5970. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ الْوَلِيدُ بْنُ عَيْزَارٍ أَخْبَرَنِي قَالَ سَمِعْتُ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ، يَقُولُ أَخْبَرَنَا صَاحِبُ، هَذِهِ الدَّارِ ـ وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ ـ قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الْعَمَلِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ قَالَ " الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا ". قَالَ ثُمَّ أَىُّ قَالَ " ثُمَّ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ". قَالَ ثُمَّ أَىّ قَالَ " الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ". قَالَ حَدَّثَنِي بِهِنَّ وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي.
Ebu'l-Velid bize tahdis etti. Şu'be bize tahdis etti. Dedi ki: Velid b. Ayzar bana haber verdi. Dedi ki: Ebu Amr eş-Şeybani'yi şöyle derken işittim: Şu evin sahibi bize haber verdi -eliyle Abdullah [b. Mesud]'un evini işaret etti- ve dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum: 'Allah'a en sevimli amel hangisidir?' Buyurdu ki: 'Vaktinde [kılınan] namazdır.' [Abdullah] dedi ki: 'Sonra hangisidir?' Buyurdu ki: 'Sonra anne babaya iyilik etmektir.' [Abdullah] dedi ki: 'Sonra hangisidir?' Buyurdu ki: 'Allah yolunda cihattır.' [Abdullah] dedi ki: "Bunları bana O anlattı. Eğer daha fazlasını isteseydim, bana daha da artırırdı (söylerdi)."
5971. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ شُبْرُمَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَحَقُّ بِحُسْنِ صَحَابَتِي قَالَ " أُمُّكَ ". قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أُمُّكَ ". قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أُمُّكَ ". قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " ثُمَّ أَبُوكَ ". وَقَالَ ابْنُ شُبْرُمَةَ وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ مِثْلَهُ.
Kuteybe b. Said bize tahdis etti. Cerir bize tahdis etti. Umare b. El-Ka'ka' b. Şübrüme'den; Ebu Zür'a'dan; Ebu Hureyre'den [radıyallahu anh] [naklederek] dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: "Ey Allah'in Resulü! Benim iyi muameleme (ilgime) en layık olan kimdir?" Buyurdu ki: "Annen." [Adam] dedi ki: "Sonra kim?" Buyurdu ki: "Annen." [Adam] dedi ki: "Sonra kim?" Buyurdu ki: "Annen." [Adam] dedi ki: "Sonra kim?" Buyurdu ki: "Sonra baban." İbn Şübrüme ve Yahya b. Eyyub dedi ki: Ebu Zür'a bize bunun benzerini tahdis etti.
5972. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، وَشُعْبَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَبِيبٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أُجَاهِدُ. قَالَ " لَكَ أَبَوَانِ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَفِيهِمَا فَجَاهِدْ ".
Müsedded bize tahdis etti. Yahya bize tahdis etti. Süfyan ve Şu'be'den [naklederek]; dediler ki: Habib bize tahdis etti. (H) Ve [Müsedded] dedi ki: Muhammed b. Kesir bize tahdis etti. Süfyan bize haber verdi. Habib'den; Ebu'l-Abbas'tan; Abdullah b. Amr'dan [naklederek] dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e dedi ki: "Cihat edeyim mi?" [Nebi] buyurdu ki: "Anne baban var mı?" [Adam]: "Evet" dedi. [Nebi] buyurdu ki: "Öyleyse sen onlar(a hizmet)de cihat et."
5973. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ مِنْ أَكْبَرِ الْكَبَائِرِ أَنْ يَلْعَنَ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ ". قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ يَلْعَنُ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ قَالَ " يَسُبُّ الرَّجُلُ أَبَا الرَّجُلِ، فَيَسُبُّ أَبَاهُ، وَيَسُبُّ أَمَّهُ ".
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti. İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti. Babasından; Humeyd b. Abdurrahman'dan; Abdullah b. Amr'dan [radıyallahu anhuma] [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz büyük günahların en büyüğü, kişinin anne babasına lanet etmesidir." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Kişi anne babasına nasıl lanet eder?" Buyurdu ki: "Adam [bir] adamın babasına söver, o da [döner] onun babasına söver; [adam diğerinin] annesine söver, [o da döner] onun annesine söver."
5974. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عُقْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَمَا ثَلاَثَةُ نَفَرٍ يَتَمَاشَوْنَ أَخَذَهُمُ الْمَطَرُ، فَمَالُوا إِلَى غَارٍ فِي الْجَبَلِ، فَانْحَطَّتْ عَلَى فَمِ غَارِهِمْ صَخْرَةٌ مِنَ الْجَبَلِ، فَأَطْبَقَتْ عَلَيْهِمْ، فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ انْظُرُوا أَعْمَالاً عَمِلْتُمُوهَا لِلَّهِ صَالِحَةً، فَادْعُوا اللَّهَ بِهَا لَعَلَّهُ يَفْرُجُهَا. فَقَالَ أَحَدُهُمُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَ لِي وَالِدَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ، وَلِي صِبْيَةٌ صِغَارٌ كُنْتُ أَرْعَى عَلَيْهِمْ، فَإِذَا رُحْتُ عَلَيْهِمْ فَحَلَبْتُ بَدَأْتُ بِوَالِدَىَّ أَسْقِيهِمَا قَبْلَ وَلَدِي، وَإِنَّهُ نَاءَ بِيَ الشَّجَرُ فَمَا أَتَيْتُ حَتَّى أَمْسَيْتُ، فَوَجَدْتُهُمَا قَدْ نَامَا، فَحَلَبْتُ كَمَا كُنْتُ أَحْلُبُ، فَجِئْتُ بِالْحِلاَبِ فَقُمْتُ عِنْدَ رُءُوسِهِمَا، أَكْرَهُ أَنْ أُوقِظَهُمَا مِنْ نَوْمِهِمَا، وَأَكْرَهُ أَنْ أَبْدَأَ بِالصِّبْيَةِ قَبْلَهُمَا، وَالصِّبْيَةُ يَتَضَاغَوْنَ عِنْدَ قَدَمَىَّ، فَلَمْ يَزَلْ ذَلِكَ دَأْبِي وَدَأْبَهُمْ حَتَّى طَلَعَ الْفَجْرُ، فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ، فَافْرُجْ لَنَا فُرْجَةً نَرَى مِنْهَا السَّمَاءَ، فَفَرَجَ اللَّهُ لَهُمْ فُرْجَةً حَتَّى يَرَوْنَ مِنْهَا السَّمَاءَ. وَقَالَ الثَّانِي اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَتْ لِي ابْنَةُ عَمٍّ، أُحِبُّهَا كَأَشَدِّ مَا يُحِبُّ الرِّجَالُ النِّسَاءَ، فَطَلَبْتُ إِلَيْهَا نَفْسَهَا، فَأَبَتْ حَتَّى آتِيَهَا بِمِائَةِ دِينَارٍ، فَسَعَيْتُ حَتَّى جَمَعْتُ مِائَةَ دِينَارٍ، فَلَقِيتُهَا بِهَا، فَلَمَّا قَعَدْتُ بَيْنَ رِجْلَيْهَا قَالَتْ يَا عَبْدَ اللَّهِ اتَّقِ اللَّهَ، وَلاَ تَفْتَحِ الْخَاتَمَ. فَقُمْتُ عَنْهَا، اللَّهُمَّ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي قَدْ فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا مِنْهَا فَفَرَجَ لَهُمْ فُرْجَةً. وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنِّي كُنْتُ اسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا بِفَرَقِ أَرُزٍّ فَلَمَّا قَضَى عَمَلَهُ قَالَ أَعْطِنِي حَقِّي. فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ حَقَّهُ، فَتَرَكَهُ وَرَغِبَ عَنْهُ، فَلَمْ أَزَلْ أَزْرَعُهُ حَتَّى جَمَعْتُ مِنْهُ بَقَرًا وَرَاعِيَهَا، فَجَاءَنِي فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَظْلِمْنِي، وَأَعْطِنِي حَقِّي. فَقُلْتُ اذْهَبْ إِلَى ذَلِكَ الْبَقَرِ وَرَاعِيهَا. فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَهْزَأْ بِي. فَقُلْتُ إِنِّي لاَ أَهْزَأُ بِكَ، فَخُذْ ذَلِكَ الْبَقَرَ وَرَاعِيَهَا. فَأَخَذَهُ فَانْطَلَقَ بِهَا، فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ، فَافْرُجْ مَا بَقِيَ، فَفَرَجَ اللَّهُ عَنْهُمْ ".
Said b. Ebi Meryem bize tahdis etti. İsmail b. İbrahim b. Ukbe bize tahdis etti. Dedi ki: Nafi bana haber verdi. İbn Ömer'den [radıyallahu anhuma] [naklederek]; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den [şöyle buyurduğunu rivayet etti]: "Üç kişi (birlikte) yürürlerken yağmura yakalandılar ve dağdaki bir mağaraya sığındılar. Derken dağdan bir kaya parçası mağaranın ağzına düştü ve üzerlerine kapattı. Birbirlerine dediler ki: 'Allah için yaptığınız salih amelleri düşünün ve onlarla Allah'a dua edin; belki O (bu sayede) kayayı açar.' Onlardan biri dedi ki: 'Allah'ım! Benim yaşlı ihtiyar annem ve babam vardı. Ayrıca bakmakla yükümlü olduğum küçük çocuklarım vardı. Onların yanına döndüğümde (hayvanları) sağar ve çocuklarımdan önce annem ve babama içirerek başlardım. Bir gün ağaçlık bir yerde (uzaklaştım ve) geciktim; akşam oluncaya kadar gelemedim. Döndüğümde onları uyumuş buldum. Her zamanki gibi süt sağdım ve süt kabını getirip baş uçlarında dikildim. Onları uykularından uyandırmayı hoş görmedim. Onlardan önce çocuklara vermeyi de hoş görmedim. Oysa çocuklar ayaklarımın dibinde (açlıktan) ağlaşıyorlardı. Benim ve onların hali tan yeri ağarıncaya kadar böyle devam etti. Eğer Sen bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yaptığımı biliyorsan, bize (kayadan) gökyüzünü göreceğimiz kadar bir delik aç.' Bunun üzerine Allah onlara gökyüzünü görecekleri kadar bir delik açtı. İkincisi dedi ki: 'Allah'ım! Amcamın bir kızı vardı. Onu erkeklerin kadınları sevdiği en şiddetli bir sevgiyle seviyordum. Ondan (nefsini) istedim ama o, kendisine yüz dinar getirmedikçe kabul etmedi. Çalışıp çabaladım ve yüz dinarı biriktirdim. Onunla buluştum. Bacaklarının arasına oturduğum zaman dedi ki: 'Ey Allah'ın kulu! Allah'tan kork ve (nikah hakkı olmadan) mührü açma.' Bunun üzerine ondan (uzaklaşıp) kalktım. Allah'ım! Eğer Sen bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yaptığımı biliyorsan, bize (bu kayayı biraz daha) aç.' Bunun üzerine (Allah) onlara biraz daha açtı. Diğeri dedi ki: 'Allah'ım! Ben bir 'farak' (ölçek) pirinç karşılığında bir işçi tutmuştum. İşini bitirince 'Hakkımı ver' dedi. Ben de hakkını ona arz ettim (sundum). Ancak o bunu bıraktı ve yüz çevirdi (gitti). Ben de o pirinci ekmeye devam ettim. Nihayet ondan sığırlar ve çobanlarını edindim (çoğalttım). Sonra (yıllar sonra) bana geldi ve dedi ki: 'Allah'tan kork ve bana zulmetme, hakkımı ver.' Ben de dedim ki: 'Şu sığırlara ve çobanlarına git (onları al).' Dedi ki: 'Allah'tan kork ve benimle alay etme.' Ben dedim ki: 'Ben seninle alay etmiyorum. Şu sığırları ve çobanlarını al.' O da onları aldı ve götürdü. Eğer Sen bunu sırf Senin rızanı kazanmak için yaptığımı biliyorsan, (kayadan) geriye kalanı da aç.' Bunun üzerine Allah (kayayı) onlardan (tamamen) açtı.'
5975. Hadis
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ وَرَّادٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ عُقُوقَ الأُمَّهَاتِ، وَمَنْعَ وَهَاتِ، وَوَأْدَ الْبَنَاتِ، وَكَرِهَ لَكُمْ قِيلَ وَقَالَ، وَكَثْرَةَ السُّؤَالِ، وَإِضَاعَةَ الْمَالِ ".
Sa'd b. Hafs bize tahdis etti. Şeyban bize tahdis etti. Mansur'dan; Müseyyeb'den; Verrad'dan; Muğire'den [naklederek] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah size annelere itaatsizliği, (hakkı) vermeyip (haksız yere) istemeyi ve kız çocuklarını diri diri gömmeyi haram kıldı. 'Denildi, dedi'yi (dedikoduyu), çok soru sormayı ve malı zayi etmeyi de sizin için kerih gördü (hoş karşılamadı)."
5976. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْوَاسِطِيُّ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ ". قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ". وَكَانَ مُتَّكِئًا فَجَلَسَ فَقَالَ " أَلاَ وَقَوْلُ الزُّورِ وَشَهَادَةُ الزُّورِ، أَلاَ وَقَوْلُ الزُّورِ وَشَهَادَةُ الزُّورِ ". فَمَا زَالَ يَقُولُهَا حَتَّى قُلْتُ لاَ يَسْكُتُ.
İshak bana tahdis etti. Halid el-Vasıti bize tahdis etti. Cüreyri'den; Abdurrahman b. Ebi Bekre'den; babasından [radıyallahu anh] [naklederek] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?" Dedik ki: "Evet ey Allah'ın Resulü!" Buyurdu ki: "Allah'a şirk koşmak ve anne babaya itaatsizlik etmek." (O sırada) yaslanmış haldeydi, doğrulup oturdu ve buyurdu ki: "Dikkat edin! Bir de yalan söz ve yalan şahitlik! Dikkat edin! Yalan söz ve yalan şahitlik!" Bunu o kadar çok tekrar etti ki, [içimden] "Susmayacak" dedim.
5977. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْكَبَائِرَ، أَوْ سُئِلَ عَنِ الْكَبَائِرِ فَقَالَ " الشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَقَتْلُ النَّفْسِ، وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ". فَقَالَ " أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ ـ قَالَ ـ قَوْلُ الزُّورِ ـ أَوْ قَالَ ـ شَهَادَةُ الزُّورِ ". قَالَ شُعْبَةُ وَأَكْثَرُ ظَنِّي أَنَّهُ قَالَ " شَهَادَةُ الزُّورِ ".
Bana Muhammed b. el-Velid tahdis etti, bize Muhammed b. Cafer tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti; dedi ki bana Ubeydullah b. Ebi Bekir tahdis etti; dedi ki Enes b. Malik radıyallahu anh’ı işittim. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem büyük günahları zikretti —veya (ona) büyük günahlardan soruldu— ve şöyle buyurdu: “Allah’a şirk koşmak, (bir) canı öldürmek ve anne babaya itaatsizlik etmek.” Sonra buyurdu ki: “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” —Dedi ki:— “Yalan söz” —veya dedi ki:— “yalan şahitlik.” Şu'be dedi ki: Zannımın çoğu odur ki “yalan şahitlik” dedi.
5978. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، أَخْبَرَنِي أَبِي، أَخْبَرَتْنِي أَسْمَاءُ ابْنَةُ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ أَتَتْنِي أُمِّي رَاغِبَةً فِي عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم آصِلُهَا قَالَ " نَعَمْ ". قَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى فِيهَا {لاَ يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ}
Humeydi bize tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, bize Hişam b. Urve tahdis etti; dedi ki babam bana haber verdi; bana Esma bint Ebi Bekir radıyallahu anhuma haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde annem (İslam’a) rağbet etmiş (gönlü kırılmış/yumuşamış veya bir istekle) olarak bana geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “(Ona) sıla-i rahimde bulunayım mı (akrabalık bağını gözeteyim mi)?” diye sordum. O da: “Evet” buyurdu. İbn Uyeyne dedi ki: Allah Teala onun hakkında şu ayeti indirdi: { Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan… kimselere iyilik yapmanızı… size yasaklamaz. }
5979. Hadis
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ قَدِمَتْ أُمِّي وَهْىَ مُشْرِكَةٌ فِي عَهْدِ قُرَيْشٍ وَمُدَّتِهِمْ، إِذْ عَاهَدُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَبِيهَا، فَاسْتَفْتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنَّ أُمِّي قَدِمَتْ وَهْىَ رَاغِبَةٌ {أَفَأَصِلُهَا} قَالَ " نَعَمْ صِلِي أُمَّكِ ".
Ve Leys dedi ki: Hişam bana tahdis etti; Urve’den; [o da] Esma’dan [naklederek]. Dedi ki: Kureyş’in (Hudeybiye) ahdi ve mühleti (döneminde), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile ahitleştikleri zaman, annem —müşrik olduğu halde— babasıyla birlikte (yanıma) geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e fetva sordum ve dedim ki: “Annem (benden) bir şeyler isteyerek geldi; ona sıla-i rahimde bulunayım mı?” Buyurdu ki: “Evet, annene sıla-i rahimde bulun (ona iyi davran).”
5980. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سُفْيَانَ أَخْبَرَهُ أَنَّ هِرَقْلَ أَرْسَلَ إِلَيْهِ فَقَالَ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُنَا بِالصَّلاَةِ وَالصَّدَقَةِ وَالْعَفَافِ وَالصِّلَةِ.
Yahya bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; [o da] İbn Şihab’dan; [o da] Ubeydullah b. Abdullah’tan [naklederek] ki: Abdullah b. Abbas ona haber vermiş; [ona da] Ebu Süfyan haber vermiş [ki]: Heraklius ona (haber) gönderdi ve —yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i kastederek— şöyle dedi: “(O), bize namazı, sadakayı (zekatı/doğruluğu), iffeti ve sıla-i rahmi emrediyor.”
5981. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ رَأَى عُمَرُ حُلَّةَ سِيَرَاءَ تُبَاعُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْتَعْ هَذِهِ، وَالْبَسْهَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَإِذَا جَاءَكَ الْوُفُودُ. قَالَ " إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ ". فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا بِحُلَلٍ، فَأَرْسَلَ إِلَى عُمَرَ بِحُلَّةٍ فَقَالَ كَيْفَ أَلْبَسُهَا وَقَدْ قُلْتَ فِيهَا مَا قُلْتَ قَالَ " إِنِّي لَمْ أُعْطِكَهَا لِتَلْبَسَهَا، وَلَكِنْ تَبِيعُهَا أَوْ تَكْسُوهَا ". فَأَرْسَلَ بِهَا عُمَرُ إِلَى أَخٍ لَهُ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمَ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdulaziz b. Müslim bize tahdis etti, Abdullah b. Dinar bize tahdis etti, dedi ki İbn Ömer radıyallahu anhuma’yı [şöyle] derken işittim: Ömer, satılmakta olan ipek karışımı bir hülle (siyera) gördü ve: “Ey Allah’ın Resulü! Bunu satın al da Cuma günü ve heyetler sana geldiğinde giy” dedi. [Peygamber] buyurdu ki: “Bunu ancak (ahirette) nasibi olmayan kimse giyer.” Daha sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e onlardan (o hüllelerden) getirildi. O da Ömer’e bir hülle gönderdi. (Ömer): “Onun hakkında o (kötü) sözü söyledikten sonra ben bunu nasıl giyerim?” dedi. [Peygamber] buyurdu ki: “Ben onu sana giyesin diye vermedim; lakin satarsın veya birine giydirirsin.” Bunun üzerine Ömer o hülleyi Mekke ahalisinden (henüz) Müslüman olmamış bir kardeşine gönderdi.
5982. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ، يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ.
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, [o] dedi ki: İbn Osman bana haber verdi; Musa b. Talha’yı işittim; Ebu Eyyub’dan [naklederek]. Dedi ki: (Bir adam tarafından) denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Beni cennete sokacak bir amel haber ver.”
5983. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، وَأَبُوهُ، عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُمَا سَمِعَا مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ. فَقَالَ الْقَوْمُ مَالَهُ مَالَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرَبٌ مَالَهُ ". فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ، ذَرْهَا ". قَالَ كَأَنَّهُ كَانَ عَلَى رَاحِلَتِهِ.
Bana Abdurrahman tahdis etti, bize Behz tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, bize İbn Osman b. Abdullah b. Mevheb ve babası Osman b. Abdullah tahdis etti; onların ikisi (de) Musa b. Talha'yı Ebu Eyyub el-Ensari radıyallahu anh'dan [naklederken] işitmişler. Bir adam: 'Ey Allah’ın Resulü! Beni cennete sokacak bir amel haber ver' dedi. Oradaki topluluk: 'Nesi var, nesi var (neyi öğrenmek istiyor)?' dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Onun bir ihtiyacı/maksadı var' buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle) buyurdu: “Allah’a ibadet edersin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı ikame edersin, zekatı verirsin ve sıla-i rahimde bulunursun (akrabanı gözetirsin). [Deveyi] bırak.” (Ravi) dedi ki: Sanki (Peygamber) binesinin üzerindeydi (ve adam binenin yularını tutuyordu, 'bırak' emri onaydı).
5984. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ إِنَّ جُبَيْرَ بْنَ مُطْعِمٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ ".
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; [o da] İbn Şihab’dan [naklederek] ki: Muhammed b. Cübeyr b. Mut’im dedi ki: Cübeyr b. Mut’im kendisine haber vermiş ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiş: “(Sıla-i rahmi/akrabalık bağını) kesen, cennete giremez.”
5985. Hadis
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْنٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ ".
İbrahim b. el-Münzir bana tahdis etti, bize Muhammed b. Ma'n tahdis etti, dedi ki babam bana tahdis etti; Said b. Ebi Said’den; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kim rızkının genişletilmesini ve ecelinin ertelenmesini (ömrünün uzatılmasını) isterse (sevip arzularsa) sıla-i rahimde bulunsun (akrabasını gözetsin).”
5986. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَيُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ ".
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; [o da] İbn Şihab’dan [naklederek]. Dedi ki: Enes b. Malik bana haber verdi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim rızkının genişletilmesini ve ecelinin ertelenmesini (ömrünün uzatılmasını) severse sıla-i rahimde bulunsun (akrabasını gözetsin).”
5987. Hadis
حَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي مُزَرِّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي، سَعِيدَ بْنَ يَسَارٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ خَلَقَ الْخَلْقَ حَتَّى إِذَا فَرَغَ مِنْ خَلْقِهِ، قَالَتِ الرَّحِمُ هَذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ. قَالَ نَعَمْ أَمَا تَرْضَيْنَ أَنْ أَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ. وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ. قَالَتْ بَلَى يَا رَبِّ. قَالَ فَهْوَ لَكِ ". قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ {فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ}".
Bana Bişr b. Muhammed tahdis etti, bize Abdullah haber verdi, bize Muaviye b. Ebi Müzerred haber verdi, dedi ki amcam Said b. Yesar’ı Ebu Hureyre’den [rivayetle] tahdis ederken işittim; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Allah mahlukatı yarattı. Yaratma işini bitirince Rahim (akrabalık bağı) ayağa kalktı. (Allah) ‘Ne oldu’ buyurdu. (Rahim): 'Bu, sıla-i rahmi kesmekten (koparılmaktan) Sana sığınanların makamıdır' dedi. (Allah): 'Evet. Seni gözeteni gözetmeme, seni keseni (koparanı) kesmeme razı olmaz mısın?' buyurdu. (Rahim): 'Evet (razıyım) ya Rabbi' dedi. (Allah): 'Bu senin (hakkın)dır' buyurdu.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İsterseniz şu ayeti okuyun: { Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi sizden? }”
5988. Hadis
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الرَّحِمَ سُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ اللَّهُ مَنْ وَصَلَكِ وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَكِ قَطَعْتُهُ ".
Halid b. Mahled bize tahdis etti, Süleyman bize tahdis etti, Abdullah b. Dinar bize tahdis etti; Ebu Salih’ten; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Rahim (akrabalık bağı), Rahman’dan (Rahman isminden türemiş) bir daldır (bağdır). Allah (ona) buyurdu ki: Kim seni gözetirse (sıla yaparsa) ben de onu gözetirim. Kim seni koparırsa ben de onu (rahmetimden) koparırım.”
5989. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الرَّحِمُ شِجْنَةٌ، فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعْتُهُ ".
Said b. Ebi Meryem bize tahdis etti, Süleyman b. Bilal bize tahdis etti, dedi ki Muaviye b. Ebi Müzerred bana haber verdi; Yezid b. Ruman’dan; [o da] Urve’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [şöyle buyurduğu rivayet edildi]: “Rahim (akrabalık bağı), (Rahman’dan) bir daldır. Kim onu gözetirse ben de onu gözetirim. Kim onu koparırsa ben de onu (rahmetimden) koparırım.”
5990. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَبَّاسٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ الْعَاصِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جِهَارًا غَيْرَ سِرٍّ يَقُولُ " إِنَّ آلَ أَبِي " ـ قَالَ عَمْرٌو فِي كِتَابِ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ بَيَاضٌ ـ لَيْسُوا بِأَوْلِيَائِي، إِنَّمَا وَلِيِّيَ اللَّهُ وَصَالِحُ الْمُؤْمِنِينَ. زَادَ عَنْبَسَةُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ عَنْ بَيَانٍ عَنْ قَيْسٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم " وَلَكِنْ لَهُمْ رَحِمٌ أَبُلُّهَا بِبَلاَلِهَا ". يَعْنِي أَصِلُهَا بِصِلَتِهَا.
Amr b. Abbas bize tahdis etti, Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; İsmail b. Ebi Halid’den; [o da] Kays b. Ebi Hazim’den [naklederek] ki: Amr b. el-As dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in, gizli değil açıktan [şöyle] dediğini işittim: “Ebu… —Amr (b. Abbas) dedi ki: Muhammed b. Cafer’in kitabında (burada) boşluk vardı— ailesi benim dostlarım (velilerim) değildir. Benim dostum (velim) ancak Allah ve müminlerin salih olanlarıdır.” Anbese b. Abdulvahid; Beyan’dan; [o da] Kays’tan; [o da] Amr b. el-As’tan [naklederek şu ziyadeyi yaptı]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim [ki şöyle diyordu]: “Lakin onların (benimle) bir akrabalık bağı (rahim) var; onu ıslatıcısıyla ıslatacağım (canlı tutacağım).” Yani, sılasını yaparak onu gözeteceğim.
5991. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَالْحَسَنِ بْنِ عَمْرٍو، وَفِطْرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ـ وَقَالَ سُفْيَانُ لَمْ يَرْفَعْهُ الأَعْمَشُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرَفَعَهُ حَسَنٌ وَفِطْرٌ ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنِ الْوَاصِلُ الَّذِي إِذَا قَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا ".
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; A'meş'ten, Hasan b. Amr'dan ve Fıtr'dan; [bunlar] Mücahid'den; [o da] Abdullah b. Amr'dan [nakletmiştir]. —Süfyan dedi ki: A'meş onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e merfu kılmadı (dayandırmadı), lakin Hasan ve Fıtr onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e merfu kıldı.— Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “(Gerçek manada) sıla-i rahim yapan (vasıl), sadece (iyiliğe iyilikle) karşılık veren değildir. Lakin (gerçek) vasıl, akrabalık bağı koptuğu zaman onu (yeniden) bağlayandır (gözetendir).”
5992. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ أُمُورًا كُنْتُ أَتَحَنَّثُ بِهَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ مِنْ صِلَةٍ وَعَتَاقَةٍ وَصَدَقَةٍ، هَلْ لِي فِيهَا مِنْ أَجْرٍ. قَالَ حَكِيمٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَسْلَمْتَ عَلَى مَا سَلَفَ مِنْ خَيْرٍ ". وَيُقَالُ أَيْضًا عَنْ أَبِي الْيَمَانِ أَتَحَنَّثُ. وَقَالَ مَعْمَرٌ وَصَالِحٌ وَابْنُ الْمُسَافِرِ أَتَحَنَّثُ. وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ التَّحَنُّثُ التَّبَرُّرُ، وَتَابَعَهُمْ هِشَامٌ عَنْ أَبِيهِ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Dedi ki: Urve b. Zübeyr bana haber verdi; Hakim b. Hizam ona haber vermiş ki: O (Hakim), şöyle demiş: “Ey Allah’ın Resulü! Cahiliye döneminde yaptığım sıla-i rahim, köle azadı ve sadaka gibi ibadet kastıyla işlediğim ameller (tahannüs) hakkında ne dersin? Bunlarda benim için bir ecir var mı?” Hakim dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Geçmişte yaptığın hayırlar üzere Müslüman oldun (onların sevabı sana yazıldı)” buyurdu. Yine Ebu’l-Yeman’dan (bu kelimenin) “Etehannesu” (şeklinde rivayet edildiği de) söylenir. Ma'mer, Salih ve İbn’ul-Müsafir “Etehannesu” demişlerdir. İbn İshak: “Tahannüs: Teberrür (günahı atıp iyilik/itaat etmek) demektir” demiştir. Hişam da babasından [rivayetle] onlara tabi olmuştur (aynı şeyi söylemiştir).
5993. Hadis
حَدَّثَنَا حِبَّانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَتْ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَبِي وَعَلَىَّ قَمِيصٌ أَصْفَرُ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَنَهْ سَنَهْ ". قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَهْىَ بِالْحَبَشِيَّةِ حَسَنَةٌ. قَالَتْ فَذَهَبْتُ أَلْعَبُ بِخَاتَمِ النُّبُوَّةِ، فَزَجَرَنِي أَبِي. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهَا ". ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبْلِي وَأَخْلِقِي، ثُمَّ أَبْلِي وَأَخْلِقِي، ثُمَّ أَبْلِي وَأَخْلِقِي ". قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَبَقِيَتْ حَتَّى ذَكَرَ. يَعْنِي مِنْ بَقَائِهَا.
Hibban bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi; Halid b. Said’den; [o da] babasından; [o da] Ümmü Halid bint Halid b. Said’den [naklederek]. Dedi ki: Babamla birlikte Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim. Üzerimde sarı bir gömlek vardı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Seneh, seneh!” buyurdu. —Abdullah dedi ki: Bu (kelime), Habeşçe’de “Güzel (güzel)” demektir.— (Ümmü Halid) dedi ki: Ben (gidip) Nübüvvet Mührü ile oynamaya başladım. Bunun üzerine babam beni azarladı. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu bırak” buyurdu. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bana dua ederek) şöyle buyurdu: “(Bu elbiseyi) eskit ve yıprat; sonra eskit ve yıprat; sonra (yine) eskit ve yıprat.” Abdullah dedi ki: (Ümmü Halid) o kadar (uzun) yaşadı ki (bu olay insanlara) zikredildi (anlatıldı). —Yani uzun süre yaşamasından dolayı.—
5994. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيٌّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي يَعْقُوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، قَالَ كُنْتُ شَاهِدًا لاِبْنِ عُمَرَ وَسَأَلَهُ رَجُلٌ عَنْ دَمِ الْبَعُوضِ. فَقَالَ مِمَّنْ أَنْتَ فَقَالَ مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ. قَالَ انْظُرُوا إِلَى هَذَا، يَسْأَلُنِي عَنْ دَمِ الْبَعُوضِ وَقَدْ قَتَلُوا ابْنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " هُمَا رَيْحَانَتَاىَ مِنَ الدُّنْيَا ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Mehdi bize tahdis etti, İbn Ebi Yakub bize tahdis etti; İbn Ebi Nu'm'dan [naklederek]. Dedi ki: İbn Ömer’in yanındaydım. Bir adam ona sivrisinek kanını(n hükmünü) sordu. (İbn Ömer): “Sen kimlerdensin?” dedi. (Adam): “Irak ehlindenim” dedi. (İbn Ömer) dedi ki: “Şuna bakın! Bana sivrisinek kanını soruyor; halbuki onlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in oğlunu (torununu) öldürdüler. Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “O ikisi (Hasan ve Hüseyin), dünyadan (dünyadaki) iki reyhanımdır.”
5995. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهُ قَالَتْ جَاءَتْنِي امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ تَسْأَلُنِي، فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي غَيْرَ تَمْرَةٍ وَاحِدَةٍ، فَأَعْطَيْتُهَا، فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا، ثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ، فَدَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثْتُهُ فَقَالَ " مَنْ يَلِي مِنْ هَذِهِ الْبَنَاتِ شَيْئًا فَأَحْسَنَ إِلَيْهِنَّ كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Dedi ki Abdullah b. Ebi Bekir bana tahdis etti ki; Urve b. Zübeyr’in ona haber verdiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe ona (şöyle) anlatmış; dedi ki: Yanında iki kızı bulunan bir kadın (bir şeyler) istemek üzere yanıma geldi. Yanımda tek bir hurmadan başka bir şey bulamadı. (Ben de) onu ona verdim. O da onu iki kızı arasında paylaştırdı. Sonra kalkıp çıktı. (Ardından) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (yanıma) girdi; (durumu) ona anlattım. Şöyle buyurdu: “Kim bu kız çocuklarından bir şey(in sorumluluğun)u üstlenir de onlara iyi davranırsa, onlar kendisi için ateşe karşı bir perde olur.”
5996. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قَتَادَةَ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأُمَامَةُ بِنْتُ أَبِي الْعَاصِ عَلَى عَاتِقِهِ، فَصَلَّى فَإِذَا رَكَعَ وَضَعَهَا، وَإِذَا رَفَعَ رَفَعَهَا.
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Said el-Makburi bize tahdis etti, Amr b. Süleym bize tahdis etti, Ebu Katade bize tahdis etti. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu’l-As kızı Ümame omzunda olduğu halde yanımıza çıktı. Namaz kıldı; rükuya gittiği zaman onu (yere) koyuyor, (başını) kaldırdığı zaman onu (yukarı) kaldırıyordu.
5997. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَبَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ وَعِنْدَهُ الأَقْرَعُ بْنُ حَابِسٍ التَّمِيمِيُّ جَالِسًا. فَقَالَ الأَقْرَعُ إِنَّ لِي عَشَرَةً مِنَ الْوَلَدِ مَا قَبَّلْتُ مِنْهُمْ أَحَدًا. فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " مَنْ لاَ يَرْحَمُ لاَ يُرْحَمُ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Ebu Seleme b. Abdurrahman bize tahdis etti ki; Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle demiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında Akra’ b. Habis et-Temimi otururken Hasan b. Ali’yi öptü. Akra’ dedi ki: “Benim on tane çocuğum var, onlardan hiçbirini öpmedim.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona baktı, sonra şöyle buyurdu: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
5998. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ تُقَبِّلُونَ الصِّبْيَانَ فَمَا نُقَبِّلُهُمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَوَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ نَزَعَ اللَّهُ مِنْ قَلْبِكَ الرَّحْمَةَ ".
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Hişam’dan; [o da] Urve’den; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir bedevi geldi ve: “Siz çocukları öpüyor musunuz? Biz onları öpmeyiz” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa ben senin için ne yapabilirim?”
5999. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَبْىٌ، فَإِذَا امْرَأَةٌ مِنَ السَّبْىِ قَدْ تَحْلُبُ ثَدْيَهَا تَسْقِي، إِذَا وَجَدَتْ صَبِيًّا فِي السَّبْىِ أَخَذَتْهُ فَأَلْصَقَتْهُ بِبَطْنِهَا وَأَرْضَعَتْهُ، فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتَرَوْنَ هَذِهِ طَارِحَةً وَلَدَهَا فِي النَّارِ ". قُلْنَا لاَ وَهْىَ تَقْدِرُ عَلَى أَنْ لاَ تَطْرَحَهُ. فَقَالَ " اللَّهُ أَرْحَمُ بِعِبَادِهِ مِنْ هَذِهِ بِوَلَدِهَا ".
İbn Ebi Meryem bize tahdis etti, Ebu Gassan bize tahdis etti; dedi ki Zeyd b. Eslem bana tahdis etti; babasından; [o da] Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e (bir grup) esir gelmişti. Esirler arasında bir kadın —ki (sütünün birikmesinden dolayı) göğsünü sağmaktaydı— esirler arasında bir çocuk bulduğu zaman onu alıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bize: “Şu kadının, çocuğunu ateşe atacağını düşünür müsünüz?” buyurdu. (Biz): “Hayır, gücü yettiği sürece atmaz” dedik. Bunun üzerine (şöyle) buyurdu: “Allah kullarına karşı, bu kadının çocuğuna olduğundan daha merhametlidir.”
6000. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " جَعَلَ اللَّهُ الرَّحْمَةَ مِائَةَ جُزْءٍ، فَأَمْسَكَ عِنْدَهُ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ جُزْءًا، وَأَنْزَلَ فِي الأَرْضِ جُزْءًا وَاحِدًا، فَمِنْ ذَلِكَ الْجُزْءِ يَتَرَاحَمُ الْخَلْقُ، حَتَّى تَرْفَعَ الْفَرَسُ حَافِرَهَا عَنْ وَلَدِهَا خَشْيَةَ أَنْ تُصِيبَهُ ".
Hakem b. Nafi bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Said b. el-Müseyyeb bize haber verdi ki; Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Allah rahmeti yüz parça kıldı. Doksan dokuz parçasını kendi katında tuttu, yeryüzüne bir parça indirdi. İşte mahlukat bu bir parçadan dolayı birbirlerine merhamet ederler. Hatta at (bile), yavrusuna isabet eder (basar) korkusuyla ayağını ondan kaldırır.”
6001. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ " أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهْوَ خَلَقَكَ ". ثُمَّ قَالَ أَىُّ قَالَ " أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ خَشْيَةَ أَنْ يَأْكُلَ مَعَكَ ". قَالَ ثُمَّ أَىُّ قَالَ " أَنْ تُزَانِيَ حَلِيلَةَ جَارِكَ ". وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم {وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ}.
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; Mansur’dan; [o da] Ebu Vail’den; [o da] Amr b. Şurahbil’den; [o da] Abdullah [b. Mesud]’dan [naklederek]. Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Hangi günah daha büyüktür?” dedim. Buyurdu ki: “O seni yarattığı halde Allah’a bir eş (nidd) koşmandır.” Sonra: “Hangi(si)?” dedi. Buyurdu ki: “Seninle beraber yer (yemeğine ortak olur) korkusuyla çocuğunu öldürmendir.” Dedi ki: “Sonra hangi(si)?” Buyurdu ki: “Komşunun eşiyle zina etmendir.” Allah, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünü tasdik etmek üzere (şu ayeti) indirdi: { Onlar ki Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar… }
6002. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَضَعَ صَبِيًّا فِي حِجْرِهِ يُحَنِّكُهُ، فَبَالَ عَلَيْهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَأَتْبَعَهُ.
Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; Hişam’dan [naklederek]. Dedi ki babam bana haber verdi; Aişe’den [naklederek]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, tahnik yapmak üzere bir çocuğu kucağına koydu (aldı). (Çocuk) onun üzerine işedi. Bunun üzerine (Peygamber) su istedi ve (suyu idrarın) üzerine döktü.
6003. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَارِمٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا تَمِيمَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، يُحَدِّثُهُ أَبُو عُثْمَانَ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْخُذُنِي فَيُقْعِدُنِي عَلَى فَخِذِهِ، وَيُقْعِدُ الْحَسَنَ عَلَى فَخِذِهِ الأُخْرَى، ثُمَّ يَضُمُّهُمَا ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُمَّ ارْحَمْهُمَا فَإِنِّي أَرْحَمُهُمَا ". وَعَنْ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ التَّيْمِيُّ فَوَقَعَ فِي قَلْبِي مِنْهُ شَىْءٌ، قُلْتُ حَدَّثْتُ بِهِ كَذَا وَكَذَا، فَلَمْ أَسْمَعْهُ مِنْ أَبِي عُثْمَانَ، فَنَظَرْتُ فَوَجَدْتُهُ عِنْدِي مَكْتُوبًا فِيمَا سَمِعْتُ.
Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, Arim bize tahdis etti, Mu'temir b. Süleyman bize tahdis etti; babasından [naklederek]. Dedi ki Ebu Temime’yi; Ebu Osman en-Nehdi’den tahdis ederken işittim. Ebu Osman ona Usame b. Zeyd radıyallahu anhuma’dan [şöyle] tahdis ediyordu: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni alır, uyluğunun üzerine oturturdu. Hasan’ı da diğer uyluğunun üzerine oturturdu. Sonra o ikisini (birden göğsüne) birleştirir (kucaklar) ve sonra şöyle buyururdu: “Allah’ım! O ikisine merhamet et; şüphesiz ben onlara merhamet ediyorum.” Ali’den [rivayet edildiğine göre, o] dedi ki: Yahya bize tahdis etti, Süleyman bize tahdis etti; Ebu Osman’dan [naklederek]. (Süleyman) et-Teymi dedi ki: (Bu hadisten dolayı) kalbime bir şey (şüphe) düştü. (Kendi kendime) “Ben bunu böyle böyle tahdis ettim ama (acaba) onu Ebu Osman’dan işitmedim (mi?)” dedim. Sonra (yazdıklarıma) baktım ve işittiklerim arasında onun yanımda yazılı olduğunu buldum.
6004. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا غِرْتُ عَلَى امْرَأَةٍ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ، وَلَقَدْ هَلَكَتْ قَبْلَ أَنْ يَتَزَوَّجَنِي بِثَلاَثِ سِنِينَ، لِمَا كُنْتُ أَسْمَعُهُ يَذْكُرُهَا، وَلَقَدْ أَمَرَهُ رَبُّهُ أَنْ يُبَشِّرَهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ، وَإِنْ كَانَ لَيَذْبَحُ الشَّاةَ ثُمَّ يُهْدِي فِي خُلَّتِهَا مِنْهَا.
Ubeyd b. İsmail bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Hişam’dan; [o da] babasından; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Ben hiçbir kadın hakkında Hatice’ye kıskandığım kadar kıskanmadım. Halbuki o, (Peygamber’in) benimle evlenmesinden üç yıl önce vefat etmişti. (Buna rağmen kıskanmamın sebebi), onun (Peygamber’in) onu çokça andığını işitmemden dolayıdır. Ve Rabbi ona (Peygamber’e), onu (Hatice’yi) cennette 'kasab'dan (inciden) bir evle müjdelemesini emretti. Ve o (Peygamber), koyun keser, sonra ondan onun (Hatice’nin) arkadaşlarına hediye ederdi.
6005. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَنَا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ، فِي الْجَنَّةِ هَكَذَا ". وَقَالَ بِإِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى.
Abdullah b. Abdulvehhab bize tahdis etti, dedi ki Abdulaziz b. Ebi Hazim bana tahdis etti, dedi ki babam bana tahdis etti; dedi ki Sehl b. Sa'd’ı işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Ben ve yetime kefil olan (bakımını üstlenen) kimse, cennette şöyledir.” Ve (bunu söylerken) işaret parmağı ile orta parmağıyla (işaret) etti.
6006. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، يَرْفَعُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " السَّاعِي عَلَى الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَوْ كَالَّذِي يَصُومُ النَّهَارَ وَيَقُومُ اللَّيْلَ ". حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ
İsmail b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; Safvan b. Süleym’den [naklederek]. Onu (hadisi) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ref ederek (dayandırarak) şöyle buyurdu: “Dul kadın ve miskin (fakir) için koşturan (onların geçimini sağlamaya çalışan) kimse, Allah yolunda cihad eden gibidir —veya gündüzü oruç tutan, geceyi ibadetle (kıyamla) geçiren kimse gibidir.” İsmail bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; Sevr b. Zeyd ed-Dili’den; [o da] Ebu’l-Gays’tan —İbn Muti’nin azatlısı—; [o da] Ebu Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek] bunun mislini (rivayet etti).
6007. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " السَّاعِي عَلَى الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ـ وَأَحْسِبُهُ قَالَ، يَشُكُّ الْقَعْنَبِيُّ ـ كَالْقَائِمِ لاَ يَفْتُرُ، وَكَالصَّائِمِ لاَ يُفْطِرُ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, Malik bize tahdis etti; Sevr b. Zeyd’den; [o da] Ebu’l-Gays’tan; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dul kadın ve miskin (fakir) için koşturan (onların geçimini sağlamaya çalışan) kimse, Allah yolunda cihad eden gibidir.” —(Ravi) dedi ki: Zannediyorum ki (şöyle de) buyurdu —Ka’nebi (bu ifadede) şüphe etmektedir—: “Hiç ara vermeden namaz kılan ve (hiç) iftar etmeden (sürekli) oruç tutan kimse gibidir.”
6008. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي سُلَيْمَانَ، مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ قَالَ أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ، فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، فَظَنَّ أَنَّا اشْتَقْنَا أَهْلَنَا، وَسَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا فِي أَهْلِنَا، فَأَخْبَرْنَاهُ، وَكَانَ رَفِيقًا رَحِيمًا فَقَالَ " ارْجِعُوا إِلَى أَهْلِيكُمْ فَعَلِّمُوهُمْ وَمُرُوهُمْ، وَصَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي، وَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ، ثُمَّ لِيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ ".
Müsedded bize tahdis etti, İsmail bize tahdis etti, Eyyub bize tahdis etti; Ebu Kilabe’den; [o da] Ebu Süleyman Malik b. el-Huveyris’ten [naklederek]. Dedi ki: Biz (yaşça) birbirine yakın gençler iken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldik. Onun yanında yirmi gece kaldık. (Peygamber) bizim ailemizi özlediğimizi zannetti (anladı) ve bize ailemizden kimleri (geride) bıraktığımızı sordu. Biz de ona haber verdik. O çok yumuşak kalpli (refik) ve merhametliydi. Şöyle buyurdu: “Ailenize dönün, onlara (Dini) öğretin, onlara (iyiliği) emredin ve beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz öyle namaz kılın. Namaz (vakti) geldiğinde biriniz sizin için ezan okusun, sonra en büyüğünüz size imamlık yapsın.”
6009. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْعَطَشُ، فَوَجَدَ بِئْرًا فَنَزَلَ فِيهَا فَشَرِبَ ثُمَّ خَرَجَ، فَإِذَا كَلْبٌ يَلْهَثُ يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ فَقَالَ الرَّجُلُ لَقَدْ بَلَغَ هَذَا الْكَلْبَ مِنَ الْعَطَشِ مِثْلُ الَّذِي كَانَ بَلَغَ بِي، فَنَزَلَ الْبِئْرَ فَمَلأَ خُفَّهُ، ثُمَّ أَمْسَكَهُ بِفِيهِ، فَسَقَى الْكَلْبَ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنَّ لَنَا فِي الْبَهَائِمِ أَجْرًا. فَقَالَ " فِي كُلِّ ذَاتِ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Ebu Bekir’in azatlısı Sümeyy’den; Ebu Salih es-Semman’dan; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir adam bir yolda yürürken susuzluğu arttı (şiddetlendi). Bir kuyu buldu, içine indi, (su) içti ve sonra çıktı. Bir de baktı ki bir köpek (susuzluktan) soluyor, susuzluktan toprağı yiyor. Adam: ‘Bu köpeğin başına, susuzluktan dolayı benim başıma gelenin misli gelmiş’ dedi. Kuyuya (tekrar) indi, mestini doldurdu, sonra onu ağzıyla tuttu; (yukarı çıkıp) köpeğe su içirdi. Allah ona şükretti (amele karşılık verdi) ve onu bağışladı.” (Sahabeler): “Ey Allah’ın Resulü! Bizim için hayvanlarda da ecir var mı?” dediler. Şöyle buyurdu: “(Yaşayan) her yaş ciğer sahibinde (ona yapılan iyilikte) ecir vardır.”
6010. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةٍ وَقُمْنَا مَعَهُ، فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ وَهْوَ فِي الصَّلاَةِ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي وَمُحَمَّدًا، وَلاَ تَرْحَمْ مَعَنَا أَحَدًا. فَلَمَّا سَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِلأَعْرَابِيِّ " لَقَدْ حَجَّرْتَ وَاسِعًا ". يُرِيدُ رَحْمَةَ اللَّهِ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Dedi ki Ebu Seleme b. Abdurrahman bana tahdis etti ki; Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaz için kalktı, biz de onunla birlikte kalktık. (Derken) bir bedevi namazda iken: “Allah’ım! Bana ve Muhammed’e merhamet et ve bizimle beraber (başka) hiç kimseye merhamet etme” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem selam verince bedeviye: “Sen geniş olanı daralttın” buyurdu. —(Bununla) Allah’ın rahmetini kastediyordu.—
6011. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَرَى الْمُؤْمِنِينَ فِي تَرَاحُمِهِمْ وَتَوَادِّهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ كَمَثَلِ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى عُضْوًا تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ جَسَدِهِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Zekeriya bize tahdis etti; Amir’den [naklederek]. Dedi ki onu şöyle derken işittim: Numan b. Beşir’i şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müminleri; birbirlerine merhamet etmelerinde, birbirlerini sevmelerinde ve birbirlerine şefkat göstermelerinde (tek) bir vücut gibi görürsün. (O vücudun) bir organı, (rahatsızlanarak) şikayet ettiği zaman cesedin (vücudun) diğer kısımları da uykusuzluk ve ateş (humma) ile onun (acısın)a ortak olur.”
6012. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ غَرَسَ غَرْسًا فَأَكَلَ مِنْهُ إِنْسَانٌ أَوْ دَابَّةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ صَدَقَةً ".
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes b. Malik’ten; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Bir ağaç diken hiçbir Müslüman yoktur ki, ondan bir insan veya bir canlı yesin de onun için bir sadaka olmasın.”
6013. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لاَ يَرْحَمُ لاَ يُرْحَمُ ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti; dedi ki Zeyd b. Vehb bana tahdis etti; dedi ki Cerir b. Abdullah’ı işittim; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
6014. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا زَالَ يُوصِينِي جِبْرِيلُ بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ".
İsmail b. Ebi Uveys bize tahdis etti, dedi ki Malik bana tahdis etti; Yahya b. Said’den [naklederek]. Dedi ki Ebu Bekir b. Muhammed bana haber verdi; Amre’den; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Cebrail bana komşuyu (komşu hakkını) o kadar (çok) tavsiye etti ki, onu (mirasçılar arasına katıp) ona mirasçı kılacak zannettim.”
6015. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ".
Muhammed b. Minhal bize tahdis etti, Yezid b. Züray bize tahdis etti, Ömer b. Muhammed bize tahdis etti; babasından; [o da] İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cebrail bana komşuyu (komşu hakkını) o kadar (çok) tavsiye etti ki, onu (mirasçılar arasına katıp) ona mirasçı kılacak zannettim.”
6016. Hadis
حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ ". قِيلَ وَمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الَّذِي لاَ يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَايِقَهُ ". تَابَعَهُ شَبَابَةُ وَأَسَدُ بْنُ مُوسَى. وَقَالَ حُمَيْدُ بْنُ الأَسْوَدِ وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ وَشُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ،.
Asım b. Ali bize tahdis etti, İbn Ebi Zi’b bize tahdis etti; Said’den; [o da] Ebu Şureyh’ten [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz.” (Oradakiler tarafından): “Kim ey Allah’ın Resulü?” denildi. Buyurdu ki: “Komşusunun, bevaikinden (kötülüklerinden) emin olmadığı kimse.” Şebabe ve Esed b. Musa ona (Asım’a) mutabaat etti. Humeyd b. el-Esved, Osman b. Ömer, Ebu Bekir b. Ayyaş ve Şuayb b. İshak [ise]; İbn Ebi Zi’b’den; [o da] Makburi’den; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek rivayet ettiler].
6017. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ـ هُوَ الْمَقْبُرِيُّ ـ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَا نِسَاءَ الْمُسْلِمَاتِ لاَ تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا وَلَوْ فِرْسِنَ شَاةٍ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, Said —ki o el-Makburi’dir— bize tahdis etti; babasından; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururdu: “Ey Müslüman kadınlar! Hiçbir komşu kadın, komşusu için (vereceği) bir koyun paçası bile olsa (onu) asla küçümsemesin.”
6018. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ ".
Kuteybe b. Said bize tahdis etti, Ebu’l-Ahvas bize tahdis etti; Ebu Hasin’den; [o da] Ebu Salih’ten; [o da] Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna eziyet etmesin. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun.”
6019. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ سَمِعَتْ أُذُنَاىَ، وَأَبْصَرَتْ، عَيْنَاىَ حِينَ تَكَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ جَائِزَتَهُ ". قَالَ وَمَا جَائِزَتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَالضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ، فَمَا كَانَ وَرَاءَ ذَلِكَ فَهْوَ صَدَقَةٌ عَلَيْهِ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti, dedi ki Said el-Makburi bana tahdis etti; Ebu Şureyh el-Adevi’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem konuşurken kulaklarım işitti ve gözlerim gördü. Şöyle buyurdu: “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna ikram etsin. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine caizesini (hediyesini) ikram etsin.” “Ey Allah’ın Resulü! Caizesi nedir?” diye soruldu. Buyurdu ki: “Bir gün ve bir gecedir. Misafirlik üç gündür. Bundan ötesi onun için sadakadır. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun.”
6020. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو عِمْرَانَ، قَالَ سَمِعْتُ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي جَارَيْنِ فَإِلَى أَيِّهِمَا أُهْدِي قَالَ " إِلَى أَقْرَبِهِمَا مِنْكِ بَابًا ".
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; dedi ki Ebu İmran bana haber verdi; dedi ki Talha’yı işittim; Aişe’den [naklederek]. Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Benim iki komşum var. Hangisine hediye vereyim?” dedim. Buyurdu ki: “Kapısı sana en yakın olana.”
6021. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ ".
Ali b. Ayyaş bize tahdis etti, Ebu Gassan bize tahdis etti; dedi ki Muhammed b. el-Münkedir bana tahdis etti; Cabir b. Abdullah radıyallahu anhuma’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Her maruf (iyilik) sadakadır.”
6022. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ " فَيَعْمَلُ بِيَدَيْهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَوْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيَأْمُرُ بِالْخَيْرِ ". أَوْ قَالَ " بِالْمَعْرُوفِ ". قَالَ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيُمْسِكُ عَنِ الشَّرِّ، فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ ".
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, Said b. Ebi Bürde b. Ebi Musa el-Eş'ari bize tahdis etti; babasından; [o da] dedesinden [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her Müslümanın üzerine sadaka (vermek) gerekir.” (Oradakiler): “Eğer bulamazsa?” dediler. Buyurdu ki: “Elleriyle çalışır, kendisine fayda sağlar ve sadaka verir.” (Oradakiler): “Eğer buna gücü yetmezse —veya (bunu) yapamazsa—?” dediler. Buyurdu ki: “İhtiyaç sahibi darda kalmışa yardım eder.” (Oradakiler): “Eğer (bunu da) yapmazsa?” dediler. Buyurdu ki: “Hayrı emreder” —veya “marufu emreder” dedi—. (Ravi) dedi ki: “(Oradakiler): 'Eğer (bunu da) yapmazsa?' (dediler).” Buyurdu ki: “(Kendini) şerden tutar (kötülük yapmaktan geri durur); zira bu onun için bir sadakadır.”
6023. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ ذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ، ثُمَّ ذَكَرَ النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا، وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ ـ قَالَ شُعْبَةُ أَمَّا مَرَّتَيْنِ فَلاَ أَشُكُّ ـ ثُمَّ قَالَ " اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَإِنْ لَمْ تَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ ".
Ebu’l-Velid bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti, dedi ki Amr bana haber verdi; Hayseme’den; [o da] Adiy b. Hatim’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ateşi zikretti, ondan (Allah’a) sığındı ve yüzünü çevirdi. Sonra (tekrar) ateşi zikretti, ondan sığındı ve yüzünü çevirdi. —Şu'be dedi ki: İki defa olduğundan şüphem yok.— Sonra şöyle buyurdu: “Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Eğer (onu da) bulamazsanız güzel bir sözle (korunun).”
6024. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ دَخَلَ رَهْطٌ مِنَ الْيَهُودِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكُمْ. قَالَتْ عَائِشَةُ فَفَهِمْتُهَا فَقُلْتُ وَعَلَيْكُمُ السَّامُ وَاللَّعْنَةُ. قَالَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ ". فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ قُلْتُ وَعَلَيْكُمْ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sa’d bize tahdis etti; Salih’ten; [o da] İbn Şihab’dan; [o da] Urve b. Zübeyr’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe radıyallahu anha dedi ki: Yahudilerden bir grup Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girdi ve: “Es-Samu aleykum (Ölüm üzerinize olsun)” dediler. Aişe dedi ki: Ben bunu anladım ve: “Ölüm ve lanet sizin üzerinize olsun” dedim. (Aişe) dedi ki bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ağır ol ey Aişe! Şüphesiz Allah bütün işlerde rıfkı (yumuşaklığı) sever” buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Onların ne dediğini işitmedin mi?” dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben de ‘Ve aleykum (Sizin üzerinize de)’ dedim ya” buyurdu.
6025. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَالَ فِي الْمَسْجِدِ، فَقَامُوا إِلَيْهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لا تُزْرِمُوهُ ". ثُمَّ دَعَا بِدَلْوٍ مِنْ مَاءٍ فَصُبَّ عَلَيْهِ.
Abdullah b. Abdulvehhab bize tahdis etti, Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Sabit’ten; [o da] Enes b. Malik’ten [naklederek] ki: Bir bedevi mescide işedi. (İnsanlar) ona doğru kalktılar. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onu acele ettirip idrarını kestirmeyin” dedi. Sonra bir kova su istedi ve (su idrarın) üzerine döküldü.
6026. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، بُرَيْدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ قَالَ أَخْبَرَنِي جَدِّي أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ، يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ". ثُمَّ شَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ. وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ يَسْأَلُ أَوْ طَالِبُ حَاجَةٍ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ " اشْفَعُوا فَلْتُؤْجَرُوا، وَلْيَقْضِ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ مَا شَاءَ ".
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Ebu Bürde’den —Bürid b. Ebi Bürde—; dedi ki dedem Ebu Bürde bana haber verdi; babası Ebu Musa’dan; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” Sonra parmaklarını birbirine geçirdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oturuyordu. Derken isteyen veya bir ihtiyaç sahibi bir adam geldi. (Peygamber) yüzünü bize döndü ve şöyle buyurdu: “(Bu adam için) şefaatçi olun ki ecir alasınız. Allah dilediği şeyi Nebisinin dili üzere hükmeder.”
6028. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ إِذَا أَتَاهُ السَّائِلُ أَوْ صَاحِبُ الْحَاجَةِ قَالَ " اشْفَعُوا فَلْتُؤْجَرُوا، وَلْيَقْضِ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ رَسُولِهِ مَا شَاءَ ".
Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Bürid’den; [o da] Ebu Bürde’den; [o da] Ebu Musa’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet edildiğine göre]; ona bir isteyen veya bir ihtiyaç sahibi geldiği zaman şöyle buyururdu: “Şefaatçi olun ki ecir alasınız. Allah dilediği şeyi Resulünün dili üzere hükmeder.”
6029. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، سَمِعْتُ مَسْرُوقًا، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو حِينَ قَدِمَ مَعَ مُعَاوِيَةَ إِلَى الْكُوفَةِ فَذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَمْ يَكُنْ فَاحِشًا وَلاَ مُتَفَحِّشًا، وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ مِنْ أَخْيَرِكُمْ أَحْسَنَكُمْ خُلُقًا ".
Hafs b. Ömer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Süleyman’dan [naklederek]; dedi ki Ebu Vail’i işittim; Mesruk’u işittim. Dedi ki Abdullah b. Amr şöyle dedi. Kuteybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; A'meş’ten; [o da] Şakik b. Seleme’den; [o da] Mesruk’tan [naklederek]. Dedi ki: Muaviye ile birlikte Kufe’ye geldiği zaman Abdullah b. Amr’ın yanına girdik. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i zikretti ve dedi ki: “O, fahiş (kötü sözlü) ve mütefahhiş (kötü söz söylemeye çalışan) değildi.” Ve dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır.”
6030. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ يَهُودَ، أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكُمْ. فَقَالَتْ عَائِشَةُ عَلَيْكُمْ، وَلَعَنَكُمُ اللَّهُ، وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ. قَالَ " مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، عَلَيْكِ بِالرِّفْقِ، وَإِيَّاكِ وَالْعُنْفَ وَالْفُحْشَ ". قَالَتْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ " أَوَلَمْ تَسْمَعِي مَا قُلْتُ رَدَدْتُ عَلَيْهِمْ، فَيُسْتَجَابُ لِي فِيهِمْ، وَلاَ يُسْتَجَابُ لَهُمْ فِيَّ ".
Muhammed b. Selam bize tahdis etti, Abdulvehhab bize haber verdi; Eyyub’dan; [o da] Abdullah b. Ebi Müleyke’den; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek] ki: Yahudiler Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip: “Es-Samu aleykum (Ölüm üzerinize olsun)” dediler. Aişe: “(Ölüm) sizin üzerinize olsun, Allah size lanet etsin ve Allah size gazap etsin” dedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Ağır ol ey Aişe! Rıfka (yumuşaklığa) sarıl. Şiddetten ve çirkin sözden sakın.” (Aişe) dedi ki: “Dediklerini işitmedin mi?” Buyurdu ki: “Sen (benim) dediğimi işitmedin mi? Onlara (aynısıyla) iade ettim (karşılık verdim). Benim onlar hakkındaki (duam) kabul edilir, onların benim hakkımdaki (duası) kabul edilmez.”
6031. Hadis
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو يَحْيَى، هُوَ فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ هِلاَلِ بْنِ أُسَامَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَبَّابًا وَلاَ فَحَّاشًا وَلاَ لَعَّانًا، كَانَ يَقُولُ لأَحَدِنَا عِنْدَ الْمَعْتَبَةِ " مَا لَهُ، تَرِبَ جَبِينُهُ ".
Asbağ bize tahdis etti, dedi ki İbn Vehb bana haber verdi, Ebu Yahya —ki o Füleyh b. Süleyman’dır— bize haber verdi; Hilal b. Usame’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ne söven, ne çirkin sözlü, ne de lanet eden biriydi. Bizden birini kınayacağı zaman (sadece): “Ona ne oluyor? Alnı topraklanasıca!” derdi.
6032. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، اسْتَأْذَنَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَآهُ قَالَ " بِئْسَ أَخُو الْعَشِيرَةِ، وَبِئْسَ ابْنُ الْعَشِيرَةِ ". فَلَمَّا جَلَسَ تَطَلَّقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِهِ وَانْبَسَطَ إِلَيْهِ، فَلَمَّا انْطَلَقَ الرَّجُلُ قَالَتْ لَهُ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ حِينَ رَأَيْتَ الرَّجُلَ قُلْتَ لَهُ كَذَا وَكَذَا، ثُمَّ تَطَلَّقْتَ فِي وَجْهِهِ وَانْبَسَطْتَ إِلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَائِشَةُ مَتَى عَهِدْتِنِي فَحَّاشًا، إِنَّ شَرَّ النَّاسِ عِنْدَ اللَّهِ مَنْزِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ تَرَكَهُ النَّاسُ اتِّقَاءَ شَرِّهِ ".
Amr b. İsa bize tahdis etti, Muhammed b. Seva bize tahdis etti, Ruh b. el-Kasım bize tahdis etti; Muhammed b. el-Münkedir’den; [o da] Urve’den; [o da] Aişe’den [naklederek] ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girmek için izin istedi. (Peygamber) onu görünce: “Aşiretin (kabilenin) ne kötü kardeşidir ve aşiretin ne kötü oğludur!” buyurdu. (Adam) oturunca, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzüne güldü ve ona yumuşak davrandı. Adam gidince Aişe ona: “Ey Allah’ın Resulü! Adamı gördüğün zaman ona böyle böyle dedin, sonra (da) yüzüne güldün ve ona yumuşak davrandın” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Aişe! Benim ne zaman çirkin sözlü olduğumu gördün? Şüphesiz kıyamet gününde Allah katında yeri en kötü olan insanlar, şerrinden sakınılarak insanların kendisini terk ettiği kimselerdir.”
6033. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ـ هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَحْسَنَ النَّاسِ وَأَجْوَدَ النَّاسِ وَأَشْجَعَ النَّاسِ، وَلَقَدْ فَزِعَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ ذَاتَ لَيْلَةٍ فَانْطَلَقَ النَّاسُ قِبَلَ الصَّوْتِ، فَاسْتَقْبَلَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَدْ سَبَقَ النَّاسَ إِلَى الصَّوْتِ وَهْوَ يَقُولُ " لَنْ تُرَاعُوا، لَنْ تُرَاعُوا ". وَهْوَ عَلَى فَرَسٍ لأَبِي طَلْحَةَ عُرْىٍ مَا عَلَيْهِ سَرْجٌ، فِي عُنُقِهِ سَيْفٌ فَقَالَ " لَقَدْ وَجَدْتُهُ بَحْرًا ". أَوْ " إِنَّهُ لَبَحْرٌ ".
Amr b. Avn bize tahdis etti, Hammad —ki o İbn Zeyd’dir— bize tahdis etti; Sabit’ten; [o da] Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem insanların en güzeli, insanların en cömerdi ve insanların en cesuruydu. (Bir keresinde) Medine halkı bir gece (duydukları bir sesten dolayı) korkuya kapılmıştı. İnsanlar sesin olduğu tarafa doğru gittiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ise (dönmüş geliyorken) onları karşıladı. O, sese (gitmekte) insanların önüne geçmişti. Ve: “Korkmayın, korkmayın!” diyordu. Ebu Talha’nın çıplak, üzerinde eyeri olmayan bir atının üzerindeydi (ve) boynunda bir kılıç vardı. (At için) şöyle buyurdu: “Onu (adeta) bir deniz (gibi hızlı) buldum” —veya “O muhakkak ki bir denizdir”—.
6034. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ مَا سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَىْءٍ قَطُّ فَقَالَ لاَ.
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; İbn el-Münkedir’den; [o da] dedi ki Cabir radıyallahu anh’ı şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den herhangi bir şey asla istenmedi ki (o bu isteğe) “Hayır” desin.
6035. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو يُحَدِّثُنَا إِذْ قَالَ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاحِشًا وَلاَ مُتَفَحِّشًا، وَإِنَّهُ كَانَ يَقُولُ " إِنَّ خِيَارَكُمْ أَحَاسِنُكُمْ أَخْلاَقًا ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti; dedi ki Şakik bana tahdis etti; Mesruk’tan [naklederek]. Dedi ki biz Abdullah b. Amr ile oturuyorduk, bize tahdis ediyordu. Bir ara şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem fahiş (kötü sözlü) ve mütefahhiş (kötü söz söylemeye çalışan) değildi. Ve o şöyle buyururdu: “Şüphesiz sizin en hayırlılarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.”
6036. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِبُرْدَةٍ. فَقَالَ سَهْلٌ لِلْقَوْمِ أَتَدْرُونَ مَا الْبُرْدَةُ فَقَالَ الْقَوْمُ هِيَ شَمْلَةٌ. فَقَالَ سَهْلٌ هِيَ شَمْلَةٌ مَنْسُوجَةٌ فِيهَا حَاشِيَتُهَا ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكْسُوكَ هَذِهِ. فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُحْتَاجًا إِلَيْهَا، فَلَبِسَهَا، فَرَآهَا عَلَيْهِ رَجُلٌ مِنَ الصَّحَابَةِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَحْسَنَ هَذِهِ فَاكْسُنِيهَا. فَقَالَ " نَعَمْ ". فَلَمَّا قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاَمَهُ أَصْحَابُهُ قَالُوا مَا أَحْسَنْتَ حِينَ رَأَيْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَخَذَهَا مُحْتَاجًا إِلَيْهَا، ثُمَّ سَأَلْتَهُ إِيَّاهَا، وَقَدْ عَرَفْتَ أَنَّهُ لاَ يُسْأَلُ شَيْئًا فَيَمْنَعَهُ. فَقَالَ رَجَوْتُ بَرَكَتَهَا حِينَ لَبِسَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَعَلِّي أُكَفَّنُ فِيهَا.
Said b. Ebi Meryem bize tahdis etti, Ebu Gassan bize tahdis etti; dedi ki Ebu Hazim bana tahdis etti; Sehl b. Sa’d’dan [naklederek]. Dedi ki: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir bürde getirdi. —Sehl (oradaki) topluluğa: “Bürdenin ne olduğunu biliyor musunuz?” dedi. Topluluk: “O (bir tür) şemledir (örtüdür)” dediler. Sehl: “O, kenar süsü üzerinde dokunmuş bir şemledir” dedi.— (Kadın) dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Bunu sana giydirmek (istiyorum).” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ona ihtiyacı olduğu halde onu aldı ve giydi. Sahabeden bir adam onu üzerinde gördü ve: “Ey Allah’ın Resulü! Bu ne güzelmiş! Bunu bana giydir” dedi. (Peygamber): “Evet” buyurdu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (odasına) kalkıp gidince arkadaşları onu ayıpladılar. Dediler ki: “Sen iyi etmedin. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ona ihtiyacı olduğu halde aldığını gördüğün halde onu istedin. Oysa sen onun, kendisinden bir şey istendiğinde asla (hayır diyerek) vermemezlik etmeyeceğini biliyorsun.” (Adam) dedi ki: “Ben, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu giydiği için bereketini umdum. Belki onunla kefenlenirim (diye istedim).”
6037. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَتَقَارَبُ الزَّمَانُ وَيَنْقُصُ الْعَمَلُ، وَيُلْقَى الشُّحُّ وَيَكْثُرُ الْهَرْجُ ". قَالُوا وَمَا الْهَرْجُ قَالَ " الْقَتْلُ، الْقَتْلُ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Dedi ki Humeyd b. Abdurrahman bana haber verdi ki; Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman (birbirine) yaklaşır (kısalır), amel eksilir, (kalplere) cimrilik (şuhh) atılır ve herc çoğalır.” (Sahabeler): “Herc nedir?” dediler. Buyurdu ki: “Öldürmek, öldürmek!”
6038. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، سَمِعَ سَلاَّمَ بْنَ مِسْكِينٍ، قَالَ سَمِعْتُ ثَابِتًا، يَقُولُ حَدَّثَنَا أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَدَمْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَشْرَ سِنِينَ، فَمَا قَالَ لِي أُفٍّ. وَلاَ لِمَ صَنَعْتَ وَلاَ أَلاَّ صَنَعْتَ.
Musa b. İsmail bize tahdis etti; Selam b. Miskin’i işitti. Dedi ki Sabit’i şöyle derken işittim: Enes radıyallahu anh bize tahdis etti. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e on sene hizmet ettim. Bana (bir kere bile) “Öf!” demedi. Ne “Niye (böyle) yaptın?” ne de “(Şöyle) yapsaydın ya!” (dedi).
6039. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ فِي أَهْلِهِ قَالَتْ كَانَ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ.
Hafs b. Ömer bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Hakem’den; [o da] İbrahim’den; [o da] Esved’den [naklederek]. Dedi ki Aişe’ye: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ailesinin yanında ne yapardı?” diye sordum. (Aişe) dedi ki: “Ailesinin hizmetinde bulunurdu. Namaz (vakti) geldiğinde ise namaza kalkardı.”
6040. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا نَادَى جِبْرِيلَ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ فُلاَنًا، فَأَحِبَّهُ. فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ، فَيُنَادِي جِبْرِيلُ فِي أَهْلِ السَّمَاءِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ فُلاَنًا، فَأَحِبُّوهُ. فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ، ثُمَّ يُوضَعُ لَهُ الْقَبُولُ فِي أَهْلِ الأَرْضِ ".
Amr b. Ali bize tahdis etti, Ebu Asım bize tahdis etti; İbn Cüreyc’den; dedi ki Musa b. Ukbe bana haber verdi; Nafi’den; [o da] Ebu Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e nida eder: ‘Allah falanı seviyor, sen de onu sev!’ (der). Bunun üzerine Cebrail onu sever. Sonra Cebrail gök halkı içinde nida eder: ‘Allah falanı seviyor, siz de onu sevin!’ (der). Bunun üzerine gök halkı onu sever. Sonra yeryüzü halkı içinde onun için kabul (ve sevgi) konulur.”
6041. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَجِدُ أَحَدٌ حَلاَوَةَ الإِيمَانِ حَتَّى يُحِبَّ الْمَرْءَ، لاَ يُحِبُّهُ إِلاَّ لِلَّهِ، وَحَتَّى أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ أَحَبُّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الْكُفْرِ، بَعْدَ إِذْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ، وَحَتَّى يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا ".
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Enes b. Malik radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiç kimse; kişiyi sadece Allah için sevmedikçe, Allah onu kurtardıktan sonra küfre dönmektense ateşe atılmak kendisine daha sevimli gelmedikçe ve Allah ile Resulü ona (bu ikisinin) dışındaki her şeyden daha sevimli olmadıkça imanın tadını bulamaz.”
6042. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَمْعَةَ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَضْحَكَ الرَّجُلُ مِمَّا يَخْرُجُ مِنَ الأَنْفُسِ وَقَالَ " بِمَ يَضْرِبُ أَحَدُكُمُ امْرَأَتَهُ ضَرْبَ الْفَحْلِ، ثُمَّ لَعَلَّهُ يُعَانِقُهَا ". وَقَالَ الثَّوْرِيُّ وَوُهَيْبٌ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ هِشَامٍ " جَلْدَ الْعَبْدِ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Hişam’dan; babasından; [o da] Abdullah b. Zem’a’dan [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kişinin, nefislerden (insandan) çıkan şeyden (yellenmeden) dolayı gülmesini nehyetti ve şöyle buyurdu: “Sizden biri karısını ne diye erkek devenin dövülüşü gibi döver? Sonra belki de (günün sonunda) onunla sarmaş dolaş olur.” Sevri, Vuheyb ve Ebu Muaviye; Hişam’dan (rivayetlerinde): “Kölenin sopalanışı (gibi)” (dediler).
6043. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى " أَتَدْرُونَ أَىُّ يَوْمٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " فَإِنَّ هَذَا يَوْمٌ حَرَامٌ، أَفَتَدْرُونَ أَىُّ بَلَدٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " بَلَدٌ حَرَامٌ، أَتَدْرُونَ أَىُّ شَهْرٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " شَهْرٌ حَرَامٌ ". قَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا ".
Muhammed b. el-Müsenna bana tahdis etti, Yezid b. Harun bize tahdis etti, Asım b. Muhammed b. Zeyd bize haber verdi; babasından; [o da] İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mina’da şöyle buyurdu: “Bugünün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?” (Sahabeler): “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Şüphesiz bu haram (hürmetli) bir gündür. Hangi beldede olduğumuzu biliyor musunuz?” (Sahabeler): “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Haram bir belde. Hangi ayda olduğumuzu biliyor musunuz?” (Sahabeler): “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Haram bir ay.” Buyurdu ki: “Şüphesiz Allah; kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı, bu beldenizdeki bu ayınızda, bugününüzün haramlığı (hürmeti) gibi sizin üzerinize haram kılmıştır.”
6044. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ، وَقِتَالُهُ كُفْرٌ ". تَابَعَهُ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ.
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Mansur’dan; dedi ki Ebu Vail’i işittim; Abdullah [b. Mesud]’dan tahdis ediyordu. Dedi ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslümana sövmek fısk (günah), onunla savaşmak (öldürüşmek) küfürdür.” Gunder, Şu'be’den (rivayetle) ona (Süleyman’a) mutabaat etti.
6045. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَعْمَرَ، أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ الدِّيلِيَّ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي ذَرٍّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَرْمِي رَجُلٌ رَجُلاً بِالْفُسُوقِ، وَلاَ يَرْمِيهِ بِالْكُفْرِ، إِلاَّ ارْتَدَّتْ عَلَيْهِ، إِنْ لَمْ يَكُنْ صَاحِبُهُ كَذَلِكَ ".
Ebu Ma'mer bize tahdis etti, Abdulvaris bize tahdis etti; Hüseyin’den; [o da] Abdullah b. Büreyde’den [naklederek]. Dedi ki Yahya b. Ya'mer bana tahdis etti ki; Ebu’l-Esved ed-Dili ona Ebu Zer radıyallahu anh’dan tahdis etmiş. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiş: “Bir adam başka bir adama fısk (günahkarlık) isnad etmez ve ona küfür isnad etmez ki; eğer arkadaşı (kendisine isnad edilen) o gibi değilse, (bu söz) kendi üzerine geri dönmüş olmasın.”
6046. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا هِلاَلُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاحِشًا وَلاَ لَعَّانًا وَلاَ سَبَّابًا، كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْمَعْتَبَةِ " مَا لَهُ، تَرِبَ جَبِينُهُ ".
Muhammed b. Sinan bize tahdis etti, Füleyh b. Süleyman bize tahdis etti, Hilal b. Ali bize tahdis etti; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne fahiş (çirkin sözlü), ne lanet eden, ne de söven biriydi. Birini kınayacağı zaman (sadece): “Ona ne oluyor? Alnı topraklanasıca!” derdi.
6047. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، أَنَّ ثَابِتَ بْنَ الضَّحَّاكِ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى مِلَّةٍ غَيْرِ الإِسْلاَمِ فَهْوَ كَمَا قَالَ، وَلَيْسَ عَلَى ابْنِ آدَمَ نَذْرٌ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ، وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ فِي الدُّنْيَا عُذِّبَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ لَعَنَ مُؤْمِنًا فَهْوَ كَقَتْلِهِ، وَمَنْ قَذَفَ مُؤْمِنًا بِكُفْرٍ فَهْوَ كَقَتْلِهِ ".
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, Osman b. Ömer bize tahdis etti, Ali b. el-Mübarek bize tahdis etti; Yahya b. Ebi Kesir’den; [o da] Ebu Kilabe’den [naklederek] ki: Sabit b. ed-Dahhak —ki o Ashab-ı Şecere’dendi— ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu tahdis etti: “Kim İslam’dan başka bir din üzere yemin ederse o, dediği gibidir. Ademoğlunun sahip olmadığı bir şeyde adak adaması (geçerli) değildir. Kim dünyada kendisini bir şeyle öldürürse kıyamet günü onunla azap olunur. Kim bir mümine lanet ederse, bu onu öldürmek gibidir. Kim bir mümine küfür isnad ederse, bu onu öldürmek gibidir.”
6048. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ صُرَدٍ، رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ اسْتَبَّ رَجُلاَنِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَغَضِبَ أَحَدُهُمَا، فَاشْتَدَّ غَضَبُهُ حَتَّى انْتَفَخَ وَجْهُهُ وَتَغَيَّرَ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ الَّذِي يَجِدُ ". فَانْطَلَقَ إِلَيْهِ الرَّجُلُ فَأَخْبَرَهُ بِقَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ تَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ. فَقَالَ أَتُرَى بِي بَأْسٌ أَمَجْنُونٌ أَنَا اذْهَبْ.
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti; dedi ki Adiy b. Sabit bana tahdis etti; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından biri olan Süleyman b. Surad’ı şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında iki adam birbirine sövdü. Onlardan biri öfkelendi, öfkesi şiddetlendi; hatta yüzü şişti ve (rengi) değişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben bir kelime biliyorum ki, eğer onu söyleseydi kendisinde bulduğu (bu hal) ondan giderdi.” Bunun üzerine o adam(a biri) gitti ve ona Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünü haber verdi ve: “Şeytandan Allah’a sığın!” dedi. (Öfkeli adam): “Sence bende bir sorun mu var? Ben deli miyim? Git!” dedi.
6049. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ حُمَيْدٍ، قَالَ قَالَ أَنَسٌ حَدَّثَنِي عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُخْبِرَ النَّاسَ بِلَيْلَةِ الْقَدْرِ، فَتَلاَحَى رَجُلاَنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خَرَجْتُ لأُخْبِرَكُمْ، فَتَلاَحَى فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ وَإِنَّهَا رُفِعَتْ، وَعَسَى أَنْ يَكُونَ خَيْرًا لَكُمْ، فَالْتَمِسُوهَا فِي التَّاسِعَةِ وَالسَّابِعَةِ وَالْخَامِسَةِ ".
Müsedded bize tahdis etti, Bişr b. el-Mufaddal bize tahdis etti; Humeyd’den; dedi ki Enes şöyle dedi: Ubade b. es-Samit bana tahdis etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlara Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere çıktı. (O sırada) Müslümanlardan iki adam kavga etti (çekişti). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Size (Kadir Gecesi’ni) haber vermek için çıkmıştım. Ancak falan ve falan kavga etti ve bu (bilgi) kaldırıldı. Belki de bu sizin için daha hayırlıdır. Artık onu (ramazanın son on gününün) dokuzuncu, yedinci ve beşinci (gecelerinde) arayın.”
6050. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْمَعْرُورِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ رَأَيْتُ عَلَيْهِ بُرْدًا وَعَلَى غُلاَمِهِ بُرْدًا فَقُلْتُ لَوْ أَخَذْتَ هَذَا فَلَبِسْتَهُ كَانَتْ حُلَّةً، وَأَعْطَيْتَهُ ثَوْبًا آخَرَ. فَقَالَ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ كَلاَمٌ، وَكَانَتْ أُمُّهُ أَعْجَمِيَّةً، فَنِلْتُ مِنْهَا فَذَكَرَنِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي " أَسَابَبْتَ فُلاَنًا ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " أَفَنِلْتَ مِنْ أُمِّهِ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " إِنَّكَ امْرُؤٌ فِيكَ جَاهِلِيَّةٌ ". قُلْتُ عَلَى حِينِ سَاعَتِي هَذِهِ مِنْ كِبَرِ السِّنِّ قَالَ " نَعَمْ، هُمْ إِخْوَانُكُمْ، جَعَلَهُمُ اللَّهُ تَحْتَ أَيْدِيكُمْ، فَمَنْ جَعَلَ اللَّهُ أَخَاهُ تَحْتَ يَدِهِ فَلْيُطْعِمْهُ مِمَّا يَأْكُلُ، وَلْيُلْبِسْهُ مِمَّا يَلْبَسُ، وَلاَ يُكَلِّفُهُ مِنَ الْعَمَلِ مَا يَغْلِبُهُ، فَإِنْ كَلَّفَهُ مَا يَغْلِبُهُ فَلْيُعِنْهُ عَلَيْهِ ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti; Ma'rur’dan; [o da] Ebu Zer’den [naklederek]. Dedi ki: (Ebu Zer’in) üzerinde bir bürde, kölesinin üzerinde de bir bürde gördüm. “Bunu da alıp giyseydin (seninkiyle) bir takım elbise (hulle) olurdu; ona da başka bir elbise verseydin” dedim. (Ebu Zer) dedi ki: Benimle bir adam arasında bir konuşma geçmişti. Annesi acem (Arap olmayan) idi. Ben de annesinden dolayı ona laf attım. O da beni Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikayet etti. (Peygamber) bana: “Sen falanla sövüştün mü?” dedi. Ben: “Evet” dedim. “Annesine dil mi uzattın?” dedi. Ben: “Evet” dedim. Buyurdu ki: “Şüphesiz sen kendisinde cahiliye (adetleri) bulunan bir kimsesin.” Ben: “Şu yaşlı halimde mi?” dedim. “Evet” buyurdu. “Onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah onları sizin elinizin altına vermiştir. Allah kimin elinin altına kardeşini vermişse, yediğinden ona yedirsin, giydiğinden ona giydirsin. Onlara güçlerinin yetmeyeceği işleri yüklemesin. Eğer güçlerinin yetmeyeceği bir iş yüklerseniz onlara yardım edin.”
6051. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، صَلَّى بِنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ قَامَ إِلَى خَشَبَةٍ فِي مُقَدَّمِ الْمَسْجِدِ، وَوَضَعَ يَدَهُ عَلَيْهَا، وَفِي الْقَوْمِ يَوْمَئِذٍ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، فَهَابَا أَنْ يُكَلِّمَاهُ، وَخَرَجَ سَرَعَانُ النَّاسِ فَقَالُوا قَصُرَتِ الصَّلاَةُ. وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْعُوهُ ذَا الْيَدَيْنِ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَنَسِيتَ أَمْ قَصُرَتْ. فَقَالَ " لَمْ أَنْسَ وَلَمْ تَقْصُرْ ". قَالُوا بَلْ نَسِيتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " صَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ ". فَقَامَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ كَبَّرَ، فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ، ثُمَّ وَضَعَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ.
Hafs b. Ömer bize tahdis etti, Yezid b. İbrahim bize tahdis etti, Muhammed bize tahdis etti; Ebu Hureyre’den [naklederek] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğle namazını iki rekat kıldırdı, sonra selam verdi. Sonra mescidin ön tarafındaki bir tahtaya doğru kalktı ve elini üzerine koydu. O gün orada bulunanlar arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı; ancak (ikisi de) onunla konuşmaktan çekindiler. İnsanların aceleci olanları çıktılar ve: “Namaz kısaldı” dediler. Topluluk içinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kendisine Zü’l-Yedeyn diye hitap ettiği bir adam vardı. (O): “Ey Allah’ın Nebisi! Unuttun mu yoksa (namaz mı) kısaldı?” dedi. (Peygamber): “Ne unuttum ne de kısaldı” buyurdu. (Diğerleri): “Bilakis unuttun, ey Allah’ın Resulü!” dediler. (Peygamber): “Zü’l-Yedeyn doğru söyledi” buyurdu. Bunun üzerine kalktı, iki rekat (daha) kıldı, sonra selam verdi. Sonra tekbir getirdi ve secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı. Sonra başını kaldırdı ve tekbir getirdi. Sonra (tekrar secdeye) koydu ve secdesi gibi veya daha uzun bir secde yaptı. Sonra başını kaldırdı ve tekbir getirdi.
6052. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يُحَدِّثُ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَبْرَيْنِ فَقَالَ " إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ، أَمَّا هَذَا فَكَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ، وَأَمَّا هَذَا فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ". ثُمَّ دَعَا بِعَسِيبٍ رَطْبٍ، فَشَقَّهُ بِاثْنَيْنِ، فَغَرَسَ عَلَى هَذَا وَاحِدًا وَعَلَى هَذَا وَاحِدًا ثُمَّ قَالَ " لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا، مَا لَمْ يَيْبَسَا ".
Yahya bize tahdis etti, Veki bize tahdis etti; A'meş’ten; dedi ki Mücahid’i işittim; Tavus’tan; [o da] İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan tahdis ediyordu. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu ikisi azap görüyorlar. (Görünüşte) büyük bir şeyden dolayı da azap görmüyorlar. Bu (birincisi), idrarından sakınmazdı. Diğeri ise koğuculuk (nemime) yaparak gezerdi (laf taşırdı).” Sonra yaş bir hurma dalı istedi, onu ikiye böldü. Birini şunun üzerine, diğerini şunun üzerine dikti. Sonra: “Kurumadıkları sürece belki onlardan (azabı) hafifletilir” buyurdu.
6053. Hadis
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ بَنُو النَّجَّارِ ".
Kabisa bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Ebu’z-Zinad’dan; [o da] Ebu Seleme’den; [o da] Ebu Useyd es-Saidi’den [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ensar yurtlarının en hayırlısı Benî Neccar’dır.”
6054. Hadis
حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، سَمِعْتُ ابْنَ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعَ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ قَالَتِ، اسْتَأْذَنَ رَجُلٌ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ائْذَنُوا لَهُ بِئْسَ، أَخُو الْعَشِيرَةِ أَوِ ابْنُ الْعَشِيرَةِ ". فَلَمَّا دَخَلَ أَلاَنَ لَهُ الْكَلاَمَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْتَ الَّذِي قُلْتَ، ثُمَّ أَلَنْتَ لَهُ الْكَلاَمَ قَالَ " أَىْ عَائِشَةُ، إِنَّ شَرَّ النَّاسِ مَنْ تَرَكَهُ النَّاسُ ـ أَوْ وَدَعَهُ النَّاسُ ـ اتِّقَاءَ فُحْشِهِ ".
Sadaka b. el-Fadl bize tahdis etti, İbn Uyeyne bize haber verdi; İbn el-Münkedir’i işittim; Urve b. ez-Zübeyr’i işitti ki Aişe radıyallahu anha ona haber vermiş ve demiş ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girmek için izin istedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Ona izin verin. Aşiretin (kabilenin) ne kötü kardeşidir veya aşiretin ne kötü oğludur!” (Adam) içeri girince (Peygamber) ona yumuşak söz söyledi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü! (Hakkında) söylediğini söyledin, sonra da ona yumuşak söz söyledin!” Buyurdu ki: “Ey Aişe! Şüphesiz insanların en kötüsü, fuhşundan (çirkin söz ve davranışından) sakınarak insanların kendisini terk ettiği —veya insanların bıraktığı— kimsedir.”
6055. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَعْضِ حِيطَانِ الْمَدِينَةِ، فَسَمِعَ صَوْتَ إِنْسَانَيْنِ يُعَذَّبَانِ فِي قُبُورِهِمَا فَقَالَ " يُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرَةٍ، وَإِنَّهُ لَكَبِيرٌ، كَانَ أَحَدُهُمَا لاَ يَسْتَتِرُ مِنَ الْبَوْلِ، وَكَانَ الآخَرُ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ". ثُمَّ دَعَا بِجَرِيدَةٍ فَكَسَرَهَا بِكِسْرَتَيْنِ أَوْ ثِنْتَيْنِ، فَجَعَلَ كِسْرَةً فِي قَبْرِ هَذَا، وَكِسْرَةً فِي قَبْرِ هَذَا، فَقَالَ " لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا ".
İbn Selam bize tahdis etti, Ubeyde b. Humeyd Ebu Abdurrahman bize haber verdi; Mansur’dan; [o da] Mücahid’den; [o da] İbn Abbas’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine bahçelerinden birinden çıktı ve kabirlerinde azap gören iki insanın sesini işitti. Şöyle buyurdu: “Azap görüyorlar. Büyük bir günahtan (kebire) dolayı da azap görmüyorlar. (Ama aslında) o (yaptıkları) büyüktür. Onlardan biri idrardan sakınmazdı. Diğeri ise koğuculuk (nemime) yaparak gezerdi.” Sonra bir hurma dalı istedi, onu iki parçaya veya ikiye kırdı. Bir parçayı şunun kabrine, bir parçayı şunun kabrine koydu. Sonra: “Kurumadıkları sürece belki onlardan (azabı) hafifletilir” buyurdu.
6056. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ حُذَيْفَةَ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ رَجُلاً يَرْفَعُ الْحَدِيثَ إِلَى عُثْمَانَ. فَقَالَ حُذَيْفَةُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَتَّاتٌ ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Mansur’dan; [o da] İbrahim’den; [o da] Hemmam’dan [naklederek]. Dedi ki (Hemmam): Biz Huzeyfe ile beraberdik. Ona denildi ki: “Bir adam sözü Osman’a yükseltiyor (iletiyor).” Huzeyfe dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kattat (laf taşıyan) cennete giremez.”
6057. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ وَالْجَهْلَ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ ". قَالَ أَحْمَدُ أَفْهَمَنِي رَجُلٌ إِسْنَادَهُ.
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, İbn Ebi Zib bize tahdis etti; el-Makburi’den; babasından; [o da] Ebu Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Kim yalan sözü (kavle’z-zur), onunla amel etmeyi ve cahilliği terk etmezse, Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” Ahmed (b. Yunus) dedi ki: Bir adam bana isnadını öğretti.
6058. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَجِدُ مِنْ شَرِّ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عِنْدَ اللَّهِ ذَا الْوَجْهَيْنِ، الَّذِي يَأْتِي هَؤُلاَءِ بِوَجْهٍ وَهَؤُلاَءِ بِوَجْهٍ ".
Ömer b. Hafs bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, A'meş bize tahdis etti, Ebu Salih bize tahdis etti; Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü Allah katında insanların en kötülerinden (biri olarak) iki yüzlüyü (zi’l-vecheyn) bulursun. O ki; şunlara bir yüzle, bunlara (diğer) bir yüzle gelir.”
6059. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قِسْمَةً، فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ وَاللَّهِ مَا أَرَادَ مُحَمَّدٌ بِهَذَا وَجْهَ اللَّهِ. فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَتَمَعَّرَ وَجْهُهُ وَقَالَ " رَحِمَ اللَّهُ مُوسَى، لَقَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ".
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; A'meş’ten; Ebu Vail’den; [o da] İbn Mesud radıyallahu anh’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir taksimat yaptı. Ensar’dan bir adam dedi ki: “Vallahi Muhammed bununla Allah’ın rızasını murad etmedi.” Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve bunu ona haber verdim. Yüzü değişti ve şöyle buyurdu: “Allah Musa’ya rahmet etsin. O, bundan daha çoğuyla eziyet gördü de sabretti.”
6060. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُثْنِي عَلَى رَجُلٍ وَيُطْرِيهِ فِي الْمِدْحَةِ فَقَالَ " أَهْلَكْتُمْ ـ أَوْ قَطَعْتُمْ ـ ظَهْرَ الرَّجُلِ ".
Muhammed b. Sabbah bize tahdis etti, İsmail b. Zekeriyya bize tahdis etti, Bürid b. Abdullah b. Ebi Bürde bize tahdis etti; Ebu Bürde’den; [o da] Ebu Musa’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir adamın (başka) bir adamı övdüğünü ve övgüde aşırı gittiğini işitti. Şöyle buyurdu: “Adamın belini helak ettiniz —veya kestiniz—.”
6061. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، ذُكِرَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَثْنَى عَلَيْهِ رَجُلٌ خَيْرًا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَيْحَكَ قَطَعْتَ عُنُقَ صَاحِبِكَ ـ يَقُولُهُ مِرَارًا ـ إِنْ كَانَ أَحَدُكُمْ مَادِحًا لاَ مَحَالَةَ فَلْيَقُلْ أَحْسِبُ كَذَا وَكَذَا. إِنْ كَانَ يُرَى أَنَّهُ كَذَلِكَ، وَحَسِيبُهُ اللَّهُ، وَلاَ يُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا ". قَالَ وُهَيْبٌ عَنْ خَالِدٍ " وَيْلَكَ ".
Adem bize tahdis etti, Şu'be bize tahdis etti; Halid’den; Abdurrahman b. Ebi Bekre’den; [o da] babasından [naklederek] ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında zikredildi. Bir adam da onu hayırla övdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vay sana! Arkadaşının boynunu kestin!” —Bunu defalarca söyledi.— “Sizden biri mutlaka övecekse; eğer onun öyle olduğunu görüyorsa: ‘(Onu) şöyle şöyle zannediyorum; onu hesaba çekecek olan Allah’tır. Allah’a karşı kimseyi temize çıkarmam’ desin.” Vuheyb, Halid’den (rivayetle hadiste): “Veyl sana” (dedi).
6062. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ ذَكَرَ فِي الإِزَارِ مَا ذَكَرَ، قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ إِزَارِي يَسْقُطُ مِنْ أَحَدِ شِقَّيْهِ. قَالَ " إِنَّكَ لَسْتَ مِنْهُمْ ".
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Musa b. Ukbe bize tahdis etti; Salim’den; [o da] babasından [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem izar (hakkında) zikrettiği şeyi zikrettiği (söylediği) zaman, Ebu Bekir: “Ey Allah’ın Resulü! Benim izarım, iki yanından birinden düşüyor (sarkıyor)” dedi. (Peygamber): “Sen onlardan değilsin” buyurdu.
6063. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَكَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَذَا وَكَذَا يُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَأْتِي أَهْلَهُ وَلاَ يَأْتِي، قَالَتْ عَائِشَةُ فَقَالَ لِي ذَاتَ يَوْمٍ " يَا عَائِشَةُ إِنَّ اللَّهَ أَفْتَانِي فِي أَمْرٍ اسْتَفْتَيْتُهُ فِيهِ، أَتَانِي رَجُلاَنِ، فَجَلَسَ أَحَدُهُمَا عِنْدَ رِجْلَىَّ وَالآخَرُ عِنْدَ رَأْسِي، فَقَالَ الَّذِي عِنْدَ رِجْلَىَّ لِلَّذِي عِنْدَ رَأْسِي مَا بَالُ الرَّجُلِ قَالَ مَطْبُوبٌ. يَعْنِي مَسْحُورًا. قَالَ وَمَنْ طَبَّهُ قَالَ لَبِيدُ بْنُ أَعْصَمَ. قَالَ وَفِيمَ قَالَ فِي جُفِّ طَلْعَةٍ ذَكَرٍ فِي مُشْطٍ وَمُشَاقَةٍ، تَحْتَ رَعُوفَةٍ فِي بِئْرِ ذَرْوَانَ ". فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هَذِهِ الْبِئْرُ الَّتِي أُرِيتُهَا كَأَنَّ رُءُوسَ نَخْلِهَا رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ، وَكَأَنَّ مَاءَهَا نُقَاعَةُ الْحِنَّاءِ ". فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأُخْرِجَ. قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَهَلاَّ ـ تَعْنِي ـ تَنَشَّرْتَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَمَّا اللَّهُ فَقَدْ شَفَانِي، وَأَمَّا أَنَا فَأَكْرَهُ أَنْ أُثِيرَ عَلَى النَّاسِ شَرًّا ". قَالَتْ وَلَبِيدُ بْنُ أَعْصَمَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي زُرَيْقٍ حَلِيفٌ لِيَهُودَ.
Humeydi bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti, Hişam b. Urve bize tahdis etti; babasından; [o da] Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir süre öyle bir hal aldı ki; ailesine varmadığı halde ona vardığı hayal ettiriliyordu. Aişe dedi ki (Peygamber) bir gün bana şöyle buyurdu: “Ey Aişe! Allah (kendisinden) fetva (hüküm) istediğim bir hususta bana fetva (cevap) verdi. Bana iki adam geldi. Biri ayak ucumda, diğeri başucumda oturdu. Ayak ucumdaki, başucumdakine: ‘Bu adamın durumu nedir?’ dedi. (Diğeri): ‘Matbubdur (büyülenmiştir)’ dedi. —Yani meshurdur diyor.— (Beriki): ‘Ona kim büyü yaptı?’ dedi. (Diğeri): ‘Lebid b. A’sam’ dedi. (Beriki): ‘Ne ile (ve nerede)?’ dedi. (Diğeri): ‘Erkek hurma tomurcuğunun kabuğu (cuf) içinde, bir tarak, bir miktar saç döküntüsü (muşaka) ile Zervan Kuyusu’ndaki bir taşın (rufe) altında’ dedi.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (oraya gitti ve) gelince şöyle buyurdu: “Bana gösterilen kuyu işte budur. Onun hurma ağaçlarının başları şeytan başları gibidir. Suyu da kına suyu (gibi bulanık)dır.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem emretti ve o (büyü malzemesi) çıkarıldı. Aişe dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! (Bunu) yaysaydın ya!” —yani ‘neşretseydin (büyüyü çözseydin/teşhir etseydin)’ demek istiyor— dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah bana şifa verdi. Ben insanlar üzerine bir şerri kışkırtmayı kerih gördüm.” Aişe dedi ki: Lebid b. A’sam, Beni Zureyk’ten Yahudilerin müttefiki bir adamdı.
6064. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ، وَلاَ تَحَسَّسُوا، وَلاَ تَجَسَّسُوا، وَلاَ تَحَاسَدُوا، وَلاَ تَدَابَرُوا، وَلاَ تَبَاغَضُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا ".
Bişr b. Muhammed bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Ma'mer bize haber verdi; Hemmam b. Münebbih’ten; [o da] Ebu Hureyre’den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklederek]. Buyurdu ki: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözün en yalan olanıdır. Tehessüs etmeyin (gizlice kulak kabartmayın). Tecessüs etmeyin (ayıp araştırmayın). Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt dönmeyin. Birbirinize buğz etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun.”
6065. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَبَاغَضُوا، وَلاَ تَحَاسَدُوا، وَلاَ تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا، وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den; dedi ki Enes b. Malik radıyallahu anh bana tahdis etti ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birbirinize buğz etmeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt dönmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun. Bir Müslümanın, kardeşini (küserek) üç günden fazla terk etmesi helal olmaz.”
6066. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ، وَلاَ تَحَسَّسُوا، وَلاَ تَجَسَّسُوا، وَلاَ تَنَاجَشُوا، وَلاَ تَحَاسَدُوا، وَلاَ تَبَاغَضُوا، وَلاَ تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Ebu’z-Zinad’dan; A'rec’den; [o da] Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözün en yalan olanıdır. Tehessüs etmeyin (gizlice kulak kabartmayın). Tecessüs etmeyin (ayıp araştırmayın). Teneccüş (satışta fiyat kızıştırma) yapmayın. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize buğz etmeyin. Birbirinize sırt dönmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olun.”
6067. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا أَظُنُّ فُلاَنًا وَفُلاَنًا يَعْرِفَانِ مِنْ دِينِنَا شَيْئًا ". قَالَ اللَّيْثُ كَانَا رَجُلَيْنِ مِنَ الْمُنَافِقِينَ.
Said b. Ufeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan; Urve’den; [o da] Aişe’den [naklederek]. Dedi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Falan ve falanın, dinimizden bir şey bildiklerini sanmıyorum.” Leys dedi ki: O ikisi, münafıklardan iki adamdı.
6068. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، بِهَذَا وَقَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا وَقَالَ " يَا عَائِشَةُ مَا أَظُنُّ فُلاَنًا وَفُلاَنًا يَعْرِفَانِ دِينَنَا الَّذِي نَحْنُ عَلَيْهِ ".
İbn Bukeyr bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; bu (önceki hadis) ile. Ve (Aişe şunu ekleyerek) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün yanıma girdi ve şöyle buyurdu: “Ey Aişe! Falan ve falanın, üzerinde bulunduğumuz dinimizi bildiklerini sanmıyorum.”
6069. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ أُمَّتِي مُعَافًى إِلاَّ الْمُجَاهِرِينَ، وَإِنَّ مِنَ الْمَجَانَةِ أَنْ يَعْمَلَ الرَّجُلُ بِاللَّيْلِ عَمَلاً، ثُمَّ يُصْبِحَ وَقَدْ سَتَرَهُ اللَّهُ، فَيَقُولَ يَا فُلاَنُ عَمِلْتُ الْبَارِحَةَ كَذَا وَكَذَا، وَقَدْ بَاتَ يَسْتُرُهُ رَبُّهُ وَيُصْبِحُ يَكْشِفُ سِتْرَ اللَّهِ عَنْهُ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sa'd bize tahdis etti; İbn Şihab’ın kardeşinin oğlundan; İbn Şihab’dan; Salim b. Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki Ebu Hureyre’yi şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Mücahirler (günahı açıktan işleyenler) hariç bütün ümmetim affedilmiştir. Şüphesiz mecaneden (günahı açığa vurmaktan) biri de şudur ki: Kişi geceleyin bir amel (günah) işler. Sonra sabahlar —ki Allah onu örtmüştür—. Der ki: ‘Ey falan! Dün gece şöyle şöyle yaptım.’ Oysa Rabbi onu geceleyin örtmüştü. O ise sabahlayınca Allah’ın (kendi üzerindeki) örtüsünü açar.”
6070. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ مُحْرِزٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ ابْنَ عُمَرَ كَيْفَ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي النَّجْوَى قَالَ " يَدْنُو أَحَدُكُمْ مِنْ رَبِّهِ حَتَّى يَضَعَ كَنَفَهُ عَلَيْهِ فَيَقُولُ عَمِلْتَ كَذَا وَكَذَا. فَيَقُولُ نَعَمْ. وَيَقُولُ عَمِلْتَ كَذَا وَكَذَا. فَيَقُولُ نَعَمْ. فَيُقَرِّرُهُ ثُمَّ يَقُولُ إِنِّي سَتَرْتُ عَلَيْكَ فِي الدُّنْيَا، فَأَنَا أَغْفِرُهَا لَكَ الْيَوْمَ ".
Müsedded bize tahdis etti, Ebu Avane bize tahdis etti; Katade’den; [o da] Safvan b. Muhriz’den [naklederek] ki: Bir adam İbn Ömer’e: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i necvâ (fısıltı/gizli konuşma) hakkında ne buyururken işittin?” diye sordu. O da dedi ki: “(Kıyamet günü) sizden biri Rabbine yaklaşır. Hatta (Rabbin) onun üzerine kenefini (rahmet örtüsünü) koyar. Sonra buyurur ki: ‘Şöyle şöyle yaptın (değil mi?)’ (Kul): ‘Evet’ der. ‘Şöyle şöyle yaptın’ buyurur. (Kul): ‘Evet’ der. Böylece ona (günahlarını) ikrar ettirir. Sonra şöyle buyurur: ‘Ben dünyada senin üzerine onu örtmüştüm. Bugün de senin için onu mağfiret ediyorum (bağışlıyorum).’”