Cenazeler Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

965. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يُصِيبُ الْمُؤْمِنَ شَوْكَةٌ فَمَا فَوْقَهَا إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ وَأَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَنَسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَأَسَدِ بْنِ كُرْزٍ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَزْهَرَ وَأَبِي مُوسَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten, o İbrâhîm’den, o Esved’den, o da Âişe’den (naklederek) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’mine bir diken veya ondan daha (büyük/küçük) bir şey batmaz ki, Allah onunla (o sebeple) onun derecesini yükseltmesin ve ondan bir hatayı silmesin.” Bu konuda Sa’d b. Ebû Vakkâs, Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Ebû Hureyre, Ebû Ümâme, Ebû Saîd, Enes, Abdullah b. Amr, Esed b. Kürz, Câbir b. Abdullah, Abdurrahman b. Ezher ve Ebû Mûsâ’dan da hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir.

966. Hadis

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ شَيْءٍ يُصِيبُ الْمُؤْمِنَ مِنْ نَصَبٍ وَلاَ حَزَنٍ وَلاَ وَصَبٍ حَتَّى الْهَمُّ يَهُمُّهُ إِلاَّ يُكَفِّرُ اللَّهُ بِهِ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ فِي هَذَا الْبَابِ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ الْجَارُودَ يَقُولُ سَمِعْتُ وَكِيعًا يَقُولُ لَمْ يُسْمَعْ فِي الْهَمِّ أَنَّهُ يَكُونُ كَفَّارَةً إِلاَّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ وَقَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Süfyân b. Vekî' anlattı; (dedi ki:) Bize babam anlattı; Üsâme b. Zeyd’den, o Muhammed b. Amr b. Atâ’dan, o Atâ b. Yesâr’dan, o da Ebû Saîd el-Hudrî radıyallâhu anh’den (naklederek) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’mine hiçbir yorgunluk, hiçbir hüzün, hiçbir ağrı (hastalık) -hatta kendisine dert edindiği keder bile- isabet etmez ki, Allah bu sebeple onun günahlarını örtmüş (bağışlamış) olmasın.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu babda hasendir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Cârûd’u şöyle derken işittim: Vekî’i şöyle derken işittim: "Bu hadis dışında, kederin (hemmin) kefaret olduğu hakkında (başka bir rivayet) işitilmemiştir." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bazıları bu hadisi Atâ b. Yesâr’dan, o Ebû Hureyre radıyallâhu anh’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmişlerdir.

967. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ الْحَذَّاءُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ، عَنْ ثَوْبَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الْمُسْلِمَ إِذَا عَادَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ لَمْ يَزَلْ فِي خُرْفَةِ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَأَبِي مُوسَى وَالْبَرَاءِ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأَنَسٍ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ثَوْبَانَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَرَوَى أَبُو غِفَارٍ وَعَاصِمٌ الأَحْوَلُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ مَنْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ فَهُوَ أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَأَحَادِيثُ أَبِي قِلاَبَةَ إِنَّمَا هِيَ عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ فَهُوَ عِنْدِي عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; (dedi ki:) Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; (dedi ki:) Bize Hâlid el-Hazzâ anlattı; Ebû Kılâbe’den, o Ebû Esmâ er-Rahabî’den, o da Sevbân’dan (naklederek) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman, (hasta) Müslüman kardeşini ziyaret ettiği zaman, (ziyaretten) dönünceye kadar cennet hurfesi (meyvesi/bahçesi) içindedir.” Bu konuda Ali, Ebû Mûsâ, Berâ, Ebû Hureyre, Enes ve Câbir’den de hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Sevbân hadisi hasendir. Ebû Gifâr ve Âsım el-Ahvel bu hadisi Ebû Kılâbe’den, o Ebu’l-Eş’as’tan, o Ebû Esmâ’dan, o da Sevbân’dan diyerek, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den benzer şekilde rivayet etmişlerdir. Muhammed’i (Buhârî’yi) şöyle derken işittim: "Kim bu hadisi Ebu’l-Eş’as’tan, o Ebû Esmâ’dan diye rivayet ederse, o daha sahihtir." Muhammed dedi ki: "Ebû Kılâbe’nin hadisleri (genelde) Ebû Esmâ’dandır; ancak bu hadis bence (Ebû Kılâbe’den), o Ebu’l-Eş’as’tan, o Ebû Esmâ’dandır."

968. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ وَزِيرٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ وَزَادَ فِيهِ قِيلَ مَا خُرْفَةُ الْجَنَّةِ قَالَ ‏ "‏ جَنَاهَا ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ خَالِدٍ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Vezîr el-Vâsitî anlattı; (dedi ki:) Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; Âsım el-Ahvel’den, o Ebû Kılâbe’den, o Ebu’l-Eş’as’tan, o Ebû Esmâ’dan, o da Sevbân’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen bunun benzerini anlattı. (Bu rivayette râvi) şunu ekledi: (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e:) “Cennetin hurfesi nedir?” denildi. O da: “Devşirilmiş meyveleridir” buyurdu. Bize Ahmed b. Abde ed-Dabbî anlattı; (dedi ki:) Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Eyyûb’dan, o Ebû Kılâbe’den, o Ebû Esmâ’dan, o da Sevbân’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen Hâlid’in hadisinin benzerini anlattı. Ancak bu senedde Ebu’l-Eş’as’ı zikretmedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bazıları bu hadisi Hammâd b. Zeyd’den rivayet etmiş ancak merfû olarak aktarmamışlardır.

969. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ ثُوَيْرٍ، هُوَ ابْنُ أَبِي فَاخِتَةَ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَخَذَ عَلِيٌّ بِيَدِي قَالَ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى الْحَسَنِ نَعُودُهُ ‏.‏ فَوَجَدْنَا عِنْدَهُ أَبَا مُوسَى فَقَالَ عَلِيٌّ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَعَائِدًا جِئْتَ يَا أَبَا مُوسَى أَمْ زَائِرًا فَقَالَ لاَ بَلْ عَائِدًا ‏.‏ فَقَالَ عَلِيٌّ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَعُودُ مُسْلِمًا غُدْوَةً إِلاَّ صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنْ عَادَهُ عَشِيَّةً إِلاَّ صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبِحَ وَكَانَ لَهُ خَرِيفٌ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَلِيٍّ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ مِنْهُمْ مَنْ وَقَفَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏ وَأَبُو فَاخِتَةَ اسْمُهُ سَعِيدُ بْنُ عِلاَقَةَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Hüseyin b. Muhammed anlattı; (dedi ki:) Bize İsrâîl anlattı; Süveyr’den —ki o İbn Ebî Fâhite’dir—, o babasından (şöyle dediğini) anlattı: Ali elimden tuttu ve: “Bizimle gel, Hasan’ı (hasta olduğu için) ziyaret edelim” dedi. Onun yanında Ebû Mûsâ’yı bulduk. Ali (ona): “Ey Ebû Mûsâ! Hasta ziyaretçisi olarak mı geldin, yoksa (normal) ziyaretçi olarak mı?” dedi. O da: “Hayır, bilakis hasta ziyaretçisi olarak (geldim)” dedi. Bunun üzerine Ali şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Bir Müslüman, bir Müslümanı sabahleyin (hasta iken) ziyaret ederse, mutlaka onun için akşam oluncaya kadar yetmiş bin melek dua eder. Eğer ona akşamleyin (hasta) ziyaretinde bulunursa, mutlaka sabah oluncaya kadar yetmiş bin melek ona dua eder. Ayrıca cennette onun için toplanmış meyveler (harîf) vardır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Ali’den bu hadis başka veçihlerden de rivayet edilmiştir. Onlardan kimisi hadisi vakfetmiş (Ali’nin sözü olarak aktarmış) ve (Peygamber’e) ref etmemiştir. Ebû Fâhite’nin adı Saîd b. İlâka’dır.

970. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ مُضَرِّبٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى خَبَّابٍ وَقَدِ اكْتَوَى فِي بَطْنِهِ فَقَالَ مَا أَعْلَمُ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَقِيَ مِنَ الْبَلاَءِ مَا لَقِيتُ لَقَدْ كُنْتُ وَمَا أَجِدُ دِرْهَمًا عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَفِي نَاحِيَةٍ مِنْ بَيْتِي أَرْبَعُونَ أَلْفًا وَلَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا - أَوْ نَهَى - أَنْ نَتَمَنَّى الْمَوْتَ لَتَمَنَّيْتُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ خَبَّابٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ وَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي ‏."‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; (dedi ki:) Bize Şu’be anlattı; Ebû İshâk’tan, o Hârise b. Mudarrib’den anlattı. (Hârise) dedi ki: Habbâb’ın yanına girdim; karnından (hastalığı sebebiyle) dağlanmıştı. Şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından benim karşılaştığım belalarla karşılaşan kimse bilmiyorum. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir dirhem bile bulamazken, (şimdi) evimin bir köşesinde kırk bin (dirhem) var. Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize ölümü temenni etmeyi yasaklamasaydı —veya yasakladı (dedi)—, mutlaka onu temenni ederdim.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes, Ebû Hureyre ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Habbâb’ın hadisi hasen sahihtir. Ayrıca Enes b. Mâlik’ten, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Sizden biriniz, başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü temenni etmesin. Şöyle desin: Allahım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; ölüm benim için hayırlı olduğunda canımı al.”

971. Hadis

حَدَّثَنَا بِذَلِكَ عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize bunu Ali b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize İsmâîl b. İbrâhîm haber verdi; (dedi ki:) Bize Abdulazîz b. Suhayb haber verdi; Enes b. Mâlik’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen bunun (önceki hadisin) benzerini anlattı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

972. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الْبَصْرِيُّ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ جِبْرِيلَ، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ اشْتَكَيْتَ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ وَعَيْنِ حَاسِدٍ بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ وَاللَّهُ يَشْفِيكَ ‏.‏

Bize Bişr b. Hilâl el-Basrî es-Savvâf anlattı; (dedi ki:) Bize Abdulvâris b. Saîd anlattı; Abdulazîz b. Suhayb’den, o Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd’den (şöyle dediğini) anlattı: Cebrail, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Ey Muhammed! Rahatsızlandın mı?” dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem:) “Evet” buyurdu. (Cebrail) şöyle dedi: “Allah’ın adıyla, sana eziyet veren her şeyden, her nefsin veya hasetçi gözün şerrinden sana rukye yaparım (seni Allah’a sığındırırım). Allah’ın adıyla sana rukye yaparım. Allah sana şifa versin.”

973. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَقَالَ ثَابِتٌ يَا أَبَا حَمْزَةَ اشْتَكَيْتُ ‏.‏ فَقَالَ أَنَسٌ أَفَلاَ أَرْقِيكَ بِرُقْيَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ مُذْهِبَ الْبَاسِ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَسَأَلْتُ أَبَا زُرْعَةَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقُلْتُ لَهُ رِوَايَةُ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ أَصَحُّ أَوْ حَدِيثُ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ أَنَسٍ قَالَ كِلاَهُمَا صَحِيحٌ ‏.‏ وَرَوَى عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَعَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Abdulvâris b. Saîd anlattı; Abdulazîz b. Suhayb’den naklen (şöyle) dedi: Ben ve Sâbit el-Bünânî, Enes b. Mâlik’in yanına girdik. Sâbit: “Ey Ebû Hamza! Rahatsızlandım” dedi. Enes: “Sana Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in rukyesiyle rukye yapayım mı?” dedi. (Sâbit:) “Evet” dedi. (Enes) şöyle dedi: “Allahım! Ey insanların Rabbi! Ey sıkıntıyı gideren! Şifa ver. Şifa veren sensin. Senden başka şifa veren yoktur. (Öyle bir) şifa (ver ki) hiçbir hastalık bırakmasın.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi hasen sahihtir. Ebû Zür’a’ya bu hadisi sordum ve ona: “Abdulazîz’in Ebû Nadra vasıtasıyla Ebû Saîd’den rivayeti mi daha sahihtir, yoksa Abdulazîz’in Enes’ten rivayeti mi?” dedim. O: “İkisi de sahihtir” dedi. Abdussamed b. Abdulvâris, babasından, o Abdulazîz b. Suhayb’den, o Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd’den rivayet etmiştir. Ayrıca (yine babasından), o Abdulazîz b. Suhayb’den, o da Enes’ten rivayet etmiştir.

974. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا حَقُّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَبِيتُ لَيْلَتَيْنِ وَلَهُ شَيْءٌ يُوصِي فِيهِ إِلاَّ وَوَصِيَّتُهُ مَكْتُوبَةٌ عِنْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullah b. Nümeyr haber verdi; (dedi ki:) Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; Nâfi’den, o İbn Ömer’den (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vasiyet edecek bir şeyi bulunan bir Müslüman kişinin, vasiyeti yanında yazılı bulunmaksızın iki gece geçirmesi (bile) doğru değildir.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Ebî Evfâ’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.

975. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَرِيضٌ فَقَالَ ‏"‏ أَوْصَيْتَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِكَمْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بِمَالِي كُلِّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا تَرَكْتَ لِوَلَدِكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ هُمْ أَغْنِيَاءُ بِخَيْرٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَوْصِ بِالْعُشْرِ ‏"‏ ‏.‏ فَمَا زِلْتُ أُنَاقِصُهُ حَتَّى قَالَ ‏"‏ أَوْصِ بِالثُّلُثِ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَنَحْنُ نَسْتَحِبُّ أَنْ يَنْقُصَ مِنَ الثُّلُثِ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَعْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ ‏"‏ وَالثُّلُثُ كَبِيرٌ ‏"‏ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ أَنْ يُوصِيَ الرَّجُلُ بِأَكْثَرَ مِنَ الثُّلُثِ وَيَسْتَحِبُّونَ أَنْ يَنْقُصَ مِنَ الثُّلُثِ ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ كَانُوا يَسْتَحِبُّونَ فِي الْوَصِيَّةِ الْخُمُسَ دُونَ الرُّبُعِ وَالرُّبُعَ دُونَ الثُّلُثِ وَمَنْ أَوْصَى بِالثُّلُثِ فَلَمْ يَتْرُكْ شَيْئًا وَلاَ يَجُوزُ لَهُ إِلاَّ الثُّلُثُ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Cerîr anlattı; Atâ b. es-Sâib’den, o Ebû Abdurrahman es-Sülemî’den, o Sa’d b. Mâlik’ten (şöyle dediğini) anlattı: Ben hasta iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni ziyarete geldi ve: “Vasiyet ettin mi?” buyurdu. Ben: “Evet” dedim. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem:) “Ne kadar (ile vasiyet ettin)?” dedi. Ben: “Malımın tamamını Allah yolunda (bağışlamak üzere vasiyet ettim)” dedim. O: “Çocuklarına ne bıraktın?” buyurdu. Ben: “Onlar zengindirler, durumları iyidir” dedim. O: “Onda biri ile vasiyet et” buyurdu. Ben kendisiyle pazarlık etmeye devam ettim, nihayet şöyle buyurdu: “Üçte biri ile vasiyet et. Üçte bir (bile) çoktur.” Ebû Abdurrahman dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Üçte bir (bile) çoktur” sözünden dolayı biz, (vasiyeti) üçte birden azaltmayı müstehap görürüz. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Sa’d hadisi hasen sahihtir. Ondan başka veçihlerden de rivayet edilmiştir. Yine ondan: “Üçte bir büyüktür (kebîr)” lafzıyla da rivayet edilmiştir. İlim ehli katında amel buna göredir. Kişinin malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesini uygun görmezler ve üçte birden aşağı düşmesini (daha azını vasiyet etmesini) müstehap görürler. Süfyân es-Sevrî dedi ki: Onlar vasiyette beşte biri, dörtte bire tercih ederlerdi; dörtte biri de üçte bire tercih ederlerdi. Kim malının üçte birini vasiyet ederse geriye (vasiyet hakkından) bir şey bırakmamış olur. Onun için üçte birden fazlası caiz değildir.

976. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ الْبَصْرِيُّ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ وَعَائِشَةَ وَجَابِرٍ وَسُعْدَى الْمُرِّيَّةِ وَهِيَ امْرَأَةُ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef el-Basrî anlattı; (dedi ki:) Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Umâre b. Gaziyye’den, o Yahyâ b. Umâre’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen (şöyle buyurduğunu) anlattı: “Ölmek üzere olanlarınıza «Lâ ilâhe illallah» (kelime-i tevhidini) telkin ediniz.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Ümmü Seleme, Âişe, Câbir ve —Talha b. Ubeydullah’ın hanımı— Su’dâ el-Mürriyye’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd hadisi hasen garip sahihtir.

977. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا حَضَرْتُمُ الْمَرِيضَ أَوِ الْمَيِّتَ فَقُولُوا خَيْرًا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ يُؤَمِّنُونَ عَلَى مَا تَقُولُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَلَمَّا مَاتَ أَبُو سَلَمَةَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سَلَمَةَ مَاتَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَقُولِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَلَهُ وَأَعْقِبْنِي مِنْهُ عُقْبَى حَسَنَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ فَأَعْقَبَنِي اللَّهُ مِنْهُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى شَقِيقٌ هُوَ ابْنُ سَلَمَةَ أَبُو وَائِلٍ الأَسَدِيُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ سَلَمَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ كَانَ يُسْتَحَبُّ أَنْ يُلَقَّنَ الْمَرِيضُ عِنْدَ الْمَوْتِ قَوْلَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِذَا قَالَ ذَلِكَ مَرَّةً فَمَا لَمْ يَتَكَلَّمْ بَعْدَ ذَلِكَ فَلاَ يَنْبَغِي أَنْ يُلَقَّنَ وَلاَ يُكْثَرَ عَلَيْهِ فِي هَذَا ‏.‏ وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ لَمَّا حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ جَعَلَ رَجُلٌ يُلَقِّنُهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَكْثَرَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ إِذَا قُلْتُ مَرَّةً فَأَنَا عَلَى ذَلِكَ مَا لَمْ أَتَكَلَّمْ بِكَلاَمٍ ‏.‏ وَإِنَّمَا مَعْنَى قَوْلِ عَبْدِ اللَّهِ إِنَّمَا أَرَادَ مَا رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ آخِرُ قَوْلِهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ دَخَلَ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Muâviye anlattı; A’meş’ten, o Şakîk’tan, o da Ümmü Seleme’den (şöyle dediğini) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Hastanın veya ölünün yanında bulunduğunuz zaman hayır söyleyin. Çünkü melekler sizin söylediklerinize «Âmin» derler.” (Ümmü Seleme) dedi ki: Ebû Seleme vefat edince Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve: “Ey Allah’ın Resûlü! Ebû Seleme vefat etti” dedim. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şöyle de: Allahım! Beni ve onu bağışla. Ve bana onun ardından güzel bir halef (onun yerini tutacak daha hayırlı birini) nasip et.” (Ümmü Seleme) dedi ki: Ben de (böyle) söyledim. Allah bana ondan daha hayırlısını, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i nasip etti. Ebû Îsâ dedi ki: Şakîk, İbn Seleme Ebû Vâil el-Esedî’dir. Ümmü Seleme hadisi hasen sahihtir. Ölüm anında hastaya «Lâ ilâhe illallah» sözünü telkin etmek müstehaptır. Bazı ilim ehli şöyle demiştir: Hasta bunu bir kere söyler ve ondan sonra (başka bir şey) konuşmazsa, artık ona telkin yapılmamalı ve bu konuda ona ısrar edilmemelidir. İbnü’l-Mübârek’ten rivayet edildiğine göre, vefatı yaklaştığında bir adam ona «Lâ ilâhe illallah» demesini telkin etmeye başladı ve bunu çok sık tekrarladı. Bunun üzerine Abdullah (b. el-Mübârek) ona şöyle dedi: “Ben onu bir kere söylediğim zaman, başka bir söz konuşmadığım sürece o söz üzereyimdir.” Abdullah’ın bu sözünün manası, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilen şu hadisi kastetmektedir: “Son sözü Lâ ilâhe illallah olan kimse cennete girer.”

978. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُوسَى بْنِ سَرْجِسَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْمَوْتِ وَعِنْدَهُ قَدَحٌ فِيهِ مَاءٌ وَهُوَ يُدْخِلُ يَدَهُ فِي الْقَدَحِ ثُمَّ يَمْسَحُ وَجْهَهُ بِالْمَاءِ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى غَمَرَاتِ الْمَوْتِ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ ‏"‏ سَكَرَاتِ الْمَوْتِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys anlattı; İbnü’l-Hâd’dan, o Mûsâ b. Sercis’ten, o Kâsım b. Muhammed’den, o da Âişe’den (naklen) anlattı. (Âişe) şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i ölüm anında iken gördüm. Yanında içinde su bulunan bir kap vardı. Elini o kabın içine sokuyor, sonra suyu yüzüne sürüyor, sonra da şöyle diyordu: “Allahım! Ölüm sıkıntılarına karşı bana yardım et.” —Veya “Ölüm sarhoşluğuna karşı” (dedi).— Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir.

979. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْحَلَبِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْعَلاَءِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا أَغْبِطُ أَحَدًا بِهَوْنِ مَوْتٍ بَعْدَ الَّذِي رَأَيْتُ مِنْ شِدَّةِ مَوْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ سَأَلْتُ أَبَا زُرْعَةَ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ وَقُلْتُ لَهُ مَنْ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْعَلاَءِ فَقَالَ هُوَ ابْنُ الْعَلاَءِ بْنِ اللَّجْلاَجِ ‏.‏ وَإِنَّمَا عَرَّفَهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize el-Hasen b. es-Sabbâh el-Bağdâdî anlattı; (dedi ki:) Bize Mübeşşir b. İsmâîl el-Halebî anlattı; Abdurrahman b. el-Alâ’dan, o babasından, o İbn Ömer’den, o da Âişe’den (naklen) anlattı. (Âişe) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ölüm şiddetini gördükten sonra, ölümünün kolay olmasından dolayı hiç kimseye gıpta etmem. (Tirmizî) dedi ki: Ebû Zür’a’ya bu hadisi sordum ve ona: “Abdurrahman b. el-Alâ kimdir?” dedim. O da: “O, Alâ b. el-Leclâc’ın oğludur” dedi. (Ebû Zür’a) onu sadece bu vecihle tanımıştır.

980. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَامُ بْنُ الْمِصَكِّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ إِنَّ نَفْسَ الْمُؤْمِنِ تَخْرُجُ رَشْحًا وَلاَ أُحِبُّ مَوْتًا كَمَوْتِ الْحِمَارِ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ وَمَا مَوْتُ الْحِمَارِ قَالَ ‏"‏ مَوْتُ الْفَجْأَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. el-Hasen anlattı; (dedi ki:) Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; (dedi ki:) Bize Hüsâm b. el-Mısakk anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Ma’şer anlattı; İbrâhîm’den, o Alkame’den (naklen) anlattı. (Alkame) dedi ki: Abdullah’ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Müminin ruhu (alınırken), (alın) teri sızar gibi çıkar. Ben eşek ölümü gibi bir ölümü sevmem.” “Eşek ölümü nedir?” denildi. O da: “Ani ölümdür” buyurdu.

981. Hadis

حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْحَلَبِيُّ، عَنْ تَمَّامِ بْنِ نَجِيحٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ حَافِظَيْنِ رَفَعَا إِلَى اللَّهِ مَا حَفِظَا مِنْ لَيْلٍ أَوْ نَهَارٍ فَيَجِدُ اللَّهُ فِي أَوَّلِ الصَّحِيفَةِ وَفِي آخِرِ الصَّحِيفَةِ خَيْرًا إِلاَّ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى أُشْهِدُكُمْ أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لِعَبْدِي مَا بَيْنَ طَرَفَىِ الصَّحِيفَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb anlattı; (dedi ki:) Bize Mübeşşir b. İsmâîl el-Halebî anlattı; Temmâm b. Necîh’ten, o Hasen’den, o da Enes b. Mâlik’ten (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki koruyucu (yazıcı) melek, gece veya gündüzden kaydettikleri (amelleri) Allah’a arz ettiklerinde, Allah (o amellerin yazılı olduğu) sahifenin başında ve sonunda hayır bulursa, mutlaka Allah Teâlâ şöyle buyurur: Sizi şahit tutuyorum ki ben kulumun (sahifesinin) iki ucu arasındakileri bağışladım.”

982. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الْمُثَنَّى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمُؤْمِنُ يَمُوتُ بِعَرَقِ الْجَبِينِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ قَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لا نَعْرِفُ لِقَتَادَةَ سَمَاعًا مِنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Müsennâ b. Saîd’den, o Katâde’den, o Abdullah b. Büreyde’den, o babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen (şöyle buyurduğunu) anlattı: “Mümin, alnının teriyle (alnı terleyerek) ölür.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Mes’ûd’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bazı ilim ehli: “Katâde’nin Abdullah b. Büreyde’den hadis işittiğini bilmiyoruz” demişlerdir.

983. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ الْكُوفِيُّ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَزَّازُ الْبَغْدَادِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، هُوَ ابْنُ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَى شَابٍّ وَهُوَ فِي الْمَوْتِ فَقَالَ ‏"‏ كَيْفَ تَجِدُكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرْجُو اللَّهَ وَإِنِّي أَخَافُ ذُنُوبِي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَجْتَمِعَانِ فِي قَلْبِ عَبْدٍ فِي مِثْلِ هَذَا الْمَوْطِنِ إِلاَّ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَا يَرْجُو وَآمَنَهُ مِمَّا يَخَافُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى بَعْضُهُمْ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ ثَابِتٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً ‏.‏

Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd el-Kûfî ve Hârûn b. Abdullah el-Bezzâz el-Bağdâdî anlattılar; (dediler ki:) Bize Seyyâr —ki o İbn Hâtim’dir— anlattı; (dedi ki:) Bize Ca’fer b. Süleymân anlattı; Sâbit’ten, o da Enes’ten (naklen) anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ölmek üzere olan bir gencin yanına girdi ve: “Kendini nasıl hissediyorsun (buluyorsun)?” buyurdu. (Genç) dedi ki: “Vallahi ey Allah’ın Resûlü! Ben Allah’tan (rahmetini) umuyorum ve günahlarımdan da korkuyorum.” Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Böyle bir konumda bir kulun kalbinde bu ikisi (korku ve ümit) birleşirse, mutlaka Allah ona umduğunu verir ve onu korktuğundan emin kılar.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bazıları bu hadisi Sâbit’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir.

984. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا حَكَّامُ بْنُ سَلْمٍ، وَهَارُونُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عَنْبَسَةَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِيَّاكُمْ وَالنَّعْىَ فَإِنَّ النَّعْىَ مِنْ عَمَلِ الْجَاهِلِيَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَالنَّعْىُ أَذَانٌ بِالْمَيِّتِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ حُذَيْفَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Humeyd er-Râzî anlattı; (dedi ki:) Bize Hakkâm b. Selm ve Hârûn b. el-Muğîre anlattılar; Anbese’den, o Ebû Hamza’dan, o İbrâhîm’den, o Alkame’den, o da Abdullah’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen (şöyle buyurduğunu) anlattı: “Ölüm ilanı yapmaktan sakının. Çünkü ölüm ilanı yapmak cahiliye amellerindendir.” Abdullah dedi ki: Na’y, ölen kişiyi (sesli olarak) duyurmaktır. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Huzeyfe’den de hadis rivayet edilmiştir.

985. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْوَلِيدِ الْعَدَنِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ وَالنَّعْىُ أَذَانٌ بِالْمَيِّتِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ عَنْبَسَةَ عَنْ أَبِي حَمْزَةَ ‏.‏ وَأَبُو حَمْزَةَ هُوَ مَيْمُونٌ الأَعْوَرُ وَلَيْسَ هُوَ بِالْقَوِيِّ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَدْ كَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ النَّعْىَ وَالنَّعْىُ عِنْدَهُمْ أَنْ يُنَادَى فِي النَّاسِ أَنَّ فُلاَنًا مَاتَ لِيَشْهَدُوا جَنَازَتَهُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ بَأْسَ أَنْ يُعْلِمَ أَهْلَ قَرَابَتِهِ وَإِخْوَانَهُ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ أَنَّهُ قَالَ لاَ بَأْسَ بِأَنْ يُعْلِمَ الرَّجُلُ قَرَابَتَهُ ‏.‏

Bize Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullah b. el-Velîd el-Ademî anlattı; Süfyân es-Sevrî’den, o Ebû Hamza’dan, o İbrâhîm’den, o Alkame’den, o da Abdullah’tan naklen (önceki hadisin) benzerini anlattı. (Ancak) bunu merfû olarak aktarmadı ve içinde “Na’y, ölen kişiyi duyurmaktır” ifadesini zikretmedi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu (rivayet), Anbese’nin Ebû Hamza’dan (yaptığı merfû) rivayetten daha sahihtir. Ebû Hamza, Meymûn el-A’ver’dir ve hadis ehli yanında (rivayetleri) kuvvetli değildir. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah hadisi hasen gariptir. Bazı ilim ehli ölüm ilanını (na’y) mekruh görmüşlerdir. Onlara göre na’y: İnsanlar arasında “Falan kişi öldü, cenazesine katılın” diye bağrılmasıdır. Bazı ilim ehli ise şöyle demiştir: (Ölen kişinin) akrabalarına ve dostlarına bildirilmesinde bir sakınca yoktur. İbrâhîm (en-Nehaî)’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Kişinin, akrabalarına (ölümü) haber vermesinde bir sakınca yoktur.

986. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ بَكْرِ بْنِ خُنَيْسٍ، حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ سُلَيْمٍ الْعَبْسِيُّ، عَنْ بِلاَلِ بْنِ يَحْيَى الْعَبْسِيِّ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، قَالَ إِذَا مِتُّ فَلاَ تُؤْذِنُوا بِي أَحَدًا إِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ نَعْيًا فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنِ النَّعْىِ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Abdülkuddûs b. Bekr b. Huneyr anlattı; (dedi ki:) Bize Habîb b. Süleym el-Absî anlattı; Bilâl b. Yahyâ el-Absî’den, o da Huzeyfe b. el-Yemân’dan (naklen) anlattı. (Huzeyfe) şöyle dedi: “Ben öldüğüm zaman kimseye benim ölümümü bildirmeyin. Çünkü bunun bir na’y (yasaklanan ölüm ilanı) olmasından korkuyorum. Zira ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i na’y (yapmak)tan nehyederken işittim.” Bu hadis hasendir.

987. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الصَّبْرُ فِي الصَّدْمَةِ الأُولَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys anlattı; Yezîd b. Ebî Habîb’den, o Sa’d b. Sinân’dan, o da Enes’ten (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sabır, ilk şok (sarsıntı) anındadır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecihle gariptir.

988. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; Şu’be’den, o Sâbit el-Bünânî’den, o da Enes b. Mâlik’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen şöyle buyurdu: “Sabır, ilk şok (sarsıntı) anında (gösterilen)dir.” (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

989. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَبَّلَ عُثْمَانَ بْنَ مَظْعُونٍ وَهُوَ مَيِّتٌ وَهُوَ يَبْكِي ‏.‏ أَوْ قَالَ عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرٍ وَعَائِشَةَ قَالُوا إِنَّ أَبَا بَكْرٍ قَبَّلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مَيِّتٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân anlattı; Âsım b. Ubeydullah’tan, o Kâsım b. Muhammed’den, o da Âişe’den (naklen) anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Osman b. Maz’ûn vefat etmiş iken onu öptü ve ağlıyordu. —Veya (râvi): Gözleri yaş döküyordu, dedi.— (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs, Câbir ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiş ve onlar şöyle demişlerdir: Ebû Bekir, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etmiş iken onu öptü. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir.

990. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، وَمَنْصُورٌ، وَهِشَامٌ، فَأَمَّا خَالِدٌ وَهِشَامٌ فَقَالاَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَحَفْصَةَ وَقَالَ مَنْصُورٌ عَنْ مُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ تُوُفِّيَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ اغْسِلْنَهَا وِتْرًا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ وَاغْسِلْنَهَا بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حِقْوَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَشْعِرْنَهَا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هُشَيْمٌ وَفِي حَدِيثِ غَيْرِ هَؤُلاَءِ وَلاَ أَدْرِي وَلَعَلَّ هِشَامًا مِنْهُمْ قَالَتْ وَضَفَّرْنَا شَعْرَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ ‏.‏ قَالَ هُشَيْمٌ أَظُنُّهُ قَالَ فَأَلْقَيْنَاهُ خَلْفَهَا ‏.‏ قَالَ هُشَيْمٌ فَحَدَّثَنَا خَالِدٌ مِنْ بَيْنِ الْقَوْمِ عَنْ حَفْصَةَ وَمُحَمَّدٍ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ قَالَتْ وَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَابْدَأْنَ بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ سُلَيْمٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أُمِّ عَطِيَّةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ أَنَّهُ قَالَ غُسْلُ الْمَيِّتِ كَالْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏.‏ وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ لَيْسَ لِغُسْلِ الْمَيِّتِ عِنْدَنَا حَدٌّ مُؤَقَّتٌ وَلَيْسَ لِذَلِكَ صِفَةٌ مَعْلُومَةٌ وَلَكِنْ يُطَهَّرُ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا قَالَ مَالِكٌ قَوْلاً مُجْمَلاً يُغَسَّلُ وَيُنْقَى وَإِذَا أُنْقِيَ الْمَيِّتُ بِمَاءٍ قَرَاحٍ أَوْ مَاءٍ غَيْرِهِ أَجْزَأَ ذَلِكَ مِنْ غُسْلِهِ وَلَكِنْ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُغْسَلَ ثَلاَثًا فَصَاعِدًا لاَ يُنْقَصُ عَنْ ثَلاَثٍ لِمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا ‏"‏ ‏.‏ وَإِنْ أَنْقَوْا فِي أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ مَرَّاتٍ أَجْزَأَ وَلاَ يَرَى أَنَّ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّمَا هُوَ عَلَى مَعْنَى الإِنْقَاءِ ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا وَلَمْ يُؤَقِّتْ ‏.‏ وَكَذَلِكَ قَالَ الْفُقَهَاءُ وَهُمْ أَعْلَمُ بِمَعَانِي الْحَدِيثِ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ وَتَكُونُ الْغَسَلاَتُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَيَكُونُ فِي الآخِرَةِ شَيْءٌ مِنْ كَافُورٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Hüşeym anlattı; (dedi ki:) Bize Hâlid, Mansûr ve Hişâm haber verdi. Hâlid ve Hişâm, Muhammed (b. Sîrîn) ve Hafsa (bint Sîrîn)’den; Mansûr ise Muhammed’den, (hepsi) Ümmü Atiyye’den rivayet ettiler. (Ümmü Atiyye) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kızlarından biri vefat etmişti. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu tek sayı olmak üzere üç, beş veya uygun görürseniz bundan daha fazla yıkayın. Onu su ve sidr ile yıkayın. Sonuncusunda (yıkama suyuna) kâfur —veya kâfurdan bir parça— koyun. Bitirdiğiniz zaman bana haber verin.” Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bunun üzerine (belinden) peştamalını (izârını) bize attı ve: “Bunu ona iç gömleği yapın (vücuduna sarın)” buyurdu. Hüşeym dedi ki: Bunların dışındaki bir hadiste —bilmiyorum belki de Hişâm onlardandır— (şöyle bir ilave vardır): “(Ümmü Atiyye) dedi ki: Saçını üç örgü yaptık.” Hüşeym dedi ki: Sanıyorum (râvi) şöyle dedi: “Onu (üç örgüyü) arkasına bıraktık.” Yine Hüşeym dedi ki: Topluluk içinden sadece Hâlid bize Hafsa ve Muhammed’den, (onlar da) Ümmü Atiyye’den naklen şöyle anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Sağ taraflarından ve abdest azalarından başlayın.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ümmü Süleym’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ümmü Atiyye hadisi hasen sahihtir. İlim ehli katında amel buna göredir. İbrâhîm en-Nehaî’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ölünün yıkanması, cünüplükten dolayı gusletmek gibidir. Mâlik b. Enes şöyle demiştir: “Bize göre ölünün yıkanması için belirlenmiş bir sınır (sayı) ve bilinen bir şekil yoktur; ancak temizlenmesi esastır.” Şâfiî şöyle demiştir: Mâlik (bu sözüyle) genel (mücmel) bir ifade kullanmıştır. (Ölü) yıkanır ve temizlenir. Eğer ölü saf suyla veya başka bir suyla temizlenirse, bu yıkama yerine geçer. Ancak bana göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Onu üç veya beş defa yıkayın” buyruğundan dolayı, üçten aşağı olmamak üzere üç ve daha fazla yıkanması daha sevimlidir. Eğer üç defadan az bir yıkama ile temizlerlerse bu da yeterlidir. (Şâfiî) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözünün sadece temizleme manasında olduğunu, “üç veya beş” diyerek bir vakit (sayı) tayin etmediğini düşünür. Fakihler de böyle söylemişlerdir ve onlar hadisin manalarını en iyi bilenlerdir. Ahmed ve İshâk şöyle demişlerdir: Yıkamalar su ve sidr ile olur; sonuncusunda ise bir miktar kâfur bulunur.

991. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، وَشَبَابَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ جَعْفَرٍ، سَمِعَ أَبَا نَضْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَطْيَبُ الطِّيبِ الْمِسْكُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Dâvûd ve Şebâbe anlattılar; (dediler ki:) Bize Şu’be anlattı; Huleyd b. Ca’fer’den (naklen). (Huleyd) Ebû Nadra’yı, Ebû Saîd el-Hudrî’den hadis rivayet ederken işitmiş. (Ebû Saîd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kokuların en güzeli misktir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

992. Hadis

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْمِسْكِ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ أَطْيَبُ طِيبِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَقَدْ كَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ الْمِسْكَ لِلْمَيِّتِ ‏.‏ قَالَ وَقَدْ رَوَاهُ الْمُسْتَمِرُّ بْنُ الرَّيَّانِ أَيْضًا عَنْ أَبِي نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ عَلِيٌّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْمُسْتَمِرُّ بْنُ الرَّيَّانِ ثِقَةٌ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى خُلَيْدُ بْنُ جَعْفَرٍ ثِقَةٌ ‏.‏

Bize Süfyân b. Vekî’ anlattı; (dedi ki:) Bize babam anlattı; Şu’be’den, o Huleyd b. Ca’fer’den, o Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd’den (naklen) anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e miskten soruldu. O da: “O, kokularınızın en güzelidir” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim ehli katında amel buna göredir. Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. Bazı ilim ehli ise ölü için misk kullanılmasını mekruh görmüşlerdir. (Tirmizî) dedi ki: Müstemir b. er-Reyyân da bu hadisi Ebû Nadra’dan, o da Ebû Saîd’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Ali (b. el-Medînî) dedi ki: Yahyâ b. Saîd, “Müstemir b. er-Reyyân sikatır (güvenilirdir)” dedi. Yine Yahyâ (b. Saîd), “Huleyd b. Ca’fer sikatır” dedi.

993. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ غُسْلِهِ الْغُسْلُ وَمِنْ حَمْلِهِ الْوُضُوءُ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الْمَيِّتَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ مَوْقُوفًا ‏.‏ وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الَّذِي يُغَسِّلُ الْمَيِّتَ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا غَسَّلَ مَيِّتًا فَعَلَيْهِ الْغُسْلُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ عَلَيْهِ الْوُضُوءُ ‏.‏ وَقَالَ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ أَسْتَحِبُّ الْغُسْلَ مِنْ غُسْلِ الْمَيِّتِ وَلاَ أَرَى ذَلِكَ وَاجِبًا ‏.‏ وَهَكَذَا قَالَ الشَّافِعِيُّ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ مَنْ غَسَّلَ مَيِّتًا أَرْجُو أَنْ لاَ يَجِبَ عَلَيْهِ الْغُسْلُ وَأَمَّا الْوُضُوءُ فَأَقَلُّ مَا قِيلَ فِيهِ ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ لاَ بُدَّ مِنَ الْوُضُوءِ ‏.‏ قَالَ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ قَالَ لاَ بَأْسَ أَنْ لاَ يَغْتَسِلَ وَلاَ يَتَوَضَّأَ مَنْ غَسَّلَ الْمَيِّتَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdülmelik b. Ebî’ş-Şevârib anlattı; (dedi ki:) Bize Abdulazîz b. el-Muhtâr anlattı; Süheyl b. Ebî Sâlih’ten, o babasından, o da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen şöyle buyurdu: “Onu (ölüyü) yıkamaktan dolayı gusül (gerekir); onu taşımaktan dolayı abdest (gerekir).” (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bununla) ölüyü kastetmiştir. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ali ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasendir. Ebû Hureyre’den mevkûf olarak da rivayet edilmiştir. İlim ehli, ölüyü yıkayan kimse(nin durumu) hakkında ihtilaf etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli şöyle demiştir: Bir ölüyü yıkarsa ona gusül gerekir. Bazıları ise, ona (sadece) abdest gerekir, demişlerdir. Mâlik b. Enes şöyle demiştir: Ölüyü yıkamaktan dolayı gusletmeyi müstehap görürüm, ancak bunu vacip görmem. Şâfiî de böyle söylemiştir. Ahmed şöyle demiştir: Ölüyü yıkayan kimseye guslün vacip olmayacağını umarım; ancak abdest, bu konuda söylenenlerin en asgarisidir (en hafifidir). İshâk şöyle demiştir: Mutlaka abdest alması gerekir. (Tirmizî) dedi ki: Abdullah b. el-Mübârek’ten rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ölüyü yıkayan kimsenin gusletmemesinde ve abdest almamasında bir sakınca yoktur.

994. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْبَسُوا مِنْ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضَ فَإِنَّهَا مِنْ خَيْرِ ثِيَابِكُمْ وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَمُرَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهُوَ الَّذِي يَسْتَحِبُّهُ أَهْلُ الْعِلْمِ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ يُكَفَّنَ فِي ثِيَابِهِ الَّتِي كَانَ يُصَلِّي فِيهَا ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ أَحَبُّ الثِّيَابِ إِلَيْنَا أَنْ يُكَفَّنَ فِيهَا الْبَيَاضُ وَيُسْتَحَبُّ حُسْنُ الْكَفَنِ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; Abdullah b. Osmân b. Huseym’den, o Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbâs’tan (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Elbiselerinizden beyaz olanı giyiniz; çünkü o elbiselerinizin en hayırlısındandır. Ölülerinizi de onlarla (beyaz kumaşla) kefenleyiniz.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Semure, İbn Ömer ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin müstehap gördüğü uygulama budur. İbnü’l-Mübârek: “Ölünün, içinde namaz kıldığı elbiselerle kefenlenmesini daha çok severim” demiştir. Ahmed ve İshâk ise şöyle demişlerdir: “Bize göre (ölünün) kendisiyle kefenlendiği elbiselerin en sevimlisi beyaz olandır. Kefenin güzel olması müstehaptır.”

995. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا وَلِيَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُحَسِّنْ كَفَنَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَفِيهِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ قَالَ سَلاَّمُ بْنُ أَبِي مُطِيعٍ فِي قَوْلِهِ ‏"‏ وَلْيُحَسِّنْ أَحَدُكُمْ كَفَنَ أَخِيهِ ‏"‏ قَالَ هُوَ الصِّفَاقُ لَيْسَ بِالْمُرْتَفِعِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Ömer b. Yûnus anlattı; (dedi ki:) Bize İkrime b. Ammâr anlattı; Hişâm b. Hassân’dan, o Muhammed b. Sîrîn’den, o da Ebû Katâde’den (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri (din) kardeşinin (cenaze işini) üstlenirse kefenini güzel yapsın.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. İbnü’l-Mübârek dedi ki: Sellâm b. Ebî Mutî’, (Peygamber’in) “Sizden biri kardeşinin kefenini güzel yapsın” sözü hakkında şöyle dedi: “O, (kumaşı) sık (ve sağlam) olandır, pahalı olan değildir.”

996. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُفِّنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ يَمَانِيَةٍ لَيْسَ فِيهَا قَمِيصٌ وَلاَ عِمَامَةٌ ‏.‏ قَالَ فَذَكَرُوا لِعَائِشَةَ قَوْلَهُمْ فِي ثَوْبَيْنِ وَبُرْدِ حِبَرَةٍ ‏.‏ فَقَالَتْ قَدْ أُتِيَ بِالْبُرْدِ وَلَكِنَّهُمْ رَدُّوهُ وَلَمْ يُكَفِّنُوهُ فِيهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Hişâm b. Urve’den, o babasından, o da Âişe’den (naklen) anlattı. (Âişe) şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Yemen işi, beyaz, pamuklu (sehûliyye) üç parça kumaşla kefenlendi. Bunların içinde gömlek (kamîs) ve sarık (imâme) yoktu. (Râvi) dedi ki: İnsanların, “İki elbise ve bir de hibre (Yemen kumaşı) hırkası” hakkındaki sözlerini Âişe’ye zikrettiler. O da şöyle dedi: Hibre (hırkası) getirilmişti ancak onu geri çevirdiler ve onunla kefenlemediler. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

997. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَفَّنَ حَمْزَةَ بْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فِي نَمِرَةٍ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَلِيٍّ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ وَابْنِ عُمَرَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ فِي كَفَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رِوَايَاتٌ مُخْتَلِفَةٌ وَحَدِيثُ عَائِشَةَ أَصَحُّ الأَحَادِيثِ الَّتِي رُوِيَتْ فِي كَفَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى حَدِيثِ عَائِشَةَ عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ يُكَفَّنُ الرَّجُلُ فِي ثَلاَثِ أَثْوَابٍ إِنْ شِئْتَ فِي قَمِيصٍ وَلِفَافَتَيْنِ وَإِنْ شِئْتَ فِي ثَلاَثِ لَفَائِفَ وَيُجْزِئُ ثَوْبٌ وَاحِدٌ إِنْ لَمْ يَجِدُوا ثَوْبَيْنِ وَالثَّوْبَانِ يُجْزِيَانِ وَالثَّلاَثَةُ لِمَنْ وَجَدَهَا أَحَبُّ إِلَيْهِمْ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ قَالُوا تُكَفَّنُ الْمَرْأَةُ فِي خَمْسَةِ أَثْوَابٍ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; (dedi ki:) Bize Bişr b. es-Serî anlattı; Zâide’den, o Abdullah b. Muhammed b. Akîl’den, o da Câbir b. Abdullah’tan (naklen) anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hamza b. Abdülmuttalib’i tek bir elbise olan nemire (yün hırka) içinde kefenledi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ali, İbn Abbâs, Abdullah b. Muğaffel ve İbn Ömer’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kefeni hakkında farklı rivayetler nakledilmiştir. Âişe hadisi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kefeni hakkında rivayet edilen hadislerin en sahihidir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden ilim ehlinin çoğunluğu katında amel Âişe hadisine göredir. Süfyân es-Sevrî şöyle demiştir: Erkek, üç parça elbise içinde kefenlenir. İstersen bir gömlek ve iki sargı (lifâfe) içinde; istersen üç sargı içinde (kefenlersin). Eğer iki elbise bulamazlarsa tek bir elbise de yeterlidir. İki elbise de yeterlidir. Ancak imkân bulan için üç parça olması onlara (alimlere) göre daha sevimlidir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. Kadının ise beş parça elbise içinde kefenleneceğini söylemişlerdir.

998. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ لَمَّا جَاءَ نَعْىُ جَعْفَرٍ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اصْنَعُوا لأَهْلِ جَعْفَرٍ طَعَامًا فَإِنَّهُ قَدْ جَاءَهُمْ مَا يَشْغَلُهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ كَانَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ يَسْتَحِبُّ أَنْ يُوَجَّهَ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ شَيْءٌ لِشُغْلِهِمْ بِالْمُصِيبَةِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَجَعْفَرُ بْنُ خَالِدٍ هُوَ ابْنُ سَارَةَ وَهُوَ ثِقَةٌ رَوَى عَنْهُ ابْنُ جُرَيْجٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ ve Ali b. Hucr anlattılar; (dediler ki:) Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Ca’fer b. Hâlid’den, o babasından, o da Abdullah b. Ca’fer’den (naklen) anlattı. (Abdullah) dedi ki: Ca’fer’in ölüm haberi geldiği zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ca’fer’in ailesi için yemek yapınız. Çünkü onlara, kendilerini (yemek yapmaktan) alıkoyan (meşgul eden bir dert) gelmiştir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bazı ilim ehli, ölü ailesine, musibetle meşguliyetleri sebebiyle bir şeyler (yemek) gönderilmesini müstehap görmüşlerdir. Şâfiî’nin görüşü de budur. Ebû Îsâ dedi ki: Ca’fer b. Hâlid, İbn Sâre’dir ve sikatır (güvenilirdir). İbn Cüreyc ondan hadis rivayet etmiştir.

999. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي زُبَيْدٌ الأَيَامِيُّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ مِنَّا مَنْ شَقَّ الْجُيُوبَ وَضَرَبَ الْخُدُودَ وَدَعَا بِدَعْوَةِ الْجَاهِلِيَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Süfyân’dan. (Süfyân) dedi ki: Bana Zübeyd el-Eyâmî anlattı; İbrâhîm’den, o Mesrûk’tan, o Abdullah’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen (şöyle buyurduğunu) anlattı: “(Musibet anında) yakaları yırtan, yanaklara vuran ve cahiliye davası (feryadı) ile çağırıp bağıran bizden değildir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1000. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا قُرَّانُ بْنُ تَمَّامٍ الأَسَدِيُّ، وَمَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عُبَيْدٍ الطَّائِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ رَبِيعَةَ الأَسَدِيِّ، قَالَ مَاتَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ قَرَظَةُ بْنُ كَعْبٍ فَنِيحَ عَلَيْهِ فَجَاءَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةُ فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ مَا بَالُ النَّوْحِ فِي الإِسْلاَمِ أَمَا إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ نِيحَ عَلَيْهِ عُذِّبَ بِمَا نِيحَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَأَبِي مُوسَى وَقَيْسِ بْنِ عَاصِمٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَجُنَادَةَ بْنِ مَالِكٍ وَأَنَسٍ وَأُمِّ عَطِيَّةَ وَسَمُرَةَ وَأَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْمُغِيرَةِ حَدِيثٌ غَرِيبٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Kurrân b. Temmâm el-Esedî, Mervân b. Muâviye ve Yezîd b. Hârûn anlattılar; Saîd b. Ubeyd et-Tâî’den, o Ali b. Rebîa el-Esedî’den (naklen) anlattı. (Ali b. Rebîa) dedi ki: Ensar’dan Karaza b. Ka’b denilen bir adam öldü ve üzerine ağıt yakıldı. Bunun üzerine Muğîre b. Şu’be geldi ve minbere çıkıp Allah’a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi: “İslam’da bu ağıt (nevh) işi nedir? Dikkat edin, ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: Kimin üzerine ağıt yakılırsa, üzerine yakılan ağıt sebebiyle azap olunur.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ömer, Ali, Ebû Mûsâ, Kays b. Âsım, Ebû Hureyre, Cünâde b. Mâlik, Enes, Ümmü Atiyye, Semure ve Ebû Mâlik el-Eş’arî’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Muğîre hadisi garip hasen sahihtir.

1001. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، وَالْمَسْعُودِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ أَبِي الرَّبِيعِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَرْبَعٌ فِي أُمَّتِي مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ لَنْ يَدَعَهُنَّ النَّاسُ النِّيَاحَةُ وَالطَّعْنُ فِي الأَحْسَابِ وَالْعَدْوَى أَجْرَبَ بَعِيرٌ فَأَجْرَبَ مِائَةَ بَعِيرٍ مَنْ أَجْرَبَ الْبَعِيرَ الأَوَّلَ وَالأَنْوَاءُ مُطِرْنَا بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Dâvûd anlattı; (dedi ki:) Bize Şu’be ve Mes’ûdî haber verdi; Alkame b. Mersed’den, o Ebû’r-Rebî’den, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ümmetimde cahiliye işinden olan dört şey vardır ki insanlar bunları asla terk etmeyeceklerdir: Ağıt yakmak (niyâha), soylara dil uzatmak, (hastalığın) bulaşıcı (olduğuna inanmak) —bir deve uyuz oldu, yüz deveyi uyuz etti; peki ilk deveyi kim uyuz etti?— ve yıldızlar(dan yağmur beklemek) —falan yıldızın doğması/batmasıyla bize yağmur yağdı (demek)—.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

1002. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ الْبُكَاءَ عَلَى الْمَيِّتِ قَالُوا الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ ‏.‏ وَذَهَبُوا إِلَى هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَرْجُو إِنْ كَانَ يَنْهَاهُمْ فِي حَيَاتِهِ أَنْ لاَ يَكُونَ عَلَيْهِ مِنْ ذَلِكَ شَيْءٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Ebî Ziyâd anlattı; (dedi ki:) Bize Ya’kûb b. İbrâhîm b. Sa’d anlattı; (dedi ki:) Babam anlattı; Sâlih b. Keysân’dan, o Zührî’den, o Sâlim b. Abdullah’tan, o da babasından (naklen) anlattı. (Babası) dedi ki: Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölü, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle azap olunur.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Ömer ve İmrân b. Husayn’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ömer hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinden bir topluluk ölü üzerine (feryad ederek) ağlamayı mekruh görmüşler ve: “Ölü, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle azap olunur” demişlerdir. (Delil olarak) bu hadise dayanmışlardır. İbnü’l-Mübârek şöyle demiştir: Eğer (ölü) hayatta iken onları (ağlamaktan) nehyetmişse, ondan sonra (bu günahtan) ona bir şey olmayacağını umarım.

1003. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنِي أَسِيدُ بْنُ أَبِي أَسِيدٍ، أَنَّ مُوسَى بْنَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مَيِّتٍ يَمُوتُ فَيَقُومُ بَاكِيهِ فَيَقُولُ وَاجَبَلاَهُ وَاسَيِّدَاهُ أَوْ نَحْوَ ذَلِكَ إِلاَّ وُكِّلَ بِهِ مَلَكَانِ يَلْهَزَانِهِ أَهَكَذَا كُنْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Ammâr haber verdi; (dedi ki:) Bana Esîd b. Ebî Esîd anlattı ki, Mûsâ b. Ebî Mûsâ el-Eş’arî, babasından şöyle haber vermiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir ölü ölür de ardından ağlayıcısı kalkıp: ‘Vay dağım! Vay efendim!’ veya buna benzer sözler söylerse, mutlaka başına iki melek görevlendirilir ve onu yumruklayarak/sarsarak: ‘Sen böyle miydin?’ derler.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.

1004. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَمْ يَكْذِبْ وَلَكِنَّهُ وَهِمَ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ مَاتَ يَهُودِيًّا ‏"‏ إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ وَإِنَّ أَهْلَهُ لَيَبْكُونَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَقَرَظَةَ بْنِ كَعْبٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ أَهْلُ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَتَأَوَّلُوا هَذِهِ الآيَةَ (ألَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ‏)‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Abbâd b. Abbâd el-Mühellebî anlattı; Muhammed b. Amr’dan, o Yahyâ b. Abdurrahman’dan, o İbn Ömer’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den naklen (şöyle buyurduğunu) anlattı: “Ölü, ailesinin kendisine ağlaması sebebiyle azap olunur.” Bunun üzerine Âişe (bunu duyunca) şöyle dedi: Allah ona (İbn Ömer’e) rahmet etsin. O yalan söylemedi fakat vehme kapıldı (yanlış anladı/hatırladı). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Yahudi olarak ölen bir adam için sadece şöyle buyurmuştu: “Şüphesiz ölü azap çekmekte iken, ailesi de onun üzerine ağlamaktadır.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs, Karaza b. Ka’b, Ebû Hureyre, İbn Mes’ûd ve Üsâme b. Zeyd’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Âişe’den başka veçihlerden de rivayet edilmiştir. İlim ehli bu görüşü benimsemiş ve { Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez } (En’âm, 6/164) ayetini (delil getirerek) tevil etmişlerdir. Şâfiî’nin görüşü de budur.

1005. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ فَانْطَلَقَ بِهِ إِلَى ابْنِهِ إِبْرَاهِيمَ فَوَجَدَهُ يَجُودُ بِنَفْسِهِ فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعَهُ فِي حِجْرِهِ فَبَكَى فَقَالَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ أَتَبْكِي أَوَلَمْ تَكُنْ نَهَيْتَ عَنِ الْبُكَاءِ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنْ نَهَيْتُ عَنْ صَوْتَيْنِ أَحْمَقَيْنِ فَاجِرَيْنِ صَوْتٍ عِنْدَ مُصِيبَةٍ خَمْشِ وُجُوهٍ وَشَقِّ جُيُوبٍ وَرَنَّةِ شَيْطَانٍ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْحَدِيثِ كَلاَمٌ أَكْثَرُ مِنْ هَذَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏

Bize Ali b. Haşrem anlattı; (dedi ki:) Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; İbn Ebî Leylâ’dan, o Atâ’dan, o da Câbir b. Abdullah’tan (naklen) anlattı. (Câbir) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdurrahman b. Avf’ın elinden tuttu ve onunla birlikte oğlu İbrahim’in yanına gitti. Onu can çekişir bir halde buldu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu alıp kucağına koydu ve ağladı. Bunun üzerine Abdurrahman ona: “(Sen de mi) ağlıyorsun? Hâlbuki sen ağlamayı yasaklamamış mıydın?” dedi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hayır (yasaklamadım). Fakat ben iki ahmak ve günahkâr sesi yasakladım: Musibet anında yüzleri tırmalamak, yakaları yırtmak ve şeytan çığlığı (gibi bağırmak) sesini (yasakladım).” Hadiste bundan daha fazla söz de vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir.

1006. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَمِعَتْ عَائِشَةَ، وَذُكِرَ، لَهَا أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ غَفَرَ اللَّهُ لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَمَا إِنَّهُ لَمْ يَكْذِبْ وَلَكِنَّهُ نَسِيَ أَوْ أَخْطَأَ إِنَّمَا مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى يَهُودِيَّةٍ يُبْكَى عَلَيْهَا فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُمْ لَيَبْكُونَ عَلَيْهَا وَإِنَّهَا لَتُعَذَّبُ فِي قَبْرِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; Mâlik’ten. Ve bize İshâk b. Mûsâ anlattı; (dedi ki:) Bize Ma’n anlattı; (dedi ki:) Bize Mâlik anlattı; Abdullah b. Ebî Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm’dan, o babasından, o da Amre’den. Amre, ona (babasına) Âişe’den işittiğini haber vermiş. (Şöyle ki:) Âişe’ye, İbn Ömer’in, “Şüphesiz ölü, dirinin kendisine ağlaması sebebiyle azap olunur” dediği zikredildi. Bunun üzerine Âişe şöyle dedi: Allah Ebû Abdurrahman’ı (İbn Ömer’i) bağışlasın. O yalan söylemedi fakat unuttu veya hata etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerine ağlanan Yahudi bir kadının (cenazesinin) yanından geçmişti ve şöyle buyurmuştu: “Onlar buna ağlıyorlar, bu ise kabrinde azap görmektedir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis sahihtir.

1007. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd, Ahmed b. Menî’, İshâk b. Mansûr ve Mahmûd b. Gaylân anlattılar; (dediler ki:) Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zührî’den, o Sâlim’den, o da babasından (naklen) anlattı. (Babası) dedi ki: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i, Ebû Bekir’i ve Ömer’i cenazenin önünde yürürlerken gördüm.

1008. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَبَكْرٍ الْكُوفِيِّ، وَزِيَادٍ، وَسُفْيَانَ، كُلُّهُمْ يَذْكُرُ أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنَ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Ali el-Hallâl anlattı; (dedi ki:) Bize Amr b. Âsım anlattı; Hemmâm’dan, o Mansûr’dan, Bekir el-Kûfî’den, Ziyâd’dan ve Süfyân’dan. Bunların hepsi, bunu Zührî’den, o Sâlim b. Abdullah’tan, o da babasından işittiğini zikretmektedirler. (Babası) şöyle dedi: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i, Ebû Bekir’i ve Ömer’i cenazenin önünde yürürlerken gördüm.

1009. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي سَالِمٌ أَنَّ أَبَاهُ كَانَ يَمْشِي أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ هَكَذَا رَوَاهُ ابْنُ جُرَيْجٍ وَزِيَادُ بْنُ سَعْدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ نَحْوَ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏ وَرَوَى مَعْمَرٌ وَيُونُسُ بْنُ يَزِيدَ وَمَالِكٌ وَغَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الْحُفَّاظِ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْشِي أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي سَالِمٌ أَنَّ أَبَاهُ كَانَ يَمْشِي أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ وَأَهْلُ الْحَدِيثِ كُلُّهُمْ يَرَوْنَ أَنَّ الْحَدِيثَ الْمُرْسَلَ فِي ذَلِكَ أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ مُوسَى يَقُولُ قَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ حَدِيثُ الزُّهْرِيِّ فِي هَذَا مُرْسَلٌ أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏ قَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَأَرَى ابْنَ جُرَيْجٍ أَخَذَهُ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَرَوَى هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ زِيَادٍ وَهُوَ ابْنُ سَعْدٍ وَمَنْصُورٍ وَبَكْرٍ وَسُفْيَانَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏ وَإِنَّمَا هُوَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ رَوَى عَنْهُ هَمَّامٌ ‏.‏ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الْمَشْىِ أَمَامَ الْجَنَازَةِ فَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ الْمَشْىَ أَمَامَهَا أَفْضَلُ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ ‏.‏ قَالَ وَحَدِيثُ أَنَسٍ فِي هَذَا الْبَابِ غَيْرُ مَحْفُوظٍ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd anlattı; (dedi ki:) Bize Abdürrezzâk anlattı; (dedi ki:) Bize Ma’mer haber verdi; Zührî’den (naklen) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürlerdi. Zührî dedi ki: Bana Sâlim, babasının da cenazenin önünde yürüdüğünü haber verdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisini, İbn Cüreyc, Ziyâd b. Sa’d ve birden çok kimse Zührî’den, o Sâlim’den, o da babasından olmak üzere İbn Uyeyne hadisinin benzeri şekilde rivayet etmişlerdir. Ma’mer, Yûnus b. Yezîd, Mâlik ve hafızlardan birden çok kimse ise Zührî’den, “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cenazenin önünde yürürdü” şeklinde (mürsel olarak) rivayet etmişlerdir. (Ayrıca) Zührî: “Bana Sâlim, babasının cenazenin önünde yürüdüğünü haber verdi” demiştir. Hadis ehlinin tamamı, bu konudaki mürsel hadisin (muttasıl olandan) daha sahih olduğu görüşündedirler. Ebû Îsâ dedi ki: Yahyâ b. Mûsâ’yı şöyle derken işittim: Abdürrezzâk dedi ki: İbnü’l-Mübârek şöyle dedi: Zührî’nin bu konudaki mürsel hadisi, İbn Uyeyne’nin (muttasıl) hadisinden daha sahihtir. İbnü’l-Mübârek (devamla) şöyle dedi: Ben İbn Cüreyc’in bunu İbn Uyeyne’den aldığını düşünüyorum. Ebû Îsâ dedi ki: Hemmâm b. Yahyâ bu hadisi Ziyâd —ki o İbn Sa’d’dır—, Mansûr, Bekir ve Süfyân’dan, onlar Zührî’den, o Sâlim’den, o da babasından rivayet etmiştir. (Buradaki Süfyân) Süfyân b. Uyeyne’dir, Hemmâm ondan rivayet etmiştir. İlim ehli cenazenin önünde yürümek konusunda ihtilaf etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve diğerlerinden bazı ilim ehli, cenazenin önünde yürümenin daha faziletli olduğu görüşündedirler. Şâfiî ve Ahmed’in görüşü de budur. (Tirmizî) dedi ki: Bu konudaki Enes hadisi mahfuz değildir.

1010. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ كَانُوا يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى سَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ هَذَا حَدِيثٌ خَطَأٌ أَخْطَأَ فِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ وَإِنَّمَا يُرْوَى هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ يُونُسَ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا يَمْشُونَ أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي سَالِمٌ أَنَّ أَبَاهُ كَانَ يَمْشِي أَمَامَ الْجَنَازَةِ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَهَذَا أَصَحُّ ‏.‏

Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. El-Müsennâ anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Bekr anlattı; (dedi ki:) Bize Yûnus b. Yezîd anlattı; (dedi ki:) İbn Şihâb’dan, o da Enes’ten (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve Osman cenazenin önünde yürürlerdi. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed’e (Buhârî’ye) bu hadisi sordum. Dedi ki: Bu hadis hatalıdır; Muhammed b. Bekr bunda hata etmiştir. Bu hadis ancak Yûnus kanalıyla Zührî’den rivayet edilir ki (şöyledir): “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer cenazenin önünde yürürlerdi.” Zührî dedi ki: Sâlim bana babasının da cenazenin önünde yürüdüğünü haber verdi. Muhammed dedi ki: Bu (Zührî rivayeti) daha sahihtir.

1011. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَحْيَى، إِمَامِ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ عَنْ أَبِي مَاجِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَأَلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمَشْىِ خَلْفَ الْجَنَازَةِ فَقَالَ ‏ "‏ مَا دُونَ الْخَبَبِ فَإِنْ كَانَ خَيْرًا عَجَّلْتُمُوهُ وَإِنْ كَانَ شَرًّا فَلاَ يُبَعَّدُ إِلاَّ أَهْلُ النَّارِ الْجَنَازَةُ مَتْبُوعَةٌ وَلاَ تَتْبَعُ وَلَيْسَ مِنْهَا مَنْ تَقَدَّمَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ يُعْرَفُ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْمَاعِيلَ يُضَعِّفُ حَدِيثَ أَبِي مَاجِدٍ هَذَا ‏.‏ وَقَالَ مُحَمَّدٌ قَالَ الْحُمَيْدِيُّ قَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ قِيلَ لِيَحْيَى مَنْ أَبُو مَاجِدٍ هَذَا قَالَ طَائِرٌ طَارَ فَحَدَّثَنَا ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِلَى هَذَا رَأَوْا أَنَّ الْمَشْىَ خَلْفَهَا أَفْضَلُ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ قَالَ إِنَّ أَبَا مَاجِدٍ رَجُلٌ مَجْهُولٌ لاَ يُعْرَفُ إِنَّمَا يُرْوَى عَنْهُ حَدِيثَانِ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ وَيَحْيَى إِمَامُ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ ثِقَةٌ يُكْنَى أَبَا الْحَارِثِ وَيُقَالُ لَهُ يَحْيَى الْجَابِرُ وَيُقَالُ لَهُ يَحْيَى الْمُجْبِرُ أَيْضًا وَهُوَ كُوفِيٌّ رَوَى لَهُ شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَأَبُو الأَحْوَصِ وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; (dedi ki:) Bize Vehb b. Cerîr anlattı; (dedi ki:) Şu’be’den, o da Benî Teymullâh’ın imamı Yahyâ’dan, o da Ebû Mâcid’den, o da Abdullâh b. Mes’ûd’dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e cenazenin arkasından yürümeyi sorduk. Şöyle buyurdu: “(Hızlı yürüyüş olan) Hebebin altında (bir hızla yürüyünüz). Eğer o (ölü) hayırlı biri ise onu (hayra) acele götürmüş olursunuz. Eğer şerli biri ise (aranızdan) ancak cehennemlikler uzaklaştırılmış olur. Cenazeye uyulur (arkasından gidilir), o (kimseye) uymaz. Onun önüne geçen ondan (cenaze cemaatinden/sevabından) değildir.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis, bu vecih dışında Abdullâh b. Mes’ûd rivayeti olarak bilinmemektedir. Muhammed b. İsmâîl’in (Buhârî’nin), Ebû Mâcid’in bu hadisini zayıf saydığını işittim. Muhammed dedi ki: El-Humeydî dedi ki: İbn Uyeyne şöyle dedi: Yahyâ’ya, “Bu Ebû Mâcid kimdir?” denildi. O da: “Uçan bir kuştur, geldi bize anlattı (yani tanınmaz)” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli bu görüşe giderek, cenazenin arkasından yürümenin daha faziletli olduğu görüşündedirler. Süfyân es-Sevrî ve İshâk da böyle derler. (Tirmizî) dedi ki: Ebû Mâcid meçhul bir adamdır, tanınmaz. İbn Mes’ûd’dan sadece iki hadisi rivayet edilir. Benî Teymullâh’ın imamı Yahyâ ise sika (güvenilir) biridir. Künyesi Ebû’l-Hâris’tir. Kendisine Yahyâ el-Câbir ve Yahyâ el-Mücbir de denilir. Kûfelidir. Kendisinden Şu’be, Süfyân es-Sevrî, Ebû’l-Ahvas ve Süfyân b. Uyeyne hadis rivayet etmiştir.

1012. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ رَاشِدِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَنَازَةٍ فَرَأَى نَاسًا رُكْبَانًا فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ تَسْتَحْيُونَ إِنَّ مَلاَئِكَةَ اللَّهِ عَلَى أَقْدَامِهِمْ وَأَنْتُمْ عَلَى ظُهُورِ الدَّوَابِّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ثَوْبَانَ قَدْ رُوِيَ عَنْهُ مَوْقُوفًا قَالَ مُحَمَّدٌ الْمَوْقُوفُ مِنْهُ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Îsâ b. Yûnus anlattı; (dedi ki:) Ebû Bekir b. Ebî Meryem’den, o da Râşid b. Sa’d’dan, o da Sevbân’dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir cenazede (yola) çıktık. (Resûlullah) binekli olan bazı insanlar gördü ve şöyle buyurdu: “Utanmıyor musunuz? Allah’ın melekleri yaya olarak yürürken siz binekler üzerindesiniz!” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Muğîre b. Şu’be ve Câbir b. Semüre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Sevbân hadisi kendisinden mevkûf olarak da rivayet edilmiştir. Muhammed dedi ki: Bunun mevkûf olanı daha sahihtir.

1013. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي جَنَازَةِ أَبِي الدَّحْدَاحِ وَهُوَ عَلَى فَرَسٍ لَهُ يَسْعَى وَنَحْنُ حَوْلَهُ وَهُوَ يَتَوَقَّصُ بِهِ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Dâvûd anlattı; (dedi ki:) Bize Şu’be anlattı; (dedi ki:) Simâk b. Harb’den (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Câbir b. Semüre’yi şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Ebu’d-Dahdâh’ın cenazesinde bulunduk. O (Nebi), (süratle) giden bir atının üzerindeydi; biz de etrafındaydık. At onu sarsarak götürüyordu.

1014. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ الْهَاشِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، عَنِ الْجَرَّاحِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اتَّبَعَ جَنَازَةَ أَبِي الدَّحْدَاحِ مَاشِيًا وَرَجَعَ عَلَى فَرَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Abdullâh b. es-Sabbâh el-Hâşimî anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Cerrâh’tan, o da Simâk’tan, o da Câbir b. Semüre’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu’d-Dahdâh’ın cenazesine yaya olarak katıldı (arkasından gitti) ve binek üzerinde döndü. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

1015. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَسْرِعُوا بِالْجَنَازَةِ فَإِنْ يَكُنْ خَيْرًا تُقَدِّمُوهَا إِلَيْهِ وَإِنْ يَكُنْ شَرًّا تَضَعُوهُ عَنْ رِقَابِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; (dedi ki:) Zührî’den, o da Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştırarak (naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Cenazeyi acele (hızlıca) götürünüz. Eğer o (ölü) hayırlı biri ise onu (hayra) takdim etmiş olursunuz. Eğer şerli biri ise onu boyunlarınızdan (bir an önce) indirmiş olursunuz.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Bekre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir.

1016. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى حَمْزَةَ يَوْمَ أُحُدٍ فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَرَآهُ قَدْ مُثِّلَ بِهِ فَقَالَ ‏"‏ لَوْلاَ أَنْ تَجِدَ صَفِيَّةُ فِي نَفْسِهَا لَتَرَكْتُهُ حَتَّى تَأْكُلَهُ الْعَافِيَةُ حَتَّى يُحْشَرَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ بُطُونِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ دَعَا بِنَمِرَةٍ فَكَفَّنَهُ فِيهَا فَكَانَتْ إِذَا مُدَّتْ عَلَى رَأْسِهِ بَدَتْ رِجْلاَهُ وَإِذَا مُدَّتْ عَلَى رِجْلَيْهِ بَدَا رَأْسُهُ ‏.‏ قَالَ فَكَثُرَ الْقَتْلَى وَقَلَّتِ الثِّيَابُ ‏.‏ قَالَ فَكُفِّنَ الرَّجُلُ وَالرَّجُلاَنِ وَالثَّلاَثَةُ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ ثُمَّ يُدْفَنُونَ فِي قَبْرٍ وَاحِدٍ فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْأَلُ عَنْهُمْ ‏"‏ أَيُّهُمْ أَكْثَرُ قُرْآنًا ‏"‏ ‏.‏ فَيُقَدِّمُهُ إِلَى الْقِبْلَةِ ‏.‏ قَالَ فَدَفَنَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِمْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ مِنْ حَدِيثِ أَنَسٍ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ النَّمِرَةُ الْكِسَاءُ الْخَلَقُ ‏.‏ وَقَدْ خُولِفَ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ فِي رِوَايَةِ هَذَا الْحَدِيثِ فَرَوَى اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ‏.‏ وَرَوَى مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ثَعْلَبَةَ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا ذَكَرَهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَنَسٍ إِلاَّ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ ‏.‏ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ حَدِيثُ اللَّيْثِ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ عَنْ جَابِرٍ أَصَحُّ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Safvân anlattı; (dedi ki:) Üsâme b. Zeyd’den, o da İbn Şihâb’dan, o da Enes b. Mâlik’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Uhud günü Hamza’nın yanına geldi. Başucunda durdu. Onun (kulak ve burnu kesilerek) müsle yapılmış olduğunu gördü ve şöyle buyurdu: “Eğer Safiyye üzülmeyecek olsaydı, onu (bu halde) bırakırdım; tâ ki yırtıcı hayvanlar (ve kuşlar) onu yesin de kıyamet günü onların karınlarından haşredilsin.” Sonra bir “nemire” (çizgili yün hırka) istedi ve onunla onu kefenledi. Başına çekildiği zaman ayakları açılıyor, ayaklarına çekildiği zaman başı açılıyordu. (Râvi) dedi ki: Ölüler çok, kumaşlar az idi. Dedi ki: Bir, iki ve üç kişi tek bir kumaş (kefen) içinde kefenleniyor, sonra tek bir kabre gömülüyorlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlar hakkında: “Hangisinin Kur’an’ı (ezberi) daha çoktur?” diye soruyor ve (çok olanı) kıbleye doğru öne koyuyordu. (Râvi) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları defnetti ve üzerlerine namaz kılmadı. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen gariptir. Enes’ten bu vecih dışında (rivayet edildiğini) bilmiyoruz. “Nemire”, eski (yıpranmış) bir örtüdür. Üsâme b. Zeyd bu hadisin rivayetinde muhalefet edilmiştir (kendisine zıt rivayetler vardır). Leys b. Sa’d bu hadisi İbn Şihâb’dan, o Abdurrahmân b. Ka’b b. Mâlik’ten, o da Câbir b. Abdullâh’tan rivayet etmiştir. Ma’mer ise Zührî’den, o Abdullâh b. Sa’lebe’den, o da Câbir’den rivayet etmiştir. Zührî’den, Enes’i zikrederek rivayet eden Üsâme b. Zeyd’den başka kimse bilmiyoruz. Muhammed’e bu hadisi sordum. Dedi ki: Leys’in İbn Şihâb, Abdurrahmân b. Ka’b b. Mâlik ve Câbir yoluyla rivayet ettiği hadis daha sahihtir.

1017. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الأَعْوَرِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُ الْمَرِيضَ وَيَشْهَدُ الْجَنَازَةَ وَيَرْكَبُ الْحِمَارَ وَيُجِيبُ دَعْوَةَ الْعَبْدِ وَكَانَ يَوْمَ بَنِي قُرَيْظَةَ عَلَى حِمَارٍ مَخْطُومٍ بِحَبْلٍ مِنْ لِيفٍ عَلَيْهِ إِكَافُ لِيفٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُسْلِمٍ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏ وَمُسْلِمٌ الأَعْوَرُ يُضَعَّفُ وَهُوَ مُسْلِمُ بْنُ كَيْسَانَ الْمُلاَئِيُّ تُكُلِّمَ فِيهِ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ شُعْبَةُ وَسُفْيَانُ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Alî b. Müshir haber verdi; (dedi ki:) Müslim el-A’ver’den, o da Enes b. Mâlik’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hastayı ziyaret eder, cenazeye katılır, eşeğe biner ve kölenin davetine icabet ederdi. Benî Kurayza günü, yuları hurma lifinden bir ip olan, üzerinde hurma lifinden bir semer bulunan bir eşek üzerindeydi. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi Müslim’in Enes’ten rivayeti dışında bilmiyoruz. Müslim el-A’ver zayıf sayılır. O, Müslim b. Keysân el-Mülâî’dir. Hakkında konuşulmuştur (cerh edilmiştir). Kendisinden Şu’be ve Süfyân (es-Sevrî) hadis rivayet etmiştir.

1018. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اخْتَلَفُوا فِي دَفْنِهِ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا مَا نَسِيتُهُ قَالَ ‏ "‏ مَا قَبَضَ اللَّهُ نَبِيًّا إِلاَّ فِي الْمَوْضِعِ الَّذِي يُحِبُّ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ ‏"‏ ‏.‏ ادْفِنُوهُ فِي مَوْضِعِ فِرَاشِهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُلَيْكِيُّ يُضَعَّفُ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ فَرَوَاهُ ابْنُ عَبَّاسٍ عَنْ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَيْضًا ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Muâviye anlattı; (dedi ki:) Abdurrahmân b. Ebî Bekr’den, o da İbn Ebî Müleyke’den, o da Âişe’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde, defni konusunda (nereye defnedileceğinde) ihtilaf ettiler. Bunun üzerine Ebû Bekir şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den öyle bir şey işittim ki onu asla unutmadım. Şöyle buyurmuştu: “Allah hiçbir nebinin ruhunu, gömülmek istediği yer dışında bir yerde kabzetmez. Onu yatağının olduğu yere defnedin.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Abdurrahmân b. Ebî Bekr el-Müleykî, hafızası yönünden zayıf sayılır. Bu hadis bu vecih dışında da rivayet edilmiştir. İbn Abbâs da Ebû Bekir es-Sıddîk’tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir.

1019. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ أَنَسٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اذْكُرُوا مَحَاسِنَ مَوْتَاكُمْ وَكُفُّوا عَنْ مَسَاوِيهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ عِمْرَانُ بْنُ أَنَسٍ الْمَكِّيُّ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ وَرَوَى بَعْضُهُمْ عَنْ عَطَاءٍ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ وَعِمْرَانُ بْنُ أَبِي أَنَسٍ مِصْرِيٌّ أَقْدَمُ وَأَثْبَتُ مِنْ عِمْرَانَ بْنِ أَنَسٍ الْمَكِّيِّ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; (dedi ki:) Bize Muâviye b. Hişâm anlattı; (dedi ki:) İmrân b. Enes el-Mekkî’den, o da Atâ’dan, o da İbn Ömer’den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ölülerinizin iyiliklerini anınız, kötülüklerinden (bahsetmekten) el çekiniz.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Muhammed’in (Buhârî’nin) şöyle dediğini işittim: İmrân b. Enes el-Mekkî münkeru’l-hadistir. Bazıları bu hadisi Atâ’dan, o da Âişe’den rivayet etmişlerdir. (Buhârî) dedi ki: İmrân b. Ebî Enes Mısırlıdır; İmrân b. Enes el-Mekkî’den daha eski ve daha sağlamdır.

1020. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنْ بِشْرِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُلَيْمَانَ بْنِ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اتَّبَعَ الْجَنَازَةَ لَمْ يَقْعُدْ حَتَّى تُوضَعَ فِي اللَّحْدِ فَعَرَضَ لَهُ حَبْرٌ فَقَالَ هَكَذَا نَصْنَعُ يَا مُحَمَّدُ ‏.‏ قَالَ فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏ "‏ خَالِفُوهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَبِشْرُ بْنُ رَافِعٍ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Safvân b. Îsâ anlattı; (dedi ki:) Bişr b. Râfi’den, o da Abdullâh b. Süleymân b. Cünâde b. Ebî Ümeyye’den, o babasından, o da dedesinden, o da Ubâde b. es-Sâmit’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cenazenin arkasından gittiği zaman, cenaze lahde konulmadan oturmazdı. (Bir keresinde) bir Yahudi âlimi onunla karşılaştı ve: “Biz de böyle yapıyoruz ey Muhammed” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oturdu ve: “Onlara muhalefet ediniz” buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bişr b. Râfi’ hadis konusunda kuvvetli değildir.

1021. Hadis

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، قَالَ دَفَنْتُ ابْنِي سِنَانًا وَأَبُو طَلْحَةَ الْخَوْلاَنِيُّ جَالِسٌ عَلَى شَفِيرِ الْقَبْرِ فَلَمَّا أَرَدْتُ الْخُرُوجَ أَخَذَ بِيَدِي فَقَالَ أَلاَ أُبَشِّرُكَ يَا أَبَا سِنَانٍ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى ‏.‏ فَقَالَ حَدَّثَنِي الضَّحَّاكُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَرْزَبٍ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا مَاتَ وَلَدُ الْعَبْدِ قَالَ اللَّهُ لِمَلاَئِكَتِهِ قَبَضْتُمْ وَلَدَ عَبْدِي ‏.‏ فَيَقُولُونَ نَعَمْ ‏.‏ فَيَقُولُ قَبَضْتُمْ ثَمَرَةَ فُؤَادِهِ ‏.‏ فَيَقُولُونَ نَعَمْ ‏.‏ فَيَقُولُ مَاذَا قَالَ عَبْدِي فَيَقُولُونَ حَمِدَكَ وَاسْتَرْجَعَ ‏.‏ فَيَقُولُ اللَّهُ ابْنُوا لِعَبْدِي بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَسَمُّوهُ بَيْتَ الْحَمْدِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullâh b. el-Mübârek anlattı; (dedi ki:) Hammâd b. Seleme’den, o da Ebû Sinân’dan (naklettiğine göre) o şöyle demiştir: Oğlum Sinân’ı defnettim. Ebû Talha el-Havlânî kabrin kenarında oturuyordu. (Kabirden) çıkmak istediğim zaman elimden tuttu ve: “Seni müjdeleyeyim mi ey Ebû Sinân?” dedi. Ben: “Evet” dedim. Dedi ki: Bize Dahhâk b. Abdurrahmân b. Arzeb anlattı; (dedi ki:) Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah meleklerine: ‘Kulumun çocuğunu (canını) mı aldınız?’ buyurur. Onlar: ‘Evet’ derler. (Allah): ‘Onun gönlünün meyvesini mi kopardınız?’ buyurur. Onlar: ‘Evet’ derler. (Allah): ‘Peki kulum ne dedi?’ buyurur. Onlar: ‘Sana hamdetti ve istircâ etti (İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn dedi)’ derler. Bunun üzerine Allah şöyle buyurur: ‘Kulum için cennette bir ev bina ediniz ve ona Hamd Evi ismini veriniz.’” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen gariptir.

1022. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى النَّجَاشِيِّ فَكَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَجَابِرٍ وَيَزِيدَ بْنِ ثَابِتٍ وَأَنَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَيَزِيدُ بْنُ ثَابِتٍ هُوَ أَخُو زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ شَهِدَ بَدْرًا وَزَيْدٌ لَمْ يَشْهَدْ بَدْرًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ يَرَوْنَ التَّكْبِيرَ عَلَى الْجَنَازَةِ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; (dedi ki:) Bize Ma’mer anlattı; (dedi ki:) Zührî’den, o da Saîd b. el-Müseyyeb’den, o da Ebû Hureyre’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Necâşî’ye cenaze namazı kıldı ve dört tekbir getirdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs, İbn Ebî Evfâ, Câbir, Yezîd b. Sâbit ve Enes’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Yezîd b. Sâbit, Zeyd b. Sâbit’in kardeşidir ve ondan büyüktür. (Yezîd) Bedir’e katılmıştır, Zeyd ise Bedir’e katılmamıştır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğunun ameli buna göredir; cenaze namazında tekbirin dört tane olduğu görüşündedirler. Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes, İbnü’l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur.

1023. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ يُكَبِّرُ عَلَى جَنَائِزِنَا أَرْبَعًا وَإِنَّهُ كَبَّرَ عَلَى جَنَازَةٍ خَمْسًا فَسَأَلْنَاهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكَبِّرُهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ رَأَوُا التَّكْبِيرَ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِذَا كَبَّرَ الإِمَامُ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا فَإِنَّهُ يُتَّبَعُ الإِمَامُ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Ca’fer anlattı; (dedi ki:) Bize Şu’be haber verdi; (dedi ki:) Amr b. Mürre’den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ’dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Zeyd b. Erkam, cenazelerimize (namaz kıldırırken) dört tekbir getirirdi. (Bir defasında) bir cenaze üzerine beş tekbir getirdi. Kendisine bunu sorduk. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bazen) bu (beş) tekbiri getirirdi. Ebû Îsâ dedi ki: Zeyd b. Erkam hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli bu görüşe giderek, cenaze namazında tekbirin beş tane olduğu görüşündedirler. Ahmed ve İshâk şöyle demişlerdir: İmam cenaze namazında beş tekbir getirirse, imama uyulur.

1024. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا هِقْلُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو إِبْرَاهِيمَ الأَشْهَلِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا صَلَّى عَلَى الْجَنَازَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَائِبِنَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ وَزَادَ فِيهِ ‏"‏ اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الإِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَعَائِشَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ وَعَوْفِ بْنِ مَالِكٍ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ وَالِدِ أَبِي إِبْرَاهِيمَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَرَوَى هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ وَعَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلاً ‏.‏ وَرَوَى عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَحَدِيثُ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ غَيْرُ مَحْفُوظٍ وَعِكْرِمَةُ رُبَّمَا يَهِمُ فِي حَدِيثِ يَحْيَى ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ أَصَحُّ الرِّوَايَاتِ فِي هَذَا حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي إِبْرَاهِيمَ الأَشْهَلِيِّ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏ وَسَأَلْتُهُ عَنِ اسْمِ أَبِي إِبْرَاهِيمَ فَلَمْ يَعْرِفْهُ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Hıkl b. Ziyâd haber verdi; (dedi ki:) Bize Evzâî anlattı; (dedi ki:) Yahyâ b. Ebî Kesîr’den (naklettiğine göre); (dedi ki:) Bana Ebû İbrâhîm el-Eşhelî anlattı; (dedi ki:) Babasından (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cenaze namazı kıldığı zaman şöyle derdi: “Allahım! Dirimizi ve ölümüzü, burada olanımızı ve olmayanımızı (gaibimizi), küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı bağışla.” Yahyâ dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahmân da Ebû Hureyre’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunun benzerini anlattı ve şunları ekledi: “Allahım! Bizden yaşattığını İslam üzere yaşat. Bizden öldürdüğünü iman üzere öldür.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Abdurrahmân b. Avf, Âişe, Ebû Katâde, Avf b. Mâlik ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû İbrâhîm’in babasının hadisi hasen sahihtir. Hişâm ed-Destevâî ve Alî b. el-Mübârek bu hadisi Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme b. Abdurrahmân’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den mürsel olarak rivayet etmişlerdir. İkrime b. Ammâr ise Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme’den, o da Âişe’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. İkrime b. Ammâr’ın hadisi mahfuz değildir (hatalıdır). İkrime bazen Yahyâ’nın hadisinde vehme düşer (yanılır). Ayrıca (bu hadis) Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Abdullâh b. Ebî Katâde’den, o da babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed’in (Buhârî’nin) şöyle dediğini işittim: Bu konuda en sahih rivayet, Yahyâ b. Ebî Kesîr’in Ebû İbrâhîm el-Eşhelî’den, onun da babasından rivayet ettiği hadistir. (Tirmizî) dedi ki: Ona (Buhârî’ye) Ebû İbrâhîm’in ismini sordum, fakat bilemedi.

1025. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَوْفِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى مَيِّتٍ فَفَهِمْتُ مِنْ صَلاَتِهِ عَلَيْهِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ وَاغْسِلْهُ بِالْبَرَدِ وَاغْسِلْهُ كَمَا يُغْسَلُ الثَّوْبُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ أَصَحُّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ هَذَا الْحَدِيثُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; (dedi ki:) Bize Muâviye b. Sâlih anlattı; (dedi ki:) Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nüfeyr’den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bir ölü üzerine namaz kılarken işittim. Onun duasından şunları belledim (ezberledim): “Allahım! Onu bağışla ve ona merhamet et. Onu dolu (veya soğuk su) ile yıka. Elbisenin yıkandığı (kirlerinden arındığı) gibi onu da yıka (günahlarından arındır).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. İsmâîl dedi ki: Bu babda en sahih şey bu hadistir.

1026. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ عَلَى الْجَنَازَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أُمِّ شَرِيكٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ لَيْسَ إِسْنَادُهُ بِذَلِكَ الْقَوِيِّ ‏.‏ إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ هُوَ أَبُو شَيْبَةَ الْوَاسِطِيُّ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ ‏.‏ وَالصَّحِيحُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَوْلُهُ مِنَ السُّنَّةِ الْقِرَاءَةُ عَلَى الْجَنَازَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Zeyd b. Hubâb anlattı; (dedi ki:) Bize İbrâhîm b. Osmân anlattı; (dedi ki:) Hakem’den, o da Miksem’den, o da İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cenaze namazında Fâtihatu’l-Kitâb’ı (Fâtiha suresini) okudu. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ümmü Şerîk’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisinin senedi o kadar kuvvetli değildir. İbrâhîm b. Osmân, Ebû Şeybe el-Vâsıtî’dir ve münkeru’l-hadistir. İbn Abbâs’tan gelen sahih rivayet onun şu sözüdür: “Cenaze namazında Fâtiha suresini okumak sünnettendir.”

1027. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، صَلَّى عَلَى جَنَازَةٍ فَقَرَأَ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ إِنَّهُ مِنَ السُّنَّةِ أَوْ مِنْ تَمَامِ السُّنَّةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ يَخْتَارُونَ أَنْ يُقْرَأَ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ بَعْدَ التَّكْبِيرَةِ الأُولَى ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يُقْرَأُ فِي الصَّلاَةِ عَلَى الْجَنَازَةِ إِنَّمَا هُوَ ثَنَاءٌ عَلَى اللَّهِ وَالصَّلاَةُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالدُّعَاءُ لِلْمَيِّتِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الثَّوْرِيِّ وَغَيْرِهِ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏ وَطَلْحَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَوْفٍ هُوَ ابْنُ أَخِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ رَوَى عَنْهُ الزُّهْرِيُّ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân anlattı; (dedi ki:) Sa’d b. İbrâhîm’den, o da Talha b. Avf’tan (naklettiğine göre): İbn Abbâs bir cenaze namazı kıldırdı ve Fâtiha suresini okudu. Kendisine (bunu) söyledim (sordum). Dedi ki: “Bu sünnettendir” veya “sünnetin tamamındandır”. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehlinin ameli buna göredir; birinci tekbirden sonra Fâtiha suresinin okunmasını tercih ederler. Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur. Bazı ilim ehli ise şöyle demişlerdir: Cenaze namazında kıraat (Kur’an okumak) yoktur; o ancak Allah’a sena, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e salât ve ölüye duadır. Sevrî’nin ve Kûfe ehlinden başkalarının görüşü budur. Talha b. Abdullâh b. Avf, Abdurrahmân b. Avf’ın kardeşinin oğludur; kendisinden Zührî hadis rivayet etmiştir.

1028. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، وَيُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ مَرْثَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْيَزَنِيِّ، قَالَ كَانَ مَالِكُ بْنُ هُبَيْرَةَ إِذَا صَلَّى عَلَى جَنَازَةٍ فَتَقَالَّ النَّاسَ عَلَيْهَا جَزَّأَهُمْ ثَلاَثَةَ أَجْزَاءٍ ثُمَّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ صَلَّى عَلَيْهِ ثَلاَثَةُ صُفُوفٍ فَقَدْ أَوْجَبَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَأُمِّ حَبِيبَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَمَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مَالِكِ بْنِ هُبَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ هَكَذَا رَوَاهُ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ ‏.‏ وَرَوَى إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ هَذَا الْحَدِيثَ وَأَدْخَلَ بَيْنَ مَرْثَدٍ وَمَالِكِ بْنِ هُبَيْرَةَ رَجُلاً ‏.‏ وَرِوَايَةُ هَؤُلاَءِ أَصَحُّ عِنْدَنَا ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullâh b. el-Mübârek ve Yûnus b. Bükeyr anlattı; (dedi ki:) Muhammed b. İshâk’tan, o da Yezîd b. Ebî Habîb’den, o da Mersed b. Abdullâh el-Yezenî’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Mâlik b. Hübeyre bir cenaze namazı kıldıracağı zaman, cemaati az görürse onları üç kısma (safa) ayırırdı. Sonra derdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin üzerine üç saf (cemaat) namaz kılarsa, (cennet ona) vacip olur.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Âişe, Ümmü Habîbe, Ebû Hureyre ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Meymûne’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Mâlik b. Hübeyre hadisi hasendir. Birden çok râvi bu hadisi Muhammed b. İshâk’tan böylece rivayet etmiştir. İbrâhîm b. Sa’d ise bu hadisi Muhammed b. İshâk’tan rivayet etmiş ve Mersed ile Mâlik b. Hübeyre arasına bir adam eklemiştir. Bize göre (ilk grubun) rivayeti daha sahihtir.

1029. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، ‏.‏ وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، رَضِيعٌ كَانَ لِعَائِشَةَ - عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لاَ يَمُوتُ أَحَدٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَتُصَلِّي عَلَيْهِ أُمَّةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يَبْلُغُونَ أَنْ يَكُونُوا مِائَةً فَيَشْفَعُوا لَهُ إِلاَّ شُفِّعُوا فِيهِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ مِائَةً فَمَا فَوْقَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ أَوْقَفَهُ بَعْضُهُمْ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏

Bize İbn Ebî Ömer anlattı; (dedi ki:) Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı; (dedi ki:) Eyyûb’dan... Yine bize Ahmed b. Menî’ ve Alî b. Hucr anlattılar; (dediler ki:) Bize İsmâîl b. İbrâhîm anlattı; (dedi ki:) Eyyûb’dan, o da Ebû Kılâbe’den, o da Âişe’nin süt kardeşi olan Abdullâh b. Yezîd’den, o da Âişe’den (naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Müslümanlardan ölen hiçbir kimse yoktur ki, Müslümanlardan sayısı yüz kişiye ulaşan bir cemaat onun üzerine namaz kılsın ve hepsi ona şefaat dilesin de, onun hakkındaki şefaatleri kabul edilmesin.” Alî b. Hucr hadisinde: “Yüz veya daha fazla” (demiştir). Ebû Îsâ dedi ki: Âişe hadisi hasen sahihtir. Bazıları bu hadisi mevkûf olarak rivayet etmiş ve merfû yapmamıştır.

1030. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ ثَلاَثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ أَوْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً حَتَّى تَرْتَفِعَ وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ وَحِينَ تَضَيَّفُ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ يَكْرَهُونَ الصَّلاَةَ عَلَى الْجَنَازَةِ فِي هَذِهِ السَّاعَاتِ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ مَعْنَى هَذَا الْحَدِيثِ أَنْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا ‏.‏ يَعْنِي الصَّلاَةَ عَلَى الْجَنَازَةِ ‏.‏ وَكَرِهَ الصَّلاَةَ عَلَى الْجَنَازَةِ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَعِنْدَ غُرُوبِهَا وَإِذَا انْتَصَفَ النَّهَارُ حَتَّى تَزُولَ الشَّمْسُ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ لاَ بَأْسَ بِالصَّلاَةِ عَلَى الْجَنَازَةِ فِي السَّاعَاتِ الَّتِي تُكْرَهُ فِيهِنَّ الصَّلاَةُ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; (dedi ki:) Bize Vekî’ anlattı; (dedi ki:) Mûsâ b. Uley b. Rabâh’tan, o babasından, o da Ukbe b. Âmir el-Cühenî’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üç vakitte namaz kılmamızı veya ölülerimizi defnetmemizi yasaklardı: Güneş (parlak bir şekilde) doğup yükselinceye kadar, öğle vakti (güneş tam tepedeyken) batıya meyledinceye kadar ve güneş batmaya yönelip batıncaya kadar. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehlinin ameli buna göredir; bu vakitlerde cenaze namazı kılmayı mekruh görürler. İbnü’l-Mübârek dedi ki: Bu hadisteki “ölülerimizi defnetmemiz” ifadesinin manası, cenaze namazı kılmaktır. O, güneş doğarken, batarken ve gün ortasında güneş batıya meyledinceye kadar cenaze namazı kılmayı mekruh görürdü. Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. Şâfiî ise: “Namazın mekruh olduğu vakitlerde cenaze namazı kılmakta bir sakınca yoktur” demiştir.

1031. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ ابْنُ بِنْتِ أَزْهَرَ السَّمَّانِ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ زِيَادِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ حَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الرَّاكِبُ خَلْفَ الْجَنَازَةِ وَالْمَاشِي حَيْثُ شَاءَ مِنْهَا وَالطِّفْلُ يُصَلَّى عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ إِسْرَائِيلُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ قَالُوا يُصَلَّى عَلَى الطِّفْلِ وَإِنْ لَمْ يَسْتَهِلَّ بَعْدَ أَنْ يُعْلَمَ أَنَّهُ خُلِقَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Ezher es-Semmân’ın kızının oğlu olan el-Basrî Bişr b. Âdem anlattı; (dedi ki:) Bize İsmâîl b. Saîd b. Ubeydullâh anlattı; (dedi ki:) Babam bize anlattı; (dedi ki:) Ziyâd b. Cübeyr b. Hayye’den, o babasından, o da Muğîre b. Şu’be’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Binekli olan cenazenin arkasından (gider), yaya olan dilediği yerinden (gider) ve çocuğun üzerine cenaze namazı kılınır.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. İsrâîl ve başkaları bunu Saîd b. Ubeydullâh’tan rivayet etmişlerdir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehlinin ameli buna göredir. Onlar şöyle demişlerdir: Çocuk (doğduğunda) ses vermese bile, yaratılışının (tamamlandığı) biliniyorsa üzerine namaz kılınır. Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur.

1032. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو عَمَّارٍ الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الْوَاسِطِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الطِّفْلُ لاَ يُصَلَّى عَلَيْهِ وَلاَ يَرِثُ وَلاَ يُورَثُ حَتَّى يَسْتَهِلَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ قَدِ اضْطَرَبَ النَّاسُ فِيهِ فَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَرْفُوعًا ‏.‏ وَرَوَى أَشْعَثُ بْنُ سَوَّارٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ مَوْقُوفًا ‏.‏ وَرَوَى مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ عَنْ جَابِرٍ مَوْقُوفًا ‏.‏ وَكَأَنَّ هَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الْمَرْفُوعِ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا قَالُوا لاَ يُصَلَّى عَلَى الطِّفْلِ حَتَّى يَسْتَهِلَّ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ ‏.‏

Bize Ebû Ammâr el-Huseyn b. Hureys anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Yezîd el-Vâsıtî anlattı; (dedi ki:) İsmâîl b. Müslim el-Mekkî’den, o da Ebû’z-Zübeyr’den, o da Câbir’den (naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Çocuk (doğduğunda) ses verip ağlayıncaya kadar üzerine cenaze namazı kılınmaz, mirasçı olmaz ve kendisine mirasçı olunmaz.” Ebû Îsâ dedi ki: İnsanlar (râviler) bu hadis hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazıları onu Ebû’z-Zübeyr’den, o Câbir’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den merfû olarak rivayet etmişlerdir. Eş’as b. Sevvâr ve birden çok kişi ise onu Ebû’z-Zübeyr’den, o da Câbir’den mevkûf olarak (Câbir’in sözü diye) rivayet etmişlerdir. Muhammed b. İshâk da Atâ b. Ebî Rabâh’tan, o da Câbir’den mevkûf olarak rivayet etmiştir. Sanki bu (mevkûf rivayet), merfû hadisten daha sahihtir. Bazı ilim ehli bu görüşe giderek: “Ses verip ağlayıncaya kadar çocuğun üzerine namaz kılınmaz” demişlerdir. Süfyân es-Sevrî ve Şâfiî’nin görüşü budur.

1033. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ بْنِ حَمْزَةَ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى سُهَيْلِ ابْنِ بَيْضَاءَ فِي الْمَسْجِدِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ قَالَ مَالِكٌ لاَ يُصَلَّى عَلَى الْمَيِّتِ فِي الْمَسْجِدِ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ يُصَلَّى عَلَى الْمَيِّتِ فِي الْمَسْجِدِ ‏.‏ وَاحْتَجَّ بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdülazîz b. Muhammed haber verdi; (dedi ki:) Abdülvâhid b. Hamza’dan, o Abbâd b. Abdullâh b. ez-Zübeyr’den, o da Âişe’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Süheyl İbn Beydâ’nın cenaze namazını mescitte kıldı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Bazı ilim ehlinin ameli buna göredir. Şâfiî dedi ki: Mâlik: “Ölü üzerine mescitte namaz kılınmaz” demiştir. Şâfiî ise: “Ölü üzerine mescitte namaz kılınır” demiş ve bu hadisi delil getirmiştir.

1034. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي غَالِبٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ عَلَى جَنَازَةِ رَجُلٍ فَقَامَ حِيَالَ رَأْسِهِ ثُمَّ جَاءُوا بِجَنَازَةِ امْرَأَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ فَقَالُوا يَا أَبَا حَمْزَةَ صَلِّ عَلَيْهَا ‏.‏ فَقَامَ حِيَالَ وَسَطِ السَّرِيرِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الْعَلاَءُ بْنُ زِيَادٍ هَكَذَا رَأَيْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْجَنَازَةِ مُقَامَكَ مِنْهَا وَمِنَ الرَّجُلِ مُقَامَكَ مِنْهُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَلَمَّا فَرَغَ قَالَ احْفَظُوا ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ وَقَدْ رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ هَمَّامٍ مِثْلَ هَذَا ‏.‏ وَرَوَى وَكِيعٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ هَمَّامٍ فَوَهِمَ فِيهِ فَقَالَ عَنْ غَالِبٍ عَنْ أَنَسٍ ‏.‏ وَالصَّحِيحُ عَنْ أَبِي غَالِبٍ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ أَبِي غَالِبٍ مِثْلَ رِوَايَةِ هَمَّامٍ ‏.‏ وَاخْتَلَفُوا فِي اسْمِ أَبِي غَالِبٍ هَذَا فَقَالَ بَعْضُهُمْ يُقَالُ اسْمُهُ نَافِعٌ وَيُقَالُ رَافِعٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Abdullâh b. Münîr anlattı; (dedi ki:) Saîd b. Âmir’den, o Hammâm’dan, o da Ebû Ğâlib’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Enes b. Mâlik ile birlikte bir adamın cenaze namazını kıldım. (Enes) onun başı hizasında durdu. Sonra Kureyş’ten bir kadının cenazesini getirdiler ve: “Ey Ebû Hamza! Bunun namazını kıldır” dediler. (Enes) sedirin (tabutun) ortası hizasında durdu. Alâ b. Ziyâd ona dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i cenaze namazında; senin bu kadının (hizasında) durduğun gibi (ortasında) ve o adamın (hizasında) durduğun gibi (başında) dururken mi gördün?” O da: “Evet” dedi. (Namazı) bitirince: “Bunu (iyice) belleyin” dedi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Semüre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu Enes hadisi hasendir. Birden çok râvi Hammâm’dan bunun benzerini rivayet etmiştir. Vekî’ bu hadisi Hammâm’dan rivayet etmiş fakat yanılmış ve “Ğâlib’den, o da Enes’ten” demiştir. Doğrusu “Ebû Ğâlib’den”dir. Abdülvâris b. Saîd ve birden çok kişi bu hadisi Ebû Ğâlib’den, Hammâm’ın rivayeti gibi rivayet etmişlerdir. Bu Ebû Ğâlib’in isminde ihtilaf etmişlerdir. Bazıları isminin Nâfi’ olduğunu, bazıları da Râfi’ olduğunu söylemiştir. Bazı ilim ehli bu görüşe gitmişlerdir. Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur.

1035. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، وَالْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى امْرَأَةٍ فَقَامَ وَسَطَهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullâh b. el-Mübârek ve el-Fadl b. Mûsâ haber verdi; (dedi ki:) Huseyn el-Muallim’den, o Abdullâh b. Büreyde’den, o da Semüre b. Cündeb’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir kadının cenaze namazını kıldırdı ve onun (hizasında) ortasında durdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Şu’be de bunu Huseyn el-Muallim’den rivayet etmiştir.

1036. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ مِنْ قَتْلَى أُحُدٍ فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ أَيُّهُمَا أَكْثَرُ أَخْذًا لِلْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ فَإِذَا أُشِيرَ لَهُ إِلَى أَحَدِهِمَا قَدَّمَهُ فِي اللَّحْدِ وَقَالَ ‏"‏ أَنَا شَهِيدٌ عَلَى هَؤُلاَءِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَرَ بِدَفْنِهِمْ فِي دِمَائِهِمْ وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِمْ وَلَمْ يُغَسَّلُوا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرُوِيَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي صُعَيْرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَمِنْهُمْ مَنْ ذَكَرَهُ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي الصَّلاَةِ عَلَى الشَّهِيدِ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ يُصَلَّى عَلَى الشَّهِيدِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْمَدِينَةِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ يُصَلَّى عَلَى الشَّهِيدِ ‏.‏ وَاحْتَجُّوا بِحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ صَلَّى عَلَى حَمْزَةَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ وَبِهِ يَقُولُ إِسْحَاقُ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys anlattı; (dedi ki:) İbn Şihâb’dan, o da Abdurrahmân b. Ka’b b. Mâlik’ten (naklettiğine göre) Câbir b. Abdullâh ona şöyle haber vermiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud şehitlerinden iki kişiyi tek bir kefende birleştirir, sonra: “Bunların hangisi Kur’an’ı daha çok almıştır (ezberlemiştir)?” diye sorardı. Kendisine onlardan biri işaret edildiğinde, onu lahitte öne geçirirdi. Ve: “Ben kıyamet günü bunlara şahidim” buyururdu. Onların kanlarıyla defnedilmelerini emretti. Onların üzerine namaz kılmadı ve onlar yıkanmadılar. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes b. Mâlik’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Câbir hadisi hasen sahihtir. Bu hadis Zührî’den, o Enes’ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den de rivayet edilmiştir. Yine Zührî’den, o Abdullâh b. Sa’lebe b. Ebî Suayr’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet edilmiştir. Onlardan (râvilerden) bazıları bunu Câbir’den zikretmişlerdir. İlim ehli şehit üzerine namaz kılınması konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: “Şehit üzerine namaz kılınmaz” demişlerdir. Medine ehlinin görüşü budur; Şâfiî ve Ahmed de böyle derler. Bazıları ise: “Şehit üzerine namaz kılınır” demişlerdir. Bunlar, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in Hamza üzerine namaz kıldığına dair hadisi delil getirmişlerdir. Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşü budur; İshâk da böyle der.

1037. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا الشَّيْبَانِيُّ، حَدَّثَنَا الشَّعْبِيُّ، أَخْبَرَنِي مَنْ، رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَرَأَى قَبْرًا مُنْتَبِذًا فَصَفَّ أَصْحَابَهُ خَلْفَهُ فَصَلَّى عَلَيْهِ فَقِيلَ لَهُ مَنْ أَخْبَرَكَهُ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَبُرَيْدَةَ وَيَزِيدَ بْنِ ثَابِتٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَعَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ وَأَبِي قَتَادَةَ وَسَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يُصَلَّى عَلَى الْقَبْرِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ إِذَا دُفِنَ الْمَيِّتُ وَلَمْ يُصَلَّ عَلَيْهِ صُلِّيَ عَلَى الْقَبْرِ ‏.‏ وَرَأَى ابْنُ الْمُبَارَكِ الصَّلاَةَ عَلَى الْقَبْرِ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ يُصَلَّى عَلَى الْقَبْرِ إِلَى شَهْرٍ ‏.‏ وَقَالاَ أَكْثَرُ مَا سَمِعْنَا عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى قَبْرِ أُمِّ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ بَعْدَ شَهْرٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Hüşeym anlattı; (dedi ki:) Bize Şeybânî haber verdi; (dedi ki:) Bize Şa’bî anlattı; (dedi ki:) Bana, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i, ayrı bir kabir gördüğünde ashabını arkasında saf yapıp onun üzerine namaz kılarken gören kimse haber verdi. Ona (Şa’bî’ye): “Bunu sana kim haber verdi?” denildi. O da: “İbn Abbâs” dedi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes, Büreyde, Yezîd b. Sâbit, Ebû Hureyre, Âmir b. Rabîa, Ebû Katâde ve Sehl b. Huneyf’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğunun ameli buna göredir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur. Bazı ilim ehli ise: “Kabir üzerine namaz kılınmaz” demişlerdir. Mâlik b. Enes’in görüşü budur. Abdullâh b. el-Mübârek dedi ki: “Ölü defnedilir de namazı kılınmamış olursa, kabri üzerine namaz kılınır.” İbnü’l-Mübârek kabir üzerine namaz kılınacağı görüşündedir. Ahmed ve İshâk: “Bir aya kadar kabir üzerine namaz kılınır” demişlerdir. Ve şöyle demişlerdir: “İbnü’l-Müseyyeb’den işittiğimiz en uzun süre şudur: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ümmü Sa’d b. Ubâde’nin kabri üzerine bir ay sonra namaz kılmıştır.”

1038. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أُمَّ سَعْدٍ، مَاتَتْ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غَائِبٌ فَلَمَّا قَدِمَ صَلَّى عَلَيْهَا وَقَدْ مَضَى لِذَلِكَ شَهْرٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; (dedi ki:) Saîd b. Ebî Arûbe’den, o Katâde’den, o da Saîd b. el-Müseyyeb’den (naklettiğine göre): Ümmü Sa’d vefat ettiğinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem orada yoktu (seferdeydi). Geldiğinde onun üzerine namaz kıldı. Oysa (vefatının) üzerinden bir ay geçmişti.

1039. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ وَحُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَخَاكُمُ النَّجَاشِيَّ قَدْ مَاتَ فَقُومُوا فَصَلُّوا عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَقُمْنَا فَصَفَفْنَا كَمَا يُصَفُّ عَلَى الْمَيِّتِ وَصَلَّيْنَا عَلَيْهِ كَمَا يُصَلَّى عَلَى الْمَيِّتِ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي سَعِيدٍ وَحُذَيْفَةَ بْنِ أَسِيدٍ وَجَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ أَبُو قِلاَبَةَ عَنْ عَمِّهِ أَبِي الْمُهَلَّبِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ‏.‏ وَأَبُو الْمُهَلَّبِ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَمْرٍو وَيُقَالُ مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو ‏.‏

Bize Ebû Seleme Yahyâ b. Halef ve Humeyd b. Mes’ade anlattılar; (dediler ki:) Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; (dedi ki:) Bize Yûnus b. Ubeyd anlattı; (dedi ki:) Muhammed b. Sîrîn’den, o Ebû’l-Mühelleb’den, o da İmrân b. Husayn’dan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Kardeşiniz Necâşî vefat etmiştir. Kalkın ve onun üzerine namaz kılın.” (Râvi) dedi ki: Kalktık ve ölü üzerine saf tutulduğu gibi saf tuttuk; ölüye namaz kılındığı gibi üzerine namaz kıldık. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Câbir b. Abdullâh, Ebû Saîd, Huzeyfe b. Esîd ve Cerîr b. Abdullâh’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecih (senet) ile hasen sahih gariptir. Ebû Kılâbe bu hadisi amcası Ebû’l-Mühelleb’den, o da İmrân b. Husayn’dan rivayet etmiştir. Ebû’l-Mühelleb’in ismi Abdurrahmân b. Amr’dır; Muâviye b. Amr olduğu da söylenir.

1040. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ صَلَّى عَلَى جَنَازَةٍ فَلَهُ قِيرَاطٌ وَمَنْ تَبِعَهَا حَتَّى يُقْضَى دَفْنُهَا فَلَهُ قِيرَاطَانِ أَحَدُهُمَا أَوْ أَصْغَرُهُمَا مِثْلُ أُحُدٍ ‏"‏ ‏.‏ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لاِبْنِ عُمَرَ فَأَرْسَلَ إِلَى عَائِشَةَ فَسَأَلَهَا عَنْ ذَلِكَ فَقَالَتْ صَدَقَ أَبُو هُرَيْرَةَ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ لَقَدْ فَرَّطْنَا فِي قَرَارِيطَ كَثِيرَةٍ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ الْبَرَاءِ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَابْنِ عُمَرَ وَثَوْبَانَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَدْ رُوِيَ عَنْهُ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; (dedi ki:) Bize Abde b. Süleymân anlattı; (dedi ki:) Muhammed b. Amr’dan, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Hureyre’den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kim bir cenaze üzerine namaz kılarsa onun için bir kîrât (sevap) vardır. Kim de defni tamamlanıncaya kadar onu takip ederse onun için iki kîrât vardır. Onlardan biri veya en küçüğü Uhud dağı gibidir.” (Ebû Seleme) dedi ki: Bunu İbn Ömer’e zikrettim. Bunun üzerine Âişe’ye haber gönderip ona bunu sordu. O da: “Ebû Hureyre doğru söylemiştir” dedi. İbn Ömer dedi ki: “Gerçekten biz çok kîrâtları kaçırdık (ziyan ettik).” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Berâ, Abdullâh b. Muğaffel, Abdullâh b. Mes’ûd, Ebû Saîd, Übey b. Ka’b, İbn Ömer ve Sevbân’dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Ondan başka vecihlerden de rivayet edilmiştir.

1041. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْمُهَزَّمِ، قَالَ صَحِبْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ عَشْرَ سِنِينَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ تَبِعَ جَنَازَةً وَحَمَلَهَا ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَقَدْ قَضَى مَا عَلَيْهِ مِنْ حَقِّهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَمْ يَرْفَعْهُ ‏.‏ وَأَبُو الْمُهَزَّمِ اسْمُهُ يَزِيدُ بْنُ سُفْيَانَ وَضَعَّفَهُ شُعْبَةُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Ravh b. Ubâde anlattı; (dedi ki:) Bize Abbâd b. Mansûr anlattı; (dedi ki:) Ebû’l-Mühezzem’i şöyle derken işittim: Ebû Hureyre ile on yıl arkadaşlık ettim ve onun şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kim bir cenazeyi takip eder ve onu üç kez taşırsa, onun (cenazenin) üzerindeki hakkını ödemiş olur.” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bazıları bunu bu isnat ile rivayet etmiş fakat merfû yapmamışlardır (Ebû Hureyre’nin sözü demişlerdir). Ebû’l-Mühezzem’in ismi Yezîd b. Süfyân’dır. Şu’be onu zayıf saymıştır.

1042. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْجَنَازَةَ فَقُومُوا لَهَا حَتَّى تُخَلِّفَكُمْ أَوْ تُوضَعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَسَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ وَقَيْسِ بْنِ سَعْدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys anlattı; (dedi ki:) İbn Şihâb’dan, o Sâlim b. Abdullâh’tan, o babasından, o da Âmir b. Rabîa’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklettiğine göre)... Yine bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys anlattı; (dedi ki:) Nâfi’den, o İbn Ömer’den, o da Âmir b. Rabîa’dan (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cenazeyi gördüğünüz zaman, sizi geçinceye veya yere konuluncaya kadar onun için ayağa kalkınız.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd, Câbir, Sehl b. Huneyf, Kays b. Sa’d ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Âmir b. Rabîa hadisi hasen sahihtir.

1043. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ الْحُلْوَانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْجَنَازَةَ فَقُومُوا لَهَا فَمَنْ تَبِعَهَا فَلاَ يَقْعُدَنَّ حَتَّى تُوضَعَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ فِي هَذَا الْبَابِ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ قَالاَ مَنْ تَبِعَ جَنَازَةً فَلاَ يَقْعُدَنَّ حَتَّى تُوضَعَ عَنْ أَعْنَاقِ الرِّجَالِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا يَتَقَدَّمُونَ الْجَنَازَةَ فَيَقْعُدُونَ قَبْلَ أَنْ تَنْتَهِيَ إِلَيْهِمُ الْجَنَازَةُ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî ve el-Hasen b. Alî el-Hallâl el-Hulvânî anlattılar; (dediler ki:) Bize Vehb b. Cerîr anlattı; (dedi ki:) Bize Hişâm ed-Destevâî anlattı; (dedi ki:) Yahyâ b. Ebî Kesîr’den, o Ebû Seleme’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cenazeyi gördüğünüz zaman onun için ayağa kalkınız. Kim de onu takip ederse, (cenaze) yere konuluncaya kadar oturmasın.” Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd’in bu konudaki hadisi hasen sahihtir. Ahmed ve İshâk’ın görüşü de budur. Şöyle demişlerdir: Kim bir cenazeyi takip ederse, o (cenaze) adamların omuzlarından indirilinceye kadar oturmasın. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehlinden ise şöyle rivayet edilmiştir: Onlar cenazenin önüne geçerler ve cenaze kendilerine ulaşmadan önce otururlardı. Şâfiî’nin görüşü budur.

1044. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ وَاقِدٍ، وَهُوَ ابْنُ عَمْرِو بْنِ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ مَسْعُودِ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّهُ ذُكِرَ الْقِيَامُ فِي الْجَنَائِزِ حَتَّى تُوضَعَ فَقَالَ عَلِيٌّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَعَدَ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ وَابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَفِيهِ رِوَايَةُ أَرْبَعَةٍ مِنَ التَّابِعِينَ بَعْضُهُمْ عَنْ بَعْضٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ وَهَذَا أَصَحُّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ ‏.‏ وَهَذَا الْحَدِيثُ نَاسِخٌ لِلْحَدِيثِ الأَوَّلِ ‏ "‏ إِذَا رَأَيْتُمُ الْجَنَازَةَ فَقُومُوا ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ إِنْ شَاءَ قَامَ وَإِنْ شَاءَ لَمْ يَقُمْ ‏.‏ وَاحْتَجَّ بِأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ رُوِيَ عَنْهُ أَنَّهُ قَامَ ثُمَّ قَعَدَ ‏.‏ وَهَكَذَا قَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى مَعْنَى قَوْلِ عَلِيٍّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْجَنَازَةِ ثُمَّ قَعَدَ ‏.‏ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَأَى الْجَنَازَةَ قَامَ ثُمَّ تَرَكَ ذَلِكَ بَعْدُ فَكَانَ لاَ يَقُومُ إِذَا رَأَى الْجَنَازَةَ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Leys b. Sa’d anlattı; (dedi ki:) Yahyâ b. Saîd’den, o Vâkıd’dan -ki o, Amr b. Sa’d b. Muâz’ın oğludur-, o Nâfi’ b. Cübeyr’den, o Mes’ûd b. el-Hakem’den, o da Alî b. Ebî Tâlib’den (naklettiğine göre): Kendisine, cenazeler (yere) konuluncaya kadar ayağa kalkılması zikredildi. Bunun üzerine Alî şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (önceleri) ayağa kalktı, sonra oturdu (kalkmadı).” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Hasen b. Alî ve İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasen sahihtir. Bu senette dört tâbiî birbirinden rivayet etmiştir. Bazı ilim ehlinin ameli buna göredir. Şâfiî dedi ki: Bu babda en sahih olan (hadis) budur. Bu hadis, “Cenazeyi gördüğünüz zaman ayağa kalkınız” şeklindeki ilk hadisi nesh edicidir. Ahmed dedi ki: Dilerse kalkar, dilerse kalkmaz. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den hem kalktığı hem de oturduğu rivayet edilmesini delil getirmiştir. İshâk b. İbrâhîm de böyle demiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî’nin “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cenazede ayağa kalktı sonra oturdu” sözünün manası şudur: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cenazeyi gördüğü zaman ayağa kalkardı, sonra bunu terk etti ve cenazeyi gördüğünde ayağa kalkmaz oldu.

1045. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَنَصْرُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْكُوفِيُّ، وَيُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ الْبَغْدَادِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا حَكَّامُ بْنُ سَلْمٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اللَّحْدُ لَنَا وَالشَّقُّ لِغَيْرِنَا ‏"‏ ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَعَائِشَةَ وَابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb, Nasr b. Abdurrahmân el-Kûfî ve Yûsuf b. Mûsâ el-Kattân el-Bağdâdî anlattılar; (dediler ki:) Bize Hakkâm b. Selm anlattı; (dedi ki:) Alî b. Abdile’lâ’dan, o babasından, o Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Lahit bizim, şak (düz çukur) ise bizim dışımızdakiler (başkaları) içindir.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Cerîr b. Abdullâh, Âişe, İbn Ömer ve Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi bu vecih ile gariptir.

1046. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أُدْخِلَ الْمَيِّتُ الْقَبْرَ - وَقَالَ أَبُو خَالِدٍ مَرَّةً إِذَا وُضِعَ الْمَيِّتُ فِي لَحْدِهِ قَالَ مَرَّةً ‏"‏ بِسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ وَعَلَى مِلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مَرَّةً ‏"‏ بِسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ وَعَلَى سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَرَوَاهُ أَبُو الصِّدِّيقِ النَّاجِيُّ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مَوْقُوفًا أَيْضًا ‏.‏

Bize Ebû Saîd el-Eşecc anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı; (dedi ki:) Bize Haccâc anlattı; (dedi ki:) Nâfi’den, o da İbn Ömer’den (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ölü kabre konulduğu zaman -Ebû Hâlid bir defasında; “Ölü lahde konulduğu zaman” dedi-; bir defasında şöyle buyurdu: “Bismillâhi ve billâhi ve alâ milleti Resûlillâh (Allah’ın adıyla, Allah ile ve Resûlullah’ın dini üzere).” Bir defasında da şöyle buyurdu: “Bismillâhi ve billâhi ve alâ sünneti Resûlillâh (Allah’ın adıyla, Allah ile ve Resûlullah’ın sünneti üzere).” Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu vecih ile hasen gariptir. Bu hadis İbn Ömer’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den başka vecihlerden de rivayet edilmiştir. Ebû’s-Sıddîk en-Nâcî bunu İbn Ömer’den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir. Ayrıca Ebû’s-Sıddîk en-Nâcî’den, o da İbn Ömer’den mevkûf olarak da rivayet edilmiştir.

1047. Hadis

حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ الطَّائِيُّ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ فَرْقَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَعْفَرَ بْنَ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ الَّذِي أَلْحَدَ قَبْرَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبُو طَلْحَةَ وَالَّذِي أَلْقَى الْقَطِيفَةَ تَحْتَهُ شُقْرَانُ مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ جَعْفَرٌ وَأَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي رَافِعٍ قَالَ سَمِعْتُ شُقْرَانَ يَقُولُ أَنَا وَاللَّهِ طَرَحْتُ الْقَطِيفَةَ تَحْتَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقَبْرِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ شُقْرَانَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَرَوَى عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ فَرْقَدٍ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏

Bize Zeyd b. Ahzem et-Tâî el-Basrî anlattı; (dedi ki:) Bize Osmân b. Farkad anlattı; (dedi ki:) Ca’fer b. Muhammed’i, babasından (şöyle naklederken) işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in kabrine lahdi kazan Ebû Talha’dır. Altına kadife örtüyü seren ise Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in azatlısı Şukrân’dır. Ca’fer dedi ki: Bana Ubeydullâh b. Ebî Râfi’ haber verdi; (dedi ki:) Şukrân’ı şöyle derken işittim: “Vallahi, kabirde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in altına kadife örtüyü ben serdim.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Şukrân hadisi hasen gariptir. Alî b. el-Medînî bu hadisi Osmân b. Farkad’dan rivayet etmiştir.

1048. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جُعِلَ فِي قَبْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَطِيفَةٌ حَمْرَاءُ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَيَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏.‏ وَهَذَا أَصَحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَى شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ الْقَصَّابِ، وَاسْمُهُ، عِمْرَانُ بْنُ أَبِي عَطَاءٍ وَرُوِيَ عَنْ أَبِي جَمْرَةَ الضُّبَعِيِّ، وَاسْمُهُ، نَصْرُ بْنُ عِمْرَانَ وَكِلاَهُمَا مِنْ أَصْحَابِ ابْنِ عَبَّاسٍ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ كَرِهَ أَنْ يُلْقَى، تَحْتَ الْمَيِّتِ فِي الْقَبْرِ شَيْءٌ ‏.‏ وَإِلَى هَذَا ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; (dedi ki:) Şu’be’den, o Ebû Hamza’dan, o da İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kabrine kırmızı bir kadife örtü konuldu. (Râvi) dedi ki: Muhammed b. Beşşâr başka bir yerde şöyle dedi: Bize Muhammed b. Ca’fer ve Yahyâ, Şu’be’den, o Ebû Cemre’den, o da İbn Abbâs’tan anlattı. (Tirmizî dedi ki:) Bu (Ebû Cemre rivayeti) daha sahihtir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasendir. Şu’be, Ebû Hamza el-Kassâb’dan -ki ismi İmrân b. Ebî Atâ’dır- rivayet etmiştir. Yine (Şu’be) Ebû Cemre ed-Dubaî’den -ki ismi Nasr b. İmrân’dır- rivayet etmiştir. Her ikisi de İbn Abbâs’ın ashabındandır. İbn Abbâs’tan, kabirde ölünün altına bir şey konulmasını mekruh gördüğü de rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehli bu görüşe gitmişlerdir.

1049. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، أَنَّ عَلِيًّا، قَالَ لأَبِي الْهَيَّاجِ الأَسَدِيِّ أَبْعَثُكَ عَلَى مَا بَعَثَنِي بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنْ لاَ تَدَعَ قَبْرًا مُشْرِفًا إِلاَّ سَوَّيْتَهُ وَلاَ تِمْثَالاً إِلاَّ طَمَسْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَلِيٍّ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَكْرَهُونَ أَنْ يُرْفَعَ الْقَبْرُ فَوْقَ الأَرْضِ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ أَكْرَهُ أَنْ يُرْفَعَ الْقَبْرُ إِلاَّ بِقَدْرِ مَا يُعْرَفُ أَنَّهُ قَبْرٌ لِكَيْلاَ يُوطَأَ وَلاَ يُجْلَسَ عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân anlattı; (dedi ki:) Habîb b. Ebî Sâbit’ten, o Ebû Vâil’den (naklettiğine göre) Alî, Ebû’l-Heyyâc el-Esedî’ye şöyle demiştir: Seni, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in beni gönderdiği bir görevle gönderiyorum: “Yüksek bir kabir bırakmayıp düzeltmen (yere eşit veya az yüksek kılman) ve hiçbir suret (heykel/resim) bırakmayıp silmen (yok etmen) üzere (gönderiyorum).” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Câbir’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Alî hadisi hasendir. Bazı ilim ehlinin ameli buna göredir; kabrin yerden (fazla) yükseltilmesini mekruh görürler. Şâfiî dedi ki: Kabrin, kabir olduğu bilinecek kadar (bir karış) dışında yükseltilmesini mekruh görürüm; (bu kadarı) üzerine basılmaması ve oturulmaması içindir.

1050. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، عَنْ أَبِي مَرْثَدٍ الْغَنَوِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَجْلِسُوا عَلَى الْقُبُورِ وَلاَ تُصَلُّوا إِلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَمْرِو بْنِ حَزْمٍ وَبَشِيرِ ابْنِ الْخَصَاصِيَةِ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullâh b. el-Mübârek anlattı; (dedi ki:) Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir’den, o Busr b. Ubeydullâh’tan, o Ebû İdrîs el-Havlânî’den, o Vâsile b. el-Eska’dan, o da Ebû Mersed el-Ğanevî’den (naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kabirlerin üzerine oturmayınız ve onlara doğru namaz kılmayınız.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Hureyre, Amr b. Hazm ve Beşîr b. el-Hasâsiye’den de hadis rivayet edilmiştir. Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; (dedi ki:) Bize Abdurrahmân b. Mehdî anlattı; (dedi ki:) Abdullâh b. el-Mübârek’ten bu isnat ile benzerini rivayet etmiştir.

1051. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، وَأَبُو عَمَّارٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، عَنْ أَبِي مَرْثَدٍ الْغَنَوِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ وَلَيْسَ فِيهِ عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ وَهَذَا الصَّحِيحُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى قَالَ مُحَمَّدٌ وَحَدِيثُ ابْنِ الْمُبَارَكِ خَطَأٌ أَخْطَأَ فِيهِ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَزَادَ فِيهِ عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ وَإِنَّمَا هُوَ بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ هَكَذَا رَوَى غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ وَلَيْسَ فِيهِ عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ وَبُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ قَدْ سَمِعَ مِنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ ‏.‏

Bize Alî b. Hucr ve Ebû Ammâr anlattılar; (dediler ki:) Bize Velîd b. Müslim haber verdi; (dedi ki:) Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir’den, o Busr b. Ubeydullâh’tan, o Vâsile b. el-Eska’dan, o da Ebû Mersed el-Ğanevî’den (naklettiğine göre) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (önceki hadisin) benzerini rivayet etmiştir. Bu senette Ebû İdrîs yoktur ve sahih olan budur. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed (Buhârî) şöyle dedi: İbnü’l-Mübârek’in hadisi hatalıdır. İbnü’l-Mübârek onda hata etmiş ve senette “Ebû İdrîs el-Havlânî’den” (ifadesini) ziyade etmiştir. Oysa bu (hadis) ancak Busr b. Ubeydullâh’ın Vâsile b. el-Eska’dan rivayetidir. Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir’den, birden fazla kişi böylece rivayet etmiştir ve (bu rivayetlerde) “Ebû İdrîs el-Havlânî’den” ziyadesi yoktur. Busr b. Ubeydullâh, Vâsile b. el-Eska’dan (bizzat) işitmiştir.

1052. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَسْوَدِ أَبُو عَمْرٍو الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُجَصَّصَ الْقُبُورُ وَأَنْ يُكْتَبَ عَلَيْهَا وَأَنْ يُبْنَى عَلَيْهَا وَأَنْ تُوطَأَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ قَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ وَقَدْ رَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْهُمُ الْحَسَنُ الْبَصْرِيُّ فِي تَطْيِينِ الْقُبُورِ ‏.‏ وَقَالَ الشَّافِعِيُّ لاَ بَأْسَ أَنْ يُطَيَّنَ الْقَبْرُ ‏.‏

Bize Abdurrahmân b. el-Esved Ebû Amr el-Basrî anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. Rabîa anlattı; (dedi ki:) İbn Cüreyc’den, o Ebû’z-Zübeyr’den, o da Câbir’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kabirlerin kireçlenmesini (alçılanmasını), üzerine yazı yazılmasını, üzerine bina yapılmasını ve çiğnenmesini (ayakla basılmasını) yasakladı. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Câbir’den başka vecihlerden de rivayet edilmiştir. Hasan el-Basrî’nin de aralarında bulunduğu bazı ilim ehli, kabirlerin çamurlanmasına (üzerine çamur sürülüp düzeltilmesine) ruhsat vermişlerdir. Şâfiî dedi ki: Kabrin çamurlanmasında bir sakınca yoktur.

1053. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ، عَنْ أَبِي كُدَيْنَةَ، عَنْ قَابُوسِ بْنِ أَبِي ظَبْيَانَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقُبُورِ الْمَدِينَةِ فَأَقْبَلَ عَلَيْهِمْ بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ الْقُبُورِ يَغْفِرُ اللَّهُ لَنَا وَلَكُمْ أَنْتُمْ سَلَفُنَا وَنَحْنُ بِالأَثَرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ بُرَيْدَةَ وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو كُدَيْنَةَ اسْمُهُ يَحْيَى بْنُ الْمُهَلَّبِ وَأَبُو ظَبْيَانَ اسْمُهُ حُصَيْنُ بْنُ جُنْدُبٍ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb anlattı; (dedi ki:) Bize Muhammed b. es-Salt anlattı; (dedi ki:) Ebû Küdeyne’den, o Kâbûs b. Ebî Zabyân’dan, o babasından, o da İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Medine kabristanına uğradı. Yüzünü onlara (kabirlere) döndü ve şöyle buyurdu: “Selam size ey kabir ehli! Allah bizi ve sizi bağışlasın. Sizler bizim selefimizsiniz (bizden önce gidenlerimizsiniz), biz de (sizin) izinizdeyiz (arkanızdan geleceğiz).” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Büreyde ve Âişe’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen gariptir. Ebû Küdeyne’nin ismi Yahyâ b. el-Mühelleb’dir. Ebû Zabyân’ın ismi ise Husayn b. Cündüb’dür.

1054. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ النَّبِيلُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قَدْ كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَقَدْ أُذِنَ لِمُحَمَّدٍ فِي زِيَارَةِ قَبْرِ أُمِّهِ فَزُورُوهَا فَإِنَّهَا تُذَكِّرُ الآخِرَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ بُرَيْدَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ لاَ يَرَوْنَ بِزِيَارَةِ الْقُبُورِ بَأْسًا ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr, Mahmûd b. Ğaylân ve el-Hasen b. Alî el-Hallâl anlattılar; (dediler ki:) Bize Ebû Âsım en-Nebîl anlattı; (dedi ki:) Bize Süfyân anlattı; (dedi ki:) Alkame b. Mersed’den, o Süleymân b. Büreyde’den, o da babasından (naklettiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sizi kabirleri ziyaret etmekten nehyetmiştim. Fakat Muhammed’e annesinin kabrini ziyaret etmesi için izin verildi. Artık onları ziyaret ediniz. Çünkü onlar (kabirler) ahireti hatırlatır.” (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd, İbn Mes’ûd, Enes, Ebû Hureyre ve Ümmü Seleme’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Büreyde hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin ameli buna göredir; kabirlerin ziyaret edilmesinde bir sakınca görmezler. İbnü’l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk’ın görüşü budur.

1055. Hadis

حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ تُوُفِّيَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ بِحُبْشِيٍّ ‏.‏ قَالَ فَحُمِلَ إِلَى مَكَّةَ فَدُفِنَ فِيهَا فَلَمَّا قَدِمَتْ عَائِشَةُ أَتَتْ قَبْرَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ فَقَالَتْ وَكُنَّا كَنَدْمَانَىْ جَذِيمَةَ حِقْبَةً مِنَ الدَّهْرِ حَتَّى قِيلَ لَنْ يَتَصَدَّعَا فَلَمَّا تَفَرَّقْنَا كَأَنِّي وَمَالِكًا لِطُولِ اجْتِمَاعٍ لَمْ نَبِتْ لَيْلَةً مَعَا ثُمَّ قَالَتْ وَاللَّهِ لَوْ حَضَرْتُكَ مَا دُفِنْتَ إِلاَّ حَيْثُ مُتَّ وَلَوْ شَهِدْتُكَ مَا زُرْتُكَ ‏.‏

Bize el-Huseyn b. Hureys anlattı; (dedi ki:) Bize Îsâ b. Yûnus anlattı; (dedi ki:) İbn Cüreyc’den, o Abdullâh b. Ebî Müleyke’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Abdurrahmân b. Ebî Bekr, Hubşî denilen yerde vefat etti. Mekke’ye taşındı ve oraya defnedildi. Âişe (Mekke’ye) geldiğinde Abdurrahmân b. Ebî Bekr’in kabrine geldi ve şöyle dedi: “Cezîme’nin iki nedimi (sohbet arkadaşı) gibiydik bir zamanlar, Öyle ki; ‘Asla ayrılmazlar’ denilirdi. Fakat ayrıldığımızda, sanki ben ve Mâlik, Uzun birlikteliğimize rağmen bir gece bile beraber kalmamış gibi olduk.” Sonra şöyle dedi: “Vallahi eğer (vefatında) yanında bulunsaydım, öldüğün yer dışında bir yere gömülmezdin. Ve eğer (ölümüne) şahit olsaydım, seni (şimdi) ziyaret etmezdim.”

1056. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ زَوَّارَاتِ الْقُبُورِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَحَسَّانَ بْنِ ثَابِتٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ هَذَا كَانَ قَبْلَ أَنْ يُرَخِّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَلَمَّا رَخَّصَ دَخَلَ فِي رُخْصَتِهِ الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّمَا كُرِهَ زِيَارَةُ الْقُبُورِ لِلنِّسَاءِ لِقِلَّةِ صَبْرِهِنَّ وَكَثْرَةِ جَزَعِهِنَّ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; (dedi ki:) Bize Ebû Avâne anlattı; (dedi ki:) Ömer b. Ebî Seleme’den, o babasından, o da Ebû Hureyre’den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kabirleri çokça ziyaret eden kadınlara lanet etti. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Abbâs ve Hassân b. Sâbit’ten de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bazı ilim ehli, bunun Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in kabir ziyaretine izin vermesinden önce olduğu görüşündedir. (Nebi) izin verince, erkekler ve kadınlar onun iznine dâhil olmuştur. Bazıları da: “Kadınların kabirleri ziyaret etmesi, sabırlarının azlığı ve sızlanmalarının çokluğu sebebiyle mekruh görülmüştür” demişlerdir.

1057. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو السَّوَّاقُ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ قَبْرًا لَيْلاً فَأُسْرِجَ لَهُ سِرَاجٌ فَأَخَذَهُ مِنْ قِبَلِ الْقِبْلَةِ وَقَالَ ‏ "‏ رَحِمَكَ اللَّهُ إِنْ كُنْتَ لأَوَّاهًا تَلاَّءً لِلْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَيَزِيدَ بْنِ ثَابِتٍ وَهُوَ أَخُو زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ أَكْبَرُ مِنْهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا وَقَالُوا يُدْخَلُ الْمَيِّتُ الْقَبْرَ مِنْ قِبَلِ الْقِبْلَةِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ يُسَلُّ سَلاًّ ‏.‏ وَرَخَّصَ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي الدَّفْنِ بِاللَّيْلِ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb ve Muhammed b. Amr es-Sevvâk anlattılar; (dediler ki:) Bize Yahyâ b. el-Yemân anlattı; (dedi ki:) Minhâl b. Halîfe’den, o Haccâc b. Ertât’tan, o Atâ’dan, o da İbn Abbâs’tan (naklettiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin bir kabre girdi. Kendisi için bir kandil yakıldı. Onu (cenazeyi) kıble tarafından (alarak kabre) koydu ve şöyle buyurdu: “Allah sana rahmet etsin. Gerçekten sen çokça dua edip sızlanan (evvâh) ve Kur’an’ı çok okuyan biriydin.” Ve onun üzerine dört tekbir getirdi. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Câbir ve Yezîd b. Sâbit’ten de hadis rivayet edilmiştir. Yezîd, Zeyd b. Sâbit’in kardeşidir ve ondan büyüktür. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasendir. Bazı ilim ehli bu görüşe giderek: “Ölü, kabre kıble tarafından konulur” demişlerdir. Bazıları ise: “(Ayak ucundan) yavaşça çekilerek konulur” demişlerdir. İlim ehlinin çoğu geceleyin defnetmeye ruhsat vermiştir.

1058. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مُرَّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِجَنَازَةٍ فَأَثْنَوْا عَلَيْهَا خَيْرًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَجَبَتْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَنْتُمْ شُهَدَاءُ اللَّهِ فِي الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَكَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî’ anlattı; (dedi ki:) Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; (dedi ki:) Bize Humeyd haber verdi; (dedi ki:) Enes’ten (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanından bir cenaze geçirildi. (Oradakiler) ondan hayırla (övgüyle) bahsettiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Vacip oldu” buyurdu. Sonra da: “Sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz” buyurdu. (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Ömer, Ka’b b. Ucre ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahihtir.

1059. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَزَّازُ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي الْفُرَاتِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَجَلَسْتُ إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَمَرُّوا بِجَنَازَةٍ فَأَثْنَوْا عَلَيْهَا خَيْرًا فَقَالَ عُمَرُ وَجَبَتْ ‏.‏ فَقُلْتُ لِعُمَرَ وَمَا وَجَبَتْ قَالَ أَقُولُ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ لَهُ ثَلاَثَةٌ إِلاَّ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْنَا وَاثْنَانِ قَالَ ‏"‏ وَاثْنَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَلَمْ نَسْأَلْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوَاحِدِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَأَبُو الأَسْوَدِ الدِّيلِيُّ اسْمُهُ ظَالِمُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سُفْيَانَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ ve Hârûn b. Abdullâh el-Bezzâz anlattılar; (dediler ki:) Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; (dedi ki:) Bize Dâvûd b. Ebî’l-Furât anlattı; (dedi ki:) Bize Abdullâh b. Büreyde anlattı; (dedi ki:) Ebû’l-Esved ed-Dîlî’den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: Medine’ye geldim ve Ömer b. el-Hattâb’ın yanına oturdum. O sırada bir cenaze ile geçtiler. (Oradakiler) ondan hayırla bahsettiler. Ömer: “Vacip oldu” dedi. Ömer’e: “Ne vacip oldu?” dedim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dediği gibi diyorum. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu: “Hangi Müslüman için üç kişi (hayırla) şahitlik ederse, cennet ona vacip olur.” (Ömer) dedi ki: “İki kişi (şahitlik ederse)?” dedik. “İki kişi de (olsa)” buyurdu. (Ömer) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kişiyi sormadık. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû’l-Esved ed-Dîlî’nin ismi Zâlim b. Amr b. Süfyân’dır.

1060. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمُوتُ لأَحَدٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَتَمَسَّهُ النَّارُ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَمُعَاذٍ وَكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ وَعُتْبَةَ بْنِ عَبْدٍ وَأُمِّ سُلَيْمٍ وَجَابِرٍ وَأَنَسٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي ثَعْلَبَةَ الأَشْجَعِيِّ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَقُرَّةَ بْنِ إِيَاسٍ الْمُزَنِيِّ ‏.‏ قَالَ وَأَبُو ثَعْلَبَةَ الأَشْجَعِيُّ لَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدِيثٌ وَاحِدٌ هُوَ هَذَا الْحَدِيثُ وَلَيْسَ هُوَ الْخُشَنِيَّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik b. Enes'ten anlattı. (H) Yine bize Ensârî, Ma'n'dan; o da Mâlik b. Enes'ten; o İbn Şihâb'dan; o Saîd b. el-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Müslümanlardan herhangi birinin üç çocuğu ölür de ona ateş dokunursa, bu ancak yemin yerini bulsun diye (yapılan uğramadan) ibarettir." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Ömer, Muâz, Ka'b b. Mâlik, Utbe b. Abd, Ümmü Süleym, Câbir, Enes, Ebû Zer, İbn Mes'ûd, Ebû Sa'lebe el-Eşce'î, İbn Abbâs, Ukbe b. Âmir, Ebû Saîd ve Kurre b. İyâs el-Müzenî'den de hadis rivayet edilmiştir. Tirmizî dedi ki: Ebû Sa'lebe el-Eşce'î'nin Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği tek hadis budur. Bu râvi (başka bir sahabi olan) el-Huşenî değildir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir.

1061. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الْعَوَّامُ بْنُ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ قَدَّمَ ثَلاَثَةً لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ كَانُوا لَهُ حِصْنًا حَصِينًا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو ذَرٍّ قَدَّمْتُ اثْنَيْنِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَاثْنَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ سَيِّدُ الْقُرَّاءِ قَدَّمْتُ وَاحِدًا قَالَ ‏"‏ وَوَاحِدًا وَلَكِنْ إِنَّمَا ذَاكَ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ ‏.‏ وَأَبُو عُبَيْدَةَ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ أَبِيهِ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı. Bize İshâk b. Yûsuf anlattı. Bize Avvâm b. Havşeb, Ömer b. el-Hattâb'ın azatlısı Ebû Muhammed'den; o Ebû Ubeyde b. Abdullâh b. Mes'ûd'dan; o da Abdullâh (b. Mes'ûd)'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğunu önceden (ahirete) gönderirse, bu çocuklar onun için ateşe karşı sağlam bir kale olurlar." Bunun üzerine Ebû Zer dedi ki: "Ben iki çocuk gönderdim." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İki çocuk (gönderen) için de durum aynıdır," buyurdu. Kurrâ'nın (Kur'an okuyucularının) efendisi Übey b. Ka'b dedi ki: "Ben bir çocuk gönderdim." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir çocuk (gönderen) için de durum aynıdır. Ancak bu (sevap), (ölüm haberi alındığı andaki) ilk sarsıntı sırasında (sabredilmesi) şartıyla geçerlidir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Ayrıca Ebû Ubeyde babasından hadis işitmemiştir.

1062. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَأَبُو الْخَطَّابِ، زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْبَصْرِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ بَارِقٍ الْحَنَفِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ جَدِّي أَبَا أُمِّي، سِمَاكَ بْنَ الْوَلِيدِ الْحَنَفِيَّ يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ كَانَ لَهُ فَرَطَانِ مِنْ أُمَّتِي أَدْخَلَهُ اللَّهُ بِهِمَا الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ لَهُ عَائِشَةُ فَمَنْ كَانَ لَهُ فَرَطٌ مِنْ أُمَّتِكَ قَالَ ‏"‏ وَمَنْ كَانَ لَهُ فَرَطٌ يَا مُوَفَّقَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَمَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ فَرَطٌ مِنْ أُمَّتِكَ قَالَ ‏"‏ فَأَنَا فَرَطُ أُمَّتِي لَنْ يُصَابُوا بِمِثْلِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ بَارِقٍ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ غَيْرُ وَاحِدٍ مِنَ الأَئِمَّةِ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الْمُرَابِطِيُّ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ بَارِقٍ، فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏ وَسِمَاكُ بْنُ الْوَلِيدِ هُوَ أَبُو زُمَيْلٍ الْحَنَفِيُّ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî ve Ebu'l-Hattâb Ziyâd b. Yahyâ el-Basrî anlattılar. Dediler ki: Bize Abdu Rabbih b. Bârik el-Hanefî anlattı. Dedi ki: Dedem Ebu Ümmî Simâk b. el-Velîd el-Hanefî'yi, İbn Abbâs'tan şöyle naklederken işittim: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Ümmetimden kimin (ahirete) önceden gönderdiği iki çocuğu olursa, Allah o kimseyi bu iki çocuk sebebiyle cennete koyar." Bunun üzerine Âişe: "(Ya Resûlallah!) Ümmetinden (önden giden) bir çocuğu olanın durumu nedir?" diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey (hayra) muvaffak kılınmış kişi! Bir çocuğu olan için de durum böyledir," buyurdu. Âişe: "Peki ümmetinden hiç çocuğu (önden gitmiş) olmayanın durumu nedir?" dedi. Resûlullah: "Ben ümmetimin (ahiretteki en büyük) öncüsüyüm (Farat). Onlar asla benim gibisiyle (benim vefatımdan daha büyük bir musibetle) karşılaşmayacaklardır," buyurdu. Tirmizî dedi ki: Bu hadis hasen gariptir. Biz bunu sadece Abdu Rabbih b. Bârik'in rivayetinden bilmekteyiz. İmamlardan pek çoğu ondan hadis rivayet etmiştir. Bize Ahmed b. Saîd el-Murâbitî anlattı. Bize Habbân b. Hilâl anlattı. Bize Abdu Rabbih b. Bârik haber verdi ve bu hadisin benzerini zikretti. Simâk b. el-Velîd, Ebû Zümeyl el-Hanefî'dir.

1063. Hadis

حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الشُّهَدَاءُ خَمْسٌ الْمَطْعُونُ وَالْمَبْطُونُ وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَصَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ وَجَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ وَخَالِدِ بْنِ عُرْفُطَةَ وَسُلَيْمَانَ بْنِ صُرَدٍ وَأَبِي مُوسَى وَعَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ensârî anlattı. Bize Ma'n anlattı. Bize Mâlik anlattı. (H) Yine bize Kuteybe, Mâlik'ten; o Sümeyy'den; o Ebû Sâlih'ten; o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şehitler beştir: Vebadan ölen (Mat'ûn), karın hastalığından ölen (Mabtûn), suda boğulan (Garîk), yıkıntı altında kalan (Sâhibu'l-hedm) ve Allah yolunda şehit olan." Tirmizî dedi ki: Bu konuda Enes, Safvân b. Ümeyye, Câbir b. Atîk, Hâlid b. Urfuta, Süleyman b. Surad, Ebû Mûsâ ve Âişe'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir.

1064. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَسْبَاطِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو سِنَانٍ الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ السَّبِيعِيِّ، قَالَ قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ صُرَدٍ لِخَالِدِ بْنِ عُرْفُطَةَ أَوْ خَالِدٌ لِسُلَيْمَانَ أَمَا سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَهُ بَطْنُهُ لَمْ يُعَذَّبْ فِي قَبْرِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ فِي هَذَا الْبَابِ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏

Bize Ubeyd b. Esbât b. Muhammed el-Kuraşî el-Kûfî anlattı. Bize babam anlattı. Bize Ebû Sinân eş-Şeybânî, Ebû İshâk es-Sebîî'den naklederek anlattı. Dedi ki: Süleyman b. Surad, Hâlid b. Urfuta'ya -yahut Hâlid, Süleyman'a- şöyle dedi: "Sen Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in; 'Karnı(ndaki hastalık sebebiyle) ölen kimse kabirde azap görmez,' buyurduğunu işitmedin mi?" Onlardan biri diğerine: "Evet (işittim)," cevabını verdi. Tirmizî dedi ki: Bu hadis bu konuda hasen gariptir. Bu hadis başka bir yolla da rivayet edilmiştir.

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.