Menâsik (Hac İbadetleri) Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2882. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَأَبُو مُصْعَبٍ الزُّهْرِيُّ وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ فَإِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ نَهْمَتَهُ مِنْ سَفَرِهِ فَلْيُعَجِّلِ الرُّجُوعَ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr, Ebû Mus'ab ez-Zührî ve Süveyd b. Said anlattılar. Dediler ki: Bize Mâlik b. Enes, Ebû Bekir b. Abdurrahman'ın azatlısı Sümeyy'den, (o) Ebû Sâlih es-Semmân'dan, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizden birinizin uykusuna, yemesine ve içmesine engel olur. Bu yüzden sizden biri yolculuğundaki işini (hacetini) bitirdiği zaman, hemen ailesine dönmekte acele etsin.'" Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. Bize Abdulazîz b. Muhammed, Süheyl'den, (o) babasından, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini (nakletti).

2883. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ أَبُو إِسْرَائِيلَ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الْفَضْلِ، - أَوْ أَحَدِهِمَا عَنِ الآخَرِ، - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ أَرَادَ الْحَجَّ فَلْيَتَعَجَّلْ فَإِنَّهُ قَدْ يَمْرَضُ الْمَرِيضُ وَتَضِلُّ الضَّالَّةُ وَتَعْرِضُ الْحَاجَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed ve Amr b. Abdullah anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. Bize İsmâil Ebû İsrâil, Fudayl b. Amr'dan, (o) Saîd b. Cübeyr'den, (o) İbn Abbâs'tan, (o da) Fadl'dan -veya biri diğerinden- nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim hacca gitmek isterse acele etsin. Çünkü (kişi) hastalanabilir, binek kaybolabilir ve (başka) bir ihtiyaç ortaya çıkabilir.'"

2884. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ وَرْدَانَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً‏}‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ الْحَجُّ فِي كُلِّ عَامٍ فَسَكَتَ ثُمَّ قَالُوا أَفِي كُلِّ عَامٍ فَقَالَ ‏"‏ لاَ وَلَوْ قُلْتُ نَعَمْ لَوَجَبَتْ ‏"‏ ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ ‏}‏‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ve Ali b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Mansûr b. Verdân anlattı. Bize Ali b. Abdila'lâ, babasından, (o) Ebu'l-Bahterî'den, (o da) Ali'den nakletti. Dedi ki: "{ Oraya gitmeye gücü yeten insanların Kâbe'yi haccetmesi, Allah'ın onlar üzerindeki bir hakkıdır } (Âl-i İmrân, 97) ayeti inince, (insanlar): 'Ey Allah'ın Resûlü! Hac her yıl mı (farz)?' dediler. (Resûlullah) sustu. Sonra (tekrar): 'Her yıl mı?' dediler. Şöyle buyurdu: 'Hayır. Eğer evet deseydim, (her yıl) vacip olurdu.' Bunun üzerine: { Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın } (Mâide, 101) ayeti indi."

2885. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ الْحَجُّ فِي كُلِّ عَامٍ قَالَ ‏ "‏ لَوْ قُلْتُ نَعَمْ لَوَجَبَتْ وَلَوْ وَجَبَتْ لَمْ تَقُومُوا بِهَا وَلَوْ لَمْ تَقُومُوا بِهَا عُذِّبْتُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı. Bize Muhammed b. Ebî Ubeyde, babasından, (o) A'meş'ten, (o) Ebû Süfyân'dan, (o da) Enes b. Mâlik'ten nakletti. Dedi ki: "(Sahabeler): 'Ey Allah'ın Resûlü! Hac her yıl mı (farz)?' dediler. (Resûlullah) buyurdu ki: 'Eğer evet deseydim, (her yıl) vacip olurdu. Eğer vacip olsaydı, onu yerine getiremezdiniz. Onu yerine getiremeseydiniz de azap olunurdunuz.'"

2886. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ الأَقْرَعَ بْنَ حَابِسٍ، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ الْحَجُّ فِي كُلِّ سَنَةٍ أَوْ مَرَّةً وَاحِدَةً قَالَ ‏ "‏ بَلْ مَرَّةً وَاحِدَةً فَمَنِ اسْتَطَاعَ فَتَطَوُّعٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrâhim ed-Devrakî anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Süfyân b. Huseyn, Zührî'den, (o) Ebû Sinân'dan, (o da) İbn Abbâs'tan naklettiğine göre; Akra' b. Hâbis, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resûlü! Hac her sene mi, yoksa bir kere mi (farz)?" (Resûlullah) buyurdu ki: "Bilakis bir keredir. Kimin gücü yeterse (daha fazlasını yaparsa), o nafiledir."

2887. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَابِعُوا بَيْنَ الْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ فَإِنَّ الْمُتَابَعَةَ بَيْنَهُمَا تَنْفِي الْفَقْرَ وَالذُّنُوبَ كَمَا يَنْفِي الْكِيرُ خَبَثَ الْحَدِيدِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne, Âsım b. Ubeydullah'tan, (o) Abdullah b. Âmir'den, (o da) Ömer'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hac ile umreyi birbirine ekleyin (peş peşe yapın). Çünkü bunların peş peşe yapılması, körüğün demirin pasını (cürufunu) gidermesi gibi, fakirliği ve günahları giderir." Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Bişr anlattı. Bize Ubeydullah b. Ömer, Âsım b. Ubeydullah'tan, (o) Abdullah b. Âmir b. Rabîa'dan, (o) babasından, (o da) Ömer b. el-Hattâb'dan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini nakletti.

2888. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ سُمَىٍّ، - مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةُ مَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mus'ab anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Ebû Bekir b. Abdurrahman'ın azatlısı Sümeyy'den, (o) Ebû Sâlih es-Semmân'dan, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Bir) umre, (diğer) umreye kadar; ikisi arasındaki (günahlar) için kefarettir. Mebrur (kabul olunmuş) haccın karşılığı ise ancak cennettir."

2889. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ حَجَّ هَذَا الْبَيْتَ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَمَا وَلَدَتْهُ أُمُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî', Mis'ar ve Süfyân'dan, (onlar) Mansûr'dan, (o) Ebû Hâzim'den, (o da) Ebû Hureyre'den nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim bu Beyt'i hacceder de refes (çirkin söz ve cinsel ilişki) yapmaz ve fısk (günah) işlemezse, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahsız olarak) döner.'"

2890. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ صَبِيحٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ حَجَّ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى رَحْلٍ رَثٍّ وَقَطِيفَةٍ تُسَاوِي أَرْبَعَةَ دَرَاهِمَ أَوْ لاَ تُسَاوِي ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ حِجَّةٌ لاَ رِيَاءَ فِيهَا وَلاَ سُمْعَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî', Rabî' b. Sabîh'ten, (o) Yezîd b. Ebân'dan, (o da) Enes b. Mâlik'ten nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, eski bir semer üzerinde ve dört dirhem eden veya etmeyen bir kadife örtü ile haccediyordu. Sonra şöyle buyurdu: 'Allah'ım! İçinde riya ve gösteriş olmayan bir hac (olsun).'"

2891. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ فَمَرَرْنَا بِوَادٍ فَقَالَ ‏"‏ أَىُّ وَادٍ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَادِي الأَزْرَقِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى مُوسَى ـ صلى الله عليه وسلم ـ - فَذَكَرَ مِنْ طُولِ شَعَرِهِ شَيْئًا لاَ يَحْفَظُهُ دَاوُدُ - وَاضِعًا إِصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ لَهُ جُؤَارٌ إِلَى اللَّهِ بِالتَّلْبِيَةِ مَارًّا بِهَذَا الْوَادِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ سِرْنَا حَتَّى أَتَيْنَا عَلَى ثَنِيَّةٍ فَقَالَ ‏"‏ أَىُّ ثَنِيَّةٍ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا ثَنِيَّةُ هَرْشَى أَوْ لَفْتٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى يُونُسَ عَلَى نَاقَةٍ حَمْرَاءَ عَلَيْهِ جُبَّةُ صُوفٍ وَخِطَامُ نَاقَتِهِ خُلْبَةٌ مَارًّا بِهَذَا الْوَادِي مُلَبِّيًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bişr Bekir b. Halef anlattı. Bize İbn Ebî Adî, Dâvûd b. Ebî Hind'den, (o) Ebu'l-Âliye'den, (o da) İbn Abbâs'tan nakletti. Dedi ki: "Mekke ile Medine arasında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir vadiye uğradık. (Resûlullah): 'Bu hangi vadidir?' buyurdu. 'Ezrak Vadisi,' dediler. Buyurdu ki: 'Musa aleyhisselâm'ı görür gibiyim -Dâvûd onun saçının uzunluğuna dair bir şey zikretti ama ezberleyemedi- parmaklarını kulaklarına tıkamış, yüksek sesle telbiye getirerek Allah'a yakarır bir halde bu vadiden geçiyor.' Sonra bir geçide gelinceye kadar yürüdük. (Resûlullah): 'Bu hangi geçittir?' buyurdu. 'Herşâ veya Left geçidi,' dediler. Buyurdu ki: 'Yûnus aleyhisselâm'ı; kırmızı bir dişi deve üzerinde, sırtında yün bir cübbe, devesinin yuları hurma lifinden olduğu halde, telbiye getirerek bu vadiden geçerken görür gibiyim.'"

2892. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَالِحٍ، - مَوْلَى بَنِي عَامِرٍ - حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ الْحُجَّاجُ وَالْعُمَّارُ وَفْدُ اللَّهِ إِنْ دَعَوْهُ أَجَابَهُمْ وَإِنِ اسْتَغْفَرُوهُ غَفَرَ لَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İbrâhim b. el-Münzir el-Hizâmî anlattı. Bize Salih b. Abdullah b. Salih -Benî Âmir'in azatlısı- anlattı. Bana Ya'kûb b. Yahyâ b. Abbâd b. Abdullah b. ez-Zübeyr, Ebû Sâlih es-Semmân'dan, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hacılar ve umreciler Allah'ın heyetidir (misafirleridir). O'na dua ederlerse, (Allah) onlara icabet eder. O'ndan bağışlanma dilerlerse, (Allah) onları bağışlar."

2893. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الْغَازِي فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْحَاجُّ وَالْمُعْتَمِرُ وَفْدُ اللَّهِ دَعَاهُمْ فَأَجَابُوهُ وَسَأَلُوهُ فَأَعْطَاهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Tarîf anlattı. Bize İmrân b. Uyeyne, Atâ b. es-Sâib'den, (o) Mücâhid'den, (o da) İbn Ömer'den naklettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda savaşan (gazi), hacceden ve umre yapan; Allah'ın heyetidir (misafirleridir). (Allah) onları çağırdı, onlar da O'na icabet ettiler. O'ndan istediler, O da onlara verdi."

2894. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّهُ اسْتَأْذَنَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْعُمْرَةِ فَأَذِنَ لَهُ وَقَالَ ‏ "‏ يَا أُخَىَّ أَشْرِكْنَا فِي شَىْءٍ مِنْ دُعَائِكَ وَلاَ تَنْسَنَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî', Süfyân'dan, (o) Âsım b. Ubeydullah'tan, (o) Sâlim'den, (o) İbn Ömer'den, (o da) Ömer'den naklettiğine göre: "O (Ömer), umre yapmak için Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den izin istedi. (Resûlullah) ona izin verdi ve: 'Ey kardeşim! Dualarının bir kısmında bizi de ortak et (bize de dua et) ve bizi unutma,' buyurdu."

2895. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَفْوَانَ، قَالَ وَكَانَتْ تَحْتَهُ ابْنَةُ أَبِي الدَّرْدَاءِ فَأَتَاهَا فَوَجَدَ أُمَّ الدَّرْدَاءِ وَلَمْ يَجِدْ أَبَا الدَّرْدَاءِ فَقَالَتْ لَهُ تُرِيدُ الْحَجَّ الْعَامَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَتْ فَادْعُ اللَّهَ لَنَا بِخَيْرٍ فَإِنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ دَعْوَةُ الْمَرْءِ مُسْتَجَابَةٌ لأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ عِنْدَ رَأْسِهِ مَلَكٌ يُؤَمِّنُ عَلَى دُعَائِهِ كُلَّمَا دَعَا لَهُ بِخَيْرٍ قَالَ آمِينَ وَلَكَ بِمِثْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ خَرَجْتُ إِلَى السُّوقِ فَلَقِيتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ فَحَدَّثَنِي عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِمِثْلِ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn, Abdulmelik b. Ebî Süleyman'dan, (o) Ebu'z-Zübeyr'den, (o da) Safvân b. Abdullah b. Safvân'dan nakletti. (Safvân) dedi ki: "(Safvân), Ebû'd-Derdâ'nın kızıyla evliydi. Onun yanına geldi, Ümmü'd-Derdâ'yı buldu ama Ebû'd-Derdâ'yı bulamadı. (Ümmü'd-Derdâ) ona: 'Bu sene hacca gitmek istiyor musun?' dedi. O da: 'Evet,' dedi. (Ümmü'd-Derdâ) dedi ki: 'Bizim için Allah'tan hayır dile (dua et). Çünkü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: Kişinin kardeşi için gıyabında (arkasından) yaptığı dua kabul olunur. Başucunda (duasına) amin diyen görevli bir melek vardır. Kardeşi için her hayır dua ettiğinde (o melek): Amin, aynısı senin için de olsun, der.'" (Safvân) dedi ki: "Sonra çarşıya çıktım ve Ebû'd-Derdâ ile karşılaştım. O da bana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun aynısını anlattı."

2896. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَزِيدَ الْمَكِّيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ الْمَخْزُومِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يُوجِبُ الْحَجَّ قَالَ ‏"‏ الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا الْحَاجُّ قَالَ ‏"‏ الشَّعِثُ التَّفِلُ ‏"‏ ‏.‏ وَقَامَ آخَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الْحَجُّ قَالَ ‏"‏ الْعَجُّ وَالثَّجُّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي بِالْعَجِّ الْعَجِيجَ بِالتَّلْبِيَةِ وَالثَّجُّ نَحْرُ الْبُدْنِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Mervân b. Muâviye anlattı. (H) Ve bize Ali b. Muhammed ve Amr b. Abdullah anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. Bize İbrâhim b. Yezîd el-Mekkî, Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer el-Mahzûmî'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam kalktı ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Haccı ne vacip (farz) kılar?' dedi. (Resûlullah): 'Azık ve binek,' buyurdu. (Adam): 'Ey Allah'ın Resûlü! Peki hacı kimdir?' dedi. (Resûlullah): 'Saçı başı dağınık ve (koku sürünmediği için) kokusu değişmiş kimsedir,' buyurdu. Başka biri kalktı ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Hac nedir?' dedi. (Resûlullah): 'Yüksek sesle telbiye getirmek (acc) ve kurban kanı akıtmaktır (secc),' buyurdu." Vekî' dedi ki: Acc, telbiye ile sesi yükseltmek; secc ise kurbanlık develeri kesmektir.

2897. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْقُرَشِيُّ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنِيهِ أَيْضًا، عَنِ ابْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي قَوْلَهُ ‏{‏ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً ‏}‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Saîd anlattı. Bize Hişâm b. Süleyman el-Kuraşî anlattı. (O) İbn Cüreyc'den (nakletti). (İbn Cüreyc) dedi ki: Bana bunu ayrıca İbn Atâ, İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi ki; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Haccın şartı olan yol;) Azık ve binektir" buyurdu. Yani Cenab-ı Hakk'ın: { ...oraya gitmeye güç yetiren... } (buyruğunu kastetti).

2898. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُسَافِرُ الْمَرْأَةُ سَفَرَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ فَصَاعِدًا إِلاَّ مَعَ أَبِيهَا أَوْ أَخِيهَا أَوِ ابْنِهَا أَوْ زَوْجِهَا أَوْ ذِي مَحْرَمٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Aliy b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize A'meş, Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Saîd'den naklen anlattı. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadın, beraberinde babası veya kardeşi veya oğlu veya kocası veya (kendisine nikahı düşmeyen) bir mahremi olmaksızın üç gün ve daha fazla sürecek bir yolculuğa çıkamaz."

2899. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لاِمْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أَنْ تُسَافِرَ مَسِيرَةَ يَوْمٍ وَاحِدٍ لَيْسَ لَهَا ذُو حُرْمَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Şebâbe, İbn Ebî Zi'b'den, o Saîd el-Makburî'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı ki; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, yanında bir mahremi olmaksızın bir günlük mesafeye yolculuk yapması helal değildir."

2900. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ إِنِّي اكْتُتِبْتُ فِي غَزْوَةِ كَذَا وَكَذَا وَامْرَأَتِي حَاجَّةٌ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَارْجِعْ مَعَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Şuayb b. İshâk anlattı. Bize İbn Cüreyc anlattı. Bana Amr b. Dînâr anlattı. O, İbn Abbâs'ın azatlısı Ebû Ma'bed'i İbn Abbâs'tan naklederken işitmiş. (İbn Abbâs) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir bedevi geldi ve: "Ben falan ve falan gazveye yazıldım. Karım ise hacca gidiyor" dedi. (Resulullah): "Dön ve onunla beraber (hacca) git" buyurdu.

2901. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى النِّسَاءِ جِهَادٌ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ عَلَيْهِنَّ جِهَادٌ لاَ قِتَالَ فِيهِ الْحَجُّ وَالْعُمْرَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Fudayl, Habîb b. Ebî Amre'den, o da Âişe bint Talha'dan, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kadınlara cihad var mıdır?" dedim. Buyurdu ki: "Evet, onlara içinde kıtâl (savaş) bulunmayan bir cihad vardır: Hac ve Umre."

2902. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْفَضْلِ الْحُدَّانِيِّ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْحَجُّ جِهَادُ كُلِّ ضَعِيفٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. (Dedi ki): Bize Vekî', Kâsım b. el-Fadl el-Huddânî'den, o da Ebû Cafer'den, o da Ümmü Seleme'den naklen anlattı. (Ümmü Seleme) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hac, her zayıfın cihadıdır."

2903. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَزْرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سَمِعَ رَجُلاً يَقُولُ لَبَّيْكَ عَنْ شُبْرُمَةَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ شُبْرُمَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قَرِيبٌ لِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ حَجَجْتَ قَطُّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاجْعَلْ هَذِهِ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ احْجُجْ عَنْ شُبْرُمَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr anlattı. (Dedi ki): Bize Abde b. Süleyman, Saîd'den, o da Katâde'den, o da Azra'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs'ın rivayet ettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamın "Şubrume adına lebbeyk!" dediğini işitti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şubrume kimdir?" buyurdu. (Adam): "Bir yakınımdır," dedi. (Efendimiz): "Hiç (kendi adına) hac ettin mi?" buyurdu. (Adam): "Hayır," dedi. Buyurdu ki: "Şunu (bu haccı) kendi adına yap, sonra Şubrume adına hac edersin."

2904. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ سُلَيْمَانَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ أَحُجُّ عَنْ أَبِي قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ حُجَّ عَنْ أَبِيكَ فَإِنْ لَمْ تَزِدْهُ خَيْرًا لَمْ تَزِدْهُ شَرًّا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdil'a'lâ es-San'ânî anlattı. (Dedi ki): Bize Abdurrazzâk anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân es-Sevrî, Süleyman eş-Şeybânî'den, o da Yezîd b. el-Esamm'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen haber verdi. (İbn Abbâs) dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Babamın yerine hac edeyim mi?" dedi. (Efendimiz) buyurdu ki: "Evet, babanın yerine hac et. Çünkü sen (bununla) ona bir hayır katmasan bile, bir şer de katmış olmazsın."

2905. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي الْغَوْثِ بْنِ حُصَيْنٍ، - رَجُلٌ مِنَ الْفُرْعِ - أَنَّهُ اسْتَفْتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ حِجَّةٍ كَانَتْ عَلَى أَبِيهِ مَاتَ وَلَمْ يَحُجَّ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ حُجَّ عَنْ أَبِيكَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ وَكَذَلِكَ الصِّيَامُ فِي النَّذْرِ يُقْضَى عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. (Dedi ki): Bize el-Velîd b. Müslim anlattı. (Dedi ki): Bize Osmân b. Atâ, babasından, o da el-Fura'dan bir adam olan Ebu'l-Gaws b. Husayn'dan naklen anlattı. (Ebu'l-Gaws'ın naklettiğine göre): O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den, üzerinde hac borcu olduğu halde hac yapmadan ölen babası hakkında fetva istedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Babanın yerine hac et," buyurdu. Ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Adak orucu da böyledir, onun yerine kaza edilir," buyurdu.

2906. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ أَبِي رَزِينٍ الْعُقَيْلِيِّ، أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ لاَ يَسْتَطِيعُ الْحَجَّ وَلاَ الْعُمْرَةَ وَلاَ الظَّعَنَ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ حُجَّ عَنْ أَبِيكَ وَاعْتَمِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Alî b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî', Şu'be'den, o da Nu'mân b. Sâlim'den, o da Amr b. Evs'ten, o da Ebû Razîn el-Ukaylî'den naklen anlattı. O (Ebû Razîn), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam çok yaşlı bir ihtiyar. Ne hacca, ne umreye, ne de yolculuğa güç yetirebiliyor." (Efendimiz) buyurdu ki: "Babanın yerine hac et ve umre yap."

2907. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَيَّاشِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ الْمَخْزُومِيِّ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ حَكِيمِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ حُنَيْفٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ خَثْعَمٍ جَاءَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ قَدْ أَفْنَدَ وَأَدْرَكَتْهُ فَرِيضَةُ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ وَلاَ يَسْتَطِيعُ أَدَاءَهَا فَهَلْ يُجْزِئُ عَنْهُ أَنْ أُؤَدِّيَهَا عَنْهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osmân el-Osmânî anlattı. (Dedi ki): Bize Abdulazîz ed-Derâverdî, Abdurrahman b. el-Hâris b. Ayyâş b. Ebî Rabî'a el-Makhzûmî'den, o da Hakîm b. Hakîm b. Abbâd b. Huneyf el-Ensârî'den, o da Nâfi' b. Cübeyr'den, o da Abdullah b. Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs'ın rivayet ettiğine göre): Has'am kabilesinden bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Babam çok yaşlı bir ihtiyar, bunamış durumda. Allah'ın kulları üzerindeki hac farizesi ona erişti, fakat o bunu eda etmeye güç yetiremiyor. Benim onun yerine bunu eda etmem, onun adına yeterli olur mu?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Evet," buyurdu.

2908. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كُرَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُصَيْنُ بْنُ عَوْفٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي أَدْرَكَهُ الْحَجُّ وَلاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَحُجَّ إِلاَّ مُعْتَرِضًا ‏.‏ فَصَمَتَ سَاعَةً ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ حُجَّ عَنْ أَبِيكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Küreyb, babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Bana Husayn b. Avf haber verdi, dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Babama hac farz oldu. Ancak o (bineğin üzerinde) sadece bağlanarak durabiliyor." (Efendimiz) bir süre sustu, sonra: "Babanın yerine hac et," buyurdu.

2909. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَخِيهِ الْفَضْلِ، أَنَّهُ كَانَ رِدْفَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ غَدَاةَ النَّحْرِ فَأَتَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمٍ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ فِي الْحَجِّ عَلَى عِبَادِهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَرْكَبَ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ فَإِنَّهُ لَوْ كَانَ عَلَى أَبِيكِ دَيْنٌ قَضَيْتِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrâhîm ed-Dımaşkî anlattı. (Dedi ki): Bize el-Velîd b. Müslim anlattı. (Dedi ki): Bize el-Evzâî, ez-Zührî'den, o da Süleyman b. Yesâr'dan, o da İbn Abbâs'tan, o da kardeşi el-Fadl'dan naklen anlattı. (El-Fadl'ın rivayet ettiğine göre): O, Kurban bayramı sabahında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in terkisinde (arkasında) idi. Has'am kabilesinden bir kadın (Efendimiz'e) geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah'ın kulları üzerindeki hac farizesi, babam çok yaşlı bir ihtiyarken ona erişti. O, (bineğe) binmeye güç yetiremiyor. Onun yerine hac edeyim mi?" Buyurdu ki: "Evet. Zira babanın üzerinde bir borç olsaydı, onu öderdin (değil mi?)"

2910. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سُوقَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ رَفَعَتِ امْرَأَةٌ صَبِيًّا لَهَا إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي حَجَّتِهِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلِهَذَا حَجٌّ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ وَلَكِ أَجْرٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed ve Muhammed b. Tarîf anlattılar. Dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. (Dedi ki): Bana Muhammed b. Sûka, Muhammed b. el-Münkedir'den, o da Câbir b. Abdillâh'tan naklen anlattı. (Câbir) dedi ki: Bir kadın hac sırasında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e çocuğunu kaldırıp (göstererek): "Ey Allah'ın Resûlü! Bunun için hac var mıdır?" dedi. Buyurdu ki: "Evet, senin için de ecir vardır."

2911. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ نُفِسَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ بِالشَّجَرَةِ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَبَا بَكْرٍ أَنْ يَأْمُرَهَا أَنْ تَغْتَسِلَ وَتُهِلَّ ‏.‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; (dedi ki) bize Abde b. Süleyman, Ubeydullah'tan, (o) Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, (o) babasından, (o da) Aişe'den naklen anlattı. (Aişe) dedi ki: Esma binti Umeys, Şecere'de nifas oldu (doğum yaptı). Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Bekir'e; ona yıkanmasını ve ihlal etmesini (telbiye getirerek ihrama girmesini) emretmesini söyledi.

2912. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهُ خَرَجَ حَاجًّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَعَهُ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ فَوَلَدَتْ بِالشَّجَرَةِ مُحَمَّدَ بْنَ أَبِي بَكْرٍ فَأَتَى أَبُو بَكْرٍ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَخْبَرَهُ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَأْمُرَهَا أَنْ تَغْتَسِلَ ثُمَّ تُهِلَّ بِالْحَجِّ وَتَصْنَعَ مَا يَصْنَعُ النَّاسُ إِلاَّ أَنَّهَا لاَ تَطُوفُ بِالْبَيْتِ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; (dedi ki) bize Halid b. Mahled, Süleyman b. Bilal'den naklen anlattı; (dedi ki) bize Yahya b. Said anlattı; o Kâsım b. Muhammed'i babasından, (o da) Ebu Bekir'den naklen anlatırken işitmiş. (Şöyle dedi): O (Ebu Bekir), Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hac yapmak üzere yola çıktı. Yanında Esma binti Umeys de vardı. (Esma) Şecere'de Muhammed b. Ebi Bekir'i doğurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir, Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem gelip (durumu) haber verdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona; Esma'ya yıkanmasını, sonra hac için ihlal etmesini (telbiye getirerek ihrama girmesini) ve Beyt'i (Kabe'yi) tavaf etmek dışında insanların yaptığı (diğer) şeyleri yapmasını emretmesini söyledi.

2913. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نُفِسَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ عُمَيْسٍ بِمُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ فَأَرْسَلَتْ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَهَا أَنْ تَغْتَسِلَ وَتَسْتَثْفِرَ بِثَوْبٍ وَتُهِلَّ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; (dedi ki) bize Yahya b. Adem, Süfyan'dan, (o) Cafer b. Muhammed'den, (o) babasından, (o da) Cabir'den naklen anlattı. (Cabir) dedi ki: Esma binti Umeys, Muhammed b. Ebi Bekir'i (doğurarak) nifas oldu (lohusa oldu). Bunun üzerine Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem haber gönderdi. O da ona; yıkanmasını, bir bezle istisfar etmesini (kanamayı tutacak şekilde bağlanmasını) ve ihlal etmesini (telbiye getirerek ihrama girmesini) emretti.

2914. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ يُهِلُّ أَهْلُ الْمَدِينَةِ مِنْ ذِي الْحُلَيْفَةِ وَأَهْلُ الشَّامِ مِنَ الْجُحْفَةِ وَأَهْلُ نَجْدٍ مِنْ قَرْنٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَمَّا هَذِهِ الثَّلاَثَةُ فَقَدْ سَمِعْتُهَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَبَلَغَنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ وَيُهِلُّ أَهْلُ الْيَمَنِ مِنْ يَلَمْلَمَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Mus'ab anlattı; (dedi ki) bize Malik b. Enes, Nafi'den, (o da) İbn Ömer'den naklen anlattı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Medine halkı Zülhuleyfe'den, Şam halkı Cuhfe'den ve Necd halkı Karn'dan ihlal eder (telbiye getirerek ihrama girer)." Abdullah (b. Ömer) şöyle dedi: "Ben bu üçünü Resulullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem (bizzat) işittim. Bana ulaştığına göre Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Yemen halkı da Yelemlem'den ihlal eder (ihrama girer).'"

2915. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ مُهَلُّ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مِنْ ذِي الْحُلَيْفَةِ وَمُهَلُّ أَهْلِ الشَّامِ مِنَ الْجُحْفَةِ وَمُهَلُّ أَهْلِ الْيَمَنِ مِنْ يَلَمْلَمَ وَمُهَلُّ أَهْلِ نَجْدٍ مِنْ قَرْنٍ وَمُهَلُّ أَهْلِ الْمَشْرِقِ مِنْ ذَاتِ عِرْقٍ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَقْبَلَ بِوَجْهِهِ لِلأُفُقِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَقْبِلْ بِقُلُوبِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı; Vekî' bize anlattı; İbrahim b. Yezid bize anlattı; Ebu'z-Zübeyr'den, (o da) Câbir'den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hitap etti ve şöyle buyurdu: "Medine halkının ihrama girme yeri Zülhuleyfe, Şam halkının ihrama girme yeri Cuhfe, Yemen halkının ihrama girme yeri Yelemlem, Necid halkının ihrama girme yeri Karn, Doğu halkının ihrama girme yeri ise Zât-ı Irk'tır." Sonra yüzünü ufka çevirdi ve: "Allah'ım! Onların kalplerini (buraya) yönelt" buyurdu.

2916. Hadis

حَدَّثَنَا مُحْرِزُ بْنُ سَلَمَةَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَدْخَلَ رِجْلَهُ فِي الْغَرْزِ وَاسْتَوَتْ بِهِ رَاحِلَتُهُ أَهَلَّ مِنْ عِنْدِ مَسْجِدِ ذِي الْحُلَيْفَةِ ‏.‏

Muhriz b. Seleme el-Adenî bize anlattı; Abdülaziz b. Muhammed ed-Derâverdî bize anlattı; Ubeydullah b. Ömer bana anlattı; Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağını üzengiye koyup biniti (üzerinde) doğrulunca, Zülhuleyfe Mescidi'nin yanından telbiye getirirdi (ihrama girerdi).

2917. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، وَعُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ إِنِّي عِنْدَ ثَفِنَاتِ نَاقَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عِنْدَ الشَّجَرَةِ فَلَمَّا اسْتَوَتْ بِهِ قَائِمَةً قَالَ ‏ "‏ لَبَّيْكَ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ مَعًا ‏"‏ ‏.‏ وَذَلِكَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏.‏

Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî bize anlattı; Velid b. Müslim ve Ömer b. Abdülvâhid bize anlattı; (bunlar) Evzâî'den, (o) Eyyub b. Musa'dan, (o) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, (o) Sabit el-Bünânî'den, (o da) Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: (Mikat yerindeki) ağacın yanında, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in devesinin dizlerinin (bastığı yerin) yanındaydım. (Deve) onunla birlikte ayağa kalkıp doğrulunca şöyle buyurdu: "Lebbeyk! Umre ve hacca birlikte (niyet ediyorum)." Bu (olay), Veda Haccı'ndaydı.

2918. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَأَبُو أُسَامَةَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ تَلَقَّفْتُ التَّلْبِيَةَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَزِيدُ فِيهَا لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ فِي يَدَيْكَ لَبَّيْكَ وَالرَّغْبَاءُ إِلَيْكَ وَالْعَمَلُ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı; Ebu Muaviye, Ebu Üsame ve Abdullah b. Nümeyr bize anlattı; (bunlar) Ubeydullah b. Ömer'den, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken, telbiyeyi ondan (işitip) öğrendim: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk! Lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk! İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerîke lek." (Buyur Allah'ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur buyur! Şüphesiz hamd ve nimet sana aittir, mülk de sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.) (Nâfi) dedi ki: İbn Ömer buna şunları ilave ederdi: "Lebbeyk lebbeyk lebbeyk ve sa'deyk ve'l-hayru fî yedeyk lebbeyk ve'r-rağbâü ileyke ve'l-amel." (Buyur, buyur, buyur! Emrine amadeyim! Hayır senin ellerindedir! Buyur! Rağbet sanadır, amel de sana!)

2919. Hadis

حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ، حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَتْ تَلْبِيَةُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏

Zeyd b. Ahzem bize anlattı; Müemmel b. İsmail bize anlattı; Süfyan bize anlattı; Cafer b. Muhammed'den, (o) babasından, (o da) Câbir'den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in telbiyesi şuydu: "Lebbeyk Allahümme lebbeyk! Lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk! İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerîke lek." (Buyur Allah'ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur buyur! Şüphesiz hamd ve nimet sana aittir, mülk de sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.)

2920. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ فِي تَلْبِيَتِهِ ‏ "‏ لَبَّيْكَ إِلَهَ الْحَقِّ لَبَّيْكَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed bize anlattılar; (ikisi de) "Vekî' bize anlattı" dediler; Abdülaziz b. Abdullah b. Ebi Seleme bize anlattı; Abdullah b. el-Fadl'dan, (o) el-A'rec'den, (o da) Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem telbiyesinde şöyle buyurmuştur: "Lebbeyk İlâhe'l-Hakk, lebbeyk!" (Buyur ey Hakk İlahı, buyur!)

2921. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُلَبٍّ يُلَبِّي إِلاَّ لَبَّى مَا عَنْ يَمِينِهِ وَشِمَالِهِ مِنْ حَجَرٍ أَوْ شَجَرٍ أَوْ مَدَرٍ حَتَّى تَنْقَطِعَ الأَرْضُ مِنْ هَا هُنَا وَهَا هُنَا ‏"‏ ‏.‏

Hişam b. Ammar bize anlattı; İsmail b. Ayyaş bize anlattı; Umâre b. Gaziyye el-Ensarî bize anlattı; Ebu Hazım'dan, (o) Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hiçbir telbiye getiren (mümin) yoktur ki, sağında ve solunda bulunan taş, ağaç veya toprak (parçası) onunla birlikte telbiye getirmesin; ta ki yeryüzü şuradan ve şuradan (ufka kadar) kesilip bitinceye kadar."

2922. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، حَدَّثَهُ عَنْ خَلاَّدِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أَتَانِي جِبْرِيلُ فَأَمَرَنِي أَنْ آمُرَ أَصْحَابِي أَنْ يَرْفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ بِالإِهْلاَلِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı; Süfyan b. Uyeyne bize anlattı; Abdullah b. Ebi Bekir'den, (o) Abdülmelik b. Ebi Bekir b. Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'dan, (o da) Hallâd b. es-Sâib'den, (o da) babasından (şöyle nakletti): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cebrail bana geldi ve ashabıma ihlâl (telbiye) ile seslerini yükseltmelerini emretmemi bana emretti."

2923. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنِ الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ، عَنْ خَلاَّدِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ جَاءَنِي جِبْرِيلُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ مُرْ أَصْحَابَكَ فَلْيَرْفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ بِالتَّلْبِيَةِ فَإِنَّهَا مِنْ شِعَارِ الْحَجِّ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Vekî bize anlattı, dedi ki: Süfyan bize anlattı; Abdullah b. Ebi Lebîd'den, o Muttalib b. Abdullah b. Hantab'dan, o Hallâd b. es-Sâib'den, o Zeyd b. Halid el-Cuhenî'den naklettiğine göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrail bana geldi ve dedi ki: Ey Muhammed! Ashabına emret, telbiye ile seslerini yükseltsinler. Çünkü o, haccın şeâirindendir.”

2924. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، وَيَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَرْبُوعٍ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سُئِلَ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏ "‏ الْعَجُّ وَالثَّجُّ ‏"‏ ‏.‏

İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî ve Yakub b. Humeyd b. Kâsib bize anlattı. Dediler ki: İbn Ebi Fudeyk bize anlattı; Dehhâk b. Osman'dan, o Muhammed b. el-Münkedir'den, o Abdurrahman b. Yerbu'dan, o Ebu Bekir es-Sıddîk'tan naklettiğine göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “Hangi ameller daha faziletlidir?” diye soruldu. Şöyle buyurdu: “Yüksek sesle telbiye getirmek ve kurban kanı akıtmaktır.”

2925. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عُمَرَ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا مِنْ مُحْرِمٍ يَضْحَى لِلَّهِ يَوْمَهُ يُلَبِّي حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ إِلاَّ غَابَتْ بِذُنُوبِهِ فَعَادَ كَمَا وَلَدَتْهُ أُمُّهُ ‏"‏ ‏.‏

İbrahim b. el-Münzir el-Hizâmî bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Nâfi, Abdullah b. Vehb ve Muhammed b. Füleyh bize anlattı. Dediler ki: Asım b. Ömer b. Hafs bize anlattı; Asım b. Ubeydullah'tan, o Abdullah b. Amir b. Rebia'dan, o Cabir b. Abdullah'tan naklettiğine göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah rızası için gün boyu telbiye getirerek güneşte kalan hiçbir ihramlı yoktur ki, güneş battığında günahları da onunla birlikte batıp gitmesin ve annesinden doğduğu günkü gibi (tertemiz) dönmüş olmasın.”

2926. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لإِحْرَامِهِ قَبْلَ أَنْ يُحْرِمَ وَلِحِلِّهِ قَبْلَ أَنْ يُفِيضَ - قَالَ سُفْيَانُ - بِيَدَىَّ هَاتَيْنِ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Süfyan b. Uyeyne bize anlattı. (H) Ve Muhammed b. Rumh bize anlattı, dedi ki: Leys b. Sad bize bildirdi. (Hepsi) Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, o babasından, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Ben Resulullah’a sallallâhu aleyhi ve sellem ihrama gireceği zaman ihramı için, ifaza tavafını yapmadan önce de helal olması (ihramdan çıkması) için koku sürdüm.” Süfyan (şöyle) dedi: “Şu iki elimle.”

2927. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ الطِّيبِ فِي مَفَارِقِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يُلَبِّي ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Vekî bize anlattı, dedi ki: A'meş bize anlattı; Ebu'd-Duhâ'dan, o Mesruk'tan, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Sanki ben, telbiye getirirken Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem saç ayrımlarındaki güzel kokunun parıltısına bakıyor gibiyim.”

2928. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَأَنِّي أَرَى وَبِيصَ الطِّيبِ فِي مَفْرِقِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ ثَلاَثَةٍ وَهُوَ مُحْرِمٌ ‏.‏

İsmail b. Musa bize anlattı, dedi ki: Şerîk bize anlattı; Ebu İshak'tan, o Esved'den, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Sanki ben, üç gün sonra ihramlıyken Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem saç ayrımındaki güzel kokunun parıltısını görüyor gibiyim.”

2929. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَلْبَسُ الْقُمُصَ وَلاَ الْعَمَائِمَ وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ وَلاَ الْبَرَانِسَ وَلاَ الْخِفَافَ إِلاَّ أَنْ لاَ يَجِدَ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ وَلاَ تَلْبَسُوا مِنَ الثِّيَابِ شَيْئًا مَسَّهُ الزَّعْفَرَانُ أَوِ الْوَرْسُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Mus'ab bize anlattı, dedi ki: Malik b. Enes bize anlattı; Nâfi'den, o Abdullah b. Ömer'den naklettiğine göre; Bir adam Nebi’ye sallallâhu aleyhi ve sellem: “İhramlı kişi giysilerden ne giyer?” diye sordu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gömlekleri, sarıkları, şalvarları, bornozları ve mestleri giymez. Ancak ayakkabı bulamazsa mest giysin, fakat onları topukların aşağısından kessin. Zafran veya vers (boyası) değmiş giysilerden hiçbir şeyi de giymeyin.”

2930. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِوَرْسٍ أَوْ زَعْفَرَانٍ ‏.‏

Ebu Mus'ab bize anlattı, dedi ki: Malik b. Enes bize anlattı; Abdullah b. Dinar'dan, o Abdullah b. Ömer'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ihramlının vers veya zafran ile boyanmış bir elbise giymesini yasakladı.”

2931. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ - قَالَ هِشَامٌ عَلَى الْمِنْبَرِ - فَقَالَ ‏"‏ مَنْ لَمْ يَجِدْ إِزَارًا فَلْيَلْبَسْ سَرَاوِيلَ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ هِشَامٌ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ فَلْيَلْبَسْ سَرَاوِيلَ إِلاَّ أَنْ يَفْقِدَ ‏"‏ ‏.‏

Hişam b. Ammâr ve Muhammed b. es-Sabbâh bize anlattı. Dediler ki: Süfyan b. Uyeyne bize anlattı; Amr b. Dinar'dan, o Cabir b. Zeyd Ebu'ş-Şa'sâ'dan, o İbn Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Nebi’yi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verirken işittim.” -Hişam (rivayetinde): “Minber üzerinde” dedi.- (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim izar bulamazsa şalvar giysin. Kim de ayakkabı bulamazsa mest giysin.” Hişam hadisinde: “(İzar) bulamazsa şalvar giysin” (ibaresini kullandı).

2932. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Mus'ab bize anlattı, dedi ki: Malik b. Enes bize anlattı; Nâfi'den ve Abdullah b. Dinar'dan, (onlar) İbn Ömer'den naklettiğine göre; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim ayakkabı bulamazsa mest giysin ve onları topukların aşağısından kessin.”

2933. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْعَرْجِ نَزَلْنَا فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَعَائِشَةُ إِلَى جَنْبِهِ وَأَنَا إِلَى جَنْبِ أَبِي بَكْرٍ وَكَانَتْ زِمَالَتُنَا وَزِمَالَةُ أَبِي بَكْرٍ وَاحِدَةً مَعَ غُلاَمِ أَبِي بَكْرٍ قَالَ فَطَلَعَ الْغُلاَمُ وَلَيْسَ مَعَهُ بَعِيرُهُ فَقَالَ لَهُ أَيْنَ بَعِيرُكَ قَالَ أَضْلَلْتُهُ الْبَارِحَةَ ‏.‏ قَالَ مَعَكَ بَعِيرٌ وَاحِدٌ تُضِلُّهُ قَالَ فَطَفِقَ يَضْرِبُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ انْظُرُوا إِلَى هَذَا الْمُحْرِمِ مَا يَصْنَعُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. İdris bize anlattı; Muhammed b. İshak'tan, o Yahya b. Abbad b. Abdullah b. ez-Zübeyr'den, o babasından, o Esma bint Ebi Bekir'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktık. el-Arc mevkiine vardığımızda konakladık. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem oturdu, Aişe O'nun yanı başına, ben de Ebu Bekir'in yanı başına oturdum. Bizim yükümüz ile Ebu Bekir'in yükü, Ebu Bekir'in kölesinin yanındaki tek bir deve üzerindeydi. Derken köle çıkageldi ama yanında devesi yoktu. (Ebu Bekir) ona: ‘Deven nerede?’ dedi. Köle: ‘Onu dün gece kaybettim’ dedi. (Ebu Bekir): ‘Yanında tek bir deve var, onu da kaybediyorsun öyle mi?’ dedi ve onu dövmeye başladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: ‘Şu ihramlıya bakın, neler yapıyor!’ diyordu.”

2934. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، اخْتَلَفَا بِالأَبْوَاءِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ ‏.‏ وَقَالَ الْمِسْوَرُ بْنُ مَخْرَمَةَ لاَ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ ‏.‏ فَأَرْسَلَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ إِلَى أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ أَسْأَلُهُ عَنْ ذَلِكَ، فَوَجَدْتُهُ يَغْتَسِلُ بَيْنَ الْقَرْنَيْنِ وَهُوَ يَسْتَتِرُ بِثَوْبٍ فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ مَنْ هَذَا قُلْتُ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُنَيْنٍ أَرْسَلَنِي إِلَيْكَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ أَسْأَلُكَ كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَغْسِلُ رَأْسَهُ وَهُوَ مُحْرِمٌ قَالَ فَوَضَعَ أَبُو أَيُّوبَ يَدَهُ عَلَى الثَّوْبِ فَطَأْطَأَهُ حَتَّى بَدَا لِي رَأْسُهُ ثُمَّ قَالَ لإِنْسَانٍ يَصُبُّ عَلَيْهِ اصْبُبْ ‏.‏ فَصَبَّ عَلَى رَأْسِهِ ثُمَّ حَرَّكَ رَأْسَهُ بِيَدَيْهِ فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُهُ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْعَلُ ‏.‏

Ebu Mus'ab bize anlattı, dedi ki: Malik bize anlattı; Zeyd b. Eslem'den, o İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'den, o babasından naklettiğine göre: Abdullah b. Abbas ve Misver b. Mahreme, Ebvâ'da anlaşmazlığa düştüler. Abdullah b. Abbas: “İhramlı kişi başını yıkar” dedi. Misver b. Mahreme ise: “İhramlı kişi başını yıkamaz” dedi. Bunun üzerine İbn Abbas, Ebu Eyyub el-Ensarî'ye bunu sormam için beni ona gönderdi. Onu (kuyu başında) iki direk arasında yıkanırken buldum. Bir elbise ile örtünmüştü. Ona selam verdim. O: “Bu kim?” dedi. Ben: “Ben Abdullah b. Huneyn'im. Beni sana Abdullah b. Abbas gönderdi. Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ihramlıyken başını nasıl yıkadığını sana sormamı (istedi)” dedim. Ebu Eyyub elini elbisenin üzerine koydu ve başı görününceye kadar (elbiseyi) aşağı indirdi. Sonra üzerine su döken kişiye: “Dök” dedi. (O kişi) başının üzerine döktü. Sonra (Ebu Eyyub) elleriyle başını ovaladı, ellerini öne ve arkaya götürdü. Sonra: “Ben O'nu sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yaparken gördüm” dedi.

2935. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ "كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَنَحْنُ مُحْرِمُونَ فَإِذَا لَقِيَنَا الرَّاكِبُ أَسْدَلْنَا ثِيَابَنَا مِنْ فَوْقِ رُءُوسِنَا فَإِذَا جَاوَزَنَا رَفَعْنَاهَا".‏ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Fudayl bize anlattı; Yezid b. Ebi Ziyad'dan, o Mücahid'den, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte idik ve ihramlıydık. Binekli (erkekler) bizimle karşılaştığı zaman, elbiselerimizi (örtülerimizi) başımızın üzerinden aşağıya (yüzümüze) salardık. Bizi geçtiklerinde ise onu kaldırırdık.” Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. İdris bize anlattı; Yezid b. Ebi Ziyad'dan, o Mücahid'den, o Aişe'den, o da Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem bunun benzerini (rivayet etti).

2936. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ جَدَّتِهِ، - قَالَ لاَ أَدْرِي أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ أَوْ سُعْدَى بِنْتِ عَوْفٍ ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ عَلَى ضُبَاعَةَ بِنْتِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَقَالَ ‏"‏ مَا يَمْنَعُكِ يَا عَمَّتَاهُ مِنَ الْحَجِّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أَنَا امْرَأَةٌ سَقِيمَةٌ وَأَنَا أَخَافُ الْحَبْسَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَحْرِمِي وَاشْتَرِطِي أَنَّ مَحِلَّكِ حَيْثُ حُبِسْتِ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize anlattı, dedi ki: Babam bize anlattı. (H) Ve Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Nümeyr bize anlattı; Osman b. Hakîm'den, o Ebu Bekir b. Abdullah b. ez-Zübeyr'den, o da ninesinden naklettiğine göre -Osman şöyle dedi: (Ninesinin) Esma bint Ebi Bekir mi yoksa Su'dâ bint Avf mı olduğunu bilmiyorum-: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Dubâa bint Abdulmuttalib'in yanına girdi ve: “Ey halacığım! Hacca gitmekten seni alıkoyan nedir?” dedi. O: “Ben hasta bir kadınım ve engellenmekten korkuyorum” dedi. (Resulullah): “İhrama gir ve ‘Benim helal olma yerim (ihramdan çıkacağım yer), engellendiğim yerdir’ diye şart koş” buyurdu.

2937. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، وَوَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ ضُبَاعَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا شَاكِيَةٌ فَقَالَ ‏"‏ أَمَا تُرِيدِينَ الْحَجَّ الْعَامَ ‏"‏ قُلْتُ إِنِّي لَعَلِيلَةٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ حُجِّي وَقُولِي مَحِلِّي حَيْثُ تَحْبِسُنِي ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Fudayl ve Vekî bize anlattı; Hişam b. Urve'den, o babasından, o Dubâa'dan naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi, ben rahatsızdım. ‘Bu sene haccetmek istemiyor musun?’ buyurdu. Ben: ‘Gerçekten ben hastayım ey Allah'ın Resulü’ dedim. O da: ‘Haccet ve şöyle söyle: (Allah'ım!) Benim helal olma yerim (ihramdan çıkacağım yer), beni engellediğin yerdir’ buyurdu.”

2938. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ طَاوُسًا، وَعِكْرِمَةَ، يُحَدِّثَانِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَتْ ضُبَاعَةُ بِنْتُ الزُّبَيْرِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنِّي امْرَأَةٌ ثَقِيلَةٌ وَإِنِّي أُرِيدُ الْحَجَّ فَكَيْفَ أُهِلُّ قَالَ ‏ "‏ أَهِلِّي وَاشْتَرِطِي أَنَّ مَحِلِّي حَيْثُ حَبَسْتَنِي ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bişr Bekr b. Halef bize anlattı, dedi ki: Ebu Asım bize anlattı; İbn Cüreyc'den, o bana Ebu'z-Zübeyr'den haber verdi; o Tavus ve İkrime'yi, İbn Abbas'tan naklederek konuşurlarken işitmiş. (İbn Abbas) şöyle dedi: “Dubâa bint ez-Zübeyr b. Abdulmuttalib, Resulullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve dedi ki: ‘Ben ağır (hareket etmekte zorlanan) bir kadınım ve haccetmek istiyorum. Nasıl ihrama gireyim?’ (Resulullah) buyurdu ki: ‘İhrama gir ve şart koş: Benim helal olma yerim, beni engellediğin yerdir.’”

2939. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صَبِيحٍ، حَدَّثَنَا مُبَارَكُ بْنُ حَسَّانَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ الأَنْبِيَاءُ تَدْخُلُ الْحَرَمَ مُشَاةً حُفَاةً وَيَطُوفُونَ بِالْبَيْتِ وَيَقْضُونَ الْمَنَاسِكَ حُفَاةً مُشَاةً ‏.‏

Ebu Kureyb bize anlattı, dedi ki: İsmail b. Sabîh bize anlattı; Mübarek b. Hassan Ebu Abdullah bize anlattı; Ata b. Ebi Rabah'tan, o Abdullah b. Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Peygamberler Harem'e yaya ve yalın ayak girerler, Beyt'i tavaf ederler ve menâsiki yalın ayak ve yaya olarak yerine getirirlerdi.”

2940. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَدْخُلُ مَكَّةَ مِنَ الثَّنِيَّةِ الْعُلْيَا وَإِذَا خَرَجَ خَرَجَ مِنَ الثَّنِيَّةِ السُّفْلَى ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Ebu Muaviye bize anlattı; Ubeydullah b. Ömer bize anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'ye üst yoldan girer, çıktığı zaman ise alt yoldan çıkardı.”

2941. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الْعُمَرِيُّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ مَكَّةَ نَهَارًا ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Vekî bize anlattı; el-Ömerî bize anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'ye gündüz girdi.”

2942. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيْنَ تَنْزِلُ غَدًا وَذَلِكَ فِي حَجَّتِهِ قَالَ ‏"‏ وَهَلْ تَرَكَ لَنَا عَقِيلٌ مَنْزِلاً ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ نَحْنُ نَازِلُونَ غَدًا بِخَيْفِ بَنِي كِنَانَةَ - يَعْنِي الْمُحَصَّبَ - حَيْثُ قَاسَمَتْ قُرَيْشٌ عَلَى الْكُفْرِ ‏"‏ ‏.‏ وَذَلِكَ أَنَّ بَنِي كِنَانَةَ حَالَفَتْ قُرَيْشًا عَلَى بَنِي هَاشِمٍ أَنْ لاَ يُنَاكِحُوهُمْ وَلاَ يُبَايِعُوهُمْ ‏.‏ قَالَ مَعْمَرٌ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَالْخَيْفُ الْوَادِي ‏.‏

Muhammed b. Yahya bize anlattı, dedi ki: Abdurrazzak bize anlattı; Mamer bize haber verdi; Zühri'den, o Ali b. el-Hüseyin'den, o Amr b. Osman'dan, o Üsame b. Zeyd'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Resulü! Yarın nerede konaklayacaksın?” dedim. -Bu, O'nun haccı sırasındaydı.- Buyurdu ki: “Akîl bize konaklayacak yer mi bıraktı?” Sonra şöyle dedi: “Biz yarın Beni Kinâne Hayf'ında -yani el-Muhassab'da- konaklayacağız. Orası, Kureyş'in küfür üzerine yeminleştiği yerdir.” Bunun sebebi şuydu: Beni Kinâne, Beni Haşim ile kız alıp vermemek ve onlarla alışveriş yapmamak üzere Kureyş ile ittifak kurmuştu. Mamer dedi ki: Zühri, “el-Hayf, vadidir” dedi.

2943. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ رَأَيْتُ الأُصَيْلِعَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ يُقَبِّلُ الْحَجَرَ وَيَقُولُ إِنِّي لأُقَبِّلُكَ وَإِنِّي لأَعْلَمُ أَنَّكَ حَجَرٌ لاَ تَضُرُّ وَلاَ تَنْفَعُ وَلَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُقَبِّلُكَ مَا قَبَّلْتُكَ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed bize anlattı. Dediler ki: Ebu Muaviye bize anlattı; Asım el-Ahvel'den, o Abdullah b. Sercis'ten naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Saçının ön kısmı dökülmüş olan Ömer b. Hattab'ı Hacer'i öperken gördüm. Şöyle diyordu: ‘Gerçekten ben seni öpüyorum ve biliyorum ki sen, zarar da vermeyen, fayda da sağlamayan bir taşsın. Eğer Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem seni öperken görmeseydim, seni öpmezdim.’”

2944. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ الرَّازِيُّ، عَنِ ابْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَيَأْتِيَنَّ هَذَا الْحَجَرُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَهُ عَيْنَانِ يُبْصِرُ بِهِمَا وَلِسَانٌ يَنْطِقُ بِهِ يَشْهَدُ عَلَى مَنْ يَسْتَلِمُهُ بِحَقٍّ ‏"‏ ‏.‏

Süveyd b. Said bize anlattı, dedi ki: Abdurrahim er-Râzî bize anlattı; İbn Huseym'den, o Said b. Cübeyr'den, o İbn Abbas'tan naklettiğine göre, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bu taş kıyamet günü, kendisiyle gören iki gözü ve kendisiyle konuşan bir dili olduğu halde muhakkak gelecek ve kendisini hak ile selamlayan kimseye şahitlik edecektir.”

2945. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا خَالِي، يَعْلَى عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ اسْتَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْحَجَرَ ثُمَّ وَضَعَ شَفَتَيْهِ عَلَيْهِ يَبْكِي طَوِيلاً ثُمَّ الْتَفَتَ فَإِذَا هُوَ بِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ يَبْكِي فَقَالَ ‏ "‏ يَا عُمَرُ هَاهُنَا تُسْكَبُ الْعَبَرَاتُ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Dayım Ya'lâ bize anlattı; Muhammed b. Avn'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hacer'e yöneldi, sonra dudaklarını üzerine koydu ve uzun süre ağladı. Sonra (geriye) döndü, bir de baktı ki Ömer b. Hattab ağlıyor. Buyurdu ki: ‘Ey Ömer! Gözyaşları burada dökülür.’”

2946. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْتَلِمُ مِنْ أَرْكَانِ الْبَيْتِ إِلاَّ الرُّكْنَ الأَسْوَدَ وَالَّذِي يَلِيهِ مِنْ نَحْوِ دُورِ الْجُمَحِيِّينَ ‏.‏

Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Vehb bize anlattı; Yunus bana haber verdi; İbn Şihab'dan, o Salim b. Abdullah'tan, o babasından naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Beyt'in köşelerinden, sadece Rükn-ü Esved ile Cumahîlerin evleri tarafındaki, onu takip eden köşeyi (Rükn-ü Yemanî'yi) istilam ederdi.”

2947. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي ثَوْرٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، قَالَتْ لَمَّا اطْمَأَنَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَامَ الْفَتْحِ طَافَ عَلَى بَعِيرِهِ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنٍ بِيَدِهِ ثُمَّ دَخَلَ الْكَعْبَةَ فَوَجَدَ فِيهَا حَمَامَةَ عَيْدَانٍ فَكَسَرَهَا ثُمَّ قَامَ عَلَى بَابِ الْكَعْبَةِ فَرَمَى بِهَا وَأَنَا أَنْظُرُهُ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize anlattı, dedi ki: Yunus b. Bükeyr bize anlattı; Muhammed b. İshak bize anlattı; Muhammed b. Cafer b. ez-Zübeyr'den, o Ubeydullah b. Abdullah b. Ebi Sevr'den, o Safiyye bint Şeybe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih yılı (Mekke'de) ortalık sakinleşince devesi üzerinde tavaf etti. Rüknü (Hacer-i Esved'i) elindeki ucu kıvrık değneğiyle selamlıyordu. Sonra Kabe'ye girdi. Orada ağaçtan yapılmış bir güvercin (heykeli) buldu ve onu kırdı. Sonra Kabe'nin kapısında durup onu (dışarı) attı. (O sırada) ben O'na bakıyordum.”

2948. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَافَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ عَلَى بَعِيرٍ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنٍ ‏.‏

Ahmed b. Amr b. es-Serh bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Vehb bize bildirdi; Yunus'tan, o İbn Şihab'dan, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o İbn Abbas'tan naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Veda Haccı'nda bir deve üzerinde tavaf etti ve Rüknü bir değnekle selamladı.”

2949. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا هَدِيَّةُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا مَعْرُوفُ بْنُ خَرَّبُوذَ الْمَكِّيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الطُّفَيْلِ، عَامِرَ بْنَ وَاثِلَةَ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ عَلَى رَاحِلَتِهِ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِحْجَنِهِ وَيُقَبِّلُ الْمِحْجَنَ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Vekî bize anlattı. (H) Ve Hediyye b. Abdilvehhab bize anlattı, dedi ki: el-Fadl b. Musa bize anlattı. (İkisi de) dediler ki: Maruf b. Harrabûz el-Mekkî bize anlattı, dedi ki: Ebu't-Tufeyl Amir b. Vâsile'yi (şöyle derken) işittim: “Nebi'yi sallallâhu aleyhi ve sellem bineği üzerinde Beyt'i tavaf ederken gördüm. Rüknü değneğiyle selamlıyor ve değneği öpüyordu.”

2950. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ بَشِيرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا طَافَ بِالْبَيْتِ الطَّوَافَ الأَوَّلَ رَمَلَ ثَلاَثَةً وَمَشَى أَرْبَعَةً مِنَ الْحَجَرِ إِلَى الْحَجَرِ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَفْعَلُهُ ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize anlattı, dedi ki: Ahmed b. Beşir bize anlattı. (H) Ve Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Ubeyd bize anlattı. (İkisi de) dediler ki: Ubeydullah b. Ömer bize anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Beyt'i tavaf ettiği zaman -ilk tavafta- Hacer'den Hacer'e (kadar) üç (şavtta) remel yapar, dört (şavtta) ise yürürdü. İbn Ömer de böyle yapardı.”

2951. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ الْعُكْلِيُّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَمَلَ مِنَ الْحَجَرِ إِلَى الْحَجَرِ ثَلاَثًا وَمَشَى أَرْبَعًا ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Ebu'l-Hüseyin el-Uklî bize anlattı; Malik b. Enes'ten, o Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o Cabir'den naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Hacer'den Hacer'e (kadar) üç (şavt) remel yaptı, dört (şavt) ise yürüdü.”

2952. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ، يَقُولُ فِيمَ الرَّمَلاَنُ الآنَ وَقَدْ أَطَّأَ اللَّهُ الإِسْلاَمَ وَنَفَى الْكُفْرَ وَأَهْلَهُ وَايْمُ اللَّهِ مَا نَدَعُ شَيْئًا كُنَّا نَفْعَلُهُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Cafer b. Avn bize anlattı; Hişam b. Sad'dan, o Zeyd b. Eslem'den, o babasından naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Ömer'i şöyle derken işittim: ‘Allah İslam'ı sağlamlaştırıp küfrü ve ehlini (buradan) sürüp çıkarmışken şimdi (hâlâ) remel yapmak niye? (Bununla birlikte) Allah'a yemin olsun ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında yaptığımız hiçbir şeyi terk etmeyiz.’”

2953. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لأَصْحَابِهِ حِينَ أَرَادُوا دُخُولَ مَكَّةَ فِي عُمْرَتِهِ بَعْدَ الْحُدَيْبِيَةِ ‏ "‏ إِنَّ قَوْمَكُمْ غَدًا سَيَرَوْنَكُمْ فَلَيَرَوُنَّكُمْ جُلْدًا ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا دَخَلُوا الْمَسْجِدَ اسْتَلَمُوا الرُّكْنَ وَرَمَلُوا وَالنَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَعَهُمْ حَتَّى إِذَا بَلَغُوا الرُّكْنَ الْيَمَانِيَّ مَشَوْا إِلَى الرُّكْنِ الأَسْوَدِ ثُمَّ رَمَلُوا حَتَّى بَلَغُوا الرُّكْنَ الْيَمَانِيَّ ثُمَّ مَشَوْا إِلَى الرُّكْنِ الأَسْوَدِ فَفَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ثُمَّ مَشَى الأَرْبَعَ ‏.‏

Muhammed b. Yahya bize anlattı, dedi ki: Abdurrazzak bize anlattı; Mamer bize haber verdi; İbn Huseym'den, o Ebu't-Tufeyl'den, o İbn Abbas'tan naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Hudeybiye'den sonraki umresinde Mekke'ye girmek istedikleri zaman ashabına şöyle dedi: ‘Yarın kavminiz sizi görecek; sizi mutlaka zinde (güçlü) görsünler.’ Mescide girdiklerinde rüknü istilam ettiler ve remel yaptılar. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem de onlarla birlikteydi. Rükn-ü Yemanî'ye vardıklarında Rükn-ü Esved'e kadar yürüdüler. Sonra yine remel yaptılar, ta ki Rükn-ü Yemanî'ye vardılar. Sonra (yine) Rükn-ü Esved'e kadar yürüdüler. Bunu üç kez yaptılar. Sonra (geri kalan) dört (şavtı) yürüdüler.”

2954. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، وَقَبِيصَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنِ ابْنِ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، يَعْلَى أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَافَ مُضْطَبِعًا ‏.‏ قَالَ قَبِيصَةُ وَعَلَيْهِ بُرْدٌ ‏.‏

Muhammed b. Yahya bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Yusuf ve Kabîsa bize anlattı. Dediler ki: Süfyan bize anlattı; İbn Cüreyc'den, o Abdulhamid'den, o İbn Ya'lâ b. Ümeyye'den, o babası Ya'lâ'dan naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ıztıba yaparak (sağ omzunu açarak) tavaf etti.” Kabîsa (rivayetinde): “Üzerinde bir bürde (örtü) varken” (ilavesini yaptı).

2955. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْحِجْرِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هُوَ مِنَ الْبَيْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ مَا مَنَعَهُمْ أَنْ يُدْخِلُوهُ فِيهِ قَالَ ‏"‏ عَجَزَتْ بِهِمُ النَّفَقَةُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَمَا شَأْنُ بَابِهِ مُرْتَفِعًا لاَ يُصْعَدُ إِلَيْهِ إِلاَّ بِسُلَّمٍ قَالَ ‏"‏ ذَلِكَ فِعْلُ قَوْمِكِ لِيُدْخِلُوهُ مَنْ شَاءُوا وَيَمْنَعُوهُ مَنْ شَاءُوا وَلَوْلاَ أَنَّ قَوْمَكِ حَدِيثُ عَهْدٍ بِكُفْرٍ مَخَافَةَ أَنْ تَنْفِرَ قُلُوبُهُمْ لَنَظَرْتُ هَلْ أُغَيِّرُهُ فَأُدْخِلَ فِيهِ مَا انْتَقَصَ مِنْهُ وَجَعَلْتُ بَابَهُ بِالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Ubeydullah b. Musa bize anlattı; Şeyban bize anlattı; Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sâ'dan, o Esved b. Yezid'den, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem Hicr'i sordum. ‘O, Beyt'tendir’ buyurdu. ‘Onları (Kureyş'i), onu (Hicr'i) ona (Kabe'ye) dahil etmekten alıkoyan nedir?’ dedim. ‘Masraf (bütçe) onlara yetersiz geldi’ buyurdu. ‘Peki kapısının durumu ne böyle? Yüksekte (duruyor), oraya ancak merdivenle çıkılabiliyor?’ dedim. Buyurdu ki: ‘O kavminin yaptığı bir iştir. (Bunu) diledikleri kişiyi içeri almak, dilediklerini de men etmek için (yaptılar). Eğer kavminin küfür dönemine (olan) yakınlığı olmasaydı -kalplerinin ürkmesinden korktuğum için (böyle bıraktım)- (şöyle yapardım): Onu değiştirip değiştirmeyeceğime bakardım; ondan eksiltilen kısmı ona dahil ederdim ve kapısını da yer seviyesine yapardım.’”

2956. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ طَافَ بِالْبَيْتِ وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ كَانَ كَعِتْقِ رَقَبَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Fudayl bize anlattı; Ala b. el-Müseyyeb'den, o Ata'dan, o Abdullah b. Ömer'den naklettiğine göre: “Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: ‘Kim Beyt'i tavaf eder ve iki rekat namaz kılarsa, bir köle azat etmiş gibi olur.’”

2957. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ أَبِي سَوِيَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ هِشَامٍ، يَسْأَلُ عَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ عَنِ الرُّكْنِ الْيَمَانِيِّ، وَهُوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَقَالَ عَطَاءٌ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ وُكِلَ بِهِ سَبْعُونَ مَلَكًا فَمَنْ قَالَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ - قَالُوا آمِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا بَلَغَ الرُّكْنَ الأَسْوَدَ قَالَ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ مَا بَلَغَكَ فِي هَذَا الرُّكْنِ الأَسْوَدِ فَقَالَ عَطَاءٌ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ مَنْ فَاوَضَهُ فَإِنَّمَا يُفَاوِضُ يَدَ الرَّحْمَنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَهُ ابْنُ هِشَامٍ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ فَالطَّوَافُ قَالَ عَطَاءٌ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ مَنْ طَافَ بِالْبَيْتِ سَبْعًا وَلاَ يَتَكَلَّمُ إِلاَّ بِسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَقُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ مُحِيَتْ عَنْهُ عَشْرُ سِيِّئَاتٍ وَكُتِبَتْ لَهُ عَشْرُ حَسَنَاتٍ وَرُفِعَ لَهُ بِهَا عَشْرُ دَرَجَاتٍ وَمَنْ طَافَ فَتَكَلَّمَ وَهُوَ فِي تِلْكَ الْحَالِ خَاضَ فِي الرَّحْمَةِ بِرِجْلَيْهِ كَخَائِضِ الْمَاءِ بِرِجْلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Hişam b. Ammâr bize anlattı, dedi ki: İsmail b. Ayyaş bize anlattı; Humeyd b. Ebi Seviyye bize anlattı, dedi ki: İbn Hişam'ı, Beyt'i tavaf ederken Ata b. Ebi Rabah'a Rükn-ü Yemanî hakkında soru sorarken işittim. Ata şöyle dedi: Ebu Hureyre bana anlattı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: “(Rükn-ü Yemanî'ye) yetmiş melek vekil kılınmıştır. Kim: ‘Allah'ım! Senden dünyada ve ahirette af ve afiyet dilerim. Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru’ derse, (melekler) ‘Amin’ derler.” Hacer-i Esved'e ulaştığında (İbn Hişam): “Ey Ebu Muhammed! Bu Rükn-ü Esved hakkında sana ne ulaştı?” dedi. Ata şöyle dedi: Ebu Hureyre bana anlattı ki, o Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işitmiş: “Kim onunla el sıkışırsa (istilam ederse), ancak Rahman'ın eliyle el sıkışmış olur.” İbn Hişam ona: “Ey Ebu Muhammed! Peki ya tavaf?” dedi. Ata şöyle dedi: Ebu Hureyre bana anlattı ki, o Nebi'yi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işitmiş: “Kim Beyt'i yedi defa tavaf eder ve ‘Subhanallah, Elhamdulillah, Lâ ilahe illallah, Allahu Ekber, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah’tan başka bir şey konuşmazsa; ondan on günah silinir, ona on sevap yazılır ve bu sebeple on derece yükseltilir. Kim de tavaf eder ve o haldeyken konuşursa, tıpkı ayaklarıyla suya giren kimse gibi ayaklarıyla rahmete dalar.”

2958. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ الْمُطَّلِبِ بْنِ أَبِي وَدَاعَةَ السَّهْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمُطَّلِبِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا فَرَغَ مِنْ سَبْعِهِ جَاءَ حَتَّى يُحَاذِيَ بِالرُّكْنِ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ فى حَاشِيَةِ الْمَطَافِ وَلَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الطُّوَّافِ أَحَدٌ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ هَذَا بِمَكَّةَ خَاصَّةً ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Ebu Üsame bize anlattı; İbn Cüreyc'den, o Kesir b. Kesir b. el-Muttalib b. Ebi Vedâa es-Sehmî'den, o babasından, o Muttalib'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem gördüm; yedilisi(ni) bitirince (köşeye) geldi, rükünle hizalandı ve matafın kenarında iki rekat namaz kıldı. O'nunla tavaf edenler arasında kimse (sutra/engel) yoktu.” İbn Mace dedi ki: Bu (hüküm/durum), Mekke'ye hastır.

2959. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ثَابِتٍ الْعَبْدِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدِمَ فَطَافَ بِالْبَيْتِ سَبْعًا ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ - قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي عِنْدَ الْمَقَامِ - ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّفَا ‏.‏

Ali b. Muhammed ve Amr b. Abdullah bize anlattı. Dediler ki: Vekî bize anlattı; Muhammed b. Sabit el-Abdî'den, o Amr b. Dinar'dan, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Mekke'ye) geldi ve Beyt'i yedi defa tavaf etti, sonra iki rekat namaz kıldı. -Vekî (şöyle) dedi: Yani Makam'ın yanında.- Sonra Safa'ya çıktı.”

2960. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّهُ قَالَ لَمَّا فَرَغَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ طَوَافِ الْبَيْتِ أَتَى مَقَامَ إِبْرَاهِيمَ فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا مَقَامُ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ الَّذِي قَالَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ ‏{وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى}‏ ‏.‏ قَالَ الْوَلِيدُ فَقُلْتُ لِمَالِكٍ هَكَذَا قَرَأَهَا ‏{وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى}‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Abbas b. Osman ed-Dımeşkî bize anlattı, dedi ki: el-Velid b. Müslim bize anlattı; Malik b. Enes'ten, o Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o Cabir'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Beyt'in tavafını bitirince Makam-ı İbrahim'e geldi. Ömer dedi ki: ‘Ey Allah'ın Resulü! Yüce Allah'ın {Makam-ı İbrahim'den bir namazgâh edinin} buyurduğu atamız İbrahim'in makamı bu mudur?’ Velid dedi ki: Malik'e: ‘O, bunu {Makam-ı İbrahim'den bir namazgâh edinin} şeklinde mi okudu?’ dedim. O: ‘Evet’ dedi.”

2961. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ زَيْنَبَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّهَا مَرِضَتْ فَأَمَرَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ تَطُوفَ مِنْ وَرَاءِ النَّاسِ وَهِيَ رَاكِبَةٌ ‏.‏ قَالَتْ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي إِلَى الْبَيْتِ وَهُوَ يَقْرَأُ ‏{وَالطُّورِ * وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ}‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ هَذَا حَدِيثُ أَبِي بَكْرٍ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Muallâ b. Mansur bize anlattı. (H) Ve İshak b. Mansur ve Ahmed b. Sinan bize anlattı. Dediler ki: Abdurrahman b. Mehdi bize anlattı. (Hepsi) Malik b. Enes'ten, o Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel'den, o Urve'den, o Zeyneb'den, o Ümmü Seleme'den naklettiğine göre: (Ümmü Seleme) hastalandı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona, insanların arkasından binekli olarak tavaf etmesini emretti. (Ümmü Seleme) dedi ki: “Ben (tavaf ederken), Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem Beyt'e doğru namaz kılıp {Ve't-Tûr ve Kitâbin mestûr} (surelerini) okurken gördüm.” İbn Mace dedi ki: Bu, Ebu Bekir'in hadisidir.

2962. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُثَنَّى بْنَ الصَّبَّاحِ، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ طُفْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو فَلَمَّا فَرَغْنَا مِنَ السَّبْعِ رَكَعْنَا فِي دُبُرِ الْكَعْبَةِ فَقُلْتُ أَلاَ نَتَعَوَّذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ‏.‏ قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَضَى فَاسْتَلَمَ الرُّكْنَ ثُمَّ قَامَ بَيْنَ الْحَجَرِ وَالْبَابِ فَأَلْصَقَ صَدْرَهُ وَيَدَيْهِ وَخَدَّهُ إِلَيْهِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْعَلُ ‏.‏

Muhammed b. Yahya bize anlattı, dedi ki: Abdurrazzak bize anlattı, dedi ki: Müsenna b. es-Sabbâh'ı şöyle derken işittim: Amr b. Şuayb bana anlattı; babasından, o dedesinden naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Abdullah b. Amr ile birlikte tavaf ettim. Yediliyi bitirince Kabe'nin arkasında (namaz) kıldık. Dedim ki: ‘Ateşten Allah'a sığınmayacak mıyız?’ O da: ‘Ateşten Allah'a sığınırım’ dedi. Sonra geçti ve rüknü istilam etti. Sonra Hacer ile Kapı arasında durdu; göğsünü, ellerini ve yanağını oraya yapıştırdı. Sonra: ‘Ben Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yaparken gördüm’ dedi.”

2963. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ نَرَى إِلاَّ الْحَجَّ فَلَمَّا كُنَّا بِسَرِفَ أَوْ قَرِيبًا مِنْ سَرِفَ حِضْتُ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ مَالَكِ أَنَفِسْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ فَاقْضِي الْمَنَاسِكَ كُلَّهَا غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ وَضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ نِسَائِهِ بِالْبَقَرِ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed bize anlattı. Dediler ki: Süfyan b. Uyeyne bize anlattı; Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, o babasından, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktık, Hac'dan başka bir şey düşünmüyorduk. Serif'e -veya Serif'e yakın bir yere- vardığımızda hayız oldum. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi, ben ağlıyordum. ‘Neyin var, hayız mı oldun?’ buyurdu. ‘Evet’ dedim. Buyurdu ki: ‘Bu, Allah'ın Adem kızlarına yazdığı bir şeydir (kaderdir). Beyt'i tavaf etmek dışında menâsikin hepsini yerine getir.’” (Aişe) dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşleri adına sığır kurban etti.”

2964. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَأَبُو مُصْعَبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفْرَدَ الْحَجَّ ‏.‏

Hişam b. Ammâr ve Ebu Mus'ab bize anlattı. Dediler ki: Malik b. Enes bize anlattı; bana Abdurrahman b. el-Kâsım anlattı; babasından, o Aişe'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Haccı ifrad yaptı (sadece Hacca niyet etti).”

2965. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ نَوْفَلٍ - وَكَانَ يَتِيمًا فِي حِجْرِ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ - عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفْرَدَ الْحَجَّ ‏.‏

Ebu Mus'ab bize anlattı, dedi ki: Malik b. Enes bize anlattı; Ebu'l-Esved Muhammed b. Abdurrahman b. Nevfel'den -ki Urve b. Zübeyr'in himayesinde (büyümüş) bir yetimdi-, o Urve b. Zübeyr'den, o Müminlerin annesi Aişe'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Haccı ifrad yaptı (sadece Hacca niyet etti).”

2966. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ الدَّرَاوَرْدِيُّ، وَحَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفْرَدَ الْحَجَّ ‏.‏

Hişam b. Ammâr bize anlattı, dedi ki: Abdulaziz ed-Derâverdî ve Hatim b. İsmail bize anlattı; Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o Cabir'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Haccı ifrad yaptı.”

2967. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْعُمَرِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ أَفْرَدُوا الْحَجَّ ‏.‏

Hişam b. Ammâr bize anlattı, dedi ki: el-Kasım b. Abdullah el-Ömerî bize anlattı; Muhammed b. el-Münkedir'den, o Cabir'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman haccı ifrad yaptılar.”

2968. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى مَكَّةَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏ "‏ لَبَّيْكَ عُمْرَةً وَحَجَّةً ‏"‏ ‏.‏

Nasr b. Ali el-Cehdamî bize anlattı, dedi ki: Abdulalâ b. Abdulalâ bize anlattı; Yahya b. Ebi İshak bize anlattı; Enes b. Malik'ten naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke'ye çıktık. O'nu şöyle derken işittim: ‘Lebbeyk umreten ve hacceten (Umre ve Hacc'a niyet ettim).’”

2969. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لَبَّيْكَ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ ‏"‏ ‏.‏

Nasr b. Ali bize anlattı, dedi ki: Abdulvehhab bize anlattı; Humeyd bize anlattı; Enes'ten naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Lebbeyke bi-umretin ve haccetin (Umre ve Hacc'a niyet ettim)’ buyurdu.”

2970. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدَةَ بْنِ أَبِي لُبَابَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، شَقِيقَ بْنَ سَلَمَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ الصُّبَىَّ بْنَ مَعْبَدٍ، يَقُولُ كُنْتُ رَجُلاً نَصْرَانِيًّا فَأَسْلَمْتُ فَأَهْلَلْتُ بِالْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ فَسَمِعَنِي سَلْمَانُ بْنُ رَبِيعَةَ وَزَيْدُ بْنُ صُوحَانَ وَأَنَا أُهِلُّ بِهِمَا جَمِيعًا بِالْقَادِسِيَّةِ فَقَالاَ لَهَذَا أَضَلُّ مِنْ بَعِيرِهِ فَكَأَنَّمَا حَمَلاَ عَلَىَّ جَبَلاً بِكَلِمَتِهِمَا فَقَدِمْتُ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَأَقْبَلَ عَلَيْهِمَا فَلاَمَهُمَا ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَىَّ فَقَالَ هُدِيتَ لِسُنَّةِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هُدِيتَ لِسُنَّةِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالَ هِشَامٌ فِي حَدِيثِهِ قَالَ شَقِيقٌ: فَكَثِيرًا مَا ذَهَبْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ نَسْأَلُهُ عَنْهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَخَالِي يَعْلَى قَالُوا حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنِ الصُّبَىِّ بْنِ مَعْبَدٍ، قَالَ كُنْتُ حَدِيثَ عَهْدٍ بِنَصْرَانِيَّةٍ فَأَسْلَمْتُ فَلَمْ آلُ أَنْ أَجْتَهِدَ، فَأَهْلَلْتُ بِالْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Hişam b. Ammâr bize anlattı. Dediler ki: Süfyan b. Uyeyne bize anlattı; Abde b. Ebi Lübabe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Vail Şakik b. Seleme'yi, Subey b. Mabed'in şöyle dediğini anlatırken işittim: “Hristiyan bir adamdım, Müslüman oldum. Hac ve Umreye (birlikte) niyet ettim. Kâdisiye'de ben her ikisine birlikte niyet ederken, Selman b. Rebia ve Zeyd b. Sûhân beni işittiler ve: ‘Bu (adam) devesinden daha sapkın (yolunu şaşırmış)’ dediler. Bu sözleriyle üzerime sanki bir dağ yüklemiş gibi oldular. Ömer b. Hattab'a geldim ve bunu ona anlattım. (Ömer) onlara döndü ve onları azarladı. Sonra bana döndü ve: ‘Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem sünnetine eriştirildin, Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem sünnetine eriştirildin’ dedi.” Hişam kendi hadisinde (şöyle) dedi: Şakik dedi ki: “Ben ve Mesruk sık sık (Subey'e) gider ve ona bunu sorardık.” Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Vekî, Ebu Muaviye ve Dayım Ya'lâ bize anlattı. Dediler ki: A'meş bize anlattı; Şakik'ten, o Subey b. Mabed'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Hristiyanlıktan yeni çıkmıştım (yeni Müslüman olmuştum). İbadet etmekte elimden geleni yaptım. Hac ve Umreye (birlikte) niyet ettim...” dedi ve (yukarıdaki hadisin) benzerini zikretti.

2971. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو طَلْحَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَنَ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Ebu Muaviye bize anlattı; Haccac'dan, o Hasan b. Sad'dan, o İbn Abbas'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: Ebu Talha bana haber verdi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hac ile Umreyi kıran (birleştirdi) yaptı.”

2972. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى بْنِ حَارِثٍ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَامِعٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عَطَاءٍ، وَطَاوُسٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، وَابْنِ، عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمْ يَطُفْ هُوَ وَأَصْحَابُهُ لِعُمْرَتِهِمْ وَحَجَّتِهِمْ حِينَ قَدِمُوا إِلاَّ طَوَافًا وَاحِدًا ‏.‏

Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr bize anlattı, dedi ki: Yahya b. Ya'lâ b. Hâris el-Muhâribî bize anlattı; babam bize anlattı; Gaylan b. Câmi'den, o Leys'ten, o Ata, Tavus ve Mücahid'den, onlar Cabir b. Abdullah, İbn Ömer ve İbn Abbas'tan naklettiklerine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı, (Mekke'ye) geldiklerinde umreleri ve hacları için tek bir tavaftan başka tavaf yapmadılar.”

2973. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَافَ لِلْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ طَوَافًا وَاحِدًا ‏.‏

Hennad b. es-Serî bize anlattı, dedi ki: Abser b. el-Kâsım bize anlattı; Eş'as'tan, o Ebu'z-Zübeyr'den, o Cabir'den naklettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Hac ve Umre için tek bir tavaf yaptı.”

2974. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ خَالِدٍ الزَّنْجِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَدِمَ قَارِنًا فَطَافَ بِالْبَيْتِ سَبْعًا وَسَعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا فَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Hişam b. Ammâr bize anlattı, dedi ki: Müslim b. Halid ez-Zencî bize anlattı; Ubeydullah b. Ömer bize anlattı; Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “O (İbn Ömer) kıran haccına niyet ederek (Mekke'ye) geldi. Beyt'i yedi defa tavaf etti ve Safa ile Merve arasında sa'y yaptı. Sonra: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yaptı’ dedi.”

2975. Hadis

حَدَّثَنَا مُحْرِزُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَحْرَمَ بِالْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ كَفَى لَهُمَا طَوَافٌ وَاحِدٌ وَلَمْ يَحِلَّ حَتَّى يَقْضِيَ حَجَّهُ وَيَحِلَّ مِنْهُمَا جَمِيعًا ‏"‏ ‏.‏

Muhriz b. Seleme bize anlattı, dedi ki: Abdulaziz b. Muhammed bize anlattı; Ubeydullah'tan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den naklettiğine göre: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Kim Hac ve Umreye (birlikte) niyet ederse, ikisi için tek bir tavaf yeterlidir. Haccını yerine getirinceye kadar da (ihramdan) çıkmaz; her ikisinden birlikte çıkar (helal olur).’”

2976. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، - يَعْنِي دُحَيْمًا - حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي عِكْرِمَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ وَهُوَ بِالْعَقِيقِ ‏ "‏ أَتَانِي آتٍ مِنْ رَبِّي فَقَالَ صَلِّ فِي هَذَا الْوَادِي الْمُبَارَكِ وَقُلْ عُمْرَةٌ فِي حَجَّةٍ ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لِدُحَيْمٍ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Mus'ab bize anlattı. (H) Ve Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımeşkî -yani Duhaym- bize anlattı, dedi ki: el-Velid b. Müslim bize anlattı. (İkisi de) dediler ki: Evzaî bize anlattı; Yahya b. Ebi Kesir bana anlattı; İkrime bana anlattı, dedi ki: İbn Abbas bize anlattı, dedi ki: Ömer b. Hattab bana anlattı, dedi ki: “Resulullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem Akîk vadisindeyken şöyle buyururken işittim: ‘Rabbimden bana bir elçi geldi ve: Bu mübarek vadide namaz kıl ve ‘Hac içinde Umre’ de, dedi.’” -Lafız Duhaym'a aittir.-

2977. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ سُرَاقَةَ بْنِ جُعْشُمٍ، قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَطِيبًا فِي هَذَا الْوَادِي فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ الْعُمْرَةَ قَدْ دَخَلَتْ فِي الْحَجِّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ali b. Muhammed bize anlattı. Dediler ki: Vekî bize anlattı; Mis'ar'dan, o Abdulmelik b. Meysere'den, o Tavus'tan, o Süraka b. Cu'şum'dan naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu vadide hutbe vermek üzere ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: ‘Dikkat edin! Umre, kıyamet gününe kadar Haccın içine girmiştir.’”

2978. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ، يَزِيدَ بْنِ الشِّخِّيرِ عَنْ أَخِيهِ، مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ قَالَ قَالَ لِي عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ إِنِّي أُحَدِّثُكَ حَدِيثًا لَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يَنْفَعَكَ بِهِ بَعْدَ الْيَوْمِ اعْلَمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ أَعْمَرَ طَائِفَةً مِنْ أَهْلِهِ فِي الْعَشْرِ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ وَلَمْ يَنْهَ عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَلَمْ يَنْزِلْ نَسْخُهُ قَالَ فِي ذَلِكَ بَعْدُ رَجُلٌ بِرَأْيِهِ مَا شَاءَ أَنْ يَقُولَ ‏.‏

Ali b. Muhammed bize anlattı, dedi ki: Ebu Üsame bize anlattı; el-Cüreyrî'den, o Ebu'l-Alâ Yezid b. eş-Şihhîr'den, o kardeşi Mutarrif b. Abdullah b. eş-Şihhîr'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “İmran b. el-Husayn bana dedi ki: ‘Sana bir hadis anlatacağım, umulur ki bugünden sonra Allah seni onunla faydalandırır. Bil ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ailesinden bir gruba Zilhicce'nin on (günü) içinde umre yaptırdı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu yasaklamadı ve (bu hükmü) nesheden (kaldıran bir ayet) de inmedi. (Ancak) bundan sonra bir adam bu konuda kendi görüşüyle dilediğini söyledi.’”

2979. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالاَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّهُ كَانَ يُفْتِي بِالْمُتْعَةِ فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ رُوَيْدَكَ بَعْضَ فُتْيَاكَ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثَ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ فِي النُّسُكِ بَعْدَكَ ‏.‏ حَتَّى لَقِيتُهُ بَعْدُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ عُمَرُ قَدْ عَلِمْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَلَهُ وَأَصْحَابُهُ وَلَكِنِّي كَرِهْتُ أَنْ يَظَلُّوا بِهِنَّ مُعْرِسِينَ تَحْتَ الأَرَاكِ ثُمَّ يَرُوحُونَ بِالْحَجِّ تَقْطُرُ رُءُوسُهُمْ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Muhammed b. Beşşar bize anlattı. Dediler ki: Muhammed b. Cafer bize anlattı. (H) Ve Nasr b. Ali el-Cehdamî bize anlattı, dedi ki: Babam bana anlattı. (Hepsi) Dediler ki: Şube bize anlattı; Hakem'den, o Umâre b. Umeyr'den, o İbrahim b. Ebi Musa'dan, o Ebu Musa el-Eş'arî'den naklettiğine göre: O (Ebu Musa), (Hacda) Mut'a (Temettü) hakkında fetva veriyordu. Bir adam ona dedi ki: “Fetvanı biraz durdur! Zira sen, Müminlerin Emirinin (Ömer'in) senden sonra hac ibadetleri konusunda neler ortaya koyduğunu bilmiyorsun.” Sonra (Ebu Musa) onunla (Ömer'le) karşılaştı ve ona sordu. Ömer dedi ki: “Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabının onu yaptığını biliyorum. Fakat ben, insanların Erak (ağaçları) altında (kadınlarıyla) oynaşıp sonra başlarından (gusül suyu) damlayarak Hacca gitmelerini hoş görmedim.”

2980. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَهْلَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِالْحَجِّ خَالِصًا لاَ نَخْلِطُهُ بِعُمْرَةٍ فَقَدِمْنَا مَكَّةَ لأَرْبَعِ لَيَالٍ خَلَوْنَ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ فَلَمَّا طُفْنَا بِالْبَيْتِ وَسَعَيْنَا بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نَجْعَلَهَا عُمْرَةً وَأَنْ نَحِلَّ إِلَى النِّسَاءِ ‏.‏ فَقُلْنَا مَا بَيْنَنَا لَيْسَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ عَرَفَةَ إِلاَّ خَمْسٌ فَنَخْرُجُ إِلَيْهَا وَمَذَاكِيرُنَا تَقْطُرُ مَنِيًّا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنِّي لأَبَرُّكُمْ وَأَصْدَقُكُمْ وَلَوْلاَ الْهَدْىُ لأَحْلَلْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ سُرَاقَةُ بْنُ مَالِكٍ أَمُتْعَتُنَا هَذِهِ لِعَامِنَا هَذَا أَمْ لأَبَدٍ فَقَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ لأَبَدِ الأَبَدِ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımeşkî bize anlattı, dedi ki: el-Velid b. Müslim bize anlattı; Evzaî bize anlattı; Ata'dan, o Cabir b. Abdullah'tan naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sadece Hacca niyet ettik, onu Umre ile karıştırmadık. Zilhicce'den dört gece geçince Mekke'ye geldik. Beyt'i tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'y yapınca, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize onu (haccı) umreye çevirmemizi ve kadınlara helal olmamızı emretti. Dedik ki: ‘(Önümüzde) bizimle Arefe arasında sadece beş (gün) var. Biz oraya (Arafat'a), tenasül uzuvlarımızdan meni damlayarak mı çıkacağız?’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Ben sizin en iyiniz ve en doğru sözlünüzüm. Eğer kurbanlığım (yanımda) olmasaydı ben de ihramdan çıkardım.’ Bunun üzerine Süraka b. Malik dedi ki: ‘Bu mut'amız (Temettü'müz) sadece bu senemize mi mahsus, yoksa ebediyen mi?’ (Resulullah): ‘Hayır, bilakis ebediyen (geçerli)dir’ buyurdu.”

2981. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِخَمْسٍ بَقِينَ مِنْ ذِي الْقَعْدَةِ لاَ نُرَى إِلاَّ الْحَجَّ حَتَّى إِذَا قَدِمْنَا وَدَنَوْنَا أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ أَنْ يَحِلَّ فَحَلَّ النَّاسُ كُلُّهُمْ إِلاَّ مَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ النَّحْرِ دُخِلَ عَلَيْنَا بِلَحْمِ بَقَرٍ فَقِيلَ ذَبَحَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ أَزْوَاجِهِ ‏.‏

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize anlattı, dedi ki: Yezid b. Harun bize anlattı; Yahya b. Said'den, o Amre'den, o Aişe'den naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Zilkade'den beş (gün) kala (Medine'den) çıktık. Hacdan başka bir şey düşünmüyorduk (sadece Hacca niyetliydik). (Mekke'ye) gelip yaklaştığımızda, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında kurbanlık olmayanların (ihramdan) çıkmasını emretti. İnsanların hepsi (ihramdan) çıktılar; ancak yanında kurbanlık olanlar hariç. Kurban bayramı günü olunca yanımıza sığır eti getirildi. ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşleri adına kurban kesti’ denildi.”

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.