Birr ve Sıla (İyilik ve Akrabalık) Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1897. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، أَخْبَرَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبَرُّ قَالَ ‏"‏ أُمَّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ أُمَّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ أُمَّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَبَاكَ ثُمَّ الأَقْرَبَ فَالأَقْرَبَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَبَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ هُوَ ابْنُ مُعَاوِيَةَ بْنِ حَيْدَةَ الْقُشَيْرِيُّ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ شُعْبَةُ فِي بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ وَهُوَ ثِقَةٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ وَرَوَى عَنْهُ مَعْمَرٌ وَالثَّوْرِيُّ وَحَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Behz b. Hakîm haber verdi; dedi ki: Bana babam, dedemden naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kime iyilik (birr) yapayım?" dedim. O da: "Annene," buyurdu. "Sonra kime?" dedim. "Annene," buyurdu. "Sonra kime?" dedim. "Annene," buyurdu. "Sonra kime?" dedim. "Sonra babana, sonra da (sırasıyla) en yakınına ve en yakınına," buyurdu. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Abdullah b. Ömer, Âişe ve Ebû'd-Derdâ'dan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Behz b. Hakîm, Muâviye b. Hayde el-Kuşeyrî'nin oğludur. Bu, hasen bir hadistir. Şu'be, Behz b. Hakîm hakkında (bazı eleştirilerde) konuşmuştur ancak o, hadis ehline göre sika (güvenilir) biridir. Ondan Ma'mer, Sevrî, Hammâd b. Seleme ve imamlardan birçoğu hadis rivayet etmiştir.

1898. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ الْمَسْعُودِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ لِمِيقَاتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ سَكَتَ عَنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ رَوَاهُ الشَّيْبَانِيُّ وَشُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ وَأَبُو عَمْرٍو الشَّيْبَانِيُّ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ إِيَاسٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek, Mes'ûdî'den, o Velîd b. Ayzâr'dan, o Ebû Amr eş-Şeybânî'den, o da İbn Mes'ûd'dan naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum ve dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Hangi amel daha faziletlidir?" O da: "Vaktinde (kılınan) namazdır," buyurdu. "Sonra hangisidir ey Allah'ın Resûlü?" dedim. "Anne babaya iyilik etmektir," buyurdu. "Sonra hangisidir ey Allah'ın Resûlü?" dedim. "Allah yolunda cihattır," buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bunları söyledikten sonra) sustu. Eğer daha fazlasını isteseydim, bana daha fazlasını da söylerdi. (Ebû Îsâ) der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Şeybânî, Şu'be ve birçok kimse bunu Velîd b. Ayzâr'dan rivayet etmiştir. Bu hadis, Ebû Amr eş-Şeybânî'den, o da İbn Mes'ûd'dan olmak üzere başka vecihlerden de rivayet edilmiştir. Ebû Amr eş-Şeybânî'nin ismi Sa'd b. İyâs'tır.

1899. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رِضَا الرَّبِّ فِي رِضَا الْوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ فِي سَخَطِ الْوَالِدِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ وَهَذَا أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَكَذَا رَوَى أَصْحَابُ شُعْبَةَ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو مَوْقُوفًا وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ غَيْرَ خَالِدِ بْنِ الْحَارِثِ عَنْ شُعْبَةَ ‏.‏ وَخَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ ثِقَةٌ مَأْمُونٌ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُثَنَّى يَقُولُ مَا رَأَيْتُ بِالْبَصْرَةِ مِثْلَ خَالِدِ بْنِ الْحَارِثِ وَلاَ بِالْكُوفَةِ مِثْلَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِدْرِيسَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏

Bize Ebû Hafs Amr b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Ya'lâ b. Atâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen haber verdi. (Nebi) şöyle buyurdu: “Rabbin rızası babanın rızasında, Rabbin öfkesi ise babanın öfkesindedir.” (Diğer tarikle) Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den, o Ya'lâ b. Atâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan benzer bir şekilde anlattı ancak (hadisi Peygamber'e) ref etmedi (mevkuf olarak anlattı). Bu (mevkuf rivayet) daha sahihtir. (Ebû Îsâ) der ki: Şu'be'nin ashabı, Şu'be'den, o Ya'lâ b. Atâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan mevkuf olarak bu şekilde rivayet etmişlerdir. Hâlid b. Hâris'ten başka, Şu'be'den rivayetle bunu (Peygamber'e) ref eden birini bilmiyoruz. Hâlid b. el-Hâris sika (güvenilir) ve emniyetli biridir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Muhammed b. el-Müsennâ'yı şöyle derken işittim: "Basra'da Hâlid b. el-Hâris gibisini, Kûfe'de de Abdullah b. İdrîs gibisini görmedim." (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Abdullah b. Mes'ûd'dan da hadis rivayet edilmiştir.

1900. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ الْهُجَيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَاهُ فَقَالَ إِنَّ لِي امْرَأَةً وَإِنَّ أُمِّي تَأْمُرُنِي بِطَلاَقِهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الْوَالِدُ أَوْسَطُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ فَإِنْ شِئْتَ فَأَضِعْ ذَلِكَ الْبَابَ أَوِ احْفَظْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ إِنَّ أُمِّي وَرُبَّمَا قَالَ أَبِي ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حَبِيبٍ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Atâ b. es-Sâib el-Huceymî'den, o Ebû Abdirrahmân es-Sülemî'den, o da Ebû'd-Derdâ'dan naklen anlattı ki: Bir adam ona (Ebû'd-Derdâ'ya) geldi ve dedi ki: "Benim bir karım var ve annem onu boşamamı emrediyor?" Ebû'd-Derdâ dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Baba, cennetin orta kapısıdır. İstersen o kapıyı zayi et, istersen onu koru." İbn Ebî Ömer dedi ki: Süfyân bazen "Annem" (boşamamı istiyor) dedi, bazen de "Babam" dedi. Bu sahih bir hadistir. Ebû Abdirrahmân es-Sülemî'nin ismi Abdullah b. Habîb'dir.

1901. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَجَلَسَ وَكَانَ مُتَّكِئًا فَقَالَ ‏"‏ وَشَهَادَةُ الزُّورِ أَوْ قَوْلُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏ فَمَا زَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهَا حَتَّى قُلْنَا لَيْتَهُ سَكَتَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو بَكْرَةَ اسْمُهُ نُفَيْعُ بْنُ الْحَارِثِ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Cüreyrî, Abdurrahman b. Ebî Bekre'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” Dediler ki: "Evet ey Allah'ın Resûlü!" Buyurdu ki: “Allah'a şirk koşmak ve anne babaya isyan etmek (hukuklarına riayetsizlik, ukuk).” (Ravi) dedi ki: O (bu sırada) yaslanmış (mütteki) haldeydi, doğrulup oturdu ve şöyle dedi: "Ve yalan şahitliği veya yalan söz." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu o kadar tekrar etti ki biz (içimizden) "Keşke sussa," dedik. (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Saîd'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir. Ebû Bekre'nin ismi Nufey' b. Hâris'tir.

1902. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مِنَ الْكَبَائِرِ أَنْ يَشْتُمَ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهَلْ يَشْتُمُ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ يَسُبُّ أَبَا الرَّجُلِ فَيَشْتُمُ أَبَاهُ وَيَشْتُمُ أُمَّهُ فَيَسُبُّ أُمَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd, İbnü'l-Hâd'dan, o Sa'd b. İbrâhîm'den, o Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişinin anne babasına sövmesi büyük günahlardandır.” Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kişi (hiç) anne babasına söver mi?" Buyurdu ki: “Evet, (o kişi başkasının) babasına söver, o da onun babasına söver. (Başkasının) annesine söver, o da onun annesine söver.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.

1903. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ أَبَرَّ الْبِرِّ أَنْ يَصِلَ الرَّجُلُ أَهْلَ وُدِّ أَبِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أَسِيدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا إِسْنَادٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Hayve b. Şüreyh haber verdi; dedi ki: Bana Velîd b. Ebi'l-Velîd, Abdullah b. Dînâr'dan, o da İbn Ömer'den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “İyiliğin (birr) en iyisi, kişinin babasının sevdiği kimseleri (dostlarını) ziyaret edip gözetmesidir (sıla etmesidir).” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Esîd'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, senedi sahih bir hadistir. Bu hadis İbn Ömer'den başka vecihlerden de rivayet edilmiştir.

1904. Hadis

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ إِسْرَائِيلَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ، وَهُوَ ابْنُ مَدُّويَهْ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، وَاللَّفْظُ، لِحَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْخَالَةُ بِمَنْزِلَةِ الأُمِّ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ طَوِيلَةٌ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; dedi ki: Bize babam, İsrâîl'den anlattı. (Yine) bize Muhammed b. Ahmed (İbn Meddûyeh) anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ, İsrâîl'den anlattı. Lafız, Ubeydullah'ın hadisine aittir. (İsrâîl) Ebû İshâk el-Hemdânî'den, o Berâ b. Âzib'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. Buyurdu ki: “Teyze, anne makamındadır (annesinin yarısıdır).” Bu hadiste uzun bir kıssa vardır. (Ebû Îsâ der ki:) Bu sahih bir hadistir.

1904_2. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوقَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ ذَنْبًا عَظِيمًا فَهَلْ لِي مِنْ تَوْبَةٍ قَالَ ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ أُمٍّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ خَالَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبِرَّهَا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَالْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye, Muhammed b. Sûka'dan, o Ebû Bekir b. Hafs'tan, o da İbn Ömer'den naklen anlattı ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben büyük bir günah işledim, benim için bir tövbe (imkanı) var mıdır?" dedi. (Peygamber): "Annen var mı?" buyurdu. Adam: "Hayır," dedi. "Teyzen var mı?" buyurdu. "Evet," dedi. "Öyleyse ona iyilik et," buyurdu. Bu konuda Ali ve Berâ b. Âzib'den de hadis rivayet edilmiştir.

1904_3. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوقَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ‏.‏ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ ‏.‏ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ حَفْصٍ هُوَ ابْنُ عُمَرَ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Muhammed b. Sûka'dan, o Ebû Bekir b. Hafs b. Ömer'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun benzerini anlattı ancak senedinde İbn Ömer'i zikretmedi (mürsel olarak rivayet etti). Bu, Ebû Muâviye'nin hadisinden daha sahihtir. Ebû Bekir b. Hafs, Ömer b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'ın oğludur.

1905. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ مُسْتَجَابَاتٌ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ عَلَى وَلَدِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى الْحَجَّاجُ الصَّوَّافُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ نَحْوَ حَدِيثِ هِشَامٍ ‏.‏ وَأَبُو جَعْفَرٍ الَّذِي رَوَى عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ يُقَالُ لَهُ أَبُو جَعْفَرٍ الْمُؤَذِّنُ وَلاَ نَعْرِفُ اسْمَهُ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ غَيْرَ حَدِيثٍ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. İbrâhîm, Hişâm ed-Destevâî'den, o Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Ebû Ca'fer'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç dua vardır ki müstecaptır (kabul edilir), bunlarda şüphe yoktur: Mazlumun duası, misafirin (yolcunun) duası ve babanın evladına duası (veya bedduası).” (Ebû Îsâ der ki:) Haccâc es-Savvâf da bu hadisi Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, Hişâm'ın hadisine benzer şekilde rivayet etmiştir. Ebû Hureyre'den rivayet eden Ebû Ca'fer'e, Ebû Ca'fer el-Müezzin denilir, ismini bilmiyoruz. Yahyâ b. Ebî Kesîr ondan birçok hadis rivayet etmiştir.

1906. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ مُوسَى، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَجْزِي وَلَدٌ وَالِدًا إِلاَّ أَنْ يَجِدَهُ مَمْلُوكًا فَيَشْتَرِيَهُ فَيُعْتِقَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Çocuk babanın hakkını ödeyemez; ancak onu köle olarak bulup satın alır ve azat ederse (belki ödeyebilir).” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir. Bunu sadece Süheyl b. Ebî Sâlih'in hadisinden biliyoruz. Süfyân es-Sevrî ve birçok kimse de bu hadisi Süheyl b. Ebî Sâlih'ten rivayet etmiştir.

1907. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ اشْتَكَى أَبُو الرَّدَّادِ اللَّيْثِيُّ فَعَادَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ فَقَالَ خَيْرُهُمْ وَأَوْصَلُهُمْ مَا عَلِمْتُ أَبَا مُحَمَّدٍ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ أَنَا اللَّهُ وَأَنَا الرَّحْمَنُ خَلَقْتُ الرَّحِمَ وَشَقَقْتُ لَهَا مِنَ اسْمِي فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلْتُهُ وَمَنْ قَطَعَهَا بَتَتُّهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَعَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَجُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سُفْيَانَ عَنِ الزُّهْرِيِّ حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَرَوَى مَعْمَرٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ رَدَّادٍ اللَّيْثِيِّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَمَعْمَرٌ كَذَا يَقُولُ قَالَ مُحَمَّدٌ وَحَدِيثُ مَعْمَرٍ خَطَأٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer ve Saîd b. Abdirrahmân el-Mahnûmî anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o Ebû Seleme'den naklen anlattı. Dedi ki: Ebû Reddâd el-Leysî hastalandı, Abdurrahman b. Avf onu ziyarete geldi. (Ebû Reddâd) dedi ki: "Bildim bileli onlar (insanlar) arasında en hayırlı ve sıla-i rahim'i en çok yapan Ebû Muhammed'dir (Abdurrahman b. Avf'tır)." Bunun üzerine Abdurrahman dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah buyurdu ki: 'Ben Allah'ım, ben Rahmân'ım. Rahîm'i (akrabalık bağını) yarattım ve ona kendi ismimden (türeyen) bir isim verdim. Kim onu gözetirse (sıla yaparsa) ben de onu gözetirim. Kim de onu keserse ben de onu (rahmetimden) keserim (ayırırım).'" (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Ebû Saîd, İbn Ebî Evfâ, Âmir b. Rebîa, Ebû Hureyre ve Cübeyr b. Mut'im'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Süfyân'ın Zührî'den rivayet ettiği bu hadis sahih bir hadistir. Ma'mer bu hadisi Zührî - Ebû Seleme - Reddâd el-Leysî - Abdurrahman b. Avf isnadıyla rivayet etmiştir. Ma'mer böyle söyler. Muhammed (Buhârî) dedi ki: "Ma'mer'in hadisi hatalıdır."

1908. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا بَشِيرٌ أَبُو إِسْمَاعِيلَ، وَفِطْرُ بْنُ خَلِيفَةَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ الَّذِي إِذَا انْقَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلْمَانَ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Bize Beşîr Ebû İsmâîl ve Fıtr b. Halîfe, Mücâhid'den, o Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. (Nebi) şöyle buyurdu: “(Gerçek) sıla yapan (akrabasını gözeten), karşılık veren (misilleme yapan) değildir. Lakin (gerçek) vâsıl (sıla yapan), akrabalık bağı koptuğu zaman onu (yeniden) kurup gözetendir.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu, hasen sahih bir hadistir. Bu konuda Selmân, Âişe ve Abdullah b. Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir.

1909. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ قَالَ سُفْيَانُ يَعْنِي قَاطِعَ رَحِمٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer, Nasr b. Ali ve Saîd b. Abdirrahmân el-Mahnûmî anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kesen (kâtı'), cennete giremez.” İbn Ebî Ömer dedi ki: Süfyân (bununla) "akrabalık bağını kesen kimseyi" kastetti. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.

1910. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي سُوَيْدٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، يَقُولُ زَعَمَتِ الْمَرْأَةُ الصَّالِحَةُ خَوْلَةُ بِنْتُ حَكِيمٍ قَالَتْ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ وَهُوَ مُحْتَضِنٌ أَحَدَ ابْنَىِ ابْنَتِهِ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّكُمْ لَتُبَخِّلُونَ وَتُجَبِّنُونَ وَتُجَهِّلُونَ وَإِنَّكُمْ لَمِنْ رَيْحَانِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَالأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُيَيْنَةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِهِ ‏.‏ وَلاَ نَعْرِفُ لِعُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ سَمَاعًا مِنْ خَوْلَةَ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, İbrâhîm b. Meysere'den anlattı. Dedi ki: İbn Ebî Süveyd'i şöyle derken işittim: Ömer b. Abdilazîz'i şöyle derken işittim: Saliha kadın Havle bint Hakîm'in zannına (veya iddiasına) göre; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün kızı(nın) oğullarından birini kucaklamış halde (dışarı) çıktı ve şöyle diyordu: "Muhakkak ki siz (insanı) cimri edersiniz, korkak edersiniz ve cahil edersiniz. Ve şüphesiz ki siz Allah'ın reyhanındansınız (güzel kokulu nimetlerindensiniz)." (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda İbn Ömer ve Eş'as b. Kays'tan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ dedi ki:) İbn Uyeyne'nin İbrâhîm b. Meysere'den rivayet ettiği hadisi, sadece onun hadisinden (bu tarikten) biliyoruz. Ayrıca Ömer b. Abdilazîz'in Havle'den (doğrudan) işittiğini de bilmiyoruz.

1911. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَبْصَرَ الأَقْرَعُ بْنُ حَابِسٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُقَبِّلُ الْحَسَنَ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ الْحُسَيْنَ أَوِ الْحَسَنَ فَقَالَ إِنَّ لِي مِنَ الْوَلَدِ عَشَرَةً مَا قَبَّلْتُ أَحَدًا مِنْهُمْ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّهُ مَنْ لاَ يَرْحَمْ لاَ يُرْحَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer ve Saîd b. Abdirrahmân anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Dedi ki: Akra' b. Hâbis, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i Hasan'ı (İbn Ebî Ömer dedi ki: Hüseyin'i veya Hasan'ı) öperken gördü ve şöyle dedi: "Benim on tane çocuğum var, onlardan hiçbirini öpmedim." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Enes ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ dedi ki:) Ebû Seleme b. Abdirrahmân'ın ismi Abdullah b. Abdirrahmân b. Avf'tır. Bu, hasen sahih bir hadistir.

1912. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَكُونُ لأَحَدِكُمْ ثَلاَثُ بَنَاتٍ أَوْ ثَلاَثُ أَخَوَاتٍ فَيُحْسِنُ إِلَيْهِنَّ إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَنَسٍ وَجَابِرٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ مَالِكِ بْنِ سِنَانٍ وَسَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ هُوَ سَعْدُ بْنُ مَالِكِ بْنِ وُهَيْبٍ ‏.‏ وَقَدْ زَادُوا فِي هَذَا الإِسْنَادِ رَجُلاً ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o Saîd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden herhangi birinin üç kızı veya üç kız kardeşi olur da onlara iyi davranırsa muhakkak cennete girer.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Âişe, Ukbe b. Âmir, Enes, Câbir ve İbn Abbâs'tan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ dedi ki:) Ebû Saîd el-Hudrî'nin ismi Sa'd b. Mâlik b. Sinân'dır. Sa'd b. Ebî Vakkâs ise Sa'd b. Mâlik b. Vuheyb'dir. (Bazı raviler) bu isnada bir adam (daha) eklemişlerdir.

1913. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ مَسْلَمَةَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَجِيدِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ ابْتُلِيَ بِشَيْءٍ مِنَ الْبَنَاتِ فَصَبَرَ عَلَيْهِنَّ كُنَّ لَهُ حِجَابًا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Alâ b. Mesleme el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Abdulmecîd b. Abdilazîz, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim kız çocuklarından bir şeyle imtihan olunur da onlara sabrederse, onlar kendisi için ateşe (cehenneme) karşı bir perde olur.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen bir hadistir.

1914. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ وَزِيرٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، هُوَ الطَّنَافِسِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الرَّاسِبِيُّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ عَالَ جَارِيَتَيْنِ دَخَلْتُ أَنَا وَهُوَ الْجَنَّةَ كَهَاتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِأَصْبُعَيْهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ غَيْرَ حَدِيثٍ بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسٍ وَالصَّحِيحُ هُوَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَنَسٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Vezîr el-Vâsıtî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ubeyd (et-Tanâfisî) anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdilazîz er-Râsibî, Ebû Bekir b. Ubeydillah b. Enes b. Mâlik'ten, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim iki kız çocuğunu (büyüyüp yetişinceye kadar) besleyip yetiştirirse (ihtiyaçlarını karşılarsa), ben ve o cennete şu ikisi gibi gireriz.” (Parmağıyla işaret etti.) (Ebû Îsâ) der ki: Bu, bu vechile hasen garib bir hadistir. Muhammed b. Ubeyd, Muhammed b. Abdilazîz'den bu isnadla birçok hadis rivayet etmiş ve "Ebû Bekir b. Ubeydillah b. Enes'ten" demiştir. Ancak sahih olan (ismin) Ubeydullah b. Ebî Bekir b. Enes olmasıdır.

1915. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتِ امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ لَهَا فَسَأَلَتْ فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي شَيْئًا غَيْرَ تَمْرَةٍ فَأَعْطَيْتُهَا إِيَّاهَا فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا وَلَمْ تَأْكُلْ مِنْهَا ثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ فَدَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنِ ابْتُلِيَ بِشَيْءٍ مِنْ هَذِهِ الْبَنَاتِ كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize Ma'mer, İbn Şihâb'dan haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. Ebî Bekir b. Hazm, Urve'den, o da Âişe'den naklen anlattı. Dedi ki: Yanında iki kızı olan bir kadın (yanıma) girdi ve (bir şeyler) istedi. Yanımda bir hurmadan başka bir şey bulamadı. Ben de onu kendisine verdim. O hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı ve kendisi ondan (hiç) yemedi. Sonra kalktı ve çıktı. (Daha sonra) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem girdi, ben de durumu O'na haber verdim. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bu kız çocuklarından bir şeyle imtihan olunur (da onlara iyi davranırsa), onlar kendisi için ateşe karşı bir perde olur.” (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.

1916. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ بَشِيرٍ، عَنْ سَعِيدٍ الأَعْشَى، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ كَانَ لَهُ ثَلاَثُ بَنَاتٍ أَوْ ثَلاَثُ أَخَوَاتٍ أَوِ ابْنَتَانِ أَوْ أُخْتَانِ فَأَحْسَنَ صُحْبَتَهُنَّ وَاتَّقَى اللَّهَ فِيهِنَّ فَلَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Mübârek haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uyeyne, Süheyl b. Ebî Sâlih'ten, o Eyyûb b. Beşîr'den, o Saîd el-A'şâ'dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin üç kızı veya üç kız kardeşi veya iki kızı veya iki kız kardeşi olur da onlara iyi davranır ve onlar hakkında Allah'tan korkarsa, onun için cennet vardır.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu, garib bir hadistir.

1917. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ يَعْقُوبَ الطَّالْقَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ حَنَشٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَبَضَ يَتِيمًا بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَى طَعَامِهِ وَشَرَابِهِ أَدْخَلَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ الْبَتَّةَ إِلاَّ أَنْ يَعْمَلَ ذَنْبًا لاَ يُغْفَرُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ مُرَّةَ الْفِهْرِيِّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَنَشٌ هُوَ حُسَيْنُ بْنُ قَيْسٍ وَهُوَ أَبُو عَلِيٍّ الرَّحَبِيُّ وَسُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ يَقُولُ حَنَشٌ وَهُوَ ضَعِيفٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Saîd b. Ya'kûb et-Tâlekânî anlattı; dedi ki: Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; dedi ki: Babamı, Haneş'ten, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlatırken işittim ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Müslümanlar arasından bir yetimi yiyeceğine ve içeceğine (ortak ederek) yanına alırsa, affedilmeyen bir günah işlemediği sürece Allah onu muhakkak cennete koyar.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Mürre el-Fihrî, Ebû Hureyre, Ebû Ümâme ve Sehl b. Sa'd'dan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ dedi ki:) Haneş; Hüseyin b. Kays'tır, o Ebû Ali er-Rahabî'dir. Süleyman et-Teymî (ona) "Haneş" demektedir. O, hadis ehline göre zayıftır.

1918. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِمْرَانَ أَبُو الْقَاسِمِ الْمَكِّيُّ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ فِي الْجَنَّةِ كَهَاتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَشَارَ بِأُصْبُعَيْهِ يَعْنِي السَّبَّابَةَ وَالْوُسْطَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû'l-Kâsım Abdullah b. İmrân el-Mekkî el-Kureşî anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim, babasından, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben ve yetime kefil olan (bakımını üstlenen) kimse cennette şu ikisi gibiyiz.” Parmağıyla işaret etti; yani şehadet parmağı ve orta parmağıyla. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, hasen sahih bir hadistir.

1919. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَرْزُوقٍ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ زَرْبِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ جَاءَ شَيْخٌ يُرِيدُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَبْطَأَ الْقَوْمُ عَنْهُ أَنْ يُوَسِّعُوا لَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَزَرْبِيٌّ لَهُ أَحَادِيثُ مَنَاكِيرُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَغَيْرِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Merzûk el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Ubeyd b. Vâkıd, Zerbî'den anlattı. Dedi ki: Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Yaşlı bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i (görmek) isteyerek geldi. Oradakiler ona yer açmakta ağır davrandılar. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.” (Ebû Îsâ) der ki: Bu konuda Abdullah b. Amr, Ebû Hureyre, İbn Abbâs ve Ebû Ümâme'den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki:) Bu, garib bir hadistir. Zerbî'nin Enes b. Mâlik ve başkalarından rivayet ettiği münker hadisleri vardır.

1920. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيَعْرِفْ شَرَفَ كَبِيرِنَا ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، نَحْوَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ وَيَعْرِفْ حَقَّ كَبِيرِنَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir Muhammed b. Ebân anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Fudayl, Muhammed b. İshâk'tan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün şerefini (kadrini) bilmeyen bizden değildir.” (Diğer tarikle) Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde, Muhammed b. İshâk'tan bunun benzerini anlattı. Ancak o (lafzında): "Büyüğümüzün hakkını bilmeyen..." dedi.

1921. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا وَيَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَحَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ أَيْضًا ‏.‏ - قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مَعْنَى قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسَ مِنَّا ‏"‏ ‏.‏ يَقُولُ لَيْسَ مِنْ سُنَّتِنَا يَقُولُ لَيْسَ مِنْ أَدَبِنَا ‏.‏ وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ كَانَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ يُنْكِرُ هَذَا التَّفْسِيرَ لَيْسَ مِنَّا يَقُولُ لَيْسَ مِثْلَنَا ‏.‏

Bize Ebû Bekr Muhammed b. Ebân anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı, Şerîk'ten, o Leys'ten, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmayan bizden değildir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Muhammed b. İshâk'ın Amr b. Şuayb'dan rivayet ettiği hadis hasen sahihtir. Ayrıca bu, Abdullah b. Amr'dan bu vechin dışından da rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in "Bizden değildir" sözünün manası hakkında şöyle demişlerdir: Der ki: Bizim sünnetimizden değildir, bizim edebimizden değildir. Alî b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd dedi ki: Süfyân es-Sevrî bu tefsiri inkar ederdi; "Bizden değildir" sözünü "Bizim gibi değildir" [şeklinde anlardı].)

1922. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ لاَ يَرْحَمُ النَّاسَ لاَ يَرْحَمُهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı, İsmâîl b. Ebî Hâlid'den. Bize Kays b. Ebî Hâzim anlattı. Bize Cerîr b. Abdullah anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: Bu konuda Abdurrahman b. Avf, Ebû Saîd, İbn Ömer, Ebû Hüreyre ve Abdullah b. Amr'dan da rivayet vardır.)

1923. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، قَالَ كَتَبَ بِهِ إِلَىَّ مَنْصُورٌ وَقَرَأْتُهُ عَلَيْهِ سَمِعَ أَبَا عُثْمَانَ مَوْلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تُنْزَعُ الرَّحْمَةُ إِلاَّ مِنْ شَقِيٍّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَأَبُو عُثْمَانَ الَّذِي رَوَى عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ لاَ يُعْرَفُ اسْمُهُ وَيُقَالُ هُوَ وَالِدُ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ الَّذِي رَوَى عَنْهُ أَبُو الزِّنَادِ وَقَدْ رَوَى أَبُو الزِّنَادِ عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ حَدِيثٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Bize Ebû Dâvûd anlattı. Bize Şu'be haber verdi. Dedi ki: Mansûr bunu bana yazdı ve ben de onu kendisine okudum. O, Muğîre b. Şu'be'nin azatlısı Ebû Osmân'ı, Ebû Hüreyre'den naklederken işitmiş. Ebû Hüreyre dedi ki: Ebû'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Merhamet ancak şakî (bedbaht) olandan çekip alınır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Ebû Hüreyre'den rivayet eden Ebû Osmân'ın ismi bilinmemektedir. Denildi ki: O, Ebû'z-Zinâd'ın kendisinden rivayette bulunduğu Mûsâ b. Ebî Osmân'ın babasıdır. Ebû'z-Zinâd, Mûsâ b. Ebî Osmân'dan, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den birden fazla hadis rivayet etmiştir.)

1924. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي قَابُوسَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الرَّاحِمُونَ يَرْحَمُهُمُ الرَّحْمَنُ ارْحَمُوا مَنْ فِي الأَرْضِ يَرْحَمْكُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ الرَّحِمُ شُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلَهُ اللَّهُ وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعَهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân anlattı, Amr b. Dînâr'dan, o Ebû Kâbûs'tan, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Merhamet edenlere Rahmân da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin. Rahim (akrabalık bağı), Rahmân'dan bir daldır (şücne). Kim onu gözetirse Allah da onu gözetir, kim de onu keserse Allah da onunla (rahmet) bağını keser." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1925. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى إِقَامِ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Yahyâ b. Saîd anlattı, İsmâîl b. Ebî Hâlid'den, o Kays b. Ebî Hâzim'den, o da Cerîr b. Abdullah'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek ve her Müslümana nasihat etmek (samimi davranmak) üzere biat ettim. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1926. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ ثَلاَثَ مِرَارٍ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَنْ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَتَمِيمٍ الدَّارِيِّ وَجَرِيرٍ وَحَكِيمِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ عَنْ أَبِيهِ وَثَوْبَانَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Safvân b. Îsâ anlattı, Muhammed b. Aclân'dan, o Ka'kâ' b. Hakîm'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Din nasihattir (samimiyettir)." (Bunu üç kez tekrarladı). Dediler ki: "Kime ey Allah'ın Resûlü?" Şöyle buyurdu: "Allah'a, Kitabına, Müslümanların imamlarına (yöneticilerine) ve onların avamına (geneline)." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda İbn Ömer, Temîm ed-Dârî, Cerîr, Hakîm b. Ebî Yezîd'in babasından ve Sevbân'dan da rivayet vardır.)

1927. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَخُونُهُ وَلاَ يَكْذِبُهُ وَلاَ يَخْذُلُهُ كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ عِرْضُهُ وَمَالُهُ وَدَمُهُ التَّقْوَى هَا هُنَا بِحَسْبِ امْرِئٍ مِنَ الشَّرِّ أَنْ يَحْتَقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي أَيُّوبَ ‏.‏

Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kureşî anlattı. Babam bana anlattı, Hişâm b. Sa'd'dan, o Zeyd b. Eslem'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona ihanet etmez, ona yalan söylemez ve onu yardımsız bırakmaz (hüsrana uğratmaz). Her Müslümanın ırzı, malı ve kanı diğer Müslümana haramdır. Takva işte buradadır. Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini hakir (küçük) görmesi yeter." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Bu konuda Alî ve Ebû Eyyûb'dan da rivayet vardır.)

1928. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hasan b. Alî el-Hallâl ve birçoğu anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Üsâme anlattı, Büreyd b. Abdullah b. Ebî Bürde'den, o dedesi Ebû Bürde'den, o da Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mü'minin mü'mine karşı durumu, parçaları birbirini destekleyen (kenetlenmiş) bir bina gibidir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1929. Hadis

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ مِرْآةُ أَخِيهِ فَإِنْ رَأَى بِهِ أَذًى فَلْيُمِطْهُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَيَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ ضَعَّفَهُ شُعْبَةُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏

Bana Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi. Bize Yahyâ b. Ubeydullah haber verdi, babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşinin aynasıdır. Onda bir eziyet (kusur veya rahatsızlık veren bir şey) görürse onu ondan gidersin." (Ebû Îsâ der ki: Yahyâ b. Ubeydullah'ı Şu'be zayıf kabul etmiştir. Bu konuda Enes'ten de rivayet vardır.)

1930. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ فِي الدُّنْيَا يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ فِي الدُّنْيَا سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى أَبُو عَوَانَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ ‏.‏

Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kureşî anlattı. Babam bana anlattı, A'meş'ten. Dedi ki: Bana Ebû Sâlih'ten nakledilerek anlatıldı, o Ebû Hüreyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek şöyle buyurdu: "Kim bir Müslümandan dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntıyı ondan giderir. Kim dünyada zorda kalmış birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Kim dünyada bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da dünyada ve ahirette onu örter. Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da kulun yardımındadır." (Ebû Îsâ der ki: Dedi ki: Bu konuda İbn Ömer ve Ukbe b. Âmir'den de rivayet vardır. Bu hadis hasendir. Ebû Avâne ve birçoğu bu hadisi A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o Ebû Hüreyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den benzer şekilde rivayet etmişler, ancak 'Bana Ebû Sâlih'ten nakledilerek anlatıldı' ifadesini (aradaki kopukluğu) zikretmemişlerdir.)

1931. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ النَّهْشَلِيِّ، عَنْ مَرْزُوقٍ أَبِي بَكْرٍ التَّيْمِيِّ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ رَدَّ عَنْ عِرْضِ أَخِيهِ رَدَّ اللَّهُ عَنْ وَجْهِهِ النَّارَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi, Ebû Bekr en-Nehşelî'den, o Merzûk Ebû Bekr et-Teymî'den, o Ümmü'd-Derdâ'dan, o da Ebû'd-Derdâ'dan naklederek. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kardeşinin ırzını (onurunu/gıybetini) savunursa, Allah da kıyamet günü ateşi onun yüzünden savar." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Esmâ bint Yezîd'den de rivayet vardır. Bu hadis hasendir.)

1932. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثٍ يَلْتَقِيَانِ فَيَصُدُّ هَذَا وَيَصُدُّ هَذَا وَخَيْرُهُمَا الَّذِي يَبْدَأُ بِالسَّلاَمِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَهِشَامِ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي هِنْدٍ الدَّارِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân anlattı. Bize Zührî anlattı. (H) Ve bize Saîd b. Abdurrahman anlattı. Bize Süfyân anlattı, Zührî'den, o Atâ b. Yezîd el-Leysî'den, o da Ebû Eyyûb el-Ensârî'den naklederek. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi (terk etmesi) helal değildir. Karşılaşırlar, bu yüz çevirir, şu yüz çevirir. Onların en hayırlısı, selam ile başlayandır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Abdullah b. Mes'ûd, Enes, Ebû Hüreyre, Hişâm b. Âmir ve Ebû Hind ed-Dârî'den de rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)

1933. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ الْمَدِينَةَ آخَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُ وَبَيْنَ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ فَقَالَ لَهُ هَلُمَّ أُقَاسِمْكَ مَالِي نِصْفَيْنِ وَلِي امْرَأَتَانِ فَأُطَلِّقُ إِحْدَاهُمَا فَإِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُهَا فَتَزَوَّجْهَا ‏.‏ فَقَالَ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ دُلُّونِي عَلَى السُّوقِ ‏.‏ فَدَلُّوهُ عَلَى السُّوقِ فَمَا رَجَعَ يَوْمَئِذٍ إِلاَّ وَمَعَهُ شَيْءٌ مِنْ أَقِطٍ وَسَمْنٍ قَدِ اسْتَفْضَلَهُ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ وَعَلَيْهِ وَضَرٌ مِنْ صُفْرَةٍ فَقَالَ ‏"‏ مَهْيَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا أَصْدَقْتَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَوَاةً ‏.‏ قَالَ حُمَيْدٌ أَوْ قَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَزْنُ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ وَزْنُ ثَلاَثَةِ دَرَاهِمَ وَثُلُثٍ ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَزْنُ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ وَزْنُ خَمْسَةِ دَرَاهِمَ ‏.‏ سَمِعْتُ إِسْحَاقَ بْنَ مَنْصُورٍ يَذْكُرُ عَنْهُمَا هَذَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı. Bize Humeyd anlattı, Enes'ten. Dedi ki: Abdurrahman b. Avf Medine'ye geldiğinde, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla Sa'd b. er-Rebî' arasında kardeşlik kurdu. (Sa'd) ona dedi ki: "Gel malımı seninle ikiye bölelim. Benim iki eşim var, onlardan birini boşayayım, iddeti bitince onunla evlen." O da şöyle dedi: "Allah ehlinde ve malında sana bereket versin. Bana çarşının yolunu gösterin." Ona çarşıyı gösterdiler. O gün (çarşıdan) dönmedi, ancak yanında (kazandığı) bir miktar kurutulmuş yoğurt (keş) ve yağ olduğu halde döndü, bunları kâr etmişti. Bundan sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu gördü, üzerinde (düğünlerde sürülen) sarılık izi vardı. "Hayırdır (bu ne)?" dedi. O da: "Ensar'dan bir kadınla evlendim" dedi. (Nebi): "Ona mehir olarak ne verdin?" diye sordu. "Bir nevat (çekirdek ağırlığında) altın" dedi. Humeyd (bazen) şöyle derdi: "Veya bir çekirdek ağırlığınca altın." Bunun üzerine (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): "Bir koyunla da olsa velime (düğün yemeği) ver" buyurdu. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ahmed b. Hanbel dedi ki: Bir nevat ağırlığınca altın, üç dirhem ve üçte bir dirhem (3.33) ağırlığıdır. İshâk b. İbrâhîm ise şöyle dedi: Bir nevat ağırlığınca altın, beş dirhem ağırlığıdır. İshâk b. Mansûr'un bu ikisinden bunu zikrettiğini işittim.)

1934. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الْغِيبَةُ قَالَ ‏"‏ ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ فِيهِ مَا أَقُولُ قَالَ ‏"‏ إِنْ كَانَ فِيهِ مَا تَقُولُ فَقَدِ اغْتَبْتَهُ وَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِيهِ مَا تَقُولُ فَقَدْ بَهَتَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَرْزَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı, Alâ b. Abdurrahman'dan, o babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklederek. Dedi ki: (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): "Gıybet nedir (bilir misiniz)?" diye sordu. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dediler. Şöyle buyurdu: "Kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır." Dedi ki: "Gördün mü (ne dersin), ya söylediğim şey onda varsa?" Şöyle buyurdu: "Eğer söylediğin şey onda varsa, onun gıybetini yapmışsın demektir. Eğer onda söylediğin şey yoksa, ona iftira etmişsindir." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Berze, İbn Ömer ve Abdullah b. Amr'dan da rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)

1935. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ الْعَطَّارُ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَقَاطَعُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَلاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ وَالزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Abdülcebbâr b. El-Alâ el-Attâr ve Saîd b. Abdurrahman anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Zührî'den, o Enes'ten. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birbirinizle (ilginizi) kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun! Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi (terk etmesi) helal değildir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: Bu konuda Ebû Bekr es-Sıddîk, Zübeyr b. el-Avvâm, İbn Mes'ûd ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır.)

1936. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ حَسَدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَقُومُ بِهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُ هَذَا ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı. Bize Süfyân anlattı. Bize Zührî anlattı, Sâlim'den, o babasından naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Haset (gıpta) ancak iki şeyde olur: Allah'ın kendisine mal verdiği ve o malı gece gündüz (hak yolda) harcayan kimse; ve Allah'ın kendisine Kur'an verdiği ve onunla gece gündüz (ibadet edip okuyarak) kaim olan kimse." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. İbn Mes'ûd ve Ebû Hüreyre'den de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den buna benzer bir rivayet nakledilmiştir.)

1937. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الشَّيْطَانَ قَدْ يَئِسَ أَنْ يَعْبُدَهُ الْمُصَلُّونَ وَلَكِنْ فِي التَّحْرِيشِ بَيْنَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَسُلَيْمَانَ بْنِ عَمْرِو بْنِ الأَحْوَصِ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَأَبُو سُفْيَانَ اسْمُهُ طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı, A'meş'ten, o Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklederek. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şeytan, namaz kılanların kendisine ibadet etmesinden ümidini kesmiştir; lakin aralarını bozup birbirine düşürmekten (ümit kesmemiştir)." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Enes ve Süleymân b. Amr b. el-Ahvas'ın babasından da rivayet vardır. Bu hadis hasendir. Ebû Süfyân'ın ismi Talha b. Nâfi'dir.)

1938. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّهِ أُمِّ كُلْثُومٍ بِنْتِ عُقْبَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَيْسَ بِالْكَاذِبِ مَنْ أَصْلَحَ بَيْنَ النَّاسِ فَقَالَ خَيْرًا أَوْ نَمَى خَيْرًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Humeyd b. Abdurrahman'dan, o da annesi Ümmü Kulsûm bint Ukbe'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "İnsanların arasını düzelten, hayır söyleyen veya hayır (söz) taşıyan kimse yalancı değildir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1939. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، وَأَبُو أَحْمَدَ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَحِلُّ الْكَذِبُ إِلاَّ فِي ثَلاَثٍ يُحَدِّثُ الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ لِيُرْضِيَهَا وَالْكَذِبُ فِي الْحَرْبِ وَالْكَذِبُ لِيُصْلِحَ بَيْنَ النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مَحْمُودٌ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ لاَ يَصْلُحُ الْكَذِبُ إِلاَّ فِي ثَلاَثٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أَسْمَاءَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ خُثَيْمٍ ‏.‏ وَرَوَى دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَسْمَاءَ ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Ahmed ez-Zübeyrî anlattı. Bize Süfyân anlattı. (H) Yine bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Bize Bişr b. es-Serî ve Ebû Ahmed anlattılar. Bize Süfyân anlattı, Abdullah b. Osmân b. Huseym'den, o Şehr b. Havşeb'den, o da Esmâ bint Yezîd'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yalan şu üç yer dışında helal değildir: Kişinin eşini razı etmek (gönlünü almak) için ona konuşması, savaşta yalan söylemek ve insanların arasını düzeltmek için yalan söylemek." Mahmûd hadisinde şöyle dedi: "Yalan (şu üç yer dışında) doğru (uygun) olmaz..." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Biz bunu Esmâ'nın hadisinden sadece İbn Huseym rivayetiyle biliyoruz. Dâvûd b. Ebî Hind bu hadisi Şehr b. Havşeb'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiş, ancak senedinde Esmâ'yı zikretmemiştir. Bunu bize Muhammed b. El-Alâ Ebû Küreyb anlattı. Bize İbn Ebî Zâide anlattı, Dâvûd b. Ebî Hind'den naklederek. Bu konuda Ebû Bekr'den de rivayet vardır.)

1940. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ لُؤْلُؤَةَ، عَنْ أَبِي صِرْمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ ضَارَّ ضَارَّ اللَّهُ بِهِ وَمَنْ شَاقَّ شَاقَّ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Leys anlattı, Yahyâ b. Saîd'den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o Lü'lüe'den, o da Ebû Sırma'dan naklederek. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Kim (birine) zarar verirse Allah da ona zarar verir. Kim de (birine) güçlük çıkarırsa Allah da ona güçlük çıkarır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Bu konuda Ebû Bekr'den de rivayet vardır.)

1941. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ الْعُكْلِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا فَرْقَدٌ السَّبَخِيُّ، عَنْ مُرَّةَ بْنِ شَرَاحِيلَ الْهَمْدَانِيِّ، وَهُوَ الطَّيِّبُ - عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَلْعُونٌ مَنْ ضَارَّ مُؤْمِنًا أَوْ مَكَرَ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı. Bize Zeyd b. el-Hubâb el-Uklî anlattı. Bana Ebû Seleme el-Kindî anlattı. Bize Ferkad es-Sabahî anlattı, Mürre b. Şerâhîl el-Hemdânî'den -ki o Et-Tayyib'dir-, o da Ebû Bekr es-Sıddîk'tan naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir mü'mine zarar veren veya ona hile yapan (kötü tuzak kuran) lanetlenmiştir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir.)

1942. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، هُوَ ابْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ - عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Leys b. Sa'd anlattı, Yahyâ b. Saîd'den, o Ebû Bekr'den -ki o İbn Muhammed b. Amr b. Hazm'dır-, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu (komşuyu komşuya) mirasçı kılacak sandım." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1943. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ شَابُورَ، وَبَشِيرٍ أَبِي إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، ذُبِحَتْ لَهُ شَاةٌ فِي أَهْلِهِ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ أَهْدَيْتُمْ لِجَارِنَا الْيَهُودِيِّ أَهْدَيْتُمْ لِجَارِنَا الْيَهُودِيِّ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَالْمِقْدَادِ بْنِ الأَسْوَدِ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي شُرَيْحٍ وَأَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ عَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيْضًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Dâvûd b. Şâbûr ve Beşîr Ebû İsmâîl'den, onlar da Mücâhid'den naklederek. (Dedi ki): Abdullah b. Amr için ailesi içinde bir koyun kesildi. (Eve) geldiğinde şöyle dedi: "Yahudi komşumuza hediye ettiniz mi? Yahudi komşumuza hediye ettiniz mi? Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu (komşuyu komşuya) mirasçı kılacak sandım.'" (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Âişe, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Enes, Mikdâd b. el-Esved, Ukbe b. Âmir, Ebû Şureyh ve Ebû Ümâme'den de rivayet vardır. Bu hadis bu vechiyle hasen garibtir. Bu hadis Mücâhid'den, o Âişe'den ve Ebû Hüreyre'den, onlar da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den olmak üzere de rivayet edilmiştir.)

1944. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ شَرِيكٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَيْرُ الأَصْحَابِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِصَاحِبِهِ وَخَيْرُ الْجِيرَانِ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرُهُمْ لِجَارِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيُّ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı, Hayve b. Şurayh'tan, o Şurahbîl b. Şerîk'ten, o Ebû Abdurrahman el-Hubulî'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına karşı en hayırlı olandır. Allah katında komşuların en hayırlısı da komşusuna karşı en hayırlı olandır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Ebû Abdurrahman el-Hubulî'nin ismi Abdullah b. Yezîd'dir.)

1945. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِخْوَانُكُمْ جَعَلَهُمُ اللَّهُ فِتْيَةً تَحْتَ أَيْدِيكُمْ فَمَنْ كَانَ أَخُوهُ تَحْتَ يَدِهِ فَلْيُطْعِمْهُ مِنْ طَعَامِهِ وَلْيُلْبِسْهُ مِنْ لِبَاسِهِ وَلاَ يُكَلِّفْهُ مَا يَغْلِبُهُ فَإِنْ كَلَّفَهُ مَا يَغْلِبُهُ فَلْيُعِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Bize Süfyân anlattı, Vâsıl'dan, o Ma'rûr b. Süveyd'den, o da Ebû Zer'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Hizmetçileriniz) kardeşlerinizdir; Allah onları sizin elinizin altına (idaresine) vermiştir. Kimin eli altında kardeşi bulunuyorsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerinin yetmeyeceği şeyi yüklemesin. Eğer onlara (güçlerini aşan) ağır bir iş yüklerseniz, onlara yardım ediniz." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Alî, Ümmü Seleme, İbn Ömer ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)

1946. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ يَحْيَى، عَنْ فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ، عَنْ مُرَّةَ الطَّيِّبِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ سَيِّئُ الْمَلَكَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ أَيُّوبُ السَّخْتِيَانِيُّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ فِي فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı, Hemmâm b. Yahyâ'dan, o Ferkad es-Sabahî'den, o Mürre et-Tayyib'den, o da Ebû Bekr'den naklederek. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Yönetimi (eli) altındakilere kötü davranan cennete giremez." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Eyyûb es-Sahtiyânî ve birçoğu, hafızası yönünden Ferkad es-Sabahî hakkında konuşmuşlardır.)

1947. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ غَزْوَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم نَبِيُّ التَّوْبَةِ ‏ "‏ مَنْ قَذَفَ مَمْلُوكَهُ بَرِيئًا مِمَّا قَالَ لَهُ أَقَامَ عَلَيْهِ الْحَدَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ كَمَا قَالَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَابْنُ أَبِي نُعْمٍ هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي نُعْمٍ الْبَجَلِيُّ يُكْنَى أَبَا الْحَكَمِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi, Fudayl b. Gazvân'dan, o İbn Ebî Nu'm'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklederek. Dedi ki: Tövbe Peygamberi Ebû'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesine, söylediği (suçtan) beri (masum) olduğu halde zina iftirasında bulunursa, kıyamet günü ona had (cezası) uygulanır; ancak (durum) dediği gibi ise (yani köle gerçekten o suçu işlemişse) o başka." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. İbn Ebî Nu'm, Abdurrahman b. Ebî Nu'm el-Becelî'dir, künyesi Ebû'l-Hakem'dir. Bu konuda Süveyd b. Mukarrin ve Abdullah b. Ömer'den de rivayet vardır.)

1948. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا مُؤَمَّلٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كُنْتُ أَضْرِبُ مَمْلُوكًا لِي فَسَمِعْتُ قَائِلاً مِنْ خَلْفِي يَقُولُ ‏"‏ اعْلَمْ أَبَا مَسْعُودٍ اعْلَمْ أَبَا مَسْعُودٍ ‏"‏ ‏.‏ فَالْتَفَتُّ فَإِذَا أَنَا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ لَلَّهُ أَقْدَرُ عَلَيْكَ مِنْكَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو مَسْعُودٍ فَمَا ضَرَبْتُ مَمْلُوكًا لِي بَعْدَ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَإِبْرَاهِيمُ التَّيْمِيُّ هُوَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ شَرِيكٍ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı. Bize Müemmel anlattı. Bize Süfyân anlattı, A'meş'ten, o İbrâhîm et-Teymî'den, o babasından, o da Ebû Mes'ûd el-Ensârî'den naklederek. Dedi ki: Kölemi dövüyordum. Arkamdan birinin şöyle dediğini işittim: "Bilmiş ol Ey Ebû Mes'ûd! Bilmiş ol Ey Ebû Mes'ûd!" Dönüp baktım ki o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem idi. Şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah'ın senin üzerindeki gücü, senin o (köle) üzerindeki gücünden daha fazladır." Ebû Mes'ûd dedi ki: "Bundan sonra hiçbir kölemi dövmedim." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. İbrâhîm et-Teymî, İbrâhîm b. Yezîd b. Şerîk'tir.)

1949. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عَبَّاسٍ الْحَجَرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَمْ أَعْفُو عَنِ الْخَادِمِ فَصَمَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَمْ أَعْفُو عَنِ الْخَادِمِ فَقَالَ ‏ "‏ كُلَّ يَوْمٍ سَبْعِينَ مَرَّةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَرَوَاهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ عَنْ أَبِي هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيِّ نَحْوًا مِنْ هَذَا ‏.‏ وَالْعَبَّاسُ هُوَ ابْنُ جُلَيْدٍ الْحَجَرِيُّ الْمِصْرِيُّ ‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي هَانِئٍ الْخَوْلاَنِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ وَرَوَى بَعْضُهُمْ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَهْبٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Rişdîn b. Sa'd anlattı, Ebû Hâni' el-Havlânî'den, o Abbâs el-Hacerî'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklederek. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Hizmetçiyi ne kadar (kaç kez) affedeyim?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sustu. Sonra (adam) tekrar: "Ey Allah'ın Resûlü! Hizmetçiyi ne kadar affedeyim?" dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Her gün yetmiş kere." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garibtir. Abdullah b. Vehb de bunu Ebû Hâni' el-Havlânî'den buna benzer şekilde rivayet etmiştir. Abbâs, İbn Cüleyd el-Hacerî el-Mısrî'dir. Bize Kuteybe anlattı; bize Abdullah b. Vehb anlattı, Ebû Hâni' el-Havlânî'den, bu isnadla benzerini. Bazıları bu hadisi Abdullah b. Vehb'den bu isnadla rivayet edip 'Abdullah b. Amr'dan' demişlerdir.)

1950. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هَارُونَ الْعَبْدِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا ضَرَبَ أَحَدُكُمْ خَادِمَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ فَارْفَعُوا أَيْدِيَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَبُو هَارُونَ الْعَبْدِيُّ اسْمُهُ عُمَارَةُ بْنُ جُوَيْنٍ ‏.‏ قَالَ قَالَ أَبُو بَكْرٍ الْعَطَّارُ قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ ضَعَّفَ شُعْبَةُ أَبَا هَارُونَ الْعَبْدِيَّ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى وَمَا زَالَ ابْنُ عَوْنٍ يَرْوِي عَنْ أَبِي هَارُونَ حَتَّى مَاتَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi, Süfyân'dan, o Ebû Hârûn el-Abdî'den, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri hizmetçisini döverken, o Allah'ı zikrederse (Allah'ın adını anarsa) ellerinizi çekin." (Ebû Îsâ der ki: Ebû Hârûn el-Abdî'nin ismi Umâre b. Cüveyn'dir. Dedi ki: Ebû Bekr el-Attâr dedi ki: Alî b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd dedi ki: Şu'be, Ebû Hârûn el-Abdî'yi zayıf kabul etmiştir. Yahyâ dedi ki: İbn Avn, ölene kadar Ebû Hârûn'dan rivayette bulunmaya devam etti.)

1951. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى، عَنْ نَاصِحٍ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأَنْ يُؤَدِّبَ الرَّجُلُ وَلَدَهُ خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَنَاصِحٌ هُوَ ابْنُ الْعَلاَءِ كُوفِيٌّ لَيْسَ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ بِالْقَوِيِّ وَلاَ يُعْرَفُ هَذَا الْحَدِيثُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَنَاصِحٌ شَيْخٌ آخَرُ بَصْرِيٌّ يَرْوِي عَنْ عَمَّارِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ وَغَيْرِهِ هُوَ أَثْبَتُ مِنْ هَذَا ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı. Bize Yahyâ b. Ya'lâ anlattı, Nâsih'ten, o Simâk b. Harb'den, o da Câbir b. Semüre'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişinin çocuğunu terbiye etmesi (ona edep öğretmesi), bir sâ' sadaka vermesinden daha hayırlıdır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Nâsih, İbnü'l-Alâ'dır, Kûfelidir ve hadis ehli yanında kavi (güçlü) değildir. Bu hadis sadece bu vechiyle bilinir. Nâsih isminde Basralı bir başka şeyh daha vardır ki Ammâr b. Ebî Ammâr ve başkalarından rivayet eder; o bundan daha sağlamdır.)

1952. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَامِرُ بْنُ أَبِي عَامِرٍ الْخَزَّازُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أَدَبٍ حَسَنٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَامِرِ بْنِ أَبِي عَامِرٍ الْخَزَّازِ وَهُوَ عَامِرُ بْنُ صَالِحِ بْنِ رُسْتُمَ الْخَزَّازُ وَأَيُّوبُ بْنُ مُوسَى هُوَ ابْنُ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِي ‏.‏ وَهَذَا عِنْدِي حَدِيثٌ مُرْسَلٌ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Bize Âmir b. Ebî Âmir el-Hazzâz anlattı. Bize Eyyûb b. Mûsâ anlattı, babasından, o da dedesinden naklederek. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Hiçbir baba çocuğuna, güzel edepten (terbiyeden) daha üstün bir bağışta bulunmamıştır." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis garibtir. Biz bunu sadece Âmir b. Ebî Âmir el-Hazzâz'ın hadisinden biliyoruz. O, Âmir b. Sâlih b. Rüstem el-Hazzâz'dır. Eyyûb b. Mûsâ ise, (Mûsâ) b. Amr b. Saîd b. el-Âs'ın oğludur. Bu hadis benim yanımda mürseldir.)

1953. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَكْثَمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْبَلُ الْهَدِيَّةَ وَيُثِيبُ عَلَيْهَا ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عِيسَى بْنِ يُونُسَ عَنْ هِشَامٍ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Eksem ve Alî b. Haşrem anlattılar; dediler ki: Bize Îsâ b. Yûnus anlattı, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek. (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hediyeyi kabul eder ve ona karşılık verirdi. (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Enes, İbn Ömer ve Câbir'den de rivayet vardır. Bu hadis bu vechiyle hasen garib sahihtir. Biz bunu Îsâ b. Yûnus'un Hişâm'dan rivayeti dışında merfû olarak bilmiyoruz.)

1954. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ لاَ يَشْكُرِ النَّاسَ لاَ يَشْكُرِ اللَّهَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. el-Mübârek haber verdi. Bize Rebî' b. Müslim anlattı. Bize Muhammed b. Ziyâd anlattı, Ebû Hüreyre'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1955. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، ح وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الرُّؤَاسِيُّ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَشْكُرِ النَّاسَ لَمْ يَشْكُرِ اللَّهَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَالأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı, İbn Ebî Leylâ'dan. (H) Ve bize Süfyân b. Vekî' anlattı. Bize Humeyd b. Abdurrahman er-Ruâsî anlattı, İbn Ebî Leylâ'dan, o Atıyye'den, o da Ebû Saîd'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Eş'as b. Kays ve Nu'mân b. Beşîr'den de rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)

1956. Hadis

حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُرَشِيُّ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو زُمَيْلٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أَخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأَمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَنَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أَرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَبَصَرُكَ لِلرَّجُلِ الرَّدِيءِ الْبَصَرِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَةَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِفْرَاغُكَ مِنْ دَلْوِكَ فِي دَلْوِ أَخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَجَابِرٍ وَحُذَيْفَةَ وَعَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو زُمَيْلٍ اسْمُهُ سِمَاكُ بْنُ الْوَلِيدِ الْحَنَفِيُّ ‏.‏

Bize Abbâs b. Abdilazîm el-Amberî anlattı. Bize Nadr b. Muhammed el-Cüreşî el-Yemâmî anlattı. Bize İkrime b. Ammâr anlattı. Bize Ebû Zümeyl anlattı, Mâlik b. Mersed'den, o babasından, o da Ebû Zer'den naklederek. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için sadakadır. İyiliği emretmen, kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybetmiş (sapmış) bir adama yol göstermen senin için sadakadır. Gözü az gören bir adama (yardımcı olup) görmen senin için sadakadır. Yoldan taşı, dikeni ve kemiği kaldırman senin için sadakadır. Kendi kovandan kardeşinin kovasına (su) boşaltman senin için sadakadır." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda İbn Mes'ûd, Câbir, Huzeyfe, Âişe ve Ebû Hüreyre'den de rivayet vardır. Bu hadis hasen garibtir. Ebû Zümeyl'in ismi Simâk b. Velîd el-Hanefî'dir.)

1957. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْسَجَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ مَنَحَ مَنِيحَةَ لَبَنٍ أَوْ وَرِقٍ أَوْ هَدَى زُقَاقًا كَانَ لَهُ مِثْلُ عِتْقِ رَقَبَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ حَدِيثِ أَبِي إِسْحَاقَ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ وَشُعْبَةُ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ ‏.‏ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ مَنْ مَنَحَ مَنِيحَةَ وَرِقٍ ‏"‏ ‏.‏ إِنَّمَا يَعْنِي بِهِ قَرْضَ الدَّرَاهِمِ قَوْلُهُ ‏"‏ أَوْ هَدَى زُقَاقًا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي بِهِ هِدَايَةَ الطَّرِيقِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı. Bize İbrâhîm b. Yûsuf b. Ebî İshâk anlattı, babasından, o Ebû İshâk'tan, o Talha b. Musarrif'ten naklederek. Dedi ki: Abdurrahman b. Avsece'yi şöyle derken işittim: Berâ b. Âzib'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim bir süt keçisi (veya devesi) veya gümüş (para) ödünç verirse ya da (yol sorana) yol gösterirse, bu onun için bir köle azat etmek gibidir." (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahih garibtir. Ebû İshâk'ın Talha b. Musarrif'ten rivayeti olarak sadece bu vechiyle biliyoruz. Mansûr b. el-Mu'temir ve Şu'be de bu hadisi Talha b. Musarrif'ten rivayet etmişlerdir. Bu konuda Nu'mân b. Beşîr'den de rivayet vardır. Nebi'nin "Kim gümüş (para) menihasında bulunursa" sözünün manası, dirhem (para) borç vermektir. "Veya yol gösterirse" sözü ise, yolu tarif etmek manasındadır.)

1958. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي فِي طَرِيقٍ إِذْ وَجَدَ غُصْنَ شَوْكٍ فَأَخَّرَهُ فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَرْزَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي ذَرٍّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, Mâlik b. Enes'ten, o Sümeyy'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hüreyre'den naklederek. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir adam yolda yürürken dikenli bir dal buldu ve onu (yoldan) uzaklaştırdı. Allah da ona teşekkür etti ve onu bağışladı." (Ebû Îsâ der ki: Bu konuda Ebû Berze, İbn Abbâs ve Ebû Zer'den de rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.)

1959. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا حَدَّثَ الرَّجُلُ الْحَدِيثَ ثُمَّ الْتَفَتَ فَهِيَ أَمَانَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَإِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı, ona Abdullah b. el-Mübarek haber verdi, ona İbn Ebî Zi’b, Abdurrahman b. Atâ’dan, o Abdülmelik b. Câbir b. Atîk’ten, o da Câbir b. Abdullah’tan rivayet ederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kişi bir söz söyleyip sonra (etrafına) bakınırsa, o söz (orada bulunanlara) bir emanettir.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir. Bunu sadece İbn Ebî Zi’b’in rivayetinden biliyoruz.)

1960. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْخَطَّابِ، زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ لَيْسَ لِي مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ مَا أَدْخَلَ عَلَىَّ الزُّبَيْرُ أَفَأُعْطِي قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ وَلاَ تُوكِي فَيُوكَى عَلَيْكِ ‏"‏ ‏.‏ يَقُولُ لاَ تُحْصِي فَيُحْصَى عَلَيْكِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَرَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ بِهَذَا الإِسْنَادِ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنهما وَرَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا عَنْ أَيُّوبَ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ‏.‏

Bize Ebu’l-Hattâb Ziyâd b. Yahyâ el-Basrî anlattı, bize Hâtim b. Verdân anlattı, bize Eyyûb, İbn Ebî Müleyke’den, o da Esmâ bint Ebî Bekir’den naklederek şöyle dedi: Ey Allah’ın Resûlü! Zübeyr’in eve getirdiğinden başka benim hiçbir şeyim yok. (Ondan) infak edeyim mi? dedim. Buyurdu ki: “Evet, (kesenin ağzını) bağlama, aksi halde Allah da sana karşı (nimet yollarını) bağlar.” (Ravi) der ki: (Malı) Sayıp saklama, aksi halde Allah da sana karşı (nimetini) sayıp esirger. Bu konuda Âişe ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bazıları bu hadisi bu isnadla İbn Ebî Müleyke’den, o Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr’den, o Esmâ bint Ebî Bekir’den rivayet etmişlerdir. Birçokları da bunu Eyyûb’dan rivayet etmiş fakat senedinde Abbâd b. Abdullah b. Zübeyr’i zikretmemişlerdir.)

1961. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَرَفَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْوَرَّاقُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّخِيُّ قَرِيبٌ مِنَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِنَ الْجَنَّةِ قَرِيبٌ مِنَ النَّاسِ بَعِيدٌ مِنَ النَّارِ وَالْبَخِيلُ بَعِيدٌ مِنَ اللَّهِ بَعِيدٌ مِنَ الْجَنَّةِ بَعِيدٌ مِنَ النَّاسِ قَرِيبٌ مِنَ النَّارِ وَلَجَاهِلٌ سَخِيٌّ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ عَابِدٍ بَخِيلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنِ الأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سَعِيدِ بْنِ مُحَمَّدٍ ‏.‏ وَقَدْ خُولِفَ سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ فِي رِوَايَةِ هَذَا الْحَدِيثِ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ إِنَّمَا يُرْوَى عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ عَائِشَةَ شَيْءٌ مُرْسَلٌ ‏.‏

Bize Hasan b. Arafe anlattı, bize Saîd b. Muhammed el-Verrâk anlattı, Yahyâ b. Saîd’den, o el-A’rec’den, o Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cömert kişi; Allah’a yakındır, cennete yakındır, insanlara yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise; Allah’tan uzaktır, cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır, cehenneme yakındır. Cömert bir cahil, Allah’a (Azze ve Celle), cimri bir abidden daha sevimlidir.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu Yahyâ b. Saîd’in el-A’rec’den, onun da Ebû Hureyre’den rivayeti olarak sadece Saîd b. Muhammed’in hadisinden biliyoruz. Saîd b. Muhammed’e bu hadisin Yahyâ b. Saîd’den rivayetinde muhalefet edilmiştir. Bu hadis Yahyâ b. Saîd’den, o Âişe’den mürsel bir şey (haber) olarak rivayet edilmektedir.)

1962. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ غَالِبٍ الْحُدَّانِيُّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَصْلَتَانِ لاَ تَجْتَمِعَانِ فِي مُؤْمِنٍ الْبُخْلُ وَسُوءُ الْخُلُقِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ صَدَقَةَ بْنِ مُوسَى ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏

Bize Ebû Hafs Amr b. Alî anlattı, bize Ebû Dâvûd haber verdi, bize Sadaka b. Mûsâ anlattı, bize Mâlik b. Dînâr anlattı, Abdullah b. Gâlib el-Huddânî’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki haslet vardır ki bir mü’minde bir araya gelmez: Cimrilik ve kötü ahlak.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece Sadaka b. Mûsâ’nın hadisinden biliyoruz. Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir.)

1963. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ مُوسَى، عَنْ فَرْقَدٍ السَّبَخِيِّ، عَنْ مُرَّةَ الطَّيِّبِ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ خِبٌّ وَلاَ مَنَّانٌ وَلاَ بَخِيلٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı, bize Yezîd b. Hârûn anlattı, bize Sadaka b. Mûsâ, Farkad es-Sebahî’den, o Mürre et-Tayyib’den, o da Ebû Bekir es-Sıddîk’tan naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hilekâr (düzenbaz), yaptığı iyiliği başa kakan (mennân) ve cimri kimse cennete giremez.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir.)

1964. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ بِشْرِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ غِرٌّ كَرِيمٌ وَالْفَاجِرُ خِبٌّ لَئِيمٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi’ anlattı, bize Abdürrezzâk anlattı, Bişr b. Râfi’den, o Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’min; saf (iyi niyetinden dolayı aldatılabilen) ve kerimdir (cömert/asil). Fâcir (günahkâr/kötü) kişi ise; hilekâr ve leîmdir (cimri/alçak).” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu vecihten (yoldan) biliyoruz.)

1965. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ نَفَقَةُ الرَّجُلِ عَلَى أَهْلِهِ صَدَقَةٌ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı, bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi, Şu’be’den, o Adî b. Sâbit’ten, o Abdullah b. Yezîd’den, o da Ebû Mes’ûd el-Ensârî’den naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişinin ailesine yaptığı harcama (nafaka), bir sadakadır.” Bu konuda Abdullah b. Amr, Amr b. Ümeyye ed-Damrî ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1966. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَفْضَلُ الدِّينَارِ دِينَارٌ يُنْفِقُهُ الرَّجُلُ عَلَى عِيَالِهِ وَدِينَارٌ يُنْفِقُهُ الرَّجُلُ عَلَى دَابَّتِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدِينَارٌ يُنْفِقُهُ الرَّجُلُ عَلَى أَصْحَابِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ بَدَأَ بِالْعِيَالِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ فَأَىُّ رَجُلٍ أَعْظَمُ أَجْرًا مِنْ رَجُلٍ يُنْفِقُ عَلَى عِيَالٍ لَهُ صِغَارٍ يُعِفُّهُمُ اللَّهُ بِهِ وَيُغْنِيهِمُ اللَّهُ بِهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Hammâd b. Zeyd anlattı, Eyyûb’dan, o Ebû Kılâbe’den, o Ebû Esmâ’dan, o da Sevbân’dan naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “(Sevabı) en üstün dinar; kişinin ailesine (çoluk çocuğuna) harcadığı dinardır. (Sonra) kişinin Allah yolunda (cihatta) bineğine harcadığı dinar ve kişinin Allah yolunda arkadaşlarına harcadığı dinardır.” Ebû Kılâbe dedi ki: (Resûlullah) aile fertleri ile başladı. Sonra şöyle dedi: “Allah’ın kendileri sebebiyle iffetli kıldığı ve zenginleştirdiği (ihtiyaçlarını giderdiği) küçük aile fertlerine harcama yapan adamdan daha büyük ecirli (sevaplı) hangi adam vardır?” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1967. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْعَدَوِيِّ، أَنَّهُ قَالَ أَبْصَرَتْ عَيْنَاىَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ حِينَ تَكَلَّمَ بِهِ قَالَ ‏"‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ جَائِزَتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَمَا جَائِزَتُهُ قَالَ ‏"‏ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَالضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ وَمَا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ فَهُوَ صَدَقَةٌ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Leys b. Sa’d anlattı, Saîd b. Ebî Saîd el-Makbûrî’den, o Ebû Şurayh el-Adevî’den naklederek (Ebû Şurayh) şöyle dedi: Bu sözü konuşurken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i iki gözüm gördü, iki kulağım da işitti. Şöyle buyurdu: “Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikramda bulunsun; (ona) câizesini (hakkını) versin.” Dediler ki: Onun câizesi nedir? Buyurdu ki: “Bir gün ve bir gecedir. Misafirlik (hakkı) üç gündür. Bundan sonrası ise sadakadır. Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1968. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْكَعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ وَجَائِزَتُهُ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَمَا أُنْفِقَ عَلَيْهِ بَعْدَ ذَلِكَ فَهُوَ صَدَقَةٌ وَلاَ يَحِلُّ لَهُ أَنْ يَثْوِيَ عِنْدَهُ حَتَّى يُحْرِجَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَاللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو شُرَيْحٍ الْخُزَاعِيُّ هُوَ الْكَعْبِيُّ وَهُوَ الْعَدَوِيُّ اسْمُهُ خُوَيْلِدُ بْنُ عَمْرٍو ‏.‏ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ لاَ يَثْوِي عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الضَّيْفَ لاَ يُقِيمُ عِنْدَهُ حَتَّى يَشْتَدَّ عَلَى صَاحِبِ الْمَنْزِلِ وَالْحَرَجُ هُوَ الضِّيقُ إِنَّمَا قَوْلُهُ ‏"‏ حَتَّى يُحْرِجَهُ ‏"‏ ‏.‏ يَقُولُ حَتَّى يُضَيِّقَ عَلَيْهِ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı, bize Süfyân anlattı, İbn Acilân’dan, o Saîd el-Makbûrî’den, o da Ebû Şurayh el-Ka’bî’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Misafirlik üç gündür. Câizesi (özel ikramı) ise bir gün ve bir gecedir. Bundan sonra ona harcanan şey sadakadır. (Misafirin), ev sahibini sıkıntıya sokacak kadar onun yanında kalması helal olmaz.” Bu konuda Âişe ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Bunu Mâlik b. Enes ve Leys b. Sa’d, Saîd el-Makbûrî’den rivayet etmişlerdir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Şurayh el-Huzâî; el-Ka’bî ve el-Adevî diye de bilinir. Adı Huveylid b. Amr’dır. Hadisteki “lâ yesvî indehu” sözünün manası; ev sahibine zorluk verinceye kadar misafirin onun yanında kalmamasıdır. “el-Harac”; darlık ve sıkıntı demektir. “Hattâ yuhricahu” sözü, onu darlığa ve sıkıntıya sokuncaya kadar, demektir.)

1969. Hadis

حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، يَرْفَعُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّاعِي عَلَى الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ كَالَّذِي يَصُومُ النَّهَارَ وَيَقُومُ اللَّيْلَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏ وَهَذَا الْحَدِيثُ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو الْغَيْثِ اسْمُهُ سَالِمٌ مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُطِيعٍ وَثَوْرُ بْنُ زَيْدٍ مَدَنِيٌّ وَثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ شَامِيٌّ ‏.‏

Bize el-Ensârî anlattı, bize Ma’n anlattı, bize Mâlik, Safvân b. Süleym’den nakledip (senedini) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yükselterek şöyle dedi: “Dul kadın ve yoksulun işlerine koşturan (onların ihtiyaçlarını gören) kişi, Allah yolunda cihat eden kimse gibidir. Yahut gündüzü oruçlu, geceyi ibadetle geçiren kimse gibidir.” Bize el-Ensârî anlattı, bize Ma’n anlattı, bize Mâlik, Sevr b. Zeyd ed-Dîlî’den, o Ebu’l-Gays’tan, o da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisin benzerini rivayet etti. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen garip sahihtir. Ebu’l-Gays’ın adı Sâlim’dir, Abdullah b. Mutî’in azatlısıdır. Sevr b. Zeyd Medineli, Sevr b. Yezîd ise Şamlıdır.)

1970. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْمُنْكَدِرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ وَإِنَّ مِنَ الْمَعْرُوفِ أَنْ تَلْقَى أَخَاكَ بِوَجْهٍ طَلْقٍ وَأَنْ تُفْرِغَ مِنْ دَلْوِكَ فِي إِنَاءِ أَخِيكَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي ذَرٍّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize el-Münkedir b. Muhammed b. el-Münkedir anlattı, babasından, o da Câbir b. Abdullah’tan naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her maruf (iyilik) bir sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman ve kovandan kardeşinin kabına (su) boşaltman da maruftandır (iyiliktendir).” Bu konuda Ebû Zer’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir.)

1971. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ وَمَا يَزَالُ الرَّجُلُ يَصْدُقُ وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَإِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ وَمَا يَزَالُ الْعَبْدُ يَكْذِبُ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ وَعُمَرَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ وَابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı, bize Ebû Muâviye anlattı, A’meş’ten, o Şakîk b. Seleme’den, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Doğruluktan (sıdk) ayrılmayın. Zira doğruluk iyiliğe (birr), iyilik de cennete götürür. Kişi doğru söylemeye ve doğruyu araştırmaya devam ederse, sonunda Allah katında ‘Sıddîk’ (çok doğru sözlü) olarak yazılır. Yalandan sakının. Zira yalan kötülüğe (fucûr), kötülük de cehenneme götürür. Kul yalan söylemeye ve yalanı araştırmaya devam ederse, sonunda Allah katında ‘Kezzâb’ (çok yalancı) olarak yazılır.” Bu konuda Ebû Bekir es-Sıddîk, Ömer, Abdullah b. eş-Şihhîr ve İbn Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1972. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ الرَّحِيمِ بْنِ هَارُونَ الْغَسَّانِيِّ حَدَّثَكُمْ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي رَوَّادٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا كَذَبَ الْعَبْدُ تَبَاعَدَ عَنْهُ الْمَلَكُ مِيلاً مِنْ نَتْنِ مَا جَاءَ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى فَأَقَرَّ بِهِ عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ هَارُونَ فَقَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ تَفَرَّدَ بِهِ عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ هَارُونَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı, (ve şöyle) dedi: Abdurrahîm b. Hârûn el-Gassânî’ye dedim ki: Size Abdülazîz b. Ebî Ravvâd, Nâfi’den, o da İbn Ömer’den naklen Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu mu anlattı?: “Kul yalan söylediği zaman, yaptığı şeyin (yalanın) kokusundan dolayı melek ondan bir mil uzaklaşır.” Yahyâ dedi ki: Abdurrahîm b. Hârûn bunu ikrar ederek “Evet” dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu sadece bu vecihten (yoldan) biliyoruz. Abdurrahîm b. Hârûn bu hadisi rivayette tek kalmıştır.)

1973. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا كَانَ خُلُقٌ أَبْغَضَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْكَذِبِ وَلَقَدْ كَانَ الرَّجُلُ يُحَدِّثُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْكِذْبَةِ فَمَا يَزَالُ فِي نَفْسِهِ حَتَّى يَعْلَمَ أَنَّهُ قَدْ أَحْدَثَ مِنْهَا تَوْبَةً ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı, bize Abdürrezzâk anlattı, Ma’mer’den, o Eyyûb’dan, o İbn Ebî Müleyke’den, o da Âişe’den naklederek (Âişe) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e yalandan daha sevimsiz (buğzettiği) bir huy yoktu. Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında bir yalan söylese, o kişinin bundan tevbe ettiğini (Nebi) bilinceye kadar (bu durum) O’nun içinden hiç çıkmazdı (o kişiye karşı kırgınlığı geçmezdi). (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasendir.)

1974. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا كَانَ الْفُحْشُ فِي شَيْءٍ إِلاَّ شَانَهُ وَمَا كَانَ الْحَيَاءُ فِي شَيْءٍ إِلاَّ زَانَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّزَّاقِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdila’lâ es-San’ânî ve başkaları anlattı, dediler ki: Bize Abdürrezzâk anlattı, Ma’mer’den, o Sâbit’den, o da Enes’ten naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Fuhuş (çirkin söz ve davranış) girdiği her şeyi mutlaka çirkinleştirir (lekeler). Hayâ ise girdiği her şeyi mutlaka süsler (güzelleştirir).” Bu konuda Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu sadece Abdürrezzâk’ın rivayetinden biliyoruz.)

1975. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يُحَدِّثُ عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خِيَارُكُمْ أَحَاسِنُكُمْ أَخْلاَقًا ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاحِشًا وَلاَ مُتَفَحِّشًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, bize Ebû Dâvûd anlattı, bize Şu’be haber verdi, A’meş’ten, o şöyle dedi: Ebû Vâil’i işittim, Mesrûk’tan, o da Abdullah b. Amr’dan naklederek şöyle diyordu: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır.” (Ravi der ki:) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ne çirkin söz söylerdi ne de çirkin davranırdı. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1976. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَلاَعَنُوا بِلَعْنَةِ اللَّهِ وَلاَ بِغَضَبِهِ وَلاَ بِالنَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı, bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı, bize Hişâm anlattı, Katâde’den, o Hasan’dan, o da Semüre b. Cündeb’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birbirinize Allah’ın laneti, gazabı ve cehennem azabı ile lanet etmeyin (beddua etmeyin).” Bu konuda İbn Abbâs, Ebû Hureyre, İbn Ömer ve İmrân b. Husayn’dan da hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1977. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الأَزْدِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَابِقٍ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَيْسَ الْمُؤْمِنُ بِالطَّعَّانِ وَلاَ اللَّعَّانِ وَلاَ الْفَاحِشِ وَلاَ الْبَذِيءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ el-Ezdî el-Basrî anlattı, bize Muhammed b. Sâbık anlattı, İsrâîl’den, o A’meş’ten, o İbrâhîm’den, o Alkame’den, o da Abdullah (b. Mes’ûd)’dan naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’min; (insanları) kötüleyen, (onlara) lanet eden, çirkin sözlü ve hayâsız (ağzı bozuk) kimse değildir.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Abdullah’tan bu vecihten (yoldan) başka bir şekilde de rivayet edilmiştir.)

1978. Hadis

حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ الطَّائِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنْ رَجُلاً، لَعَنَ الرِّيحَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَلْعَنِ الرِّيحَ فَإِنَّهَا مَأْمُورَةٌ وَإِنَّهُ مَنْ لَعَنَ شَيْئًا لَيْسَ لَهُ بِأَهْلٍ رَجَعَتِ اللَّعْنَةُ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا أَسْنَدَهُ غَيْرَ بِشْرِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏

Bize Zeyd b. Ahzem et-Tâî el-Basrî anlattı, bize Bişr b. Ömer anlattı, bize Ebân b. Yezîd anlattı, Katâde’den, o Ebu’l-Âliye’den, o da İbn Abbâs’tan naklederek şöyle dedi: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında rüzgâra lanet etti. Bunun üzerine (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Rüzgâra lanet etme; çünkü o (Allah tarafından) emrolunmuştur (memurdur). Kim layık olmayan bir şeye lanet ederse, o lanet kendisine döner.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu Bişr b. Ömer’den başka müsned olarak rivayet eden bir kimse bilmiyoruz.)

1979. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عِيسَى الثَّقَفِيِّ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى الْمُنْبَعِثِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ تَعَلَّمُوا مِنْ أَنْسَابِكُمْ مَا تَصِلُونَ بِهِ أَرْحَامَكُمْ فَإِنَّ صِلَةَ الرَّحِمِ مَحَبَّةٌ فِي الأَهْلِ مَثْرَاةٌ فِي الْمَالِ مَنْسَأَةٌ فِي الأَثَرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ مَنْسَأَةٌ فِي الأَثَرِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي زِيَادَةً فِي الْعُمُرِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed anlattı, bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi, Abdülmelik b. Îsâ es-Sakafî’den, o Yezîd Mevlâ el-Münbais’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sıla-i rahim yapacağınız (akrabalık bağlarını gözeteceğiniz) kadar soylarınızı (nesebinizi) öğrenin. Zira sıla-i rahim; aile içinde sevgi(ye vesile), malda artış (bereket) ve ömürde (ecelde) gecikmedir.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis bu vecihten gariptir. “Menseetün fi’l-eser” sözünün manası; ömürde artış (uzama) demektir.)

1980. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا دَعْوَةٌ أَسْرَعَ إِجَابَةً مِنْ دَعْوَةِ غَائِبٍ لِغَائِبٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَالإِفْرِيقِيُّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ وَهُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زِيَادِ بْنِ أَنْعُمٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ هُوَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيُّ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı, bize Kabîsa anlattı, Süfyân’dan, o Abdurrahman b. Ziyâd b. En’um’dan, o Abdullah b. Yezîd’den, o da Abdullah b. Amr’dan naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İcabeti (kabulü) en hızlı olan dua, gaibin gaibe (bir kişinin diğerine, onun gıyabında) yaptığı duadır.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu vecihten (yoldan) biliyoruz. El-İfrîkî hadiste zayıf kabul edilir; o Abdurrahman b. Ziyâd b. En’um’dur. Abdullah b. Yezîd ise Ebû Abdurrahman el-Hubulî’dir.)

1981. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمُسْتَبَّانِ مَا قَالاَ فَعَلَى الْبَادِي مِنْهُمَا مَا لَمْ يَعْتَدِ الْمَظْلُومُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı, Alâ b. Abdurrahman’dan, o babasından, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birbirine söven iki kişinin söyledikleri (günah), mazlum olan (haddi) aşmadığı sürece, sövüşmeyi ilk başlatanın üzerinedir.” Bu konuda Sa’d, İbn Mes’ûd ve Abdullah b. Mugaffel’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1982. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَسُبُّوا الأَمْوَاتَ فَتُؤْذُوا الأَحْيَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدِ اخْتَلَفَ أَصْحَابُ سُفْيَانَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَرَوَى بَعْضُهُمْ مِثْلَ رِوَايَةِ الْحَفَرِيِّ وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ سُفْيَانَ عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ قَالَ سَمِعْتُ رَجُلاً يُحَدِّثُ عِنْدَ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, bize Ebû Dâvûd el-Haferî anlattı, Süfyân’dan, o Ziyâd b. İlâka’dan naklederek şöyle dedi: Mugîre b. Şu’be’yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Ölülere sövmeyin, (aksi takdirde bu sebeple) hayatta olanları incitirsiniz.” (Ebû Îsâ der ki: Süfyân’ın arkadaşları bu hadiste ihtilaf ettiler. Bazıları Haferî’nin rivayetinin benzerini rivayet etti. Bazıları da Süfyân’dan, o Ziyâd b. İlâka’dan naklederek: “(Ziyâd dedi ki:) Mugîre b. Şu’be’nin yanında bir adamın, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu manada bir hadis naklettiğini işittim” şeklinde rivayet ettiler.)

1983. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زُبَيْدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ وَقِتَالُهُ كُفْرٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ زُبَيْدٌ قُلْتُ لأَبِي وَائِلٍ أَأَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, bize Vekî’ anlattı, bize Süfyân anlattı, Zübeyd b. el-Hâris’ten, o Ebû Vâil’den, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslümana sövmek fâsıklık, onunla savaşmak ise küfürdür.” Zübeyd dedi ki: Ebû Vâil’e: Bunu Abdullah’tan sen mi işittin? diye sordum. “Evet” dedi. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1984. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ غُرَفًا تُرَى ظُهُورُهَا مِنْ بُطُونِهَا وَبُطُونُهَا مِنْ ظُهُورِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ لِمَنْ هِيَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِمَنْ أَطَابَ الْكَلاَمَ وَأَطْعَمَ الطَّعَامَ وَأَدَامَ الصِّيَامَ وَصَلَّى لِلَّهِ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَدِيثِ فِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ هَذَا مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ وَهُوَ كُوفِيٌّ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ الْقُرَشِيُّ مَدَنِيٌّ وَهُوَ أَثْبَتُ مِنْ هَذَا وَكِلاَهُمَا كَانَا فِي عَصْرٍ وَاحِدٍ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı, bize Alî b. Müshir anlattı, Abdurrahman b. İshâk’tan, o Nu’mân b. Sa’d’dan, o da Alî’den naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennette öyle köşkler vardır ki; içlerinden dışları, dışlarından da içleri görünür.” Bir bedevî ayağa kalktı ve: Onlar kimin içindir Ey Allah’ın Resûlü? dedi. Buyurdu ki: “(Konuşurken) güzel söz söyleyen, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uykudayken geceleyin Allah için namaz kılan kimseler içindir.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece Abdurrahman b. İshâk’ın hadisinden biliyoruz. Bazı hadis ehli, hafızası yönünden bu Abdurrahman b. İshâk hakkında konuşmuşlardır (onu tenkit etmişlerdir). O Kûfelidir. Abdurrahman b. İshâk el-Kuraşî ise Medinelidir ve o bundan daha sağlamdır. Her ikisi de aynı asırda yaşamıştır.)

1985. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ نِعِمَّا لأَحَدِهِمْ أَنْ يُطِيعَ رَبَّهُ وَيُؤَدِّيَ حَقَّ سَيِّدِهِ ‏"‏ يَعْنِي الْمَمْلُوكَ ‏.‏ وَقَالَ كَعْبٌ صَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مُوسَى وَابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı, bize Süfyân anlattı, A’meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Onlardan (kölelerden) birinin Rabbine itaat edip efendisinin de hakkını ödemesi (yerine getirmesi) ne güzeldir!” (Ravi der ki:) Kâ’b: Allah ve Resûlü doğru söyledi, dedi. Bu konuda Ebû Mûsâ ve İbn Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1986. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الْيَقْظَانِ، عَنْ زَاذَانَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ عَلَى كُثْبَانِ الْمِسْكِ أُرَاهُ قَالَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَبْدٌ أَدَّى حَقَّ اللَّهِ وَحَقَّ مَوَالِيهِ وَرَجُلٌ أَمَّ قَوْمًا وَهُمْ بِهِ رَاضُونَ وَرَجُلٌ يُنَادِي بِالصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ عَنْ أَبِي الْيَقْظَانِ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ وَكِيعٍ وَأَبُو الْيَقْظَانِ اسْمُهُ عُثْمَانُ بْنُ قَيْسٍ وَيُقَالُ ابْنُ عُمَيْرٍ وَهُوَ أَشْهَرُ ‏.‏

Bize Ebû Kurayb anlattı, bize Vekî’ anlattı, Süfyân’dan, o Ebu’l-Yakzân’dan, o Zâzân’dan, o da İbn Ömer’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki (kıyamet günü) misk tepeleri üzerindedirler: Allah’ın hakkını ve efendilerinin hakkını ödeyen köle. Bir kavme imam olup onlar tarafından sevilen (razı olunan) kişi. Her gün ve gecede beş vakit namaz için ezan okuyan kişi.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen gariptir. Bunu Süfyân es-Sevrî’nin Ebu’l-Yakzân’dan rivayeti olarak sadece Vekî’in hadisinden biliyoruz. Ebu’l-Yakzân’ın adı Osman b. Kays’tır, İbn Umeyr de denilir ki bu daha meşhurdur.)

1987. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ أَبِي شَبِيبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ وَأَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، وَأَبُو نُعَيْمٍ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ مَحْمُودٌ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ أَبِي شَبِيبٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ مَحْمُودٌ وَالصَّحِيحُ حَدِيثُ أَبِي ذَرٍّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı, bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı, bize Süfyân anlattı, Habîb b. Ebî Sâbit’ten, o Meymûn b. Ebî Şebîb’den, o da Ebû Zer’den naklederek (Ebû Zer) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Nerede olursan ol Allah’tan kork. Kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara da güzel ahlakla muamele et.” Bu konuda Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, bize Ebû Ahmed ve Ebû Nuaym anlattı, Süfyân’dan, o Habîb’den, bu isnadla hadisin benzerini rivayet etti. Mahmûd dedi ki: Bize Vekî’ anlattı, Süfyân’dan, o Habîb b. Ebî Sâbit’ten, o Meymûn b. Ebî Şebîb’den, o da Muâz b. Cebel’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu hadisin benzerini rivayet etti. Mahmûd dedi ki: Sahih olan Ebû Zer hadisidir.)

1988. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ عَبْدَ بْنَ حُمَيْدٍ يَذْكُرُ عَنْ بَعْضِ أَصْحَابِ سُفْيَانَ قَالَ قَالَ سُفْيَانُ الظَّنُّ ظَنَّانِ فَظَنٌّ إِثْمٌ وَظَنٌّ لَيْسَ بِإِثْمٍ فَأَمَّا الظَّنُّ الَّذِي هُوَ إِثْمٌ فَالَّذِي يَظُنُّ ظَنًّا وَيَتَكَلَّمُ بِهِ وَأَمَّا الظَّنُّ الَّذِي لَيْسَ بِإِثْمٍ فَالَّذِي يَظُنُّ وَلاَ يَتَكَلَّمُ بِهِ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı, bize Süfyân anlattı, Ebu’z-Zinâd’dan, o A’rec’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zandan sakının. Çünkü zan, sözün en yalan olanıdır.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir. Abd b. Humeyd’i, Süfyân’ın bazı arkadaşlarından naklen şöyle derken işittim: Süfyân dedi ki: Zan iki türlüdür. Bir zan vardır ki günahtır, bir zan vardır ki günah değildir. Günah olan zan; kişinin zannettiği ve (bu zannını) konuştuğu (dile getirdiği) zandır. Günah olmayan zan ise; kişinin zannettiği fakat konuşmadığı (içinde tuttuğu) zandır.)

1989. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْوَضَّاحِ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُخَالِطُنَا حَتَّى إِنْ كَانَ لَيَقُولُ لأَخٍ لِي صَغِيرٍ ‏ "‏ يَا أَبَا عُمَيْرٍ مَا فَعَلَ النُّغَيْرُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ، نَحْوَهُ ‏.‏ وَأَبُو التَّيَّاحِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ حُمَيْدٍ الضُّبَعِيُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. el-Vaddâh el-Kûfî anlattı, bize Abdullah b. İdrîs anlattı, Şu’be’den, o Ebu’t-Teyyâh’tan, o da Enes’ten naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (zaman zaman) bizim aramıza karışırdı; hatta küçük bir kardeşime (şaka yollu): “Ey Ebâ Umeyr! Ne yaptı Nugayr (küçük serçe kuşu)?” derdi. Bize Hennâd anlattı, bize Vekî’ anlattı, Şu’be’den, o Ebu’t-Teyyâh’tan, o da Enes’ten bu hadisin benzerini rivayet etti. Ebu’t-Teyyâh’ın ismi Yezîd b. Humeyd ed-Dubaî’dir. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1990. Hadis

حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ تُدَاعِبُنَا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لاَ أَقُولُ إِلاَّ حَقًّا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صحيح‏

Bize Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî el-Bağdâdî anlattı, bize Alî b. el-Hasan anlattı, bize Abdullah b. el-Mübarek haber verdi, Üsâme b. Zeyd’den, o Saîd el-Makbûrî’den, o da Ebû Hureyre’den naklederek şöyle dedi: (Sahabeler) dediler ki: Ey Allah’ın Resûlü! Sen bizimle şakalaşıyorsun. Buyurdu ki: “(Evet, şakalaşırım ama) ben ancak hakkı (doğruyu) söylerim.” (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahihtir.)

1991. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْوَاسِطِيُّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، اسْتَحْمَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي حَامِلُكَ عَلَى وَلَدِ النَّاقَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَصْنَعُ بِوَلَدِ النَّاقَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَهَلْ تَلِدُ الإِبِلَ إِلاَّ النُّوقُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Hâlid b. Abdullah el-Vâsıtî anlattı, Humeyd’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek şöyle dedi: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den binek (hayvanı) istedi. (Resûlullah): “Seni bir dişi devenin yavrusuna bindireceğim” buyurdu. Adam: Ey Allah’ın Resûlü! Ben dişi deve yavrusunu ne yapayım? (Beni taşımaz ki) dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Develeri dişi develerden başkası mı doğurur?” (Yani her deve zaten bir annenin yavrusudur). (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis hasen sahih gariptir.)

1992. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ ‏ "‏ يَا ذَا الأُذُنَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَحْمُودٌ قَالَ أَبُو أُسَامَةَ يَعْنِي مَازَحَهُ ‏.‏ وَهَذَا الْحَدِيثُ حَدِيثٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı, bize Ebû Üsâme anlattı, Şerîk’ten, o Âsım el-Ahvel’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklederek şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine (Enes’e): “Ey iki kulaklı!” dedi. Mahmûd dedi ki: Ebû Üsâme: (Bununla) ona şaka yaptığını kastediyor, dedi. Bu hadis sahih gariptir.

1993. Hadis

حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ الْعَمِّيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ وَرْدَانَ اللَّيْثِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ الْكَذِبَ وَهُوَ بَاطِلٌ بُنِيَ لَهُ فِي رَبَضِ الْجَنَّةِ وَمَنْ تَرَكَ الْمِرَاءَ وَهُوَ مُحِقٌّ بُنِيَ لَهُ فِي وَسَطِهَا وَمَنْ حَسَّنَ خُلُقَهُ بُنِيَ لَهُ فِي أَعْلاَهَا ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا الْحَدِيثُ حَدِيثٌ حَسَنٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ سَلَمَةَ بْنِ وَرْدَانَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏

Bize Ukbe b. Mükrem el-Ammî el-Basrî anlattı, bize İbn Ebî Füdeyk anlattı, bana Seleme b. Verdân el-Leysî, Enes b. Mâlik’ten naklederek anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Batıl olduğu halde (şaka bile olsa) yalanı terk edene cennetin kenarında bir köşk yapılır. Haklı olduğu halde tartışmayı (münakaşayı) terk edene cennetin ortasında bir köşk yapılır. Ahlakını güzelleştirene ise cennetin en yükseğinde bir köşk yapılır.” Bu hadis hasendir. Bunu sadece Seleme b. Verdân’ın Enes b. Mâlik’ten rivayeti olarak biliyoruz.

1994. Hadis

حَدَّثَنَا فَضَالَةُ بْنُ الْفَضْلِ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ ابْنِ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كَفَى بِكَ إِثْمًا أَنْ لاَ تَزَالَ مُخَاصِمًا ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا الْحَدِيثُ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Fadâle b. el-Fadl el-Kûfî anlattı, bize Ebû Bekir b. Ayyâş anlattı, İbn Vehb b. Münebbih’ten, o babasından, o da İbn Abbâs’tan naklederek şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sürekli husumet (çekişme) halinde olman sana günah olarak yeter.” Bu hadis gariptir. Bunu sadece bu vecihten (yoldan) biliyoruz.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.