682. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كَانَ أَوَّلُ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ صُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ وَمَرَدَةُ الْجِنِّ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ فَلَمْ يُفْتَحْ مِنْهَا بَابٌ. وَفُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ فَلَمْ يُغْلَقْ مِنْهَا بَابٌ وَيُنَادِي مُنَادٍ يَا بَاغِيَ الْخَيْرِ أَقْبِلْ وَيَا بَاغِيَ الشَّرِّ أَقْصِرْ وَلِلَّهِ عُتَقَاءُ مِنَ النَّارِ وَذَلِكَ كُلَّ لَيْلَةٍ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَسَلْمَانَ .
Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ b. Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı; A'meş'ten; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan ayının ilk gecesi olduğu zaman şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurulur. Cehennem kapıları kapatılır ve onlardan hiçbir kapı açılmaz. Cennet kapıları açılır ve onlardan hiçbir kapı kapanmaz. Bir münadi (çağırıcı) şöyle seslenir: ‘Ey hayır isteyen! (İbadete) yönel. Ey şer isteyen! (Kötülükten) vazgeç.’ Ve Allah'ın ateşten azat ettiği kimseler vardır. Bu, (Ramazan'ın) her gecesi böyledir.” Dedi ki: Bu konuda Abdurrahman b. Avf, İbn Mes'ûd ve Selmân'dan da hadis rivayet edilmiştir.
683. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، وَالْمُحَارِبِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَقَامَهُ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " . هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ الَّذِي رَوَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ رِوَايَةِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي بَكْرٍ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ، فَقَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَوْلَهُ " إِذَا كَانَ أَوَّلُ لَيْلَةٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ " . فَذَكَرَ الْحَدِيثَ . قَالَ مُحَمَّدٌ وَهَذَا أَصَحُّ عِنْدِي مِنْ حَدِيثِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde ve Muhâribî anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim inanarak ve sevabını (Allah'tan) umarak Ramazan orucunu tutar ve (gecesini) ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır. Kim de inanarak ve sevabını (Allah'tan) umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” Bu hadis sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Bekr b. Ayyâş'ın rivayet ettiği Ebû Hureyre hadisi gariptir. Biz bunu Ebû Bekr b. Ayyâş'ın A'meş'ten; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hureyre'den rivayeti dışında bilmiyoruz. Dedi ki: Muhammed b. İsmâîl'e bu hadisi sordum. Dedi ki: Bize Hasan b. er-Rabî' anlattı; bize Ebu'l-Ahvas anlattı; A'meş'ten; Mücâhid'den; onun (Mücâhid'in kendi) sözü olarak: “Ramazan ayının ilk gecesi olduğu zaman...” diyerek hadisi zikretti. Muhammed dedi ki: Bu, benim yanımda Ebû Bekr b. Ayyâş'ın hadisinden daha sahihtir.
684. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقَدَّمُوا الشَّهْرَ بِيَوْمٍ وَلاَ بِيَوْمَيْنِ إِلاَّ أَنْ يُوَافِقَ ذَلِكَ صَوْمًا كَانَ يَصُومُهُ أَحَدُكُمْ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَعُدُّوا ثَلاَثِينَ ثُمَّ أَفْطِرُوا " . رَوَى مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ عَنْ بَعْضِ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِ هَذَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ بَعْضِ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا أَنْ يَتَعَجَّلَ الرَّجُلُ بِصِيَامٍ قَبْلَ دُخُولِ شَهْرِ رَمَضَانَ لِمَعْنَى رَمَضَانَ وَإِنْ كَانَ رَجُلٌ يَصُومُ صَوْمًا فَوَافَقَ صِيَامُهُ ذَلِكَ فَلاَ بَأْسَ بِهِ عِنْدَهُمْ .
Bize Ebû Küreyb anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleyman anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ayın (Ramazan'ın) girişinden bir veya iki gün önce oruç tutmayın. Ancak sizden birinin (mutad olarak) tutmakta olduğu bir oruca denk gelmesi müstesna. Onu (hilali) gördüğünüzde oruç tutun, onu gördüğünüzde iftar edin (bayram yapın). Eğer size (hava) kapalı gelirse otuza tamamlayın, sonra bayram edin.” Mansûr b. el-Mu'temir, Rib'î b. Hirâş'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazılarından bunun benzerini rivayet etmiştir. Dedi ki: Bu konuda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazılarından da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin ameli buna göredir. Kişinin Ramazan niyetiyle (karşılamak için) Ramazan girmeden oruç tutmasını kerih görmüşlerdir. Ancak kişi (nafile) bir oruç tutuyorsa ve (bu günler) onun o orucuna denk gelirse, onlara göre bunda bir sakınca yoktur.
685. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقَدَّمُوا شَهْرَ رَمَضَانَ بِصِيَامٍ قَبْلَهُ بِيَوْمٍ أَوْ يَوْمَيْنِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ رَجُلٌ كَانَ يَصُومُ صَوْمًا فَلْيَصُمْهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Alî b. el-Mübârek'ten; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan ayının girişinden bir veya iki gün önce oruç tutmayın. Ancak (mutad olarak) bir oruç tutmakta olan kimse müstesna; o, o orucu tutsun.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
686. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ قَيْسٍ الْمُلاَئِيِّ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ فَأُتِيَ بِشَاةٍ مَصْلِيَّةٍ فَقَالَ كُلُوا . فَتَنَحَّى بَعْضُ الْقَوْمِ فَقَالَ إِنِّي صَائِمٌ . فَقَالَ عَمَّارٌ مَنْ صَامَ الْيَوْمَ الَّذِي يَشُكُّ فِيهِ النَّاسُ فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَمَّارٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَمَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ كَرِهُوا أَنْ يَصُومَ الرَّجُلُ الْيَوْمَ الَّذِي يُشَكُّ فِيهِ وَرَأَى أَكْثَرُهُمْ إِنْ صَامَهُ فَكَانَ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ أَنْ يَقْضِيَ يَوْمًا مَكَانَهُ .
Bize Ebû Saîd Abdullâh b. Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; Amr b. Kays el-Mülâî'den; Ebû İshâk'tan; Sıla b. Züfer'den; dedi ki: Biz Ammâr b. Yâsir'in yanındaydık. Kızartılmış bir koyun getirildi. (Ammâr): “Yiyiniz” dedi. Topluluktan bazıları (sofradan) çekildi ve: “Ben oruçluyum” dedi. Bunun üzerine Ammâr şöyle dedi: “Kim insanların şüphe ettiği günde oruç tutarsa, Ebu'l-Kâsım sallallâhu aleyhi ve sellem’e isyan etmiştir.” Dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre ve Enes'ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ammâr hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve onlardan sonraki tâbiînden ilim ehlinin çoğuna göre amel buna göredir. Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, Abdullâh b. el-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir; onlar kişinin şüphe edilen günde oruç tutmasını kerih görmüşlerdir. Onların çoğu; eğer kişi o gün oruç tutar ve o günün Ramazan'dan olduğu anlaşılırsa, onun yerine bir gün kaza etmesi gerektiği görüşündedirler.
687. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ حَجَّاجٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَحْصُوا هِلاَلَ شَعْبَانَ لِرَمَضَانَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ لاَ نَعْرِفُهُ مِثْلَ هَذَا إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ . وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَقَدَّمُوا شَهْرَ رَمَضَانَ بِيَوْمٍ وَلاَ يَوْمَيْنِ " . وَهَكَذَا رُوِيَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوُ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو اللَّيْثِيِّ .
Bize Müslim b. Haccâc anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan için Şaban hilalini sayınız (iyice takip ediniz).” Ebû Îsâ dedi ki: Biz Ebû Hureyre hadisini bu şekliyle sadece Ebû Muâviye'nin hadisinden biliyoruz. Sahih olan ise; Muhammed b. Amr'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen şu hadistir: “Ramazan ayının girişinden bir veya iki gün önce oruç tutmayın.” Yine Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den, Muhammed b. Amr el-Leysî hadisinin benzeri rivayet edilmiştir.
688. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَصُومُوا قَبْلَ رَمَضَانَ صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ فَإِنْ حَالَتْ دُونَهُ غَيَايَةٌ فَأَكْمِلُوا ثَلاَثِينَ يَوْمًا " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي بَكْرَةَ وَابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Simâk b. Harb'den; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ramazan'dan önce oruç tutmayınız. Onu (hilali) gördüğünüzde oruç tutun, onu gördüğünüzde iftar edin (bayram yapın). Eğer aranıza bir bulut girerse, (sayıyı) otuz güne tamamlayınız.” Dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Ebû Bekre ve İbn Ömer'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir ve ondan birçok vecihten rivayet edilmiştir.
689. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنِي عِيسَى بْنُ دِينَارٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ بْنِ أَبِي ضِرَارٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ مَا صُمْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تِسْعًا وَعِشْرِينَ أَكْثَرُ مِمَّا صُمْنَا ثَلاَثِينَ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَسَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَنَسٍ وَجَابِرٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَأَبِي بَكْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشَّهْرُ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ " .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide anlattı; dedi ki: Bana Îsâ b. Dînâr haber verdi; babasından; Amr b. el-Hâris b. Ebî Dirâr'dan; İbn Mes'ûd'dan; dedi ki: “Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yirmi dokuz gün oruç tuttuğum zamanlar, otuz gün tuttuğumuz zamanlardan daha fazladır.” Dedi ki: Bu konuda Ömer, Ebû Hureyre, Âişe, Sa'd b. Ebî Vakkâs, İbn Abbâs, İbn Ömer, Enes, Câbir, Ümmü Seleme ve Ebû Bekre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: “Ay, yirmi dokuz gündür” buyurduğu rivayet edilmiştir.
690. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ قَالَ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ شَهْرًا فَأَقَامَ فِي مَشْرُبَةٍ تِسْعًا وَعِشْرِينَ يَوْمًا قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ آلَيْتَ شَهْرًا فَقَالَ " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer anlattı; Humeyd'den; Enes'ten; (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanımlarından bir ay uzak duracağına dair yemin etti (îlâ yaptı) ve yirmi dokuz gün bir meşrubede (çardakta) kaldı. (İnsanlar): “Ey Allah'ın Resûlü! Bir ay için yemin etmiştiniz” dediler. Buyurdu ki: “Ay, yirmi dokuzdur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
691. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي ثَوْرٍ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ الْهِلاَلَ . قَالَ " أَتَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَتَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " يَا بِلاَلُ أَذِّنْ فِي النَّاسِ أَنْ يَصُومُوا غَدًا " . حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، نَحْوَهُ بِهَذَا الإِسْنَادِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ فِيهِ اخْتِلاَفٌ . وَرَوَى سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، وَغَيْرُهُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً وَأَكْثَرُ أَصْحَابِ سِمَاكٍ رَوَوْا عَنْ سِمَاكٍ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ قَالُوا تُقْبَلُ شَهَادَةُ رَجُلٍ وَاحِدٍ فِي الصِّيَامِ . وَبِهِ يَقُولُ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَأَهْلُ الْكُوفَةِ . قَالَ إِسْحَاقُ لاَ يُصَامُ إِلاَّ بِشَهَادَةِ رَجُلَيْنِ . وَلَمْ يَخْتَلِفْ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الإِفْطَارِ أَنَّهُ لاَ يُقْبَلُ فِيهِ إِلاَّ شَهَادَةُ رَجُلَيْنِ .
Bize Muhammed b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; dedi ki: Bize Velîd b. Ebî Sevr anlattı; Simâk'ten; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir bedevî geldi ve: “Ben hilali gördüm” dedi. (Resûlullah): “Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik eder misin? Ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik eder misin?” buyurdu. (Adam): “Evet” dedi. (Resûlullah): “Ey Bilâl! İnsanlara ilan et, yarın oruç tutsunlar” buyurdu. Bize Ebû Küreyb anlattı; bize Hüseyin el-Cu'fî anlattı; Zâide'den; Simâk'ten; bu isnatla hadisin benzerini (rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisinde ihtilaf vardır. Süfyân es-Sevrî ve başkaları bu hadisi Simâk'ten; İkrime'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmişlerdir. Simâk'in ashabının çoğu, (hadisi) Simâk'ten; İkrime'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmişlerdir. İlim ehlinin çoğunun ameli bu hadise göredir; dediler ki: “Oruç (başlangıcı) konusunda tek bir adamın şahitliği kabul edilir.” İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve Kûfe ehli bu görüştedir. İshâk dedi ki: “Ancak iki adamın şahitliği ile oruç tutulur.” İftar (bayram yapma) konusunda ise ilim ehli ihtilaf etmemiştir; bunda ancak iki adamın şahitliği kabul edilir.
692. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ رَمَضَانُ وَذُو الْحِجَّةِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي بَكْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً . قَالَ أَحْمَدُ مَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ " شَهْرَا عِيدٍ لاَ يَنْقُصَانِ " . يَقُولُ لاَ يَنْقُصَانِ مَعًا فِي سَنَةٍ وَاحِدَةٍ شَهْرُ رَمَضَانَ وَذُو الْحِجَّةِ إِنْ نَقَصَ أَحَدُهُمَا تَمَّ الآخَرُ . وَقَالَ إِسْحَاقُ مَعْنَاهُ " لاَ يَنْقُصَانِ " يَقُولُ وَإِنْ كَانَ تِسْعًا وَعِشْرِينَ فَهُوَ تَمَامٌ غَيْرُ نُقْصَانٍ . وَعَلَى مَذْهَبِ إِسْحَاقَ يَكُونُ يَنْقُصُ الشَّهْرَانِ مَعًا فِي سَنَةٍ وَاحِدَةٍ .
Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Hâlid el-Hazzâ'dan; Abdurrahman b. Ebî Bekre'den; babasından; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki bayram ayı eksilmezler: Ramazan ve Zilhicce.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Bekre hadisi hasen hadistir. Bu hadis Abdurrahman b. Ebî Bekre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak da rivayet edilmiştir. Ahmed dedi ki: “İki bayram ayı eksilmezler” hadisinin manası şudur: Bir senede ikisi birden (yirmi dokuz çekerek) eksilmezler. Ramazan ve Zilhicce aylarından biri eksik (29 gün) olursa, diğeri tam (30 gün) olur. İshâk ise şöyle dedi: “Eksilmezler” sözünün manası; yirmi dokuz gün olsa bile o tamdır, eksik değildir demektir. İshâk'ın mezhebine göre iki ayın bir senede birlikte eksik olması mümkündür.
693. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ، أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ بِنْتَ الْحَارِثِ، بَعَثَتْهُ إِلَى مُعَاوِيَةَ بِالشَّامِ . قَالَ فَقَدِمْتُ الشَّامَ فَقَضَيْتُ حَاجَتَهَا وَاسْتُهِلَّ عَلَىَّ هِلاَلُ رَمَضَانَ وَأَنَا بِالشَّامِ فَرَأَيْنَا الْهِلاَلَ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فِي آخِرِ الشَّهْرِ فَسَأَلَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ ثُمَّ ذَكَرَ الْهِلاَلَ فَقَالَ مَتَى رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَقُلْتُ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ . فَقَالَ أَأَنْتَ رَأَيْتَهُ لَيْلَةَ الْجُمُعَةِ فَقُلْتُ رَآهُ النَّاسُ وَصَامُوا وَصَامَ مُعَاوِيَةُ . قَالَ لَكِنْ رَأَيْنَاهُ لَيْلَةَ السَّبْتِ فَلاَ نَزَالُ نَصُومُ حَتَّى نُكْمِلَ ثَلاَثِينَ يَوْمًا أَوْ نَرَاهُ . فَقُلْتُ أَلاَ تَكْتَفِي بِرُؤْيَةِ مُعَاوِيَةَ وَصِيَامِهِ قَالَ لاَ هَكَذَا أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ لِكُلِّ أَهْلِ بَلَدٍ رُؤْيَتَهُمْ .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ebî Harmele anlattı; bana Küreyb haber verdi; (şöyle dedi): Ümmü'l-Fadl bint el-Hâris onu (Küreyb'i) Şam'daki Muâviye'ye gönderdi. (Küreyb) dedi ki: Şam'a geldim ve onun ihtiyacını hallettim. Ben Şam'da iken Ramazan hilali doğdu. Biz hilali cuma gecesi gördük. Sonra ayın sonunda Medine'ye geldim. İbn Abbâs bana sordu ve hilalden bahsetti. Dedi ki: “Hilali ne zaman gördünüz?” Ben: “Cuma gecesi gördük” dedim. (İbn Abbâs): “Sen onu cuma gecesi mi gördün?” dedi. Ben: “İnsanlar onu gördüler ve oruç tuttular, Muâviye de oruç tuttu” dedim. (İbn Abbâs) dedi ki: “Lakin biz onu cumartesi gecesi gördük. Otuz günü tamamlayıncaya veya onu (hilali) görünceye kadar oruç tutmaya devam edeceğiz.” Ben: “Muâviye'nin görmesi ve oruç tutması sana yetmez mi?” dedim. “Hayır, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize böyle emretti” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahih gariptir. İlim ehlinin ameli bu hadise göredir; her belde halkının kendi rü'yeti (hilali görmesi) geçerlidir.
694. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَلِيٍّ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ وَجَدَ تَمْرًا فَلْيُفْطِرْ عَلَيْهِ وَمَنْ لاَ فَلْيُفْطِرْ عَلَى مَاءٍ فَإِنَّ الْمَاءَ طَهُورٌ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ لاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَوَاهُ عَنْ شُعْبَةَ مِثْلَ هَذَا غَيْرَ سَعِيدِ بْنِ عَامِرٍ وَهُوَ حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَلاَ نَعْلَمُ لَهُ أَصْلاً مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ . وَقَدْ رَوَى أَصْحَابُ شُعْبَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ عَنِ الرَّبَابِ عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ سَعِيدِ بْنِ عَامِرٍ . وَهَكَذَا رَوَوْا عَنْ شُعْبَةَ عَنْ عَاصِمٍ عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ عَنْ سَلْمَانَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ شُعْبَةُ عَنِ الرَّبَابِ . وَالصَّحِيحُ مَا رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ عُيَيْنَةَ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ عَنِ الرَّبَابِ عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ . وَابْنُ عَوْنٍ يَقُولُ عَنْ أُمِّ الرَّائِحِ بِنْتِ صُلَيْعٍ عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ . وَالرَّبَابُ هِيَ أُمُّ الرَّائِحِ .
Bize Muhammed b. Ömer b. Alî el-Mukaddemî anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Âmir anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Abdülazîz b. Suhayb'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim hurma bulursa iftarını onunla yapsın. Kim bulamazsa su ile iftar etsin; çünkü su temizleyicidir.” Dedi ki: Bu konuda Selmân b. Âmir'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisini Saîd b. Âmir dışında hiç kimsenin Şu'be'den bu şekilde rivayet ettiğini bilmiyoruz. Bu hadis mahfuz değildir. Biz bu hadisin Abdülazîz b. Suhayb'den; Enes'ten (gelen) bir aslı olduğunu bilmiyoruz. Şu'be'nin ashabı bu hadisi Şu'be'den; Âsım el-Ahvel'den; Hafsa bint Sîrîn'den; er-Rebâb'dan; Selmân b. Âmir'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmişlerdir. Bu rivayet, Saîd b. Âmir'in hadisinden daha sahihtir. Onlar Şu'be'den; Âsım'dan; Hafsa bint Sîrîn'den; Selmân'dan böylece rivayet etmişler ve Şu'be (bu rivayette) er-Rebâb'ı zikretmemiştir. Sahih olan ise; Süfyân es-Sevrî, İbn Uyeyne ve birçoklarının Âsım el-Ahvel'den; Hafsa bint Sîrîn'den; er-Rebâb'dan; Selmân b. Âmir'den rivayet ettikleridir. İbn Avn (rivayetinde) “Ümmü'r-Râih bint Süley'den; Selmân b. Âmir'den” demiştir. Er-Rebâb, Ümmü'r-Râih'tir.
695. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، ح وَحَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، . وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنِ الرَّبَابِ، عَنْ سَلْمَانَ بْنِ عَامِرٍ الضَّبِّيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَفْطَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُفْطِرْ عَلَى تَمْرٍ " . زَادَ ابْنُ عُيَيْنَةَ " فَإِنَّهُ بَرَكَةٌ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيُفْطِرْ عَلَى مَاءٍ فَإِنَّهُ طَهُورٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Âsım el-Ahvel'den. (H) Yine bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Âsım el-Ahvel'den. Ve bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi; Âsım el-Ahvel'den; Hafsa bint Sîrîn'den; er-Rebâb'dan; Selmân b. Âmir ed-Dabbî'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Sizden biriniz iftar edeceği zaman hurma ile iftar etsin.” İbn Uyeyne (şunu) ekledi: “Çünkü o berekettir. Kim (hurma) bulamazsa su ile iftar etsin; çünkü o temizleyicidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
696. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ " كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُفْطِرُ قَبْلَ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَى رُطَبَاتٍ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ رُطَبَاتٌ فَتُمَيْرَاتٍ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تُمَيْرَاتٌ حَسَا حَسَوَاتٍ مِنْ مَاءٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرُوِيَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُفْطِرُ فِي الشِّتَاءِ عَلَى تَمَرَاتٍ وَفِي الصَّيْفِ عَلَى الْمَاءِ .
Bize Muhammed b. Râfi' anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ca'fer b. Süleyman haber verdi; Sâbit'ten; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, namazı kılmadan önce birkaç taze hurma ile iftar ederdi. Eğer taze hurma olmazsa birkaç kuru hurma ile; o da olmazsa birkaç yudum su içerek (iftar ederdi).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Ebû Îsâ dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kışın kuru hurma ile, yazın ise su ile iftar ettiği de rivayet edilmiştir.
697. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ مُحَمَّدٍ الأَخْنَسِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الصَّوْمُ يَوْمَ تَصُومُونَ وَالْفِطْرُ يَوْمَ تُفْطِرُونَ وَالأَضْحَى يَوْمَ تُضَحُّونَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَفَسَّرَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ إِنَّمَا مَعْنَى هَذَا أَنَّ الصَّوْمَ وَالْفِطْرَ مَعَ الْجَمَاعَةِ وَعُظْمِ النَّاسِ .
Bana Muhammed b. İsmâîl haber verdi; dedi ki: Bize İbrâhim b. el-Münzir anlattı; dedi ki: Bize İshâk b. Ca'fer b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bana Abdullâh b. Ca'fer anlattı; Osmân b. Muhammed el-Ahnesî'den; Saîd el-Makburî'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (nakletti): “Oruç, (hep birlikte) oruç tuttuğunuz gündür. İftar (Ramazan Bayramı), (hep birlikte) iftar ettiğiniz gündür. Kurban (Bayramı) da, (hep birlikte) kurban kestiğiniz gündür.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Bazı ilim ehli bu hadisi tefsir ederek şöyle demişlerdir: “Bunun manası şudur: Oruç ve iftar (bayram), cemaatle ve insanların çoğunluğuyla birlikte (yapılmalı)dır.”
698. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَقْبَلَ اللَّيْلُ وَأَدْبَرَ النَّهَارُ وَغَابَتِ الشَّمْسُ فَقَدْ أَفْطَرْتَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى وَأَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hârûn b. İshâk el-Hemdânî anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleyman anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; Âsım b. Ömer'den; Ömer b. el-Hattâb'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Gece (şu taraftan) yöneldiği, gündüz (şu taraftan) gittiği ve güneş battığı zaman iftar etmişsindir.” Dedi ki: Bu konuda İbn Ebî Evfâ ve Ebû Saîd'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ömer hadisi hasen sahihtir.
699. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، ح قَالَ وَأَخْبَرَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، قِرَاءَةً عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَائِشَةَ وَأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ الَّذِي اخْتَارَهُ أَهْلُ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمُ اسْتَحَبُّوا تَعْجِيلَ الْفِطْرِ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Süfyân'dan; Ebû Hâzim'den. (H) Dedi ki: Bize Ebû Mus'ab, Mâlik b. Enes'ten kıraat yoluyla haber verdi; Ebû Hâzim'den; Sehl b. Sa'd'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar iftarı acele yaptıkları sürece hayır üzere olmaya devam ederler.” Dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, İbn Abbâs, Âişe ve Enes b. Mâlik'ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Sehl b. Sa'd hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin tercih ettiği (görüş) budur; iftarın acele yapılmasını müstehap görmüşlerdir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir.
700. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ قُرَّةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَحَبُّ عِبَادِي إِلَىَّ أَعْجَلُهُمْ فِطْرًا " .
Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Velîd b. Müslim anlattı; Evzâî'den; Kurre b. Abdurrahman'dan; Zührî'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle buyurdu ki: Kullarımın bana en sevimli olanı, iftarı en acele yapanıdır.”
701. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، وَأَبُو الْمُغِيرَةِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Abdullâh b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âsım ve Ebû'l-Muğîre haber verdi; Evzâî'den; bu isnatla hadisin benzerini (rivayet ettiler). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.
702. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْنَا يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ رَجُلاَنِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ وَالآخَرُ يُؤَخِّرُ الإِفْطَارَ وَيُؤَخِّرُ الصَّلاَةَ . قَالَتْ أَيُّهُمَا يُعَجِّلُ الإِفْطَارَ وَيُعَجِّلُ الصَّلاَةَ قُلْنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ . قَالَتْ هَكَذَا صَنَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . وَالآخَرُ أَبُو مُوسَى . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَأَبُو عَطِيَّةَ اسْمُهُ مَالِكُ بْنُ أَبِي عَامِرٍ الْهَمْدَانِيُّ وَيُقَالُ مَالِكُ بْنُ عَامِرٍ الْهَمْدَانِيُّ وَابْنُ عَامِرٍ أَصَحُّ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A'meş'ten; Umâre b. Umeyr'den; Ebû Atiyye'den; dedi ki: Ben ve Mesrûk, Âişe'nin yanına girdik. Dedik ki: “Ey Müminlerin Annesi! Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından iki adam var. Bunlardan biri iftarı acele yapıyor ve namazı (hemen) kılıyor. Diğeri ise iftarı geciktiriyor ve namazı da geciktiriyor.” Âişe: “Hangisi iftarı acele yapıyor ve namazı (hemen) kılıyor?” dedi. Biz: “Abdullâh b. Mes'ûd” dedik. (Âişe): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de böyle yapardı” dedi. Diğeri ise Ebû Mûsâ idi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Atiyye'nin ismi Mâlik b. Ebî Âmir el-Hemdânî'dir. Mâlik b. Âmir el-Hemdânî de denilmiştir ki; İbn Âmir daha sahihtir.
703. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ تَسَحَّرْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قُمْنَا إِلَى الصَّلاَةِ . قَالَ قُلْتُ كَمْ كَانَ قَدْرُ ذَلِكَ قَالَ قَدْرُ خَمْسِينَ آيَةً .
Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Hişâm ed-Destevâî anlattı; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten; Zeyd b. Sâbit'ten; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yemeği yedik, sonra namaza kalktık.” (Enes) dedi ki: “Bunun (yeme ile namazın) arası ne kadardı?” dedim. (Zeyd): “Elli ayet (okuyacak) kadar” dedi.
704. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، بِنَحْوِهِ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ قَدْرُ قِرَاءَةِ خَمْسِينَ آيَةً . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ حُذَيْفَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ اسْتَحَبُّوا تَأْخِيرَ السُّحُورِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; Hişâm’dan; benzerini (rivayet etti). Ancak o şöyle dedi: “Elli ayet okuma miktarı (kadar).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Huzeyfe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Zeyd b. Sâbit hadisi hasen sahih bir hadistir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedirler; sahuru geciktirmeyi müstehab görmüşlerdir.
705. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا مُلاَزِمُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ النُّعْمَانِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ طَلْقٍ، حَدَّثَنِي أَبِي طَلْقُ بْنُ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ يَهِيدَنَّكُمُ السَّاطِعُ الْمُصْعِدُ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَعْتَرِضَ لَكُمُ الأَحْمَرُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَسَمُرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ طَلْقِ بْنِ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّهُ لاَ يَحْرُمُ عَلَى الصَّائِمِ الأَكْلُ وَالشُّرْبُ حَتَّى يَكُونَ الْفَجْرُ الأَحْمَرُ الْمُعْتَرِضُ . وَبِهِ يَقُولُ عَامَّةُ أَهْلِ الْعِلْمِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Mülâzim b. Amr anlattı; dedi ki: Bana Abdullah b. Nu’mân anlattı; Kays b. Talk’tan; (o da) babası Talk b. Ali’den rivayet ettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yiyiniz ve içiniz; yukarıya doğru yükselen o (uzunlamasına) parlaklık sizi (yemenizden) alıkoymasın. Kırmızılık (ufukta) enlemesine yayılıncaya kadar yiyiniz ve içiniz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Adiy b. Hâtim, Ebû Zer ve Semüre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Talk b. Ali hadisi bu veçhiyle hasen garibtir. İlim ehli katında uygulama bunun üzerinedir; (ufukta) enlemesine yayılan kırmızı fecir oluncaya kadar, oruçluya yeme ve içme haram olmaz. İlim ehlinin geneli bu görüştedir.
706. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَيُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ سَوَادَةَ بْنِ حَنْظَلَةَ، هُوَ الْقُشَيْرِيُّ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَمْنَعَنَّكُمْ مِنْ سُحُورِكُمْ أَذَانُ بِلاَلٍ وَلاَ الْفَجْرُ الْمُسْتَطِيلُ وَلَكِنِ الْفَجْرُ الْمُسْتَطِيرُ فِي الأُفُقِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Hennâd ve Yûsuf b. Îsâ anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’ anlattı; Ebû Hilâl’den; Sevâde b. Hanzale’den —ki o Kuşeyrî’dir—; Semure b. Cündeb’den rivayet ettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bilâl’in ezanı ve (gökyüzünde) dikey olarak yükselen fecir sizi sahurunuzdan alıkoymasın. Ancak ufukta enlemesine yayılan fecir (sizi alıkoysun).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.
707. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ بِأَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. El-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Ömer anlattı; (dedi ki): Bize İbn Ebî Zi’b haber verdi; Saîd el-Makbûrî’den; babasından; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim yalan sözü ve onunla amel etmeyi terk etmezse, Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine (aç kalmasına) ihtiyacı yoktur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
708. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، وَعَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السُّحُورِ بَرَكَةً " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَمْرِو بْنِ الْعَاصِ وَالْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ وَعُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde ve Abdulazîz b. Suhayb’den; Enes b. Mâlik’ten rivayet ettiklerine göre; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sahur yapınız; zira sahurda bereket vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Abdullah b. Mes’ûd, Câbir b. Abdullah, İbn Abbâs, Amr b. El-Âs, İrbâd b. Sâriye, Utbe b. Abd ve Ebu’d-Derdâ’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahihtir.
709. Hadis
وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " فَصْلُ مَا بَيْنَ صِيَامِنَا وَصِيَامِ أَهْلِ الْكِتَابِ أَكْلَةُ السَّحَرِ " . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ عَنْ مُوسَى بْنِ عَلِيٍّ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي قَيْسٍ مَوْلَى عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ . قَالَ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَهْلُ مِصْرَ يَقُولُونَ مُوسَى بْنُ عَلِيٍّ وَأَهْلُ الْعِرَاقِ يَقُولُونَ مُوسَى بْنُ عُلَىٍّ وَهُوَ مُوسَى بْنُ عَلِيِّ بْنِ رَبَاحٍ اللَّخْمِيُّ .
Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edildiğine göre o şöyle buyurmuştur: “Bizim orucumuz ile Ehl-i Kitabın orucu arasındaki fark, sahur yemeğidir.” Bunu bize Kuteybe anlattı; (dedi ki): Bize Leys anlattı; Mûsâ b. Ali’den; babasından; Amr b. El-Âs’ın azatlısı Ebû Kays’tan; Amr b. El-Âs’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in böyle buyurduğunu (nakletti). Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Mısır ehli “Mûsâ b. Ali” derken, Irak ehli “Mûsâ b. Uley” derler. O, Mûsâ b. Ali b. Rebâh el-Lahmî’dir.
710. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ إِلَى مَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ فَصَامَ حَتَّى بَلَغَ كُرَاعَ الْغَمِيمِ وَصَامَ النَّاسُ مَعَهُ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ شَقَّ عَلَيْهِمُ الصِّيَامُ وَإِنَّ النَّاسَ يَنْظُرُونَ فِيمَا فَعَلْتَ . فَدَعَا بِقَدَحٍ مِنْ مَاءٍ بَعْدَ الْعَصْرِ فَشَرِبَ وَالنَّاسُ يَنْظُرُونَ إِلَيْهِ فَأَفْطَرَ بَعْضُهُمْ وَصَامَ بَعْضُهُمْ فَبَلَغَهُ أَنَّ نَاسًا صَامُوا فَقَالَ " أُولَئِكَ الْعُصَاةُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ كَعْبِ بْنِ عَاصِمٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ " . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الصَّوْمِ فِي السَّفَرِ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الْفِطْرَ فِي السَّفَرِ أَفْضَلُ حَتَّى رَأَى بَعْضُهُمْ عَلَيْهِ الإِعَادَةَ إِذَا صَامَ فِي السَّفَرِ . وَاخْتَارَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ الْفِطْرَ فِي السَّفَرِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِنْ وَجَدَ قُوَّةً فَصَامَ فَحَسَنٌ وَهُوَ أَفْضَلُ وَإِنْ أَفْطَرَ فَحَسَنٌ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ وَإِنَّمَا مَعْنَى قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ " . وَقَوْلُهُ حِينَ بَلَغَهُ أَنَّ نَاسًا صَامُوا فَقَالَ " أُولَئِكَ الْعُصَاةُ " . فَوَجْهُ هَذَا إِذَا لَمْ يَحْتَمِلْ قَلْبُهُ قَبُولَ رُخْصَةِ اللَّهِ فَأَمَّا مَنْ رَأَى الْفِطْرَ مُبَاحًا وَصَامَ وَقَوِيَ عَلَى ذَلِكَ فَهُوَ أَعْجَبُ إِلَىَّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; Ca’fer b. Muhammed’den; babasından; Câbir b. Abdullah’tan rivayet ettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih yılında Mekke’ye doğru yola çıktı. Kürâulğamîm (denilen yere) varıncaya kadar oruç tuttu. İnsanlar da onunla birlikte oruç tuttular. Sonra kendisine: “İnsanlara oruç ağır geldi. Onlar senin ne yapacağına bakıyorlar” denildi. Bunun üzerine ikindiden sonra bir bardak su istedi ve insanlar kendisine bakarken (suyu) içti. Bunun üzerine insanların bir kısmı iftar etti, bir kısmı ise oruç tuttu. Ona, bazı insanların (hala) oruçlu olduğu haberi ulaşınca: “İşte onlar âsilerdir!” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Kâ’b b. Âsım, İbn Abbâs ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğu da rivayet edilmiştir: “Seferde oruç tutmak iyilikten (birr) değildir.” İlim ehli seferde oruç konusunda ihtilaf ettiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli, seferde iftar etmenin (oruç tutmamanın) daha faziletli olduğu görüşündedirler. Hatta onlardan bazıları, seferde oruç tutulması halinde (o orucun) iade edilmesi gerektiği görüşündedir. Ahmed ve İshâk, seferde iftar etmeyi tercih etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli ise şöyle demişlerdir: “Eğer güç bulursa (dayanabilirse) oruç tutması güzeldir ve bu daha faziletlidir. Eğer iftar ederse bu da güzeldir.” Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes ve Abdullah b. el-Mübârek’in görüşü budur. Şâfiî dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Seferde oruç tutmak iyilikten değildir” sözünün ve bazı insanların oruç tuttuğu kendisine ulaştığında “Onlar âsilerdir” sözünün manası şudur: Bu durum, kişinin kalbinin Allah’ın ruhsatını kabul etmeye tahammül edememesi (kibirlenmesi) haline yöneliktir. Ancak iftar etmeyi mubah görüp de (yine de) oruç tutan ve buna gücü yeten kimseye gelince; bu (davranış) benim daha çok hoşuma gider.
711. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ حَمْزَةَ بْنَ عَمْرٍو الأَسْلَمِيَّ، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّوْمِ فِي السَّفَرِ وَكَانَ يَسْرُدُ الصَّوْمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ شِئْتَ فَصُمْ وَإِنْ شِئْتَ فَأَفْطِرْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَبِي الدَّرْدَاءِ وَحَمْزَةَ بْنِ عَمْرٍو الأَسْلَمِيِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ أَنَّ حَمْزَةَ بْنَ عَمْرٍو سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Hârûn b. İshâk el-Hemdânî anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleymân anlattı; Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe’den rivayet ettiğine göre: Hamza b. Amr el-Eslemî, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e seferde oruç tutmayı sordu. Kendisi çokça oruç tutan biriydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dilersen oruç tut, dilersen iftar et (tutma).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Enes b. Mâlik, Ebû Saîd, Abdullah b. Mes’ûd, Abdullah b. Amr, Ebu’d-Derdâ ve Hamza b. Amr el-Eslemî’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe’nin, Hamza b. Amr’ın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sormasıyla ilgili hadisi hasen sahihtir.
712. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ أَبِي مَسْلَمَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا نُسَافِرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ فَمَا يَعِيبُ عَلَى الصَّائِمِ صَوْمَهُ وَلاَ عَلَى الْمُفْطِرِ إِفْطَارَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Saîd b. Yezîd Ebû Mesleme’den; Ebû Nadre’den; Ebû Saîd el-Hudrî’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Ramazan’da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sefere çıkardık. (Kimse) oruç tutanı orucundan dolayı, iftar edeni de iftarından dolayı kınamazdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
713. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا نُسَافِرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمِنَّا الصَّائِمُ وَمِنَّا الْمُفْطِرُ فَلاَ يَجِدُ الْمُفْطِرُ عَلَى الصَّائِمِ وَلاَ الصَّائِمُ عَلَى الْمُفْطِرِ فَكَانُوا يَرَوْنَ أَنَّهُ مَنْ وَجَدَ قُوَّةً فَصَامَ فَحَسَنٌ وَمَنْ وَجَدَ ضَعْفًا فَأَفْطَرَ فَحَسَنٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Nasr b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey’ anlattı; dedi ki: Bize el-Cüreyrî anlattı. (H) Yine dedi ki: Bize Süfyân b. Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize Abdulah’lâ b. Abdulah’lâ anlattı; el-Cüreyrî’den; Ebû Nadre’den; Ebû Saîd el-Hudrî’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sefere çıkardık. İçimizden oruç tutan da olurdu, iftar eden de olurdu. Ne iftar eden oruç tutanı kınardı, ne de oruç tutan iftar edeni kınardı. Onlar; kim kendinde güç bulur da oruç tutarsa bunun güzel olduğunu, kim de zayıflık hisseder de iftar ederse bunun da güzel olduğunu düşünürlerdi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
714. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَعْمَرِ بْنِ أَبِي حُيَيَّةَ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ سَأَلَهُ عَنِ الصَّوْمِ، فِي السَّفَرِ فَحَدَّثَ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَمَضَانَ غَزْوَتَيْنِ يَوْمَ بَدْرٍ وَالْفَتْحِ فَأَفْطَرْنَا فِيهِمَا . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أَمَرَ بِالْفِطْرِ فِي غَزْوَةٍ غَزَاهَا . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ نَحْوُ هَذَا أَنَّهُ رَخَّصَ فِي الإِفْطَارِ عِنْدَ لِقَاءِ الْعَدُوِّ وَبِهِ يَقُولُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehîa anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb’den; Ma’mer b. Ebî Huyeyye’den; İbnü’l-Müseyyeb’den rivayet ettiğine göre; kendisi (Ma’mer), ona (İbnü’l-Müseyyeb’e) seferde oruç tutmayı sormuş, o da Ömer b. el-Hattâb’ın şöyle dediğini anlatmıştır: “Ramazan’da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte iki gazveye çıktık: Bedir günü ve Fetih (günü). Her ikisinde de iftar ettik (oruç tutmadık).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ömer hadisini sadece bu veçhiyle biliyoruz. Ebû Saîd’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in katıldığı bir gazvede iftar etmeyi emrettiği rivayet edilmiştir. Yine Ömer b. el-Hattâb’dan da bunun benzeri; düşmanla karşılaşma anında iftar etmeye ruhsat verdiği rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli bu görüştedir.
715. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَيُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو هِلاَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، رَجُلٌ مِنْ بَنِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ قَالَ أَغَارَتْ عَلَيْنَا خَيْلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُهُ يَتَغَدَّى فَقَالَ " ادْنُ فَكُلْ " . فَقُلْتُ إِنِّي صَائِمٌ . فَقَالَ " ادْنُ أُحَدِّثْكَ عَنِ الصَّوْمِ أَوِ الصِّيَامِ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى وَضَعَ عَنِ الْمُسَافِرِ الصَّوْمَ وَشَطْرَ الصَّلاَةِ وَعَنِ الْحَامِلِ أَوِ الْمُرْضِعِ الصَّوْمَ أَوِ الصِّيَامَ " . وَاللَّهِ لَقَدْ قَالَهُمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كِلْتَيْهِمَا أَوْ إِحْدَاهُمَا فَيَا لَهْفَ نَفْسِي أَنْ لاَ أَكُونَ طَعِمْتُ مِنْ طَعَامِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي أُمَيَّةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ الْكَعْبِيِّ حَدِيثٌ حَسَنٌ وَلاَ نَعْرِفُ لأَنَسِ بْنِ مَالِكٍ هَذَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَيْرَ هَذَا الْحَدِيثِ الْوَاحِدِ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الْحَامِلُ وَالْمُرْضِعُ تُفْطِرَانِ وَتَقْضِيَانِ وَتُطْعِمَانِ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ وَمَالِكٌ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ تُفْطِرَانِ وَتُطْعِمَانِ وَلاَ قَضَاءَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ شَاءَتَا قَضَتَا وَلاَ إِطْعَامَ عَلَيْهِمَا . وَبِهِ يَقُولُ إِسْحَاقُ .
Bize Ebû Kurayb ve Yûsuf b. Îsâ anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hilâl anlattı; Abdullah b. Sevâde’den; Enes b. Mâlik’ten —ki bu zât Benî Abdullah b. Ka’b’dan bir adamdır— rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in atlıları bize baskın yaptı. Ben de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve onu yemek yerken buldum. Bana: ‘Yaklaş ve ye’ buyurdu. Ben: ‘Ben oruçluyum’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Yaklaş, sana oruçtan (veya sıyamdan) bahsedeyim. Şüphesiz Allah Teâlâ, misafirden orucu ve namazın yarısını kaldırmıştır. Hamileden veya emzikli kadından da orucu (veya sıyamı) kaldırmıştır.’” Vallahi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu ikisini (hem hamile hem emzikliyi) veya ikisinden birini söyledi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yemeğinden yemediğim için ah benim nefsim (ne kadar da pişmanım)! Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Ümeyye’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes b. Mâlik el-Ka’bî hadisi hasen bir hadistir. Enes b. Mâlik’in Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu tek hadisinden başkasını bilmiyoruz. İlim ehli katında uygulama bunun üzerinedir. Bazı ilim ehli dedi ki: “Hamile ve emzikli kadın iftar ederler, kaza ederler ve (fidye olarak) yemek yedirirler.” Süfyân, Mâlik, Şâfiî ve Ahmed bu görüştedir. Bazıları ise şöyle demiştir: “İftar ederler, yemek yedirirler; onlara kaza gerekmez. Dilerlerse kaza ederler, (o zaman) onlara yemek yedirme (yükümlülüğü) yoktur.” İshâk bu görüştedir.
716. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، وَمُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَعَطَاءٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ أُخْتِي مَاتَتْ وَعَلَيْهَا صَوْمُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ . قَالَ " أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُخْتِكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ تَقْضِينَهُ " . قَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " فَحَقُّ اللَّهِ أَحَقُّ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; A’meş’ten; Seleme b. Küheyl ve Müslim el-Batîn’den; (onlar) Saîd b. Cübeyr, Atâ ve Mücâhid’den; (onlar da) İbn Abbâs’tan rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir: “Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: ‘Kız kardeşim öldü, üzerinde de peş peşe iki ay oruç borcu var’ dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘Söyle bana, eğer kız kardeşinin üzerinde bir borç olsaydı onu öder miydin?’ buyurdu. Kadın: ‘Evet’ dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem): ‘O halde Allah’ın hakkı (ödenmeye) daha layıktır’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Büreyde, İbn Ömer ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir.
717. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا، يَقُولُ جَوَّدَ أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الأَعْمَشِ، . قَالَ مُحَمَّدٌ وَقَدْ رَوَى غَيْرُ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، مِثْلَ رِوَايَةِ أَبِي خَالِدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ سَلَمَةَ بْنَ كُهَيْلٍ وَلاَ عَنْ عَطَاءٍ وَلاَ عَنْ مُجَاهِدٍ . وَاسْمُ أَبِي خَالِدٍ سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ .
Bize Ebû Kurayb anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; A’meş’ten; bu isnad ile benzerini (rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Muhammed’i (Buhârî) şöyle derken işittim: “Ebû Hâlid el-Ahmer, A’meş’ten yaptığı bu hadis rivayetinde işi çok sağlam tutmuştur (hakkını vermiştir).” Muhammed dedi ki: “Ebû Hâlid dışında başkaları da A’meş’ten, Ebû Hâlid’in rivayeti gibi rivayette bulunmuşlardır.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Muâviye ve birden çok kişi bu hadisi A’meş’ten; Müslim el-Batîn’den; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiler. (Ancak bu rivayetlerinde) Seleme b. Küheyl’i, Atâ’yı ve Mücâhid’i zikretmediler. Ebû Hâlid’in adı Süleymân b. Hayyân’dır.
718. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامُ شَهْرٍ فَلْيُطْعِمْ عَنْهُ مَكَانَ كُلِّ يَوْمٍ مِسْكِينًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَالصَّحِيحُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَوْقُوفٌ قَوْلُهُ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا الْبَابِ فَقَالَ بَعْضُهُمْ يُصَامُ عَنِ الْمَيِّتِ . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ قَالاَ إِذَا كَانَ عَلَى الْمَيِّتِ نَذْرُ صِيَامٍ يَصُومُ عَنْهُ وَإِذَا كَانَ عَلَيْهِ قَضَاءُ رَمَضَانَ أَطْعَمَ عَنْهُ . وَقَالَ مَالِكٌ وَسُفْيَانُ وَالشَّافِعِيُّ لاَ يَصُومُ أَحَدٌ عَنْ أَحَدٍ . قَالَ وَأَشْعَثُ هُوَ ابْنُ سَوَّارٍ . وَمُحَمَّدٌ هُوَ عِنْدِي ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abser b. el-Kâsım anlattı; Eş’as’tan; Muhammed’den; Nâfi’den; İbn Ömer’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur: “Kim üzerinde bir ay oruç borcu varken ölürse, onun yerine her gün için bir yoksul doyurulsun.” Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisini sadece bu veçhiyle merfû olarak biliyoruz. Sahih olan, bunun İbn Ömer’in kendi sözü olduğudur. İlim ehli bu konuda ihtilaf ettiler. Bazıları, ölü adına oruç tutulur dediler. Ahmed ve İshâk bu görüştedir; dediler ki: “Eğer ölünün üzerinde adak orucu varsa onun yerine (velisi) oruç tutar. Eğer üzerinde Ramazan kazası varsa, onun yerine (velisi) yemek yedirir.” Mâlik, Süfyân ve Şâfiî ise: “Hiç kimse bir başkası adına oruç tutamaz” demişlerdir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Eş’as, İbn Sevvâr’dır. Muhammed ise benim kanaatime göre İbn Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dır.
719. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثٌ لاَ يُفْطِرْنَ الصَّائِمَ الْحِجَامَةُ وَالْقَىْءُ وَالاِحْتِلاَمُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ حَدِيثٌ غَيْرُ مَحْفُوظٍ . وَقَدْ رَوَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ وَعَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ مُرْسَلاً . وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ . وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ . قَالَ سَمِعْتُ أَبَا دَاوُدَ السِّجْزِيَّ يَقُولُ سَأَلْتُ أَحْمَدَ بْنَ حَنْبَلٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ فَقَالَ أَخُوهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ لاَ بَأْسَ بِهِ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَذْكُرُ عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَدِينِيِّ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ ثِقَةٌ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ ضَعِيفٌ . قَالَ مُحَمَّدٌ وَلاَ أَرْوِي عَنْهُ شَيْئًا .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Muhâribî anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem anlattı; babasından; Atâ b. Yesâr’dan; Ebû Saîd el-Hudrî’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Üç şey oruçlunun orucunu bozmaz: Hacamat (kan aldırmak), kusmak ve ihtilam olmak.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî hadisi mahfuz olmayan bir hadistir. Abdullah b. Zeyd b. Eslem, Abdulazîz b. Muhammed ve birden çok kişi bu hadisi Zeyd b. Eslem’den mürsel olarak rivayet etmişler ve senedinde Ebû Saîd’i zikretmemişlerdir. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, hadis konusunda zayıf kabul edilir. Ebû Dâvûd es-Sicistânî’yi şöyle derken işittim: “Ahmed b. Hanbel’e Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem’i sordum. Dedi ki: ‘Kardeşi Abdullah b. Zeyd’de bir sakınca yoktur.’” Yine Muhammed’i (Buhârî), Ali b. Abdullah el-Medînî’den naklen şöyle derken işittim: “Abdullah b. Zeyd b. Eslem sika (güvenilir) biridir. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ise zayıftır.” Muhammed dedi ki: “Ben ondan (Abdurrahman’dan) hiçbir şey rivayet etmem.”
720. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ ذَرَعَهُ الْقَىْءُ فَلَيْسَ عَلَيْهِ قَضَاءٌ وَمَنِ اسْتَقَاءَ عَمْدًا فَلْيَقْضِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَثَوْبَانَ وَفَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ هِشَامٍ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عِيسَى بْنِ يُونُسَ . وَقَالَ مُحَمَّدٌ لاَ أَرَاهُ مَحْفُوظًا . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلاَ يَصِحُّ إِسْنَادُهُ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ وَثَوْبَانَ وَفَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَاءَ فَأَفْطَرَ . وَإِنَّمَا مَعْنَى هَذَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ صَائِمًا مُتَطَوِّعًا فَقَاءَ فَضَعُفَ فَأَفْطَرَ لِذَلِكَ . هَكَذَا رُوِيَ فِي بَعْضِ الْحَدِيثِ مُفَسَّرًا . وَالْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ عَلَى حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ الصَّائِمَ إِذَا ذَرَعَهُ الْقَىْءُ فَلاَ قَضَاءَ عَلَيْهِ وَإِذَا اسْتَقَاءَ عَمْدًا فَلْيَقْضِ . وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus anlattı; Hişâm b. Hassân’dan; Muhammed b. Sîrîn’den; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu (nakletti): “Kime kusma galebe çalarsa (istemeden kusarsa) üzerine kaza gerekmez. Kim de kasten kusarsa kaza etsin.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebu’d-Derdâ, Sevbân ve Fedâle b. Ubeyd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen garibtir. Hişâm’ın İbn Sîrîn’den; onun da Ebû Hureyre’den yaptığı bu rivayeti, Îsâ b. Yûnus hadisi dışında (bir yolla) bilmiyoruz. Muhammed (Buhârî) dedi ki: “Ben bunun mahfuz olduğu kanaatinde değilim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis başka veçhelerden de Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilmiştir ancak senedi sahih değildir. Ebu’d-Derdâ, Sevbân ve Fedâle b. Ubeyd’den rivayet edildiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kusmuş ve orucunu bozmuştur.” (Ebû Îsâ dedi ki): Bunun manası şudur: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem nafile oruç tutuyordu, kustu, zayıf düştü ve bu sebeple iftar etti (orucunu bozdu). Bazı hadislerde bu şekilde tefsir edilerek rivayet edilmiştir. İlim ehli katında uygulama Ebû Hureyre hadisi üzerinedir: Oruçluya kusma galebe çalarsa ona kaza gerekmez, kasten kusarsa kaza etsin. Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir.
721. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَكَلَ أَوْ شَرِبَ نَاسِيًا فَلاَ يُفْطِرْ فَإِنَّمَا هُوَ رِزْقٌ رَزَقَهُ اللَّهُ " .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; Haccâc b. Ertât’tan; Katâde’den; İbn Sîrîn’den; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim unutarak yer veya içerse orucunu bozmasın (bozulmuş saymasın). Zira o, ancak Allah’ın kendisine rızık olarak verdiği bir rızıktır.”
722. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عَوْفٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، وَخِلاَسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ أَوْ نَحْوَهُ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأُمِّ إِسْحَاقَ الْغَنَوِيَّةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ إِذَا أَكَلَ فِي رَمَضَانَ نَاسِيًا فَعَلَيْهِ الْقَضَاءُ . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ .
Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; Avf’tan; İbn Sîrîn ve Hılâs’tan; Ebû Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; (önceki hadisin) aynısını veya benzerini (rivayet etti). Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd ve Ümmü İshâk el-Ğaneviyye’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin çoğunluğu katında uygulama bunun üzerinedir. Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir. Mâlik b. Enes dedi ki: “Ramazan’da unutarak yerse üzerine kaza gerekir.” (Ebû Îsâ dedi ki): Birinci görüş daha sahihtir.
723. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُطَوِّسِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَفْطَرَ يَوْمًا مِنْ رَمَضَانَ مِنْ غَيْرِ رُخْصَةٍ وَلاَ مَرَضٍ لَمْ يَقْضِ عَنْهُ صَوْمُ الدَّهْرِ كُلِّهِ وَإِنْ صَامَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ أَبُو الْمُطَوِّسِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ الْمُطَوِّسِ وَلاَ أَعْرِفُ لَهُ غَيْرَ هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd ve Abdurrahman b. Mehdî anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; Habîb b. Ebî Sâbit’ten; Ebû’l-Mutavvis’ten; babasından; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim (Allah’ın verdiği) bir ruhsat veya bir hastalık olmaksızın Ramazan’dan bir gün iftar ederse (orucunu yerse), bütün ömrü oruçla geçirse bile o günü(n hakkını) ödeyemez.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisini sadece bu veçhiyle biliyoruz. Muhammed’i (Buhârî) şöyle derken işittim: “Ebû’l-Mutavvis’in adı Yezîd b. el-Mutavvis’tir. Onun bu hadisten başka bir hadisini bilmiyorum.”
724. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَأَبُو عَمَّارٍ وَالْمَعْنَى وَاحِدٌ وَاللَّفْظُ لَفْظُ أَبِي عَمَّارٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكْتُ . قَالَ " وَمَا أَهْلَكَكَ " . قَالَ وَقَعْتُ عَلَى امْرَأَتِي فِي رَمَضَانَ . قَالَ " هَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُعْتِقَ رَقَبَةً " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُطْعِمَ سِتِّينَ مِسْكِينًا " . قَالَ لاَ . قَالَ " اجْلِسْ " . فَجَلَسَ فَأُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِعَرَقٍ فِيهِ تَمْرٌ - وَالْعَرَقُ الْمِكْتَلُ الضَّخْمُ قَالَ " تَصَدَّقْ بِهِ " . فَقَالَ مَا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا أَحَدٌ أَفْقَرَ مِنَّا . قَالَ فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ . قَالَ " فَخُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي مَنْ أَفْطَرَ فِي رَمَضَانَ مُتَعَمِّدًا مِنْ جِمَاعٍ وَأَمَّا مَنْ أَفْطَرَ مُتَعَمِّدًا مِنْ أَكْلٍ أَوْ شُرْبٍ فَإِنَّ أَهْلَ الْعِلْمِ قَدِ اخْتَلَفُوا فِي ذَلِكَ فَقَالَ بَعْضُهُمْ عَلَيْهِ الْقَضَاءُ وَالْكَفَّارَةُ . وَشَبَّهُوا الأَكْلَ وَالشُّرْبَ بِالْجِمَاعِ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ عَلَيْهِ الْقَضَاءُ وَلاَ كَفَّارَةَ عَلَيْهِ لأَنَّهُ إِنَّمَا ذُكِرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْكَفَّارَةُ فِي الْجِمَاعِ وَلَمْ تُذْكَرْ عَنْهُ فِي الأَكْلِ وَالشُّرْبِ . وَقَالُوا لاَ يُشْبِهُ الأَكْلُ وَالشُّرْبُ الْجِمَاعَ . وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ وَقَوْلُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِلرَّجُلِ الَّذِي أَفْطَرَ فَتَصَدَّقَ عَلَيْهِ " خُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ " . يَحْتَمِلُ هَذَا مَعَانِيَ يَحْتَمِلُ أَنْ تَكُونَ الْكَفَّارَةُ عَلَى مَنْ قَدَرَ عَلَيْهَا وَهَذَا رَجُلٌ لَمْ يَقْدِرْ عَلَى الْكَفَّارَةِ فَلَمَّا أَعْطَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا وَمَلَكَهُ فَقَالَ الرَّجُلُ مَا أَحَدٌ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنَّا . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُذْهُ فَأَطْعِمْهُ أَهْلَكَ " . لأَنَّ الْكَفَّارَةَ إِنَّمَا تَكُونُ بَعْدَ الْفَضْلِ عَنْ قُوتِهِ . وَاخْتَارَ الشَّافِعِيُّ لِمَنْ كَانَ عَلَى مِثْلِ هَذَا الْحَالِ أَنْ يَأْكُلَهُ وَتَكُونَ الْكَفَّارَةُ عَلَيْهِ دَيْنًا فَمَتَى مَا مَلَكَ يَوْمًا مَا كَفَّرَ .
Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî ve Ebû Ammâr anlattılar. Mana birdir, lafız Ebû Ammâr’a aittir. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi; Zührî’den; Humeyd b. Abdurrahman’dan; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü, helak oldum!’ dedi. (Resûlullah): ‘Seni helak eden nedir?’ buyurdu. Adam: ‘Ramazan’da hanımımla ilişkide bulundum’ dedi. (Resûlullah): ‘Bir köle azat etmeye gücün yeter mi?’ buyurdu. Adam: ‘Hayır’ dedi. ‘Peki, peş peşe iki ay oruç tutmaya gücün yeter mi?’ buyurdu. Adam: ‘Hayır’ dedi. ‘Peki, altmış yoksulu doyurmaya gücün yeter mi?’ buyurdu. Adam: ‘Hayır’ dedi. (Resûlullah): ‘Otur’ buyurdu. Adam oturdu. Derken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde hurma bulunan bir ‘arak’ getirildi. —‘Arak’, büyük sepet demektir.— (Resûlullah): ‘Bunu sadaka olarak ver’ buyurdu. Adam: ‘(Medine’nin) iki kara taşlığı arasında bizden daha fakiri mi var?’ dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem köpek dişleri görününceye kadar güldü ve: ‘Bunu al ve ailene yedir’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Ömer, Âişe ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehli katında, Ramazan’da cinsel ilişki sebebiyle kasten orucunu bozan kimse hakkındaki uygulama bu hadise göredir. Ancak yeme veya içme sebebiyle kasten orucunu bozan kimseye gelince; ilim ehli bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: “Ona hem kaza hem de keffaret gerekir” demişler ve yeme-içmeyi cinsel ilişkiye kıyas etmişlerdir. Süfyân es-Sevrî, İbnü’l-Mübârek ve İshâk bu görüştedir. Bazıları ise: “Ona kaza gerekir, keffaret gerekmez” demişlerdir. Çünkü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den keffaret ancak cinsel ilişki hakkında zikredilmiştir; yeme ve içme hakkında zikredilmemiştir. Onlar: “Yeme ve içme, cinsel ilişkiye benzemez” demişlerdir. Şâfiî ve Ahmed bu görüştedir. Şâfiî dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in orucunu bozan adama: ‘Bunu al ve ailene yedir’ sözü çeşitli manalara gelebilir. Keffaretin (ancak) buna gücü yeten kişiye vacip olması muhtemeldir. Bu adamın ise keffarete gücü yetmiyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona bir şey verip (o mala) sahip kılınca adam: ‘Bizden daha muhtaç kimse yok’ dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Bunu al ve ailene yedir’ buyurdu. Çünkü keffaret, kişinin kendi rızkından arta kalandan olur.” Şâfiî, bu durumda olan kişi için şunu tercih etmiştir: O şeyi yer, ancak keffaret onun üzerinde bir borç olarak kalır; ne zaman bir gün (imkâna) sahip olursa keffaretini öder.
725. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَا لاَ أُحْصِي يَتَسَوَّكُ وَهُوَ صَائِمٌ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ بِالسِّوَاكِ لِلصَّائِمِ بَأْسًا إِلاَّ أَنَّ بَعْضَ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا السِّوَاكَ لِلصَّائِمِ بِالْعُودِ الرَّطْبِ وَكَرِهُوا لَهُ السِّوَاكَ آخِرَ النَّهَارِ وَلَمْ يَرَ الشَّافِعِيُّ بِالسِّوَاكِ بَأْسًا أَوَّلَ النَّهَارِ وَلاَ آخِرَهُ وَكَرِهَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ السِّوَاكَ آخِرَ النَّهَارِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Âsım b. Ubeydullah’tan; Abdullah b. Âmir b. Rebîa’dan; babasından rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i oruçlu iken sayılamayacak kadar çok misvak kullanırken gördüm.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âmir b. Rebîa hadisi hasen bir hadistir. İlim ehli katında uygulama bunun üzerinedir; oruçlu için misvak kullanmakta bir sakınca görmezler. Ancak bazı ilim ehli, oruçlu için yaş (taze) misvak dalı kullanmayı kerih görmüşlerdir. Yine (bazıları) günün sonunda misvak kullanmayı kerih görmüşlerdir. Şâfiî, günün evvelinde de sonunda da misvak kullanmakta bir sakınca görmemiştir. Ahmed ve İshâk ise günün sonunda misvak kullanmayı kerih görmüşlerdir.
726. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ وَاصِلٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَطِيَّةَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاتِكَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ اشْتَكَتْ عَيْنِي أَفَأَكْتَحِلُ وَأَنَا صَائِمٌ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي رَافِعٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِالْقَوِيِّ وَلاَ يَصِحُّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْبَابِ شَيْءٌ . وَأَبُو عَاتِكَةَ يُضَعَّفُ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْكُحْلِ لِلصَّائِمِ فَكَرِهَهُ بَعْضُهُمْ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَرَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الْكُحْلِ لِلصَّائِمِ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ .
Bize Abdulah’lâ b. Vâsıl el-Kûfî anlattı; dedi ki: Bize Hasan b. Atiyye anlattı; (dedi ki): Bize Ebû Âtike anlattı; Enes b. Mâlik’ten rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: ‘Gözüm ağrıyor, oruçlu iken sürme çekebilir miyim?’ dedi. (Resûlullah): ‘Evet’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Râfi’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisinin senedi güçlü değildir. Bu konuda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den sahih bir şey yoktur. Ebû Âtike zayıf kabul edilmiştir. İlim ehli oruçlu için sürme konusunda ihtilaf ettiler. Bazıları bunu kerih gördü. Süfyân, İbnü’l-Mübârek, Ahmed ve İshâk bu görüştedir. Bazı ilim ehli ise oruçlu için sürme (kullanmaya) ruhsat verdi. Şâfiî bu görüştedir.
727. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَقُتَيْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُقَبِّلُ فِي شَهْرِ الصَّوْمِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَحَفْصَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ فِي الْقُبْلَةِ لِلصَّائِمِ فَرَخَّصَ بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُبْلَةِ لِلشَّيْخِ وَلَمْ يُرَخِّصُوا لِلشَّابِّ مَخَافَةَ أَنْ لاَ يَسْلَمَ لَهُ صَوْمُهُ وَالْمُبَاشَرَةُ عِنْدَهُمْ أَشَدُّ . وَقَدْ قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الْقُبْلَةُ تَنْقُصُ الأَجْرَ وَلاَ تُفْطِرُ الصَّائِمَ . وَرَأَوْا أَنَّ لِلصَّائِمِ إِذَا مَلَكَ نَفْسَهُ أَنْ يُقَبِّلَ وَإِذَا لَمْ يَأْمَنْ عَلَى نَفْسِهِ تَرَكَ الْقُبْلَةَ لِيَسْلَمَ لَهُ صَوْمُهُ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ .
Bize Hennâd ve Kuteybe anlattılar; dediler ki: Bize Ebu’l-Ahvas anlattı; Ziyâd b. İlâka’dan; Amr b. Meymûn’dan; Âişe’den rivayet ettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oruç ayında (eşlerini) öperdi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ömer b. el-Hattâb, Hafsa, Ebû Saîd, Ümmü Seleme, İbn Abbâs, Enes ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehli, oruçlu için öpme konusunda ihtilaf ettiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından bazıları, yaşlı kimse için öpmeye ruhsat verirken genç kimse için ruhsat vermediler; orucunun selametinden (bozulmasından) korktukları için böyle yaptılar. Mübâşeret (ten teması) onlara göre daha ağırdır. Bazı ilim ehli ise: “Öpmek ecri azaltır ancak oruçlunun orucunu bozmaz” demiştir. (Genel) görüş şöyledir: Oruçlu kişi nefsine hakim olabiliyorsa öpebilir; eğer nefsinden emin değilse, orucunu korumak için öpmeyi terk eder. Süfyân es-Sevrî ve Şâfiî’nin görüşü budur.
728. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي مَيْسَرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَاشِرُنِي وَهُوَ صَائِمٌ وَكَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ .
Bize İbn Ebî Ömer anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; dedi ki: Bize İsrâîl anlattı; Ebû İshâk’tan; Ebû Meysere’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken benimle mübaşerette bulunurdu (tenime dokunurdu). (Ancak) o, aranızda nefsine en çok hakim olanınızdı.”
729. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَالأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَبِّلُ وَيُبَاشِرُ وَهُوَ صَائِمٌ وَكَانَ أَمْلَكَكُمْ لإِرْبِهِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو مَيْسَرَةَ اسْمُهُ عَمْرُو بْنُ شُرَحْبِيلَ . وَمَعْنَى لإِرْبِهِ لِنَفْسِهِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; İbrâhîm’den; Alkame ve Esved’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu iken (eşlerini) öper ve mübaşerette bulunurdu. (Ancak) o, aranızda nefsine en çok hakim olanınızdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Meysere’nin adı Amr b. Şurahbîl’dir. “İrbihî” sözünün manası “nefsine (hakim olması)” demektir.
730. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لَمْ يُجْمِعِ الصِّيَامَ قَبْلَ الْفَجْرِ فَلاَ صِيَامَ لَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ حَفْصَةَ حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ مَرْفُوعًا إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَوْلُهُ وَهُوَ أَصَحُّ وَهَكَذَا أَيْضًا رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ مَوْقُوفًا وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا رَفَعَهُ إِلاَّ يَحْيَى بْنَ أَيُّوبَ . وَإِنَّمَا مَعْنَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ صِيَامَ لِمَنْ لَمْ يُجْمِعِ الصِّيَامَ قَبْلَ طُلُوعِ الْفَجْرِ فِي رَمَضَانَ أَوْ فِي قَضَاءِ رَمَضَانَ أَوْ فِي صِيَامِ نَذْرٍ إِذَا لَمْ يَنْوِهِ مِنَ اللَّيْلِ لَمْ يُجْزِهِ وَأَمَّا صِيَامُ التَّطَوُّعِ فَمُبَاحٌ لَهُ أَنْ يَنْوِيَهُ بَعْدَ مَا أَصْبَحَ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ .
Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Meryem haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Eyyûb haber verdi; Abdullah b. Ebî Bekr’den; İbn Şihâb’dan; Sâlim b. Abdullah’tan; babasından; Hafsa’dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur: “Kim fecirden önce oruca niyet etmezse (kesin karar vermezse) onun orucu yoktur.” Ebû Îsâ dedi ki: Hafsa hadisini merfû olarak sadece bu veçhiyle biliyoruz. Nâfi’ kanalıyla İbn Ömer’den mevkûf olarak (kendi sözü şeklinde) rivayet edilmiştir ki, bu daha sahihtir. Aynı şekilde bu hadis Zührî’den de mevkûf olarak rivayet edilmiştir. Yahyâ b. Eyyûb dışında hiç kimsenin bunu merfû olarak rivayet ettiğini bilmiyoruz. İlim ehli katında bunun manası şudur: Ramazan’da veya Ramazan kazasında yahut adak orucunda, fecir doğmadan önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur (geçersizdir). Eğer geceden niyet etmezse (o oruç) onun yerine geçmez. Nafile oruca gelince; sabah olduktan sonra da niyet etmesi mubahtır. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir.
731. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنِ ابْنِ أُمِّ هَانِئٍ، عَنْ أُمِّ هَانِئٍ، قَالَتْ كُنْتُ قَاعِدَةً عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ ثُمَّ نَاوَلَنِي فَشَرِبْتُ مِنْهُ فَقُلْتُ إِنِّي أَذْنَبْتُ فَاسْتَغْفِرْ لِي . فَقَالَ " وَمَا ذَاكِ " . قَالَتْ كُنْتُ صَائِمَةً فَأَفْطَرْتُ . فَقَالَ " أَمِنْ قَضَاءٍ كُنْتِ تَقْضِينَهُ " . قَالَتْ لاَ . قَالَ " فَلاَ يَضُرُّكِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَعَائِشَةَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebu’l-Ahvas anlattı; Simâk b. Harb’den; İbn Ümmü Hâni’den; Ümmü Hâni’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında oturuyordum. Kendisine bir içecek getirildi, ondan içti, sonra bana uzattı. Ben de ondan içtim ve: ‘Ben bir günah işledim, benim için bağışlanma dile’ dedim. (Resûlullah): ‘O (günah) nedir?’ buyurdu. Ben: ‘Oruçluydum ve orucumu bozdum’ dedim. (Resûlullah): ‘Kaza etmen gereken bir kaza orucu muydu?’ buyurdu. Ben: ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine: ‘O halde sana bir zararı yoktur’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir.
732. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ كُنْتُ أَسْمَعُ سِمَاكَ بْنَ حَرْبٍ يَقُولُ أَحَدُ ابْنَىْ أُمِّ هَانِئٍ حَدَّثَنِي فَلَقِيتُ، أَنَا أَفْضَلَهُمَا، وَكَانَ، اسْمُهُ جَعْدَةَ وَكَانَتْ أُمُّ هَانِئٍ جَدَّتَهُ فَحَدَّثَنِي عَنْ جَدَّتِهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا فَدَعَى بِشَرَابٍ فَشَرِبَ ثُمَّ نَاوَلَهَا فَشَرِبَتْ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمَا إِنِّي كُنْتُ صَائِمَةً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الصَّائِمُ الْمُتَطَوِّعُ أَمِينُ نَفْسِهِ إِنْ شَاءَ صَامَ وَإِنْ شَاءَ أَفْطَرَ " . قَالَ شُعْبَةُ فَقُلْتُ لَهُ أَأَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ أُمِّ هَانِئٍ قَالَ لاَ أَخْبَرَنِي أَبُو صَالِحٍ وَأَهْلُنَا عَنْ أُمِّ هَانِئٍ . وَرَوَى حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ فَقَالَ عَنْ هَارُونَ ابْنِ بِنْتِ أُمِّ هَانِئٍ عَنْ أُمِّ هَانِئٍ . وَرِوَايَةُ شُعْبَةَ أَحْسَنُ . هَكَذَا حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ عَنْ أَبِي دَاوُدَ فَقَالَ " أَمِينُ نَفْسِهِ " . وَحَدَّثَنَا غَيْرُ مَحْمُودٍ عَنْ أَبِي دَاوُدَ فَقَالَ " أَمِيرُ نَفْسِهِ أَوْ أَمِينُ نَفْسِهِ " . عَلَى الشَّكِّ وَهَكَذَا رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ شُعْبَةَ " أَمِينُ أَوْ أَمِيرُ نَفْسِهِ " عَلَى الشَّكِّ . قَالَ وَحَدِيثُ أُمِّ هَانِئٍ فِي إِسْنَادِهِ مَقَالٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الصَّائِمَ الْمُتَطَوِّعَ إِذَا أَفْطَرَ فَلاَ قَضَاءَ عَلَيْهِ إِلاَّ أَنْ يُحِبَّ أَنْ يَقْضِيَهُ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَالشَّافِعِيِّ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu’be anlattı. (Şu’be) dedi ki: Simâk b. Harb’i şöyle derken işitiyordum: “Bana Ümmü Hâni’nin iki oğlundan biri anlattı. Ben de onlardan daha faziletli olanıyla karşılaştım —ki ismi Ca’de idi ve Ümmü Hâni onun ninesiydi—; o bana ninesinden (şöyle) rivayet etti: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun (ninesinin) yanına girmiş ve bir içecek istemiş. Ondan içmiş, sonra (kalanını) ona uzatmış. O da içmiş ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ben oruçluydum’ demiş. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Nafile oruç tutan kimse kendisinin emini (hakimi)dir; dilerse oruç tutar, dilerse iftar eder’ buyurmuş.” Şu’be dedi ki: Ona (Simâk’e): “Bunu Ümmü Hâni’den sen mi işittin?” dedim. O: “Hayır, bana Ebû Sâlih ve ailemiz Ümmü Hâni’den haber verdiler” dedi. Hammâd b. Seleme bu hadisi Simâk b. Harb’den; o da Ümmü Hâni’nin kızının oğlu Hârûn’dan; o da Ümmü Hâni’den rivayet etmiştir. Şu’be’nin rivayeti daha güzeldir. Mahmûd b. Ğaylân’ın Ebû Dâvûd’dan bize rivayeti böyledir ve o: “Emînu nefsihî” (kendisinin emini) demiştir. Mahmûd dışındaki raviler ise Ebû Dâvûd’dan rivayetlerinde şüphe üzere: “Emîru nefsihî (kendisinin emiri) veya Emînu nefsihî” demişlerdir. Şu’be’den başka yollarla da şüphe üzere: “Emînu veya Emîru nefsihî” şeklinde rivayet edilmiştir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Ümmü Hâni hadisinin senedinde söz (eleştiri) vardır. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli katında uygulama şöyledir: Nafile oruç tutan kimse iftar ederse, kaza etmeyi istemesi durumu hariç, üzerine kaza gerekmez. Süfyân es-Sevrî, Ahmed, İshâk ve Şâfiî bu görüştedir.
733. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَمَّتِهِ، عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَقَالَ " هَلْ عِنْدَكُمْ شَيْءٌ " . قَالَتْ قُلْتُ لاَ . قَالَ " فَإِنِّي صَائِمٌ " .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; Talha b. Yahyâ’dan; halası Âişe binti Talha’dan; Müminlerin Annesi Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün yanıma girdi ve: ‘Yanınızda (yiyecek) bir şey var mı?’ buyurdu. Ben: ‘Hayır’ dedim. (Resûlullah): ‘O halde ben oruçluyum’ buyurdu.”
734. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَائِشَةَ بِنْتِ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْتِينِي فَيَقُولُ " أَعِنْدَكِ غَدَاءٌ " . فَأَقُولُ لاَ . فَيَقُولُ " إِنِّي صَائِمٌ " . قَالَتْ فَأَتَانِي يَوْمًا فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَدْ أُهْدِيَتْ لَنَا هَدِيَّةٌ . قَالَ " وَمَا هِيَ " . قَالَتْ قُلْتُ حَيْسٌ . قَالَ " أَمَا إِنِّي قَدْ أَصْبَحْتُ صَائِمًا " . قَالَتْ ثُمَّ أَكَلَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. es-Serî anlattı; Süfyân’dan; Talha b. Yahyâ’dan; Âişe binti Talha’dan; Müminlerin Annesi Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana gelir ve: ‘Yanınızda öğle yemeği (yiyecek) var mı?’ derdi. Ben: ‘Hayır’ derdim. O da: ‘O halde ben oruçluyum’ buyururdu.” (Âişe devamla) dedi ki: “Bir gün yine bana geldi. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bize bir hediye verildi’ dedim. (Resûlullah): ‘Nedir o?’ buyurdu. Ben: ‘Hays (hurma, yağ ve keş ile yapılan bir yemek)’ dedim. (Resûlullah): ‘Haberin olsun, ben oruçlu olarak sabahlamıştım’ buyurdu. Sonra (o yemekten) yedi.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.
735. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ بُرْقَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ، صَائِمَتَيْنِ فَعُرِضَ لَنَا طَعَامٌ اشْتَهَيْنَاهُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَدَرَتْنِي إِلَيْهِ حَفْصَةُ وَكَانَتِ ابْنَةَ أَبِيهَا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا صَائِمَتَيْنِ فَعُرِضَ لَنَا طَعَامٌ اشْتَهَيْنَاهُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ . قَالَ " اقْضِيَا يَوْمًا آخَرَ مَكَانَهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى صَالِحُ بْنُ أَبِي الأَخْضَرِ وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَفْصَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ مِثْلَ هَذَا . وَرَوَاهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَمَعْمَرٌ وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَزِيَادُ بْنُ سَعْدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الْحُفَّاظِ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَائِشَةَ مُرْسَلاً . وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ عُرْوَةَ وَهَذَا أَصَحُّ . لأَنَّهُ رُوِيَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ سَأَلْتُ الزُّهْرِيَّ قُلْتُ لَهُ أَحَدَّثَكَ عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ قَالَ لَمْ أَسْمَعْ مِنْ عُرْوَةَ فِي هَذَا شَيْئًا وَلَكِنِّي سَمِعْتُ فِي خِلاَفَةِ سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ مِنْ نَاسٍ عَنْ بَعْضِ مَنْ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ عَلِيُّ بْنُ عِيسَى بْنِ يَزِيدَ الْبَغْدَادِيُّ حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ . وَقَدْ ذَهَبَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ فَرَأَوْا عَلَيْهِ الْقَضَاءَ إِذَا أَفْطَرَ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize Kesîr b. Hişâm anlattı; dedi ki: Bize Ca’fer b. Burkân anlattı; Zührî’den; Urve’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Ben ve Hafsa oruçluyduk. Bize, canımızın çektiği bir yemek sunuldu, biz de ondan yedik. Derken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem geldi. Hafsa benden önce davranıp ona yöneldi —ki o babasının kızıydı (girişkendi)— ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Biz oruçluyduk, bize canımızın çektiği bir yemek sunuldu, biz de ondan yedik’ dedi. (Resûlullah): ‘Onun yerine başka bir gün kaza edin’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Sâlih b. Ebî’l-Ahdar ve Muhammed b. Ebî Hafsa bu hadisi Zührî’den; Urve’den; Âişe’den rivayet etmişlerdir. Mâlik b. Enes, Ma’mer, Ubeydullah b. Ömer, Ziyâd b. Sa’d ve hafızlardan birden çok kimse ise bunu Zührî’den; Âişe’den mürsel olarak rivayet etmişler ve senedinde Urve’yi zikretmemişlerdir. Bu (mürsel rivayet) daha sahihtir. Çünkü İbn Cüreyc’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Zührî’ye sordum ve: “Urve sana Âişe’den mi anlattı?” dedim. O: “Urve’den bu konuda bir şey işitmedim. Ancak Süleyman b. Abdülmelik’in hilafeti döneminde, Âişe’ye bu hadisi soran bazı insanlardan işittim” dedi. Bunu bize Ali b. Îsâ b. Yezîd el-Bağdâdî anlattı; (dedi ki): Bize Ravh b. Ubâde anlattı; İbn Cüreyc’den (diyerek) hadisi zikretti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehlinden bir topluluk bu hadise meyletmiş ve (nafile) orucu bozması halinde (kişiye) kaza gerekeceği görüşünü benimsemişlerdir. Mâlik b. Enes’in görüşü budur.
736. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ إِلاَّ شَعْبَانَ وَرَمَضَانَ . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ سَلَمَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ، أَيْضًا عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي شَهْرٍ أَكْثَرَ صِيَامًا مِنْهُ فِي شَعْبَانَ كَانَ يَصُومُهُ إِلاَّ قَلِيلاً بَلْ كَانَ يَصُومُهُ كُلَّهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; Süfyân’dan; Mansûr’dan; Sâlim b. Ebi’l-Ca’d’dan; Ebû Seleme’den; Ümmü Seleme’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in, Şaban ve Ramazan dışında peş peşe iki ay oruç tuttuğunu görmedim.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ümmü Seleme hadisi hasen bir hadistir. Bu hadis aynı zamanda Ebû Seleme aracılığıyla Âişe’den de şöyle rivayet edilmiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in hiçbir ayda, Şaban ayındakinden daha fazla oruç tuttuğunu görmedim. O, Şaban ayını çok azı hariç oruçlu geçirirdi; hatta tamamını oruçlu geçirirdi.”
737. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ قَالَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ هُوَ جَائِزٌ فِي كَلاَمِ الْعَرَبِ إِذَا صَامَ أَكْثَرَ الشَّهْرِ أَنْ يُقَالَ صَامَ الشَّهْرَ كُلَّهُ وَيُقَالُ قَامَ فُلاَنٌ لَيْلَهُ أَجْمَعَ . وَلَعَلَّهُ تَعَشَّى وَاشْتَغَلَ بِبَعْضِ أَمْرِهِ . كَأَنَّ ابْنَ الْمُبَارَكِ قَدْ رَأَى كِلاَ الْحَدِيثَيْنِ مُتَّفِقَيْنِ يَقُولُ إِنَّمَا مَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّهُ كَانَ يَصُومُ أَكْثَرَ الشَّهْرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ وَغَيْرُ وَاحِدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ نَحْوَ رِوَايَةِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Abde anlattı; Muhammed b. Amr’dan; (dedi ki): Bize Ebû Seleme anlattı; Âişe’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den; bu (konuda hadis rivayet etti). İbnü’l-Mübârek’ten rivayet edildiğine göre, o bu hadis hakkında şöyle demiştir: “Arap kelamında (dilinde), bir kişi ayın çoğunu oruçlu geçirdiğinde ‘bütün ayı oruçlu geçirdi’ denilmesi caizdir. Tıpkı, akşam yemeği yediği ve bazı işleriyle meşgul olduğu halde ‘Filanca bütün geceyi ayakta (ibadetle) geçirdi’ denilmesi gibi.” Sanki İbnü’l-Mübârek her iki hadisin de birbiriyle uyumlu olduğu görüşündedir. O diyor ki: “Bu hadisin manası, onun (Nebi’nin) ayın çoğunu oruçlu geçirdiğidir.” Ebû Îsâ dedi ki: Sâlim Ebu’n-Nadr ve birden çok kimse bu hadisi Ebû Seleme’den; Âişe’den, Muhammed b. Amr’ın rivayetine benzer şekilde rivayet etmişlerdir.
738. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا بَقِيَ نِصْفٌ مِنْ شَعْبَانَ فَلاَ تَصُومُوا " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ عَلَى هَذَا اللَّفْظِ . وَمَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يَكُونَ الرَّجُلُ مُفْطِرًا فَإِذَا بَقِيَ مِنْ شَعْبَانَ شَيْءٌ أَخَذَ فِي الصَّوْمِ لِحَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ . وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَا يُشْبِهُ قَوْلَهُمْ حَيْثُ قَالَ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقَدَّمُوا شَهْرَ رَمَضَانَ بِصِيَامٍ إِلاَّ أَنْ يُوَافِقَ ذَلِكَ صَوْمًا كَانَ يَصُومُهُ أَحَدُكُمْ " . وَقَدْ دَلَّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّمَا الْكَرَاهِيَةُ عَلَى مَنْ يَتَعَمَّدُ الصِّيَامَ لِحَالِ رَمَضَانَ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdulazîz b. Muhammed anlattı; Alâ b. Abdurrahman’dan; babasından; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının yarısı kaldığı zaman artık oruç tutmayınız.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Bu lafızla sadece bu veçhiyle biliyoruz. Bazı ilim ehline göre bu hadisin manası şudur: Bir kişi oruç tutan biri değildir, ancak Şaban’dan geriye bir miktar kalınca Ramazan’a (hazırlık) durumu için oruca başlar. Ebû Hureyre’nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği şu hadis de onların bu sözüne benzemektedir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ramazan ayını bir oruçla karşılamayın (önceden oruç tutmayın). Ancak sizden birinin tutmakta olduğu bir oruca denk gelirse o başka” buyurmuştur. Bu hadis delalet etmektedir ki; kerahat (mekruhluk), Ramazan’a hazırlık niyetiyle kasten oruç tutan kimse üzerinedir.
739. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَخَرَجْتُ فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ فَقَالَ " أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ . فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ لأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعْرِ غَنَمِ كَلْبٍ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِنْ حَدِيثِ الْحَجَّاجِ . وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يُضَعِّفُ هَذَا الْحَدِيثَ وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عُرْوَةَ وَالْحَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; (dedi ki): Bize Haccâc b. Ertât haber verdi; Yahyâ b. Ebî Kesîr’den; Urve’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i (yatakta) bulamadım ve dışarı çıktım. Bir de baktım ki o Bakî’ mezarlığındaydı. Bana: ‘Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık edeceğinden mi korktun?’ buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ben senin hanımlarından birinin yanına gittiğini sanmıştım’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz Allah Azze ve Celle, Şaban ayının yarısı (on beşinci) gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok (insanı) bağışlar.’” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Bekir es-Sıddîk’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisini Haccâc’ın rivayeti olarak sadece bu veçhiyle biliyoruz. Muhammed’i (Buhârî) bu hadisi zayıf sayarken işittim. O şöyle dedi: “Yahyâ b. Ebî Kesîr, Urve’den (hadis) işitmemiştir. Haccâc b. Ertât da Yahyâ b. Ebî Kesîr’den işitmemiştir.”
740. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ صِيَامِ شَهْرِ رَمَضَانَ شَهْرُ اللَّهِ الْمُحَرَّمُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Ebû Bişr’den; Humeyd b. Abdurrahman el-Himyerî’den; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem (ayında tutulan oruç)tur.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen bir hadistir.
741. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَىُّ شَهْرٍ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصُومَ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ قَالَ لَهُ مَا سَمِعْتُ أَحَدًا يَسْأَلُ عَنْ هَذَا إِلاَّ رَجُلاً سَمِعْتُهُ يَسْأَلُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا قَاعِدٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ شَهْرٍ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصُومَ بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ قَالَ " إِنْ كُنْتَ صَائِمًا بَعْدَ شَهْرِ رَمَضَانَ فَصُمِ الْمُحَرَّمَ فَإِنَّهُ شَهْرُ اللَّهِ فِيهِ يَوْمٌ تَابَ اللَّهُ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ وَيَتُوبُ فِيهِ عَلَى قَوْمٍ آخَرِينَ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Ali b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Müshir haber verdi; Abdurrahman b. İshâk’tan; Nu’mân b. Sa’d’dan; Ali’den rivayet ettiğine göre: Bir adam ona (Ali’ye) sordu ve: “Ramazan ayından sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersin?” dedi. (Ali) ona şöyle dedi: “Ben bu konuda soru soran hiç kimseyi işitmedim; ancak bir adam hariç ki, ben (yanlarında) otururken onun Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorduğunu işitmiştim. O adam: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Ramazan ayından sonra hangi ayda oruç tutmamı emredersin?’ dedi. (Resûlullah): ‘Eğer Ramazan ayından sonra oruç tutacaksan Muharrem’i tut. Çünkü o Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah (o günde) bir kavmin tövbesini kabul etmiştir ve başka bir kavmin tövbesini de yine o günde kabul edecektir’ buyurdu.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen garibtir.
742. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ دِينَارٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، وَطَلْقُ بْنُ غَنَّامٍ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ مِنْ غُرَّةِ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ وَقَلَّمَا كَانَ يُفْطِرُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدِ اسْتَحَبَّ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ صِيَامَ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَإِنَّمَا يُكْرَهُ أَنْ يَصُومَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ لاَ يَصُومُ قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ . قَالَ وَرَوَى شُعْبَةُ عَنْ عَاصِمٍ هَذَا الْحَدِيثَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Kâsım b. Dînâr anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ ve Talk b. Ğannâm anlattılar; Şeybân’dan; Âsım’dan; Zirr’den; Abdullah’tan rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her ayın başında üç gün oruç tutardı. Cuma günü de nadiren oruçsuz olurdu (çoğunlukla oruçlu olurdu).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Ömer ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah hadisi hasen garibtir. İlim ehlinden bir topluluk Cuma günü oruç tutmayı müstehab görmüşlerdir. Cuma günü oruç tutmanın mekruh oluşu, ancak ondan öncesinde veya sonrasında oruç tutmayıp (Cuma’yı) tek başına tutması durumundadır. Şu’be bu hadisi Âsım’dan rivayet etmiş ancak merfû yapmamıştır.
743. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَصُومُ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِلاَّ أَنْ يَصُومَ قَبْلَهُ أَوْ يَصُومَ بَعْدَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَجَابِرٍ وَجُنَادَةَ الأَزْدِيِّ وَجُوَيْرِيَةَ وَأَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ يَكْرَهُونَ لِلرَّجُلِ أَنْ يَخْتَصَّ يَوْمَ الْجُمُعَةِ بِصِيَامٍ لاَ يَصُومُ قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ . وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; Ebû Sâlih’ten; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç kimse Cuma günü oruç tutmasın. Ancak ondan bir gün önce veya ondan bir gün sonra oruç tutarsa o başka.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ali, Câbir, Cünâde el-Ezdî, Cüveyriye, Enes ve Abdullah b. Amr’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehli katında uygulama bunun üzerinedir; kişinin öncesinde veya sonrasında oruç tutmaksızın sadece Cuma gününü oruca tahsis etmesini kerih görürler. Ahmed ve İshâk bu görüştedir.
744. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، عَنْ أُخْتِهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَصُومُوا يَوْمَ السَّبْتِ إِلاَّ فِيمَا افْتَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ أَحَدُكُمْ إِلاَّ لِحَاءَ عِنَبَةٍ أَوْ عُودَ شَجَرَةٍ فَلْيَمْضُغْهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَمَعْنَى كَرَاهَتِهِ فِي هَذَا أَنْ يَخُصَّ الرَّجُلُ يَوْمَ السَّبْتِ بِصِيَامٍ لأَنَّ الْيَهُودَ تُعَظِّمُ يَوْمَ السَّبْتِ .
Bize Humeyd b. Mes’ade anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Habîb anlattı; Sevr b. Yezîd’den; Hâlid b. Ma’dân’dan; Abdullah b. Büsr’den; kız kardeşinden rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’ın size farz kıldığı (Ramazan vb.) hariç, Cumartesi günü oruç tutmayınız. Eğer sizden biri (yiyecek bir şey bulamaz da) sadece üzüm kabuğu veya bir ağaç dalı bulursa onu çiğnesin (yine de oruç tutmasın).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu konudaki kerahatin (mekruhluk hükmünün) manası, kişinin sadece Cumartesi gününü oruca tahsis etmesidir. Çünkü Yahudiler Cumartesi gününe tazim gösterirler.
745. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ الْفَلاَّسُ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ رَبِيعَةَ الْجُرَشِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَحَرَّى صَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ حَفْصَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Ebû Hafs Amr b. Ali el-Fellâs anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Dâvûd anlattı; Sevr b. Yezîd’den; Hâlid b. Ma’dân’dan; Rebîa el-Cüreşî’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Pazartesi ve Perşembe orucunu (özellikle) araştırır (o günlerde oruç tutmaya özen gösterir)di.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Hafsa, Ebû Katâde, Ebû Hureyre ve Üsâme b. Zeyd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi bu veçhiyle hasen garibtir.
746. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، وَمُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ مِنَ الشَّهْرِ السَّبْتَ وَالأَحَدَ وَالاِثْنَيْنِ وَمِنَ الشَّهْرِ الآخَرِ الثُّلاَثَاءَ وَالأَرْبِعَاءَ وَالْخَمِيسَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَرَوَى عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ سُفْيَانَ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ahmed ve Muâviye b. Hişâm anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; Mansûr’dan; Hayseme’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bir) ayda Cumartesi, Pazar ve Pazartesi günleri oruç tutardı. Diğer ayda ise Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri oruç tutardı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Abdurrahman b. Mehdî bu hadisi Süfyân’dan rivayet etmiş ancak merfû yapmamıştır.
747. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " تُعْرَضُ الأَعْمَالُ يَوْمَ الاِثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ فَأُحِبُّ أَنْ يُعْرَضَ عَمَلِي وَأَنَا صَائِمٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âsım anlattı; Muhammed b. Rifâa’dan; Süheyl b. Ebî Sâlih’ten; babasından; Ebû Hureyre’den rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ameller Pazartesi ve Perşembe günü (Allah’a) arz edilir. Ben de amelim arz edilirken oruçlu olmayı severim.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi bu konuda hasen garib bir hadistir.
748. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْحَرِيرِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَدُّويَهْ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ سَلْمَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ الْقُرَشِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلْتُ أَوْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صِيَامِ الدَّهْرِ فَقَالَ " إِنَّ لأَهْلِكَ عَلَيْكَ حَقًّا صُمْ رَمَضَانَ وَالَّذِي يَلِيهِ وَكُلَّ أَرْبِعَاءٍ وَخَمِيسٍ فَإِذًا أَنْتَ قَدْ صُمْتَ الدَّهْرَ وَأَفْطَرْتَ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مُسْلِمٍ الْقُرَشِيِّ حَدِيثٌ غَرِيبٌ . وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ هَارُونَ بْنِ سَلْمَانَ عَنْ مُسْلِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ .
Bize Huseyn b. Muhammed el-Harîrî ve Muhammed b. Meddûyeh anlattılar; dediler ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Hârûn b. Selmân haber verdi; Ubeydullah b. Müslim el-Kureşî’den; babasından; dedi ki: “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e ömür boyu oruç tutmayı sordum (veya o soruldu). Şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Ramazan’ı ve onu takip eden (ayı) tut; bir de her Çarşamba ve Perşembe’yi tut. İşte o zaman (sanki) sen hem ömür boyu oruç tutmuş hem de iftar etmiş olursun.’” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Müslim el-Kureşî hadisi garib bir hadistir. Bazıları bu hadisi Hârûn b. Selmân’dan; Müslim b. Ubeydullah’tan; babasından şeklinde rivayet etmişlerdir.
749. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صِيَامُ يَوْمِ عَرَفَةَ إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ وَالسَّنَةَ الَّتِي بَعْدَهُ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي قَتَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدِ اسْتَحَبَّ أَهْلُ الْعِلْمِ صِيَامَ يَوْمِ عَرَفَةَ إِلاَّ بِعَرَفَةَ .
Bize Kuteybe ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Ğaylân b. Cerîr’den; Abdullah b. Ma’bed ez-Zimmânî’den; Ebû Katâde’den rivayet ettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Arefe günü orucunun, kendisinden önceki seneye ve kendisinden sonraki seneye keffaret olacağını Allah’tan umarım.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Katâde hadisi hasen bir hadistir. İlim ehli Arefe günü oruç tutmayı müstehab görmüşlerdir; ancak Arafat’ta olanlar (hacılar) hariç.
750. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَفْطَرَ بِعَرَفَةَ وَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ أُمُّ الْفَضْلِ بِلَبَنٍ فَشَرِبَ . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَأُمِّ الْفَضْلِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ حَجَجْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَصُمْهُ يَعْنِي يَوْمَ عَرَفَةَ وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ فَلَمْ يَصُمْهُ وَمَعَ عُمَرَ فَلَمْ يَصُمْهُ وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ يَصُمْهُ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَسْتَحِبُّونَ الإِفْطَارَ بِعَرَفَةَ لِيَتَقَوَّى بِهِ الرَّجُلُ عَلَى الدُّعَاءِ وَقَدْ صَامَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ يَوْمَ عَرَفَةَ بِعَرَفَةَ .
Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl İbn Uleyye anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb anlattı; İkrime’den; İbn Abbâs’tan rivayet ettiğine göre: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat’ta iftar etti (oruç tutmadı). Ümmü’l-Fadl ona süt gönderdi, o da (sütü) içti.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, İbn Ömer ve Ümmü’l-Fadl’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. İbn Ömer’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile haccettim, o günü (Arefe gününü) oruçlu geçirmedi. Ebû Bekir ile haccettim, o da tutmadı. Ömer ile haccettim, o da tutmadı. Osman ile haccettim, o da tutmadı.” İlim ehlinin çoğunluğu katında uygulama bunun üzerinedir; Arafat’ta (hacıların) iftar etmesini (oruç tutmamasını) müstehab görürler. Ta ki kişi dua etmeye güç yetirebilsin. Bazı ilim ehli ise Arafat’ta iken Arefe günü oruç tutmuştur.
751. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ عَنْ صَوْمِ، يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَةَ فَقَالَ حَجَجْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَصُمْهُ وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ فَلَمْ يَصُمْهُ وَمَعَ عُمَرَ فَلَمْ يَصُمْهُ وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ يَصُمْهُ . وَأَنَا لاَ أَصُومُهُ وَلاَ آمُرُ بِهِ وَلاَ أَنْهَى عَنْهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ رَجُلٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . وَأَبُو نَجِيحٍ اسْمُهُ يَسَارٌ وقد سمع من ابن عمر.
Bize Ahmed b. Menî’ ve Ali b. Hucr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne ve İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; İbn Ebî Necîh’ten; babasından rivayet ettiğine göre; İbn Ömer’e Arafat’ta iken Arefe günü oruç tutmak soruldu. Şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile haccettim, o günü oruçlu geçirmedi. Ebû Bekir ile haccettim, o da tutmadı. Ömer ile haccettim, o da tutmadı. Osman ile haccettim, o da tutmadı. Ben de tutmuyorum, (tutulmasını) emretmiyorum, (tutulmasını) yasaklamıyorum da.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bu hadis İbn Ebî Necîh’ten; babasından; bir adamdan ve İbn Ömer’den (arada bir adam zikredilerek de) rivayet edilmiştir. Ebû Necîh’in adı Yesâr’dır ve o İbn Ömer’den (hadis) işitmiştir.
752. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ إِنِّي أَحْتَسِبُ عَلَى اللَّهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَمُحَمَّدِ بْنِ صَيْفِيٍّ وَسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ وَهِنْدِ بْنِ أَسْمَاءَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَالرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذِ بْنِ عَفْرَاءَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَلَمَةَ الْخُزَاعِيِّ عَنْ عَمِّهِ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ ذَكَرُوا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ حَثَّ عَلَى صِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ . قَالَ أَبُو عِيسَى لاَ نَعْلَمُ فِي شَيْءٍ مِنَ الرِّوَايَاتِ أَنَّهُ قَالَ " صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ كَفَّارَةُ سَنَةٍ " . إِلاَّ فِي حَدِيثِ أَبِي قَتَادَةَ . وَبِحَدِيثِ أَبِي قَتَادَةَ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Kuteybe ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Ğaylân b. Cerîr’den; Abdullah b. Ma’bed ez-Zimmânî’den; Ebû Katâde’den rivayet ettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Aşure günü orucunun, kendisinden önceki seneye keffaret olacağını Allah’tan umarım.” Bu konuda Ali, Muhammed b. Sayfî, Seleme b. el-Ekva’, Hind b. Esmâ, İbn Abbâs, Rubeyyi’ binti Muavviz b. Afrâ, Abdurrahman b. Seleme el-Huzâî’nin amcasından ve Abdullah b. Zübeyr’den de hadis rivayet edilmiş olup, hepsi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Aşure günü orucuna teşvik ettiğini zikretmişlerdir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Katâde hadisi hariç, hiçbir rivayette “Aşure günü orucu bir seneye keffarettir” denildiğini bilmiyoruz. Ahmed ve İshâk, Ebû Katâde hadisiyle amel ederler.
753. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ عَاشُورَاءُ يَوْمًا تَصُومُهُ قُرَيْشٌ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُهُ فَلَمَّا قَدِمَ الْمَدِينَةَ صَامَهُ وَأَمَرَ النَّاسَ بِصِيَامِهِ فَلَمَّا افْتُرِضَ رَمَضَانُ كَانَ رَمَضَانُ هُوَ الْفَرِيضَةَ وَتَرَكَ عَاشُورَاءَ فَمَنْ شَاءَ صَامَهُ وَمَنْ شَاءَ تَرَكَهُ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَقَيْسِ بْنِ سَعْدٍ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَمُعَاوِيَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَالْعَمَلُ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ عَلَى حَدِيثِ عَائِشَةَ وَهُوَ حَدِيثٌ صَحِيحٌ لاَ يَرَوْنَ صِيَامَ يَوْمِ عَاشُورَاءَ وَاجِبًا إِلاَّ مَنْ رَغِبَ فِي صِيَامِهِ لِمَا ذُكِرَ فِيهِ مِنَ الْفَضْلِ .
Bize Hârûn b. İshâk el-Hemdânî anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleymân anlattı; Hişâm b. Urve’den; babasından; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Aşure, Kureyş’in Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de o gün oruç tutardı. Medine’ye geldiğinde de o gün oruç tuttu ve insanlara (o gün) oruç tutmalarını emretti. Ramazan orucu farz kılınınca farz olan (oruç) Ramazan oldu ve Aşure’yi (farz olarak tutmayı) terk etti. Artık dileyen onu tuttu, dileyen terk etti.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda İbn Mes’ûd, Kays b. Sa’d, Câbir b. Semüre, İbn Ömer ve Muâviye’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehli katında uygulama Âişe hadisi üzerinedir ve bu sahih bir hadistir. Onlar Aşure günü orucunu vacip (farz) görmezler; ancak onda zikredilen faziletten dolayı onu tutmak isteyene (müstehabtır).
754. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ حَاجِبِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ الأَعْرَجِ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ وَهُوَ مُتَوَسِّدٌ رِدَاءَهُ فِي زَمْزَمَ فَقُلْتُ أَخْبِرْنِي عَنْ يَوْمِ عَاشُورَاءَ أَىُّ يَوْمٍ هُوَ أَصُومُهُ فَقَالَ إِذَا رَأَيْتَ هِلاَلَ الْمُحَرَّمِ فَاعْدُدْ ثُمَّ أَصْبِحْ مِنَ التَّاسِعِ صَائِمًا . قَالَ فَقُلْتُ أَهَكَذَا كَانَ يَصُومُهُ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ .
Bize Hennâd ve Ebû Kurayb anlattılar; dediler ki: Bize Vekî’ anlattı; Hâcib b. Ömer’den; Hakem b. el-A’rec’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: İbn Abbâs’ın yanına vardım; o, Zemzem’de ridasına yaslanmış yatıyordu. “Bana Aşure günü hakkında haber ver, o gün hangi gündür, (ne zaman) oruç tutayım?” dedim. Şöyle dedi: “Muharrem hilalini gördüğün zaman saymaya başla, sonra dokuzuncu gün oruçlu olarak sabahla.” Ben: “Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem onu böyle mi tutardı?” dedim. “Evet” dedi.
755. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِصَوْمِ عَاشُورَاءَ يَوْمَ الْعَاشِرِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَقَالَ بَعْضُهُمْ يَوْمُ التَّاسِعِ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ يَوْمُ الْعَاشِرِ . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُ قَالَ صُومُوا التَّاسِعَ وَالْعَاشِرَ وَخَالِفُوا الْيَهُودَ . وَبِهَذَا الْحَدِيثِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdulvâris anlattı; Yûnus’tan; Hasan’dan; İbn Abbâs’tan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Aşure orucunu onuncu günde tutmayı emretti.” Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. İlim ehli Aşure günü hakkında ihtilaf ettiler. Bazıları “Dokuzuncu gündür” dedi. Bazıları ise “Onuncu gündür” dedi. İbn Abbâs’tan şöyle dediği de rivayet edilmiştir: “Dokuzuncu ve onuncu günü tutun ve Yahudilere muhalefet edin.” Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir.
756. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَائِمًا فِي الْعَشْرِ قَطُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنِ الأَسْوَدِ عَنْ عَائِشَةَ . وَرَوَى الثَّوْرِيُّ وَغَيْرُهُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُرَ صَائِمًا فِي الْعَشْرِ . وَرَوَى أَبُو الأَحْوَصِ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَائِشَةَ . وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ الأَسْوَدِ . وَقَدِ اخْتَلَفُوا عَلَى مَنْصُورٍ فِي هَذَا الْحَدِيثِ وَرِوَايَةُ الأَعْمَشِ أَصَحُّ وَأَوْصَلُ إِسْنَادًا . قَالَ وَسَمِعْتُ أَبَا بَكْرٍ مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ يَقُولُ سَمِعْتُ وَكِيعًا يَقُولُ الأَعْمَشُ أَحْفَظُ لإِسْنَادِ إِبْرَاهِيمَ مِنْ مَنْصُورٍ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; İbrâhîm’den; Esved’den; Âişe’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i (Zilhicce’nin) on gününde oruç tutarken asla görmedim.” Ebû Îsâ dedi ki: Birden çok kişi bu hadisi A’meş’ten; İbrâhîm’den; Esved’den; Âişe’den bu şekilde rivayet etmiştir. Sevrî ve başkaları ise bu hadisi Mansûr’dan; İbrâhîm’den rivayet ederek: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (Zilhicce’nin) on gününde oruç tutarken görülmedi” demişlerdir (ve mürsel yapmışlardır). Ebu’l-Ahvas ise bunu Mansûr’dan; İbrâhîm’den; Âişe’den rivayet etmiş ve senedinde Esved’i zikretmemiştir. (Raviler) bu hadis hakkında Mansûr(’un rivayeti) üzerinde ihtilaf etmişlerdir. A’meş’in rivayeti daha sahihtir ve isnadı daha muttasıldır (kopuksuz ulaşmıştır). Ebû Bekir Muhammed b. Ebân’ı şöyle derken işittim: Vekî’in şöyle dediğini işittim: “A’meş, İbrâhîm’in isnadını Mansûr’dan daha iyi ezberlemiştir.”
757. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، هُوَ الْبَطِينُ وَهُوَ ابْنُ عِمْرَانَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهِنَّ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ هَذِهِ الأَيَّامِ الْعَشْرِ " . فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَلاَ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَيْءٍ " . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten; Müslim’den —ki o el-Batîn’dir ve İbn İmrân’dır—; Saîd b. Cübeyr’den; İbn Abbâs’tan rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Salih amelin, Allah’a şu (Zilhicce’nin) on günündekinden daha sevimli olduğu hiçbir gün yoktur.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Allah yolunda cihad da mı (daha sevimli değildir)?” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihad da! Ancak canıyla ve malıyla çıkıp da bunlardan hiçbir şeyle geri dönemeyen (hepsini feda eden/şehit olan) adam hariç.” Bu konuda İbn Ömer, Ebû Hureyre, Abdullah b. Amr ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahih garibtir.
758. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مَسْعُودُ بْنُ وَاصِلٍ، عَنْ نَهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ أَيَّامٍ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ أَنْ يُتَعَبَّدَ لَهُ فِيهَا مِنْ عَشْرِ ذِي الْحِجَّةِ يَعْدِلُ صِيَامُ كُلِّ يَوْمٍ مِنْهَا بِصِيَامِ سَنَةٍ وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مَسْعُودِ بْنِ وَاصِلٍ عَنِ النَّهَّاسِ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمْ يَعْرِفْهُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ مِثْلَ هَذَا . وَقَالَ قَدْ رُوِيَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً شَيْءٌ مِنْ هَذَا . وَقَدْ تَكَلَّمَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ فِي نَهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ .
Bize Ebu Bekir b. Nâfi' el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Mes'ûd b. Vâsıl anlattı; Nehhâs b. Kahm'den, (o) Katâde'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o) Ebû Hureyre'den, (o da) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet ettiğine göre) şöyle buyurmuştur: “Zilhicce'nin (ilk) on gününden daha çok; içinde ibadet edilmesinin Allah'a sevimli geldiği (başka) günler yoktur. Onlardan her günün orucu, bir yılın orucuna; onlardan her gecenin kıyamı (ibadeti), Kadir gecesinin kıyamına denktir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bu hadisi ancak Mes'ûd b. Vâsıl'ın, Nehhâs'tan rivayetiyle biliyoruz. Dedi ki: Muhammed'e (Buhârî'ye) bu hadisi sordum; onu bu veçhinden başkasıyla; bunun benzeri (bir rivayet) olarak bilmedi. (Muhammed) Dedi ki: Bu (konuda) Katâde'den, (o) Saîd b. el-Müseyyeb'den, (o da) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak bir şeyler rivayet edilmiştir. Yahyâ b. Saîd, hafızası yönünden Nehhâs b. Kahm hakkında (olumsuz) konuşmuştur.
759. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ فَذَلِكَ صِيَامُ الدَّهْرِ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَثَوْبَانَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي أَيُّوبَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اسْتَحَبَّ قَوْمٌ صِيَامَ سِتَّةِ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ بِهَذَا الْحَدِيثِ . قَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ هُوَ حَسَنٌ هُوَ مِثْلُ صِيَامِ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ . قَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَيُرْوَى فِي بَعْضِ الْحَدِيثِ " وَيُلْحَقُ هَذَا الصِّيَامُ بِرَمَضَانَ " . وَاخْتَارَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَنْ تَكُونَ سِتَّةَ أَيَّامٍ فِي أَوَّلِ الشَّهْرِ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ قَالَ إِنْ صَامَ سِتَّةَ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ مُتَفَرِّقًا فَهُوَ جَائِزٌ . قَالَ وَقَدْ رَوَى عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ وَسَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ عَنْ عُمَرَ بْنِ ثَابِتٍ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا . وَرَوَى شُعْبَةُ عَنْ وَرْقَاءَ بْنِ عُمَرَ عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ هَذَا الْحَدِيثَ . وَسَعْدُ بْنُ سَعِيدٍ هُوَ أَخُو يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْحَدِيثِ فِي سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ . حَدَّثَنَا هَنَّادٌ قَالَ أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ الْجُعْفِيُّ عَنْ إِسْرَائِيلَ أَبِي مُوسَى عَنِ الْحَسَنِ الْبَصْرِيِّ قَالَ كَانَ إِذَا ذُكِرَ عِنْدَهُ صِيَامُ سِتَّةِ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ فَيَقُولُ وَاللَّهِ لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ بِصِيَامِ هَذَا الشَّهْرِ عَنِ السَّنَةِ كُلِّهَا .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; dedi ki: Bize Sa'd b. Saîd anlattı; Ömer b. Sâbit'ten, (o) Ebû Eyyûb'dan; dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Ramazan (orucunu) tutar, sonra ona Şevval'den altı (gün) eklerse, işte bu, dehr (bütün yıl) orucu(na denk)dir.” Bu konuda Câbir, Ebû Hureyre ve Sevbân'dan da (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Eyyûb hadisi hasen sahihtir. Bir topluluk bu hadise dayanarak Şevval'den altı gün oruç tutmayı müstehab görmüştür. İbnü'l-Mübârek dedi ki: O (Şevval orucu) güzeldir. O, her aydan üç gün oruç tutmak gibidir. İbnü'l-Mübârek dedi ki: Bazı hadislerde rivayet edildiğine göre; “Bu oruç Ramazan'a ilhak edilir (katılır).” İbnü'l-Mübârek, (bu) altı günün ayın başında olmasını (tutulmasını) tercih etmiştir. İbnü'l-Mübârek'ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Eğer Şevval'den altı günü ayrı ayrı tutarsa bu da caizdir. (Ebû Îsâ) Dedi ki: Abdülaziz b. Muhammed, Safvân b. Süleym ve Sa'd b. Saîd'den, (onlar) Ömer b. Sâbit'ten, (o) Ebû Eyyûb'dan, (o da) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu (hadisi) rivayet etmişlerdir. Şu'be, Verkâ b. Ömer'den, (o) Sa'd b. Saîd'den bu hadisi rivayet etmiştir. Sa'd b. Saîd, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî'nin kardeşidir. Bazı hadis ehli, hafızası yönünden Sa'd b. Saîd hakkında (olumsuz) konuşmuştur. Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Hüseyin b. Ali el-Cu'fî haber verdi; İsrâîl Ebû Mûsâ'dan, (o) Hasan Basrî'den; dedi ki: Yanında Şevval'den altı gün oruç tutulması zikredildiği zaman şöyle derdi: “Allah'a yemin olsun ki; Allah bu ayın (Ramazan'ın) orucunu bütün bir yıla bedel olarak kabul etmiştir.”
760. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ أَبِي الرَّبِيعِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ عَهِدَ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَةً أَنْ لاَ أَنَامَ إِلاَّ عَلَى وِتْرٍ وَصَوْمَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ وَأَنْ أُصَلِّيَ الضُّحَى .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne anlattı; Simâk b. Harb'den; Ebû'r-Rabî'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: “Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bana üç şeyi vasiyet etti: Vitir kılmadan uyumamamı, her aydan üç gün oruç tutmamı ve kuşluk namazını kılmamı.”
761. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَامٍ، يُحَدِّثُ عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا ذَرٍّ إِذَا صُمْتَ مِنَ الشَّهْرِ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَصُمْ ثَلاَثَ عَشْرَةَ وَأَرْبَعَ عَشْرَةَ وَخَمْسَ عَشْرَةَ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَقُرَّةَ بْنِ إِيَاسٍ الْمُزَنِيِّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي عَقْرَبٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَائِشَةَ وَقَتَادَةَ بْنِ مِلْحَانَ وَعُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِي وَجَرِيرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي ذَرٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رُوِيَ فِي بَعْضِ الْحَدِيثِ أَنَّ " مَنْ صَامَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ كَانَ كَمَنْ صَامَ الدَّهْرَ " .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; A'meş'ten; dedi ki: Yahyâ b. Sâm'ı, Mûsâ b. Talha'dan (naklen) anlatırken işittim; dedi ki: Ebû Zerr'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Ebû Zerr! Aydan üç gün oruç tutacağın zaman; on üç, on dört ve on beşinde tut.” Bu konuda Ebû Katâde, Abdullâh b. Amr, Kurre b. İyâs el-Müzenî, Abdullâh b. Mes'ûd, Ebû Akrab, İbn Abbâs, Âişe, Katâde b. Milhân, Osmân b. Ebi'l-Âs ve Cerîr'den de (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Zerr hadisi hasen hadistir. Bazı hadislerde rivayet edildiğine göre; “Kim her aydan üç gün oruç tutarsa, bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur.”
762. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَامَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَذَلِكَ صِيَامُ الدَّهْرِ " . فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقَ ذَلِكَ فِي كِتَابِهِ : (مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا ) . الْيَوْمُ بِعَشَرَةِ أَيَّامٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي شِمْرٍ وَأَبِي التَّيَّاحِ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Âsım el-Ahvel'den; Ebû Osmân en-Nehdî'den; Ebû Zerr'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim her aydan üç gün oruç tutarsa, işte bu, dehr (bütün yıl) orucu(na denk)dir.” “Allah Azze ve Celle, bunun doğrulayıcısı olarak kitabında (şu ayeti) indirdi: { Kim bir iyilik ile gelirse onun için on misli vardır. } (En'âm Sûresi, 160. Ayet). Bir gün on güne (bedel)dir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen hadistir. Şu'be, bu hadisi Ebû Şimr ve Ebu't-Teyyâh'tan; Ebû Osmân'dan; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet etmiştir.
763. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاذَةَ، قَالَتْ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصُومُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ قَالَتْ نَعَمْ . قُلْتُ مِنْ أَيِّهِ كَانَ يَصُومُ قَالَتْ كَانَ لاَ يُبَالِي مِنْ أَيِّهِ صَامَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَيَزِيدُ الرِّشْكُ هُوَ يَزِيدُ الضُّبَعِيُّ وَهُوَ يَزِيدُ بْنُ الْقَاسِمِ وَهُوَ الْقَسَّامُ وَالرِّشْكُ هُوَ الْقَسَّامُ بِلُغَةِ أَهْلِ الْبَصْرَةِ .
Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Yezîd er-Rişk'ten; dedi ki: Muâze'yi (şöyle derken) işittim: Dedi ki: Âişe'ye: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem her aydan üç gün oruç tutar mıydı?” diye sordum. (Âişe): “Evet” dedi. Ben: “Ayın hangi günlerinde tutardı?” dedim. (Âişe): “Ayın hangisinde tuttuğuna aldırmazdı (dikkat etmezdi, her gününde tutabilirdi)” dedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: Yezîd er-Rişk; Yezîd ed-Dubaî'dir. O, Yezîd b. Kâsım'dır. O, el-Kassâm'dır. “Er-Rişk”, Basra ehlinin lügatinde “el-Kassâm” (taksimci, bölüştürücü) demektir.
764. Hadis
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى الْقَزَّازُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ رَبَّكُمْ يَقُولُ كُلُّ حَسَنَةٍ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ وَالصَّوْمُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ الصَّوْمُ جُنَّةٌ مِنَ النَّارِ وَلَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ وَإِنْ جَهِلَ عَلَى أَحَدِكُمْ جَاهِلٌ وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيَقُلْ إِنِّي صَائِمٌ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَكَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ وَسَلاَمَةَ بْنِ قَيْصَرٍ وَبَشِيرِ ابْنِ الْخَصَاصِيَةِ . وَاسْمُ بَشِيرٍ زَحْمُ بْنُ مَعْبَدٍ وَالْخَصَاصِيَةُ هِيَ أُمُّهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize İmrân b. Mûsâ el-Kazzâz anlattı; dedi ki: Bize Abdülvâris b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Ali b. Zeyd anlattı; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Rabbiniz buyuruyor ki: Her iyiliğe on mislinden yedi yüz katına kadar (sevap) vardır. Oruç ise benim içindir; onun karşılığını (bizzat) ben vereceğim. Oruç, ateşten (koruyan) bir kalkandır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Eğer sizden birinize oruçlu iken cahilce davranan biri olursa; ‘Ben oruçluyum’ desin.” Bu konuda Muâz b. Cebel, Sehl b. Sa'd, Ka'b b. Ucre, Selâme b. Kayser ve Beşîr b. el-Hasâsiyye'den de (hadis) rivayet edilmiştir. Beşîr'in ismi Zahm b. Ma'bed'dir. Hasâsiyye ise onun annesidir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi, bu veçhiyle hasen gariptir.
765. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَبَابًا يُدْعَى الرَّيَّانَ يُدْعَى لَهُ الصَّائِمُونَ فَمَنْ كَانَ مِنَ الصَّائِمِينَ دَخَلَهُ وَمَنْ دَخَلَهُ لَمْ يَظْمَأْ أَبَدًا " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âmir el-Akedî anlattı; Hişâm b. Sa'd'dan; Ebû Hâzim'den; Sehl b. Sa'd'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Cennette ‘Reyyân’ denilen bir kapı vardır. Oruçlular o kapıya çağrılırlar. Kim oruçlulardan ise oraya girer. Oraya giren kimse asla susamaz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahih gariptir.
766. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ فَرْحَةٌ حِينَ يُفْطِرُ وَفَرْحَةٌ حِينَ يَلْقَى رَبَّهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; Süheyl b. Ebî Sâlih'ten; babasından; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği zaman (iftar) sevinci, diğeri de Rabbi ile karşılaştığı zamanki sevinci.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
767. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ بِمَنْ صَامَ الدَّهْرَ قَالَ " لاَ صَامَ وَلاَ أَفْطَرَ " . أَوْ " لَمْ يَصُمْ وَلَمْ يُفْطِرْ " . وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَأَبِي مُوسَى . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي قَتَادَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ صِيَامَ الدَّهْرِ وَأَجَازَهُ قَوْمٌ آخَرُونَ وَقَالُوا إِنَّمَا يَكُونُ صِيَامُ الدَّهْرِ إِذَا لَمْ يُفْطِرْ يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى وَأَيَّامِ التَّشْرِيقِ فَمَنْ أَفْطَرَ هَذِهِ الأَيَّامَ فَقَدْ خَرَجَ مِنْ حَدِّ الْكَرَاهِيَةِ وَلاَ يَكُونُ قَدْ صَامَ الدَّهْرَ كُلَّهُ . هَكَذَا رُوِيَ عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ نَحْوًا مِنْ هَذَا وَقَالاَ لاَ يَجِبُ أَنْ يُفْطِرَ أَيَّامًا غَيْرَ هَذِهِ الْخَمْسَةِ الأَيَّامِ الَّتِي نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهَا يَوْمِ الْفِطْرِ وَيَوْمِ الأَضْحَى وَأَيَّامَ التَّشْرِيقِ .
Bize Kuteybe ve Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattı; dediler ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Gaylân b. Cerîr'den; Abdullâh b. Ma'bed'den; Ebû Katâde'den; dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Dehr (bütün yıl) orucunu tutan hakkında (durum) nasıldır (ne buyurursun)?” denildi. Buyurdu ki: “O, ne oruç tutmuştur ne de iftar etmiştir.” Veya: “Oruç tutmamış ve iftar da etmemiştir.” Bu konuda Abdullâh b. Amr, Abdullâh b. eş-Şihhîr, İmrân b. Husayn ve Ebû Mûsâ'dan da (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Katâde hadisi hasen hadistir. İlim ehlinden bir topluluk Dehr (bütün yıl) orucunu kerih görmüş, diğer bir topluluk ise buna cevaz vermiştir. (Cevaz verenler) Şöyle demişlerdir: “Dehr orucu ancak; Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve Teşrik günlerinde iftar etmediği (o günlerde de oruç tuttuğu) zaman (kerih) olur. Kim bu günlerde iftar ederse (oruç tutmazsa), kerahat sınırından çıkmış olur ve bütün yılı (haram olan günleri de kapsayacak şekilde) oruçlu geçirmiş olmaz.” Mâlik b. Enes'ten böyle rivayet edilmiştir. Şâfiî'nin görüşü de budur. Ahmed ve İshâk da buna benzer bir görüş belirtmiş ve şöyle demişlerdir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in (oruç tutulmasını) yasakladığı şu beş gün dışında (hiçbir günde) iftar etmesi vacip değildir: Ramazan Bayramı günü, Kurban Bayramı günü ve Teşrik günleri.”
768. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ صِيَامِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ يَصُومُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ صَامَ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَقُولَ قَدْ أَفْطَرَ . قَالَتْ وَمَا صَامَ رَسُولُ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا كَامِلاً إِلاَّ رَمَضَانَ . وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Eyyûb'dan; Abdullâh b. Şakîk'tan; dedi ki: Âişe'ye Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucunu sordum. Dedi ki: “(Öylesine) oruç tutardı ki, biz artık oruç tuttu (hiç bırakmayacak) derdik. (Öylesine) iftar ederdi ki, biz artık iftar etti (hiç tutmayacak) derdik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan dışında hiçbir ayı tam olarak oruçlu geçirmedi.” Bu konuda Enes ve İbn Abbâs'tan da (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir.
769. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ صَوْمِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ يَصُومُ مِنَ الشَّهْرِ حَتَّى نَرَى أَنَّهُ لاَ يُرِيدُ أَنْ يُفْطِرَ مِنْهُ وَيُفْطِرُ حَتَّى نَرَى أَنَّهُ لاَ يُرِيدُ أَنْ يَصُومَ مِنْهُ شَيْئًا وَكُنْتَ لاَ تَشَاءُ أَنْ تَرَاهُ مِنَ اللَّيْلِ مُصَلِّيًا إِلاَّ رَأَيْتَهُ مُصَلِّيًا وَلاَ نَائِمًا إِلاَّ رَأَيْتَهُ نَائِمًا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Alî b. Hucr anlattı; dedi ki: Bize İsmâîl b. Ca'fer anlattı; Humeyd'den; Enes b. Mâlik'ten; kendisine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in orucu sorulduğunda şöyle demiştir: “Aydan (öylesine) oruç tutardı ki, biz onun o aydan (hiç) iftar etmek istemediğini (hiç bırakmayacağını) sanırdık. Ve (öylesine) iftar ederdi ki, biz onun o aydan hiçbir şey oruç tutmak istemediğini sanırdık. Sen onu gece namaz kılarken görmek istersen mutlaka namaz kılarken görürdün; uyurken görmek istersen de mutlaka uyurken görürdün.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
770. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَفْضَلُ الصَّوْمِ صَوْمُ أَخِي دَاوُدَ كَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا وَلاَ يَفِرُّ إِذَا لاَقَى " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو الْعَبَّاسِ هُوَ الشَّاعِرُ الْمَكِّيُّ الأَعْمَى وَاسْمُهُ السَّائِبُ بْنُ فَرُّوخَ . قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَفْضَلُ الصِّيَامِ أَنْ تَصُومَ يَوْمًا وَتُفْطِرَ يَوْمًا . وَيُقَالُ هَذَا هُوَ أَشَدُّ الصِّيَامِ .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Mis'ar ve Süfyân'dan; Habîb b. Ebî Sâbit'ten; Ebu'l-Abbâs'tan; Abdullâh b. Amr'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Orucun en faziletlisi kardeşim Dâvûd'un orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi. Ve (düşmanla) karşılaştığı zaman kaçmazdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebu'l-Abbâs, Mekkeli âmâ şairdir; ismi Sâib b. Ferrûh'tur. Bazı ilim ehli dedi ki: “Orucun en faziletlisi, bir gün oruç tutup bir gün iftar etmendir.” Bunun en zor oruç olduğu da söylenir.
771. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ قَالَ شَهِدْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ فِي يَوْمِ النَّحْرِ بَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْ صَوْمِ هَذَيْنِ الْيَوْمَيْنِ أَمَّا يَوْمُ الْفِطْرِ فَفِطْرُكُمْ مِنْ صَوْمِكُمْ وَعِيدٌ لِلْمُسْلِمِينَ وَأَمَّا يَوْمُ الأَضْحَى فَكُلُوا مِنْ لُحُومِ نُسُكِكُمْ . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو عُبَيْدٍ مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ اسْمُهُ سَعْدٌ وَيُقَالُ لَهُ مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَزْهَرَ أَيْضًا وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَزْهَرَ هُوَ ابْنُ عَمِّ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ .
Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebî'ş-Şevârib anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer anlattı; Zührî'den; Abdurrahman b. Avf'ın mevlası Ebû Ubeyd'den; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb'a Kurban Bayramı gününde şahit oldum. Hutbeden önce namazla başladı, sonra şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şu iki günün orucundan nehyederken işittim: Ramazan Bayramı gününe gelince; o, orucunuzu bitirdiğiniz (iftar ettiğiniz) gününüzdür ve Müslümanlar için bayramdır. Kurban Bayramı gününe gelince; o gün kurbanlarınızın etinden yiyiniz.” (Ebû Îsâ) Dedi ki: Bu hadis sahihtir. Abdurrahman b. Avf'ın mevlası Ebû Ubeyd'in ismi Sa'd'dır. Ona Abdurrahman b. Ezher'in mevlası da denilir. Abdurrahman b. Ezher, Abdurrahman b. Avf'ın amcasının oğludur.
772. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صِيَامَيْنِ يَوْمِ الأَضْحَى وَيَوْمِ الْفِطْرِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَعَائِشَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَعَمْرُو بْنُ يَحْيَى هُوَ ابْنُ عُمَارَةَ بْنِ أَبِي الْحَسَنِ الْمَازِنِيُّ الْمَدَنِيُّ وَهُوَ ثِقَةٌ رَوَى عَنْهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَشُعْبَةُ وَمَالِكُ بْنُ أَنَسٍ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed anlattı; Amr b. Yahyâ'dan; babasından; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki oruçtan nehyetti: Kurban Bayramı günü ve Ramazan Bayramı günü.” Bu konuda Ömer, Ali, Âişe, Ebû Hureyre, Ukbe b. Âmir ve Enes'ten de (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi hasen sahihtir. İlim ehlince amel buna göredir. Ebû Îsâ dedi ki: Amr b. Yahyâ; Umâre b. Ebi'l-Hasen el-Mâzinî el-Medenî'nin oğludur. O sika (güvenilir) biridir. Ondan Süfyân es-Sevrî, Şu'be ve Mâlik b. Enes rivayette bulunmuştur.
773. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَوْمُ عَرَفَةَ وَيَوْمُ النَّحْرِ وَأَيَّامُ التَّشْرِيقِ عِيدُنَا أَهْلَ الإِسْلاَمِ وَهِيَ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَسَعْدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَجَابِرٍ وَنُبَيْشَةَ وَبِشْرِ بْنِ سُحَيْمٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ وَأَنَسٍ وَحَمْزَةَ بْنِ عَمْرٍو الأَسْلَمِيِّ وَكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ وَعَائِشَةَ وَعَمْرِو بْنِ الْعَاصِ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ يَكْرَهُونَ الصِّيَامَ أَيَّامَ التَّشْرِيقِ إِلاَّ أَنَّ قَوْمًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ رَخَّصُوا لِلْمُتَمَتِّعِ إِذَا لَمْ يَجِدْ هَدْيًا وَلَمْ يَصُمْ فِي الْعَشْرِ أَنْ يَصُومَ أَيَّامَ التَّشْرِيقِ . وَبِهِ يَقُولُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَأَهْلُ الْعِرَاقِ يَقُولُونَ مُوسَى بْنُ عَلِيِّ بْنِ رَبَاحٍ وَأَهْلُ مِصْرَ يَقُولُونَ مُوسَى بْنُ عُلَىٍّ . وَقَالَ سَمِعْتُ قُتَيْبَةُ يَقُولُ سَمِعْتُ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ يَقُولُ قَالَ مُوسَى بْنُ عَلِيٍّ لاَ أَجْعَلُ أَحَدًا فِي حِلٍّ صَغَّرَ اسْمَ أَبِي .
Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Mûsâ b. Uley'den; babasından; Ukbe b. Âmir'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Arefe günü, Kurban Bayramı günü ve Teşrik günleri biz İslam ehlinin bayramıdır. Bu günler yeme ve içme günleridir.” Bu konuda Ali, Sa'd, Ebû Hureyre, Câbir, Nübeyşe, Bişr b. Süheym, Abdullâh b. Huzâfe, Enes, Hamza b. Amr el-Eslemî, Ka'b b. Mâlik, Âişe, Amr b. el-Âs ve Abdullâh b. Amr'dan da (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ukbe b. Âmir hadisi hasen sahihtir. İlim ehlince amel buna göredir; Teşrik günlerinde oruç tutmayı kerih görürler. Ancak Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bir topluluk; temettu haccı yapan (mütemetti) kişi kurban bulamazsa ve (Zilhicce'nin) on gününde de oruç tutmamışsa, Teşrik günlerinde oruç tutmasına ruhsat vermişlerdir. Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. Ebû Îsâ dedi ki: Irak ehli (bu raviye) “Mûsâ b. Ali b. Rebâh” derler. Mısır ehli ise “Mûsâ b. Uley” derler. Kuteybe'yi şöyle derken işittim: Leys b. Sa'd'ı şöyle derken işittim: Mûsâ b. Ali dedi ki: “Babamın ismini küçültme sigasıyla (tasgir yaparak 'Uley' şeklinde) söyleyen kimseye hakkımı helal etmiyorum.”
774. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ النَّيْسَابُورِيُّ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَيَحْيَى بْنُ مُوسَى، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَارِظٍ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَسَعْدٍ وَشَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ وَثَوْبَانَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ وَعَائِشَةَ وَمَعْقِلِ بْنِ سِنَانٍ وَيُقَالُ ابْنُ يَسَارٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي مُوسَى وَبِلاَلٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ . وَذُكِرَ عَنْ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ أَنَّهُ قَالَ أَصَحُّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثُ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ . وَذُكِرَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُ قَالَ أَصَحُّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثُ ثَوْبَانَ وَشَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ لأَنَّ يَحْيَى بْنَ أَبِي كَثِيرٍ رَوَى عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ الْحَدِيثَيْنِ جَمِيعًا حَدِيثَ ثَوْبَانَ وَحَدِيثَ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ . وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمُ الْحِجَامَةَ لِلصَّائِمِ حَتَّى أَنَّ بَعْضَ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ بِاللَّيْلِ مِنْهُمْ أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ وَابْنُ عُمَرَ وَبِهَذَا يَقُولُ ابْنُ الْمُبَارَكِ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ إِسْحَاقَ بْنَ مَنْصُورٍ يَقُولُ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ مَنِ احْتَجَمَ وَهُوَ صَائِمٌ فَعَلَيْهِ الْقَضَاءُ . قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ وَهَكَذَا قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ . وَقَالَ أَبُو عِيسَى وَأَخْبَرَنِي الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ قَالَ قَالَ الشَّافِعِيُّ قَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ احْتَجَمَ وَهُوَ صَائِمٌ وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " أَفْطَرَ الْحَاجِمُ وَالْمَحْجُومُ " . وَلاَ أَعْلَمُ وَاحِدًا مِنْ هَذَيْنِ الْحَدِيثَيْنِ ثَابِتًا وَلَوْ تَوَقَّى رَجُلٌ الْحِجَامَةَ وَهُوَ صَائِمٌ كَانَ أَحَبَّ إِلَىَّ وَلَوِ احْتَجَمَ صَائِمٌ لَمْ أَرَ ذَلِكَ أَنْ يُفْطِرَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَكَذَا كَانَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ بِبَغْدَادَ وَأَمَّا بِمِصْرَ فَمَالَ إِلَى الرُّخْصَةِ وَلَمْ يَرَ بِالْحِجَامَةِ لِلصَّائِمِ بَأْسًا وَاحْتَجَّ بِأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ وَهُوَ مُحْرِمٌ صَائِمٌ .
Bize Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Râfi' en-Neysâbûrî, Mahmûd b. Gaylân ve Yahyâ b. Mûsâ anlattılar; dediler ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; Ma'mer'den; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; İbrâhim b. Abdullâh b. Kâriz'den; Sâib b. Yezîd'den; Râfi' b. Hadîc'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Hacamat yapan (kan alan) da, hacamat yaptıran (kan veren) de orucunu bozmuştur.” Bu konuda Ali, Sa'd, Şeddâd b. Evs, Sevbân, Üsâme b. Zeyd, Âişe, Ma'kıl b. Sinân -ona İbn Yesâr da denilir-, Ebû Hureyre, İbn Abbâs, Ebû Mûsâ ve Bilâl'den de (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Râfi' b. Hadîc hadisi hasen hadistir. Ahmed b. Hanbel'den zikredildiğine göre şöyle demiştir: “Bu konuda (gelen) en sahih şey Râfi' b. Hadîc hadisidir.” Ali b. Abdullâh'tan (İbnü'l-Medînî) zikredildiğine göre şöyle demiştir: “Bu konuda en sahih şey Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadisidir. Çünkü Yahyâ b. Ebî Kesîr, iki hadisi de; (hem) Sevbân hadisini (hem de) Şeddâd b. Evs hadisini Ebû Kılâbe'den rivayet etmiştir.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinden bir topluluk oruçlu için hacamatı kerih görmüştür. Hatta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazıları geceleyin hacamat yaptırmıştır. Ebû Mûsâ el-Eş'arî ve İbn Ömer bunlardandır. İbnü'l-Mübârek de bu görüştedir. Ebû Îsâ dedi ki: İshâk b. Mansûr'u şöyle derken işittim: Abdurrahman b. Mehdî dedi ki: “Kim oruçlu iken hacamat yaptırırsa ona kaza gerekir.” İshâk b. Mansûr dedi ki: Ahmed b. Hanbel ve İshâk b. İbrâhim de böyle demiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bana Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî haber verdi; dedi ki: Şâfiî şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den oruçlu iken hacamat yaptırdığı rivayet edilmiştir. Yine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den: ‘Hacamat yapan da hacamat yaptıran da iftar etmiştir (orucu bozulmuştur)’ buyurduğu da rivayet edilmiştir. Ben bu iki hadisten hiçbirinin sabit olduğunu bilmiyorum. Eğer bir kişi oruçlu iken hacamattan sakınırsa bu bana daha sevimlidir. Eğer oruçlu bir kimse hacamat yaptırırsa, bunun onun orucunu bozacağı görüşünde değilim.” Ebû Îsâ dedi ki: Şâfiî'nin Bağdat'taki sözü böyleydi. Mısır'da ise ruhsat (izin) tarafına meyletti ve oruçlu için hacamatta bir sakınca görmedi. Delil olarak da; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in Veda Haccı'nda ihramlı ve oruçlu iken hacamat yaptırmasını gösterdi.
775. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ احْتَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُحْرِمٌ صَائِمٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا رَوَى وُهَيْبٌ نَحْوَ رِوَايَةِ عَبْدِ الْوَارِثِ . وَرَوَى إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ عِكْرِمَةَ مُرْسَلاً وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ .
Bize Bişr b. Hilâl el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Abdülvâris b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Eyyûb anlattı; İkrime'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ihramlı ve oruçlu olduğu halde hacamat yaptırdı.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir. Vuheyb de Abdülvâris rivayetinin benzerini rivayet etmiştir. İsmâîl b. İbrâhim (İbn Uleyye), Eyyûb'dan; İkrime'den mürsel olarak rivayet etmiş ve onda “İbn Abbâs'tan” diye zikretmemiştir.
776. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ وَهُوَ صَائِمٌ . هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ .
Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdullâh el-Ensârî anlattı; Habîb b. eş-Şehîd'den; Meymûn b. Mihrân'dan; İbn Abbâs'tan; “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oruçlu olduğu halde hacamat yaptırdı.” Bu hadis, bu veçhiyle hasen gariptir.
777. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ فِيمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ وَهُوَ مُحْرِمٌ صَائِمٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَأَنَسٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ وَلَمْ يَرَوْا بِالْحِجَامَةِ لِلصَّائِمِ بَأْسًا . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ .
Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. İdrîs anlattı; Yezîd b. Ebî Ziyâd'dan; Miksem'den; İbn Abbâs'tan; “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke ile Medine arasında, ihramlı ve oruçlu olduğu halde hacamat yaptırdı.” Bu konuda Ebû Saîd, Câbir ve Enes'ten de (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinden bazıları bu hadise gitmiş (bunu esas almış) ve oruçlu için hacamatta bir sakınca görmemişlerdir. Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes ve Şâfiî'nin görüşü de budur.
778. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، وَخَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُوَاصِلُوا " . قَالُوا فَإِنَّكَ تُوَاصِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنِّي لَسْتُ كَأَحَدِكُمْ إِنَّ رَبِّي يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِي " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَبَشِيرِ ابْنِ الْخَصَاصِيَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا الْوِصَالَ فِي الصِّيَامِ . وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ أَنَّهُ كَانَ يُوَاصِلُ الأَيَّامَ وَلاَ يُفْطِرُ .
Bize Nasr b. Alî anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal ve Hâlid b. el-Hâris anlattı; Saîd b. Ebî Arûbe'den; Katâde'den; Enes'ten; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Visâl orucu (iftarsız peş peşe oruç) tutmayın.” (Sahabiler): “Ama sen visâl orucu tutuyorsun, ey Allah'ın Resûlü!” dediler. Buyurdu ki: “Ben sizin gibi (biri) değilim; şüphesiz Rabbim beni yedirir ve içirir.” Bu konuda Ali, Ebû Hureyre, Âişe, İbn Ömer, Câbir, Ebû Saîd ve Beşîr b. el-Hasâsiyye'den de (hadis) rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahihtir. Bazı ilim ehlince amel buna göredir; oruçta visâl yapmayı kerih görmüşlerdir. Abdullâh b. ez-Zübeyr'den rivayet edildiğine göre, o günlerce visâl orucu tutar ve iftar etmezdi.
779. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ، وَأُمُّ سَلَمَةَ زَوْجَا النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُدْرِكُهُ الْفَجْرُ وَهُوَ جُنُبٌ مِنْ أَهْلِهِ ثُمَّ يَغْتَسِلُ فَيَصُومُ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَدْ قَالَ قَوْمٌ مِنَ التَّابِعِينَ إِذَا أَصْبَحَ جُنُبًا يَقْضِي ذَلِكَ الْيَوْمَ . وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ .
Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys anlattı; İbn Şihâb'dan; Ebû Bekr b. Abdurrahmân b. el-Hâris b. Hişâm'dan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşleri Âişe ve Ümmü Seleme bana haber verdiler (ki): “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ailesiyle ilişkisinden dolayı cünüp olduğu halde fecr vakti girerdi; sonra gusleder ve orucunu tutardı.” Ebû Îsâ dedi ki: Âişe ve Ümmü Seleme hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğuna göre amel buna göredir. Süfyân, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşü de budur. Tâbiînden bir topluluk: “Sabahladığında cünüp olan kimse o günü kaza eder” demiştir. (Ancak) Birinci görüş daha sahihtir.
780. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى طَعَامٍ فَلْيُجِبْ فَإِنْ كَانَ صَائِمًا فَلْيُصَلِّ " . يَعْنِي الدُّعَاءَ .
Bize Ezher b. Mervân el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Sevâ' anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Ebî Arûbe anlattı; Eyyûb'dan; Muhammed b. Sîrîn'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Sizden biriniz yemeğe çağrıldığında icabet etsin. Eğer oruçlu ise (yemek sahibine) dua etsin.” (Ravi) “Yani dua etsin” (demektir, dedi).
781. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ وَهُوَ صَائِمٌ فَلْيَقُلْ إِنِّي صَائِمٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى وَكِلاَ الْحَدِيثَيْنِ فِي هَذَا الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Bize Nasr b. Alî anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Ebu'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: “Sizden biriniz oruçlu olduğu halde davet edilirse; ‘Ben oruçluyum’ desin.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre'den (gelen) her iki hadis de hasen sahihtir.