Zühd Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2304. Hadis

حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَسُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ صَالِحٌ حَدَّثَنَا وَقَالَ، سُوَيْدٌ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ الصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏ وَقَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَرَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ فَرَفَعُوهُ وَأَوْقَفَهُ بَعْضُهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ ‏.‏

Bize Sâlih b. Abdillâh ve Süveyd b. Nasr anlattılar; Sâlih: “Bize anlattı”, Süveyd ise: “Bize haber verdi” diyerek dediler ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind’den, o babasından, o İbn Abbâs’tan rivayet etti; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bu ikisinde aldanmıştır (kıymetini bilmeyip zarara uğramıştır): Sağlık ve boş vakit.” Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind babasından, o İbn Abbâs’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [önceki hadisin] bir benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Enes b. Mâlik’ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Birden çok râvi bu hadisi Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind’den merfû olarak rivayet etmiş, bazısı ise Abdullah b. Saîd b. Ebî Hind’den mevkûf olarak nakletmiştir.

2305. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي طَارِقٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ يَأْخُذُ عَنِّي هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ فَيَعْمَلُ بِهِنَّ أَوْ يُعَلِّمُ مَنْ يَعْمَلُ بِهِنَّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقُلْتُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَأَخَذَ بِيَدِي فَعَدَّ خَمْسًا وَقَالَ ‏"‏ اتَّقِ الْمَحَارِمَ تَكُنْ أَعْبَدَ النَّاسِ وَارْضَ بِمَا قَسَمَ اللَّهُ لَكَ تَكُنْ أَغْنَى النَّاسِ وَأَحْسِنْ إِلَى جَارِكَ تَكُنْ مُؤْمِنًا وَأَحِبَّ لِلنَّاسِ مَا تُحِبُّ لِنَفْسِكَ تَكُنْ مُسْلِمًا وَلاَ تُكْثِرِ الضَّحِكَ فَإِنَّ كَثْرَةَ الضَّحِكِ تُمِيتُ الْقَلْبَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ جَعْفَرِ بْنِ سُلَيْمَانَ ‏.‏ وَالْحَسَنُ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ شَيْئًا هَكَذَا رُوِيَ عَنْ أَيُّوبَ وَيُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ وَعَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ قَالُوا لَمْ يَسْمَعِ الْحَسَنُ مِنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَرَوَى أَبُو عُبَيْدَةَ النَّاجِيُّ عَنِ الْحَسَنِ هَذَا الْحَدِيثَ قَوْلَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf el-Basrî anlattı; bize Ca’fer b. Süleymân anlattı; Ebû Târık’tan; Hasan’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kim benden bu kelimeleri alıp onlarla amel eder veya onlarla amel edecek kimseye öğretir?” buyurdu. Ebû Hureyre dedi ki: “Ben, ey Allah’ın Resûlü!” dedim. Bunun üzerine elimi tuttu ve beş şeyi sayıp şöyle buyurdu: “Haramlardan sakın, insanların en çok ibadet edeni olursun. Allah’ın senin için taksim ettiğine razı ol, insanların en zengini olursun. Komşuna iyilik et, [kâmil bir] mümin olursun. Kendin için sevip istediğini insanlar için de iste, [gerçek bir] Müslüman olursun. Çok gülme; çünkü çok gülmek kalbi öldürür.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir, onu sadece Ca’fer b. Süleymân’ın hadisi olarak bilmekteyiz. Hasan ise Ebû Hureyre’den hiçbir şey işitmemiştir; nitekim Eyyûb, Yûnus b. Ubeyd ve Ali b. Zeyd’den rivayet edildiğine göre onlar: “Hasan, Ebû Hureyre’den [hadis] işitmemiştir” demişlerdir. Ebû Ubeyde en-Nâcî ise bu hadisi Hasan’ın kendi sözü olarak rivayet etmiş ve içinde “Ebû Hureyre’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den” şeklinde zikretmemiştir.

2306. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ مُحَرَّرِ بْنِ هَارُونَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَادِرُوا بِالأَعْمَالِ سَبْعًا هَلْ تَنْظُرُونَ إِلاَّ فَقْرًا مُنْسِيًا أَوْ غِنًى مُطْغِيًا أَوْ مَرَضًا مُفْسِدًا أَوْ هَرَمًا مُفَنِّدًا أَوْ مَوْتًا مُجْهِزًا أَوِ الدَّجَّالَ فَشَرُّ غَائِبٍ يُنْتَظَرُ أَوِ السَّاعَةَ فَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ الأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُحَرَّرِ بْنِ هَارُونَ وَقَدْ رَوَى بِشْرُ بْنُ عُمَرَ وَغَيْرُهُ عَنْ مُحَرَّرِ بْنِ هَارُونَ هَذَا ‏.‏ وَقَدْ رَوَى مَعْمَرٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَمَّنْ سَمِعَ سَعِيدًا الْمَقْبُرِيَّ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ وَقَالَ تَنْتَظِرُونَ ‏.‏

Bize Ebû Mus’ab el-Medenî anlattı; Muharrir b. Hârûn’dan; Abdurrahman el-A’rec’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yedi şey gelmeden önce [salih] ameller yapmakta acele ediniz! Yoksa siz ancak unutturucu bir fakirlik mi, azdırıcı bir zenginlik mi, [sıhhati] bozucu bir hastalık mı, bunatıcı bir ihtiyarlık mı, ansızın yakalayan (işi bitiren) bir ölüm mü, yoksa beklenilenlerin en şerlisi olan Deccâl mi, yahut kıyamet mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise [hepsinden] daha dehşetli ve daha acıdır!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir, el-A’rec’in Ebû Hureyre’den rivayeti olarak sadece Muharrir b. Hârûn’un hadisinden bilmekteyiz. Bişr b. Ömer ve başkaları da bu hadisi Muharrir b. Hârûn’dan rivayet etmişlerdir. Ma’mer de bu hadisi Saîd el-Makburî’den işiten kimseden, o Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den benzer şekilde rivayet etmiş ve “bekliyorsunuz (tentezirûne)” demiştir.

2307. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْمَوْتَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize el-Fadl b. Mûsâ anlattı; Muhammed b. Amr’dan; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Lezzetleri yıkıp yok edeni (ağızların tadını bozanı) çokça hatırlayınız!” Yani ölümü kastetmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir.

2308. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَحِيرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ هَانِئًا، مَوْلَى عُثْمَانَ قَالَ كَانَ عُثْمَانُ إِذَا وَقَفَ عَلَى قَبْرٍ بَكَى حَتَّى يَبُلَّ لِحْيَتَهُ فَقِيلَ لَهُ تُذْكَرُ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ فَلاَ تَبْكِي وَتَبْكِي مِنْ هَذَا فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ الْقَبْرَ أَوَّلُ مَنَازِلِ الآخِرَةِ فَإِنْ نَجَا مِنْهُ فَمَا بَعْدَهُ أَيْسَرُ مِنْهُ وَإِنْ لَمْ يَنْجُ مِنْهُ فَمَا بَعْدَهُ أَشَدُّ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا رَأَيْتُ مَنْظَرًا قَطُّ إِلاَّ وَالْقَبْرُ أَفْظَعُ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ يُوسُفَ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; bize Yahyâ b. Maîn anlattı; bize Hişâm b. Yûsuf anlattı; bana Abdullah b. Bahîr anlattı; Osmân’ın azatlısı Hânî’den işittiğine göre şöyle demiştir: Osmân bir kabrin başında durduğu zaman sakalını ıslatıncaya kadar ağlardı. Ona: “Cennet ve cehennem anılıyor ağlamıyorsun da bundan dolayı mı ağlıyorsun?” denildi. Bunun üzerine şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Eğer kişi ondan kurtulursa, sonraki [duraklar] ondan daha kolaydır. Eğer ondan kurtulamazsa, sonraki [duraklar] ondan daha şiddetlidir.” [Osmân] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yine şöyle buyurmuştur: “Gördüğüm hiçbir korkunç manzara yoktur ki, kabir ondan daha korkunç olmasın!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir, onu sadece Hişâm b. Yûsuf’un hadisi olarak bilmekteyiz.

2309. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَأَنَسٍ وَأَبِي مُوسَى ‏.‏ قَالَ حَدِيثُ عُبَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu’be haber verdi; Katâde’den; dedi ki: Enes’ten işittim; Ubâde b. es-Sâmit’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ediyordu; şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a kavuşmayı severse (arzu ederse), Allah da ona kavuşmayı sever. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Âişe, Enes ve Ebû Mûsâ’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ubâde’nin hadisi hasen sahihtir.

2310. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ الْعِجْلِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطُّفَاوِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏:‏ ‏(‏ وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ ‏)‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا صَفِيَّةُ بِنْتَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَا فَاطِمَةُ بِنْتَ مُحَمَّدٍ يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ إِنِّي لاَ أَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا سَلُونِي مِنْ مَالِي مَا شِئْتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي مُوسَى وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ هَكَذَا رَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ نَحْوَ هَذَا وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً لَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏

Bize Ebü’l-Eş’as Ahmed b. el-Mikdâm el-İclî anlattı; bize Muhammed b. Abdirrahmân et-Tufâvî anlattı; bize Hişâm b. Urve babasından, o da Âişe’den rivayet etti; dedi ki: Şu ayet nazil olduğu zaman: { وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ } “En yakın akrabalarını uyar” [Şuârâ: 214], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Abdülmuttalib’in kızı Safiyye! Ey Muhammed’in kızı Fâtıma! Ey Abdülmuttaliboğulları! Şüphesiz ben Allah’ın [azabına] karşı sizin adınıza hiçbir şeye malik değilim (sizi kurtaramam); malımdan dilediğinizi benden isteyiniz!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Ebû Mûsâ ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Âişe’nin hadisi hasen garibtir. Bazıları bu hadisi Hişâm b. Urve’den buna benzer şekilde rivayet etmiş; bazısı da Hişâm’dan, o babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak nakletmiş olup rivayette Âişe’yi zikretmemiştir.

2311. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَلِجُ النَّارَ رَجُلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ حَتَّى يَعُودَ اللَّبَنُ فِي الضَّرْعِ وَلاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي رَيْحَانَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ هُوَ مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ وَهُوَ مَدَنِيٌّ ثِقَةٌ رَوَى عَنْهُ شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı; Abdurrahman b. Abdillâh el-Mes’ûdî’den; Muhammed b. Abdirrahmân’dan; Îsâ b. Talha’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Süt memeye geri dönmedikçe (dönmesi imkânsız olduğu gibi), Allah korkusundan ağlayan bir kimse de cehenneme girmez. Allah yolundaki toz ile cehennemin dumanı [bir kulun üzerinde] asla bir araya gelmez.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Reyhâne ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Abdirrahmân ise Talha ailesinin azatlısıdır; Medineli, güvenilir (sika) bir râvidir; kendisinden Şu’be ve Süfyân es-Sevrî rivayette bulunmuştur.

2312. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْمُهَاجِرِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ مُوَرِّقٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنِّي أَرَى مَا لاَ تَرَوْنَ وَأَسْمَعُ مَا لاَ تَسْمَعُونَ أَطَّتِ السَّمَاءُ وَحُقَّ لَهَا أَنْ تَئِطَّ مَا فِيهَا مَوْضِعُ أَرْبَعِ أَصَابِعَ إِلاَّ وَمَلَكٌ وَاضِعٌ جَبْهَتَهُ سَاجِدًا لِلَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا وَمَا تَلَذَّذْتُمْ بِالنِّسَاءِ عَلَى الْفُرُشِ وَلَخَرَجْتُمْ إِلَى الصُّعُدَاتِ تَجْأَرُونَ إِلَى اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ لَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ شَجَرَةً تُعْضَدُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَسٍ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَيُرْوَى مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ أَنَّ أَبَا ذَرٍّ قَالَ لَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ شَجَرَةً تُعْضَدُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı; bize İsrâîl anlattı; İbrâhim b. el-Muhâcir’den; Mücâhid’den; Muvarrık’tan; Ebû Zer’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sizin görmediklerinizi görüyor, işitmediklerinizi işitiyorum! Gökyüzü gıcırdadı (inledi) ve gıcırdamak onun hakkıdır; çünkü orada alnını Allah’a secde ederek koymuş bir meleğin bulunmadığı dört parmaklık bir yer bile yoktur! Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız; yataklarda kadınlarla lezzetlenip zevk alamazdınız ve yüksek tepelere (yollara) çıkarak feryat edip Allah’a yalvarırdınız!” [Ebû Zer dedi ki]: “Keşke kesilip yok edilen bir ağaç olsaydım!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Âişe, İbn Abbâs ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen garibtir. Bu tarikten başka bir yolla da Ebû Zer’in: “Keşke kesilen bir ağaç olsaydım” dediği rivayet edilmiştir.

2313. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ الْفَلاَّسُ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Hafs Amr b. Ali el-Fellâs anlattı; bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı; Muhammed b. Amr’dan; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, muhakkak ki az güler çok ağlardınız.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir.

2314. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الرَّجُلَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ لاَ يَرَى بِهَا بَأْسًا يَهْوِي بِهَا سَبْعِينَ خَرِيفًا فِي النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize İbn Ebî Adiy anlattı; Muhammed b. İshâk’tan; bana Muhammed b. İbrâhim anlattı; Îsâ b. Talha’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz adam, [kendince] hiçbir sakınca görmediği bir söz söyler de, o söz sebebiyle ateşte (cehennemde) yetmiş yıl derinliğe yuvarlanır gider.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir.

2315. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلَّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِيثِ لِيُضْحِكَ بِهِ الْقَوْمَ فَيَكْذِبُ وَيْلٌ لَهُ وَيْلٌ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize Behz b. Hakîm anlattı; bana babam dedesinden anlattı; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “İnsanları güldürmek için konuşup da yalan söyleyen kimseye yazıklar olsun! Yazıklar olsun ona, yazıklar olsun ona!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasendir.

2316. Hadis

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَاَ عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ تُوُفِّيَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ يَعْنِي رَجُلٌ أَبْشِرْ بِالْجَنَّةِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَلاَ تَدْرِي فَلَعَلَّهُ تَكَلَّمَ فِيمَا لاَ يَعْنِيهِ أَوْ بَخِلَ بِمَا لاَ يَنْقُصُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Süleymân b. Abdilcebbâr el-Bağdâdî anlattı; bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs anlattı; bize babam A’meş’ten anlattı; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in] ashabından bir adam vefat etti. Bir adam: “Cennetle müjdelen!” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bilemezsin ki; belki o kendisini ilgilendirmeyen (faydasız/mâlâyânî) konularda konuşmuş veya [verildiğinde] kendisini eksiltmeyecek bir şeyde cimrilik etmiş olabilir” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir.

2317. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ نَصْرٍ النَّيْسَابُورِيُّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَمَاعَةَ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ قُرَّةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مِنْ حُسْنِ إِسْلاَمِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لاَ يَعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Nasr en-Neysâbûrî ve birden çok kimse anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Müshir anlattı; İsmâil b. Abdillâh b. Semâa’dan; Evzâî’den; Kurre’den; Zührî’den; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen (dünya ve ahiretine faydası olmayan/mâlâyânî) şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir, Ebû Seleme’nin Ebû Hureyre’den, onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayeti olarak sadece bu vecihten bilmekteyiz.

2318. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ مِنْ حُسْنِ إِسْلاَمِ الْمَرْءِ تَرْكَهُ مَا لاَ يَعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ مِنْ أَصْحَابِ الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ مُرْسَلاً وَهَذَا عِنْدَنَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَعَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ لَمْ يُدْرِكْ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Mâlik b. Enes anlattı; Zührî’den; Ali b. Hüseyn’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.” Ebû Îsâ dedi ki: Zührî’nin ashabından birden çok kimse de Zührî’den, o Ali b. Hüseyn’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den olmak üzere Mâlik’in hadisi gibi mürsel olarak rivayet etmiştir; bu rivayet bize göre Ebû Seleme’nin Ebû Hureyre’den naklettiği hadisten daha sahihtir. Ali b. Hüseyn ise Ali b. Ebî Tâlib’e yetişmemiştir.

2319. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ سَمِعْتُ بِلاَلَ بْنَ الْحَارِثِ الْمُزَنِيَّ، صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ مَا يَظُنُّ أَنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ فَيَكْتُبُ اللَّهُ لَهُ بِهَا رِضْوَانَهُ إِلَى يَوْمِ يَلْقَاهُ وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ اللَّهِ مَا يَظُنُّ أَنْ تَبْلُغَ مَا بَلَغَتْ فَيَكْتُبُ اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا سَخَطَهُ إِلَى يَوْمِ يَلْقَاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو نَحْوَ هَذَا قَالُوا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنْ بِلاَلِ بْنِ الْحَارِثِ ‏.‏ وَرَوَى هَذَا الْحَدِيثَ مَالِكٌ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِيهِ عَنْ بِلاَلِ بْنِ الْحَارِثِ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ جَدِّهِ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; bize Abde anlattı; Muhammed b. Amr’dan; bana babam dedesinden anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Bilâl b. el-Hâris el-Müzenî’nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz sizden biri, [kendince] ulaştığı yere varacağını hiç tahmin etmediği, Allah’ın rızasına uygun öyle bir söz söyler ki; Allah o söz sebebiyle kendisine kavuşacağı güne (kıyamete) kadar rızasını yazar. Yine sizden biri, ulaştığı yere varacağını hiç tahmin etmediği, Allah’ın gazabına sebep olan öyle bir söz söyler ki; Allah o söz sebebiyle kendisine kavuşacağı güne kadar onun aleyhine gazabını yazar.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ümmü Habîbe’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir. Birden çok râvi bu hadisi Muhammed b. Amr’dan bu şekilde: “Muhammed b. Amr’dan, o babasından, o dedesinden, o da Bilâl b. el-Hâris’ten” şeklinde rivayet etmiştir. Mâlik ise bu hadisi Muhammed b. Amr’dan, o babasından, o da Bilâl b. el-Hâris’ten şeklinde rivayet etmiş ve senedinde dedesini zikretmemiştir.

2320. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كَانَتِ الدُّنْيَا تَعْدِلُ عِنْدَ اللَّهِ جَنَاحَ بَعُوضَةٍ مَا سَقَى كَافِرًا مِنْهَا شَرْبَةَ مَاءٍ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Abdülhamîd b. Süleymân anlattı; Ebû Hâzim’den; Sehl b. Sa’d’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer dünya Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, [ondan] hiçbir kâfire bir yudum su bile içirmezdi.” Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten sahih garibtir.

2321. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ الرَّكْبِ الَّذِينَ وَقَفُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّخْلَةِ الْمَيِّتَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَرَوْنَ هَذِهِ هَانَتْ عَلَى أَهْلِهَا حِينَ أَلْقَوْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا مِنْ هَوَانِهَا أَلْقَوْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَالدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ عَلَى أَهْلِهَا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْمُسْتَوْرِدِ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Mücâlid’den; Kays b. Ebî Hâzim’den; el-Müstevrid b. Şeddâd’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte ölü bir kuzu (veya oğlak) leşinin başında duran süvari grubunun içindeydim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sahipleri bunu [değersiz görüp] attıklarında, bunun sahipleri katında ne kadar değersiz olduğunu görüyor musunuz?” buyurdu. “Ey Allah’ın Resûlü! Değersizliğinden dolayı onu attılar” dediler. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “İşte dünya Allah katında, bunun sahipleri katındaki değersizliğinden çok daha değersizdir” buyurdu. Bu konuda Câbir ve İbn Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Müstevrid’in hadisi hasendir.

2322. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ الْمُكْتِبُ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ ثَابِتِ بْنِ ثَوْبَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عَطَاءَ بْنَ قُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ ضَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إِلاَّ ذِكْرَ اللَّهِ وَمَا وَالاَهُ وَعَالِمًا أَوْ مُتَعَلِّمًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâtim el-Müktib anlattı; bize Ali b. Sâbit anlattı; bize Abdurrahman b. Sâbit b. Sevbân anlattı; dedi ki: Atâ b. Kurre’den işittim; dedi ki: Abdullah b. Damre’den işittim; dedi ki: Ebû Hureyre’nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Dikkat edin! Şüphesiz dünya mel’undur (lanetlenmiştir), içindeki şeyler de mel’undur; ancak Allah’ın zikri ve Allah’ın rızasına ulaştıran şeyler ile âlim veya ilim öğrenen [talebe] müstesnadır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir.

2323. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُسْتَوْرِدًا، أَخَا بَنِي فِهْرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ مِثْلُ مَا يَجْعَلُ أَحَدُكُمْ إِصْبَعَهُ فِي الْيَمِّ فَلْيَنْظُرْ بِمَاذَا يَرْجِعُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ يُكْنَى أَبَا عَبْدِ اللَّهِ وَوَالِدُ قَيْسٍ أَبُو حَازِمٍ اسْمُهُ عَبْدُ بْنُ عَوْفٍ وَهُوَ مِنَ الصَّحَابَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize İsmâil b. Ebî Hâlid anlattı; bize Kays b. Ebî Hâzim anlattı; dedi ki: Fihroğullarının kardeşi Müstevrid’den işittim; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ahiretin yanında dünyanın durumu; ancak birinizin parmağını denize daldırması gibidir; baksın bakalım [parmağı denizden] ne ile dönecektir!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İsmâil b. Ebî Hâlid’in künyesi Ebû Abdillâh’tır. Kays’ın babası Ebû Hâzim’in ismi ise Abd b. Avf olup sahâbedendir.

2324. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; el-Alâ b. Abdirrahmân’dan; babasından; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dünya müminin zindanı, kâfirin ise cennetidir.” Bu konuda Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2325. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عُبَادَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ خَبَّابٍ، عَنْ سَعِيدٍ الطَّائِيِّ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو كَبْشَةَ الأَنْمَارِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ ثَلاَثَةٌ أُقْسِمُ عَلَيْهِنَّ وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا نَقَصَ مَالُ عَبْدٍ مِنْ صَدَقَةٍ وَلاَ ظُلِمَ عَبْدٌ مَظْلِمَةً فَصَبَرَ عَلَيْهَا إِلاَّ زَادَهُ اللَّهُ عِزًّا وَلاَ فَتَحَ عَبْدٌ بَابَ مَسْأَلَةٍ إِلاَّ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ بَابَ فَقْرٍ أَوْ كَلِمَةً نَحْوَهَا وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا الدُّنْيَا لأَرْبَعَةِ نَفَرٍ عَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالاً وَعِلْمًا فَهُوَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَيَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَيَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَفْضَلِ الْمَنَازِلِ وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ عِلْمًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ مَالاً فَهُوَ صَادِقُ النِّيَّةِ يَقُولُ لَوْ أَنَّ لِي مَالاً لَعَمِلْتُ بِعَمَلِ فُلاَنٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَأَجْرُهُمَا سَوَاءٌ وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالاً وَلَمْ يَرْزُقْهُ عِلْمًا فَهُوَ يَخْبِطُ فِي مَالِهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ لاَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَلاَ يَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَلاَ يَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَخْبَثِ الْمَنَازِلِ وَعَبْدٍ لَمْ يَرْزُقْهُ اللَّهُ مَالاً وَلاَ عِلْمًا فَهُوَ يَقُولُ لَوْ أَنَّ لِي مَالاً لَعَمِلْتُ فِيهِ بِعَمَلِ فُلاَنٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَوِزْرُهُمَا سَوَاءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâil anlattı; bize Ebû Nuaym anlattı; bize Ubâde b. Müslim anlattı; bize Yûnus b. Habbâb anlattı; Saîd et-Tâî Ebü’l-Bahterî’den; o dedi ki: Bana Ebû Kebşe el-Enmârî anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Üç şey vardır ki onlar üzerine yemin ederim; size bir de söz söyleyeceğim, onu iyi belleyin!” Şöyle buyurdu: “Sadaka vermekle hiçbir kulun malı eksilmez. Bir kula haksızlık (zulüm) yapılır da o buna sabrederse, Allah muhakkak onun izzetini artırır. Bir kul [ihtiyacı yokken insanlara] dilenme kapısını açarsa, Allah da ona fakirlik kapısını açar -veya buna benzer bir kelime buyurdu-. Size bir söz daha söylüyorum, onu iyi belleyin!” Şöyle buyurdu: “Dünya ancak şu dört grup insan içindir: Bir kul vardır ki Allah ona mal ve ilim rızkı vermiştir; o bu malında Rabbinden sakınır, sıla-i rahimde bulunur (akrabasını gözetir) ve o malda Allah’ın hakkı olduğunu bilir; işte bu [kul] derecelerin en üstünündedir. Bir kul vardır ki Allah ona ilim vermiş fakat mal vermemiştir; ancak niyeti samimidir ve: ‘Eğer benim de malım olsaydı filancanın yaptığı gibi yapardım’ der; işte o, niyetiyledir ve ecirleri (sevapları) eşittir. Bir kul vardır ki Allah ona mal vermiş fakat ilim vermemiştir; o da ilimsizce malını rastgele saçıp savurur, onda Rabbinden sakınmaz, sıla-i rahim yapmaz ve onda Allah’ın hakkı olduğunu bilmez; işte bu [kul] derecelerin en kötüsündedir. Bir kul da vardır ki Allah ona ne mal ne de ilim vermiştir; o da: ‘Eğer malım olsaydı ben de filancanın yaptığı [kötülükler] gibi yapardım’ der; işte o, niyetiyledir ve günahları eşittir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2326. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ بَشِيرٍ أَبِي إِسْمَاعِيلَ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ نَزَلَتْ بِهِ فَاقَةٌ فَأَنْزَلَهَا بِالنَّاسِ لَمْ تُسَدَّ فَاقَتُهُ وَمَنْ نَزَلَتْ بِهِ فَاقَةٌ فَأَنْزَلَهَا بِاللَّهِ فَيُوشِكُ اللَّهُ لَهُ بِرِزْقٍ عَاجِلٍ أَوْ آجِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Süfyân anlattı; Beşîr Ebû İsmâil’den; Seyyâr’dan; Târık b. Şihâb’dan; Abdullah b. Mes’ûd’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin başına bir fakirlik ve muhtaçlık gelir de bunu insanlara arz eder (onlardan medet umar) ise onun ihtiyacı ve fakirliği kapatılmaz. Kimin de başına bir fakirlik ve muhtaçlık gelir de bunu Allah’a arz ederse, Allah ona tez zamanda veya ileride mutlaka bir rızık ihsan eder.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih garibtir.

2327. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ جَاءَ مُعَاوِيَةُ إِلَى أَبِي هَاشِمِ بْنِ عُتْبَةَ وَهُوَ مَرِيضٌ يَعُودُهُ فَقَالَ يَا خَالُ مَا يُبْكِيكَ أَوَجَعٌ يُشْئِزُكَ أَمْ حِرْصٌ عَلَى الدُّنْيَا قَالَ كُلٌّ لاَ وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهِدَ إِلَىَّ عَهْدًا لَمْ آخُذْ بِهِ قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا يَكْفِيكَ مِنْ جَمْعِ الْمَالِ خَادِمٌ وَمَرْكَبٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَجِدُنِي الْيَوْمَ قَدْ جَمَعْتُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى زَائِدَةُ وَعَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ سَهْمٍ قَالَ دَخَلَ مُعَاوِيَةُ عَلَى أَبِي هَاشِمٍ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Süfyân haber verdi; Mansûr ve A’meş’ten; Ebû Vâil’den; dedi ki: Muâviye, hasta olan dayısı Ebû Hâşim b. Utbe’yi ziyarete geldi ve: “Ey dayı! Seni ağlatan nedir? Seni rahatsız eden bir ağrı mı, yoksa dünyaya olan hırs mı?” dedi. [Ebû Hâşim] şöyle dedi: “Hayır, bunların hiçbiri değil! Fakat Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana bir ahidde (tavsiyede) bulunmuştu ki ben onu tutamadım. Şöyle buyurmuştu: ‘Mal biriktirmekten sana yetecek olan; sadece bir hizmetçi ve Allah yolunda [kullanacağın] bir binektir.’ Oysa bugün ben kendimi mal toplamış görüyorum.” Ebû Îsâ dedi ki: Zâide ve Ubeyde b. Humeyd de Mansûr’dan, o Ebû Vâil’den, o Semure b. Sehm’den: “Muâviye, Ebû Hâşim’in yanına girdi...” diyerek benzerini rivayet etmişlerdir. Bu konuda Büreyde el-Eslemî’den de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen bir hadis vardır.

2328. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شِمْرِ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ سَعْدِ بْنِ الأَخْرَمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَتَّخِذُوا الضَّيْعَةَ فَتَرْغَبُوا فِي الدُّنْيَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vekî’ anlattı; bize Süfyân anlattı; A’meş’ten; Şimr b. Atıyye’den; Mugîre b. Sa’d b. el-Ahrem’den; babasından; Abdullah b. Mes’ûd’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Akar (çiftlik ve gayrimenkul) edinmeyiniz; sonra dünyaya rağbet edip bağlanırsınız.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

2329. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ خَيْرُ النَّاسِ قَالَ ‏ "‏ مَنْ طَالَ عُمُرُهُ وَحَسُنَ عَمَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Zeyd b. Hubâb anlattı; Muâviye b. Sâlih’ten; Amr b. Kays’tan; Abdullah b. Büsr’den rivayet edildiğine göre bir bedevi: “Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların en hayırlısı kimdir?” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ömrü uzun, ameli güzel olan kimsedir” buyurdu. Bu konuda Ebû Hureyre ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir.

2330. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ النَّاسِ خَيْرٌ قَالَ ‏"‏ مَنْ طَالَ عُمُرُهُ وَحَسُنَ عَمَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَىُّ النَّاسِ شَرٌّ قَالَ ‏"‏ مَنْ طَالَ عُمُرُهُ وَسَاءَ عَمَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Hafs Amr b. Ali anlattı; bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; bize Şu’be anlattı; Ali b. Zeyd’den; Abdurrahman b. Ebî Bekre’den; babasından rivayet edildiğine göre bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların hangisi daha hayırlıdır?” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ömrü uzun, ameli güzel olandır” buyurdu. [Adam]: “Peki insanların hangisi daha şerlidir?” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ömrü uzun, ameli kötü olandır” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2331. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ كَامِلٍ أَبِي الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عُمُرُ أُمَّتِي مِنْ سِتِّينَ سَنَةً إِلَى سَبْعِينَ سَنَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize İbrâhim b. Saîd el-Cevherî anlattı; bize Muhammed b. Rebîa anlattı; Kâmil Ebü’l-Alâ’dan; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetimin ömrü altmış ile yetmiş yıl arasındadır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Ebû Sâlih’in Ebû Hureyre’den rivayeti olarak hasen garibtir; nitekim Ebû Hureyre’den başka vecihlerle de rivayet edilmiştir.

2332. Hadis

حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْعُمَرِيُّ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَقَارَبَ الزَّمَانُ فَتَكُونُ السَّنَةُ كَالشَّهْرِ وَالشَّهْرُ كَالْجُمُعَةِ وَتَكُونُ الْجُمُعَةُ كَالْيَوْمِ وَيَكُونُ الْيَوْمُ كَالسَّاعَةِ وَتَكُونُ السَّاعَةُ كَالضَّرْمَةِ بِالنَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَسَعْدُ بْنُ سَعِيدٍ هُوَ أَخُو يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ ‏.‏

Bize Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Hâlid b. Mahled anlattı; bize Abdullah b. Ömer el-Ömerî anlattı; Sa’d b. Saîd el-Ensârî’den; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman yakınlaşmadıkça (hızlı akıp geçmedikçe) kıyamet kopmaz. Öyle ki yıl bir ay gibi, ay bir hafta (cuma) gibi, hafta bir gün gibi, gün bir saat gibi, saat ise bir hurma dalının ateşte tutuşup sönmesi gibi [kısa] olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten garibtir. Sa’d b. Saîd ise Yahyâ b. Saîd el-Ensârî’nin kardeşidir.

2333. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِنْكَبِي فَقَالَ ‏"‏ كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ وَعُدَّ نَفْسَكَ فِي أَهْلِ الْقُبُورِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لِي ابْنُ عُمَرَ إِذَا أَصْبَحْتَ فَلاَ تُحَدِّثْ نَفْسَكَ بِالْمَسَاءِ وَإِذَا أَمْسَيْتَ فَلاَ تُحَدِّثْ نَفْسَكَ بِالصَّبَاحِ وَخُذْ مِنْ صِحَّتِكَ قَبْلَ سَقَمِكَ وَمِنْ حَيَاتِكَ قَبْلَ مَوْتِكَ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي يَا عَبْدَ اللَّهِ مَا اسْمُكَ غَدًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ الأَعْمَشُ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Ebû Ahmed anlattı; bize Süfyân anlattı; Leys’ten; Mücâhid’den; İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem omzumdan tuttu ve: “Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol; kendini kabir ehlinden (ölmüşlerden) say!” buyurdu. İbn Ömer bana şöyle dedi: “Sabaha çıktığın zaman akşamı bekleme (akşama çıkacağını nefsinle konuşup kurma); akşama erdiğin zaman da sabahı bekleme. Hastalığından önce sağlığından, ölümünden önce hayatından [faydalanıp ahiretin için] payını al. Zira ey Abdullah! Yarın [ahiretteki veya dünyadaki] isminin ne olacağını (ölü mü diri mi anılacağını) bilemezsin.” Ebû Îsâ dedi ki: A’meş de bu hadisi Mücâhid’den, o İbn Ömer’den benzer şekilde rivayet etmiştir. Bize Ahmed b. Abde ed-Dabbî el-Basrî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Leys’ten; Mücâhid’den; İbn Ömer’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [önceki hadisin] bir benzerini rivayet etti.

2334. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَذَا ابْنُ آدَمَ وَهَذَا أَجَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَوَضَعَ يَدَهُ عِنْدَ قَفَاهُ ثُمَّ بَسَطَهَا فَقَالَ ‏"‏ وَثَمَّ أَمَلُهُ وَثَمَّ أَمَلُهُ وَثَمَّ أَمَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Hammâd b. Seleme’den; Ubeydullâh b. Ebî Bekir b. Enes’ten; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “İşte bu âdemoğludur, bu da onun ecelidir” buyurdu ve elini ensesine koydu; sonra elini [ileri doğru] uzatarak: “Ötede ise onun emeli vardır, ötede emeli vardır, ötede emeli vardır!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivayet edilmiştir.

2335. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ مَرَّ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نُعَالِجُ خُصًّا لَنَا فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْنَا قَدْ وَهَى فَنَحْنُ نُصْلِحُهُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أُرَى الأَمْرَ إِلاَّ أَعْجَلَ مِنْ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو السَّفَرِ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ يُحْمِدَ وَيُقَالُ ابْنُ أَحْمَدَ الثَّوْرِيُّ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; Ebü’s-Sefer’den; Abdullah b. Amr’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz kendimize ait [kamıştan/sazdan] bir kulübeyi tamir etmekle uğraşırken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza uğradı ve: “Bu nedir?” buyurdu. Biz: “Zayıflayıp çökmek üzereydi, biz de onu tamir ediyoruz” dedik. Bunun üzerine: “Ben [ölüm/ecel] emrini bundan çok daha aceleci (yakın) görüyorum” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebü’s-Sefer’in adı Saîd b. Yuhmid’dir; es-Sevrî İbn Ahmed de denilir.

2336. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ سَوَّارٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عِيَاضٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ فِتْنَةً وَفِتْنَةُ أُمَّتِي الْمَالُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Hasan b. Sevvâr anlattı; bize Leys b. Sa’d anlattı; Muâviye b. Sâlih’ten; Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr’in babasından, onun da Kâ’b b. İyâd’dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır; benim ümmetimin fitnesi ise maldır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahih garibtir, onu sadece Muâviye b. Sâlih’in hadisi olarak bilmekteyiz.

2337. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كَانَ لاِبْنِ آدَمَ وَادِيًا مِنْ ذَهَبٍ لأَحَبَّ أَنْ يَكُونَ لَهُ ثَانِيًا وَلاَ يَمْلأُ فَاهُ إِلاَّ التُّرَابُ وَيَتُوبُ اللَّهُ عَلَى مَنْ تَابَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعَائِشَةَ وَابْنِ الزُّبَيْرِ وَأَبِي وَاقِدٍ وَجَابِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd anlattı; bize Ya’kūb b. İbrâhim b. Sa’d anlattı; bize babam Sâlih b. Keysân’dan anlattı; İbn Şihâb’dan; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Âdemoğlunun altından bir vadisi olsaydı, muhakkak ikincisinin de olmasını isterdi. Onun ağzını ancak toprak doldurur (doyurur). Allah ise tövbe eden kimsenin tövbesini kabul eder.” Bu konuda Übey b. Kâ’b, Ebû Saîd, Âişe, İbnü’z-Zübeyr, Ebû Vâkıd, Câbir, İbn Abbâs ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih garibtir.

2338. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَلْبُ الشَّيْخِ شَابٌّ عَلَى حُبِّ اثْنَتَيْنِ طُولُ الْحَيَاةِ وَكَثْرَةُ الْمَالِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; İbn Aclân’dan; Ka’kā’ b. Hakîm’den; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İhtiyarın kalbi iki şeyi sevmekte gençtir (tazedir): Uzun yaşamak ve çok mal [sahibi olmak].” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2339. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَهْرَمُ ابْنُ آدَمَ وَيَشِبُّ مِنْهُ اثْنَتَانِ الْحِرْصُ عَلَى الْعُمُرِ وَالْحِرْصُ عَلَى الْمَالِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Katâde’den; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Âdemoğlu yaşlanır (ihtiyarlar), onda ise iki şey genç kalır: [Uzun] ömre karşı hırs ve mala karşı hırs.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir.

2340. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ حَلْبَسٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الزَّهَادَةُ فِي الدُّنْيَا لَيْسَتْ بِتَحْرِيمِ الْحَلاَلِ وَلاَ إِضَاعَةِ الْمَالِ وَلَكِنَّ الزَّهَادَةَ فِي الدُّنْيَا أَنْ لاَ تَكُونَ بِمَا فِي يَدَيْكَ أَوْثَقَ مِمَّا فِي يَدَىِ اللَّهِ وَأَنْ تَكُونَ فِي ثَوَابِ الْمُصِيبَةِ إِذَا أَنْتَ أُصِبْتَ بِهَا أَرْغَبَ فِيهَا لَوْ أَنَّهَا أُبْقِيَتْ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ اسْمُهُ عَائِذُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ‏.‏ وَعَمْرُو بْنُ وَاقِدٍ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Abdullah b. Abdirrahmân anlattı; bize Muhammed b. el-Mübârek haber verdi; bize Amr b. Vâkıd anlattı; bize Yûnus b. Halbes anlattı; Ebû İdrîs el-Havlânî’den; Ebû Zer’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Dünyada zühd (dünyaya karşı zahid olmak); helal olanı haram kılmak ve malı ziyan etmek değildir. Bilakis dünyada zühd; senin elindekine, Allah’ın katındakinden daha fazla güvenmemendir. Başına bir musibet geldiğinde onun sevabına olan rağbetinin, o musibetin sana isabet etmeyip elinde kalmasına olan rağbetinden daha fazla olmasıdır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir, onu sadece bu vecihten bilmekteyiz. Ebû İdrîs el-Havlânî’nin adı Âizullâh b. Abdillâh’tır. Amr b. Vâkıd ise hadiste münkerdir.

2341. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا حُرَيْثُ بْنُ السَّائِبِ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَسَنَ، يَقُولُ حَدَّثَنِي حُمْرَانُ بْنُ أَبَانَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ لاِبْنِ آدَمَ حَقٌّ فِي سِوَى هَذِهِ الْخِصَالِ بَيْتٌ يَسْكُنُهُ وَثَوْبٌ يُوَارِي عَوْرَتَهُ وَجِلْفُ الْخُبْزِ وَالْمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَهُوَ حَدِيثُ الْحُرَيْثِ بْنِ السَّائِبِ ‏.‏ وَسَمِعْتُ أَبَا دَاوُدَ سُلَيْمَانَ بْنَ سَلْمٍ الْبَلْخِيَّ يَقُولُ قَالَ النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ جِلْفُ الْخُبْزِ يَعْنِي لَيْسَ مَعَهُ إِدَامٌ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; bize Abdüssamed b. Abdilvâris anlattı; bize Hureys b. es-Sâib anlattı; dedi ki: Hasan’ın şöyle dediğini işittim: Bana Humrân b. Ebân, Osmân b. Affân’dan rivayet etti; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şu hasletlerden başkasında âdemoğlunun [zaruri] bir hakkı yoktur: İkamet edeceği bir ev, avretini örteceği bir elbise, katıksız kuru ekmek ve su.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir ve Hureys b. es-Sâib’in hadisidir. Ebû Dâvûd Süleymân b. Selm el-Belhî’nin şöyle dediğini işittim: Nadr b. Şümeyl: ‘Cilfü’l-hubz (جِلْفُ الْخُبْزِ), yanında katığı olmayan ekmektir’ demiştir.

2342. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ انْتَهَى إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقُولُ ‏:‏ ‏(‏أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ ‏)‏ قَالَ ‏"‏ يَقُولُ ابْنُ آدَمَ مَالِي مَالِي وَهَلْ لَكَ مِنْ مَالِكَ إِلاَّ مَا تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ أَوْ أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Vehb b. Cerîr anlattı; bize Şu’be anlattı; Katâde’den; Mutarrif’ten; babasından rivayet edildiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem { أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ } “Çoklukla övünmek sizi oyalayıp aldattı” [Tekâsür: 1] ayetini okurken O’nun yanına vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Âdemoğlu ‘Malım, malım!’ der. Oysa ey âdemoğlu! Senin malından sadaka verip [ahirete] gönderdiğin, yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğinden başka senin olan bir şey var mıdır?” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2343. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، - هُوَ الْيَمَامِيُّ حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا شَدَّادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا ابْنَ آدَمَ إِنَّكَ إِنْ تَبْذُلِ الْفَضْلَ خَيْرٌ لَكَ وَإِنْ تُمْسِكْهُ شَرٌّ لَكَ وَلاَ تُلاَمُ عَلَى كَفَافٍ وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَشَدَّادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ يُكْنَى أَبَا عَمَّارٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ömer b. Yûnus -ki o el-Yemâmî’dir- anlattı; bize İkrime b. Ammâr anlattı; bize Şeddâd b. Abdillâh anlattı; dedi ki: Ebû Ümâme’nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey âdemoğlu! İhtiyacından fazla olanı [Allah yolunda] harcaman senin için daha hayırlıdır. Onu elinde tutman ise senin için şerdir. İhtiyacına yetecek kadarından dolayı ise kınanmazsın. [Harcamaya] geçimini üstlendiğin kimselerden başla! Veren (üstteki) el, alan (alttaki) elden daha hayırlıdır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şeddâd b. Abdillâh’ın künyesi Ebû Ammâr’dır.

2344. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هُبَيْرَةَ، عَنْ أَبِي تَمِيمٍ الْجَيْشَانِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ أَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَوَكَّلُونَ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرُزِقْتُمْ كَمَا تُرْزَقُ الطَّيْرُ تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو تَمِيمٍ الْجَيْشَانِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَالِكٍ ‏.‏

Bize Ali b. Saîd el-Kindî anlattı; bize İbnü’l-Mübârek anlattı; Hayve b. Şüreyh’ten; Bekr b. Amr’dan; Abdullah b. Hübeyre’den; Ebû Temîm el-Ceyşânî’den; Ömer b. el-Hattâb’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz; sabahleyin karınları aç çıkıp akşamleyin karınları doymuş olarak dönen kuşların rızıklandırıldığı gibi muhakkak siz de rızıklandırılırdınız.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir, onu sadece bu vecihten bilmekteyiz. Ebû Temîm el-Ceyşânî’nin adı Abdullah b. Mâlik’tir.

2345. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ أَخَوَانِ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَانَ أَحَدُهُمَا يَأْتِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَالآخَرُ يَحْتَرِفُ فَشَكَا الْمُحْتَرِفُ أَخَاهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لَعَلَّكَ تُرْزَقُ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; Sâbit’ten; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde iki kardeş vardı; bunlardan biri [ilim öğrenmek için] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelir, diğeri ise meslek icra edip çalışırdı. Çalışıp kazanan kardeş, [ilimle meşgul olan] kardeşini Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikâyet etti. Bunun üzerine [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Belki de sen onun hürmetine (sayesinde) rızıklandırılıyorsundur!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2346. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَالِكٍ وَمَحْمُودُ بْنُ خِدَاشٍ الْبَغْدَادِيُّ قَالَا حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي شُمَيْلَةَ الْأَنْصَارِيُّ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مِحْصَنٍ الْخَطْمِيِّ عَنْ أَبِيهِ وَكَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِنًا فِي سِرْبِهِ مُعَافًى فِي جَسَدِهِ عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لَا نَعْرِفُهُ إِلَّا مِنْ حَدِيثِ مَرْوَانَ بْنِ مُعَاوِيَةَ وَحِيزَتْ جُمِعَتْ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَعِيلَ حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ نَحْوَهُ وَفِي الْبَاب عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ

Bize Amr b. Mâlik ve Mahmûd b. Hıdâş el-Bağdâdî anlattılar; dediler ki: Bize Mervân b. Muâviye anlattı; bize Abdurrahman b. Ebî Şümeyle el-Ensârî anlattı; Seleme b. Ubeydillâh b. Mıhsan el-Hatmî’den; babasından -ki onun sahâbîliği vardır-; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden kim yurdunda/ailesi içinde güvende, bedeni afiyette (sağlıklı) ve yanında o günkü yiyeceği bulunarak sabahlarsa; sanki bütün dünya ona verilmiş (onun için toplanmış) gibidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir, onu sadece Mervân b. Muâviye’nin hadisinden bilmekteyiz. [Hadisteki] ‘Hîzet’ (حِيزَتْ), toplanmıştır (cümia-t) demektir. Bize bunu Muhammed b. İsmâil anlattı; bize el-Humeydî anlattı; bize Mervân b. Muâviye [önceki hadisin] benzerini rivayet etti. Bu konuda Ebü’d-Derdâ’dan da hadis rivayet edilmiştir.

2347. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زَحْرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ أَغْبَطَ أَوْلِيَائِي عِنْدِي لَمُؤْمِنٌ خَفِيفُ الْحَاذِ ذُو حَظٍّ مِنَ الصَّلاَةِ أَحْسَنَ عِبَادَةَ رَبِّهِ وَأَطَاعَهُ فِي السِّرِّ وَكَانَ غَامِضًا فِي النَّاسِ لاَ يُشَارُ إِلَيْهِ بِالأَصَابِعِ وَكَانَ رِزْقُهُ كَفَافًا فَصَبَرَ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ نَفَضَ بِيَدِهِ فَقَالَ ‏"‏ عُجِّلَتْ مَنِيَّتُهُ قَلَّتْ بَوَاكِيهِ قَلَّ تُرَاثُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ عَرَضَ عَلَىَّ رَبِّي لِيَجْعَلَ لِي بَطْحَاءَ مَكَّةَ ذَهَبًا قُلْتُ لاَ يَا رَبِّ وَلَكِنْ أَشْبَعُ يَوْمًا وَأَجُوعُ يَوْمًا أَوْ قَالَ ثَلاَثًا أَوْ نَحْوَ هَذَا فَإِذَا جُعْتُ تَضَرَّعْتُ إِلَيْكَ وَذَكَرْتُكَ وَإِذَا شَبِعْتُ شَكَرْتُكَ وَحَمِدْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ ‏.‏ وَالْقَاسِمُ هَذَا هُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَيُكْنَى أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهُوَ مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ مُعَاوِيَةَ وَهُوَ شَامِيٌّ ثِقَةٌ وَعَلِيُّ بْنُ يَزِيدَ ضَعِيفُ الْحَدِيثِ وَيُكْنَى أَبَا عَبْدِ الْمَلِكِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Yahyâ b. Eyyûb’dan; Ubeydullâh b. Zahr’dan; Ali b. Yezîd’den; Kāsım Ebû Abdirrahmân’dan; Ebû Ümâme’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Benim katımda dostlarımın en gıpta edileni; yükü hafif (çoluk çocuğu ve malı az), namazdan nasibi bol olan, Rabbine güzelce ibadet eden, gizlide de O’na itaat eden, insanlar arasında tanınmayıp parmakla gösterilmeyen ve rızkı kendisine yetecek kadar olup buna sabreden mümindir.” Sonra [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem] elini sallayıp şöyle buyurdu: “Onun ölümü çabuklaşır, arkasından ağlayanları az olur, bıraktığı mirası da az olur.” Aynı isnadla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle rivayet edilmiştir: “Rabbim Mekke vadisini benim için altına dönüştürmeyi teklif etti. Ben: ‘Hayır ya Rabbi! Lakin bir gün doyayım, bir gün aç kalayım’ -veya üç gün yahut buna benzer bir şey buyurdu- ‘Aç kaldığımda sana yalvarır ve Seni zikrederim; doyduğumda ise Sana şükreder ve Sana hamdederim’ dedim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu konuda Fedâle b. Ubeyd’den de hadis rivayet edilmiştir. Bu Kāsım, İbn Abdirrahmân olup künyesi Ebû Abdirrahmân’dır; Abdurrahman b. Hâlid b. Yezîd b. Muâviye’nin azatlısıdır, Şamlı ve güvenilir (sika) bir kimsedir. Ali b. Yezîd ise hadiste zayıftır ve künyesi Ebû Abdilmelik’tir.

2348. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ شَرِيكٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَدْ أَفْلَحَ مَنْ أَسْلَمَ وَكَانَ رِزْقُهُ كَفَافًا وَقَنَّعَهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize el-Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Abdullah b. Yezîd el-Mukrî anlattı; bize Saîd b. Ebî Eyyûb anlattı; Şürahbîl b. Şerîk’ten; Ebû Abdirrahmân el-Hubülî’den; Abdullah b. Amr’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman olan, rızkı kendisine yetecek kadar verilen ve Allah’ın kendisine verdiğine kanaat ettirdiği kimse muhakkak kurtuluşa ermiştir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2349. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّ أَبَا عَلِيٍّ، عَمْرَو بْنَ مَالِكٍ الْجَنْبِيَّ أَخْبَرَهُ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ طُوبَى لِمَنْ هُدِيَ إِلَى الإِسْلاَمِ وَكَانَ عَيْشُهُ كَفَافًا وَقَنِعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَأَبُو هَانِئٍ اسْمُهُ حُمَيْدُ بْنُ هَانِئٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize el-Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Abdullah b. Yezîd el-Mukrî anlattı; bize Hayve b. Şüreyh haber verdi; bana Ebû Hânî el-Havlânî haber verdi; Ebû Ali Amr b. Mâlik el-Cenbî ona haber vermiş; Fedâle b. Ubeyd’den; o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “İslâm’a iletilen, geçimi yetecek kadar olan ve buna kanaat eden kimseye ne mutlu (tûbâ olsun)!” Ebû Hânî’nin adı Humeyd b. Hânî’dir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2350. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ نَبْهَانَ بْنِ صَفْوَانَ الثَّقَفِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ أَسْلَمَ، حَدَّثَنَا شَدَّادٌ أَبُو طَلْحَةَ الرَّاسِبِيُّ، عَنْ أَبِي الْوَازِعِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ إِنِّي لأُحِبُّكَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ انْظُرْ مَاذَا تَقُولُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأُحِبُّكَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ انْظُرْ مَاذَا تَقُولُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأُحِبُّكَ ‏.‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَالَ ‏"‏ إِنْ كُنْتَ تُحِبُّنِي فَأَعِدَّ لِلْفَقْرِ تِجْفَافًا فَإِنَّ الْفَقْرَ أَسْرَعُ إِلَى مَنْ يُحِبُّنِي مِنَ السَّيْلِ إِلَى مُنْتَهَاهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ شَدَّادٍ أَبِي طَلْحَةَ، نَحْوَهُ بِمَعْنَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو الْوَازِعِ الرَّاسِبِيُّ اسْمُهُ جَابِرُ بْنُ عَمْرٍو وَهُوَ بَصْرِيٌّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Amr b. Nebehân b. Safvân es-Sekafî el-Basrî anlattı; bize Ravh b. Eslem anlattı; bize Şeddâd Ebû Talha er-Râsibî anlattı; Ebü’l-Vâzi’den; Abdullah b. Mugaffel’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Ey Allah’ın Resûlü! Vallahi ben seni gerçekten seviyorum” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ne söylediğine dikkat et!” buyurdu. Adam: “Vallahi ben seni gerçekten seviyorum” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ne söylediğine dikkat et!” buyurdu. Adam: “Vallahi ben seni gerçekten seviyorum” diyerek bunu üç defa tekrarladı. Bunun üzerine [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Eğer beni seviyorsan, fakirlik için bir zırh (koruyucu elbise) hazırla! Çünkü fakirlik, beni seven kimseye selin son noktasına (aşağıya) akışından daha hızlı gelir” buyurdu. Bize Nasr b. Ali anlattı; bize babam Şeddâd Ebû Talha’dan mana olarak [önceki hadisin] benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir. Ebü’l-Vâzi’ er-Râsibî’nin adı Câbir b. Amr olup Basralıdır.

2351. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ قَبْلَ أَغْنِيَائِهِمْ بِخَمْسِمِائَةِ سَنَةٍ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mûsâ el-Basrî anlattı; bize Ziyâd b. Abdillâh anlattı; A’meş’ten; Atıyye’den; Ebû Saîd’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muhacirlerin fakirleri, cennete zenginlerinden beş yüz yıl önce girerler.” Bu konuda Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir.

2352. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ وَاصِلٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَابِدُ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ النُّعْمَانِ اللَّيْثِيُّ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مِسْكِينًا وَأَمِتْنِي مِسْكِينًا وَاحْشُرْنِي فِي زُمْرَةِ الْمَسَاكِينِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ لِمَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ إِنَّهُمْ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ قَبْلَ أَغْنِيَائِهِمْ بِأَرْبَعِينَ خَرِيفًا يَا عَائِشَةُ لاَ تَرُدِّي الْمِسْكِينَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ يَا عَائِشَةُ أَحِبِّي الْمَسَاكِينَ وَقَرِّبِيهِمْ فَإِنَّ اللَّهَ يُقَرِّبُكِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Abdüla’lâ b. Vâsıl el-Kûfî anlattı; bize Sâbit b. Muhammed el-Âbid el-Kûfî anlattı; bize el-Hâris b. en-Nu’mân el-Leysî anlattı; Enes’ten rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dua etti: “Allah’ım! Beni miskin (mütevazı/muhtaç) olarak yaşat, miskin olarak vefat ettir ve kıyamet gününde beni miskinler zümresiyle birlikte haşret!” Bunun üzerine Âişe: “Niçin ey Allah’ın Resûlü?” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Çünkü onlar cennete zenginlerinden kırk yıl önce girerler. Ey Âişe! Bir hurmanın yarısıyla dahi olsa miskini [eli boş] geri çevirme! Ey Âişe! Miskinleri sev ve onları [kendine] yaklaştır ki, kıyamet gününde Allah da seni [rahmetine] yaklaştırsın!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir.

2353. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَدْخُلُ الْفُقَرَاءُ الْجَنَّةَ قَبْلَ الأَغْنِيَاءِ بِخَمْسِمِائَةِ عَامٍ نِصْفِ يَوْمٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Kabîsa anlattı; bize Süfyân anlattı; Muhammed b. Amr’dan; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fakirler cennete zenginlerden beş yüz yıl -ki bu [ahiret gününden] yarım gündür- önce girerler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2354. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَدْخُلُ فُقَرَاءُ الْمُسْلِمِينَ الْجَنَّةَ قَبْلَ أَغْنِيَائِهِمْ بِنِصْفِ يَوْمٍ وَهُوَ خَمْسُمِائَةِ عَامٍ ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize el-Muhâribî anlattı; Muhammed b. Amr’dan; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fakir Müslümanlar cennete zenginlerinden yarım gün -ki o da beş yüz yıldır- önce girerler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir.

2355. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ جَابِرٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَدْخُلُ فُقَرَاءُ الْمُسْلِمِينَ الْجَنَّةَ قَبْلَ أَغْنِيَائِهِمْ بِأَرْبَعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize el-Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Abdullah b. Yezîd el-Mukrî anlattı; bize Saîd b. Ebî Eyyûb anlattı; Amr b. Câbir el-Hadramî’den; Câbir b. Abdillâh’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fakir Müslümanlar cennete zenginlerinden kırk yıl (sonbahar) önce girerler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

2356. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَدَعَتْ لِي بِطَعَامٍ وَقَالَتْ مَا أَشْبَعُ مِنْ طَعَامٍ فَأَشَاءُ أَنْ أَبْكِيَ إِلاَّ بَكَيْتُ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لِمَ قَالَتْ أَذْكُرُ الْحَالَ الَّتِي فَارَقَ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الدُّنْيَا وَاللَّهِ مَا شَبِعَ مِنْ خُبْزٍ وَلَحْمٍ مَرَّتَيْنِ فِي يَوْمٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Abbâd b. Abbâd el-Mühellebî anlattı; Mücâlid’den; Şa’bî’den; Mesrûk’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Âişe’nin yanına girdim, bana bir yemek ikram etti ve: “Bir yemekten doyasıya yediğimde ağlamak istediğim her an mutlaka ağlarım” dedi. [Mesrûk]: “Niçin [ağlarsın]?” diye sordum. [Âişe]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dünyadan ayrıldığı halini hatırlarım. Vallahi O, bir günde iki defa ekmek ve etten karnını doyurmamıştı” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2357. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ يَزِيدَ، يُحَدِّثُ عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا شَبِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خُبْزِ شَعِيرٍ يَوْمَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ حَتَّى قُبِضَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu’be haber verdi; Ebû İshâk’tan; dedi ki: Abdurrahman b. Yezîd’den işittim; el-Esved b. Yezîd’den, o da Âişe’den rivayet ediyordu; şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edinceye kadar peş peşe iki gün arpa ekmeğiyle karnını doyurmadı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir.

2358. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا شَبِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَهْلُهُ ثَلاَثًا تِبَاعًا مِنْ خُبْزِ الْبُرِّ حَتَّى فَارَقَ الدُّنْيَا ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize el-Muhâribî anlattı; bize Yezîd b. Keysân anlattı; Ebû Hâzim’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ailesi, dünyadan ayrılıncaya kadar peş peşe üç gün buğday ekmeğiyle karınlarını doyurmadılar.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten sahih hasen garibtir.

2359. Hadis

حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ مَا كَانَ يَفْضُلُ عَنْ أَهْلِ، بَيْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خُبْزُ الشَّعِيرِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَيَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ هَذَا كُوفِيٌّ وَأَبُو بُكَيْرٍ وَالِدُ يَحْيَى رَوَى لَهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَيَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُكَيْرٍ مِصْرِيٌّ صَاحِبُ اللَّيْثِ ‏.‏

Bize Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Yahyâ b. Ebî Bükeyr anlattı; bize Harîz b. Osmân anlattı; Süleym b. Âmir’den; dedi ki: Ebû Ümâme’nin şöyle dediğini işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ev halkından hiçbir zaman arpa ekmeği [artıp] fazlalık kalmazdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih garibtir. Bu Yahyâ b. Ebî Bükeyr Kûfelidir; Yahyâ’nın babası Ebû Bükeyr’den Süfyân es-Sevrî rivayette bulunmuştur. Yahyâ b. Abdillâh b. Bükeyr ise Leys’in arkadaşı olan Mısırlı râvidir.

2360. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَبِيتُ اللَّيَالِيَ الْمُتَتَابِعَةَ طَاوِيًا وَأَهْلُهُ لاَ يَجِدُونَ عَشَاءً وَكَانَ أَكْثَرُ خُبْزِهِمْ خُبْزَ الشَّعِيرِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Muâviye el-Cumehî anlattı; bize Sâbit b. Yezîd anlattı; Hilâl b. Habbâb’dan; İkrime’den; İbn Abbâs’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ailesi, akşam yemeği bulamayarak peş peşe geceleri aç geçirirlerdi. Ekmeklerinin çoğu da arpa ekmeği idi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2361. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اللَّهُمَّ اجْعَلْ رِزْقَ آلِ مُحَمَّدٍ قُوتًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Ammâr anlattı; bize Vekî’ anlattı; A’meş’ten; Umâre b. el-Ka’kā’dan; Ebû Zür’a’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! Muhammed ailesinin rızkını [ancak kendilerini ayakta tutacak] yetecek miktarda (kūt) kıl!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2362. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاَ يَدَّخِرُ شَيْئًا لِغَدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ جَعْفَرِ بْنِ سُلَيْمَانَ عَنْ ثَابِتٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Ca’fer b. Süleymân anlattı; Sâbit’ten; Enes’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yarına hiçbir şey biriktirip saklamazdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir. Bu hadis Ca’fer b. Süleymân’dan, o Sâbit’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak da rivayet edilmiştir.

2363. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا أَبُو مَعْمَرٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَا أَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى خِوَانٍ وَلاَ أَكَلَ خُبْزًا مُرَقَّقًا حَتَّى مَاتَ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ ‏.‏

Bize Abdullah b. Abdirrahmân anlattı; bize Ebû Ma’mer Abdullah b. Amr haber verdi; bize Abdülvâris anlattı; Saîd b. Ebî Arûbe’den; Katâde’den; Enes’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edinceye kadar ne bir masa (yüksek sofra) üzerinde yemek yedi, ne de [elenmiş undan yapılmış] ince lavaş/somun ekmeği yedi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Saîd b. Ebî Arûbe’nin hadisi olarak hasen sahih garibtir.

2364. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّهُ قِيلَ لَهُ أَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّقِيَّ يَعْنِي الْحُوَّارَى فَقَالَ سَهْلٌ مَا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّقِيَّ حَتَّى لَقِيَ اللَّهَ ‏.‏ فَقِيلَ لَهُ هَلْ كَانَتْ لَكُمْ مَنَاخِلُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ مَا كَانَتْ لَنَا مَنَاخِلُ ‏.‏ قِيلَ فَكَيْفَ كُنْتُمْ تَصْنَعُونَ بِالشَّعِيرِ قَالَ كُنَّا نَنْفُخُهُ فَيَطِيرُ مِنْهُ مَا طَارَ ثُمَّ نُثَرِّيهِ فَنَعْجِنُهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ أَبِي حَازِمٍ ‏.‏

Bize Abdullah b. Abdirrahmân anlattı; bize Ubeydullâh b. Abdilmecîd el-Hanefî haber verdi; bize Abdurrahman b. Abdillâh b. Dînâr anlattı; bize Ebû Hâzim Sehl b. Sa’d’dan haber verdi; Sehl’e: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tertemiz elenmiş beyaz undan ekmek yer miydi?” diye soruldu. Sehl: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Allah’a kavuşuncaya kadar elenmiş beyaz unu hiç görmedi” dedi. Ona: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında sizin elekleriniz var mıydı?” denildi. [Sehl]: “Bizim eleklerimiz yoktu” dedi. “Peki arpaya ne yapıyordunuz?” denildiğinde: “Biz ona üflerdik, ondan uçan [kepekler] uçardı; sonra onu suyla ıslatıp yoğururduk” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik b. Enes de bu hadisi Ebû Hâzim’den rivayet etmiştir.

2365. Hadis

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُجَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ إِنِّي لأَوَّلُ رَجُلٍ أَهْرَاقَ دَمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَإِنِّي لأَوَّلُ رَجُلٍ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَقَدْ رَأَيْتُنِي أَغْزُو فِي الْعِصَابَةِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مَا نَأْكُلُ إِلاَّ وَرَقَ الشَّجَرِ وَالْحُبُلَةِ حَتَّى إِنَّ أَحَدَنَا لَيَضَعُ كَمَا تَضَعُ الشَّاةُ أَوِ الْبَعِيرُ وَأَصْبَحَتْ بَنُو أَسَدٍ يُعَزِّرُونِي فِي الدِّينِ لَقَدْ خِبْتُ إِذًا وَضَلَّ عَمَلِي ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ بَيَانٍ ‏.‏

Bize Ömer b. İsmâil b. Mücâlid b. Saîd anlattı; bize babam Beyân’dan anlattı; Kays b. Ebî Hâzim’den; dedi ki: Sa’d b. Ebî Vakkās’ın şöyle dediğini işittim: “Şüphesiz ben Allah yolunda kan döken ilk adamım ve ben Allah yolunda ilk ok atan adamım! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bir müfreze içinde gazaya çıktığımı bilirim ki, ağaç yaprağı ve hubule (dikenli yabani ağaç meyvesi) dışında hiçbir şey yemezdik; öyle ki bizden biri tıpkı koyun veya deve gibi [katı ve kuru pislik] çıkarırdı. Şimdi ise Esedoğulları bana dinde kusur bulup beni terbiye etmeye kalkışıyor; eğer öyleyse muhakkak ki ben hüsrana uğramışım ve amelim boşa gitmiştir!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Beyân’ın hadisi olarak hasen sahih garibtir.

2366. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، حَدَّثَنَا قَيْسٌ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنِّي أَوَّلُ رَجُلٍ مِنَ الْعَرَبِ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا نَغْزُو مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا لَنَا طَعَامٌ إِلاَّ الْحُبُلَةَ وَهَذَا السَّمُرَ حَتَّى إِنَّ أَحَدَنَا لَيَضَعُ كَمَا تَضَعُ الشَّاةُ ثُمَّ أَصْبَحَتْ بَنُو أَسَدٍ يُعَزِّرُونِي فِي الدِّينِ لَقَدْ خِبْتُ إِذًا وَضَلَّ عَمَلِي ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُتْبَةَ بْنِ غَزْوَانَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize İsmâil b. Ebî Hâlid anlattı; bize Kays anlattı; dedi ki: Sa’d b. Mâlik’in [Sa’d b. Ebî Vakkās’ın] şöyle dediğini işittim: “Şüphesiz ben Araplar içinde Allah yolunda ilk ok atan adamım! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gazaya çıktığımızı bilirim ki, hubule (yabani ağaç meyvesi) ve şu selem (semur/dikenli ağaç) yaprağından başka yiyeceğimiz yoktu; öyle ki bizden biri tıpkı koyun gibi [katı ve kuru pislik] çıkarırdı. Sonra ise Esedoğulları bana dinde kusur bulup beni terbiye etmeye kalkışıyor; eğer öyleyse muhakkak ki ben hüsrana uğramışım ve amelim boşa gitmiştir!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Utbe b. Gazvân’dan da hadis rivayet edilmiştir.

2367. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَلَيْهِ ثَوْبَانِ مُمَشَّقَانِ مِنْ كَتَّانٍ فَتَمَخَّطَ فِي أَحَدِهِمَا ثُمَّ قَالَ بَخٍ بَخٍ يَتَمَخَّطُ أَبُو هُرَيْرَةَ فِي الْكَتَّانِ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَإِنِّي لأَخِرُّ فِيمَا بَيْنَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحُجْرَةِ عَائِشَةَ مِنَ الْجُوعِ مَغْشِيًّا عَلَىَّ فَيَجِيءُ الْجَائِي فَيَضَعُ رِجْلَهُ عَلَى عُنُقِي يُرَى أَنَّ بِيَ الْجُنُونَ وَمَا بِي جُنُونٌ وَمَا هُوَ إِلاَّ الْجُوعُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ

Bize Kuteybe anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Eyyûb’dan; Muhammed b. Sîrîn’den; dedi ki: Biz Ebû Hureyre’nin yanındaydık; üzerinde kırmızı kille boyanmış ketenden iki elbise vardı. Elbisesinin birine sümkürdü; sonra da şöyle dedi: “Vay canına, vay canına! Ebû Hureyre [artık] keten kumaşa sümkürüyor ha! Kendimi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in minberi ile Âişe’nin hücresi arasında açlıktan baygın düşüp yere serildiğim günlerde bilirim! Gelen adam cinnet getirdiğimi (delirdiğimi) sanarak ayağını boynumun üzerine basardı; oysa bende delilik yoktu, o halim açlıktan başka bir şey değildi!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih garibtir.

2368. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّ أَبَا عَلِيٍّ، عَمْرَو بْنَ مَالِكٍ الْجَنْبِيَّ أَخْبَرَهُ عَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا صَلَّى بِالنَّاسِ يَخِرُّ رِجَالٌ مِنْ قَامَتِهِمْ فِي الصَّلاَةِ مِنَ الْخَصَاصَةِ وَهُمْ أَصْحَابُ الصُّفَّةِ حَتَّى تَقُولَ الأَعْرَابُ هَؤُلاَءِ مَجَانِينُ أَوْ مَجَانُونَ فَإِذَا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ إِلَيْهِمْ فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا لَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ لأَحْبَبْتُمْ أَنْ تَزْدَادُوا فَاقَةً وَحَاجَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَضَالَةُ وَأَنَا يَوْمَئِذٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize el-Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî anlattı; bize Abdullah b. Yezîd anlattı; bize Hayve b. Şüreyh anlattı; bana Ebû Hânî el-Havlânî haber verdi; Ebû Ali Amr b. Mâlik el-Cenbî ona haber vermiş; Fedâle b. Ubeyd’den rivayet edildiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara namaz kıldırdığı zaman, birtakım adamlar açlık ve yoksulluk sebebiyle namazda ayaktayken yere yıkılırlardı -ki bunlar Suffe ashabı idi-. Hatta bedeviler [onları görünce]: “Bunlar delidir (mecnundur)!” derlerdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince onlara döner ve şöyle buyururdu: “Eğer Allah katında sizin için ne [büyük mükâfatlar] hazırlandığını bilseydiniz, fakirlik ve ihtiyacınızın daha da artmasını arzu ederdiniz!” Fedâle dedi ki: Ben o gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydim. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2369. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَاعَةٍ لاَ يَخْرُجُ فِيهَا وَلاَ يَلْقَاهُ فِيهَا أَحَدٌ فَأَتَاهُ أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ ‏"‏ مَا جَاءَ بِكَ يَا أَبَا بَكْرٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ خَرَجْتُ أَلْقَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْظُرُ فِي وَجْهِهِ وَالتَّسْلِيمَ عَلَيْهِ ‏.‏ فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ جَاءَ عُمَرُ فَقَالَ ‏"‏ مَا جَاءَ بِكَ يَا عُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الْجُوعُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَنَا قَدْ وَجَدْتُ بَعْضَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقُوا إِلَى مَنْزِلِ أَبِي الْهَيْثَمِ بْنِ التَّيِّهَانِ الأَنْصَارِيِّ وَكَانَ رَجُلاً كَثِيرَ النَّخْلِ وَالشَّاءِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ خَدَمٌ فَلَمْ يَجِدُوهُ فَقَالُوا لاِمْرَأَتِهِ أَيْنَ صَاحِبُكِ فَقَالَتِ انْطَلَقَ يَسْتَعْذِبُ لَنَا الْمَاءَ ‏.‏ فَلَمْ يَلْبَثُوا أَنْ جَاءَ أَبُو الْهَيْثَمِ بِقِرْبَةٍ يَزْعَبُهَا فَوَضَعَهَا ثُمَّ جَاءَ يَلْتَزِمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَيُفَدِّيهِ بِأَبِيهِ وَأُمِّهِ ثُمَّ انْطَلَقَ بِهِمْ إِلَى حَدِيقَتِهِ فَبَسَطَ لَهُمْ بِسَاطًا ثُمَّ انْطَلَقَ إِلَى نَخْلَةٍ فَجَاءَ بِقِنْوٍ فَوَضَعَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَفَلاَ تَنَقَّيْتَ لَنَا مِنْ رُطَبِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرَدْتُ أَنْ تَخْتَارُوا أَوْ قَالَ تَخَيَّرُوا مِنْ رُطَبِهِ وَبُسْرِهِ ‏.‏ فَأَكَلُوا وَشَرِبُوا مِنْ ذَلِكَ الْمَاءِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَذَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مِنَ النَّعِيمِ الَّذِي تُسْأَلُونَ عَنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ظِلٌّ بَارِدٌ وَرُطَبٌ طَيِّبٌ وَمَاءٌ بَارِدٌ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقَ أَبُو الْهَيْثَمِ لِيَصْنَعَ لَهُمْ طَعَامًا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَذْبَحَنَّ ذَاتَ دَرٍّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَبَحَ لَهُمْ عَنَاقًا أَوْ جَدْيًا فَأَتَاهُمْ بِهَا فَأَكَلُوا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ لَكَ خَادِمٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِذَا أَتَانَا سَبْىٌ فَائْتِنَا ‏"‏ ‏.‏ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرَأْسَيْنِ لَيْسَ مَعَهُمَا ثَالِثٌ فَأَتَاهُ أَبُو الْهَيْثَمِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اخْتَرْ مِنْهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ اخْتَرْ لِي ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْمُسْتَشَارَ مُؤْتَمَنٌ خُذْ هَذَا فَإِنِّي رَأَيْتُهُ يُصَلِّي وَاسْتَوْصِ بِهِ مَعْرُوفًا ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقَ أَبُو الْهَيْثَمِ إِلَى امْرَأَتِهِ فَأَخْبَرَهَا بِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتِ امْرَأَتُهُ مَا أَنْتَ بِبَالِغٍ مَا قَالَ فِيهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ أَنْ تَعْتِقَهُ قَالَ فَهُوَ عَتِيقٌ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَبْعَثْ نَبِيًّا وَلاَ خَلِيفَةً إِلاَّ وَلَهُ بِطَانَتَانِ بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَاهُ عَنِ الْمُنْكَرِ وَبِطَانَةٌ لاَ تَأْلُوهُ خَبَالاً وَمَنْ يُوقَ بِطَانَةَ السُّوءِ فَقَدْ وُقِيَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâil anlattı; bize Âdem b. Ebî İyâs anlattı; bize Şeybân Ebû Muâviye anlattı; bize Abdülmelik b. Umeyr anlattı; Ebû Seleme b. Abdirrahmân’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem normalde çıkmadığı ve kimseyle karşılaşmadığı bir vakitte dışarı çıktı. Yanına Ebû Bekir geldi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ey Ebû Bekir! Seni [bu saatte] buraya getiren nedir?” buyurdu. [Ebû Bekir]: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile buluşmak, yüzüne bakmak ve O’na selam vermek için çıktım” dedi. Çok geçmeden Ömer de geldi. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Ey Ömer! Seni getiren nedir?” buyurdu. [Ömer]: “Açlık, ey Allah’ın Resûlü!” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben de onun bir kısmını hissettim (ben de açım)” buyurdu. Hep birlikte Ensâr’dan Ebü’l-Heysem b. et-Teyyihân’ın evine gittiler. O, çokça hurmalığı ve koyunu olan fakat hizmetçisi bulunmayan bir adamdı. Onu evde bulamadılar ve hanımına: “Efendin nerede?” dediler. Kadın: “Bize tatlı su getirmeye gitti” dedi. Çok geçmeden Ebü’l-Heysem ağır bir su tulumunu yüklenmiş olarak geldi; onu yere koydu, sonra gelip Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sarıldı ve: “Anam babam sana feda olsun!” dedi. Sonra onları bahçesine götürüp altlarına bir yaygı serdi. Ardından bir hurma ağacına gidip bir salkım hurma getirdi ve önlerine koydu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bize onun olgunlarından (tazesinden) seçip getirseydin ya!” buyurdu. [Ebü’l-Heysem]: “Ey Allah’ın Resûlü! Olgunundan ve hamından dilediğinizi bizzat seçmenizi istedim” dedi. Hurmadan yediler ve o sudan içtiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Canım elinde olan [Allah]’a yemin ederim ki; işte bu, kıyamet gününde kendisinden hesaba çekileceğiniz nimetlerdendir: Serin bir gölge, tatlı taze hurma ve soğuk su!” buyurdu. Ebü’l-Heysem onlara yemek hazırlamak için kalkınca Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sakın süt veren hayvandan kesme!” buyurdu. O da onlara bir dişi keçi yavrusu veya oğlak kesti; [pişirip] onlara getirdi, onlar da yediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Senin hizmetçin var mı?” buyurdu. “Hayır” dedi. [Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Bize esirler geldiğinde yanımıza gel” buyurdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e üçüncüsü olmayan iki esir getirildiğinde Ebü’l-Heysem yanına geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “İkisinden birini seç” buyurdu. [Ebü’l-Heysem]: “Ey Allah’ın Peygamberi! Benim için sen seç” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kendisine danışılan kimse güvenilirdir (emanet ehlidir). Şunu al; çünkü ben onun namaz kıldığını gördüm; ona iyi davranmanı tavsiye ederim” buyurdu. Ebü’l-Heysem hanımının yanına varıp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünü haber verince hanımı: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in onun hakkındaki tavsiyesini ancak onu azat etmekle yerine getirebilirsin” dedi. [Ebü’l-Heysem]: “O artık hürdür (azat edilmiştir)” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah ne bir peygamber ne de bir halife göndermiştir ki onun iki sırdaş danışmanı (çevresi) bulunmasın: Bir sırdaş ona iyiliği emreder ve kötülükten nehyeder; diğer sırdaş ise onu fesada sürüklemekten geri durmaz. Kötü sırdaştan korunan kimse gerçekten korunmuştur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih garibtir.

2370. Hadis

حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ يَوْمًا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَذَكَرَ نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَحَدِيثُ شَيْبَانَ أَتَمُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي عَوَانَةَ وَأَطْوَلُ ‏.‏ وَشَيْبَانُ ثِقَةٌ عِنْدَهُمْ صَاحِبُ كِتَابٍ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَيْضًا ‏.‏

Bize Sâlih b. Abdillâh anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Abdülmelik b. Umeyr’den; Ebû Seleme b. Abdirrahmân’dan rivayet edildiğine göre: “Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer dışarı çıktılar...” diyerek bu hadisin benzerini zikretti; ancak rivayetinde Ebû Hureyre’yi anmadı. Ebû Îsâ dedi ki: Şeybân’ın hadisi Ebû Avâne’nin hadisinden daha tam ve daha uzundur. Şeybân hadisçiler nezdinde güvenilir (sika) ve kitap sahibi bir kimsedir. Bu hadis Ebû Hureyre’den bundan başka vecihlerle de rivayet edilmiş, ayrıca İbn Abbâs’tan da rivayet olunmuştur.

2371. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، حَدَّثَنَا سَيَّارُ بْنُ حَاتِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي مَنْصُورٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ، قَالَ شَكَوْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْجُوعَ وَرَفَعْنَا عَنْ بُطُونِنَا عَنْ حَجَرٍ حَجَرٍ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ حَجَرَيْنِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd anlattı; bize Seyyâr b. Hâtim anlattı; Sehl b. Eslem’den; Yezîd b. Ebî Mansûr’dan; Enes b. Mâlik’ten; Ebû Talha’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e açlıktan şikâyet ettik ve karnımızdan [açlığın sancısını bastırmak için bağladığımız] birer taşı kaldırdık; bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [kendi karnından] iki taşı kaldırdı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis garibtir, onu sadece bu vecihten bilmekteyiz.

2372. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَقُولُ أَلَسْتُمْ فِي طَعَامٍ وَشَرَابٍ مَا شِئْتُمْ لَقَدْ رَأَيْتُ نَبِيَّكُمْ صلى الله عليه وسلم وَمَا يَجِدُ مِنَ الدَّقَلِ مَا يَمْلأُ بَطْنَهُ ‏.‏ قَالَ وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى أَبُو عَوَانَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ نَحْوَ حَدِيثِ أَبِي الأَحْوَصِ ‏.‏ وَرَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سِمَاكٍ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ عَنْ عُمَرَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Ebü’l-Ahvas anlattı; Simâk b. Harb’den; dedi ki: Nu’mân b. Beşîr’in şöyle dediğini işittim: “Siz dilediğiniz gibi yiyip içmekte değil misiniz? Oysa ben sizin Peygamberiniz sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm ki, karnını doyuracak kadar adi/adi hurma (dekal) bile bulamıyordu!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir. Ebû Avâne ve birden çok kimse de Simâk b. Harb’den Ebü’l-Ahvas’ın hadisi gibi rivayet etmişlerdir. Şu’be ise bu hadisi Simâk’tan, o Nu’mân b. Beşîr’den, o da Ömer’den şeklinde rivayet etmiştir.

2373. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ بُدَيْلِ بْنِ قُرَيْشٍ الْيَامِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَيْسَ الْغِنَى عَنْ كَثْرَةِ الْعَرَضِ وَلَكِنِ الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو حَصِينٍ اسْمُهُ عُثْمَانُ بْنُ عَاصِمٍ الأَسَدِيُّ ‏.‏

Bize Ahmed b. Büdeyl b. Kureyş el-Yâmî el-Kûfî anlattı; bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı; Ebû Husayn’dan; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zenginlik mal/mülk çokluğu ile değildir; asıl zenginlik gönül zenginliğidir (nefis tokluğudur).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Husayn’ın adı Osmân b. Âsım el-Esedî’dir.

2374. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي الْوَلِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ خَوْلَةَ بِنْتَ قَيْسٍ، وَكَانَتْ، تَحْتَ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ مَنْ أَصَابَهُ بِحَقِّهِ بُورِكَ لَهُ فِيهِ وَرُبَّ مُتَخَوِّضٍ فِيمَا شَاءَتْ بِهِ نَفْسُهُ مِنْ مَالِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ لَيْسَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلاَّ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو الْوَلِيدِ اسْمُهُ عُبَيْدُ سَنُوطَى

Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; Saîd el-Makburî’den; Ebü’l-Velîd’den; dedi ki: Hamza b. Abdilmuttalib’in nikâhı altında bulunan Havle bint Kays’ın şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz bu mal çekici ve tatlıdır. Kim onu hakkıyla elde ederse onun için bereketli kılınır. Nice kimseler vardır ki, Allah ve Resûlü’nün malından nefislerinin arzuladığı şeylere [haksızca] dalıp harcarlar; kıyamet gününde onlar için ateşten (cehennemden) başka bir şey yoktur!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebü’l-Velîd’in adı Ubeyd Senûtâ’dır.

2375. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لُعِنَ عَبْدُ الدِّينَارِ لُعِنَ عَبْدُ الدِّرْهَمِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيْضًا أَتَمَّ مِنْ هَذَا وَأَطْوَلَ ‏.‏

Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf anlattı; bize Abdülvâris b. Saîd anlattı; Yûnus’tan; Hasan’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dinarın kulu lanetlenmiştir, dirhemin kulu lanetlenmiştir!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir. Bu hadis bundan başka bir vecihle Ebû Sâlih’ten, o Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bundan daha tam ve daha uzun olarak da rivayet edilmiştir.

2376. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدِ بْنِ زُرَارَةَ، عَنِ ابْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا ذِئْبَانِ جَائِعَانِ أُرْسِلاَ فِي غَنَمٍ بِأَفْسَدَ لَهَا مِنْ حِرْصِ الْمَرْءِ عَلَى الْمَالِ وَالشَّرَفِ لِدِينِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَيُرْوَى فِي هَذَا الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلاَ يَصِحُّ إِسْنَادُهُ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Zekeriyyâ b. Ebî Zâide’den; Muhammed b. Abdirrahmân b. Sa’d b. Zürâre’den; İbn Kâ’b b. Mâlik el-Ensârî’den; babasından rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar; kişinin mala ve mevki/şöhrete olan hırsının dinine verdiği zarardan daha fazla değildir!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn Ömer’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen bir hadis de vardır; ancak senedi sahih değildir.

2377. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، أَخْبَرَنِي الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى حَصِيرٍ فَقَامَ وَقَدْ أَثَّرَ فِي جَنْبِهِ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ اتَّخَذْنَا لَكَ وِطَاءً ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ مَا لِي وَمَا لِلدُّنْيَا مَا أَنَا فِي الدُّنْيَا إِلاَّ كَرَاكِبٍ اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mûsâ b. Abdirrahmân el-Kindî anlattı; bize Zeyd b. Hubâb anlattı; bana el-Mes’ûdî haber verdi; bize Amr b. Mürre anlattı; İbrâhim’den; Alkame’den; Abdullah [b. Mes’ûd]’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir hasır üzerinde uyumuştu; kalktığında [hasır] böğründe iz bırakmıştı. Biz: “Ey Allah’ın Resûlü! Keşke sana bir döşek yapsaydık” dedik. Bunun üzerine: “Benim dünya ile ne alakam olabilir ki! Ben dünyada ancak bir ağacın gölgesinde gölgelenip, sonra da çekip giden ve ağacı terk eden bir yolcu gibiyim” buyurdu. Bu konuda Ömer ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2378. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، وَأَبُو دَاوُدَ قَالاَ حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Ebû Âmir ve Ebû Dâvûd anlattılar; dediler ki: Bize Züheyr b. Muhammed anlattı; bana Mûsâ b. Verdân anlattı; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi dostunun (samimi arkadaşının) dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz kiminle dostluk kurduğuna iyi baksın!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir.

2379. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، هُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ الأَنْصَارِيُّ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثٌ فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى وَاحِدٌ يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى عَمَلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; Süfyân b. Uyeyne’den; Abdullah b. Ebî Bekir’den -ki o İbn Muhammed b. Amr b. Hazm el-Ensârî’dir-; dedi ki: Enes b. Mâlik’in şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölüyü [kabre kadar] üç şey takip eder; ikisi geri döner, biri ise onunla kalır: Onu ailesi, malı ve ameli takip eder; ailesi ve malı geri döner, ameli ise onunla kalır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2380. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ الْحِمْصِيُّ، وَحَبِيبُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ جَابِرٍ الطَّائِيِّ، عَنْ مِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مَلأَ آدَمِيٌّ وِعَاءً شَرًّا مِنْ بَطْنٍ بِحَسْبِ ابْنِ آدَمَ أُكُلاَتٌ يُقِمْنَ صُلْبَهُ فَإِنْ كَانَ لاَ مَحَالَةَ فَثُلُثٌ لِطَعَامِهِ وَثُلُثٌ لِشَرَابِهِ وَثُلُثٌ لِنَفَسِهِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، نَحْوَهُ ‏.‏ وَقَالَ الْمِقْدَامُ بْنُ مَعْدِيكَرِبَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize İsmâil b. Ayyâş haber verdi; bana Ebû Seleme el-Hımsî ve Habîb b. Sâlih anlattılar; Yahyâ b. Câbir et-Tâî’den; Mikdâm b. Ma’dîkerib’den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Âdemoğlu karnından (midesinden) daha şerli bir kap doldurmamıştır! Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Eğer mutlaka [fazla yemesi] gerekiyorsa, üçte biri yemeği, üçte biri içeceği, üçte biri de nefesi için olsun!” Bize Hasan b. Arafe anlattı; bize İsmâil b. Ayyâş [önceki hadisin] bir benzerini rivayet etti ve: “Mikdâm b. Ma’dîkerib’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den” dedi; rivayette “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim” ifadesini zikretmedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2381. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ يُرَائِي يُرَائِي اللَّهُ بِهِ وَمَنْ يُسَمِّعْ يُسَمِّعِ اللَّهُ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ لاَ يَرْحَمُ النَّاسَ لاَ يَرْحَمُهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ جُنْدَبٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Muâviye b. Hişâm anlattı; Şeybân’dan; Firâs’tan; Atıyye’den; Ebû Saîd’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim [ameliyle insanlara] gösteriş yaparsa, Allah da [onun gizli ayıplarını/niyetini kıyamette herkese] gösterir. Kim de [şöhret için amelini insanlara] duyurursa, Allah da [onun rezilliğini herkese] duyurur.” [Râvi] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yine şöyle buyurdu: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.” Bu konuda Cündeb ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen sahih garibtir.

2382. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ أَبُو عُثْمَانَ الْمَدَنِيُّ، أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ مُسْلِمٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ شُفَيًّا الأَصْبَحِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ الْمَدِينَةَ فَإِذَا هُوَ بِرَجُلٍ قَدِ اجْتَمَعَ عَلَيْهِ النَّاسُ فَقَالَ مَنْ هَذَا فَقَالُوا أَبُو هُرَيْرَةَ ‏.‏ فَدَنَوْتُ مِنْهُ حَتَّى قَعَدْتُ بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُوَ يُحَدِّثُ النَّاسَ فَلَمَّا سَكَتَ وَخَلاَ قُلْتُ لَهُ أَنْشُدُكَ بِحَقٍّ وَبِحَقٍّ لَمَا حَدَّثْتَنِي حَدِيثًا سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَقَلْتَهُ وَعَلِمْتَهُ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَفْعَلُ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَقَلْتُهُ وَعَلِمْتُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً فَمَكَثَ قَلِيلاً ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَنَا أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً أُخْرَى ثُمَّ أَفَاقَ فَمَسَحَ وَجْهَهُ فَقَالَ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا وَهُوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَنَا أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً أُخْرَى ثُمَّ أَفَاقَ وَمَسَحَ وَجْهَهُ فَقَالَ أَفْعَلُ لأُحَدِّثَنَّكَ حَدِيثًا حَدَّثَنِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَعَهُ فِي هَذَا الْبَيْتِ مَا مَعَهُ أَحَدٌ غَيْرِي وَغَيْرُهُ ‏.‏ ثُمَّ نَشَغَ أَبُو هُرَيْرَةَ نَشْغَةً شَدِيدَةً ثُمَّ مَالَ خَارًّا عَلَى وَجْهِهِ فَأَسْنَدْتُهُ عَلَىَّ طَوِيلاً ثُمَّ أَفَاقَ فَقَالَ حَدَّثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ يَنْزِلُ إِلَى الْعِبَادِ لِيَقْضِيَ بَيْنَهُمْ وَكُلُّ أُمَّةٍ جَاثِيَةٌ فَأَوَّلُ مَنْ يَدْعُو بِهِ رَجُلٌ جَمَعَ الْقُرْآنَ وَرَجُلٌ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَرَجُلٌ كَثِيرُ الْمَالِ فَيَقُولُ اللَّهُ لِلْقَارِئِ أَلَمْ أُعَلِّمْكَ مَا أَنْزَلْتُ عَلَى رَسُولِي قَالَ بَلَى يَا رَبِّ ‏.‏ قَالَ فَمَاذَا عَمِلْتَ فِيمَا عُلِّمْتَ قَالَ كُنْتُ أَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ إِنَّ فُلاَنًا قَارِئٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏.‏ وَيُؤْتَى بِصَاحِبِ الْمَالِ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ أَلَمْ أُوَسِّعْ عَلَيْكَ حَتَّى لَمْ أَدَعْكَ تَحْتَاجُ إِلَى أَحَدٍ قَالَ بَلَى يَا رَبِّ ‏.‏ قَالَ فَمَاذَا عَمِلْتَ فِيمَا آتَيْتُكَ قَالَ كُنْتُ أَصِلُ الرَّحِمَ وَأَتَصَدَّقُ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ فُلاَنٌ جَوَادٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏.‏ وَيُؤْتَى بِالَّذِي قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ فِي مَاذَا قُتِلْتَ فَيَقُولُ أُمِرْتُ بِالْجِهَادِ فِي سَبِيلِكَ فَقَاتَلْتُ حَتَّى قُتِلْتُ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى لَهُ كَذَبْتَ وَتَقُولُ لَهُ الْمَلاَئِكَةُ كَذَبْتَ وَيَقُولُ اللَّهُ بَلْ أَرَدْتَ أَنْ يُقَالَ فُلاَنٌ جَرِيءٌ فَقَدْ قِيلَ ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رُكْبَتِي فَقَالَ ‏"‏ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ أُولَئِكَ الثَّلاَثَةُ أَوَّلُ خَلْقِ اللَّهِ تُسَعَّرُ بِهِمُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ الْوَلِيدُ أَبُو عُثْمَانَ فَأَخْبَرَنِي عُقْبَةُ بْنُ مُسْلِمٍ أَنَّ شُفَيًّا هُوَ الَّذِي دَخَلَ عَلَى مُعَاوِيَةَ فَأَخْبَرَهُ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عُثْمَانَ وَحَدَّثَنِي الْعَلاَءُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ أَنَّهُ كَانَ سَيَّافًا لِمُعَاوِيَةَ فَدَخَلَ عَلَيْهِ رَجُلٌ فَأَخْبَرَهُ بِهَذَا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ مُعَاوِيَةُ قَدْ فُعِلَ بِهَؤُلاَءِ هَذَا فَكَيْفَ بِمَنْ بَقِيَ مِنَ النَّاسِ ثُمَّ بَكَى مُعَاوِيَةُ بُكَاءً شَدِيدًا حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ هَالِكٌ وَقُلْنَا قَدْ جَاءَنَا هَذَا الرَّجُلُ بِشَرٍّ ثُمَّ أَفَاقَ مُعَاوِيَةُ وَمَسَحَ عَنْ وَجْهِهِ وَقَالَ صَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُْ ‏:‏ ‏(‏مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ * أُولَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فِيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize Hayve b. Şüreyh haber verdi; bana Velîd b. Ebî’l-Velîd Ebû Osmân el-Medenî haber verdi; Ukbe b. Müslim ona anlatmış ki; Şufey el-Asbahî ona şöyle anlatmıştır: Medine’ye girmiştim, etrafında insanların toplandığı bir adam gördüm. “Bu kimdir?” dedim. “Ebû Hureyre’dir” dediler. İnsanlara hadis anlatırken yanına yaklaşıp önüne oturdum. Sözünü bitirip yalnız kaldığında ona: “Senden Allah aşkına istiyorum ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bizzat işittiğin, kavrayıp öğrendiğin bir hadisi bana anlatasın” dedim. Ebû Hureyre: “Olur, sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bana anlattığı, kavrayıp öğrendiğim bir hadisi mutlaka anlatacağım” dedi. Sonra Ebû Hureyre derin bir iç çekip kendinden geçti ve kısa bir süre öylece kaldı. Kendine gelince: “Sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu evde bana anlattığı ve yanımızda benden ve O’ndan başka hiç kimsenin bulunmadığı bir hadisi mutlaka anlatacağım” dedi. Sonra Ebû Hureyre bir kez daha derin bir iç çekip kendinden geçti; kendine gelip yüzünü sildi ve: “Sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu evde ben ve O varken anlattığı ve yanımızda benden ve O’ndan başka kimsenin olmadığı bir hadisi mutlaka anlatacağım” dedi. Sonra bir kez daha derin bir iç çekip bayıldı; kendine gelince yüzünü sildi ve: “Olur, sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bu evde ben O’nunlayken anlattığı ve O’nun yanında benden ve kendisinden başka kimsenin bulunmadığı bir hadisi mutlaka anlatacağım” dedi. Sonra Ebû Hureyre çok şiddetli bir şekilde hıçkırıp kendinden geçti ve yüzüstü öne doğru yıkıldı. Ben de onu uzun süre kendime yaslayıp tuttum. Kendine geldiğinde şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana anlattı ki; Tebâreke ve Teâlâ olan Allah, kıyamet günü kulları arasında hüküm vermek üzere [tecelli edip] iner ve bütün ümmetler diz çökmüş vaziyettedir. Hesaba ilk çağrılacak olanlar: Kur’an’ı ezberlemiş (toplamış) bir adam, Allah yolunda öldürülmüş bir adam ve çok mal sahibi bir adamdır. Allah Kur’an okuyucusuna (kāriye): “Resûlüme indirdiğim şeyleri sana öğretmedim mi?” buyurur. O: “Evet ya Rabbi!” der. [Allah]: “Öğrendiklerinle ne amel ettin?” buyurur. O: “Gece ve gündüz saatlerinde onunla [namaza] kalkardım” der. Bunun üzerine Allah ona: “Yalan söyledin!” buyurur; melekler de ona: “Yalan söyledin!” derler. Allah Teâlâ ona: “Bilakis sen ‘Falanca ne güzel okuyucudur (kāridir)’ densin istedin ve nitekim öyle de denildi” buyurur. Sonra mal sahibi getirilir; Allah ona: “Seni hiç kimseye muhtaç bırakmayacak kadar geniş rızık vermedim mi?” buyurur. O: “Evet ya Rabbi!” der. [Allah]: “Sana verdiğim şeylerle ne amel ettin?” buyurur. O: “Akrabamı gözetir (sıla-i rahim yapar) ve sadaka verirdim” der. Allah ona: “Yalan söyledin!” buyurur; melekler de ona: “Yalan söyledin!” derler. Allah Teâlâ: “Bilakis sen ‘Falanca ne cömerttir’ densin istedin ve nitekim öyle de denildi” buyurur. Sonra Allah yolunda öldürülen kimse getirilir; Allah ona: “Ne uğrunda öldürüldün?” buyurur. O: “Senin yolunda cihat etmekle emrolundum, ben de öldürülünceye kadar savaştım” der. Allah Teâlâ ona: “Yalan söyledin!” buyurur; melekler de ona: “Yalan söyledin!” derler. Allah: “Bilakis sen ‘Falanca ne cesurdur’ densin istedin ve nitekim öyle de denildi” buyurur. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dizime vurup şöyle buyurdu: “Ey Ebû Hureyre! İşte bu üç kişi, kıyamet gününde cehennem ateşinin kendileriyle ilk tutuşturulacağı Allah’ın yaratıklarıdır!” el-Velîd Ebû Osmân dedi ki: Ukbe b. Müslim bana, Muâviye’nin yanına girip bu hadisi ona haber verenin Şufey olduğunu bildirdi. Ebû Osmân dedi ki: Muâviye’nin kılıçdarı olan el-Alâ b. Ebî Hakîm bana anlattı ki; bir adam Muâviye’nin yanına girip ona bu hadisi Ebû Hureyre’den nakletti. Bunun üzerine Muâviye: “Bunlara böyle yapıldıysa geri kalan insanların hali nice olur!” dedi. Sonra Muâviye o kadar şiddetli ağladı ki helak olacağını sandık ve: “Bu adam bize bir şer getirdi” dedik. Sonra Muâviye kendine geldi, yüzünü sildi ve şöyle dedi: Allah ve Resûlü doğru söylemiştir: { مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لَا يُبْخَسُونَ * أُولَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ إِلَّا النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُوا فِيهَا وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ } “Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, onlara oradaki amellerinin karşılığını tam olarak veririz ve onlar orada hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. Orada yaptıkları boşa gitmiştir ve işledikleri ameller batıldır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir.

2383. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنِي الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ سَيْفٍ الضَّبِّيِّ، عَنْ أَبِي مُعَانٍ الْبَصْرِيِّ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ جُبِّ الْحُزْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا جُبُّ الْحُزْنِ قَالَ ‏"‏ وَادٍ فِي جَهَنَّمَ تَتَعَوَّذُ مِنْهُ جَهَنَّمُ كُلَّ يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ يَدْخُلُهُ قَالَ ‏"‏ الْقُرَّاءُ الْمُرَاءُونَ بِأَعْمَالِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ

Bize Ebû Küreyb anlattı; bana el-Muhâribî anlattı; Ammâr b. Seyf ed-Dabbî’den; Ebû Meân el-Basrî’den; İbn Sîrîn’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Cübbü’l-Huzn’den (hüzün kuyusundan) Allah’a sığının!” buyurdu. “Ey Allah’ın Resûlü! Cübbü’l-Huzn nedir?” dediler. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Cehennemde bir vadidir ki, cehennem bile her gün yüz defa ondan [korunmak için] Allah’a sığınır” buyurdu. Biz: “Ey Allah’ın Resûlü! Oraya kimler girecek?” dedik. “Amelleriyle gösteriş yapan (riya ehli) okuyucular (kāriler)!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir.

2384. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا أَبُو سِنَانٍ الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ الرَّجُلُ يَعْمَلُ الْعَمَلَ فَيُسِرُّهُ فَإِذَا اطُّلِعَ عَلَيْهِ أَعْجَبَهُ ذَلِكَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَهُ أَجْرَانِ أَجْرُ السِّرِّ وَأَجْرُ الْعَلاَنِيَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ الأَعْمَشُ وَغَيْرُهُ عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً وَأَصْحَابُ الأَعْمَشِ لَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ فَسَّرَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ إِذَا اطُّلِعَ عَلَيْهِ فَأَعْجَبَهُ فَإِنَّمَا مَعْنَاهُ أَنْ يُعْجِبَهُ ثَنَاءُ النَّاسِ عَلَيْهِ بِالْخَيْرِ لِقَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنْتُمْ شُهَدَاءُ اللَّهِ فِي الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ فَيُعْجِبُهُ ثَنَاءُ النَّاسِ عَلَيْهِ لِهَذَا لِمَا يَرْجُو بِثَنَاءِ النَّاسِ عَلَيْهِ فَأَمَّا إِذَا أَعْجَبَهُ لِيَعْلَمَ النَّاسُ مِنْهُ الْخَيْرَ لِيُكْرَمَ عَلَى ذَلِكَ وَيُعَظَّمَ عَلَيْهِ فَهَذَا رِيَاءٌ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا اطُّلِعَ عَلَيْهِ فَأَعْجَبَهُ رَجَاءَ أَنْ يُعْمَلَ بِعَمَلِهِ فَيَكُونَ لَهُ مِثْلُ أُجُورِهِمْ فَهَذَا لَهُ مَذْهَبٌ أَيْضًا ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Ebû Sinân eş-Şeybânî anlattı; Habîb b. Ebî Sâbit’ten; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Bir adam bir amel işler ve onu gizli tutar; fakat sonradan ameli başkaları tarafından görülüp fark edilince bu durum hoşuna gider [bunun hükmü nedir?]” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona iki ecir vardır: Gizlilik ecri ve aleniyet (örnek olma) ecri!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir. A’meş ve başkaları bu hadisi Habîb b. Ebî Sâbit’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir; A’meş’in arkadaşları ise rivayette Ebû Hureyre’yi zikretmemişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Bazı ilim ehli bu hadisi tefsir ederek şöyle demiştir: ‘Görülüp de hoşuna gitmesi’, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in: “Siz Allah’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz” buyruğu sebebiyle, insanların kendisini hayırla övmesinin hoşuna gitmesi manasındadır. İnsanların övgüsünden umduğu [hayırlı şehadet] sebebiyle insanların övgüsü hoşuna gider. Fakat insanların onun hayrını bilip kendisine hürmet göstermeleri ve onu yüceltmeleri arzusuyla hoşuna giderse, işte bu riyadır (gösteriştir). Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: Kendisine bakılarak ameliyle amel edilir de onların ecirleri gibi ecir alır ümidiyle hoşuna giderse, bu da bir görüştür.

2385. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى قِيَامُ السَّاعَةِ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الصَّلاَةِ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ قَالَ ‏"‏ أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ قِيَامِ السَّاعَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَعْدَدْتَ لَهَا ‏"‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَعْدَدْتُ لَهَا كَبِيرَ صَلاَةٍ وَلاَ صَوْمٍ إِلاَّ أَنِّي أُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ وَأَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَمَا رَأَيْتُ فَرِحَ الْمُسْلِمُونَ بَعْدَ الإِسْلاَمِ فَرَحَهُمْ بِهَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; bize İsmâil b. Ca’fer haber verdi; Humeyd’den; Enes’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Ey Allah’ın Resûlü! Kıyamet ne zaman kopacak?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktı; namazını bitirince: “Kıyametin kopuşunu soran nerede?” buyurdu. Adam: “Benim, ey Allah’ın Resûlü!” dedi. [Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem]: “Onun için ne hazırladın?” buyurdu. Adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben onun için [fazladan/nafile] çokça namaz ve oruç hazırlayamadım; ancak ben Allah’ı ve Resûlü’nü seviyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kişi sevdiğiyle beraberdir; sen de sevdiğinle berabersin!” buyurdu. [Enes dedi ki]: Müslümanların İslâm’a girmelerinden sonra buna sevindikleri kadar hiçbir şeye sevindiklerini görmedim. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir.

2386. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ وَلَهُ مَا اكْتَسَبَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَصَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي مُوسَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ebû Hişâm er-Rifâî anlattı; bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Eş’as’tan; Hasan’dan; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir ve kazandığı [amel] kendisine aittir.” Bu konuda Ali, Abdullah b. Mes’ûd, Safvân b. Assâl, Ebû Hureyre ve Ebû Mûsâ’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Hasan el-Basrî’nin Enes b. Mâlik’ten, onun da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayeti olarak hasen garibtir. Bu hadis Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den birçok vecihle rivayet edilmiştir.

2387. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ جَهْوَرِيُّ الصَّوْتِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ الرَّجُلُ يُحِبُّ الْقَوْمَ وَلَمَّا يَلْحَقْ بِهِمْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ مَحْمُودٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Yahyâ b. Âdem anlattı; bize Süfyân anlattı; Âsım’dan; Zirr b. Hubeyş’ten; Safvân b. Assâl’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Gür sesli bir bedevi geldi ve: “Ey Muhammed! Bir adam bir topluluğu seviyor, fakat amelde henüz onlara yetişememiştir [bunun durumu nedir?]” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kişi sevdiğiyle beraberdir!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bize Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Âsım’dan; Zirr’den; Safvân b. Assâl’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den Mahmûd’un hadisi gibi nakletti.

2388. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ بُرْقَانَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي فِيَّ وَأَنَا مَعَهُ إِذَا دَعَانِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Vekî’ anlattı; Ca’fer b. Burkān’dan; Yezîd b. el-Esamm’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah şöyle buyurur: ‘Ben kulumun bana olan zannı yanındayım; beni çağırdığı (dua ettiği) zaman ben onunla beraberim.’” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2389. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكِنْدِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِرِّ وَالإِثْمِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ وَالإِثْمُ مَا حَاكَ فِي نَفْسِكَ وَكَرِهْتَ أَنْ يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، نَحْوَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mûsâ b. Abdirrahmân el-Kindî el-Kûfî anlattı; bize Zeyd b. Hubâb anlattı; bize Muâviye b. Sâlih anlattı; bize Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr el-Hadramî babasından anlattı; Nevvâs b. Sem’ân’dan rivayet edildiğine göre bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e iyilik (birr) ve günahı (ism) sordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah ise içini tırmalayan (göğsünde tereddüt ve huzursuzluk uyandıran) ve insanların görmesini istemediğin şeydir.” Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Muâviye b. Sâlih [önceki hadisin] benzerini anlattı; ancak o: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2390. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ بُرْقَانَ، حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي مُسْلِمٍ الْخَوْلاَنِيِّ، حَدَّثَنِي مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الْمُتَحَابُّونَ فِي جَلاَلِي لَهُمْ مَنَابِرُ مِنْ نُورٍ يَغْبِطُهُمُ النَّبِيُّونَ وَالشُّهَدَاءُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَعُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو مُسْلِمٍ الْخَوْلاَنِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ ثُوَبَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; bize Kesîr b. Hişâm anlattı; bize Ca’fer b. Burkān anlattı; bize Habîb b. Ebî Merzûk anlattı; Atâ b. Ebî Rebâh’tan; Ebû Müslim el-Havlânî’den; bana Muâz b. Cebel anlattı; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu: ‘Benim celalim (rızam ve büyüklüğüm) uğruna birbirini sevenler için [kıyamet günü] nurdan minberler vardır ki, peygamberler ve şehitler bile onlara gıpta ederler!’” Bu konuda Ebü’d-Derdâ, İbn Mes’ûd, Ubâde b. es-Sâmit, Ebû Hureyre ve Ebû Mâlik el-Eş’arî’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Müslim el-Havlânî’nin adı Abdullah b. Süveb’dir.

2391. Hadis

حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَوْ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ وَشَابٌّ نَشَأَ بِعِبَادَةِ اللَّهِ وَرَجُلٌ كَانَ قَلْبُهُ مُعَلَّقًا بِالْمَسْجِدِ إِذَا خَرَجَ مِنْهُ حَتَّى يَعُودَ إِلَيْهِ وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ فَاجْتَمَعَا عَلَى ذَلِكَ وَتَفَرَّقَا وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ حَسَبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهَكَذَا رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ مِثْلَ هَذَا وَشَكَّ فِيهِ وَقَالَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَوْ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ رَوَاهُ عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَلَمْ يَشُكَّ فِيهِ يَقُولُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ حَدَّثَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْعَنْبَرِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، حَدَّثَنِي خُبَيْبٌ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ بِمَعْنَاهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ كَانَ قَلْبُهُ مُعَلَّقًا بِالْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize el-Ensârî anlattı; bize Ma’n anlattı; bize Mâlik anlattı; Hubeyb b. Abdirrahmân’dan; Hafs b. Âsım’dan; Ebû Hureyre’den veya Ebû Saîd’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yedi sınıf insan vardır ki Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı [kıyamet] gününde onları kendi gölgesinde gölgelendirir: Adil devlet başkanı (imam), Allah’a ibadet içinde yetişip büyüyen genç, mescitten çıktığı andan tekrar oraya dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi, Allah için birbirini seven, bu sevgi üzere bir araya gelip bu sevgi üzere ayrılan iki kimse, tenhada Allah’ı zikredip gözleri dolup taşan kişi, soylu ve güzel bir kadının [kötülüğe] davet ettiğinde: ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyen adam ve sağ elinin infak ettiğini sol eli bilmeyecek kadar sadakayı gizli veren kimse.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Mâlik b. Enes’ten birden fazla vecihle böyle rivayet edilmiş ve Mâlik şüphe ederek: ‘Ebû Hureyre’den veya Ebû Saîd’den’ demiştir. Ubeydullâh b. Ömer ise bu hadisi Hubeyb b. Abdirrahmân’dan şüphe etmeksizin ‘Ebû Hureyre’den’ diye rivayet etmiştir. Bize Sevvâr b. Abdillâh el-Anberî ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattılar; dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Ubeydullâh b. Ömer’den; bana Hubeyb anlattı; Hafs b. Âsım’dan; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mana olarak Mâlik b. Enes’in hadisi gibi rivayet etti; ancak o [rivayetinde]: “Kalbi mescitlere bağlı olan” ve [soylu yerine] “Makam ve güzellik sahibi kadın” ifadelerini kullandı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2392. Hadis

حَدَّثَنَا بُنْدَارٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَحَبَّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُعْلِمْهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْمِقْدَامِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي ذَرٍّ وَأَنَسٍ ‏.‏

Bize Bündâr anlattı; bize Yahyâ b. Saîd el-Kattân anlattı; bize Sevr b. Yezîd anlattı; Habîb b. Ubeyd’den; Mikdâm b. Ma’dîkerib’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Biriniz [din] kardeşini sevdiği zaman, onu sevdiğini kendisine bildirsin!” Ebû Îsâ dedi ki: Mikdâm’ın hadisi hasen sahih garibtir. Bu konuda Ebû Zerr ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir.

2393. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، قَالَ قَامَ رَجُلٌ فَأَثْنَى عَلَى أَمِيرٍ مِنَ الأُمَرَاءِ فَجَعَلَ الْمِقْدَادُ يَحْثُو فِي وَجْهِهِ التُّرَابَ وَقَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَحْثُوَ فِي وُجُوهِ الْمَدَّاحِينَ التُّرَابَ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى زَائِدَةُ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَحَدِيثُ مُجَاهِدٍ عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ أَصَحُّ ‏.‏ وَأَبُو مَعْمَرٍ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَخْبَرَةَ وَالْمِقْدَادُ بْنُ الأَسْوَدِ هُوَ الْمِقْدَادُ بْنُ عَمْرٍو الْكِنْدِيُّ وَيُكْنَى أَبَا مَعْبَدٍ وَإِنَّمَا نُسِبَ إِلَى الأَسْوَدِ بْنِ عَبْدِ يَغُوثَ لأَنَّهُ كَانَ قَدْ تَبَنَّاهُ وَهُوَ صَغِيرٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; bize Süfyân anlattı; Habîb b. Ebî Sâbit’ten; Mücâhid’den; Ebû Ma’mer’den; dedi ki: Bir adam ayağa kalkıp emîrlerden birini [yüzüne karşı aşırı şekilde] övdü. Bunun üzerine Mikdâd [b. el-Esved] onun yüzüne toprak saçmaya başladı ve şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, övgücülere (yaltakçılara) rastladığımızda yüzlerine toprak saçmamızı bize emretti.” Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Zâide de Yezîd b. Ebî Ziyâd’dan, o Mücâhid’den, o da İbn Abbâs’tan şeklinde rivayet etmiştir; ancak Mücâhid’in Ebû Ma’mer’den olan hadisi daha sahihtir. Ebû Ma’mer’in adı Abdullah b. Sahbere’dir. Mikdâd b. el-Esved ise Mikdâd b. Amr el-Kindî’dir; künyesi Ebû Ma’bed’dir. Kendisi küçük yaşta iken el-Esved b. Abdiyeğûs onu evlatlık edindiği için el-Esved’e nispet edilmiştir.

2394. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ سَالِمٍ الْخَيَّاطِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَحْثُوَ فِي أَفْوَاهِ الْمَدَّاحِينَ التُّرَابَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Osmân el-Kûfî anlattı; bize Ubeydullâh b. Mûsâ anlattı; Sâlim el-Hayyât’tan; Hasan’dan; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, övgücülerin (yaltakçıların) ağızlarına toprak saçmamızı bize emretti. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, Ebû Hureyre’nin rivayeti olarak garibtir.

2395. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ غَيْلاَنَ، أَنَّ الْوَلِيدَ بْنَ قَيْسٍ التُّجِيبِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَالَ سَالِمٌ أَوْ عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، - أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تُصَاحِبْ إِلاَّ مُؤْمِنًا وَلاَ يَأْكُلْ طَعَامَكَ إِلاَّ تَقِيٌّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize İbnü’l-Mübârek haber verdi; Hayve b. Şüreyh’ten; bana Sâlim b. Gaylân anlattı; el-Velîd b. Kays et-Tucîbî ona haber vermiş ki kendisi Ebû Saîd el-Hudrî’den işitmiştir -Sâlim: “veya Ebü’l-Heysem’den, o da Ebû Saîd’den” demiştir-; o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Müminden başkasıyla arkadaşlık etme ve yemeğini de ancak takva sahibi kimse yesin!” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir, onu sadece bu vecihten bilmekteyiz.

2396. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الْخَيْرَ عَجَّلَ لَهُ الْعُقُوبَةَ فِي الدُّنْيَا وَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الشَّرَّ أَمْسَكَ عَنْهُ بِذَنْبِهِ حَتَّى يُوَفَّى بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَبِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ عِظَمَ الْجَزَاءِ مَعَ عِظَمِ الْبَلاَءِ وَإِنَّ اللَّهَ إِذَا أَحَبَّ قَوْمًا ابْتَلاَهُمْ فَمَنْ رَضِيَ فَلَهُ الرِّضَا وَمَنْ سَخِطَ فَلَهُ السَّخَطُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; bize Leys anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb’den; Sa’d b. Sinân’dan; Enes’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah bir kulu hakkında hayır murat ettiği zaman, onun cezasını dünyada peşin verir. Bir kulu hakkında da şer murat ettiği zaman, günahının cezasını kıyamet günü tastamam vermek üzere dünyada onu cezalandırmayıp erteler.” Ve bu isnad ile Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz mükâfatın büyüklüğü, belanın/imtihanın büyüklüğü iledir. Şüphesiz ki Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları imtihan eder (musibet verir). Kim [başına gelene] razı olursa Allah’ın rızası onun içindir; kim de öfkelenip isyan ederse Allah’ın gazabı onun üzerinedir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir.

2397. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ مَا رَأَيْتُ الْوَجَعَ عَلَى أَحَدٍ أَشَدَّ مِنْهُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu’be haber verdi; A’meş’ten; dedi ki: Ebû Vâil’in şöyle dediğini işittim: Âişe şöyle demiştir: “Hastalık acısının (ağrısının) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üzerindekinden daha şiddetli olduğu hiçbir kimse görmedim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2398. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ النَّاسِ أَشَدُّ بَلاَءً قَالَ ‏ "‏ الأَنْبِيَاءُ ثُمَّ الأَمْثَلُ فَالأَمْثَلُ فَيُبْتَلَى الرَّجُلُ عَلَى حَسَبِ دِينِهِ فَإِنْ كَانَ دِينُهُ صُلْبًا اشْتَدَّ بَلاَؤُهُ وَإِنْ كَانَ فِي دِينِهِ رِقَّةٌ ابْتُلِيَ عَلَى حَسَبِ دِينِهِ فَمَا يَبْرَحُ الْبَلاَءُ بِالْعَبْدِ حَتَّى يَتْرُكَهُ يَمْشِي عَلَى الأَرْضِ مَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأُخْتِ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ ‏أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سُئِلَ أَيُّ النَّاسِ أَشَدُّ بَلَاءً قَالَ الْأَنْبِيَاءُ ثُمَّ الْأَمْثَلُ فَالْأَمْثَلُ

Bize Kuteybe anlattı; bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Âsım b. Behdile’den; Mus’ab b. Sa’d’dan; babasından rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların belası/imtihanı en çetin olanı kimlerdir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Peygamberler, sonra [derece bakımından onlara] en çok benzeyenler, sonra yine en çok benzeyenlerdir. Kişi dinine [bağlılığına] göre imtihan edilir. Eğer dini sağlam ve katıksız ise belası şiddetli olur; şayet dininde bir gevşeklik varsa dinine göre imtihan edilir. Bela kulun peşini öyle bir bırakmaz ki, sonunda onu üzerinde hiçbir günah kalmamış halde yeryüzünde yürür bir vaziyette bırakır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Ebû Hureyre ve Huzeyfe b. el-Yemân’ın kız kardeşinden de rivayet edilmiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e insanların hangisinin belasının en şiddetli olduğu sorulmuş, O da: “Peygamberler, sonra [onlara] en çok benzeyenler, sonra en çok benzeyenlerdir” buyurmuştur.

2399. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا يَزَالُ الْبَلاَءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ فِي نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdil’a’lâ anlattı; bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; Muhammed b. Amr’dan; Ebû Seleme’den; Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mümin erkek ve mümin kadının canında, çocuğunda ve malında bela/imtihan eksik olmaz; ta ki üzerinde hiçbir günah bulunmaksızın Allah’a kavuşuncaya kadar.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2400. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو ظِلاَلٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ إِذَا أَخَذْتُ كَرِيمَتَىْ عَبْدِي فِي الدُّنْيَا لَمْ يَكُنْ لَهُ جَزَاءٌ عِنْدِي إِلاَّ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَزَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَأَبُو ظِلاَلٍ اسْمُهُ هِلاَلٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Muâviye el-Cumehî anlattı; bize Abdülazîz b. Müslim anlattı; bize Ebû Zılâl anlattı; Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah şöyle buyurur: ‘Dünyada kulumun iki kıymetlisini (iki gözünü) aldığım zaman, katımda onun için cennetten başka bir karşılık (mükâfat) yoktur.’” Bu konuda Ebû Hureyre ve Zeyd b. Erkam’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihten hasen garibtir. Ebû Zılâl’in adı Hilâl’dir.

2401. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مَنْ أَذْهَبْتُ حَبِيبَتَيْهِ فَصَبَرَ وَاحْتَسَبَ لَمْ أَرْضَ لَهُ ثَوَابًا دُونَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Süfyân haber verdi; A’meş’ten; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ref ederek rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: ‘Kimin iki sevgilisini (iki gözünü) giderir de o da sabredip mükâfatını benden umarsa, onun için cennetten aşağı bir mükâfata razı olmam.’” Bu konuda İrbâd b. Sâriye’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

2402. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، وَيُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ الْبَغْدَادِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَغْرَاءَ أَبُو زُهَيْرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَوَدُّ أَهْلُ الْعَافِيَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حِينَ يُعْطَى أَهْلُ الْبَلاَءِ الثَّوَابَ لَوْ أَنَّ جُلُودَهُمْ كَانَتْ قُرِضَتْ فِي الدُّنْيَا بِالْمَقَارِيضِ ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ بِهَذَا الإِسْنَادِ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ عَنْ مَسْرُوقٍ قَوْلَهُ شَيْئًا مِنْ هَذَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî ve Yûsuf b. Mûsâ el-Kattân el-Bağdâdî anlattılar; dediler ki: Bize Abdurrahman b. Magrâ Ebû Züheyr anlattı; A’meş’ten; Ebü’z-Zübeyr’den; Câbir’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde bela/musibet ehline sevapları verildiğinde, [dünyada musibete uğramayıp] afiyette olanlar, dünyadayken derilerinin makaslarla parça parça kesilmiş olmasını temenni ederler!” Bu hadis garibtir, bu isnadla onu sadece bu vecihten bilmekteyiz. Bazıları bu hadisi A’meş’ten, o Talha b. Musarrif’ten, o da Mesrûk’un kendi sözü olarak buna benzer bir şekilde rivayet etmişlerdir.

2403. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مِنْ أَحَدٍ يَمُوتُ إِلاَّ نَدِمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَمَا نَدَامَتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ إِنْ كَانَ مُحْسِنًا نَدِمَ أَنْ لاَ يَكُونَ ازْدَادَ وَإِنْ كَانَ مُسِيئًا نَدِمَ أَنْ لاَ يَكُونَ نَزَعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَيَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ قَدْ تَكَلَّمَ فِيهِ شُعْبَةُ وَهُوَ يَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ مَدَنِيٌّ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi; bize Yahyâ b. Ubeydillâh haber verdi; dedi ki: Babamın şöyle dediğini işittim: Ebû Hureyre’nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölen hiçbir kimse yoktur ki mutlaka pişmanlık duymasın.” “Onun pişmanlığı nedir ey Allah’ın Resûlü?” dediler. Şöyle buyurdu: “Eğer iyi (muhsin) bir kimse idiyse [iyiliklerini] daha da artırmamış olduğuna pişman olur; şayet kötü (günahkâr) bir kimse idiyse [kötülüklerinden] vazgeçmemiş olduğuna pişman olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece bu vecihten bilmekteyiz. Yahyâ b. Ubeydillâh hakkında Şu’be [zayıf olduğuna dair] konuşmuştur; o Yahyâ b. Ubeydillâh b. Mevheb olup Medinelidir.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.