyd haber verdi; bize Gaylân b. Cerîr anlattı; Abdullah b. Ma'bed ez-Zimmânî'den, (o) Ebû Katâde'den radıyallahu anh (rivayet edildiğine göre); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Arefe günü orucunun, kendisinden önceki seneye ve kendisinden sonraki seneye kefaret olmasını Allah'tan umarım."

1731. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ بْنِ النُّعْمَانِ، قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمَ عَرَفَةَ، غُفِرَ لَهُ سَنَةٌ أَمَامَهُ وَسَنَةٌ بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; bize Yahya b. Hamze anlattı; İshâk b. Abdillah'tan, (o) İyâz b. Abdillah'tan, (o) Ebû Saîd el-Hudrî'den, (o da) Katâde b. Nu'mân'dan radıyallahu anh (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: "Kim Arefe günü oruç tutarsa, onun (için) geçmiş bir senesi ve gelecek bir senesi bağışlanır."

1732. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنِي حَوْشَبُ بْنُ عَقِيلٍ، حَدَّثَنِي مَهْدِيٌّ الْعَبْدِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ: دَخَلْتُ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فِي بَيْتِهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ؟ فَقَالَ: أَبُو هُرَيْرَةَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَاتٍ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Vekî' anlattı; bana Havşeb b. Akîl anlattı; bana Mehdî el-Abdî anlattı; İkrime'den (rivayet edildiğine göre), şöyle demiştir: Ebû Hureyre'nin evine girdim ve ona Arafat'ta (hacılar için) Arefe günü orucunu sordum. Ebû Hureyre dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat'ta Arefe günü oruç tutmayı yasakladı."

1733. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصُومُ عَاشُورَاءَ، وَيَأْمُرُ بِصِيَامِهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; İbn Ebî Zi'b'den, (o) Zührî'den, (o) Urve'den, (o da) Âişe'den radıyallahu anhâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Aşure günü oruç tutar ve (tutulmasını) emrederdi."

1734. Hadis

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَدِينَةَ فَوَجَدَ الْيَهُودَ صُيَّامًا. فَقَالَ: ‏"‏ مَا هَذَا؟ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا: هَذَا يَوْمٌ أَنْجَى اللَّهُ فِيهِ مُوسَى، وَأَغْرَقَ فِيهِ فِرْعَوْنَ، فَصَامَهُ مُوسَى شُكْرًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ نَحْنُ أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَصَامَهُ، وَأَمَرَ بِصِيَامِهِ ‏.‏

Bize Sehl b. Ebî Sehl anlattı; bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Eyyûb'dan, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine'ye geldi ve Yahudileri oruçlu buldu. 'Bu nedir?' diye sordu. Dediler ki: 'Bu, Allah'ın Mûsâ'yı kurtardığı ve Firavun'u boğduğu gündür. Mûsâ şükür olarak o günde oruç tutmuştur.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Biz Mûsâ'ya sizden daha layıkız (daha yakınız)' buyurdu. O gün oruç tuttu ve oruç tutulmasını emretti."

1735. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ، قَالَ: قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ: ‏"‏ مِنْكُمْ أَحَدٌ طَعِمَ الْيَوْمَ؟ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا: مِنَّا طَعِمَ وَمِنَّا مَنْ لَمْ يَطْعَمْ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ فَأَتِمُّوا بَقِيَّةَ يَوْمِكُمْ. مَنْ كَانَ طَعِمَ وَمَنْ لَمْ يَطْعَمْ. فَأَرْسِلُوا إِلَى أَهْلِ الْعَرُوضِ فَلْيُتِمُّوا بَقِيَّةَ يَوْمِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَعْنِي أَهْلَ الْعَرُوضِ حَوْلَ الْمَدِينَةِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Husayn'dan, (o) Şa'bî'den, (o da) Muhammed b. Sayfî'den radıyallahu anh rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Aşure günü bize: "Sizden bugün (bir şey) yiyen oldu mu?" diye sordu. Biz: "Bizden yiyen de var, yemeyen de" dedik. Buyurdu ki: "Öyleyse gününüzün geri kalanını tamamlayın. Yiyen de (tamamlasın), yemeyen de. Arûz (Medine çevresindeki köyler) halkına da haber gönderin, günlerinin geri kalanını tamamlasınlar." (Râvi) dedi ki: (Arûz'dan) kasıt, Medine çevresindeki Arûz halkıdır.

1736. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَيْرٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَئِنْ بَقِيتُ إِلَى قَابِلٍ لأَصُومَنَّ الْيَوْمَ التَّاسِعَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî' anlattı; İbn Ebî Zi'b'den, (o) Kâsım b. Abbâs'tan, (o) İbn Abbâs'ın azatlısı Abdullah b. Umeyr'den, (o da) İbn Abbâs'tan radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam (hayatta kalırsam), mutlaka dokuzuncu günü (de) oruç tutacağım."

1737. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمُ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كَانَ يَوْمًا يَصُومُهُ أَهْلُ الْجَاهِلِيَّةِ. فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يَصُومَهُ فَلْيَصُمْهُ، وَمَنْ كَرِهَهُ فَلْيَدَعْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; Nâfi'den, (o da) Abdullah b. Ömer'den radıyallahu anhumâ rivayet edildiğine göre; Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanında Aşure günü zikredildi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O, cahiliye ehlinin oruç tuttuğu bir gündü. Sizden kim onu tutmak isterse tutsun, kim de istemezse bıraksın."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.