Cihad Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3085. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الأَزْرَقُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا أُخْرِجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَخْرَجُوا نَبِيَّهُمْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ لَيَهْلِكُنَّ ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏ أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ ‏}‏ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ سَيَكُونُ قِتَالٌ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَهِيَ أَوَّلُ آيَةٍ نَزَلَتْ فِي الْقِتَالِ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi; dedi ki: Bize İshak el-Ezrak anlattı; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; A'meş'ten, o Müslim'den, o Saîd b. Cübeyr'den, o İbn Abbas'tan naklen; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'den çıkarıldığı zaman Ebû Bekir radıyallahu anh: 'Peygamberlerini çıkardılar. İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn (Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz). Muhakkak helak olacaklar' dedi. Bunun üzerine { أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ } “Kendileriyle savaşılanlara (müminlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle (savaş izni) verildi. Şüphesiz Allah onlara yardım etmeye kâdirdir.” (Hacc: 39) ayeti indi. Bunun üzerine (Ebû Bekir): 'Anladım ki savaş olacak' dedi." İbn Abbas dedi ki: Bu, savaş hakkında inen ilk ayettir.

3086. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبِي قَالَ، أَنْبَأَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ، وَأَصْحَابًا، لَهُ أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي عِزٍّ وَنَحْنُ مُشْرِكُونَ فَلَمَّا آمَنَّا صِرْنَا أَذِلَّةً ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي أُمِرْتُ بِالْعَفْوِ فَلاَ تُقَاتِلُوا ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا حَوَّلَنَا اللَّهُ إِلَى الْمَدِينَةِ أَمَرَنَا بِالْقِتَالِ فَكَفُّوا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ali b. Hasen b. Şakîk haber verdi; dedi ki: Babam haber verdi; dedi ki: Hüseyin b. Vâkıd haber verdi; Amr b. Dinar'dan, o İkrime'den, o İbn Abbas'tan naklen; "Abdurrahman b. Avf ve arkadaşları Mekke'de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dediler: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biz müşrik iken izzet sahibiydik (güçlüydük). İman edince zelil duruma düştük.' (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: 'Ben affetmekle emrolundum. Savaşmayın.' Allah bizi Medine'ye nakledince bize savaşmayı emretti. Fakat onlar (savaştan) geri durdular. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şu ayeti indirdi: { أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ } “Kendilerine, ellerinizi (savaştan) çekin ve namazı kılın, denilenleri görmedin mi?” (Nisa: 77)."

3087. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ قُلْتُ عَنْ سَعِيدٍ، قَالَ نَعَمْ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لأَحْمَدَ - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ وَبَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ فَوُضِعَتْ فِي يَدِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَنْتَثِلُونَهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdüla'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Ma'mer'i Zühri'den naklederken işittim; (Ma'mer, Zühri'ye): "Said'den (b. Müseyyeb'den) mi?" dedim. "Evet, Ebû Hureyre'den" dedi. (H) Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh ve Haris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum, lafız Ahmed'e aittir- haber verdiler; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; Yunus'tan, o İbn Şihab'dan, o İbnü'l-Müseyyeb'den, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Ben cevâmiu'l-kelim (az sözle çok mana ifade etme özelliği) ile gönderildim. Korku ile (düşmanın kalbine korku salınarak) yardım olundum. Ben uyurken yeryüzü hazinelerinin anahtarları bana getirildi ve elime konuldu.'" Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gitti (vefat etti), siz ise o hazineleri çıkarıp duruyorsunuz.

3088. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ نِزَارٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْقَاسِمُ بْنُ مَبْرُورٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Harun b. Saîd haber verdi; Halid b. Nizar'dan, dedi ki: Kasım b. Mebrûr bana haber verdi; Yunus'tan, o İbn Şihab'dan, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: "Resûlullah'ı (dinledim), bunun benzerini (söyledi)."

3089. Hadis

أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ وَبَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ فَوُضِعَتْ فِي يَدِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقَدْ ذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَنْتَثِلُونَهَا ‏.‏

Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Harb anlattı; Zübeydî'den, o Zühri'den, o Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan naklen; Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "'Ben cevâmiu'l-kelim ile gönderildim. Korku ile yardım olundum. Ben uyurken yeryüzü hazinelerinin anahtarları bana getirildi ve elime konuldu.'" Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gitti, siz ise o hazineleri çıkarıp duruyorsunuz.

3090. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yunus b. Abdüla'lâ ve Haris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum- haber verdiler; İbn Vehb'den, dedi ki: Bana Yunus haber verdi; İbn Şihab'dan, dedi ki: Saîd b. el-Müseyyeb bana anlattı; Ebû Hureyre ona haber vermiş ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'İnsanlarla 'Lâ ilâhe illallâh' (Allah'tan başka ilah yoktur) deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim 'Lâ ilâhe illallâh' derse, malını ve canını benden korumuş olur. Ancak hakkı (İslam'ın koyduğu cezalar) müstesna. Hesabı ise Allah'a aittir.'"

3091. Hadis

أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ قَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمَ مِنِّي نَفْسَهُ وَمَالَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه وَاللَّهِ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ وَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ ‏.‏

Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; Muhammed b. Harb'den, o Zübeydî'den, o Zühri'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edip Ebû Bekir halife seçilince ve Araplardan kafir olanlar (dinden) dönünce, Ömer: 'Ey Ebû Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallâh derse, canını ve malını benden korumuş olur; ancak hakkı müstesna. Hesabı ise Allah'a aittir' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?' dedi. Ebû Bekir radıyallahu anh şöyle dedi: 'Allah'a yemin olsun ki, namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekat malın hakkıdır. Allah'a yemin olsun ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir oğlağı (bile) bana vermeseler, onu vermedikleri için onlarla savaşırım.' (Ömer dedi ki): 'Allah'a yemin olsun ki, Allah Azze ve Celle'nin Ebû Bekir'in göğsünü savaşa açtığını gördüm ve bunun hak olduğunu anladım.'"

3092. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُغِيرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَأَنْبَأَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ شُعَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَهُ وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ قَالَ عُمَرُ رضى الله عنه يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَقَدْ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا ‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لأَحْمَدَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Mugîre haber verdi; dedi ki: Bize Osman b. Saîd anlattı; Şuayb'dan, o Zühri'den, dedi ki: Bize Ubeydullah anlattı. (H) Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Şuayb'dan, dedi ki: Zühri bana anlattı; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd'dan, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: -Lafız Ahmed'e aittir-: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edip ondan sonra Ebû Bekir (halife) olunca ve Araplardan kafir olanlar (dinden) dönünce, Ömer radıyallahu anh: 'Ey Ebû Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallâh derse, canını ve malını benden korumuş olur; ancak hakkı müstesna. Hesabı ise Allah'a aittir' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?' dedi. Ebû Bekir radıyallahu anh şöyle dedi: 'Namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekat malın hakkıdır. Allah'a yemin olsun ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir oğlağı (bile) bana vermeseler, onu vermedikleri için onlarla savaşırım.' Ömer dedi ki: 'Allah'a yemin olsun ki, Allah Azze ve Celle'nin Ebû Bekir'in göğsünü savaşa açtığını gördüm ve bunun hak olduğunu anladım.'"

3093. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنِي شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَذَكَرَ، آخَرَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا جَمَعَ أَبُو بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَقَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا ‏.‏ قَالَ عُمَرُ رضى الله عنه فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Müemmel b. Fadl anlattı; dedi ki: Bize Velid anlattı; dedi ki: Bana Şuayb b. Ebî Hamza ve Süfyan b. Uyeyne anlattı; -bir başkasını da zikretti-; Zühri'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: "Ebû Bekir (dinden dönenlerle) savaşmak için (orduyu) toplayınca Ömer: 'Ey Ebû Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman, canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar; ancak hakkı müstesna' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?' dedi. Ebû Bekir radıyallahu anh şöyle dedi: 'Namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Allah'a yemin olsun ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir oğlağı (bile) bana vermeseler, onu vermedikleri için onlarla savaşırım.' Ömer radıyallahu anh dedi ki: 'Allah'a yemin olsun ki, Allah Teâlâ'nın Ebû Bekir'in göğsünü onlarla savaşmaya açtığını gördüm ve bunun hak olduğunu anladım.'"

3094. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِمْرَانُ أَبُو الْعَوَّامِ الْقَطَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ارْتَدَّتِ الْعَرَبُ قَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ الْعَرَبَ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا مِمَّا كَانُوا يُعْطُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَيْهِ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ رضى الله عنه فَلَمَّا رَأَيْتُ رَأْىَ أَبِي بَكْرٍ قَدْ شُرِحَ عَلِمْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عِمْرَانُ الْقَطَّانُ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ فِي الْحَدِيثِ وَهَذَا الْحَدِيثُ خَطَأٌ وَالَّذِي قَبْلَهُ الصَّوَابُ حَدِيثُ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bize Amr b. Asım anlattı; dedi ki: Bize İmran Ebu'l-Avvam el-Kattân anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zühri'den, o Enes b. Malik'ten naklen; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edince Araplar dinden döndü. Ömer dedi ki: 'Ey Ebû Bekir! Araplarla nasıl savaşırsın?' Ebû Bekir radıyallahu anh şöyle dedi: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şehadet edinceye, namazı kılıp zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolundum' buyurdu. Allah'a yemin olsun ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir oğlağı (bile) bana vermeseler, onu vermedikleri için onlarla savaşırım.' Ömer radıyallahu anh dedi ki: 'Ebû Bekir'in görüşünün (göğsünün) açıldığını görünce, bunun hak olduğunu anladım.'" Ebû Abdirrahman (Nesai) dedi ki: İmran el-Kattân hadiste kavi (güçlü) değildir. Bu hadis hatalıdır. Doğrusu ondan önceki, Zühri'nin Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, onun da Ebû Hureyre'den naklettiği hadistir.

3095. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَأَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَهَا فَقَدْ عَصَمَ مِنِّي نَفْسَهُ وَمَالَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Mugîre haber verdi; dedi ki: Bize Osman anlattı; Şuayb'dan, o Zühri'den. (H) Bana Amr b. Osman b. Saîd b. Kesîr haber verdi; dedi ki: Babam anlattı; dedi ki: Bize Şuayb anlattı; Zühri'den, dedi ki: Saîd b. el-Müseyyeb bana anlattı; Ebû Hureyre ona haber vermiş ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'İnsanlarla 'Lâ ilâhe illallâh' deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim bunu söylerse, canını ve malını benden korumuş olur. Ancak hakkı müstesna. Hesabı ise Allah'a aittir.'"

3096. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Harun b. Abdullah ve Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdiler; dediler ki: Bize Yezîd anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme haber verdi; Humeyd'den, o Enes'ten, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen; buyurdu ki: "'Müşriklere karşı mallarınızla, ellerinizle ve dillerinizle cihad edin.'"

3097. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ أَنْبَأَنَا وُهَيْبٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْوَرْدِ - قَالَ أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ وَلَمْ يُحَدِّثْ نَفْسَهُ بِغَزْوٍ مَاتَ عَلَى شُعْبَةِ نِفَاقٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abde b. Abdirrahim haber verdi; dedi ki: Bize Seleme b. Süleyman anlattı; dedi ki: Bize İbnü'l-Mübarek haber verdi; dedi ki: Bize Vüheyb -yani İbnü'l-Verd- haber verdi; dedi ki: Bana Ömer b. Muhammed b. el-Münkedir haber verdi; Sümeyy'den, o Ebû Salih'ten, o Ebû Hureyre'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen; buyurdu ki: "'Kim gazaya katılmadan (savaşmadan) ve içinden gazaya katılmayı geçirmeden (buna niyet etmeden) ölürse, nifaktan bir şube (alamet) üzerine ölür.'"

3098. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الْوَزِيرِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ عُفَيْرٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنِ ابْنِ مُسَافِرٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنَّ رِجَالاً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ لاَ تَطِيبُ أَنْفُسُهُمْ أَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنِّي وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ عَلَيْهِ مَا تَخَلَّفْتُ عَنْ سَرِيَّةٍ تَغْزُو فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوَدِدْتُ أَنِّي أُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Yahya b. Vezir b. Süleyman haber verdi; İbn Ufeyr'den, o Leys'ten, o İbn Müsafir'den, o İbn Şihab'dan, o Ebû Seleme b. Abdurrahman ve Saîd b. el-Müseyyeb'den naklen; Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "'Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, eğer müminlerden bir kısmı, benden ayrı kalmaya gönülleri razı olmayan ve benim de kendilerini bindirecek (binek) bulamadığım kimseler olmasaydı, Allah Azze ve Celle yolunda savaşan hiçbir seriyeden (müfrezeden) geri kalmazdım. Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, Allah yolunda öldürülüp sonra diriltilmeyi, sonra öldürülüp sonra diriltilmeyi, sonra öldürülüp sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi ne kadar isterdim!'"

3099. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُفَضَّلِ - قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ رَأَيْتُ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ جَالِسًا فَجِئْتُ حَتَّى جَلَسْتُ إِلَيْهِ فَحَدَّثَنَا أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُنْزِلَ عَلَيْهِ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏.‏ فَجَاءَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَهُوَ يُمِلُّهَا عَلَىَّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَسْتَطِيعُ الْجِهَادَ لَجَاهَدْتُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَفَخِذُهُ عَلَى فَخِذِي فَثَقُلَتْ عَلَىَّ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنْ سَتُرَضُّ فَخِذِي ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ ‏{‏ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ ‏}‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ هَذَا لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ يَرْوِي عَنْهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَعَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ لَيْسَ بِثِقَةٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî haber verdi; dedi ki: Bize Bişr -yani İbnü'l-Mufaddal- anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. İshak haber verdi; Zühri'den, o Sehl b. Sa'd'dan naklen; dedi ki: "Mervan b. Hakem'i otururken gördüm ve yanına gelip oturdum. Bize Zeyd b. Sabit'in kendisine anlattığı şu hadisi nakletti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e { لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ } “Müminlerden oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz” ayeti indirildi. O bunu bana yazdırırken İbn Ümmü Mektum geldi ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Eğer cihada gücüm yetseydi mutlaka cihad ederdim' dedi. (Zeyd dedi ki:) Bunun üzerine Allah Azze ve Celle (vahiy) indirdi. O sırada (Resûlullah'ın) uyluğu benim uyluğumun üzerindeydi. O kadar ağırlaştı ki uyluğumun ezileceğini sandım. Sonra vahiy hali ondan geçti (ve): { غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ } “Mazeret sahipleri müstesna” (Nisa: 95) (kısmı nazil oldu)." Ebû Abdirrahman dedi ki: Bu (senetteki) Abdurrahman b. İshak'ta bir beis yoktur. (Ancak) Ali b. Müshir, Ebû Muaviye ve Abdülvahid b. Ziyad'ın Numan b. Sa'd'dan rivayet ettiği Abdurrahman b. İshak ise sika (güvenilir) değildir.

3100. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ رَأَيْتُ مَرْوَانَ جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى جَلَسْتُ إِلَى جَنْبِهِ فَأَخْبَرَنَا أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمْلَى عَلَيْهِ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ فَجَاءَهُ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَهُوَ يُمِلُّهَا عَلَىَّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَسْتَطِيعُ الْجِهَادَ لَجَاهَدْتُ ‏.‏ وَكَانَ رَجُلاً أَعْمَى فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَفَخِذُهُ عَلَى فَخِذِي حَتَّى هَمَّتْ تَرُضُّ فَخِذِي ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahya b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim b. Sa'd anlattı; dedi ki: Babam bana anlattı; Salih'ten, o İbn Şihab'dan, dedi ki: Sehl b. Sa'd bana anlattı; dedi ki: "Mervan'ı mescitte otururken gördüm ve yanına gelip oturdum. Bize Zeyd b. Sabit'in kendisine şöyle haber verdiğini anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: { لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ } “Müminlerden oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz” ayetini yazdırdı. (Zeyd) dedi ki: O bunu bana yazdırırken İbn Ümmü Mektum geldi ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Eğer cihada gücüm yetseydi mutlaka cihad ederdim' dedi. O ama bir adamdı. Bunun üzerine Allah Resûlü'ne sallallâhu aleyhi ve sellem vahiy indirildi. O sırada uyluğu benim uyluğumun üzerindeydi. Uyluğumu o kadar ezdi ki neredeyse uyluğumu parçalayacağını (kıracağını) sandım. Sonra vahiy hali ondan geçti ve Allah Azze ve Celle: { غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ } “Mazeret sahipleri müstesna” (Nisa: 95) (kısmını) indirdi."

3101. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا قَالَ ‏"‏ ائْتُونِي بِالْكَتِفِ وَاللَّوْحِ ‏"‏ ‏.‏ فَكَتَبَ ‏{‏ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ ‏}‏ وَعَمْرُو بْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ خَلْفَهُ فَقَالَ هَلْ لِي رُخْصَةٌ فَنَزَلَتْ ‏{‏ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ ‏}‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; babasından, o Ebû İshak'tan, o Bera'dan naklen; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem... -sonra manası şu olan bir kelime (ifade) zikretti- şöyle buyurdu: "'Bana kürek kemiği ve levha getirin.' Sonra { لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ } “Müminlerden oturanlar bir olmaz” (ayetini) yazdı. Amr b. Ümmü Mektum onun arkasındaydı. 'Benim için bir ruhsat var mı?' dedi. Bunun üzerine { غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ } “Mazeret sahipleri müstesna” (kısmı) indi."

3102. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ ‏}‏ جَاءَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ وَكَانَ أَعْمَى فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَكَيْفَ فِيَّ وَأَنَا أَعْمَى قَالَ فَمَا بَرِحَ حَتَّى نَزَلَتْ ‏{‏ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Bekir b. Ayyaş anlattı; Ebû İshak'tan, o Bera'dan naklen; dedi ki: "{ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ } “Müminlerden oturanlar bir olmaz” (ayeti) inince, İbn Ümmü Mektum geldi -ki o amaydı-. 'Ey Allah'ın Resûlü! Benim durumum ne olacak, ben amayım' dedi. (Ravi) dedi ki: O (yerinden) ayrılmadan { غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ } “Mazeret sahipleri müstesna” (kısmı) indi."

3103. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَأْذِنُهُ فِي الْجِهَادِ فَقَالَ ‏"‏ أَحَىٌّ وَالِدَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَفِيهِمَا فَجَاهِدْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi; Yahya b. Saîd'den, o Süfyan ve Şûbe'den; dediler ki: Bize Habîb b. Ebî Sabit anlattı; Ebu'l-Abbas'tan, o Abdullah b. Amr'dan naklen; dedi ki: "Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve cihad için ondan izin istedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) ona: 'Anne baban sağ mı?' diye sordu. Adam: 'Evet' dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: 'Öyleyse onlar uğrunda cihad et (onlara hizmet et).'"

3104. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْحَكَمِ الْوَرَّاقُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - عَنْ أَبِيهِ، طَلْحَةَ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ جَاهِمَةَ السُّلَمِيِّ، أَنَّ جَاهِمَةَ، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَدْتُ أَنْ أَغْزُوَ وَقَدْ جِئْتُ أَسْتَشِيرُكَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ أُمٍّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالْزَمْهَا فَإِنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ رِجْلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdülvehhab b. Abdilhakem el-Verrâk haber verdi; dedi ki: Bize Haccac anlattı; İbn Cüreyc'den, dedi ki: Muhammed b. Talha -ki o İbn Abdullah b. Abdurrahman'dır- bana haber verdi; babası Talha'dan, o Muaviye b. Cahime es-Sülemî'den naklen; Cahime Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle demiş: "'Ey Allah'ın Resûlü! Gaza etmek (savaşmak) istiyorum ve sana danışmaya geldim.' (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): 'Annen var mı?' diye sordu. O: 'Evet' dedi. Buyurdu ki: 'Öyleyse ondan ayrılma (ona hizmet et). Çünkü cennet onun ayaklarının altındadır.'"

3105. Hadis

أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ النَّاسِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ مَنْ جَاهَدَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ مُؤْمِنٌ فِي شِعْبٍ مِنَ الشِّعَابِ يَتَّقِي اللَّهَ وَيَدَعُ النَّاسَ مِنْ شَرِّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Zübeydî'den, o Zühri'den, o Atâ b. Yezîd'den, o Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen; bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "'Ey Allah'ın Resûlü! İnsanların hangisi en faziletlidir?' Buyurdu ki: 'Allah yolunda canıyla ve malıyla cihad eden kimse.' 'Sonra kim ey Allah'ın Resûlü?' dedi. Buyurdu ki: 'Sonra dağ yollarından bir yola çekilip Allah'tan sakınan ve insanları şerrinden uzak tutan mümin.'"

3106. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ أَبِي الْخَطَّابِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ تَبُوكَ يَخْطُبُ النَّاسَ وَهُوَ مُسْنِدٌ ظَهْرَهُ إِلَى رَاحِلَتِهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ النَّاسِ وَشَرِّ النَّاسِ إِنَّ مِنْ خَيْرِ النَّاسِ رَجُلاً عَمِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَلَى ظَهْرِ فَرَسِهِ أَوْ عَلَى ظَهْرِ بَعِيرِهِ أَوْ عَلَى قَدَمِهِ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمَوْتُ وَإِنَّ مِنْ شَرِّ النَّاسِ رَجُلاً فَاجِرًا يَقْرَأُ كِتَابَ اللَّهِ لاَ يَرْعَوِي إِلَى شَىْءٍ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Ebu'l-Hayr'dan, o Ebu'l-Hattab'dan, o Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük senesi sırtını bineğine dayamış halde insanlara hutbe veriyordu. Şöyle buyurdu: 'Size insanların en hayırlısını ve insanların en şerlisini haber vereyim mi? İnsanların en hayırlılarından biri; atının sırtında veya devesinin sırtında yahut yaya olarak, kendisine ölüm gelinceye kadar Allah yolunda amel eden (savaşan) adamdır. İnsanların en şerlilerinden biri de; Allah'ın Kitabı'nı okuyan, (ancak) ondan hiçbir şeyle (günahlardan) vazgeçmeyen (onunla amel etmeyen) facir adamdır.'"

3107. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لاَ يَبْكِي أَحَدٌ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ فَتَطْعَمَهُ النَّارُ حَتَّى يُرَدَّ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ وَلاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي مَنْخَرَىْ مُسْلِمٍ أَبَدًا ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Cafer b. Avn anlattı; dedi ki: Bize Mis'ar anlattı; Muhammed b. Abdurrahman'dan, o İsa b. Talha'dan, o Ebû Hureyre'den naklen; dedi ki: "Allah korkusundan ağlayan hiç kimseyi, süt memeye geri dönünceye kadar (yani asla) ateş yakmaz. Allah yolundaki toz ile cehennem dumanı bir Müslümanın burun deliklerinde asla bir araya gelmez."

3108. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ تَعَالَى حَتَّى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ وَلاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ نَارِ جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hannâd b. es-Serî haber verdi; İbnü'l-Mübarek'ten, o Mes'ûdî'den, o Muhammed b. Abdurrahman'dan, o İsa b. Talha'dan, o Ebû Hureyre'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen; buyurdu ki: "'Allah Teâlâ korkusundan ağlayan hiçbir kimse, süt memeye geri dönünceye kadar (yani asla) ateşe girmez. Allah yolundaki toz ile cehennem ateşinin dumanı asla bir araya gelmez.'"

3109. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعَانِ فِي النَّارِ مُسْلِمٌ قَتَلَ كَافِرًا ثُمَّ سَدَّدَ وَقَارَبَ وَلاَ يَجْتَمِعَانِ فِي جَوْفِ مُؤْمِنٍ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَفَيْحُ جَهَنَّمَ وَلاَ يَجْتَمِعَانِ فِي قَلْبِ عَبْدٍ الإِيمَانُ وَالْحَسَدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsa b. Hammad haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; İbn Aclan'dan, o Süheyl b. Ebî Salih'ten, o babasından, o Ebû Hureyre'den naklen; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Bir kafiri öldüren, sonra da (Allah yolunda) doğruluğa ve itidale sarılan bir Müslüman ateşle asla bir araya gelmez. Bir müminin içinde Allah yolundaki toz ile cehennemin sıcaklığı (kokusu) asla bir araya gelmez. Bir kulun kalbinde iman ile haset asla bir araya gelmez.'"

3110. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ عَبْدٍ أَبَدًا وَلاَ يَجْتَمِعُ الشُّحُّ وَالإِيمَانُ فِي قَلْبِ عَبْدٍ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerir anlattı; Süheyl'den, (o da) Safvan b. Ebi Yezid'den, (o da) Ka'ka' b. Leclac'dan, (o da) Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanı, bir kulun içinde (bedeninde) asla bir araya gelmez. Cimrilik ile iman da bir kulun kalbinde asla bir araya gelmez."

3111. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي وَجْهِ رَجُلٍ أَبَدًا وَلاَ يَجْتَمِعُ الشُّحُّ وَالإِيمَانُ فِي قَلْبِ عَبْدٍ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdi anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; Süheyl b. Ebi Salih'ten, (o da) Safvan b. Süleym'den, (o da) Halid b. Leclac'dan, (o da) Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanı, bir adamın yüzünde asla bir araya gelmez. Cimrilik ile iman da bir kulun kalbinde asla bir araya gelmez."

3112. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ عَبْدٍ وَلاَ يَجْتَمِعُ الشُّحُّ وَالإِيمَانُ فِي جَوْفِ عَبْدٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Amir haber verdi; dedi ki: Bize Mansur b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd haber verdi; İbn'ul-Had'dan, Süheyl b. Ebi Salih'ten, Safvan b. Ebi Yezid'den, Ka'ka' b. Leclac'dan, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanı, bir kulun içinde (bedeninde) asla bir araya gelmez. Cimrilik ile iman da bir kulun içinde (kalbinde) asla bir araya gelmez."

3113. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَرْعَرَةُ بْنُ الْبِرِنْدِ، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي مَنْخَرَىْ مُسْلِمٍ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Ar'are b. el-Birind ve İbn Ebi Adi anlattı; dediler ki: Bize Muhammed b. Amr anlattı; Safvan b. Ebi Yezid'den, Husayn b. Leclac'dan, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanı, bir müslümanın burnunda asla bir araya gelmez."

3114. Hadis

أَخْبَرَنِي شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي مَنْخَرَىْ مُسْلِمٍ وَلاَ يَجْتَمِعُ شُحٌّ وَإِيمَانٌ فِي قَلْبِ رَجُلٍ مُسْلِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Şuayb b. Yusuf haber verdi; dedi ki: Bize Yezid b. Harun anlattı; Muhammed b. Amr'dan, (o da) Safvan b. Ebi Yezid'den, (o da) Husayn b. Leclac'dan, (o da) Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanı, bir müslümanın burnunda asla bir araya gelmez. Cimrilik ile iman da bir müslüman adamın kalbinde asla bir araya gelmez."

3115. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ بْنِ اللَّجْلاَجِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ لاَ يَجْمَعُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ غُبَارًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانَ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ امْرِئٍ مُسْلِمٍ وَلاَ يَجْمَعُ اللَّهُ فِي قَلْبِ امْرِئٍ مُسْلِمٍ الإِيمَانَ بِاللَّهِ وَالشُّحَّ جَمِيعًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi; Şuayb'dan, Leys'ten, Ubeydullah b. Ebi Cafer'den, Safvan b. Ebi Yezid'den, Ebu'l-Ala b. Leclac'dan, (o da) Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiştir: "Allah azze ve celle, Allah yolunda (bulaşan) toz ile cehennem dumanını müslüman bir kişinin içinde (bedeninde) asla bir araya getirmez. Allah, müslüman bir kişinin kalbinde Allah'a iman ile cimriliği asla bir arada toplamaz."

3116. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ لَحِقَنِي عَبَايَةُ بْنُ رَافِعٍ وَأَنَا مَاشٍ، إِلَى الْجُمُعَةِ فَقَالَ أَبْشِرْ فَإِنَّ خُطَاكَ هَذِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ سَمِعْتُ أَبَا عَبْسٍ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ اغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ حَرَامٌ عَلَى النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Huseyn b. Hureys haber verdi; dedi ki: Bize Velid b. Müslim anlattı; dedi ki: Bize Yezid b. Ebi Meryem anlattı; dedi ki: Ben Cuma namazına yürürken Abaye b. Rafi' bana yetişti ve dedi ki: "Müjdeler olsun! Zira senin bu adımların Allah yolundadır. Ben Ebu Abs'ı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:" "Allah yolunda ayakları tozlanan kimse (cehennem) ateş(in)e haramdır."

3117. Hadis

أَخْبَرَنَا عِصْمَةُ بْنُ الْفَضْلِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ شُمَيْرٍ الرُّعَيْنِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا عَلِيٍّ التُّجِيبِيَّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا رَيْحَانَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ حُرِّمَتْ عَيْنٌ عَلَى النَّارِ سَهِرَتْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsme b. el-Fadl haber verdi; dedi ki: Bize Zeyd b. Hubab anlattı; Abdurrahman b. Şüreyh'ten, (o da) Muhammed b. Şumeyr er-Ruayni'yi şöyle derken işitmiştir: Ben Ebu Ali et-Tucibi'yi şöyle derken işittim; o Ebu Reyhane'yi şöyle derken işitmiş: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda uykusuz kalan bir göze (cehennem) ateş(i) haram kılınmıştır."

3118. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْغَدْوَةُ وَالرَّوْحَةُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَفْضَلُ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abde b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Hüseyin b. Ali anlattı; Zaide'den, Süfyan'dan, Ebu Hazim'den, Sehl b. Sa'd'dan (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle yolunda bir sabah yürüyüşü ve akşam yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha üstündür."

3119. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنِي شُرَحْبِيلُ بْنُ شَرِيكٍ الْمَعَافِرِيُّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا أَيُّوبَ الأَنْصَارِيَّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ وَغَرَبَتْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi; dedi ki: Babam anlattı; dedi ki: Bize Said b. Ebi Eyyub anlattı; dedi ki: Bana Şurahbil b. Şerik el-Meafiri anlattı; Ebu Abdurrahman el-Hubuli'den, (o da) Ebu Eyyub el-Ensari'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda bir sabah yürüyüşü veya bir akşam yürüyüşü, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır."

3120. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ كُلُّهُمْ حَقٌّ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَوْنُهُ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالنَّاكِحُ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ وَالْمُكَاتَبُ الَّذِي يُرِيدُ الأَدَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi; babasından, dedi ki: Bize Abdullah b. Mübarek anlattı; Muhammed b. Aclan'dan, Said el-Makburi'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Üç sınıf insan vardır ki onlara yardım etmek Allah azze ve celle üzerine bir haktır: Allah yolunda cihad eden, iffetli olmak isteyerek evlenen ve (borcunu) ödemek isteyerek mukatebe (özgürlük anlaşması) yapan köle."

3121. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ مَخْرَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ سُهَيْلَ بْنَ أَبِي صَالِحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ وَفْدُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ثَلاَثَةٌ الْغَازِي وَالْحَاجُّ وَالْمُعْتَمِرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsa b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; Mahreme'den, babasından, dedi ki: Ben Süheyl b. Ebi Salih'i işittim; dedi ki: Ben babamı şöyle derken işittim; o Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle'nin heyeti (misafirleri) üçtür: Gazi (Allah yolunda savaşan), hacı ve umre yapan."

3122. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَكَفَّلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِمَنْ جَاهَدَ فِي سَبِيلِهِ لاَ يُخْرِجُهُ إِلاَّ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِهِ وَتَصْدِيقُ كَلِمَتِهِ بِأَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ يَرُدَّهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ مَعَ مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- haber verdiler; İbn'ul-Kasım'dan, dedi ki: Bize Malik anlattı; Ebu'z-Zinad'dan, A'rec'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle, kendi yolunda cihad eden -ve evinden sadece O'nun yolunda cihad ve kelimesini tasdik etmek için çıkan- kimseye kefil olmuştur: Onu (bu uğurda ölürse) cennete koyacak veya elde ettiği sevap veya ganimetle birlikte çıktığı evine geri döndürecektir."

3123. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، مَوْلَى بْنِ أَبِي ذُبَابٍ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ انْتَدَبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِمَنْ يَخْرُجُ فِي سَبِيلِهِ لاَ يُخْرِجُهُ إِلاَّ الإِيمَانُ بِي وَالْجِهَادُ فِي سَبِيلِي أَنَّهُ ضَامِنٌ حَتَّى أُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ بِأَيِّهِمَا كَانَ إِمَّا بِقَتْلٍ أَوْ وَفَاةٍ أَوْ أَرُدَّهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ نَالَ مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Said'den, İbn Ebi Zübab'ın azatlısı Ata b. Mina'dan, o da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah azze ve celle, kendi yolunda (savaşa) çıkan -ki onu bana iman ve yolumda cihad etmekten başka bir şey çıkarmamıştır- kimseye kefil olmuştur: Onu, öldürülme veya vefat etme durumunda cennete koyacağına veya elde ettiği sevap veya ganimetle birlikte çıktığı evine geri döndüreceğine dair (garanti vermiştir)."

3124. Hadis

أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ - وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ - كَمَثَلِ الصَّائِمِ الْقَائِمِ وَتَوَكَّلَ اللَّهُ لِلْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِهِ بِأَنْ يَتَوَفَّاهُ فَيُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ يَرْجِعَهُ سَالِمًا بِمَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr b. Osman b. Said b. Kesir b. Dinar haber verdi; dedi ki: Bize babam anlattı; Şuayb'dan, Zühri'den, dedi ki: Bana Said b. el-Müseyyeb haber verdi; dedi ki: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işittim: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda cihad edenin misali -ki Allah kendi yolunda cihad edeni en iyi bilendir- (gündüzleri) oruç tutan, (geceleri) namaz kılan kimsenin misali gibidir. Allah kendi yolunda cihad edene; ya vefat ettirip cennete koymayı ya da elde ettiği sevap veya ganimetle birlikte sağ salim geri döndürmeyi taahhüt etmiştir."

3125. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ غَازِيَةٍ تَغْزُو فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُصِيبُونَ غَنِيمَةً إِلاَّ تَعَجَّلُوا ثُلُثَىْ أَجْرِهِمْ مِنَ الآخِرَةِ وَيَبْقَى لَهُمُ الثُّلُثُ فَإِنْ لَمْ يُصِيبُوا غَنِيمَةً تَمَّ لَهُمْ أَجْرُهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi; dedi ki: Babam anlattı; dedi ki: Bize Hayve anlattı -ve bir başkasını (daha) zikretti-; dediler ki: Bize Ebu Hani' el-Havlani anlattı; o Ebu Abdurrahman el-Hubuli'den işitmiş, diyor ki: Ben Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işittim: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda gazaya çıkıp da ganimet elde eden hiçbir birlik yoktur ki, ahiret ecirlerinin üçte ikisini (dünyada) peşin almış olmasınlar; (geriye) onlara üçte biri kalır. Eğer ganimet elde edemezlerse ecirleri onlar için tam olur."

3126. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا يَحْكِيهِ عَنْ رَبِّهِ عَزَّ وَجَلَّ قَالَ ‏ "‏ أَيُّمَا عَبْدٍ مِنْ عِبَادِي خَرَجَ مُجَاهِدًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِي ضَمِنْتُ لَهُ أَنْ أَرْجَعَهُ إِنْ أَرْجَعْتُهُ بِمَا أَصَابَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ وَإِنْ قَبَضْتُهُ غَفَرْتُ لَهُ وَرَحِمْتُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana İbrahim b. Yakub haber verdi; dedi ki: Bize Haccac anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; Yunus'tan, Hasan'dan, İbn Ömer'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Rabbinden -azze ve celle- naklettiği rivayetinde şöyle buyurmuştur: "Kullarımdan herhangi bir kul, benim rızamı isteyerek Allah yolunda cihad etmek üzere yola çıkarsa; onu (seferden) geri döndürdüğümde elde ettiği sevap veya ganimetle birlikte geri döndürmeyi, şayet ruhunu alırsam onu bağışlamayı ve ona merhamet etmeyi garanti ettim."

3127. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ - وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِهِ - كَمَثَلِ الصَّائِمِ الْقَائِمِ الْخَاشِعِ الرَّاكِعِ السَّاجِدِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennad b. es-Seri haber verdi; İbn'ul-Mübarek'ten, Ma'mer'den, Zühri'den, Said b. el-Müseyyeb'den, Ebu Hureyre'den, dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda cihad edenin misali -ki Allah kendi yolunda cihad edeni en iyi bilendir- (gündüzleri) oruç tutan, (geceleri) namaz kılan, huşu içinde olan, rüku ve secde eden kimsenin misali gibidir."

3128. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جُحَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حُصَيْنٍ، أَنَّ ذَكْوَانَ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ حَدَّثَهُ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ يَعْدِلُ الْجِهَادَ قَالَ ‏ "‏ لاَ أَجِدُهُ هَلْ تَسْتَطِيعُ إِذَا خَرَجَ الْمُجَاهِدُ تَدْخُلُ مَسْجِدًا فَتَقُومُ لاَ تَفْتُرُ وَتَصُومُ لاَ تُفْطِرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَنْ يَسْتَطِيعُ ذَلِكَ

Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Affan anlattı; dedi ki: Bize Hemmam anlattı; dedi ki: Bana Muhammed b. Cuhade anlattı; dedi ki: Bana Ebu Husayn anlattı; Zekvan ona anlatmış, Ebu Hureyre de ona anlatmış, dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Bana cihada denk olacak bir amel göster" dedi. (Resulullah): "Böyle bir amel bulamıyorum. Peki mücahid sefere çıktığında, sen de bir mescide girip hiç ara vermeden namaz kılmaya ve hiç iftar etmeden oruç tutmaya güç yetirebilir misin?" buyurdu. Adam: "Buna kim güç yetirebilir ki?" dedi.

3129. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ أَبِي مُرَاوِحٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، أَنَّهُ سَأَلَ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الْعَمَلِ خَيْرٌ قَالَ ‏ "‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَجِهَادٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi; Şuayb'dan, Leys'ten, Ubeydullah b. Ebi Cafer'den; dedi ki: Bana Urve haber verdi; Ebu Muravvih'ten, Ebu Zer'den (naklettiğine göre); o, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Hangi amel daha hayırlıdır?" diye sormuş. (Resulullah): "Allah'a iman ve Allah azze ve celle yolunda cihad etmektir" buyurdu.

3130. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ حَجٌّ مَبْرُورٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrezzak haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zühri'den, İbn'ul-Müseyyeb'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu: "Amellerin hangisi daha üstündür?" (Resulullah): "Allah'a imandır" buyurdu. Adam: "Sonra hangisidir?" dedi. (Resulullah): "Allah yolunda cihaddır" buyurdu. Adam: "Sonra hangisidir?" dedi. (Resulullah): "Mebrur (kabul edilmiş) bir hacdır" buyurdu.

3131. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هَانِئٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ يَا أَبَا سَعِيدٍ مَنْ رَضِيَ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَعَجِبَ لَهَا أَبُو سَعِيدٍ قَالَ أَعِدْهَا عَلَىَّ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَفَعَلَ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأُخْرَى يُرْفَعُ بِهَا الْعَبْدُ مِائَةَ دَرَجَةٍ فِي الْجَنَّةِ مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَمَا هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- dedi ki: İbn Vehb'den (nakledildi), dedi ki: Bana Ebu Hani' anlattı; Ebu Abdurrahman el-Hubuli'den, Ebu Said el-Hudri'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ey Ebu Said! Kim Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan ve peygamber olarak Muhammed'den razı olursa, cennet ona vacip olur." Ebu Said buna hayran kaldı ve: "Bunu bana tekrarla ey Allah'ın Resulü!" dedi. (Resulullah) da tekrarladı, sonra şöyle buyurdu: "Bir başka (amel) daha vardır ki, Allah onunla kulu cennette yüz derece yükseltir. Her iki derece arası, gökle yer arası gibidir." (Ebu Said): "O nedir ey Allah'ın Resulü?" dedi. (Resulullah): "Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihaddır" buyurdu.

3132. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى بْنِ الْقَاسِمِ بْنِ سُمَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَقَامَ الصَّلاَةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَمَاتَ لاَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يَغْفِرَ لَهُ هَاجَرَ أَوْ مَاتَ فِي مَوْلِدِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نُخْبِرُ بِهَا النَّاسَ فَيَسْتَبْشِرُوا بِهَا فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ لِلْجَنَّةِ مِائَةَ دَرَجَةٍ بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ كَمَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ أَعَدَّهَا اللَّهُ لِلْمُجَاهِدِينَ فِي سَبِيلِهِ وَلَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ عَلَيْهِ وَلاَ تَطِيبُ أَنْفُسُهُمْ أَنْ يَتَخَلَّفُوا بَعْدِي مَا قَعَدْتُ خَلْفَ سَرِيَّةٍ وَلَوَدِدْتُ أَنِّي أُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Harun b. Muhammed b. Bekkar b. Bilal haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. İsa b. Kasım b. Sümey' anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Vakıd anlattı; dedi ki: Bana Busr b. Ubeydullah anlattı; Ebu İdris el-Havlani'den, Ebu Derda'dan (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim namazı dosdoğru kılar, zekatı verir ve Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse; (ister) hicret etsin, (ister) doğduğu yerde ölsün, onu bağışlamak Allah azze ve celle üzerine bir hak olur." Biz: "Ey Allah'ın Resulü! Bunu insanlara haber verelim de müjdelensinler mi?" dedik. O şöyle buyurdu: "Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Her iki derece arası, gökle yer arası gibidir. Allah onları kendi yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Eğer müminlere zorluk çıkarmayacak olsaydım -ve onları (binek üzerine) bindirecek bir şey bulamıyorum, benden sonra geri kalmaları da (üzüntüden dolayı) gönüllerini hoş etmiyor- hiçbir seriyyenin arkasında (seferden geri) kalmazdım. Ve muhakkak ki, (Allah yolunda) öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra (tekrar) öldürülmeyi isterdim."

3133. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَالِكٍ الْجَنْبِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ أَنَا زَعِيمٌ - وَالزَّعِيمُ الْحَمِيلُ - لِمَنْ آمَنَ بِي وَأَسْلَمَ وَهَاجَرَ بِبَيْتٍ فِي رَبَضِ الْجَنَّةِ وَبِبَيْتٍ فِي وَسَطِ الْجَنَّةِ وَأَنَا زَعِيمٌ لِمَنْ آمَنَ بِي وَأَسْلَمَ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِبَيْتٍ فِي رَبَضِ الْجَنَّةِ وَبِبَيْتٍ فِي وَسَطِ الْجَنَّةِ وَبِبَيْتٍ فِي أَعْلَى غُرَفِ الْجَنَّةِ مَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَلَمْ يَدَعْ لِلْخَيْرِ مَطْلَبًا وَلاَ مِنَ الشَّرِّ مَهْرَبًا يَمُوتُ حَيْثُ شَاءَ أَنْ يَمُوتَ ‏"‏ ‏.‏

Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- dedi ki: İbn Vehb'den (nakledildi), dedi ki: Bana Ebu Hani' haber verdi; Amr b. Malik el-Cenbi'den, o Fedale b. Ubeyd'i şöyle derken işitmiş: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ben kefilim -ki zaim (kefil) hamil (yüklenen/garanti eden) demektir- bana iman eden, Müslüman olan ve hicret eden kimse için cennetin kıyısında bir eve ve cennetin ortasında bir eve (kefilim). Ve yine ben kefilim; bana iman eden, Müslüman olan ve Allah yolunda cihad eden kimse için cennetin kıyısında bir eve, cennetin ortasında bir eve ve cennet odalarının en yükseğinde bir eve (kefilim). Kim bunları yaparsa, hayır namına (istenecek) hiçbir talep bırakmamış, şerden kaçacak (her yola başvurmuş) olur. Artık nerede ölmek isterse ölsün (cenneti hak etmiştir)."

3134. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَقِيلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ سَبْرَةَ بْنِ أَبِي فَاكِهٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ الشَّيْطَانَ قَعَدَ لاِبْنِ آدَمَ بِأَطْرُقِهِ فَقَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الإِسْلاَمِ فَقَالَ تُسْلِمُ وَتَذَرُ دِينَكَ وَدِينَ آبَائِكَ وَآبَاءِ أَبِيكَ فَعَصَاهُ فَأَسْلَمَ ثُمَّ قَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الْهِجْرَةِ فَقَالَ تُهَاجِرُ وَتَدَعُ أَرْضَكَ وَسَمَاءَكَ وَإِنَّمَا مَثَلُ الْمُهَاجِرِ كَمَثَلِ الْفَرَسِ فِي الطِّوَلِ فَعَصَاهُ فَهَاجَرَ ثُمَّ قَعَدَ لَهُ بِطَرِيقِ الْجِهَادِ فَقَالَ تُجَاهِدُ فَهُوَ جَهْدُ النَّفْسِ وَالْمَالِ فَتُقَاتِلُ فَتُقْتَلُ فَتُنْكَحُ الْمَرْأَةُ وَيُقْسَمُ الْمَالُ فَعَصَاهُ فَجَاهَدَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ وَمَنْ قُتِلَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ وَإِنْ غَرِقَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ وَقَصَتْهُ دَابَّتُهُ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bana İbrahim b. Yakub haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'n-Nadr Haşim b. el-Kasım anlattı; dedi ki: Bize Ebu Akil Abdullah b. Akil anlattı; dedi ki: Bize Musa b. el-Müseyyeb anlattı; Salim b. Ebi Ca'd'dan, Sebre b. Ebi Fakih'ten, dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Şeytan Ademoğlu'nun yollarına oturdu. Ona İslam yolunda oturdu ve şöyle dedi: 'Müslüman mı olacaksın, dinini, babalarının ve atalarının dinini mi bırakacaksın?' (Ademoğlu) ona isyan etti ve Müslüman oldu. Sonra ona hicret yolunda oturdu ve şöyle dedi: 'Hicret mi edeceksin, yerini ve göğünü (vatanını) mü terk edeceksin? Muhakkak ki muhacir, ipte bağlı at gibidir.' (Ademoğlu) ona isyan etti ve hicret etti. Sonra ona cihad yolunda oturdu ve şöyle dedi: 'Cihad mı edeceksin? O can ve malla yapılan bir çabadır. Savaşır, öldürülürsün; (sonra) karın başkasıyla evlenir, malın taksim edilir.' (Ademoğlu) ona isyan etti ve cihad etti." Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (devamla) şöyle buyurdu: "Kim böyle yaparsa, onu cennete koymak Allah azze ve celle üzerine bir hak olur. Kim (bu yolda) öldürülürse, onu cennete koymak Allah azze ve celle üzerine bir hak olur. Boğulsa da onu cennete koymak Allah üzerine bir hak olur veya hayvanı onu düşürüp öldürse de onu cennete koymak Allah üzerine bir hak olur."

3135. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ حُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ كَانَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ نُودِيَ فِي الْجَنَّةِ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلاَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّلاَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الْجِهَادِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّدَقَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّدَقَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الرَّيَّانِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو

Bize Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Amcam anlattı; dedi ki: Babam anlattı; Salih'ten, İbn Şihab'dan (naklettiğine göre); Humeyd b. Abdurrahman ona haber vermiş ki, Ebu Hureyre Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlatırdı: "Kim Allah yolunda çift (bir maldan iki tane) infak ederse, cennette şöyle seslenilir: 'Ey Allah'ın kulu! Bu (kapı) hayırlıdır.' Kim namaz ehlinden ise namaz kapısından çağrılır. Kim cihad ehlinden ise cihad kapısından çağrılır. Kim sadaka ehlinden ise sadaka kapısından çağrılır. Kim oruç ehlinden ise Reyyan kapısından çağrılır."

3136. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ مُرَّةَ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ الرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِيُذْكَرَ وَيُقَاتِلُ لِيَغْنَمَ وَيُقَاتِلُ لِيُرَى مَكَانُهُ فَمَنْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mesud haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Amr b. Murre onlara haber vermiş, dedi ki: Ben Ebu Vail'i işittim; dedi ki: Bize Ebu Musa el-Eş'ari anlattı; dedi ki: Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Bir adam anılsın diye savaşır, (biri) ganimet elde etmek için savaşır, (biri de) kahramanlığı görülsün diye savaşır. Peki kim Allah yolundadır?" (Resulullah) buyurdu ki: "Kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa, işte o Allah azze ve celle yolundadır."

3137. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ تَفَرَّقَ النَّاسُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، فَقَالَ لَهُ قَائِلٌ مِنْ أَهْلِ الشَّامِ أَيُّهَا الشَّيْخُ حَدِّثْنِي حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ نَعَمْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ أَوَّلُ النَّاسِ يُقْضَى لَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ثَلاَثَةٌ رَجُلٌ اسْتُشْهِدَ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا قَالَ فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا قَالَ قَاتَلْتُ فِيكَ حَتَّى اسْتُشْهِدْتُ ‏.‏ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنَّكَ قَاتَلْتَ لِيُقَالَ فُلاَنٌ جَرِيءٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ وَرَجُلٌ تَعَلَّمَ الْعِلْمَ وَعَلَّمَهُ وَقَرَأَ الْقُرْآنَ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا قَالَ فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا قَالَ تَعَلَّمْتُ الْعِلْمَ وَعَلَّمْتُهُ وَقَرَأْتُ فِيكَ الْقُرْآنَ ‏.‏ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنَّكَ تَعَلَّمْتَ الْعِلْمَ لِيُقَالَ عَالِمٌ وَقَرَأْتَ الْقُرْآنَ لِيُقَالَ قَارِئٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ وَرَجُلٌ وَسَّعَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَعْطَاهُ مِنْ أَصْنَافِ الْمَالِ كُلِّهِ فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا فَقَالَ مَا عَمِلْتَ فِيهَا قَالَ مَا تَرَكْتُ مِنْ سَبِيلٍ تُحِبُّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَلَمْ أَفْهَمْ تُحِبُّ كَمَا أَرَدْتُ ‏"‏ أَنْ يُنْفَقَ فِيهَا إِلاَّ أَنْفَقْتُ فِيهَا لَكَ ‏.‏ قَالَ كَذَبْتَ وَلَكِنْ لِيُقَالَ إِنَّهُ جَوَادٌ فَقَدْ قِيلَ ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ فَأُلْقِيَ فِي النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdila'la haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı; dedi ki: Bize Yunus b. Yusuf anlattı; Süleyman b. Yesar'dan, dedi ki: İnsanlar Ebu Hureyre'nin etrafından dağılmıştı. Şam ehlinden bir zat ona: "Ey Şeyh! Bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğin bir hadis anlat" dedi. (Ebu Hureyre): "Evet, ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:" dedi. "Kıyamet gününde aleyhine hüküm verilecek ilk insanlar üçtür: (Birincisi) şehit edilen adamdır. O getirilir, Allah ona nimetlerini tanıtır, o da onları tanır. Allah: 'Bunlar uğrunda ne yaptın?' buyurur. Adam: 'Senin uğrunda savaştım, ta ki şehit edildim' der. Allah: 'Yalan söyledin. Lakin sen, filan cesurdur denilsin diye savaştın. Ve nitekim (böyle) denildi' buyurur. Sonra onun hakkında emir verilir, yüzüstü sürüklenir ve ateşe atılır. (İkincisi) ilim öğrenen, öğreten ve Kur'an okuyan adamdır. O getirilir, Allah ona nimetlerini tanıtır, o da tanır. Allah: 'Bunlar uğrunda ne yaptın?' buyurur. Adam: 'İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızan için Kur'an okudum' der. Allah: 'Yalan söyledin. Lakin sen, alim denilsin diye ilim öğrendin, kari (güzel okuyucu) denilsin diye Kur'an okudun. Ve nitekim (böyle) denildi' buyurur. Sonra onun hakkında emir verilir, yüzüstü sürüklenir ve ateşe atılır. (Üçüncüsü) Allah'ın kendisine genişlik verdiği ve malın her çeşidinden ihsan ettiği adamdır. O getirilir, Allah ona nimetlerini tanıtır, o da tanır. Allah: 'Bunlar uğrunda ne yaptın?' buyurur. Adam: 'Uğrunda infak edilmesini sevdiğin hiçbir yol bırakmadım, mutlaka senin için infak ettim' der. Allah: 'Yalan söyledin. Lakin sen, o cömerttir denilsin diye (bunu yaptın). Ve nitekim (böyle) denildi' buyurur. Sonra onun hakkında emir verilir, yüzüstü sürüklenir ve ateşe atılır."

3138. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ غَزَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَمْ يَنْوِ إِلاَّ عِقَالاً فَلَهُ مَا نَوَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; Cebele b. Atiyye'den, Yahya b. Velid b. Ubade b. es-Samit'ten, dedesinden (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda gazaya çıkar da (bu savaşından ganimet olarak) sadece bir yular (elde etmeyi) niyet ederse, onun için niyet ettiği şey vardır."

3139. Hadis

أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ جَبَلَةَ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ غَزَا وَهُوَ لاَ يُرِيدُ إِلاَّ عِقَالاً فَلَهُ مَا نَوَى ‏"‏ ‏.‏

Bana Harun b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Yezid b. Harun anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme haber verdi; Cebele b. Atiyye'den, Yahya b. Velid'den, Ubade b. es-Samit'ten (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim gazaya çıkar da sadece bir yular (almayı) isterse, onun için niyet ettiği şey vardır."

3140. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ هِلاَلٍ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حِمْيَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ شَدَّادٍ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَرَأَيْتَ رَجُلاً غَزَا يَلْتَمِسُ الأَجْرَ وَالذِّكْرَ مَا لَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ شَىْءَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَعَادَهَا ثَلاَثَ مَرَّاتٍ يَقُولُ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ شَىْءَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إِلاَّ مَا كَانَ لَهُ خَالِصًا وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsa b. Hilal el-Hımsi haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Himyer anlattı; dedi ki: Bize Muaviye b. Sellam anlattı; İkrime b. Ammar'dan, Şeddad Ebu Ammar'dan, Ebu Umame el-Bahili'den, dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Hem ecir (Allah rızası) hem de zikir (adının anılmasını) isteyerek gazaya çıkan adam hakkında ne dersin; onun için ne vardır?" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onun için hiçbir şey yoktur" buyurdu. Adam sorusunu üç defa tekrarladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (her defasında) ona: "Onun için hiçbir şey yoktur" diyordu. Sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, amellerden sadece kendisi için halis olan ve (sırf) kendi rızası gözetilen ameli kabul eder."

3141. Hadis

أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ حَجَّاجًا، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ يُخَامِرَ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ رَجُلٍ مُسْلِمٍ فُوَاقَ نَاقَةٍ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَمَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْقَتْلَ مِنْ عِنْدِ نَفْسِهِ صَادِقًا ثُمَّ مَاتَ أَوْ قُتِلَ فَلَهُ أَجْرُ شَهِيدٍ وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ نُكِبَ نَكْبَةً فَإِنَّهَا تَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَغْزَرِ مَا كَانَتْ لَوْنُهَا كَالزَّعْفَرَانِ وَرِيحُهَا كَالْمِسْكِ وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَعَلَيْهِ طَابَعُ الشُّهَدَاءِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yusuf b. Said haber verdi; dedi ki: Haccac'ı işittim; bize İbn Cüreyc haber verdi; dedi ki: Bize Süleyman b. Musa anlattı; dedi ki: Bize Malik b. Yuhamir anlattı; Muaz b. Cebel onlara anlatmış ki, o Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Müslüman bir kimse Allah azze ve celle yolunda bir deve sağılacak süre kadar savaşırsa, cennet ona vacip olur. Kim içtenlikle Allah'tan şehit olmayı ister, sonra ölür veya öldürülürse, onun için şehit ecri vardır. Kim Allah yolunda bir yara alırsa veya bir sıkıntıya uğrarsa, o (yara), kıyamet günü en coşkun haliyle gelir; rengi safran gibi, kokusu misk gibidir. Kim Allah yolunda bir yara alırsa, onun üzerinde şehitlerin mührü vardır."

3142. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ صَفْوَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ، أَنَّهُ قَالَ لِعَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ يَا عَمْرُو حَدِّثْنَا حَدِيثًا، سَمِعْتَهُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَمَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى بَلَغَ الْعَدُوَّ أَوَلَمْ يَبْلُغْ كَانَ لَهُ كَعِتْقِ رَقَبَةٍ وَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُؤْمِنَةً كَانَتْ لَهُ فِدَاءَهُ مِنَ النَّارِ عُضْوًا بِعُضْوٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman b. Said b. Kesir haber verdi; dedi ki: Bize Bakiyye anlattı; Safvan'dan, dedi ki: Bana Süleym b. Amir anlattı; Şurahbil b. es-Simt'tan, o Amr b. Abese'ye şöyle demiş: "Ey Amr! Bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğin bir hadisi anlat." O da dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah Teala yolunda bir saç ağartırsa, kıyamet gününde o onun için bir nur olur. Kim Allah Teala yolunda bir ok atarsa -düşmana isabet etsin veya etmesin- bu onun için bir köle azad etmeye denktir. Kim mümin bir köle azad ederse, bu onun her azası için ateşten fidyedir (kurtuluştur)."

3143. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي نَجِيحٍ السُّلَمِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ بَلَغَ بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ لَهُ دَرَجَةٌ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَبَلَّغْتُ يَوْمَئِذٍ سِتَّةَ عَشَرَ سَهْمًا ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ عِدْلُ مُحَرَّرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdila'la haber verdi; dedi ki: Bize Halid anlattı; dedi ki: Bize Hişam anlattı; dedi ki: Bize Katade anlattı; Salim b. Ebi Ca'd'dan, Ma'dan b. Ebi Talha'dan, Ebu Necih es-Sülemi'den, dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah yolunda (düşmana) bir ok isabet ettirirse, bu onun için cennette bir derecedir." (Ebu Necih) dedi ki: "O gün ben on altı ok isabet ettirdim." (Ebu Necih devamla) dedi ki: Ve ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah yolunda bir ok atarsa, bu bir köle azad etmeye denktir."

3144. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ، قَالَ لِكَعْبِ بْنِ مُرَّةَ يَا كَعْبُ حَدِّثْنَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاحْذَرْ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏"‏ مَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي الإِسْلاَمِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَهُ حَدِّثْنَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَاحْذَرْ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏"‏ ارْمُوا مَنْ بَلَغَ الْعَدُوَّ بِسَهْمٍ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهِ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ النَّحَّامِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا الدَّرَجَةُ قَالَ ‏"‏ أَمَا إِنَّهَا لَيْسَتْ بِعَتَبَةِ أُمِّكَ وَلَكِنْ مَا بَيْنَ الدَّرَجَتَيْنِ مِائَةُ عَامٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Ala haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Muaviye anlattı; dedi ki: Bize A'meş anlattı; Amr b. Murre'den, Salim b. Ebi Ca'd'dan, Şurahbil b. es-Simt'tan, o Ka'b b. Murre'ye demiş ki: "Ey Ka'b! Bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (bir hadis) anlat ve dikkatli ol." O da dedi ki: Ben onu şöyle buyururken işittim: "Kim Allah yolunda İslam'da bir saç ağartırsa, bu kıyamet gününde onun için bir nur olur." (Şurahbil) ona dedi ki: "Bize Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlat ve dikkatli ol." O da dedi ki: Ben onu şöyle buyururken işittim: "(Düşmana) atın. Kim düşmana bir ok isabet ettirirse, Allah o sebeple onu bir derece yükseltir." İbn'un-Nehham: "Ey Allah'ın Resulü! Derece nedir?" dedi. (Resulullah): "Dikkat edin! O, annenin (evindeki) eşiği değildir. Lakin iki derece arası yüz senelik (mesafe)dir" buyurdu.

3145. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ خَالِدًا، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الشَّامِيَّ - يُحَدِّثُ عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ قُلْتُ يَا عَمْرُو بْنَ عَبَسَةَ حَدِّثْنَا حَدِيثًا، سَمِعْتَهُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ فِيهِ نِسْيَانٌ وَلاَ تَنَقُّصٌ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَلَغَ الْعَدُوَّ أَخْطَأَ أَوْ أَصَابَ كَانَ لَهُ كَعِدْلِ رَقَبَةٍ وَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مُسْلِمَةً كَانَ فِدَاءُ كُلِّ عُضْوٍ مِنْهُ عُضْوًا مِنْهُ مِنْ نَارِ جَهَنَّمَ وَمَنْ شَابَ شَيْبَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَتْ لَهُ نُورًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdila'la haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Ben Halid'i -yani Ebu Abdurrahman eş-Şami'yi- Şurahbil b. es-Simt'tan naklederken işittim; o Amr b. Abese'den, dedi ki: Ben, "Ey Amr b. Abese! Bize Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğin, içinde unutma ve eksiltme olmayan bir hadis anlat" dedim. O da dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah yolunda bir ok atar da düşmana ulaşırsa -isabet etsin veya etmesin- bu onun için bir köle (azad etmeye) denktir. Kim müslüman bir köleyi azad ederse, (o kölenin) her azası onun cehennem ateşinden bir azasının fidyesi olur. Kim Allah yolunda bir saç ağartırsa, bu kıyamet gününde onun için bir nur olur."

3146. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الْوَلِيدِ، عَنِ ابْنِ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ الأَسْوَدِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُدْخِلُ ثَلاَثَةَ نَفَرٍ الْجَنَّةَ بِالسَّهْمِ الْوَاحِدِ صَانِعَهُ يَحْتَسِبُ فِي صُنْعِهِ الْخَيْرَ وَالرَّامِيَ بِهِ وَمُنَبِّلَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman b. Said haber verdi; Velid'den, İbn Cabir'den, Ebu Sellam el-Esved'den, Halid b. Yezid'den, Ukbe b. Amir'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah azze ve celle tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: Onu yaparken hayır (sevap) uman ustasını, onu atanı ve onu (atana) uzatanı."

3147. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ - وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ - إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَجُرْحُهُ يَثْعَبُ دَمًا اللَّوْنُ لَوْنُ دَمٍ وَالرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Ebu'z-Zinad'dan, A'rec'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda yaralanan -ki Allah kendi yolunda kimin yaralandığını en iyi bilendir- hiç kimse yoktur ki, kıyamet günü yarası kan akıtarak gelmesin. Rengi kan rengi, kokusu misk kokusudur."

3148. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ثَعْلَبَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ زَمِّلُوهُمْ بِدِمَائِهِمْ فَإِنَّهُ لَيْسَ كَلْمٌ يُكْلَمُ فِي اللَّهِ إِلاَّ أَتَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ جُرْحُهُ يَدْمَى لَوْنُهُ لَوْنُ دَمٍ وَرِيحُهُ رِيحُ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennad b. es-Seri haber verdi; İbn'ul-Mübarek'ten, Ma'mer'den, Zühri'den, Abdullah b. Sa'lebe'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Onları (şehitleri) kanlarıyla (birlikte) sarıp sarmalayın (defnedin). Zira Allah yolunda yaralanan hiçbir yara yoktur ki, kıyamet günü yarası kanayarak gelmesin. Rengi kan rengi, kokusu misk kokusudur."

3149. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ وَوَلَّى النَّاسُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَاحِيَةٍ فِي اثْنَىْ عَشَرَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَفِيهِمْ طَلْحَةُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ فَأَدْرَكَهُمُ الْمُشْرِكُونَ فَالْتَفَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَمَا أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ الْتَفَتَ فَإِذَا الْمُشْرِكُونَ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَمَا أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ لَمْ يَزَلْ يَقُولُ ذَلِكَ وَيَخْرُجُ إِلَيْهِمْ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَيُقَاتِلُ قِتَالَ مَنْ قَبْلَهُ حَتَّى يُقْتَلَ حَتَّى بَقِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَطَلْحَةُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ فَقَاتَلَ طَلْحَةُ قِتَالَ الأَحَدَ عَشَرَ حَتَّى ضُرِبَتْ يَدُهُ فَقُطِعَتْ أَصَابِعُهُ فَقَالَ حَسِّ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قُلْتَ بِسْمِ اللَّهِ لَرَفَعَتْكَ الْمَلاَئِكَةُ وَالنَّاسُ يَنْظُرُونَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ رَدَّ اللَّهُ الْمُشْرِكِينَ ‏.‏

Bize Amr b. Sevvad haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi; dedi ki: Bana Yahya b. Eyyub haber verdi -ve ondan önce bir başkasını (daha) zikretti-; Umare b. Gaziyye'den, Ebu'z-Zubeyr'den, Cabir b. Abdullah'tan, dedi ki: Uhud günü olunca ve insanlar geri çekilince, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar'dan on iki kişilik bir grubun olduğu bir köşedeydi, içlerinde Talha b. Ubeydullah da vardı. Müşrikler onlara yetişince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (arkasına) döndü ve: "Şu kavme kim karşı çıkar?" buyurdu. Talha: "Ben" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sen yerinde dur" buyurdu. Ensar'dan bir adam: "Ben (karşı çıkarım) ey Allah'ın Resulü!" dedi. (Resulullah): "Sen (çık)" buyurdu. (O adam) öldürülünceye kadar savaştı. Sonra (Resulullah tekrar) döndü, müşrikler (hâlâ geliyordu), "Şu kavme kim karşı çıkar?" buyurdu. Talha: "Ben" dedi. (Resulullah): "Sen yerinde dur" buyurdu. Ensar'dan bir adam: "Ben" dedi. (Resulullah): "Sen (çık)" buyurdu. (O da) öldürülünceye kadar savaştı. (Resulullah) bunu söylemeye devam etti, Ensar'dan bir adam onlara karşı çıkıyor, kendinden öncekilerin savaştığı gibi savaşıyor, sonunda öldürülüyordu. Nihayet (sadece) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Talha b. Ubeydullah kaldı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şu kavme kim karşı çıkar?" buyurdu. Talha: "Ben" dedi. Talha (o) on bir kişinin savaştığı gibi savaştı, sonunda eli vuruldu ve parmakları kesildi. (Talha acıdan): "Hass! (Of!)" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Eğer 'Bismillah' deseydin, insanlar sana bakarken melekler seni (göğe) yükseltirdi" buyurdu. Sonra Allah müşrikleri geri çevirdi.

3150. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَعَبْدُ اللَّهِ، ابْنَا كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ سَلَمَةَ بْنَ الأَكْوَعِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ قَاتَلَ أَخِي قِتَالاً شَدِيدًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَارْتَدَّ عَلَيْهِ سَيْفُهُ فَقَتَلَهُ فَقَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ وَشَكُّوا فِيهِ رَجُلٌ مَاتَ بِسِلاَحِهِ قَالَ سَلَمَةُ فَقَفَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أَرْتَجِزَ بِكَ فَأَذِنَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه اعْلَمْ مَا تَقُولُ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَوْلاَ اللَّهُ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ صَدَقْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا وَالْمُشْرِكُونَ قَدْ بَغَوْا عَلَيْنَا فَلَمَّا قَضَيْتُ رَجَزِيَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ قَالَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَخِي ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ إِنَّ نَاسًا لَيَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ يَقُولُونَ رَجُلٌ مَاتَ بِسِلاَحِهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ ثُمَّ سَأَلْتُ ابْنًا لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ فَحَدَّثَنِي عَنْ أَبِيهِ مِثْلَ ذَلِكَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ حِينَ قُلْتُ إِنَّ نَاسًا لَيَهَابُونَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَذَبُوا مَاتَ جَاهِدًا مُجَاهِدًا فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِأُصْبُعَيْهِ ‏.‏

Bize Amr b. Sevvad haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bize Yunus haber verdi; İbn Şihab'dan, dedi ki: Ka'b b. Malik'in iki oğlu Abdurrahman ve Abdullah bana haber verdiler ki, Seleme b. el-Ekva' şöyle dedi: "Hayber günü olduğunda kardeşim (Amir), Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çetin bir savaş verdi. Derken kılıcı (sekip) üzerine döndü ve onu öldürdü. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı bu konuda konuşup şüpheye düştüler (ve): "Kendi silahıyla ölen adam (şehit olur mu?)" dediler. Seleme dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber'den dönerken: "Ey Allah'ın Resulü! Yanında recez (şiir) okumama izin verir misin?" dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem izin verdi. Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh: "Ne dediğini bil (dikkat et)!" dedi. Ben de: "Vallahi Allah olmasaydı hidayete eremezdik, Ne sadaka verir ne de namaz kılardık!" dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Doğru söyledin" buyurdu. (Devamla): "Öyleyse üzerimize sekinet (huzur) indir, Ve eğer karşılaşırsak ayaklarımızı sabit kıl. Müşrikler bize saldırdı (veya taşkınlık yaptı)." Recezimi bitirince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bunu kim söyledi?" buyurdu. "Kardeşim" dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah ona rahmet etsin" buyurdu. Ben de: "Ey Allah'ın Resulü! Vallahi insanlar onun cenaze namazını kılmakta çekiniyor (ve): 'Kendi silahıyla ölen adam' diyorlar" dedim. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Hayır) o cihad ederek, mücahid olarak öldü" buyurdu. İbn Şihab dedi ki: Sonra Seleme b. el-Ekva'nın bir oğluna (bunu) sordum; o da bana babasından aynısını anlattı. Ancak (o rivayette): Ben, "İnsanlar onun cenaze namazını kılmakta çekiniyorlar" dediğim zaman Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yalan söylediler (yanlış düşünüyorlar), o cihad ederek, mücahid olarak öldü; onun için ecri iki defa vardır" buyurdu ve iki parmağıyla işaret etti."

3151. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ الْقَطَّانَ - عَنْ يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيَّ - قَالَ حَدَّثَنِي ذَكْوَانُ أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لَمْ أَتَخَلَّفْ عَنْ سَرِيَّةٍ وَلَكِنْ لاَ يَجِدُونَ حَمُولَةً وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ عَلَيْهِ وَيَشُقُّ عَلَيْهِمْ أَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنِّي وَلَوَدِدْتُ أَنِّي قُتِلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ أُحْيِيتُ ثُمَّ قُتِلْتُ ثُمَّ أُحْيِيتُ ثُمَّ قُتِلْتُ ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثًا ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya -yani İbn Said el-Kattan- anlattı; Yahya'dan -yani İbn Said el-Ensari-, dedi ki: Bana Zekvan Ebu Salih anlattı; Ebu Hureyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklettiğine göre) şöyle buyurmuştur: "Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım, hiçbir seriyyenin arkasında (seferden geri) kalmazdım. Lakin onları bindirecek (binek) bulamıyorum, onları bindirecek (imkan) bende de yok; benden geri kalmak da onlara zor geliyor. Muhakkak ki, Allah yolunda öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi isterdim." (Bunu) üç defa (tekrarladı).

3152. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنَّ رِجَالاً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ لاَ تَطِيبُ أَنْفُسُهُمْ بِأَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنِّي وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ عَلَيْهِ مَا تَخَلَّفْتُ عَنْ سَرِيَّةٍ تَغْزُو فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوَدِدْتُ أَنِّي أُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman b. Said haber verdi; dedi ki: Bize babam anlattı; Şuayb'dan, Zühri'den, dedi ki: Bana Said b. el-Müseyyeb anlattı; Ebu Hureyre'den, dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, müminlerden bir grup erkeğin -onları bindirecek (binek) bulamadığım ve benden geri kalmak gönüllerini hoş etmediği için- benden geri kalmaları (endişesi) olmasaydı, Allah yolunda gaza eden hiçbir seriyyenin arkasında kalmazdım. Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, Allah yolunda öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi isterdim."

3153. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَمِيرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا مِنَ النَّاسِ مِنْ نَفْسٍ مُسْلِمَةٍ يَقْبِضُهَا رَبُّهَا تُحِبُّ أَنْ تَرْجِعَ إِلَيْكُمْ وَأَنَّ لَهَا الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا غَيْرُ الشَّهِيدِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عَمِيرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَلأَنْ أُقْتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ يَكُونَ لِي أَهْلُ الْوَبَرِ وَالْمَدَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakiyye anlattı; Bahir b. Sa'd'dan, Halid b. Ma'dan'dan, Cübeyr b. Nüfeyr'den, İbn Ebi Amire'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan, Rabbi tarafından ruhu kabzedilen hiçbir müslüman nefis yoktur ki, dünya ve içindekiler kendisine verilse bile size geri dönmeyi istesin; ancak şehit müstesna (o dönmek ister)." İbn Ebi Amire dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda öldürülmem, benim için, göçebe ve yerleşik tüm insanların (mallarının) benim olmasından daha sevimlidir."

3154. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ قَالَ رَجُلٌ يَوْمَ أُحُدٍ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأَيْنَ أَنَا قَالَ ‏ "‏ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَلْقَى تَمَرَاتٍ فِي يَدِهِ ثُمَّ قَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Amr'dan, dedi ki: Ben Cabir'i şöyle derken işittim: Uhud günü bir adam dedi ki: "Ne dersin, eğer Allah yolunda öldürülürsem ben neredeyim?" (Resulullah): "Cennettesin" buyurdu. Bunun üzerine (adam) elindeki hurmaları attı, sonra öldürülünceye kadar savaştı.

3155. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَخْطُبُ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ قَاتَلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ صَابِرًا مُحْتَسِبًا مُقْبِلاً غَيْرَ مُدْبِرٍ أَيُكَفِّرُ اللَّهُ عَنِّي سَيِّئَاتِي قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَكَتَ سَاعَةً قَالَ ‏"‏ أَيْنَ السَّائِلُ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ هَا أَنَا ذَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا قُلْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ صَابِرًا مُحْتَسِبًا مُقْبِلاً غَيْرَ مُدْبِرٍ أَيُكَفِّرُ اللَّهُ عَنِّي سَيِّئَاتِي قَالَ ‏"‏ نَعَمْ إِلاَّ الدَّيْنَ سَارَّنِي بِهِ جِبْرِيلُ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi; dedi ki: Bize Ebu Asım anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Aclan anlattı; Said el-Makburi'den, Ebu Hureyre'den, dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem minberde hutbe okurken bir adam ona geldi ve dedi ki: "Ne dersin, eğer ben sabrederek, ecrini (Allah'tan) umarak, (düşmana) yönelerek ve arkamı dönmeyerek Allah yolunda savaşırsam, Allah benim günahlarımı örter mi?" (Resulullah): "Evet" buyurdu. Sonra bir müddet sustu. (Sonra): "Az önce soran nerede?" buyurdu. Adam: "İşte benim" dedi. (Resulullah): "Ne demiştin?" buyurdu. Adam: "Ne dersin, eğer ben sabrederek, ecrini (Allah'tan) umarak, (düşmana) yönelerek ve arkamı dönmeyerek Allah yolunda öldürülürsem, Allah benim günahlarımı örter mi?" dedi. (Resulullah): "Evet, borç hariç. Cebrail bunu bana az önce gizlice söyledi" buyurdu.

3156. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ صَابِرًا مُحْتَسِبًا مُقْبِلاً غَيْرَ مُدْبِرٍ أَيُكَفِّرُ اللَّهُ عَنِّي خَطَايَاىَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا وَلَّى الرَّجُلُ نَادَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ أَمَرَ بِهِ فَنُودِيَ لَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَيْفَ قُلْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَعَادَ عَلَيْهِ قَوْلَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَعَمْ إِلاَّ الدَّيْنَ كَذَلِكَ قَالَ لِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- haber verdiler; İbn'ul-Kasım'dan, dedi ki: Bana Malik anlattı; Yahya b. Said'den, Said b. Ebi Said'den, Abdullah b. Ebi Katade'den, babasından (naklettiğine göre); dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ne dersin, eğer ben sabrederek, ecrini (Allah'tan) umarak, (düşmana) yönelerek ve arkamı dönmeyerek Allah yolunda öldürülürsem, Allah benim hatalarımı örter mi?" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Evet" buyurdu. Adam dönüp gidince Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona seslendi -veya çağrılmasını emretti de ona seslenildi- ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Nasıl demiştin?" buyurdu. Adam sözünü ona tekrarladı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Evet, borç hariç. Cebrail aleyhisselam bana bunu böyle söyledi" buyurdu.

3157. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يُحَدِّثُ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَامَ فِيهِمْ فَذَكَرَ لَهُمْ ‏"‏ أَنَّ الْجِهَادَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالإِيمَانَ بِاللَّهِ أَفْضَلُ الأَعْمَالِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَيُكَفِّرُ اللَّهُ عَنِّي خَطَايَاىَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَعَمْ إِنْ قُتِلْتَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأَنْتَ صَابِرٌ مُحْتَسِبٌ مُقْبِلٌ غَيْرُ مُدْبِرٍ إِلاَّ الدَّيْنَ فَإِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ قَالَ لِي ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Said b. Ebi Said'den, Abdullah b. Ebi Katade'den, Ebu Katade'den (naklettiğine göre); o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in aralarında (ayağa) kalkıp şöyle zikrettiğini işitmiş: "Allah yolunda cihad ve Allah'a iman, amellerin en üstünüdür." Bunun üzerine bir adam kalktı ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ne dersin, eğer Allah yolunda öldürülürsem, Allah benim hatalarımı örter mi?" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Evet, eğer sen sabrederek, ecrini (Allah'tan) umarak, (düşmana) yönelerek ve arkamı dönmeyerek Allah yolunda öldürülürsen (örter); borç müstesna. Zira Cebrail aleyhisselam bana bunu (böyle) söyledi."

3158. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ ضَرَبْتُ بِسَيْفِي فِي سَبِيلِ اللَّهِ صَابِرًا مُحْتَسِبًا مُقْبِلاً غَيْرَ مُدْبِرٍ حَتَّى أُقْتَلَ أَيُكَفِّرُ اللَّهُ عَنِّي خَطَايَاىَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا أَدْبَرَ دَعَاهُ فَقَالَ ‏"‏ هَذَا جِبْرِيلُ يَقُولُ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ عَلَيْكَ دَيْنٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdulcebbar b. el-Ala haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Amr'dan, Muhammed b. Kays'ı işitmiş, Abdullah b. Ebi Katade'den, babasından (naklettiğine göre); dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem minberde iken O'na geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ne dersin, eğer kılıcımla Allah yolunda vuruşur; sabrederek, ecrini (Allah'tan) umarak, (düşmana) yönelerek ve arkamı dönmeyerek öldürülürsem, Allah benim hatalarımı örter mi?" dedi. (Resulullah): "Evet" buyurdu. Adam arkasını dönüp gidince onu çağırdı ve: "İşte Cebrail; 'Üzerinde borç olması hariç' diyor" buyurdu.

3159. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - وَهُوَ ابْنُ الْقَاسِمِ بْنِ سُمَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا عَلَى الأَرْضِ مِنْ نَفْسٍ تَمُوتُ وَلَهَا عِنْدَ اللَّهِ خَيْرٌ تُحِبُّ أَنْ تَرْجِعَ إِلَيْكُمْ وَلَهَا الدُّنْيَا إِلاَّ الْقَتِيلُ فَإِنَّهُ يُحِبُّ أَنْ يَرْجِعَ فَيُقْتَلَ مَرَّةً أُخْرَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Harun b. Muhammed b. Bekkar haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. İsa -ki o İbn'ul-Kasım b. Sümey'dir- anlattı; dedi ki: Bize Zeyd b. Vakıd anlattı; Kesir b. Murre'den; Ubade b. es-Samit onlara anlatmış ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde ölüp de Allah katında hayrı olan hiçbir nefis yoktur ki, -kendisine dünya verilse bile- size geri dönmeyi istesin; ancak öldürülen (şehit) müstesna. Zira o dönüp bir daha öldürülmeyi ister."

3160. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُؤْتَى بِالرَّجُلِ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَا ابْنَ آدَمَ كَيْفَ وَجَدْتَ مَنْزِلَكَ فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ خَيْرَ مَنْزِلٍ ‏.‏ فَيَقُولُ سَلْ وَتَمَنَّ فَيَقُولُ أَسْأَلُكَ أَنْ تَرُدَّنِي إِلَى الدُّنْيَا فَأُقْتَلَ فِي سَبِيلِكَ عَشْرَ مَرَّاتٍ لِمَا يَرَى مِنْ فَضْلِ الشَّهَادَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Nafi' haber verdi; dedi ki: Bize Behz anlattı; dedi ki: Bize Hammad anlattı; Sabit'ten, Enes'ten (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cennet ehlinden bir adam getirilir. Allah azze ve celle: 'Ey Ademoğlu! Yerini (menzilini) nasıl buldun?' buyurur. (Adam): 'Ey Rabbim! En hayırlı menzil (olarak buldum)' der. (Allah): 'İste ve temenni et!' buyurur. (Adam): 'Senden, beni dünyaya geri döndürmeni ve senin yolunda on defa öldürülmeyi istiyorum' der. (Bunu) şehitliğin faziletini gördüğü için (ister)."

3161. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشَّهِيدُ لاَ يَجِدُ مَسَّ الْقَتْلِ إِلاَّ كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمُ الْقَرْصَةَ يُقْرَصُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İmran b. Yezid haber verdi; dedi ki: Bize Hatim b. İsmail anlattı; Muhammed b. Aclan'dan, Ka'ka' b. Hakim'den, Ebu Salih'ten, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şehit, öldürülme acısını ancak sizden birinin (karınca) çimdik acısını duyduğu kadar duyar."

3162. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ سَأَلَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yunus b. Abdila'la haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Abdurrahman b. Şüreyh anlattı; Sehl b. Ebi Umame b. Sehl b. Huneyf ona anlatmış, babasından, dedesinden (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah azze ve celle'den sıdk ile şehit olmayı isterse, yatağında ölse bile Allah onu şehitlerin mertebelerine ulaştırır."

3163. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ثَعْلَبَةَ الْحَضْرَمِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ حُجَيْرَةَ، يُخْبِرُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَمْسٌ مَنْ قُبِضَ فِي شَىْءٍ مِنْهُنَّ فَهُوَ شَهِيدٌ الْمَقْتُولُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ وَالْغَرِقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ وَالْمَطْعُونُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ وَالنُّفَسَاءُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهِيدٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yunus b. Abdila'la haber verdi; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Abdurrahman b. Şüreyh anlattı; Abdullah b. Sa'lebe el-Hadrami'den, o İbn Huceyra'yı Ukbe b. Amir'den haber verirken işitmiş ki, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Beş şey vardır ki, kim onlardan biri sebebiyle ölürse o şehittir: Allah yolunda öldürülen şehittir. Allah yolunda boğulan şehittir. Allah yolunda karın hastalığından ölen şehittir. Allah yolunda vebadan ölen şehittir. Allah yolunda loğusa iken ölen şehittir."

3164. Hadis

أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَحِيرٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي بِلاَلٍ، عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَخْتَصِمُ الشُّهَدَاءُ وَالْمُتَوَفَّوْنَ عَلَى فُرُشِهِمْ إِلَى رَبِّنَا فِي الَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنَ الطَّاعُونِ فَيَقُولُ الشُّهَدَاءُ إِخْوَانُنَا قُتِلُوا كَمَا قُتِلْنَا ‏.‏ وَيَقُولُ الْمُتَوَفَّوْنَ عَلَى فُرُشِهِمْ إِخْوَانُنَا مَاتُوا عَلَى فُرُشِهِمْ كَمَا مُتْنَا فَيَقُولُ رَبُّنَا انْظُرُوا إِلَى جِرَاحِهِمْ فَإِنْ أَشْبَهَ جِرَاحُهُمْ جِرَاحَ الْمَقْتُولِينَ فَإِنَّهُمْ مِنْهُمْ وَمَعَهُمْ فَإِذَا جِرَاحُهُمْ قَدْ أَشْبَهَتْ جِرَاحَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakiyye anlattı; dedi ki: Bize Bahir anlattı; Halid'den, İbn Ebi Bilal'den, İrbad b. Sariye'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şehitler ve yataklarında ölenler, Rabbimiz katında taun (veba)dan ölenler hakkında birbirleriyle çekişirler. Şehitler der ki: 'Kardeşlerimiz bizim öldürüldüğümüz gibi öldürüldüler.' Yataklarında ölenler de der ki: 'Kardeşlerimiz bizim gibi yataklarında öldüler.' Rabbimiz buyurur ki: 'Onların yaralarına bakın. Eğer yaraları öldürülenlerin (şehitlerin) yaralarına benziyorsa, onlardandırlar ve onlarla beraberdirler.' Bir de bakarlar ki yaraları onların (şehitlerin) yaralarına benzemektedir."

3165. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَعْجَبُ مِنْ رَجُلَيْنِ يَقْتُلُ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ - وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى لَيَضْحَكُ مِنْ رَجُلَيْنِ يَقْتُلُ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ - ثُمَّ يَدْخُلاَنِ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Süfyan anlattı; Ebu'z-Zinad'dan, A'rec'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle, biri diğerini öldüren iki adama şaşar -bir başka seferinde şöyle buyurdu: güler- ve sonra ikisi de cennete girer."

3166. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَضْحَكُ اللَّهُ إِلَى رَجُلَيْنِ يَقْتُلُ أَحَدُهُمَا الآخَرَ كِلاَهُمَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُ هَذَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُقْتَلُ ثُمَّ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَى الْقَاتِلِ فَيُقَاتِلُ فَيُسْتَشْهَدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- haber verdiler; İbn'ul-Kasım'dan, dedi ki: Bana Malik anlattı; Ebu'z-Zinad'dan, A'rec'den, Ebu Hureyre'den (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah, biri diğerini öldüren iki adama güler. İkisi de cennete girer. (Şöyle ki): Bu (müslüman) Allah yolunda savaşır ve öldürülür. Sonra Allah katile tevbe nasip eder, o da savaşır ve şehit olur."

3167. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ، عَنْ سَلْمَانَ الْخَيْرِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ رَابَطَ يَوْمًا وَلَيْلَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَ لَهُ كَأَجْرِ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ وَمَنْ مَاتَ مُرَابِطًا أُجْرِيَ لَهُ مِثْلُ ذَلِكَ مِنَ الأَجْرِ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ الرِّزْقُ وَأَمِنَ مِنَ الْفَتَّانِ ‏"‏ ‏.‏

Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- dedi ki: İbn Vehb'den (nakledildi), bana Abdurrahman b. Şüreyh haber verdi; Abdulkerim b. Haris'ten, Ebu Ubeyde b. Ukbe'den, Şurahbil b. es-Simt'tan, Selman el-Hayr'dan (naklettiğine göre); Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda bir gün ve bir gece nöbet tutarsa, bu onun için bir ay oruç tutmak ve gecesini ibadetle geçirmek gibidir. Kim nöbetteyken ölürse, yaptığı amelin (sevabı) kendisine akıtılır (devam eder), rızkı kendisine verilir ve kabir imtihanından emin olur."

3168. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السِّمْطِ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ رَابَطَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَوْمًا وَلَيْلَةً كَانَتْ لَهُ كَصِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ فَإِنْ مَاتَ جَرَى عَلَيْهِ عَمَلُهُ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُ وَأَمِنَ الْفَتَّانَ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Yusuf anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; dedi ki: Bana Eyyub b. Musa anlattı; Mekhul'den, Şurahbil b. es-Simt'tan, Selman'dan (naklettiğine göre); dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah yolunda bir gün ve bir gece nöbet tutarsa, bu onun için bir ay oruç tutmak ve gecesini ibadetle geçirmek gibidir. Şayet ölürse, yapmakta olduğu ameli kendisine (akıtılmaya) devam eder, kabir imtihanından emin olur ve rızkı kendisine verilir."

3169. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ زَهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو صَالِحٍ، مَوْلَى عُثْمَانَ قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، رضى الله عنه يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ رِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ يَوْمٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَنَازِلِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Mansur haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Yusuf anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; Zühre b. Ma'bed'den, dedi ki: Bana Osman'ın azatlısı Ebu Salih anlattı; dedi ki: Ben Osman b. Affan radıyallahu anh'ı şöyle derken işittim: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, bunun dışındaki yerlerde (geçirilen) bin günden daha hayırlıdır."

3170. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مَعْنٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَهْرَةُ بْنُ مَعْبَدِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، مَوْلَى عُثْمَانَ قَالَ قَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَوْمٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ يَوْمٍ فِيمَا سِوَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdi anlattı; dedi ki: Bize İbn'ul-Mübarek anlattı; dedi ki: Bize Ebu Ma'n anlattı; dedi ki: Bize Zühre b. Ma'bed anlattı; Osman'ın azatlısı Ebu Salih'ten, dedi ki: Osman b. Affan radıyallahu anh dedi ki: Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda bir gün (nöbet tutmak), bunun dışındaki yerlerde (geçirilen) bin günden daha hayırlıdır."

3171. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ذَهَبَ إِلَى قُبَاءٍ يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَتُطْعِمُهُ وَكَانَتْ أُمُّ حَرَامٍ بِنْتُ مِلْحَانَ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ فَدَخَلَ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ وَجَلَسَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ مُلُوكٌ عَلَى الأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلُ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ شَكَّ إِسْحَاقُ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ فَدَعَا لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَامَ - وَقَالَ الْحَارِثُ فَنَامَ - ثُمَّ اسْتَيْقَظَ فَضَحِكَ فَقُلْتُ لَهُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ مُلُوكٌ عَلَى الأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلُ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ كَمَا قَالَ فِي الأَوَّلِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَرَكِبَتِ الْبَحْرَ فِي زَمَانِ مُعَاوِيَةَ فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ فَهَلَكَتْ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- haber verdiler; İbn'ul-Kasım'dan, dedi ki: Bana Malik anlattı; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha'dan, Enes b. Malik'ten (naklettiğine göre); dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kuba'ya gittiği zaman Ümmü Haram binti Milhan'ın yanına girerdi, o da ona yemek ikram ederdi. Ümmü Haram binti Milhan, Ubade b. es-Samit'in nikahı altındaydı. Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına girdi, (kadın) ona yemek ikram etti ve (Resulullah'ın) başını taramaya (veya temizlemeye) başladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu, sonra gülerek uyandı. (Ümmü Haram) dedi ki: "Seni güldüren nedir ey Allah'ın Resulü?" dedim. (Resulullah) şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir takım insanlar bana Allah yolunda deniz gazileri olarak arz olundu; şu denizin ortasında tahtlar üzerindeki krallar -veya tahtlar üzerindeki krallar gibi- biniyorlardı." -İshak (ravi) şekk etti (hangi ifadeyi kullandığında).- (Ümmü Haram) dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Beni onlardan kılması için Allah'a dua et" dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun için dua etti. Sonra (tekrar) uyudu -Haris (rivayetinde) dedi ki: uyudu-. Sonra gülerek uyandı. Ben: "Seni güldüren nedir ey Allah'ın Resulü?" dedim. (Resulullah): "Ümmetimden bir takım insanlar bana Allah yolunda deniz gazileri olarak arz olundu; tahtlar üzerindeki krallar -veya tahtlar üzerindeki krallar gibi-" buyurdu. (Tıpkı) ilkinde söylediği gibi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Beni onlardan kılması için Allah'a dua et" dedim. (Resulullah): "Sen ilklerdensin" buyurdu. (Ravi Enes) dedi ki: (Ümmü Haram) Muaviye zamanında denize bindi, denizden çıktığı sırada bineğinden düştü ve vefat etti.

3172. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، قَالَتْ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ عِنْدَنَا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي وَأُمِّي مَا أَضْحَكَكَ قَالَ ‏"‏ رَأَيْتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ هَذَا الْبَحْرَ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّكِ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ نَامَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ يَعْنِي مِثْلَ مَقَالَتِهِ قُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَتَزَوَّجَهَا عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ فَرَكِبَ الْبَحْرَ وَرَكِبَتْ مَعَهُ فَلَمَّا خَرَجَتْ قُدِّمَتْ لَهَا بَغْلَةٌ فَرَكِبَتْهَا فَصَرَعَتْهَا فَانْدَقَّتْ عُنُقُهَا ‏.‏

Bize Yahya b. Habîb b. Arabî haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; Yahya b. Saîd'den; Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan; Enes b. Mâlik'ten; Ümmü Harâm bint Milhân'dan: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza geldi ve bizde (kaylûle) uykusuna yattı. Sonra gülerek uyandı. 'Ey Allah'ın Rasûlü! Anam babam sana feda olsun, seni güldüren nedir?' dedim. Dedi ki: 'Ümmetimden birtakım kimseleri, tahtları üzerindeki hükümdarlar gibi şu denize binmiş (savaşırken) gördüm.' Dedim ki: 'Allah'a dua et, beni de onlardan kılsın.' Dedi ki: 'Sen onlardansın.' Sonra (tekrar) uyudu ve (yine) gülerek uyandı. Ona (yine) sordum; (önceki) sözünün benzerini söyledi. 'Allah'a dua et, beni de onlardan kılsın.' dedim. 'Sen ilklerdensin.' buyurdu." (Ravi devamla) dedi ki: "Sonra (Ümmü Harâm), Ubâde b. es-Sâmit ile evlendi. (Ubâde) denize açıldı, o da beraberinde açıldı. (Karaya) çıktığında kendisine bir katır getirildi. Ona bindi ama hayvan onu düşürdü ve boynu kırıldı (şehit oldu)."

3173. Hadis

أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ عَدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ سَيَّارٍ، ح قَالَ وَأَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنْ جَبْرِ بْنِ عَبِيدَةَ، - وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ عَنْ جُبَيْرٍ، - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ وَعَدَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ الْهِنْدِ فَإِنْ أَدْرَكْتُهَا أُنْفِقْ فِيهَا نَفْسِي وَمَالِي فَإِنْ أُقْتَلْ كُنْتُ مِنْ أَفْضَلِ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ أَرْجِعْ فَأَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ الْمُحَرَّرُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm haber verdi; dedi ki: Bize Zekeriyyâ b. Adî anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Amr anlattı; Zeyd b. Ebî Üneyse'den; Seyyâr'dan. (H) Yine bize Hüşeym haber verdi; Seyyâr'dan; Cebr b. Ubeyde'den —Ubeydullah, Cübeyr'den demiştir—; Ebû Hureyre'den; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize Hind gazvesini vaad etti. Eğer ona yetişirsem, canımı ve malımı o uğurda harcarım. Eğer öldürülürsem, şehitlerin en faziletlilerinden olurum. Eğer geri dönersem, ben (cehennemden) azat edilmiş Ebû Hureyre olurum."

3174. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ أَبُو الْحَكَمِ، عَنْ جَبْرِ بْنِ عَبِيدَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ وَعَدَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ الْهِنْدِ فَإِنْ أَدْرَكْتُهَا أُنْفِقْ فِيهَا نَفْسِي وَمَالِي وَإِنْ قُتِلْتُ كُنْتُ أَفْضَلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ رَجَعْتُ فَأَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ الْمُحَرَّرُ ‏.‏

Bana Muhammed b. İsmail b. İbrahim anlattı; dedi ki: Bize Yezîd anlattı; dedi ki: Bize Hüşeym haber verdi; dedi ki: Bize Seyyâr Ebu'l-Hakem anlattı; Cebr b. Ubeyde'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize Hind gazvesini vaad etti. Eğer ona yetişirsem, canımı ve malımı o uğurda harcarım. Eğer öldürülürsem, şehitlerin en faziletlisi olurum. Eğer geri dönersem, ben (cehennemden) azat edilmiş Ebû Hureyre olurum."

3175. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَسَدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرٍ الزُّبَيْدِيُّ، عَنْ أَخِيهِ، مُحَمَّدِ بْنِ الْوَلِيدِ عَنْ لُقْمَانَ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى بْنِ عَدِيٍّ الْبَهْرَانِيِّ، عَنْ ثَوْبَانَ، مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عِصَابَتَانِ مِنْ أُمَّتِي أَحْرَزَهُمَا اللَّهُ مِنَ النَّارِ عِصَابَةٌ تَغْزُو الْهِنْدَ وَعِصَابَةٌ تَكُونُ مَعَ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Abdullah b. Abdurrahîm haber verdi; dedi ki: Bize Esed b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; dedi ki: Bana Ebû Bekir ez-Zübeydî anlattı; kardeşi Muhammed b. el-Velîd'den; Lokmân b. Âmir'den; Abdul-A'lâ b. Adî el-Behrânî'den; Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in azatlısı Sevbân'dan; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimden iki grup vardır ki Allah onları ateşten korumuştur: Hind'e gazve düzenleyen grup ile Îsâ b. Meryem aleyhimesselâm ile beraber olacak grup."

3176. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ السَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَبِي سُكَيْنَةَ، - رَجُلٌ مِنَ الْمُحَرَّرِينَ - عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَمَّا أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِحَفْرِ الْخَنْدَقِ عَرَضَتْ لَهُمْ صَخْرَةٌ حَالَتْ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ الْحَفْرِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَخَذَ الْمِعْوَلَ وَوَضَعَ رِدَاءَهُ نَاحِيَةَ الْخَنْدَقِ وَقَالَ ‏"‏ ‏{‏ تَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَ مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ فَنَدَرَ ثُلُثُ الْحَجَرِ وَسَلْمَانُ الْفَارِسِيُّ قَائِمٌ يَنْظُرُ فَبَرَقَ مَعَ ضَرْبَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَرْقَةٌ ثُمَّ ضَرَبَ الثَّانِيَةَ وَقَالَ ‏"‏ ‏{‏ تَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَ مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ فَنَدَرَ الثُّلُثُ الآخَرُ فَبَرَقَتْ بَرْقَةٌ فَرَآهَا سَلْمَانُ ثُمَّ ضَرَبَ الثَّالِثَةَ وَقَالَ ‏"‏ ‏{‏ تَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَ مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ فَنَدَرَ الثُّلُثُ الْبَاقِي وَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَ رِدَاءَهُ وَجَلَسَ ‏.‏ قَالَ سَلْمَانُ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَأَيْتُكَ حِينَ ضَرَبْتَ مَا تَضْرِبُ ضَرْبَةً إِلاَّ كَانَتْ مَعَهَا بَرْقَةٌ ‏.‏ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا سَلْمَانُ رَأَيْتَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ إِي وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنِّي حِينَ ضَرَبْتُ الضَّرْبَةَ الأُولَى رُفِعَتْ لِي مَدَائِنُ كِسْرَى وَمَا حَوْلَهَا وَمَدَائِنُ كَثِيرَةٌ حَتَّى رَأَيْتُهَا بِعَيْنَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَهُ مَنْ حَضَرَهُ مِنْ أَصْحَابِهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَفْتَحَهَا عَلَيْنَا وَيُغَنِّمَنَا دِيَارَهُمْ وَيُخَرِّبَ بِأَيْدِينَا بِلاَدَهُمْ ‏.‏ فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ‏"‏ ثُمَّ ضَرَبْتُ الضَّرْبَةَ الثَّانِيَةَ فَرُفِعَتْ لِي مَدَائِنُ قَيْصَرَ وَمَا حَوْلَهَا حَتَّى رَأَيْتُهَا بِعَيْنَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَفْتَحَهَا عَلَيْنَا وَيُغَنِّمَنَا دِيَارَهُمْ وَيُخَرِّبَ بِأَيْدِينَا بِلاَدَهُمْ ‏.‏ فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ‏"‏ ثُمَّ ضَرَبْتُ الثَّالِثَةَ فَرُفِعَتْ لِي مَدَائِنُ الْحَبَشَةِ ‏.‏ وَمَا حَوْلَهَا مِنَ الْقُرَى حَتَّى رَأَيْتُهَا بِعَيْنَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ ‏"‏ دَعُوا الْحَبَشَةَ مَا وَدَعُوكُمْ وَاتْرُكُوا التُّرْكَ مَا تَرَكُوكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; dedi ki: Bize Damre anlattı; Ebû Zür'a es-Seybânî'den; Ebû Sükeyne'den —ki bu zat (kölelikten) azat edilenlerdendir—; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hendeğin kazılmasını emrettiği zaman, önlerine (kazıya engel olan) bir kaya çıktı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, balyozu eline aldı, ridasını hendeğin kenarına koydu ve: { Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. } diyerek (kayaya) vurdu. Kayanın üçte biri koptu. Selmân el-Fârisî (orada) durmuş bakıyordu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in vuruşuyla beraber bir şimşek (kıvılcım) parladı. Sonra ikinci kez vurdu ve: { Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. } dedi. (Kayanın) diğer üçte biri daha koptu ve yine bir şimşek çaktı; Selmân onu gördü. Sonra üçüncü kez vurdu ve: { Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. } dedi. Geriye kalan üçte birlik kısım da koptu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (hendekten) çıktı, ridasını aldı ve oturdu. Selmân: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Vurduğun zaman her vuruşunla birlikte bir şimşeğin çaktığını gördüm.' dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: 'Ey Selmân! Bunu gördün mü?' dedi. (Selmân): 'Evet, seni hak ile gönderene yemin olsun ki (gördüm) ey Allah'ın Rasûlü!' dedi. (Rasûlullah) buyurdu ki: 'Birinci vuruşu vurduğumda bana Kisrâ'nın şehirleri, çevresi ve daha birçok şehir gösterildi; hatta onları gözlerimle gördüm.' Orada bulunan ashabı ona: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'a dua et, oraları bize fethettirsin, yurtlarını bize ganimet versin ve beldelerini bizim ellerimizle tahrip etsin.' dediler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bunun için dua etti. 'Sonra ikinci vuruşu vurdum; bana Kayser'in şehirleri ve çevresi gösterildi; hatta onları gözlerimle gördüm.' (Ashabı): 'Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'a dua et, oraları bize fethettirsin, yurtlarını bize ganimet versin ve beldelerini bizim ellerimizle tahrip etsin.' dediler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bunun için dua etti. 'Sonra üçüncü vuruşu vurdum; bana Habeşistan şehirleri ve çevresindeki köyler gösterildi; hatta onları gözlerimle gördüm.' Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın (onları kendi hallerine bırakın); Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın (onları terk edin).'"

3177. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ التُّرْكَ قَوْمًا وُجُوهُهُمْ كَالْمَجَانِّ الْمُطَرَّقَةِ يَلْبَسُونَ الشَّعَرَ وَيَمْشُونَ فِي الشَّعَرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ya'kûb anlattı; Süheyl'den; babasından; Ebû Hureyre'den; (naklettiğine göre) Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanlar Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Onlar, yüzleri (örs üzerinde dövülmüş) kalkanlar gibi (geniş ve yassı) olan, (keçe gibi) kıl giyen ve kıllar içinde yürüyen (tüylü çizmeler giyen) bir kavimdir."

3178. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ ظَنَّ أَنَّ لَهُ، فَضْلاً عَلَى مَنْ دُونَهُ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا يَنْصُرُ اللَّهُ هَذِهِ الأُمَّةَ بِضَعِيفِهَا بِدَعْوَتِهِمْ وَصَلاَتِهِمْ وَإِخْلاَصِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. İdris haber verdi; dedi ki: Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs anlattı; babasından; Mis'ar'dan; Talha b. Musarrif'ten; Mus'ab b. Sa'd'dan; babasından; (şöyle rivayet edilmiştir): "O (Sa'd), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından kendisinden aşağıda olanlara göre bir üstünlüğü olduğunu düşünüyordu. Bunun üzerine Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Allah bu ümmete ancak zayıfları sayesinde; onların duaları, namazları ve ihlasları sebebiyle yardım eder.'"

3179. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَرْطَاةَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ الْحَضْرَمِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا الدَّرْدَاءِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ ابْغُونِي الضَّعِيفَ فَإِنَّكُمْ إِنَّمَا تُرْزَقُونَ وَتُنْصَرُونَ بِضُعَفَائِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Ömer b. Abdulvâhid anlattı; dedi ki: Bize İbn Câbir anlattı; dedi ki: Bana Zeyd b. Ertae el-Fezârî anlattı; Cübeyr b. Nüfeyr el-Hadramî'den; o da Ebû'd-Derdâ'yı şöyle derken işitmiştir: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Beni zayıf(ların arasında) arayın. Çünkü siz ancak zayıflarınız sayesinde rızıklandırılıyor ve yardım olunuyorsunuz."

3180. Hadis

أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَدْ غَزَا وَمَنْ خَلَفَهُ فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ فَقَدْ غَزَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Süleyman b. Dâvûd ve Hâris b. Miskîn haber verdi —(Hâris'e) okunurken ben dinliyordum—; İbn Vehb'den; dedi ki: Bana Amr b. el-Hâris haber verdi; Bükeyr b. el-Eşecc'den; Büsr b. Saîd'den; Zeyd b. Hâlid'den; Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Kim Allah yolunda (savaşa çıkan) bir gaziyi donatırsa, bizzat savaşa katılmış gibi olur. Kim de onun geride bıraktığı ailesine hayırla bakarsa (onların ihtiyaçlarını karşılarsa), bizzat savaşa katılmış gibi olur."

3181. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فَقَدْ غَزَا وَمَنْ خَلَفَ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ فَقَدْ غَزَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; Abdurrahman b. Mehdî'den; dedi ki: Bize Harb b. Şeddâd anlattı; Yahya'dan; Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan; Büsr b. Saîd'den; Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir gaziyi donatırsa, bizzat savaşa katılmış gibi olur. Kim de bir gazinin geride bıraktığı ailesine hayırla bakarsa, bizzat savaşa katılmış gibi olur."

3182. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ حُصَيْنَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ جَاوَانَ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ خَرَجْنَا حُجَّاجًا فَقَدِمْنَا الْمَدِينَةَ وَنَحْنُ نُرِيدُ الْحَجَّ فَبَيْنَا نَحْنُ فِي مَنَازِلِنَا نَضَعُ رِحَالَنَا إِذْ أَتَانَا آتٍ فَقَالَ إِنَّ النَّاسَ قَدِ اجْتَمَعُوا فِي الْمَسْجِدِ وَفَزِعُوا ‏.‏ فَانْطَلَقْنَا فَإِذَا النَّاسُ مُجْتَمِعُونَ عَلَى نَفَرٍ فِي وَسَطِ الْمَسْجِدِ وَفِيهِمْ عَلِيٌّ وَالزُّبَيْرُ وَطَلْحَةُ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ فَإِنَّا لَكَذَلِكَ إِذْ جَاءَ عُثْمَانُ رضى الله عنه عَلَيْهِ مُلاَءَةٌ صَفْرَاءُ قَدْ قَنَّعَ بِهَا رَأْسَهُ فَقَالَ أَهَا هُنَا طَلْحَةُ أَهَا هُنَا الزُّبَيْرُ أَهَا هُنَا سَعْدٌ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَإِنِّي أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَبْتَاعُ مِرْبَدَ بَنِي فُلاَنٍ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَابْتَعْتُهُ بِعِشْرِينَ أَلْفًا أَوْ بِخَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ أَلْفًا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ اجْعَلْهُ فِي مَسْجِدِنَا وَأَجْرُهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنِ ابْتَاعَ بِئْرَ رُومَةَ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ فَابْتَعْتُهَا بِكَذَا وَكَذَا فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدِ ابْتَعْتُهَا بِكَذَا وَكَذَا قَالَ ‏"‏ اجْعَلْهَا سِقَايَةً لِلْمُسْلِمِينَ وَأَجْرُهَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَظَرَ فِي وُجُوهِ الْقَوْمِ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ يُجَهِّزْ هَؤُلاَءِ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي جَيْشَ الْعُسْرَةِ فَجَهَّزْتُهُمْ حَتَّى لَمْ يَفْقِدُوا عِقَالاً وَلاَ خِطَامًا ‏.‏ فَقَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدِ اللَّهُمَّ اشْهَدْ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. İdris anlattı; dedi ki: Husayn b. Abdurrahman'ı, Amr b. Câvân'dan; Ahnef b. Kays'tan rivayet ederken işittim; dedi ki: "Hacılar olarak yola çıktık ve Medine'ye geldik. Haccetmek istiyorduk. Biz konaklayacağımız yerlerde eşyalarımızı indirirken birisi bize geldi ve: 'İnsanlar mescitte toplandılar ve büyük bir korku (ve telaş) içindeler' dedi. Hemen (oraya) gittik. İnsanların mescidin ortasında bir grubun etrafında toplandığını gördük. Aralarında Ali, Zübeyr, Talha ve Sa'd b. Ebî Vakkâs da vardı. Biz bu durumdayken Osman radıyallahu anh, üzerine başını örttüğü sarı bir örtü almış olduğu halde geldi ve: 'Talha burada mı? Zübeyr burada mı? Sa'd burada mı?' dedi. Onlar: 'Evet' dediler. (Osman) dedi ki: 'Kendisinden başka ilah olmayan Allah aşkına size soruyorum: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in; "Kim falan oğullarının harman yerini (Mirbed) satın alırsa Allah onu bağışlar" buyurduğunu bilmiyor musunuz? Ben de orayı yirmi bin yahut yirmi beş bin (dirhem/dinar) karşılığında satın aldım. Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip ona (bunu) haber verdim. O da: "Orayı mescidimize kat, ecri sanadır" buyurdu.' (Oradakiler): 'Allah için, evet (biliyoruz)' dediler. (Osman): 'Kendisinden başka ilah olmayan Allah aşkına size soruyorum: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in; "Kim Rûme kuyusunu satın alırsa Allah onu bağışlar" buyurduğunu bilmiyor musunuz? Ben de onu şu kadara satın aldım. Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ben orayı şu kadara satın aldım" dedim. O da: "Orayı Müslümanlar için bir su kaynağı (sebil) yap, ecri sanadır" buyurdu.' (Oradakiler): 'Allah için, evet' dediler. (Osman): 'Kendisinden başka ilah olmayan Allah aşkına size soruyorum: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in (Zorluk Ordusu hazırlanırken) topluluğun yüzüne bakıp: "Kim bunları donatırsa Allah onu bağışlar" buyurduğunu bilmiyor musunuz? Yani Zorluk Ordusu'nu (Ceyşu'l-Usre). Ben de onları, bir deve yuları veya diz bağı bile eksik kalmayacak şekilde donattım.' (Oradakiler): 'Allah için, evet' dediler. (Bunun üzerine Osman): 'Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol!' dedi."

3183. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ نُودِيَ فِي الْجَنَّةِ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلاَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّلاَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الْجِهَادِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّدَقَةِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الصَّدَقَةِ وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ بَابِ الرَّيَّانِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه هَلْ عَلَى مَنْ دُعِيَ مِنْ هَذِهِ الأَبْوَابِ مِنْ ضَرُورَةٍ فَهَلْ يُدْعَى أَحَدٌ مِنْ هَذِهِ الأَبْوَابِ كُلِّهَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ وَأَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Hâris b. Miskîn haber verdi —(Hâris'e) okunurken ben dinliyordum—; İbnu'l-Kâsım'dan; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; İbn Şihâb'dan; Humeyd b. Abdurrahman'dan; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Kim Allah azze ve celle yolunda bir çiftten (iki şeyden) infak ederse, cennette şöyle nida edilir: 'Ey Allah'ın kulu! Bu (yaptığın) hayırlıdır.' (Dünyada) namaz ehli olan, namaz kapısından çağrılır. Cihad ehli olan, cihad kapısından çağrılır. Sadaka ehli olan, sadaka kapısından çağrılır. Oruç ehli olan, Reyyân kapısından çağrılır." Ebû Bekir radıyallahu anh: "(Bir kimsenin) bu kapıların (sadece) birinden çağrılmasında bir zorunluluk (bir beis) yoktur (önemli olan içeri girmektir). Ancak bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimse var mıdır?" dedi. (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Evet, senin de onlardan olmanı umarım" buyurdu."

3184. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ دَعَتْهُ خَزَنَةُ الْجَنَّةِ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ يَا فُلاَنُ هَلُمَّ فَادْخُلْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَاكَ الَّذِي لاَ تَوَى عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakıyye anlattı; Evzâî'den; dedi ki: Bana Yahya anlattı; Muhammed b. İbrahim'den; dedi ki: Bize Ebû Seleme haber verdi; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda bir çiftten (iki şeyden) infak ederse, cennetin bekçileri onu cennetin kapılarından: 'Ey falan! Gel, (buradan) gir!' diye çağırırlar." Ebû Bekir: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu (durumdaki) kimse için bir ziyan yoktur (o kurtulmuştur)' dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de: "Senin onlardan olmanı umarım" buyurdu."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.